![]() |
Kim Bu Dövüşenler
Kim bu dövüşen çamur deryası içinde Kan revan içinde Hangi ülkenin çocuklarıdır Elindeki bir lokma ekmeği Kaptırmamak uğruna Gırtlağını sıkabilecek olan En yakın dostunun Ve kesilmiş hayvan başlarıdır Bu akşam soframızdaki Ve içtiğimiz Dostun bileklerinden akan ılık kandır bu akşam. Bu meydanlar güzel bir yarın için dolmuyor artık Hürriyet için değil Bu meydanlar tok bir yaşam için değil Bu meydanlar doluyor artık Sadece tok geçirilecek bir gün için Ölüm, Bir on dörtlünün namlusundan fırlayarak Kalbe saplanan bir kurşun kadar yakındır artık onlara Tezkeresi gelmeyen bir askerdir onlar kimi zaman Oynayacak sokağı olmayan bir çocuk Denizlere düşüp Sarılacak yılana muhtaç olan onlardır. Onlardır Satan kanını hastane kapılarında Yaşamak için Canlı canlı satan organlarını Onlardır sabah vakti şu yollara düşenler Dağları aşanlar, Öfkeyle bakanlar gözlerimizin içine Bir ülkedir onlar Bir vatandır. Onlar kanatılmış bir Türkiye... 9 Kasım 2002 20: 45 Melih Coşkun |
Kim Bu Kalabalıklar
Kim bu kalabalıklar üzerine yürüyen Kim bu sınayan yüreğini (Acıların acılarımdır dedim En çok sen kanattın yaralarımı) Uslandır beni ey asi yağmur Kollarımdan tutsun gece Tutun hayatı ucundan Sizin yükünüz için gelmedim ben bu dünyaya Bak yine gün yaptı yapacağını Gökyüzüm yarım kaldı Ne olur biraz soluk verin soluğuma Boğuluyorum... 5 Mart 2003 22: 25 Melih Coşkun |
Kim Olduğumu Soruyorsun Bana
Yüzüne bakıyorum Uzun uzun ve tek kelime etmeden Kendi yüzüme bakar gibi bakıyorum Ve her baktığımda bir kez daha ölüyorum Senin bedeninde yaratılmış bir ben oluyorum Kim olduğumu soruyorsun bana Ben senin yüzünde ağlayan çocuğum diyorum Gülmeyi öğretmemişlerdi zaten ikimize de Yüreğin olup aşık oluyorum kendime Ellerin olup şiirler yazıyorum her gece Uzakları düşündüğün zaman Hiç görmediğim şehirleri görmüş gibi oluyorum Nefes nefese koşuyorum Pamuk tarlaları arasında Çukurova’nın Seni arıyorum(kendimi) Başı bulutlara yoldaş Toroslar’ında Akdenizin Seni ne zaman kaybetsem Senin gözlerinle ağlayan bir çocuk oluyorum Bir gün değil Senin olmadığın her gün biraz daha ölüyorum... Gel diyorum artık Sevgiye daha çok zaman var... 2004 |
Kimin İçin Bu Kayboluş
Yarin öpülesi yanağı Gelmemiş baharlar Ilık akşam üzerleri Ve sabahlarımızdan eksiltilmiş bütün günaydınlar adına... Soruyorum size Ne için kim için bunca feda? Boğazına bir kolye gibi asılan bu alın yazısı Adını kazıyıp adi bir demir parçasının kararmışlığına Damaklarını yaran Ve sesini sonsuzluğa gömen bu eller kimin Eksik kalmış baharlarımı istiyorum Bir kez daha öpmek sımsıcak yanağından kardeşimi Yarin, yüreğimi volkanlar gibi yakan sıcak gözlerini istiyorum sizden Söküp çıkarın damaklarımdan bu iğrenç demiri Susturmayın Çağlayan şu sesimi Susmak için çok erken daha Söyleyecek daha o kadar söz varken Okunmamış onca şiir varken gitmek bana yakışmaz... Her ölüm biraz erkendir Çünkü hala dönmektedir dünya Çılgınca akarken hayat yanı başında Her veda zamansızdır biraz... Hiçbir bayrak getirmeyecektir artık Yaşanmamış günlerimizi Bıraksalar sonsuza dek sessizliğe İsyan edebilecek olan bu sesimizi Kimseler duymayacaktır artık. Ve bütün saatler geçtir artık sevdalanmak için... Soruyorum size Kimin için bu kayboluş Bu alın yazısı kimin... 5 Nisan 2003 01: 04 Melih Coşkun |
Kimseler Yok Şimdi
Kimseler yok şimdi Kıpkızıl kanadığım yerde Uzun zaman düşündüm kendi kendime Neden döndüğünü dünyanın Unutmak için dedi bir ses Kül soğusun Ve sağalsın diye Hiç kapanmayacak sanılan yaralar Başka maviler de girebilsin diye rüyalarına |
Kimsesizlik Devri
