www.cakal.net Forumları YabadabaDuuuee

www.cakal.net Forumları YabadabaDuuuee (https://www.cakal.net/index.php)
-   Eskiler (Arşiv) (https://www.cakal.net/forumdisplay.php?f=188)
-   -   Arzu Altınçiçek (https://www.cakal.net/showthread.php?t=132798)

GooD aNd EvıL 08-02-2008 09:28 AM

Göz yaşlarım / helllalik olsun '
Bileğimi sıkacaklar
Şişecek kollarımda kırmızı
Oysa yüreğimde her heyecanda
Açan çiçeğe verirdi rengini….
Şimdi geçici bir uykuya.

Bir iğne batacak derime.
Derine gidecek yavaşça karıncalar
Ve kollarıma yayılacak
Ve vücuduma

Kaça kadar sayacağım bilmiyorum
Ve yumacağım gözlerimi karanlığa
Belki rengarenk çiçekler karşılayacak beni
Belki ateş kapısında bekleyecek yüzsüz bekçi

Bekleyenler için uzayacak dakikalar
Saatler…
Mavi yapraklar dökülecek gözlerimdeki son damlalarda
Zaman duracak.

Sonra başak saçlarım kesilecek
Güneşe çaldığım
Rüzgara bıraktığım
Nefesini bıraktığım saçlarım…

Bedenimden çekilecek kan
Tenim soğuyacak,
Ateş basacak yüreğinizi
Gözleriniz asılacak saate
Bense çekimsiz savrulacağım

Tik taklara dizeceksiniz duaları
Ben duymayacağım

Bir film geçecek belki gözlerimden
Sebep olduğum yaşlar, kahkahalar
Uzanan ellerde bıraktığım ayrılıklar
Gönlümde yarım kalan sevdalar
Başını okşadığım sokak köpekleri dizilecek karşıma
Hiç bilmediğim köylerde
Mektubumu okuyan küçük eller açılacak belki Allah’a
Benden içtiğini bilmediği çorbanın
Hayrına duasını yollayacak belki yaşlı amca

Bildiklerimin canı acıyacak
Ben yarı ölü yatarken
Olur da dönmezsem
Çer çöp de olsa şiirlerim kalacak
İyi kötü anılarımı bırakacağım
Yaşadıklarıma, yaşadığım yerlerde
Kimi iyi ki oldu diyecek
Kimi hatamdı diyecek adımla anılmaya
Bense hep sevdim onu da, bunu da, şunu da
Herkese inandım “ ben gibi” sandığım için

Elele çok işler yapabiliriz diye baktıklarım
Karşımda oldukça
Daha güçlü kıldılar beni
Lekeledikçe kendi çamurlarına bulandılar belki de
Sıvamadım, boyamadım da kendimi renkli kuklalara özenip

Başımı koyduğunda başlıyor insanın kendiyle sınavı
Tüm keşkeleri, iyi kileri, boş verip de içinde yarım kalanları

Yüreğime kazıdıklarımı düşünmek istiyorum
Düşünebilirsem o halde!
Tek tek isminizi yazmak isterdim ama
Herkes bende kendinin ne olduğunu biliyor
Bilmeyenler de bilsin kimseye kırgın değilim

Yaralarımı sarmayı öğrendim gider ayak
Yaralarına tuz basarken can yarılarımın

Ola ki gelirsem geri
Ola ki kalkarsam yine
Saçlarım uzamadan, uzayacağım Van’a.
23 Nisan’ı kutlamaya

Ama ola ki sesim çıkmazsa
Dualarınızı hak ediyorsam
Gönderin peşim sıra
Yalnız ölmekten korkuyorum!

Gülayım der ki; yepyeni biri olarak geleceksin.
Ben hep “ben” kalarak gelsem daha iyi meleğim
Kendimden başkasına olmadı ki zararım!
Hak katında nikahlımdı AŞK…

Hakkınızı helal edin… benden herkese helali hoş olsun.

