![]() |
Korkarım Çok Bilip Az susandan
Gözlerinin dokunuşunda özlem hasret dostluk vardı Bir sarıldın gönlüme yağmurların yağdı Ne yokluklar kaldı ne yokuşlar tepeler merhametinle düzlüğe indi Memelerin sütlü nescafe ben bilmem derinlerini Korkarım Çok bilip az susandan saklanandan Nerene elimi uzatsam bana yakın olurdun Dilinemi belinemi belleğinemi Oysa benim için sen çokca sevilensin belkide Hüseyin Yük |
Korkuyorum Annem
Hani ben doğunca Söğüt dikmiştin ya avlumuza Söğüt..söğütler oldu Avlumuz bahçe oldu Ya kurursa Ya kurursam Korkuyorum annem Bir kere çok korkmuştum Elini bırakmıştım ya Hani güneş gözlükleri çekmişti beni Sen yoktun Ben kayboldum İşte öyle korkuyorum annem bir delikızın çeyizi)) Hüseyin Yük |
Kökümde kal
Birle başlarmı şiir Matematiğin fiziğin cebirin tirgonometrinin Rasyonel sayıların türevin integralin Fonksiyonlarına bağışla beni Eğrilerinde hayatın kar hanesi görüneyim Çan eğrisi bölmesin bizi Oldukça pozitif olsun değerlerin Ekleme yükleme toplamına çarp beni Karemi al Kökümde kal Hüseyin Yük |
Körpe Badem Ağacı
Körpe badem ağacının gölgesinde Tutkunun akışını düşündüm Her yanımı yangın yerine çevirdiğin Monoton bir işte ne bigeliklerini bulduğumu öğrendim Ruhumu giydirenin nasıl güzel giydirdiğini Belleğime işledim gözlerinizi Cevizlerini topladım Yeminlerini öptüm Gece ne kadar güzel Gece kadındır adam Sevilen kadınınla dolaşmak Kendisine kolunu vermek Yolunu seçmek Bu sınsırsız sevinçler bir ömre bedel Ruhlarımızı kitlelerden koparıp Yasaları aldatmıştık Üzüm toplamak Ekin biçmekten daha kolaydır Sesindeki okşamayı Kızıl meyvelerle ekşi muşmulayı Böğürtlenlerine baktım utanmadan Siz beni sevdikten sonra başkalarından bana ne Seninle çölüm ilk kez güneş gördü Bin yıldır ağaran saçlarım güldü Bir körpe badem ağacının altında |
Kucağında Tutkuyu Uyutuyorsun
Kucağında Tutkuyu uyutuyorsun Gözlerinde zeytin dalları,barışa acıkmış Arkanı ege denizine Yüzünü gönlümün mabedine dönmüşsün Hayallerin bir kuş yüreği Ellerin karanlıklara darbe indiriyor Yıldızları çattalıyorsun ışık tadında Bir gülsen resmin asılır şehrin göbeğine Gamzelerin erik tadında esrik Sen yoksun... Hüseyin Yük |
Kuğu Yürekli
Kuğu yürekli gümüş saçların Terazi burcu sıcaklığındaydı çayın Delikanlı hayranların yay esnekiğiyle Ok atsada beyaza kalkan olurmu Beğeniyle ezilmelerim Denizi gerdanına kolye yapan korkuların Güçlü kollarınla dalgalanan gönlünde Nilüfer olsam ne olur Şeftali çiçeği dudakların Taze papatya tarlası gibi büyüleyiciydi Zarif sözlerin ruhumu okşarken Aşka tutuşmuş ceylan kadar ürkekleşmiş Yalnız yüreğime projektör tutuyordun Avlama beni ne olur Aşk bakışlarımız da yaşasa da olur 19.03.2007 izmir Hüseyin Yük |
Kurşini Bulutlar
Saçlarının kükürt kokusuydu sabah Vadi de yaseminler menekşeler Filizle secde den uyanmıştı Şahlanmıştı dağlar yeşile Karmaşık ezgilerden uyanmıştı Tembel körelmiş duygularım Gözlerinde ceylanlar görene kadar Sen gittin ürktü kuşlar küstü şairler Ve bir Tutku sevdi seni birde kurşuni bulutlar 07 03 2007 Hüseyin Yük |
