![]() |
Sevda Sefası
'Bana yalansız gel' diyemem sana, Pazarlığa sığmaz sevda dediğin, Yalanlarla gelir bahar cihana, Doğada var mı ki vefa dediğin? Açılan her çiçek yalan bir renktir, Er-geç yaprak yaprak dökülecektir, Düş gibi görülüp geçilecektir, Ne kadar sürer ki rüya dediğin? Şu doğan güne bak sabahla gelen, Gözünü-gönlünü aydınlık eden, Yine o değil mi akşamla giden? Günü uzatır mı çaba dediğin? Varsın solup gitsin ışıklar renkler, Sürdüğünce sürsün,o bize yeter, Kimi kez bir yalan bin ömre değer, Sanki pek gerçek mi dünya dediğin? 'Bana yalansız gel' diyemem sana, Desem kâr eder mi bilemem sana, Ben de pek kesin söz veremem sana, Lâfla sürülür mü sefa dediğin? . Yılmaz Aybar |
Sevdalar
Binbir türlü sevda var şu dünyada, Kimisi insana yar olur gider, Mutlu eder gerçekte ve rüyada, Yaşama yayılan nur olur gider. Kimi tek yanlıdır,karşılık görmez, Körkandil misali, aydınlık vermez, Geceden sıyrılıp sabaha ermez, Olanca dünyası dar olur gider. Kimileri birer saman alevi, Çakar karanlıkta şimşek örneği, Çeker üzerine pervaneleri Ve birden küllenen kor olur gider. Kimi neye niyet neye kısmettir, Ferahlık umarken çöken kasvettir, Birlikte çekilen katmerli derttir, İki tarafa da zor olur gider. Kimisi hep başka bahara kalır, Şarap gibi mahzenlerde yıllanır, Şiirlerde yaşar ve soluk alır, Kalplere gömülüp sır olur gider.. Yılmaz Aybar |
Sevgi Düzeni
'Sen sana ne sanırsan gayrıya da onu san, Dört kitabın manâsı budur eğer var ise' Böyle der Yunus Emre'm,yüce yürekli ozan, Sevgi düzeni için gerek yok başka söze. 'Ozan sözü elbette yalandır' deyip geçme, Geçtin de bak başına neler geldi,bir düşün, Derde derman olacak sözü çiğneyip geçme, Bugüne dek aklını kimler çeldi, bir düşün. Boşa gitti asırlar boyu gördüğün rüya, Ne yerin bereketi,ne göğün tadı kaldı, Gittikçe yaşanmaz bir diyar oldu şu dünya, Rahat-huzur-güvenlik günden güne azaldı. En çok bugün kulak ver bu söze insanoğlu, Ne varsa bu sözde var dirlik-düzenlik için, İmbiklerden süzülmüş binbir sözün özü bu, Bu söz ışık saçıyor şenlik-esenlik için. Bu söz 'deniz feneri' kör karanlık sularda, Yolunu yitiren tüm 'tekne'lere yön verir, Bir sığınak düşleyen tedirgin uykularda Çalkantılarla dolu gidişlere son verir. 'Sen sana ne sanırsan gayrıya da onu san, Dört kitabın manâsı budur eğer var ise' Böyle der Yunus Emre'm,yüce yürekli ozan, Sevgi düzeni için gerek yok başka söze.. Yılmaz Aybar |
Sevgi için
Bengisu arayanlar gibi karatoprakta Ömür boyu sevgiyi ararız her yürekte. Buluruz,dünya bizim olmuşcasına coşar, Yaşamayı cennete çeviririz çorakta. Bulamayız,gerçekten cennette de yaşasak Kavurucu birer çöl görürüz her çiçekte. Ne yapsak kolay kolay dinmez susuzluğumuz, Yine de bir serinlik duyarız aramakta. Sevgiden geliyoruz,sevgiye gitmekteyiz, Yönümüz özümüzden değil asla uzakta. Kavgamız gürültümüz bile hep sevgi için Şaşırsak yolumuzu,farkına varmasak da. Yılmaz Aybar |
Sevgisizler