**
Yarı bedeninle anam, seni sana da bırakabilirim, kızma.
Belki senle şafak sayamam ama
Hep şafağında olacak gözlerim gözbebeğim.
Suskun ve keskin dilim babam, suskularında kaldı belki içimdeki acılar
Misket gözlü cancağzım, hayatımın en büyük hediyesi “Şimalim”e iyi bak
Beyaz tüylü yarenim, sende zaten saklı isyanlarım

GooD aNd EvıL 08-02-2008 09:29 AM

Madalyon
I

Vitrin renkleri vurur yüzüme
Camları kırılır yorgun ruhumda.
Uzar gider önümde caddeler
Kaldırımlar küçülür ayaklarımda.

Bir araba yanaşır,
Bir araba, bir araba daha...

Gözler ayıplar,
görmem!
Diller uzanır, zaten her yerim lekeli,
duymam!

Sanırlar ki;
kolaydan geçer boğazımdan lokmam

İnançlarımı çaldılar benden,
Etim zaten hiç benim olmadı
Babası belirsiz bir kızım var benim de!
Hep ben mi suçluyum kaderden yana?

Sokağımı kaybetmiş, sokak kadınıyım
KADINIM da....

kimin umurunda?

II

Güneşin rengi düşer yazmama
Tenim kara, yüzüm derin nicedir
Ayağımda şalvar, bakmayın elimde kazmama
Toprak benim, ben toprağım nicedir

Akşam evde dokuz boğaz bekler de
Adam kahveden eve yol bilmez
Gücü ağır, bilek kalın derler de
Eli kumardan, gözü oynaştan iş bilmez

Adım Anadolu kadını aranızda
Neden yollar hep batıya düşer ?
Neden kısa etek peşinde adamlar
deyiverin hele, kadın ne yana düşer?

Yaşım yeni varmış otuza
Görüntüm elli olsa nicedir
Okuma yazma bilmem, adım sorma
- lan bak hele, der erim nicedir.

Kadınmışım, de bakem kadınlık ne haldır
Evlat, avrat, ana hep benimdir.
Ben dakka bulmamışam kendime
Günü bana vermişler ne haldır


Arzu Altınçiçek

GooD aNd EvıL 08-02-2008 09:29 AM

Mavi sende kalmalı
Güneşi doğurdu gözlerime gözlerin
Kirpiklerim gün ışığı saçtı güzelliğinde
Saçlarımda gökkuşağı vardı
Gökkuşağı altında elim ellerinde
Sen benim sonsuzluğa açılışımdın
Sonsuzluk mavide
Mavi gözlerinde
Gözlerin şiirlerimde..
Denizde mavi oysa
Ama çakılları var canımı acıtan
Girdabı var çeken karanlıklara
Yosunu bir karartı yukardan bakıldığında
Gökyüzü mavisi karabulutlar ardında kalır
Bazan kuşlar beyazlıklar yaratır
Beyaz saflığını hatırlatır
Gökyüzünü kurdeleyle sararmışcasına geçer kuş kanatları
Bir rüzgar çıkar...fırtınalar hatırlatır yüreğimdeki yangınları
Ya gözlerindeki mavinin dalgaları
Ya gülüşünün ardında saklıdır
Ya gözyaşlarınla yıkanır acıları
Oysa maviler hep mavi tadında kalmalı
Tadını tatmalı dudaklarım tuzunu mavinin
Takılı kalmalı bakışlarım bakışlarına
Sırf sana yakışıyor gökkuşağı her tonunda
Mavi sende kalmalı...kan rengi benim dudaklarımda


Arzu Altınçiçek

GooD aNd EvıL 08-02-2008 09:29 AM

Mavi tünel
Kısa bir yolculuk,
İki mavi arasında.
Yalnızlığıma eşlik eden iki beyazlık..
Martılar ve dalgalar.
Ne başı ne sonu olan mavi tünelde
Bir vapur güvertesinde
Karanlık ve ürkütücü
Koca bir İstanbul gözüme takılan


Arzu Altınçiçek

GooD aNd EvıL 08-02-2008 09:29 AM

Mayıs
Kış bitti
Tüm kışlıkları kaldırdım
Dökülen yaşlarımı da
ama
Bahar çocuğuyum diye mi ne
Nisan damlıyor yanağımdan
Mayıs'ı sımsıkı tutuyorum avucumda.