Lemurya
Lemurya kıtası gibi Yer kabuğun kaymış Bir çok parçan Okyanusa gömülmüş Yalnız ya da kaybolmuş Değilsin Kör kuyularda Karanlıklardamısın O zaman kalbinin Derinlilklerindeki ALLAH inancıyla Bir olduğunu Bulmandan Daha güzel Bir yol yok Küresel ışığında Önüne aydınlık Pırlantalar Sevgiler Döşendiğini gör Ağlama Dağılmış hücrelerine Aşksa rezillik Kendini dövme Dağılsanda evde İşte aşkta Parçalı bulutlarında Güneşi gör Yaradanın affedici Büyüklüğüne sığın Aşkın zinası yoktur Tek başına aşk kusurludur Hüseyin Yük |
Leyla
Sesinde çocuk var Sevgi isteyen neşe var huzur var Bana güvenen Sardunyalar açmış gülmelerinde Akasyalar kokuna saklanmış Bir adım atsan aşkın mabedine yakınlaşırsın Kızılayda konur sokakta dostluk çayında Konuşsak senden benden Vitrinlere baksak Yağmur yağsa hafiften Ankaranın soğuk rüzgarlarından uzak Aşka açılan pencereleri olsak Tirene binsek el sallasak Yüreğimizin gideceği yere Hüseyin Yük |
Libra
Tutkuna yüzümü döndüm Dudaklarını emerek büyüdüm Gamzelerine gururumu astım Kulakların yarınlarımdı. Şahan bakışlı armanağımdın Samanyolu dolu *******imin. Boynun uzayan boğaziçi Gerdanından geçiyor hüznün köprüsü Bileklerinden akıyor şehrin trafiği Memelerin menfezinde uyuyor Kimsesiz öksüz çocuk kokusu Saçlarında beyoğlu döşeli Ortaköye uzanıyor gönlün Ben seni gelecek rüyalarımda gördüm Hüseyin Yük |
Lilly
Lastik patlamasa lilly gelmezdi Büyülü dünya gözlerimde dönmezdi Bana beş dakika lilly gerisi masal En sevdiğim çiçekleri görmüş gibi Özlediğim aşk gibi akıcı roman gibi Masmavi denizler akar sular kadar güzeldin Sellerden depremlerden felaketlerden Eylemlerden yangınlardan daha tehlikeli Günahlarım. günaha sokma beni lilly Git kaç aşk rüzgarımdan Gözlerin iki güneş lilly Biri batmadan öteki doğuyor Sen hep aydınlık dünyamsın Dudakların dört mevsim ay gibi Her sözün hilal dudakların dolunay Gülmelerin ilk ay gamzelerin yarım ay Yıldız sarayı saçlarına sığarmıyım lilly Kaç bin ışık yılı lazım sana dokunmaya Yaşamın yeşil ışıklarına saygım var Biliyorum çok sevdiğin biri var Kırmızı hep yanacak bana Sen tehlikeli yasa dışı şiirsin lilly Devrimler çiçeklere yapılmaz Cumhuriyetimsin lilly Sen öyle güzelsinki sana darbe yapılmaz Boyun kadar gökyüzüm Yıldızlar gibi özgürlüğümsün Hem dişim hem geçmişim Beyaz gelinciğimsin Hüseyin Yük |
Liman
Sığındığım bir limandın Huzur bulduğum. Sığ bir köşe. İstediğim sadece sevmendi. Ne boy pos ne para pul Sevgiye hasrettim. Buldum sandım. Acemiydim Toydum Her şeyimi paylaştım Her sözün yalanmış Ne istedin benden Yeterince oyuncağın yokmuydu Sen yoktun... leyla... Hüseyin Yük |
Mabetler Kraliçesi
Aynalara bulut yerleşmiş Dokunsam saçların yağacak Gözlerin güneş gibi bulutlarını dağıtacak Karamsarlığının. Gölgeler küçülecek bir yol görünecek Yanardağları patlayacak gönlünün Efil efil eserken duygularının ceviz yaprakları Alışkanlık yapacak Öküzlerin taşıdığı tezekle kaynayıp Gülüşünle demlenen çayın Eteğinin deseninde gizlediğin hilal AY ın Suskunluğun kaleden yapıyor ayin Erasmusun kızına yaptrıdığı altın kubbenin Gizlediği hazinede saklı şifreydi adın Sen mağaralar perisi SEN MABETLER KRALIÇESİ KADINN Hüseyin Yük |
