www.cakal.net Forumları YabadabaDuuuee

www.cakal.net Forumları YabadabaDuuuee (https://www.cakal.net/index.php)
-   Eskiler (Arşiv) (https://www.cakal.net/forumdisplay.php?f=188)
-   -   Arzu Altınçiçek (https://www.cakal.net/showthread.php?t=132798)

GooD aNd EvıL 08-02-2008 10:08 AM

Kardelen
imkansızlık örülü
aşk şalı yarım kalmış
mavi yumak
kördüğüm

bu bir sevda resmi
flu renkler
tablo
başaşağı

güneşle öpüşen
tutuşmuş ten
ihanetler
ve can kırıkları

ben sevda çiçeğiyim
körpe sabahlarda
dokunuş sandığın
'gelincik'

beyazlar içinde
dokunulup koklanmayan
benim aslında
aşk çiçeği 'kardelen'


Arzu Altınçiçek

GooD aNd EvıL 08-02-2008 10:08 AM

Karmaşa
Gözlerini çizdiğim yıldızlar düştü sabaha
Tuz buz ve beyaz
Yokluğunun var olduğu noktada
yapışıyor ellerim hayaline
Kala kalmış ve üşümüş yanımla
“Donuyorum”

Kızışan *******in dokunuşunda
Nemleniyor saçlarım
Çınlıyor kulaklarımda
Terli sevişlerinin gürültüsüyle
“Susuyorum”

Kapalı kapılar ardında
Sana ait düşler…
Islandıkça dudaklarım
Körleştirircesine yalnızlığı gözlerimde
“Kuruyorum”

ve gidişine isyanlarda
Dudak izlerinden kalan
Kırmızı utançlarla
Göğsümde bıraktığın ürpertiye
“Kanıyorum”


Arzu Altınçiçek

GooD aNd EvıL 08-02-2008 10:08 AM

Karıştım!
Tüm noktaları cebime koydum
Virgüller zaten hiç girmedi aralara
Ya bitti kelimelerim
Ya uzadı gitti ******* gibi



Sustuğum gibi yazıyorum isyanımı
Sessizce ama yarası derinde kanayan
Yalnızlığa inat kalabalık sıkıntılarım
Sensizliğe inat daha çok 'SEN'lerleyim
Bak şimdi yine karıştım
Susmalı mıyım?
Yazmalı mıyım?


Arzu Altınçiçek

GooD aNd EvıL 08-02-2008 10:08 AM

Karmaşık
Yalnızlığın tırnakları geçmiş akşam sonrası
Kanar, kanatır ihanet

Gölgesi düşer pencereye sallanan dalların
Uzar geceyle başı boş bir köpeğin bacakları

Ayyaşın narasında yalpalarken ay
Köşesinde ürker puhu kuşu

Rüzgar yorgunluğunu atar kuytuda
Meydanı boş bulur yıldızlar

Kuduz dalgaların köpüğünde
Leşi serilir denizin...

Gamzeleri yansır mavide
Kumlarla oynaşan istiridyelerin

Aldanır / aldatır

Martı kanadında taşınırken şehir
Gök yüzünde kabarır yollar

Tırnak izlerinde kalıntıdır anılar
-Anılar ki hep tek kişilik

Bunca ziyafeti sunmuşken zaman
Küçük kırıntıların doyurur mu sanırsın aşk?

Terli sevişmeler giderir mi sanırsın susuzluğu?
Ateşler içinde kıvranırken

Başı boş saatler süzülür kirpiklerden
Birikir mevsimsiz baharlar

Açar / açtırır

Sırıtır sensizliğin tohumları yediverenlere
Bakışlarında dikenleri batar

Orman yangınında tütsülenir yeşil
Yaşlı bir çınar ağlar açmamış ayva dalına

Kimsenin görmediği karanlık köşesinde
Dört yapraklı şans çiçeği küle karışır

O yüzden bulunmaz ya
Sanır mısın boşuna bunca şanssızlık

Gider / getirir

Sensizliğin idam borusu çalarken
Akrep zehirini salar yelkovana

İntiharı etmiş
Bir gece daha gider

Kan ter içinde gelir
Sensiz gün doğumlarını taşıyan güneş.

ve sonrası...

sonrasını yazmaya gücüm yok / y o r g u n u m.