Çiçek yetiştirmek nerde,siz nerde Açmış çiçekleri kurutursunuz, Çiçekler de sevgi ister bir yerde, Su verir,sevgiyi unutursunuz. Açmış çiçekleri kurutursunuz, Nice dal dal olmuş yönelişleri Daha güz gelmeden soldurursunuz Gökkuşağı gibi renk renk düşleri. Çiçekler de sevgi ister bir yerde, Güler yüz tatlı dil havası ister, Hele saksılarda,gölgeliklerde... Yoksa bahçeleri bağları özler. Su verir,sevgiyi unutursunuz, Hep madde,hep madde...Manânız hani? Bir eksiği her an duyurursunuz, Bütüne yönelik çabanız hani? Yılmaz Aybar |
Sevi-Yorum
Beni ne kadar seviyorum bilemezsin Seni seviyorum dediğime bakma Sen de beni sev yalnız Beni bırakma Yılmaz Aybar |
Sır
Yapraklar yollara düştüğü zaman Senin de gönlüne hüzün düşecek Dudaklarından bir şarkı geçecek Hâtırası uzak günlerde kalan Bir bahar şarkısı bir şen şatır kuş Ne varsa iyiden güzelden yana Kapılıp gitmiş bir deli rüzgâra Ufuklar ardında çoktan kaybolmuş Her şeyler masala dönüşmüş gerçek Vakitsiz kurumuş ırmaklar gibi Eski bahçelerde hâlâ var gibi Sonsuz baharlara açan bir çiçek Diyeceksin nedir yaşadığımız Acı bir oyun mu tatlı bir düş mü Cevabını bulan hiç görülmüş mü Bir sırdır öteye taşıdığımız Yılmaz Aybar |
Sonu Yok Ufukların
Ufuklar gözümüze hep şiirsel görünür Bir ufuktan öbürü daha güzel görünür Daldan dala dolaşan uçarı kuş gönlümüz Her yeni ufuk bize bir başka dal görünür Hangi ufka varırsak varalım yorgun argın İlle de bir sonraya çağıran el görünür Tazelenir ümitler özlemler bir kez daha Yol üstüne bizlere yeniden yol görünür Vardığımız her durak bağ bahçe olsa bile Ufuktaki kuru ot eşsiz bir gül görünür Giderek anlarız ki sonu yok ufukların Nice hayâllerimiz çıkmayan fal görünür Ve gün gelir öyle bir ufka ulaşırız ki Geride kalanlar bin ufka bedel görünür Yılmaz Aybar |
Sözde Eşler
Bir kafeste iki mahluk Örneğin ördek ve tavuk Eşlik-dostluk hakgetire Halleri hep uyumsuzluk Aynı telden çalamazlar Ayrılıp kurtulamazlar İki ucu şeyli değnek Ortasını bulamazlar Düşmüşlerdir bir tuzağa Kısılmışlardır kapana Ellerinden bir şey gelmez Kadere küsmekten başka Yılmaz Aybar |
Sultan
Yokluğu buz gibi üşütür bizi Varlığı sımsıcak kuşatır bizi Sevgidir sultanı hayatımızın Kendi bildiğince yaşatır bizi Yılmaz Aybar |
Şımarık Misafir
Az bulunca daha çoğu istiyor Buldukça bunuyor şu insanoğlu Çok bulunca varı yoğu istiyor Hiç bitmek bilmiyor doyumsuzluğu Tanrı'nın aklını çelmişcesine Yeryüzüne şartlı gelmişcesine Ve hep kalma izni almışcasına Unutuyor gelgeç konukluğunu Umduğunu yer mi misafir olan Beğenmedim der mi misafir olan Durmadan ister mi misafir olan Bu kadar da şımarıklık olur mu Yılmaz Aybar |
Şu Hayatta
Dünya bir deliler evinden farksız, Sen bari akıllı ol şu hayatta, Kargaşa/keşmekeş görürsün yalnız Geçmişe bir nazar kıl şu hayatta. Bugün de aynı şey, çevrene bakın, Hal ve gidiş var mı hiç akla yakın? Boş yere içini karartma sakın, Kendini engine sal şu hayatta. Salmasan acaba kim dinler seni? Birlik-beraberlik dediğin hani? Kaç bin yıllık Kâni olur mu Yani? Bu gerçeği iyi bil şu hayatta. 'Hayır bilme sakın sen de delir' İstenen,beklenen,sadece budur, Dökülen diller hep aldatmacadır, Hepsini defterden sil şu hayatta. Deliler evinin bahçesi de var, Ağacı,çiçeği,kuş sesi de var, Göz-gönül avutan köşesi de var, Ara o köşeyi bul şu hayatta. Yılmaz Aybar |
