![]() |
Her yakınlık aşk değildir
Sakın titremesin dudakların ve sakın aşağıya kıvırma onları Gözlerin buğulanmasın Kirpiklerini ıslatmasın yaşların Sakın bebeğim hüznü çökmesin hazanın yüreğine Yüreğinde bahar coşkusu olsun Saçlarında ilkbahar kokusu Çocukken yediğin pamuk helvaların pembesini çalsın yanakların Elma şekerinin kırmızısıyla bulanmış dudakların Misketlerimin rengi gözlerine vurmuş Çocukluğun kadar saf gülüşün Sen hep gül bebeğim Karnı doyan bir bebek gibi mutlu ol Yada kucağında ilk yavrusunu taşıyan baba gibi heyecanlı Ama sebebi olmayayım üzüntülerinin İstediğin yerde durdur elindeki oyuncak treni ineyim Çocukluğunla teslim et beni geçmişe Ben olmasam da olur yarınlarında Mısralarım değmese de gözlerine Yüreğinden eksik etme dostluğumu O çocukluğun gibi saf gelmişti yüreğine Oysa farkın yok nice canım dediğimden Hatır sorduğum nice gönüllerden Yüreğim sadece dostluğa köle... Arzu Altınçiçek |
Hercai mi bahar?
Şehrin Koyulaşan uzantısında Kara kalem anılarda Seyirdeyim Dilsiz dört duvarda Geveze yalnızlığım Pişmanlıklarım sağır Yarına kapalı kapılarım Sızardı, sızlardı Anahtar deliğinden Odama düşen ışık O bile kör İzdi İzledim Takıldım Kirpiğimde hayaline İpeksi sevişmelerle Düşlerine ortak olduğumu Bilmedi yorgun kelebek Söylemedim de -Halsizliğini Varsın bahardan sansın- Söylemedim de Kirpiğimde hayaline O bile kör Yarına kapalı kapılarım Seyirdeyim. -Kelebek kanadında Daldan dala sevişmelerine- Çiçekler de hercai nasılsa Böcekleri göre göre Arzu Altınçiçek |
Hiçmişsin
- Saldım seni - Zifiri anların son damlaları, Bahçemde ölüm sessizliği! İntihar eden yıldızların Duasında günebakanlar Güneşe teslim oldukça ay Küstüm çiçekleri barışır dalıyla Aramızda kalsın da Bir ben saklıyorum sevincimi Sinsi gülüşle seyrediyorum Dünün bitişini Bitişler mi güzel Başlangıçlar mı Düşünmedim Gülmek yetiyor zamanı tiye almaya Yalancı yıldızlardan mı bilmem Samanyolunu sevememem Gökyüzünden mühür düşer Karanlık sularına şehrin Bir ben saklarım sevincimi Ölümüne gecenin Parmak aralarımda saçlarım Saçlarımdı sahi bende sevdiğin Avuçlarım parmak izlerini Tutam tutam dokunurum Saçlarımda kayarken gözlerim Yok olursun ucunda Ellerimdeki boşluk gibi -boş- oluşuna şahidim. Üflediğim avucumda Hiçmişsin! Arzu Altınçiçek |
Hoş Geldim Ben
arzum çiçek açtı yeni bir aşk mı yoksa bu? savruldum, sendeledim, yenilendim.. dolunayın yansımasında kırıldı soğuk düşler unuttum ya da bitti işte ege’den kalan ne varsa nefesim tutuldu zemheride küllendim kavruldum yenilendim pencereye düşen güneşin saçlarına sakladım uykusuzluğun saman yolunu karanlığa gömdüm kardelenlerin gölgesine çok ağladıydım işte yeniden gülüyorum arzum çiçek açtı -vaftiz edildi düş kırıklarım- hoş geldin yeni aşk! hoş geldim ben! Arzu Altınçiçek |
Hoş geldin
Geldiğinden beri, Çiçekler açtı penceremde Denize çoktan düştü hayallerim Haziran ‘sen’ oldu Sense bahar. Geldiğinden beri, Huzur çöktü uykularıma Kabus yerine rüyalar kapladı *******imi Yastığım hasret koktu Sense yıldız. Geldiğinden beri, Gülüşün düştü fırçama Hayalin yerine, resmin kapladı bakışlarımı Renklerim ‘sen’ dolu Sense gökkuşağı. Geldiğinden beri, Bir başka şakıdı kuşlar Dalgalar bir başka vurdu sahile Yağmurlar ‘sen’ düşürdü toprağa Sense bulut. Geldiğinden beri, Aşk başka düştü dizelere Notasında ‘sen’ vardı şarkıların En güzel bestem oldu gülüşün Sense düş. Geldiğinden beri, Hayat zaten vardı ya Yaşam yokmuş gibi geldi öncesi Nefesimde ‘sen’ vardı Sense can. Hoş geldin sevdama. Arzu Altınçiçek |