Arzu Altınçiçek

GooD aNd EvıL 08-02-2008 10:08 AM

Kasım Gülleri
Kasım gülleri
10 Kasım Ardından...
Gittin gideli hala güz kokar yastığım
Hazan sabahlarla başbaşayım
Hayalinle kaldığım gibi..
Kasım gülleri açar *******imde
Katmer katmer yalnızlık kokar

Gittin gideli hasret rüzgarı eser kapımda
Ne gelen dosttur, ne giden tad bırakır
Uğurlardığım sevdalar gelir aklıma
Katmer katmer bulutlar dolar gözlerime
Kurur yağdıramadığım yağmurlar

Gittin gideli sevda bir başka görünür odamdan
Daha soğuk ve kasvetli yeditepe
Ruhu yok neonlu caddelerin
Gün bile kararmış ufukta

Oysa gökyüzüne güneşi boyadım
Gece gündüz ışığımı bul diye
Şehir ‘sen’ bakar
Güneş ‘sen’ yakar
Kasım gülleri ‘sen’ açar.. hüzün bakışlım
Ay tenine yangın bu canda
GÜZ, ‘SEN’ kokar.


Arzu Altınçiçek

GooD aNd EvıL 08-02-2008 10:08 AM

Kavuşma (Doğum)
İki ten düştü harlı geceye
Bir can düştü gölgesine dolunayın
Gizem büyüdü içten içe sessizce

Oysa ki ne zordu taşımak
Bilinmeyeni içinde
Bir tırmanıştı hayat
Savaşmaktı sahip olmak

Zirvede bir noktaydı
Kavuşma günü
Avuçlarınla katetmek gerekirdi yolları
Karanlığın sancılarında kıvrılırken
Hep daha yukarı… daha yukarı
Belirsiz bir sonra ki adım
Ya kayacak düşecek boşluğa
Ya yakalayacak ışığı

Ha gayret az kaldı
Seni yarınlara taşımak için
Tırmalıyorum sancıları
Bak güneşi yakaladım
Sen de tut yaşam ışığını
Hoşgeldin can parçam hayata..hoşgeldin sevdaya..


Arzu Altınçiçek

GooD aNd EvıL 08-02-2008 10:08 AM

Anne
Lastikli bant neden yüzümde
Gülüşüm mü korkutucu?
Dişlerim mi çirkin?
Sokaklar neden yasak çocuklara?

Güneş var pencerede
Beyaz badanalı dört duvar arasında
Bu şehirde sadece bu kadar çocuk mu var anne?

Halsizken biz
Siz bin telaş içinde

Şişedeki vişne şurubunu
Neden canımızı acıtarak veriyorlar bize?

Rap rap yürürken koridorda
Adımlarım yankılanıyor ya
Koşarken nefesim de tıkanıyor
Sahi asker olur muyum anne

Anne
Bu pijamamı geçen sene almıştın
Neden eskidikçe bollaşıyor üzerimde
Çok yazı da yazmadım
Bileklerim neden ince?

Hani başucumda okuduğun kitap..
Gerçekten hayvanların bahçesi var mı anne?

aaa...bak arkadaşımın yanında
Amcalar, ablalar var
Kalbine bastırdıkları o siyah şey ne anne
Neden zıplıyor yattığı yerde
Canı acıyor mudur sence

-Kemal... Kemal...
Neden cevap vermiyor?
Karanlıktan korkar
Çarşafı üzerinden çeksinler söyle

Daha ne kadar yatacağım burda
Ağzım kuruyor
Akşam erken de uyudum..
Gözlerim kapanıyor


Yıldızlar yağıyor anne
Beyaz melekler gülüyor
Seslerini duyuyor musun?
En az senin kadar güzel
Ninni söylüyor..
Uykum geldi..
Uyursam rüyalarımdan gitme...anne

21/3/05


Kaybedenlere sabır...





Arzu Altınçiçek

GooD aNd EvıL 08-02-2008 10:08 AM

Kaybolan bir çocuk içimde









Kaybolan küçük bir çocuk içimde
Onun gözleriyleyim gecede, korkak
Ne zaman sessiz bir sokaktan geçsem
Onun yerine duyarım gölge adım seslerini

Döndüğüm her köşe başında
Kocaman köpekler O’nu bekler sanki
Kalbi çıkacakmış gibi göğsümden
Derin derin soluklanırım, boğulmasın diye.

Kaybolan küçük bir çocuk içimde
Kaldırım kenarında kibrit kutuları
Toplayıp oynamak isterim
İşaret parmağımda sektirmek gazoz kapaklarını
Ama kiminle!

Durduğum her okul önünde
Yakasını düzeltir, mendili cebinde
Yazamadığı kara tahtalara erişirim
Rengarenk suluboyasını sürerim saçlarıma

Kaybolan küçük bir çocuk içimde
Bedenim yorgun olsa da
İki tekerlekli bisiklet peşinden koşarım
Sadece o istiyor diye

Şişmiş ayaklarımı çıkarırken
Küçük parmakları kalır yüksek ökçe içinde
Bekler, seslenir
-hadi parka gidelim yaaa! ! !