Takvim Yaprakları
Takvimden kopan her yaprak Karışır deli rüzgâra Ömür dalından uçarak Gider meçhul bir diyara Bizim birer can parçamız Takvimden kopan her yaprak Ardından bakakalırız Pek de umursamayarak Kıymete biner giderek Aradan yıllar geçince Takvimden kopan her yaprak Artık geri dönmeyince Neler götürmüştür bizden Farkederiz geç kalarak Yaş getirir gözümüzden Takvimden kopan her yaprak Yılmaz Aybar |
Tek Çare
Ne rüzgâr savurur ne yel dağıtır Dostlukla uzananbir el dağıtır Kalbe çöreklenen kasvet sisini Bir güler yüz bir tatlı dil dağıtır Yılmaz Aybar |
Tesettürbanlılar
Örtüyorlar kıl yığını saçlarını sımsıkı Gül yüzlerdeki ceylân gözlerini Elma yanaklarını Kiraz dudaklarını açıkta koyuyorlar Üstelik biraz da boyuyorlar İyi de Bu nasıl tesettür böyle Neymiş efendim İnandıkları için örtüyorlarmış saçlarını Yani saçlar daha mı çekicidir Gözlerden Yanaklardan Ve de dudaklardan Buna mı inanıyorlar acaba Neden inanmasınlar İnanç özgürlüğü var ya Yılmaz Aybar |
Trafik Canavarı
Kendini bir şey sanır Direksiyon başına geçince Nefretle buruşturur suratını Aklına trafik kuralları gelince Kuralcıların yüzüne tükürürcesine Camdan dışarı tükürür 'Kanun benim'diyen Kral gibi 'Kural benim'diye düşünür 'Bana hükmedecek kural Ne dünyaya gelmiştir daha Ne de kayıtlara geçmiştir'der Basar gaza Ve öyle burnunun doğrusuna gider ki Hem kendini yakar Hem başkalarını Uyanık geçinen aptal canavar Yılmaz Aybar |
Tutsak Özgürlük
Dertleriniz yetmiyormuş Bir de ben eklenmişim Pek gerekliymişim Güzelmişim güya Kutsalmışım İyiymişim Tutmuş her biriniz bir yanımdan Çekersiniz ha çekersiniz Hepiniz daha çoğumu Daha çoğumu kendinize istersiniz Siz güzele böyle mi Kutsala böyle mi edersiniz Çekin ellerinizi diyorum duymuyorsunuz Elleriniz zalim Elleriniz bencil Kirletiyorsunuz beni de rezil ediyorsunuz Köleniz değilim ben sizin Oyuncağınız değilim Bırakın yakamı insansanız Bırakın siz de ben de rahat olalım Bombanız var anladık Uçağınız var Ama eşböler bir bıçağınız yok Ne yapalım Yılmaz Aybar |
Tükenmez
Erer sanmayalım rüyalar sona, Yüreğin ümidi-düşü tükenmez, Zenginiz çok şükür hülyadan yana, Seraplara doğru koşu tükenmez. Ufuklarla aramızda dolaşır, Nerde olsak gelir bize ulaşır, Gecemize bile güneşler taşır, Hayatın haberci kuşu tükenmez. Haberlerin aslı çıkar kimi gün, Kimi gün ışığı kararır göğün, Nerde öyle yağlı-ballı her öğün, Ömrün tatsız-tuzsuz aşı tükenmez. Gönül hep beşinci mevsimi arar, Gel gör ki çiçekler solana kadar Bahar günlerini yazlar kovalar, Zamanın güzü ve kışı tükenmez. Herkes birbirine küser-barışır Sevişmeler savaşlarla yarışır, Gözyaşları gülüşlere karışır, Bu dünyanın keşmekeşi tükenmez. Yılmaz Aybar |
Uçacak