Arzu Altınçiçek

GooD aNd EvıL 08-02-2008 09:30 AM

Mayıs Akşamları
Çoktandır gözlerin düşmüyor sabahıma
Sıcaklığın düşmüyor tenime
Nicedir suskun içimde ki çocuk
Heyecanım durgun.
Çoktandır tutmuyor elin elimi
Gözlerine bakmayalı kaç gece oldu
Saçımı sermeyeli göğsüne
Durdu saatlerim
Çoktandır yeni beste düşmedi dilime
Ben yine
Yasemin kokulu akşamlarda
Şarkılardan fal tuttum
Kırmızı şarabım kadehimde
Yudumlarken anıları
Sensizliği haykırdım gök gürültülerinde
Hani sayacaktık yıldızları
Mayıs akşamlarında
Baharımdın...
Yaz'a kurduğum sarmaşık merdivenimdi bakışların
Şimdi kirpikleri batmakta yüreğime


Arzu Altınçiçek

GooD aNd EvıL 08-02-2008 09:30 AM

Mayıs yarası
Kelebeklerin beyaz kanatları göz alıyordu gelincik tarlasında. Mutluluğun nabzını çiziyordu. Ha düştü düşecek derken, sarıyla mavinin harmanladığı boşlukta taklalar atıyordu ve kendi duyduğunca söylüyordu şarkılarını.


Temmuzun ilk sıcaklarıydı ve kısa ömrünün üşüyen yanıydı yarını;

Aşk gibi...

İnişi dik bir yamacın başında gölgesi belirdi önce, sonra ağır aksak adımlarını getirdi, ıslığında yalnızlık türküsü. Sanki ayak izinin kaldığı her parke taşa damlası düşüyordu ya da kırılganlığı yansıyordu güneşin. Göz alıyordu uzayıp giden sokaklarda biçare kimliği.

Uzundu boyu ama saçlar olabildiğince kısaydı. Yeni görüntüsünün altında o kadar çelimsizdi ki; anlatsa derdini her dinleyen aynı şeyi söylerdi belki de:

- hadi canım, sen de! ! !


Kimse aşk uğruna bırakıp gelmezdi koca şehirden, küçük balıkçı kasabasına. Kimse bunca yıllık birikimini bir bilet karşılığı bırakmazdı ama “O”...diyordu, yaşamıma anlam veren. Göğsünün daraldığını hissetti ve her gelecek dakika daha da kesecekti soluğunu, kurtulmalıydı bu şehirden, tüm yaşanmışlıkları hiçe sayarak, gerekirse kimliğini bırakarak, gitmeliydi işte, ötesi var mıydı? Defalarca geceyi öldürdüğünde kirpik hamlesiyle, doğan her günden medet umuyordu özlemleri için. O’nu hatırlatan bir şarkı bile alıp götürürdü kıvılcımları, yerinde daha büyük yangınlar kalırdı da, göğsünde dağlardı anları ve anıları. Hep böyle yapmıyor muydu sanki!


Gidiyordu işte... bir, iki, üç...derken kaç şehir, kaç kasaba geçiyordu hiç saymadı, gerekte yoktu.

Gidiyordu işte... bilinmeze doğru.

Bu ilk vedasıydı kendine. Yol boyu cama vuran şehrin görüntüsünde, parmak uçlarıyla dokundu...uzanamadığı binaların çatılarına, ağaçların yapraklarına...rüzgara bıraktığı saçlarının uzantısına, yüz sürerdi bal gözlü. Otobanın karanlık yerlerinde bilmediği çukurlara düşüyordu dalgın ve nemli bakışları, tam bitti derken dokunuşları, yeni bir şehrin mavi tabelası kesiyordu korkuları.


Mevsimleri düşündü ve onu kucaklayan -yağmurun küçük ellerini-. O yüzden alışıktı yanaklarının ıslaklığına ve saçlarından kayan gri bulutların tenine işleyişine. Sıcağı hiç sevmiyordu, ne zaman ki bir Mayıs güneşinin yanığında kokladı sevda çiçeğini, o gün bugündür bırakmaz oldu sıcağı.