Ah küçük çocuk
Bilsen senin düşlerinden daha yorgunum
Senin gözlerinden daha küçük bu dünya
Ve ellerin daha temiz sokaktaki simitçiden

Hadi gidelim, deyip çıkmak isterim
Ama hep o, “elalem nedir korkusu”
Bilmezler içimde hapsolduğunu
Tahtaravalli de inen çıkanın sen olduğunu
Bilmezler…

Ayıplarlar hatta,
Deli mi ne, kazık kadar olmuş
Hala çocuk bahçesinde
Vah vah, üşüttü galiba.

Bilmezler…
Çocukluğunu yaşamadan içinde kaybedenleri
Dallara takılı bir uçurtmanın ipini dolar hayat
Çeker durur, hatta savurur ordan oraya
Büyük olmak kolay da, çocuk kalmakta mesele

Kaybolan küçük bir çocuk içimde
Ve yarın cumartesi
Sabah uyandığımda “sen” olacak
Spor ayakkabılarımla, kısa pantolonum içinde

Saçlarım iki yanda örgülü
Önce kaşıklayacağım dolaptaki şokellayı
Dudaklarımı sileceğim koluma
Ne para, ne kimlik olacak yanımda.

Bir ip alacağım, bir de top bisikletin arkasına
Atlı karıncaya binip, inince cebimdeki topacı çevireceğim
Kibrit kutularını ezip kaldırımda,
Beline sokacağım pantolunun.

Bir ağacın gölgesinde evden çaldığım kurabiyelerle
İşe giden büyüklere bakıp, üzüleceğim.
İçindeki yarım kalanları fark etmediler diye.
Bir serçe konacak, kırıntılarımı böleceğim.

Kaybolan bir çocuk içimde
Ve kaybolacağım bilinmedik caddelerde
Ne önemi var ki gittiğim semtlerin
Çocuk gözlerle görmedikten sonra

Defalarca çıktığım merdivenlerin
Neye yarar yüksekliği
Kapıyı çaldığımda tekme yumruk
Açacak kimse olmadıktan sonra
Halâ neye yarar o çocuğu hapsetmek

Kağıttan bir gemi yapacağım
Hem de en büyüklerinden
Affet küçük ama seni koyacağım içine
Teknene “umut” diyeceğim

Bırakacağım seni dingin denizlere
Uğradığın her yerde, sana bakan her gözde
Süzülsün çocukluk yılları
Bir solukluk da olsa umut ol,
Yaşamı, büyümeye tercih edenlere.

Kaybolan bir çocuktun içimde
Şimdi …
Özgürce seyret bulutları
Ne kadar büyüsek de
Utanmadan yaşamalı hayatı….

Bir günde kaç yıl yaşattıysan bana…teşekkürler
Hadi şimdi seyreyle büyüklerin masallarını
Derin mavilerde.
Güle güle

Kayıp yıllar kalacak ardın sıra takvimlerde
Ve yarınlar asılı duvardaki çivide
Yüksek ökçeler bekler beni
Çantada kartvizitler, masada faturalar

Büyüdükçe kapıldığımız rüzgar gelecek pencereme
Saçlarımın örgüsünde bırakacağım yaşları
Elimde bir çift sarı kurdele
Dudaklarımda son elma şekerimin tadı.

Aynaya gidiyorum çocuk ardın sıra
Suluboyan kadar cıvıltılı olmasa da
Çizgilerini kapatacağım yılların
Hileler yapacağım genç görünmek adına

Küçücük elleriyle doruğa çıkartan çocuk
Derine bıraktığım için beni affet
Yarısı kayıp yıllarım için çok şey borçluyum sana
Mavinin en sahipsiz yerlerinde umut ol “ küçük istavrite” de.

Kaybolmuş bir çocuktun içimde
Kayboldum küçük bedeninin gölgesinde.
Özlediğim yıllar yapışacak boğazıma
Sen ise özgürlüğünden sapma, takıl martılara.

Teşekkürler çocuk yanım.
Bir günlük de olsa büyümeyi unutturdun bana
Şimdi banyo vakti,
Dünyanın tozu, çamuru üzerimde
Aaa bak bir misketin kalmış cebimde…
Atıyorum, tut! ! !

'küçük istavrit' öyküsündeki gibi kaybolmayan umut dolu yarınlara ve içimizde yaşatmak zorunda olduğumuz çocuk yanımıza ithafen...