Gün bugün,bir düşün,saat bu saat, Bugünler kuş gibi elden uçacak, Boştur ileriye dönük her vaat, Kuşkulu yarınlar faldan uçacak. Yarış zaman ile kıran kırana, Sevdiğinle dağlar koyma arana, Özlem ilâç olur sanma yarana, Alınmayan tatlar baldan uçacak. Dilersen her şeyi sevebilirsin, Çölde bile çiçek görebilirsin, Elini uzatsan derebilirsin, Derilmeyen güller daldan uçacak. İçtenlik yaraşır gönül erine, Günde bir kez olsun boş söz yerine Sevdiğini söyle sevdiklerine, Söylenmeyen sözler dilden uçacak. Gülerek gönlünü yap mutluluğun, Peşin olanına sap mutluluğun, Şarkısını söyle hep mutluluğun, Geciken ezgiler telden uçacak. Gül ki,aynalar da gülsün yüzüne, Aydınlık çizgiler dolsun yüzüne, Güllerin has rengi gelsin yüzüne, Yarın bütün renkler gülden uçacak. Yılmaz Aybar |
Ufuk
Uzaktan yüzümüze her zaman gülen ufuk, Sen değil misin bizi hep çağıran mutluluk? Neden hep boşa gider sana kavuşmak için Nice beklentilerle çıktığımız yolculuk? . Yılmaz Aybar |
Uyanmış
Uyanmanın tek hüner olduğuna inanmış, Eskisi gibi değil insan artık uyanmış. Uyanmış da midesi gelmiş aklına hemen, Bundan böyle mideden ibaret dünya sanmış. Olmak veya olmamak meselesi zihninde Yemek veya yememek görünümü kazanmış. Uyanmış da çöplüğe üşüşen sineklerce Her zaman ve her yerde çıkarına dadanmış. Erdemlere sırtını çevirmiş günden güne: İyilik,güzellik,doğruluk...Hepsi yalanmış. Uyanmış da geride bırakmış hep düşleri, Vaktiyle gördüğünden neredeyse utanmış. Boy atmış bir çağın en çorak topraklarında, Düşlere taş çıkartan bir boşluğa uzanmış. Uyanmış da silkinmiş renk renk çiçeklerinden, Yoz çalılar örneği dikenlerle donanmış. Kıyâmetin âlâsı bu olmalı evrende, Susuz boğulmuş insanoğlu ateşsiz yanmış. Yılmaz Aybar |
Uyarı
Uyan ey cahil horoz Öyle ortalıkta ötme Tanı dünyayı biraz. Varsın uyusunlar bırak Kimileri Uyanacaklar da ne olacak. Kurtlara mı seslenişin tilkilere mi Uyar da gör bak başına neler gelir Harcarlar önce seni. Ya şu baykuşlar,köstebekler,solucanlar Işık dersin sen aydınlık dersin Onlar ne anlar. Var git kulaklarına söyle bir bir Çiçekler açsın gözlerini ve de kelebekler Yeryüzüne yetişir. Uyan ey gafil horoz Öyle çın çın ötme Öğren Hanya'yı Konya'yı biraz. Yılmaz Aybar |
Uygarlık Masalı
Şiir tükenecekmiş Uygarlık ilerledikçe Neden olmasın Tükenmiyor mu gittikçe Suda balık Havada oksijen Şu talan düzeni yok mu Şu tüketim çılgınlığı Daha neler getirecek başımıza Baharlar çiçeksiz olacak bir gün Olursa Ve çocuklar yarınsız Ve de çıkagelecek şiirsiz uygarlık Bezirganlar erecek muradına o zaman Biz çıkacağız kerevetine Yılmaz Aybar |
Uyuyan Bebek
Nurtopusun ışıl ışıl Şimdi böyle uyuyorsun Beşiğinde mışıl mışıl Şimdi böyle uyuyorsun Yanakların gülpembecik Güllerden birer yapracık Taze açılmış goncacık Şimdi böyle uyuyorsun Rüyalarında melekler Başucunda annen bekler Senin için tüm emekler Şimdi böyle uyuyorsun Ama hayat hep böyle mi Habersizsin oh ne iyi Bulanmamış sular gibi Şimdi böyle uyuyorsun El bebeğim gül bebeğim Bir körpecik dal bebeğim Kıymetini bil bebeğim Şimdi böyle uyuyorsun Yılmaz Aybar |