Mal Hatun Sultanım
Sen yüzünde ekinler ektiğim Gözlerinle suladığım Yaylalar yanakların Dudakların bin dua Burnun yuvam Hayat bulduğum Mal hatun Sultanım Osmanlım Ordular doğurdun Kıtalar kurdun Yenilmez onuruna zümrüt elmas yüreğine Kıyılarına kuytularına al beni ne olur Hüseyin Yük |
Mavi
Maviye delice tutkulu deniz Avucuna alırsan mavisi gider Beyaza döner rengi Maviyi koparma denizinden Öylece sev içine gir arın Seyrine doyma Enerjim güneşim kumsalım Hem kışım hem yazım Mavi berrak yıldızım Tüh martıları unuttuk)) Hüseyin Yük |
Mavi Balina
En büyük ana Mavi balina Yuvadır denizler ona Deryada ama Yalnızdır yinede Dudakları renk renk Derisi mavi bir tek Soluk delikleri ikizidir Yaşamı büyük bir gizdir Buzda olsa kar da olsa O yine yüzdürür kendini Arka üstü uzanması vardır ki Keyfine diyecek yok Kolları yani yüzgeçleri En güzel tasarımdır Mucize ararsak balinaya bakmak yeter Nesilleri tükenmesin Kötü avcılara tuzak olmasın O nefes alışları var ya Hep sürsün yaşamları Dilinin üstünde elli kişi durur Ne diye avcılar seni vurur Kalbi bir araba kadar büyük Damarlarında bir bebek dolaşır Erkekleri 6 yılda olgunlaşır Dişileri doğduğunda Emzirirken 400 lıtre sütle Yavruları büyür günden güne Sevgileri biz gibi Balinalara uzanan kirli ellere Fırsat vermeyelim Bize ne demeyelim Açılsın yüreğimiz sevgiyle Bütün mavilliklere Hüseyin Yük |
Mavi Buluttun
Hoş geldin Sen geldin kentim büyüdü Serinledi asfalt Yıldızlar sormuştu Seni bana Müjde verdim onlara Büyük bir düğün gibi Telli duvaklı gelindin Onlar havaii fişeklerin oldular Büyük bir mavi buluttun Tarlası kurumuş çiftçiye umuttun Hüseyin Yük |
Mavi Hüzün
Güzelliğim. Gözlerinde hüzün vardı Maviydi Elleriyle saçlarını kucaklamışken Dolunay doğmuştu gerdanına Yine duyguların uçmuştu Kuytularında gizlediklerine ayla_hüseyin Hüseyin Yük |
Mavi Martımsın
Sen hüzünlerimde aralıklarımda Derin sularımda ki mavi martımsın Kanadında umutlarım Duygu kargomsun Andıkça şehrinin adını Saçlarının kokusu Düşer yalnızlığıma Bir kekik tadında Hüseyin Yük |
Maviye Baş Bağlamış
Maviye baş bağlamış Gözlerin avrupa Sesin çocuk gülmesi Yüzün medine Duruşun arafat Bakılası zerafet Hüznün fasıla fazilet Yaz bitti seni seyrederken Sonbahardayız ikimizde Hüseyin Yük |
Med Cezir
Med Cezir *******imde Sen med ben cezir oluyordum Neden bir yerde uyumuyorduk Kavuşmaktan korkuyorduk Söz kıyıya vurdukça Dalgalar kumsalı okşadıkça Yarınlarımıza gün ağardığında Bir çocuk doğdukça anesinin göğsünde Yüklemlerimiz denizler özlemlerimiz yıldızlar oluyordu Hüseyin Yük |
Mevsimlerden Sonbahar
Mevsimlerden sonbaharı severim Doğa bütün çıplaklığıyla karşımdadır Artık örtünemez çiçeklerini Ayaklarım süpürür sırtındaki bin yıllık kanburu SİZ HİÇ SONBAHARDA KENDİNİZE SARILDINIZMI RUHUNUZU OKŞADIMI BİR SERÇE KALBİ Serseri ruhunuz kavak ağacının pamuğuna takıldımı Siz hiç bulutlarla dans ettinizmi Ve siz tesbih taneleri gibi dağıldınızmı dilan Hüseyin Yük |
