![]() |
İki şehir arasında
Bir avuç Ege getirdim Biraz da Efe yüreklerden yanık türkü Beyaz yelkenli çıktı kayaların ardından Mektubunu tutuşturdu gözlerime Foça’da ki beyaz kuğu Bir avuç yasemin getirdim Sevda salıncağında Başım göğsünde uyurken Pembe düşe sinmişti kokusu Bir yıldız kaydı bulutların ardından Karanlık bir el uzandı hüznüme Sen yerine ..karataş düştü bu şehirde göğsüme Bir avuç anı getirdim İçinde sen olan beyaz anları ...Düş kelebeğimdin Kayboldum sensiz zamanlarda ...Yaralar zaman Karalar yüreğimi Dön gel Bir avuç yürek getirdim İçinde sana aç nefes Ve dolu can kırığı Uzun, tozlu yollardan Taaaa senli sabahlardan Güneş getirdim sana gözlerime saklayıp Biraz soğuk Ve kırgın Bak gözlerime de Isıt dünyamı 2004-Ekim-Ayvalık Arzu Altınçiçek |
İki ucu...
Ben kadar yorgun Başak tarlalarında ayak izlerim. Ardımda ölüm Sırtımda korkunun terleri Anılarımda pranga Dört duvarımda çentik. Hep hayaller biriktiriyorum Küçük bir fare deliği girişinde Anahtarı kör. Kaçıyorum... Sıcak bir şarkı güneşten yana Önümde özgürlük Gözlerimde başak tarlaları Dudaklarımda uçurtma gülüşleri Mayıs çığlığında yarınlar Duvarları yok. Tıka basa umutlar Mavi bir koku ciğerlerimde Kilitler yok Kaçıyorum... İki ucu da sen... Sen yoksun h a y a t s u s t u Kaçmıyorum! Arzu Altınçiçek |
İkilem
Yaz seherinden kalan ter Ya da Nefesinin buğusu Damlayan dudağıma Tenimde ikilem Hayali gölgende Düş sevişlerin -kırmızı- Gidişin Güneşin ortasında yangın Zifiri alevlerle Ardında kara duman Sol yanım soluksuz İsyanım suskun İse bulanık şiirlerde Düşen bir ağıt ismin Göçmen sevdaların izinde Ay yıldıza astığım geceden Resimler düşüyor tek tek Rüzgarına kapılmış renkleri Duruşun gibi soluk Tenimde ikilem Harlanan döşümde Boncuk boncuk terin -buz beyazı- Ekim-2004-İzmir Arzu Altınçiçek |
İkinci Bahar
düş çiçeğim gülüşlerdeki tomurcuk sevdam baharın avucu açık benim yeşil gözlü sığınağım yakar gelişi çiy gölgesinde beni bulur bölüşür soğuk uykuları ne elleri tutar ne konuşur dilleri düş çiçeğim tomurcuk sevdam yarin göğsü açık saçları dağınık hayalleri hoyrat sarı yakar gelişi susamış *******de susarmış arzuları ne tenin kanar ne terin susar aşkın rengi kırmızı derler değil mi ki kırmızı öfke damlar aşk yeşil açar mavi bakar değil mi ki her aşk ikinci bahar 'Aşka düşmeye gör! ' Arzu Altınçiçek |
İplerimi verin bana (Düz yazı)
Gece hilalini çatmış soğuk caddelere. Yalnız ruhların kadehleri devrilmiş sokaklara…sokaklar ıslak. Adımlar düştükçe yollara, korkudan tek tek saklanıyor yıldızlar ve haykırdıkça haykırıyor güneş sevda yangınını. İstanbul gölgesinde çizdiği hayali bir şehirde atıyor kalbi genç kızın. Suskun caddelerde küt-küt bir avuç yürek. Kırmızı dudakları ve beyaz hayalleriyle harmanladığı düşleri pembe-sıcak. Oysa üşüyordu rüzgara takıldıkça saçları. Elleri değdikçe kıyısına kayıp şehrin, sabah serinliğinde çiy düşüyordu gözlerinden, sevdası kadar saf. Kırık onca umut döşeli kaldırımlara, onca ayak izi geçmiş yorgun yıllardan. Ağaçların üzerine kazılı isimler kurak toprak görüntüsünde…çatlamış anılar. Ya kazıyanlar sevdayı bu gövdeye? Ölümsüzleştirmek için öldürenler dalları, x, y’yi seviyor derken sevilenlerin gidişi neden? Bir