Uzantılar
Kışlar yazların ******* gündüzlerin uzantısı Acılar hazların Ey ölüm sen de bir uzantı mısın Yaşamın bir uzantısı Bir başka yaşantı mısın Yılmaz Aybar |
Vahşi Kapitalistler
Başkalarının özgürlüğünün başladığı yerde Bizim özgürlüğümüz biter derler de Başkalarının ihtiyaçlarının başladığı yerde Bizim ihtiyaçlarımız biter demezler Hiç derler mi O kadar insan mı bunlar O kadar uygar mı Her şeyden vazgeçer de Ekonomik hırslarından vazgeçerler mi Yılmaz Aybar |
Varlık-Yokluk
Aynadaki görüntü dünya Ve sen dünyadaki aynasın Tuzla buz oldun mu bir defa Ara ki dünyayı bulasın. Yılmaz Aybar |
Vız
Bugün var yarın yok bir dünyadayız Masalları pek çok bir dünyadayız Çevre kirliliği vız gelir bize Nasıl olsa bombok bir dünyadayız Yılmaz Aybar |
Vidalı Şiir
Şemsettin Vidaları gevşettin Tutturdun özgürlük diye İyi mi ettin Senin özgürlük dediğini Yozgürlük anladı niceleri Ve bak ne hâle geldi dünya Ettiğini beğendin mi Böyledir çoğu insanlar Tut deyince kopar anlar Vur deyince öldür Ve işler iyice sarpa sarar Bilmiyorsan öğren İnsan vidaları en gevşek yaratıktır zaten Sense büsbütün gevşettin o vidaları Biraz sıkıştırmak gerekirken Ah Şemsettin Vidaları alabildiğine gevşettin Davul-zurna çaldın özgürlük diye Sanki iyi mi ettin Yılmaz Aybar |
Yalan'dan Ölenler
Bir düşünelim hele, Yalan'dan kim ölmüş ki Kimse ölmez elbette Yalan söylemeyi Sürdürelim mi öyleyse? Yalan'dan ölmez kimse Ama ille de birileri mi ölmeli? Ya ölen aşklara,sevgilere, Güvenlere,dostluklara ne demeli Yetmez mi bize? Yılmaz Aybar |
Yamyamlık Çağına Doğru
'Devlet malı deniz Yemeyen domuz'du vaktiyle Ülkesellik çağındaydı o Kaldı şimdi gerilerde Durmayalım dostlar Düşeriz İlerleyelim hep birlikte Yepyeni bir çağın eşiğindeyiz 'Dünya malı okyanus Yemeyez domuz' olmalı artık Küresellik çağı bu Midelerimiz tıkabasa dolmalı artık Dünyayı böyle tüketiriz ancak Sonra bakalım ne bekler bizi Ya başka dünyaları tüketmeye gelir sıra Ya da yeriz afiyetle birbirimizi Yılmaz Aybar |
Yanlış Arayış
Deveye'Boynun eğri'demişler 'Nerem doğru ki'demiş Sen de'Bronzlaşmış tenin yapay' diyenlere 'Nerem gerçek ki'desene Bir baksana aynaya Çok yerinin boya Kaşının iplik Gözünün lens Kirpiğinin takma Burnunun estetik Dişinin porselen Belinin korse Göğsünün silikon Özünün yalan Sözünün dolan Gülmenin göstermelik Ağlamanın yapmacık olduğunu görsene Dürüst davransana biraz Deve kadar olsana Haddini bilsene Ve bir de ortalığa çıkıp Gerçek erkek aramasana Yılmaz Aybar |
Yarın Sevdası
Yarın derdik de dün Başka şey demezdik Oysa dün de yarınıydı önceki günün Yarın diyoruz da bugün Başka şey demiyoruz Oysa yarınındayız işte dünün Ey yarınki dün İnanma sakın sevdamıza aldanma Hele bir elimize geç de görürsün Sanma ki akıllanırız Harcarız bozuk para gibi Seni de tepe tepe kullanırız Yılmaz Aybar |
Yaşam Öyküsü