Midasın Kulakları
Ağır koloniler demirden soyulmuş diller Paslı çivilerle güvertesine çakılmış özgürlükler Kürek mahkumluğundan azad olmuş demokrasinin Kıymetini bil.. Yalnızlık dediğin gece üç beş nöbetimi Karavanın dibi tutmaz hiç Senin saray yuvanda pişen sütlü aşıın dibi tutar Yanından bir köylü geçer bin bilge şehirliğiyle Gözün asos a kaysa aristo düşer kirpiklerinden Aldatılan ilk ben aldatsaydım derse Sınıfsal üstünlüğü boşa düşer Karatahtanda keriz yazar Sen jeeple.. Durmadan şekil ver ruhundaki cam vazolarına Yalnızlığını fırında pişir Gördüğün gömüldüğündür sosyal çöplüğe Midasın kulakları apollon un cezasına rest çekmeseydi Senin yarım kalmışlığın kendini geç keşfetmendi Bugünerde denizler bulanık Haziranı bekle Saçlarını unuttum mektubuna saçından bir tel ekle İki yalnız tren gibi yolcu bekle Hüseyin Yük |
Mutlu Şiir
kediler yumuşak vucutlarıyla, ve biz asla kediyi sevmezdik ama ikisine ad bile taktık yumuşamıştık,ayaklarımıza sürtselerde batıl inançlara inanmak istediğimizden başarıcağımıza güzel ve zor bakardık binlerce karıncaya nasıl bir ordu vardı arkanızda kimdi bu yılmadan karınca ama yıldıran insanı bile çoğunluğunuzun sahibi nasıl bir kraldın sen ölmeyi bile göze alan ne kadar içiçeydik ah yaşamla artık kapıya park eden çocuk kamyonları hergün mutlak ikisi ağlardı camlar hep açıktı her çocuk küçüklüğümdü ve her çocuk bilmezdi bunu bilmezlerdi büyüklükleri benim ah şimdi içtiğim çay şekerliydi bir sinek yine kulağımdaydı borçlarım hiç bitmezdi görüşelim özledimler buradasın aramadınlar telefon etmeliyim etmelisinler evime borcum karıncılardan kurtarmalıyım evimi bisikletli küçüğüm adını bugün öğrendim Yeşim gün oldu da, uyudum kaç kez gün gelir de sevineyim diye dalgayı küçük bir kavanoza sığdırmaya uğraşıyordum. öyle çok şey dağılıyordu ki başlama zilimi kendim çalıp yirmidört saatte toplamaya uğraşıyordum. bir yerlerde yakalıyor muydum yoksa gerçekten her zaman olamayacak yakamoz muydum yine de bu eve aşıktım dondurma,süt,kaynamış ben kimim ha, yok benim evladım benimi döveceksin 24 yaşında kim en ciddisinden hasta olmuş ha Şadiye abla Şadiye abla leylağı kuruttuk leylağa da borcumuz var artık nemrut muhtar işte getirdim Süleyman amca ver benim ikametgahımı eminim hiç yakıştıramamışsın şortlu çocuk gibi geldim sana ne günlere kaldık dedin öğretmen deyince Süleyman amca sana güzel günler getirecek kadar yürekli demeyince Süleyman amca *******, Kerime ve Perime, yeni günü kimse haber vermezdi bize geç kalmıştık geç kalmıştık içimizde yeni günden çalıyorduk haberimiz yoktu bitmedi, bitirmedik bitemez geçen gün yakalayamadık ki görüyorsunuz oturmuyoruz, biraz borç biraz borç verin bize yeter ki şimdi artık dinginlik ciğerime sigara, mİdeme kola bir teyzem koltuğunun arkasında saklanan aynada yorgun yüzüm umutları çocukların umutları umutlarım çocuklarımın. Perim Fırat Hüseyin Yük |
Mutluluk
