www.cakal.net Forumları YabadabaDuuuee

www.cakal.net Forumları YabadabaDuuuee (https://www.cakal.net/index.php)
-   Eskiler (Arşiv) (https://www.cakal.net/forumdisplay.php?f=188)
-   -   Yusuf Ziya Leblebici (https://www.cakal.net/showthread.php?t=137019)

GooD aNd EvıL 11-18-2008 08:07 PM

Turnam turnam

Ay buluta daldığında
Yıldızlarım kaçtığında
*******im çekilmiyor
Gündüzlerim kararınca

Turnam turnam söyle bana
Sevda bana hasret bana
Madem ayrı düşecektik
Niye girdik bu sevdaya

Kime nasıl güveneyim
Senden gayrı dost bileyim
Ellerini bana ver de
Kanatlarında gideyim

Bulutlarda uçur beni
Yare doğru götür beni
Sevdaları doldurup da
Aşk meyinden içir beni

Ben ne ettim bilmiyorum
Sevdiğimden geçmiyorum
Turnam turnam söyle bana
Neden böyle çekiyorum

Yusuf Ziya'm hasta düştüm
Bu hasretten dara düştüm
Turnam turnam söyle bana
Ateşten bir nara düştüm

GooD aNd EvıL 11-18-2008 08:07 PM

Türkü olur...

Mermi seslerinden sağır olmuş kulaklarıma
Rüzgarın getirdiği bir türküydü bu.
Bir kısrak kımızının sarhoşluğunda
Sevdalı güllerin bülbülüydü bu.

Bağrımda bağdaş kuran bağlama
Şafaklarımda girerse halaya
Bu tellerin çağrısı
Kulaklarımda dizilir kolkola.
Gurbet elde sevdalıları yakan
Bir türküdür bu, destanlardan akan
Döşümde ağlayan, böğrümde sızlanan
Bir yavuklunun dilidir
kulaklarımda çınlayan...

Hasret,
Sıla ve sevda
girmişse kolkola
dağda bir eşkiya
yüreklerde derin yara.
Hele de, yollar yatmışsa uykuya
Kağnı sesi bile
türkü olur kulaklarıma...

GooD aNd EvıL 11-18-2008 08:08 PM

Türkülerde yaşadım...

Seni; iğde kokularıyla
çektim içime
Anadolu bağlarında.
Köylerim kültürümsü havası
buğdayların sarısı
kağnıların gıcırtısıyla
oturdun yüreğime...

Seni; tandırların kokusuyla
katmer tadıyla,
anamın şefkatiyle soludum.
Derelerden içtim seni
yudum yudum...

Bağdaki koruklarda
okşadım seni,
dalındaki her taneni.
Kavallarda dinledim seni
Anadolu'nun nefesinde
türkülerde yaşadım seni...

GooD aNd EvıL 11-18-2008 08:08 PM

Udun ağlasın...

Uduyla dertleşen baba
Vur mızrabı teller ağlasın
Söyle şu tahta dünyana
Söyle de udun ağlasın

Kendimi unutturacak
Dertlerimi boşaltacak
Gözmü kaldı ağlayacak
Gözlerde udun ağlasın

Kırma beni Udi Baba
Sabaha zaman çok daha
Düşmüşüm ya bu efkara
Efkarda udun ağlasın

Udunda benim gözlerim
Şarkında benim dertlerim
Elinde benim isteğim
Söyle de udun ağlasın

GooD aNd EvıL 11-18-2008 08:08 PM

Ulan Mustafa...

Sen gitmeden önce ne yapıyorsam
şimdi de onu yapıyorum.
Hani, sabahları kalkınca
suratımız dönerdi muşmulaya.
Bu günün farkı yok dünden
yine her sabah pantolona bir tekme
gömleğe santrfor kafası çakıyorum.
Yine adımlarım aynı, hiç uzamamış
dinlediğimiz sanatçılar hiç kocamamış...

Ulan Mustafa,
meğer beni hep kandırmışsın
hani yarınlar değişkendi, farklı olacaktı?
Hiç bir şey değişmedi gittiğinden beri.
Hovardalık yaptığımız yerler
kafaları çektiğimiz köşeler.
Her yer aynı,
sadece üzerine geçirilmiş maskeler.
Dertler bile aynı...
Hani sen gitmeden bir gün öncesi
sevgilin birini bulmuştu da dert yanıyordun
o kaltak,
hala o zıpırın gölgesi.
Hani sokaklardaki
kör lambalara küfrediyordun
sadece camlarını değiştirmişler
kafesine gözlük geçirmişler.
Hani at kestanelerini toplayıp da
çaktırmadan, kızların bacaklarına atardık.
Faytonların arkasına asılıp
telleriyle ellerimizi yırtardık.
At kestaneleri aynı ağaçta çıkıyor
kızların bacakları yine var.
Faytonlara biraz süs eklenmiş
adına nostalji deniyor.
Lakin,
bir sen
bir de ben silinmiş...

Ulan Mustafa,
hani, ikimizin adı da gıcıktı
ağızları mühür değil ya
çoğuna göre kafalarımız kaçıktı.
Ama bilmedikleri çok şey vardı
Sendeki yürekle bendeki yürek
birer dağ kadardı.
İşte böyle Mustafa,
veya lakabınla kuru tahta.
Sen aklıma geldiğinde
unutamadığım o kadar çok şey var ki.
Hele yüreğine kızgın yağları döken
yumuşacık kalbini usturayla çizen
o nankör var ya,
hani senin çocukluk aşkın.
O zengin fırlamanın etrafında
bir fırıldak gibi dönüp
ayaklarının altında seni ezen
işte o kız,
yüreğime senden bir hatıra.
Seni nasıl da silmişti bir kaç kuruş için
aklınca, saadeti parada sanıyordu
ama mutluluğun yürekte olduğunu bilmiyordu.
Şimdi ne oldu,
zengin fırlama terkedip gitti onu.
Etme bulma dünyası ya
adı gibi, o da kaltak oldu...