Yıllar geçer farkına varsak da varmasak da Geçişlerini hayra yorsak da yormasak da Kapılmışız bir selin akışına gideriz Nerden nereye diye sorsak da sormasak da Akrepler yelkovanlar çeker götürür bizi Olanca saatleri kursak da kurmasak da Hırsızdır kapımızda bir uğursuzdur zaman Alır alacağını versek de vermesek de Elde kalan bir kuru hâtıra demetidir Ömür bağından hep gül dersek de dermesek de Can kuşumuz da uçar gider günün birinde Kafesine kırk kilit vursak da vurmasak da Yılmaz Aybar |
Yazmak
Nerdeyse kendimi bildim bileli Baktım bu âlemde herkes bir hava Kimse anlamıyor kimsecikleri Bütün söylenenler gidiyor boşa Sen 'bayram haftası'diyorsan şayet Karşındaki 'mangal tahtası'diyor Çoğu zaman berbat oluyor sohbet Ve kavga kapıda hazır bekliyor. 'Herkes kendi sandığında kilitli' Necatigil böyle demişti işte Nur içinde yatsın büyük şairdi Boş lâf etmemişti şiirlerinde Dedim madem yazmak diye bir şey var Öyleyse kaleme sarılmalıyım Elim son noktayı koyana kadar Ak kâğıtlar olsun en can dostlarım Bazen soruyorum şöyle bir soru 'Yazmasan ne yazar yazsan ne yazar? ' Cevap:Yazmak bir tür uyuşturucu Üstelik sağlığa vermiyor zarar. |
Yemek Kültürü
Bayılıyorum bir yerlerde oturup Yemek kültüründen bahsedenlere Ve Japonya'dan Fransa'ya kadar Mutfak mutfak gezinenlere. Hele birileri servis de yapıyor, Alkol rüzgârları da esiyorsa ortalıkta Aman ne nefis oluyor hayat, Doyulmuyor yaşamanın tadına. Hayret bir şey diyorum, Tanrı kimilerine cömertlik etmiş, Tüm mutfakları içine alacak kadar Geniş mideler bahşetmiş. Siz ey peynir-ekmekçiler, Semtine uğramamışsınız yemek kültürünün, Daracık yaratılmış mideleriniz, Kaderinize küsün.. Yılmaz Aybar |
Yeni Yıllar
Ne umduk bekledik de,neler verdiler bize Biraz sevinç ve binbir keder verdiler bize Bizler yeni yıllara hiç toz kondurmamıştık Onlar ancak toz kadar değer verdiler bize Yılmaz Aybar |
Yetmişbeş Yaş Şiiri
Girmeyin araya artık aynalar Özümle başbaşa iyiyim hoşum Ayıltmayın beni mahşere kadar Gönlümün gençliği ile sarhoşum Yılmaz Aybar |
Yol Enflasyonu
Durum böyle değildi vaktiyle Aklın yolu birdi Yoldan çıkanlara Kutup Yıldızı yol gösterirdi Şimdi özgürlük var Kutup Yıldızının adı Dinozor Herkes izlenecek yolu Kendi yıldızına soruyor Gittikçe çoğalıp çatallaşıyor yollar Ve de karıştıkça karışıyor trafik Yani sizin anlayacağınız Durum trajik Yılmaz Aybar |
Zaman
Rüzgarlar nice hoyrat eserlerse essinler, Dünyada var mutlaka dinecekleri bir yer. Nehirlerin ne kadar uzasa da yolları, Denizlerden öteye yok gidecek halleri. Ya sen ey azgın zaman,vursak seni zincire, Bir kolayını bulur,geçer gidersin yine. Sudan daha kaypaksın,yelden daha uçucu, Yok evrende çıktığın yolculuğun bir ucu. Seninle her şey ama her şey de gelir geçer, Gül solar,dal kırılır,saltanatlar da göçer. Bir denizsin,kıyında kayayı kum eylersin, Kumda izleri siler,unutuşla örtersin. Ve bir kadırgasın ki,gitmediğin liman yok, Gelip geçerken talan etmediğin liman yok. Yılmaz Aybar |
| Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 02:25 PM |
Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11 Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions, Inc.