Bal rengi gözleri geliyordu aklına ve gözlerine sığdırdığı boğazdaki ışıl ışıl yıldızlar. Yedi tepenin kaçıncısındaydı bilmiyordu ama iki yakasını birleştirmişlerdi elleri kız kulesinde. Martılar diziliydi ve dalgaları cilveliydi alaca bulaca mavinin ve karanlık sular yuttu bir an her şeyi. En son geceyi hatırladı:


Kumlarda dizlerinin üstüne çöktüğü ve üstüne yıldızların yağdığı. Son soluğundaydı sanki, arkasından seslenirken;

-Gitme! ne olur gitme, kal...
Gitme! gidersen...gidersen bitişim olursun, dur...


Gitti, ardına bile bakmadan, diye düşündü. Oysa diğer yarısıydı “O”. Şimdi kim bilir nerede? ne halde!

Sabaha kadar düşündü yaşadıklarını ve yaşarken tekrarını uykuya daldı. Şimdi gecenin koynunda. Ne yorgunluğu kaldı, ne acıları, ne pişmanlıkları ve kim bilir sabah nelere gebe idi?


Biliyordu aslında, tüm kum tanelerini doyuracak kadar yalvarmıştı hüzün bulutlarına. Yangının başladığı kumsalda, kutsal bir doğum olmalıydı onun için... yoksa neye yarardı, alev yalamış gelincikte sevda yanığı, neye yarardı güneşin suya düşen yüzünde cam kırıkları!


Yalnızlığın peçesini taktı dolunaya, başı düştüğünde yastığa en az hayalleri kadar yorgundu uykuları.

Yatağında bile üşüyen bir yanı vardı, belki duvar kenarı, belki çarşafın bozulmamış ütüsü...üşüyordu işte ha elleri, ha göğsü...ne fark ederdi ki? “O” yoktu ve üşüyordu diğer yarısı. Bir ay şahitti buna, bir de zamanın bastonla ilerleyen tek adımları. Gümüş kurşunlara siper etmişti kara sular kendini, üşüyordu balıkçı motorlarında bekleyen ağ, kaya üstü yengeçler, ay yemiş kum taneleri. Fısıltıdaydı çakıl taşları, gece uyanmasın diye ve yorgun düşlerinden uyanmasın yosunlar diye.

Zirvede bulutlar kesiyordu düşlerini ki;
bulutlardı ayak bileklerinde bölünüp geçen. Derinliklerde kaybolan çeşit çeşit ağaçlar vardı... gün dibine düştü kirpikleri.

Sustu deniz..sustu gece... kelebekse yarınsız kırdı kanatlarını.

....
devamı gelecek



Arzu Altınçiçek

GooD aNd EvıL 08-02-2008 09:30 AM

Hepsi bir!
Tek, ağlayacağım bir omuz arıyorum
Göz yaşlarıma dokunacak güçlü bir el.

Oysa benden başka dost yok bana
Ve benim kadar da düşman

Bir karanlık yutuyor beni
Gecenin sessizliği çın çın kulaklarımda

Gölgeler saklanıyor
Perdeden vuran araba ışıklarında

Kapı çaldı sanıyorum, biliyorum kimse yok!
Telefona bakıyorum, çağrı yok!

Yalnız mı kalıyorum! ! !


Hıçkırığımı bölecek
Tek, bildik bir ses arıyorum,

Elim, yedi kat uzak tenime
Oysa sesim bile yabancı bana

Dünden gelen tüm kahkahalar darağacında düğüm
Bir kimsesizlik boğuyor beni

Aynada kırılan arayışlarda
Maskeler saklanıyor

Elimi omzuma koyuyorum, gece, tenimde uykuda
Biri sarıldı sanıyorum, biliyorum kimse yok

Yalnızlıktan mı üşüyorum! ! !

(ı)

Tek, ağlayacağım bir omuz arıyorum
Oysa benden başka dost yok bana
Bir karanlık yutuyor beni
Gölgeler saklanıyor
Kapı çaldı sanıyorum, biliyorum kimse yok!

Yalnız mı kalıyorum! ! !