Ulan Mustafa, ulan kuru tahta
sana tahta diye diye
tahtalarla gönderdik seni.
Uğruna canımı veririm diyordum
tekerlek olup da gönderdim seni.
Bana diyordun ama,
esas sahtekar senmişsin.
Yıllarca kandırdın beni,
hani ayrılmayacaktık.
Hani dertlere,
çilelere kılıç çekip
yılmadan savaşacaktık.
Beni bırakıp da gittin
hem de dönmemek üzere.
Ulan beni attın da gittin
bu yaban ellere...

GooD aNd EvıL 11-18-2008 08:08 PM

Ulan sigara! ..

Ulan sigara, ulan hıyarağa
Bu güne kadar ne verdin ki bana
Yıllardır sana bağlandığım kadar
Bağlanmadım yaşadığım dünyaya

Senden çektiğim ne, dumandan başka
Ben nasıl düşmüşüm böyle bir aşka
Dünya bir tarafa, sen bir tarafa
Yaktın beni, yaktın ulan sigara

Karıma dokunmadım senin kadar
Çektiğim duman ciğerime zarar
Sevinçte, dertte gözün bana bakar
Ulan sigara, zevkin beni yakar

GooD aNd EvıL 11-18-2008 08:08 PM

Ulucan

Öyle bir yerdeyim sorma sevdiğim
Duvarlar ardında bil ki zordayım
İşliyor içime donar yüreğim
Ulucan içinde yanan kordayım

Üç beş metrekare volta alanı
Ezberledim inan her bir yanını
Koğuştan bahçeye yürürken her gün
Her adımda saydım senin adını

Hasretin göğsümde sızlayan ağrı
Yüreğim bu yükü çekmiyor gayrı
İşlediğin mendil şahittir buna
Şu yorgun gözlerin dinmiyor yaşı

Duvarın dışından bir rüzgar esti
Dillere düşen şu sesleri kesti
Ulucan’ın teli engel olamaz
Bana uçan kuşla selam mı geldi

Yarın görüş günü gelecek misin
Seni çok özledim diyecek misin
Gözlerin gözüme baktığı zaman
Özgürlüğü tutup verecek misin

Ankara’da güneş var mı sevdiğim
Bir resmini çekip ver de bileyim
En güzel yerine kendini koy da
Hem özgürlüğü hem seni öpeyim

Gidip gelip sana attığım volta
Geri dönüp bana gelir nasılsa
Sen orada ben de burda mapusta
Her yerde sen varsın bu Ulucan’da

GooD aNd EvıL 11-18-2008 08:08 PM

Umudum...

Mor menekşenin tonunda gezen hayallerim
güneşi gördükçe canlanır, ayaklanır
yaprağının kaydıracındadır damlacıklarım
umudumun gemleri hep yarınımdadır

Bir kelimeyim yeni dillenen bebelerde
içtikleri sütün kaymağıyla günlerim
dünlerim ezilir altındaki bezlerde
bir umudum kalır yavruların gözlerinde

Şefkat beslerim ana gibi kendime
kucaklarım düşüncelerimi sımsıkı
umuda giden yolu beslerim göğsümde
sevgiye katık eylerim adımlarımı

GooD aNd EvıL 11-18-2008 08:08 PM

Umudumuz sizde oğlum...

Uğurlarda yıldız vardı
Yazılarda doğan aydı
Kaleminde mermi diye
Kahpelerce bombalandı

Aydınlara düşman boldur
Sen beynine ışık doldur
İlim irfan sende olsun
Karanlığa beyaz koydur

Yandı Maraş, yandı Çorum
Gençlerimiz kandı oğlum
İşkenceler can alırken
Patronlar da çaldı oğlum

Savaşa sürerler seni
Alanda ezerler seni
Hayatta zayıf kalırsan
Kurşuna dizerler seni

Kalemin bir silah olsun
Namlusuna barış dolsun
Cana kıymak çare değil
Umudumuz sizde oğlum

GooD aNd EvıL 11-18-2008 08:08 PM

Umut beklemeli...

İnsan yüzünün diğer yarısı
Hazanda delice esiyorsa,
Dökülmüş kuru bir yaprak gibi
Dünki mazilerin arasında
Yel misali uçuyorsa
Öbür yüzün de destek çıkmalı
Gelecek günleri karartmadan
Umutla açmalı yarınları

Umudu dost tutmalı kırmadan
Önündeki günleri yırtmadan
Bir yüzün her iki yarısı da
Yarına bakmalı usanmadan

Zamana çivi çakmışcasına
Boşa beklemenin faydası yok
Ayakların taşıyorsa seni
Yerinde durmanın anlamı yok

Yükü kaldırmak zor geliyorsa
Bu diyardan çıkıp gitmemeli
Uykudan şafakta uyanıyorsan
Gözün, günden umut beklemeli

İyi tutmalısın hayatını
Geçmişinden dersini alarak
Yeni sevdalara koşmalısın
Toprağı,zamanı dost tutarak

Kimvurduya giden dünlerinin
Yeşil yaprakları kuruduğunda
Geleceğini yeşertmelisin
Umutla bakmalısın yarına..


Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 12:00 AM

Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11   Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions, Inc.