Mutluluk parktaki çocuk gibi yaşadığın anın sonuna kadar keyfini sürmektir Mutluluk salıngaçlarda sallanmak ve bir çocuk yüreği kadar sevinmektir Mutluluk tahtaravelli de inip kalkmaktır Mutluluk sağlıklı yaşamaktır Hüseyin Yük |
Mutlusun
Yorgunsan değerlisin Emekse harcadığın Alın terinse sildiğin Borçlarınsa azalttığın Mutlusun Yalandan uzaksan Haramdan kaçaksan Anne baba duası aldıysan Mutlusun Dünya çok eski Tarih okuduysan değişmez insan Ruhunda saadet yaşamak istiyorsan Allah a inanıp namaz kılabiliyorsan Mutlusun O namaz ki seni kötülüklerden Zinadan içkiden kul hakkı yemekten Alıkoyuyorsa gerçek mümin sensin O zaman mutlusun İnsanın cenneti cehenemi vicdanıdır Önce mizanı gönlüne kur sırat köprüsünü Kendinden geç iyilik et insanlara Kuran ı kerim de bir çok ayet derki Sizin en hayırlınız ALLAH ı anan ve insanlara faydalı olandır.der Bunları yapabiliyorsan mutlusun Güneşin doğuşunu hiç bekledinmi Önce kuşlar öter sonra oksijen doğar Sular hareketlenir çiçekler şenlenir İnsan da güneş gibidir her gün yeniden doğar Doğuşun muhteşmse mutlusun Sağlıkla nefes alıyorsan Yemeklerden zevk tatıyorsan Bir bardak suyu içiyorsan Mutlusun Hüseyin Yük |
Neden
Neden kültürünle yıkadın beni Kokun dağ çiçeklerinin koynuydu Sığırcık yuvası yüksek olur senin zekan gibi. Ne zaman ellerini özlesem, Gögüslerin doğardı dolunaya Ne zaman seni ansam Yağmur yağar Ağaran saçlarıma Hüseyin Yük |
Nemy ile Zeli
Zelinin bir odası var cette Nemiyide op yapacak ilerde Zeli havalımı havalı Nemy biraz daha dengeli Aslında zeli egeli Ama tam nereli belli değil Çünkü o birazcık deli Zeli büyük olmak için konuşmıyacaksın Büyüklük içinde olmalı En büyük balık üç gün doyurur zeli Ama hayali bir ömür boyu acıktırır Sen acıkmışın zeli ama hayele Aradığın hayal yok bu odada zeli Lütfen her sevginin ömrünü kelebeğe endeksleme En çok süren sevgin kaç saat zeli En değer verdiğin yüz kaç günde eskir Elbiselerini hep yırtarmısın zeli Kaç terzin var zeli sana endeksli Nemy zeliyi severdi bir gün bir gül verdi Dediki tarlamdan kuşlar geçerken gel *******imde odanda opken heyben Benle dolsun aniden Zeliyi sevmek zordu Çünkü zeli gözleriyle sevmiyordu Kaç kaçak sabah yaşadı odasında Kaç eşkiya sürgününde user harcadı birden Nemyinin uykusu geldi gidecekken Oda doldu şairlerle birden Jhonn gailyus kasif serdar derken Genelde şiirler yarıştı yeniden Herkes zeliyi severdi derinden Belkide zeli evliydi Kim bilir kimin yüreğindeydi Zeli severdi bütün adamlar Ne yalanlar ne hikayeler kandırmalar Yemedi zeli çünkü hepsini billiyordu Zeli aslan yeleli bir kızdı Öfkesine yenik düşmüş biriydi Her şeye rağmen çok güsel biriydi Oda onunla sevgi doluydu n Hüseyin Yük |
Neren Güzel
Neren güzel biliyormusun Gözlerin, sözlerin kuğu gibi yürüyüşün Seninle cennete döner cehennemler Karlari erir umutsuzluğumun Saklanası güzelliğinde adalar oluşur Gitme denizim uzakalara Beni sende sakla. Hüseyin Yük |
Öğretmenim Ahmet