kalp çizgisi kadar mı aşk? Halbuki, yirmidört saat yaşıyor genç kız, kayıp kentinde, kayıp sevdayı. Her yeni doğan güneşin kızgınlığına soğuk *******ini seriyor ve kimsesiz sevişmelerini. -Belki bugün-lere bel bağladıkça küçülüyor odasına sızan aydınlık ve bir göz kapamasında kararıyor hayat. Bir oyun yazıyor, küçük bir sahnede iki kişilik. Aynadaki “o”, başkasındaki “o”. ve düşünüyor hangisi daha zor diye. Bir bakıyor ki perde açık. Nefeslerini duyuyor yanıbaşında kimliksiz ruhların. Alıştıkça karanlığa, gözler beliriyor tek tek, yanında olmayıp da varlıklarını sergileyenlerin. Asan, kesen, beğenen, yeren ve eller uzanıyor. Kimi şakşak, kimi tokat, kimi bildiği sıcaklıkta. Hangisi diyor gerçek, ya da hangisinde -ben- gerçeğim? Fonda akortu bozuk bir gitardan öfkeli notalar düşüyor. Susuyor genç kız. Gözlerinde çiy, yüreğinde kayıp kentin kayıp sevdası… Sahne ortasında dizlerinin üstüne çökmüş ve çıplak. Dilindeyse sadece son perdenin doğaçlaması; - Ben maske takmak istemiyorum. Çekin ellerinizi, dilinizden düşen rolleri ezberleyemem. Sadece oyun yazmak istedim ' Gerçeklik' di adı.. Oysa ipler taktınız ellerime, dudağıma, ayaklarıma. Bir avuç yüreğimi liğme liğme etti kaleminiz. Suskunluğuma ses oldunuz, duruşuma hareket. Görmek istediğiniz oyun burda açmıyor perdelerini. Herkes kendi sahnesinde yönetmen, oyuncu. Oynatamadığınız kuklanın ipleri dolaşmadan toplayın bir köşeye. Ruh kattığınız kukla olmaktansa… kırık kol, tek bacak ve boyanmış gülüşümle küçük bir çocuğun oyuncak sepetinde kalmak istiyorum... Yalnızlığını ve mutsuzluğunu paylaştığı, korkularında sarıldığı, en saf öfkesinde elinden fırlattığı... Arzu Altınçiçek |
İptali mümkün mü
İptali mümkün mü bu hayatın! Sordular mı gelmek ister misin dünyaya diye! Yaşamak ister misin? Kadın ya da erkek. Cebine para ister misin dediler mi? Rengin sarı ya da siyah olsun diye...sormak geldi mi akıllarına! İptali mümkün mü bu hayatın! Şehit kanı düşen toprakta dalgalanırken bayrak Tırnak söker gibi çalarken cumhuriyeti Esaret ister misin dediler mi? Sınırlar çizilsin, toprağın satılsın mı diye...sormak geldi mi akıllarına! İptali mümkün mü bu hayatın! Bir yanıma yaslatırken ağlar başı Yüreğinde aşk ister misin dediler mi? Bir evlat sevdasında aramak hayatı Gurbet acısı çekmek ister misin koşullar uğruna...sormak geldi mi akıllarına! İptali mümkün mü bu hayatın! Manşetlerde sona erişler Görmek ister misin? Kurşun, eroin, alkol, cehalet. Küfür etmek ister misin dediler mi? Kahpe sabahların, kalleş *******in şahitliğine...sormak geldi mi akıllarına! İptali mümkün mü bu hayatın! Körpe bedenlerde akarken sapıkların salyaları Kör bir kurşun saplanırken penceredeki kadına Devrik şişeden sürülünce lastik izleri Ölmek ister miyim yol kenarında...sormak geldi mi akıllarına! İptali mümkün mü bu hayatın! Taş taş üstüne koyarken işçi, yıkılacak duvarlar diye Depremlere bırakmak ister misin canlarını dediler mi? Sular altında kalırken evler, ormanlar kavrulurken izmarit peşinde Tabutum olurken bir uçak dağın eteğinde...sormak geldi mi akıllarına! İptali mümkün mü bu hayatın! Bir kalemde kırılırken hayat, asalım mı keselim mi diye, Ağlayışıyla duyuruyorsa terk edilmiş bebek varlığını, nereye dediler mi? Vitrin camlarına yapışırken kol bacak, koparılırken gül dalından, Yolunurken papatya sevda uğruna...sormak geldi mi akıllarına! Var; yaşamdan alacağım, biliyorum! Nasılsa sormadılar gelirken İzin almama da gerek yok gitmeye Ama bir şans varsa hani öğrensem diyorum Iptali mümkün mü bu hayatın! ! ! ..:: RadyoMedcezir ::.. Kültür Sanat Edebiyat Arzu Altınçiçek |