Devir Kimsesizlik devridir Kalabalıklar içinde Ve vakit akşamdır Merhem gibi yarada En sıcak yerinde Terli bir ağustosun Dağlardan gelen serinliktir o ses Bir devrimcinin sonsuz kere güzelleşmesidir Kızıl ışıklar ardında Her karış toprağını öpmektir Tepeden tırnağa Sevgisiz ve ekmeksiz bırakılmış bir yurdun... 2003 Melih Coşkun |
Kimseye Değil Küskünlüğüm
Kimseye değil küskünlüğüm Sadece şiir yazmak istedi canım Kimseye kırgın değilim kendimden başka Hem nasıl kızar ki insan Yemyeşil bir bahar gününe Bir kar tanesine yada Nasıl susturur kuş cıvıltısını Nasıl kurutur İçindeki çocuksu sevinci... Hepsi bu kadardır Gerisi laf kalabalığı Gerisi anlamsız bir hayat hikayesi Herkes aynı gözlerle bakar. Farklı olsa da söylenenler Hep aynı sözler işitilir Güneşin sarısına sıkışıp kalır Yedi ayrı rengi evrenin Yalancı bir mavinin gövdesine sıkışıp kalır Cümle mahlukatı sonsuz denizlerin Nefes almak Yemek, içmek kadar Sıradanlaştırılmıştır artık her şey Hiçbir şarkı Hiçbir şiir Ağlatamaz nasır tutmuş yüreklerimizi Ağlayan bir çocuk gördüğümüzde Başka yöne çevirmeye başlarız yorgun başımızı İlk satırını heyecanla okuduğumuz kitap yarım kalır Umursamazlık cüzzam illeti gibi Yavaş yavaş dökerken ruhumuzun etlerini Aşk ve inanç Titreye titreye can verir kapımızda Ölüm bile yitirir hüznünü artık Ve hayat bize kendimizden başka kızacak Hiç kimseyi bırakmaz sonunda Herkes kendi düş krallığının Acımasız diktatörüdür artık Ve günden güne yükselir Saklandıkları kalelerin duvarları. Ve ilk dalgada yıkılınca Kumdan yapılmış kaleleri Kendi gerçeğiyle yüzleşir insan Yani hayat bize küsecek kimse bırakmaz Kendimizden başka... 2004 Melih Coşkun |
Kolay İş Değil Elbet
Kolay iş değil elbet Her gece paslı bıçakların sırtında yürümek Kor bir alevi sıkı sıkı tutup avuçlarının içinde Acı çeksen de kimseye belli etmemek Şimdi benim bedenimde Acıyan bir bıçak yarası Şimdi benim kalemimde Bitmek tükenmek bilmeyen mürekkeptir gözyaşlarım Şimdi benim gönlümde iflah olmaz bir yaradır Sevdiklerimin dudaklarından çıkan her söz Kolay değil elbet Serseri mayın gibi her dokunulduğunda Yeryüzünün dört diyarına dağılmak Beyaz bir kağıtla sırdaş olmak Bütün göçmen kuşlara yoldaş olmak Şimdi benim dizelerimde Bitmek bilmeyen isyandır her kelime Şimdi sen şiir dersin belki Ben aşk derim Kavga derim adına... 2004 Melih Coşkun |
Kolay mı?
Kolay mı şimdi Kopartıp ömrünün bir parçasını dalından Yatırmak acımasız bir mitralyözün göğsüne Ayırıp bir parçanı bedeninden Başka şehirler gibi yaşamak Sancımak başka *******in ayazında Kolay mı Hasretin üç beş nöbetlerinde Duygusuz bir demir yığınıyla sevişmek Yavrum diye haykıran Sesin kulaklarımda hala Ve ısıtmıyor beni üzerime serilen hiçbir yorgan Bu yabancı şehirde Güzelleşiyor günden güne Yüzümde yüzün Sesim sesinde dağlardan savrulan yankı Senindir dediğim ömrümü İstiyorlar şimdi benden bir hiç uğrunda Mayasına alın teri karışan Hamurumuzu soframızdan Bir parçam sende kanıyor hala Sende atıyor bir parçası kalbimin Ne olur içine dökme O coşkun ırmağı Boğulmaktan korkuyorum Karanlıklarında... 2003 |
Kolay mıdır Yazmak Mutlu Geçmiş Bir Baharı
Kolaydır yaşanmamış üzerine şiir yazmak Gelmemiş baharları mesela Hiçbir zaman açmamış çiçekleri. Yaşandıkça yitiriyor oysa anlamını herşey Kavuşuncaya kadar yazılıyor hasretin şiiri Islanıncaya kadar toprağın yağmura özlemi Ve ben Yalnız senin olmadığın zamanlarda Şiir yazıyorum sana, Mutlu bir aşkı yaşamak Yazmak için zaman bırakmaz ki insana. En çok ta acılarımızdır Bizi şair eden Yani nakış nakış işleyip Yüreğinin kanından güzellikler yarattıran. Söyle bana şair, Kolay mıdır yazmak mutlu geçmiş bir baharı... 24.12.2004 ŞIRNAK Melih Coşkun |
| Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 06:50 AM |
Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11 Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions, Inc.