Hoş Geldin Sen
Rüzgarın yönünü değiştiremez herkes Geldin de tozuna katıp süpürdün yaşanmışları Gülüşündeki kıvılcımdı Geceye serili anıları kurutan Şehrin tepesinde ışıldayan gece Kaça bölündü bilinmez -Aşk- yapılanı yansıtan ay/na Birbirini ağırladı kırılmışlıklarım Gözyaşıma usulca dokunduğunda. Asılı kaldı yangın Savurduğun yalnızlığımda. Suyun yönü de değiştirilir elbet Ten kıyısında -Bulutlar kaydıkça gözlerimizde- Sen miydin? Dalgalar yarattın kimsesizliğimde Kuraktı düşlerim Çiçekler açtırdın kırık dallarımda Yeşerdi aralık yaprağı Düşen zaman mıydı avucuma Yoksa hazan mı Zamansız gidişlerin ardında Mevsimsiz doğdu kış güneşi –iyi oldu- Zemheri sarkıtlarda Çiçeklendik Çözüldü yalnızlık Eridim, arındım, yenilendim Hoş geldin sen. Arzu Altınçiçek |
Hoşçakal
Dün gece, tüm ben’i topladım bavuluma Koca şehiri katlayıp. Lacivert akşamı doldurdum kalemime. İlk yazdığım alfabeyi gömüp satırlara Çocukluğumu, Tozlu ayakkabılı fotoğrafımı aldım duvardan. Çerçeve hizası sararmış -ortası temiz badanalı yoldaşım- ortada kaldı Bazan gözlerim dalardı leylak avucuna Bazan öfkem inerdi bir yumrukta taş göğsüne. Beyaz beyaz kanadı gözlerim Toprağına bıraktığım canlarımı İşimi, dostlarımı, yatağımı, masamı Beni ben yapan tüm yanımı Sıkıştırdım sol yanıma. Eski bayramlardan kalan mendilimin arasına Öptüğüm elleri koydum. Avucuma sıkışan paraların terini kokladım Yılların çizgilerinde Koca gövdemin ne kadar da çelimsiz ruhu varmış Çocuk olmak istiyorum.. Büyümenin gölgesinde Sobelenmek istiyordu göğsüme sıkışan çığlık Eteklerine saklansaydım annemin. Günün yorgunluğunu anlatan babama özenmeseydim keşke Misket yuvarladığım arnavut kaldırımlarını düşünüp Mırıldanmaya başlıyorum radyoda sabah 7’de Köyümüz köylümüz programının türküsünü Arkasını yarını beklerdik kahvaltı sofrasını hazırlarken Siyay beyaz ekranda ki insanlar beni görüyor mu acaba diye Dibine kadar yaklaştığım televizyonsa kimbilir hangi hurdalıkta. Dün gece tüm yıllarımı topladım bavuluma Yazdığım şiirleri astım yıldızlara. Kırdığım kalplere yandım, Sevildiği halde yanımda olmayanları yerdim. Çekmecede naftalin kokuları arasında bulduğum Nakış işli gömleğimin üzerinde Bizi biz yapan parçalarını yapıştırdım Yırtılan geleneklerin Ne kadar liğme liğme olmuş oysa. Çatısı çatlamış memleketimin. Ninnilerimi duymak istedim küçük beşiğimi görünce Büyüdüğümü hatırlattı bana masamda ki diplomalar Sahi nerden mezun olmuştum Hayat okudum oysa Diploması olmayan… Mezuniyet kıyafeti -kefen paramı- saymak istedim Rafta eski bir kitap arasında biriken. Derin bir nefesin soluğunda farkettim ki En iyi dostum, en kötü düşmanım yine benmişim. Sırlarımı, acılarımı, sevinçlerimi kattığım kağıtları aradım Özlemleri, tükenişleri Sabah olmadan toplamalıydım herşeyi Beni ben yapan ‘ben’i. İşte başladı İstanbul uyanmaya Ezan