İsmin -O- olsa da
Benim sayfamda Doyabilmek için sevdaya Katıksız yutmalısın şiiri Bir adını yazmamış olmalı kalem Ama herkes bilmeli Şiirin sana olduğunu Hatta aşkın Sen olduğunu ...herkes bilmeli Katıksız kullanacağım harfi Noktası, virgülü bolca olanlardan Bir şiir olacak işte Yirmi dokuz harfin Sen olduğu Burası fazla olmuş-diyenler Dökecek kendi noksanlarını Böyle de şiir mi olur diyenler Desinler... bana ne! İçimden geldiği gibi yazıyorum Ve içimden geldiği gibi atlıyorum Bir satırdan diğerine Kime ne! Şiir benim değil mi! Sustuğum noktada konuşanlar -konuşsunlar Konuştuğum noktada Zaten hep susarlar Her nedense? Olmadığım yerde Meydanı boş bulduğunda Atıp tutanlar Nerdesiniz olduğum yerde? Neyse... Bir şiir yazacaktım İçinde Dolu dolu sen Yine boş bırakmadı İşte Dilimin sivrisi Boş kalan yere yazsam İlgisiz dudaklarda dolaşacak nasılsa Aaaaaaa Arzu O’nu seviyormuş... İsmin -O- olsa da 'O'nlara ne -Yirmi dokuz harf bende sensin... Arzu Altınçiçek |
Gözlerin
Gitmek isterse gözlerimden İstediğin uykularda Rüyalar senin Dudakların Susmak isterse kulağımda İstediğin sessizlikte Çığlıklar senin Ellerin Bırakmak isterse ellerimi İstediğin gülllerin Dikeni senin Tenin Geçmek isterse tenimden İstediğin tende Gece senin Yüreğin Çıkmak isterse yüreğimden İstediğin bedende Düştüğün yar senin -olsun- Dudakların tenimde Ellerin yüreğimde Gözlerin gözlerimde Olduğu kadar varsın bende... bil yeter |
İstesem de
Kal de Bana kal de Gitme kal de K a l a y ı m Gitmek Bırakmak seni Soluksuz Başı boş Kalmalardır Kim Kimim Kim ki -lerde hep S E N Ağız dolusu Gitmek Bırakmak beni Cansız Tutsak Kalmalardır Ben Benim Benim ki-lerde Yine S E N Yürek dolusu Gitmek Gidememektir aslında Çalmaktır Yaşamı Umuttan Ne Neden Neden ki –lerde Bir daha S E N Ağız dolusu Gitmek –kim Ben - kim Gitmek – ne ki Yürek SENken Kal de Kalayım. Tek tek dökülürken Gidiyorum-larım Parmağının ucunda Kilitle dudağıma Sus de S u s a y ı m. Kal de K a l a y ı m. S E N ki vazgeçilmezim S E N ki tenim S E N ki benim istesem de...g i d e m e d i m. p o r t a k a l ç i ç e ğ i m. Arzu Altınçiçek |
İstedim
Seni, bende yarattığın yeni 'ben' için sevdim... Kalemi elime alıp kendimle konuşmamı sağladın *******e gözlerini çizmeyi öğrendim Mavisine güneşi damlattım Bir şiir yazdım, şarkı oldu rüzgarın ıslığında Seni böyle sevdim.. 'adam gibi' derler ya hani... Şu kücük bedendeki bir avuç yürekte Dörtnala koşan atların yelesine kardım saçlarımı.. Tüm gücümle asıldım yıldızlara... Seni kendim için sevdim 'Ben' varsam dünyanda, ...sende 'adam gibi adamsın'...adamım ol istedim.. Arzu Altınçiçek |
| Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 04:32 PM |
Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11 Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions, Inc.