Hıçkırığımı bölecek
Elim, yedi kat uzak tenime
Dünden gelen tüm kahkahalar darağacında düğüm
Aynada kırılan arayışlarda
Elimi omzuma koyuyorum, gece, tenimde uykuda

Yalnızlıktan mı üşüyorum! ! !

(2)

Göz yaşlarıma dokunacak güçlü bir el.
Ve benim kadar da düşman
Gecenin sessizliği çın çın kulaklarımda
Perdeden vuran araba ışıklarında
Telefona bakıyorum, çağrı yok!

Yalnız mı kalıyorum! ! !


Tek, bildik bir ses arıyorum,
Oysa sesim bile yabancı bana
Bir kimsesizlik boğuyor beni
Maskeler saklanıyor
Biri sarıldı sanıyorum, biliyorum kimse yok

Yalnızlıktan mı üşüyorum! ! !

(3)

Biri sarıldı sanıyorum, biliyorum kimse yok
Elimi omzuma koyuyorum, gece, tenimde uykuda
Maskeler saklanıyor
Aynada kırılan arayışlarda
Bir kimsesizlik boğuyor beni
Dünden gelen tüm kahkahalar darağacında düğüm
Oysa sesim bile yabancı bana
Elim, yedi kat uzak tenime
Tek, bildik bir ses arıyorum,
Hıçkırığımı bölecek

Yalnız mı kalıyorum! ! !

Telefona bakıyorum, çağrı yok!
Kapı çaldı sanıyorum, biliyorum kimse yok!
Perdeden vuran araba ışıklarında
Gölgeler saklanıyor
Gecenin sessizliği çın çın kulaklarımda
Bir karanlık yutuyor beni
Ve benim kadar da düşman
Oysa benden başka dost yok bana
Göz yaşlarıma dokunacak güçlü bir el.
Tek, ağlayacağım bir omuz arıyorum

Üşüyorum yalnızlıktan! ! !


Arzu Altınçiçek

GooD aNd EvıL 08-02-2008 09:30 AM

Her yağmur sonrası
Her yağmur sonrası
Toprak kokar buralar
Bilirim bir kelebek saklanır
Çiçek altında

Bereket yağar derler
Hep hüzün bırakır
Şehir ıslanır gözlerimde
Gözlerim yine ıslak

Her yağmur sonrası
Kaçar çocukluğum penceremde
Annelerimiz seslenir
-ıslanacaksınız, haydi içeri.

Saçak altına sıralanıp
Islanmaz görünürken
Can atardık ıslanmak için
Küçük çığlıklarımız yırtar anıları

Her yağmur sonrası
Annem kokar güneş
Serilir ıslaklığıma
Susarım ve yutarım sıcağı

Bir kum saatinde
Bugünü düne demler
Anıları yudumlarım gözlerimde
Pencere pervazına dayalı

Her yağmur sonrası
Memleket kokar bu beton şehir
Damlaları çalar soğuk duvarlar
Kurur bereket, dallar kurur

Küçük bir saksıda büyür özlemler
Gri bulutlar akar saçlarımda
Yağmur duasında gamzelerim
ve sonrası
Bir şarkı takılır dudağıma
‘Gökten yağmur değil sevgiler yağsın
Bırakın gönüller sevgiye kansın’


Arzu Altınçiçek

GooD aNd EvıL 08-02-2008 09:30 AM

Her sabah
Güneş süzüldü
Kirpiklerimden gözlerime
Fesleğen kokulu şarkıyla
Mırıldandı sabah

Üzerimde ince pike
Üzerinde kalın düşler
Birazdan katlanacak
Yatağımın ucuna

Çarşafın kırışıklarında
Düzelecek kırık uykular
Sen yoksulu yatağım
Güzelleşecek nakışlı örtüyle

Gerisini sorma!

Masamda küçük bir saksıda
Yeşiller içinde çocukluğum
Her gün evde çıkarken
Ellerimi sürüyorum
Sen kokuyor taze gün
Sevmiyorum büyümeyi
Fesleğenler kurudukça


Arzu Altınçiçek


Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 07:01 PM

Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11   Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions, Inc.