Arzu Altınçiçek

GooD aNd EvıL 08-02-2008 10:08 AM

Kayıp sevdaya
Tenime damlayan terin gölgesinde gece
Saçlarım serili semalarında yeditepenin
Sen mi İstanbulsun, İstanbul 'SEN'mi çözemediğim

Kırmızılığın mayhoş tadında kadehlerde
Yudumlarken sevdayı
Kayan yıldızlara fırlattık suskunluğu

Çıplaklığımıza şahitdi martılar
ve
Işıl ışıl İstanbul

Sen, ismini söyleyemediğim
Gözümü bile değdiremediğim gözlerine
Gülüşündeki huzura ismini veremediğim
Bağrının serinliğine
Sar beni Marmara'yla
Sensizliğe titrediğim karanlık sularda
Nefesimi yudumla,
Eriyip gidelim yeditepenin kuytularında
damla damla


Arzu Altınçiçek

GooD aNd EvıL 08-02-2008 10:09 AM

Kelimelere Zaman Ayırdım
Nedense bu günlerde hep yalnız kalmak istiyorum. Sahte kalabalıkları olduğu gibi kabul ettiğim halde tek başıma olmaya ihtiyacım var.Çok yorulunca, ya da efkar basınca deriz ya içimizden:

- Şöyle alıp başımı gideceğim uzaklara, telefonumu kapatacağım.

Gideceğim yeri kimse bilmeyecek, biraz kafamı dinleyeceğim....

Hep olduğumuz yerdeyizdir. Gidemeyiz.... şu telefonları kapatmayı asla beceremeyiz. En yakın yerler bile erişilmeye çalıştıkça uzaklaşır. Göz önünde olan hiçbirşeyi görmeyiz. Gördüğüm ve bildiğim tek şey kendime kalmam gerektiği bir süre.Bunu bile yapamıyorum. İşte bu nedenle masa başında rakamlardan sıyrılıp bir zaman dilimi yaratıyorum ve birşeyler yazıyorum.Kendimle konuşuyormuş gibi dökülüyor kalemim. Bazan saçma, bazın melankolik fakat hepsi bana ait... şimdi yine zamanı kendime ayırıyorum...rakamları bir kenara attım evraklarla...tek başıma kalıyorum....ve dalıyorum hayallere;

Güneşin perdesini çekiyorum. Gecenin katranına kızılı sürmek için. Yalnızlık kokan tenimi sana bulayıp, titreyen dudağımı öpmeni, sana aç nefsimi doyurmanı hayal ediyorum.Bütün gün bekliyorum sesinin içime akmasını.Sıcaklığına açlığımı söndürecek gece gözlerine hasret değilim aslınd****utup yıldızı vardı hep penceremin önünde bilirsin. Sarmayalışına rakip yorganım, tenin gibi düşer tenime. Daha ne kadar bekleyecek bu ocak ateşini,daha kaç gece sabahı sabah edecek anılar.Hadi gel...dokun...konuş...sessizliği yırtsın vücudlar. Tükenmeme izin verme gidişlerinle. Sahilinde kalmama izin ver, terimizi çeksin kumdan uzaklaşan dalgalar...

Yıldızlar bir bir gömülürken sabah gibi dokunmak isterim ayaz düşen tenine.
Utanmazlığın koynunda kendinle sevişmelerinde, izin ver yanında olayım.
Kuruyan bedeninde terden boncuklar yapabilirim. Güzel bir melodideki piyano tuşlari gibi dokunabilirim, yeter ki sen iste. Dans edebilirim sevişlerinde. Rüzgarın dağlarla kucaklaşmasını,dalgaların kıyılara cilvelerini getir aklına. Önce süzülmelerini hisset kumlara köpüklerinin,sonra kızışan rüzgarla tut ellerimi.Tüm gücünle sarıl biçare kimliğime.Açlığımı, susuzluğumu,sırlarımı bitir gaybana *******de. İçimde kıpırdanışların olsun.Yüreğimde, dudaklarımda titreyişleri sevdanın.Tenimin ürpertisinde dağıt yalnızlığı.

Güneşim ol gece gözlüm, tüm sıcaklığınla seril üstüme.Seni istiyorum diye yutkunduğum nefesimi al dudaklarımdan.Sırlarımı çöz öpüşlerinle.Ay gibi yum gözlerini, yıldız gibi kay geç düşlerimden..tenini dök tenime.Tadını bilmediğim, terine düşmedigim. Hayal olmaktan çık düş gerçeğime.Söyleyemem sana yanan arzularımı. Kıvılcımı sıçradı bir kez içime. Kıvranışlarımla sessiz *******de, dokunuşumda kendime haykırışlarım suskunluğum aslınd****endime sarılıp yatağın bir ucunda tüm ürkekliğimle gidişini düşünürüm. Oysa sen 'özgürlük' müşsün sessiz *******de.


Arzu Altınçiçek


Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 09:29 PM

Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11   Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions, Inc.