sesleri içinde son huzurum koca şehirde Göğüne yandığım koca şehir Ben mi fazla geldim sana Yoksa sen mi çekemedin beni. İşte gün ağrımaya başladı solmuş perdeler ardında. Birazdan beni uğurlayacak ezanlar Sırf seni uzaklarda yaşamak için ektiğim tomurcuklara Düşecek gözyaşların. Ve ben uzaklarda gözlerimi yıkayacağım Son vedamı yapacağım bahçemde ki güllere Onlar koca göğüne bakacak ömrünce Ben göğe bakıp seni yaşayacağım başka kıyıda Gül kokusunda ki yanımı sana bıraktım İyi bak İstanbul’um tüm kalanıma Gölgemi cebime koydum, Bavullar kapıda Her gün hoşgeldin diyen anahtar sesi Son uğurlamasında…. Hoşçakal …. 20/5 Arzu Altınçiçek |
Kaybolacaksın gözlerimi açtığımda
Gün doğumuyla kararacak düşlerim. Ağır aksak ilerleyecek zaman Zaman ki sana aç Kokuşacak caddeler İhanetlerin leşiyle Dört ayağı titrek köprüler Tepe taklak denizde Deniz ki sana susuz Takvimler dalgasında mevsimin Son mayısı koparacağım bu gece Bir kıvılcım daha düşsün Kızışan hazirandan Sen denizde ıslak Ben kuyuda ateş Ne kadar daha yanar aşk... İs kokusuna özlemim Gül yaprağında küller Küller ki hala ateş Güller ki hala kırmızı Şehir onca kalabalıktan Yorgun, çaresiz Onca gürültüsünde Her taşı dilsiz. Çığlık çığlığa bir ben miyim? Aksak bir saatin adımlarında Karanlık sulardasın şimdi Tek tük kalmış deniz yıldızları Onlar da kırık. Boncuk boncuk tutulmuş deniz tenine Benimse her damlam sen.... Kurumadan sen Erimeden ben Gel... Arzu Altınçiçek |
İbrahim Ethem Bingül
Delice aşk nedir dedin bana -İNANAMIYORUM- Sen ki Hayatı saklamışsın saçlarına Yaşadıkça Aşka yön vermiştir yüreğin Yıldızlar ne ki gözlerinin yanında Deniz ne ki Yağmur ne ki Sen Nisan çocuğusun ben gibi Umutlar kurusa da Sularız gözlerimizle mevsimleri Sen ki Gülüşünde depremler yarattığında Ellerinden tutarken bir bebeği Çocukluğu en iyi bilensin Toprağa katarken sevdiklerini Bilirsin yarın başkalarının geleceğini Sabır taşı nedir ki senin yanında Şefkat nedir Can nedir Sen yürek adamısın -adam gibi- Geçse de ellerinden takvim yaprakları Ömür nedir Yıllandıkça ölümsüzleşensin Koca yürekli adam Sesinden şiirleri Yüreğinden sevgiyi Yüzünden gülümsemeyi eksik etme.... Bir daha da sitem etme ne diyeyim ki abi yaaa sitemli sesinden korkudan, al bak sana da yazdım NİCE YILLARRRRRR Arzu Altınçiçek |
İki renklim
Birikti uzaklığınla suskunluğun Biriktikçe ağırlaştı... Önce gözlerin uzaklaştı benden Sonra sesin Ve şiirlerin Ben seni bilirdim Etindendim diye dokunmadın tenime Canındanım ya, hep uzak kaldın benden Kadınım dedin, çocuğunla sevdin Ne yaşıma dayanırdın Ne sessizliğime Uzak kaldıkça düştüm sana İki renginden birini bana bulaştır dedim Gömleğimin bir düğmesi açıktı hep *******i kıvrıktı yorganın diğer ucu Usulca sokulursun...bekledim Ay oldun sadece izledin Güneş oldun sildin karanlık korkuları Pul oldun saklı kaldın rafımda Çiçeklerin kurudu, Yine de sen kokar kırmızılar Madem uyandın mevsim gibi Zaman sevişme vakti Bir sevişme alacağım var senden. Arzu Altınçiçek |
| Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 05:56 PM |
Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11 Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions, Inc.