Sonbahar gelirdi köyüme Samanları mereklere,buğdayları ambara Atları yılkı ya inekleri ahıra bırakırdık Öğretmenler bizi harmanda yakalardı Damı akan çatısı olmayan Odun sıraları bile bulunmayan Ne televizyon ne telefon ne de elektrik yoktu Kitaplarımızı sol koltuk altımızda Tezekleri kucağımızda Taşırdık yüzlerce metre Micingert te öğretmen nerde Gelen torpil bulup kaçıyordu Kalanda taştan evlerde yaşıyordu Okulumuza bir çift öğretmen geldi Karı koca öğretmen ilk kez görüyorduk Yerleştirdiler bir köy evine Ben ahmet öğremen ve eşi ayteni hiç unutmadım Eşi hamileydi kar çok yağıyordu En yakın hastahene otuz kilometre uzaktaydı Kış geldimi yollar kapanırdı en az üç ay Ahmet öğretmen avazı çıktığı kadar bağırıyordu Karım doğuracak doğum sancıları başladı yetişin Hayat arkadaşı için evladı için yaşaması Neler vermezdiki insan Bindirdiler kızağa ayten öğretmeni Atları kamçıladılar şehre doğru Yol kızağa bile yol vermiyordu Kar boran tipi kıyamet sanki Ayten öğretmen hayal kuruyordu Ahhh keşke şehirde olsaydım Hastahanede rahatça doğursaydım Minicik yavrumu kucağıma verselerdi Bu hayalleri düşlerken birden Sancılandı çok aniden Bağırıyordu derinden Doğuruyordu beyaz karlara inat Kapanan yollara tunç kesen gökyüzüne inat Ahmet öğretmen kızağı durdurdu Ayten öğretmenim doğuruyordu Nur topu gibi bir kızı oldu Babası bebek üşümesin diye paltoya sarıyordu sıkıca Ayten öğretmen kan kaybından ölüyordu Hiç bir şey yapamıyordu çaresizce ağlıyordu AYTEN AYTEN gitmeeee Bir öğretmen eşi ölürken Kendiside sevgisini güvenini öldürüyordu Bütün köylü ağıt yakıyordu Aylarca köy öğretmensiz kaldı Kimbilir ahmet öğretmen nerdeydi Kızının adını ne koymuşlardı Daha kimleri okutmuştu Bir köyde belkide şehirde Tüm köylerde şehirlerde öğretmenlik yapanlara Saygıyla eğiliyorum saygılar sunuyorum Yüreğiniz var olsun Tüm şehitlerimize rabbimden rahmet diliyorum Ve bu şii ri tüm öğretmenlerime armağan ediyorum Hüseyin Yük |
Özlem
Bir şiir yazılır özlem e özlenene Nedense özledim deriz bazan sahtece İki kelam edilir sohbet biter özlem de Kalıcı özlemekler bekler emek ister birde sevmek Ben senin neyini özliycem deriz bazan Kaybetmeden anlaymazsınz ki değeri İnsan sevmek kadar zor emek isteyen şey yoktur Ben sevgiyi özlüyorum sevecek şeyi değil Seni sevmeye saçlarında başladım kıvır kıvır röfleli mi Ya da düz sademi boyalı mı bilmiyorum siyah mı sarı mı Sonuçta seni bana sevdiren saçlarındaki dünyan Öyle sıcak öyle uysal ki dokunsam uykun gelir dokunmasam uykum gitmez Dizinde uyumayı sevmeyen yoktur sevgilinin Ben en çok kadınlarımdan ayrılmayı özledim Özlerken ayrılabilmeyi değil Desemki seni özlüyorum o zaman donuyorum aysen özlem şiiri yazarmsınız dedi sana itaf edıyorum aysen Hüseyin Yük |
Özlem1
Gönlü aşkla diri olan asla ölmez ŞİRAZİ Biz özlersek sızı çöker dizlerimize Söz veririz kalemimize Aşkından başka aşk düşmez dizelerimize Sahralarda yaş düşmez gözlerimize Biz özlersek güzel günler gelir Siz özlenen büyük deniz Gizleriz gizlersiniz Ne diye seslendirmezsiniz Özlemi var eden yüreğinizi Ahh bir de arada bir küsmeseniz Sigaranının kokusunu bile beklerdim Gülmelerini kış günün de yazı Bana yazdığın şiirlerde ki nazı Adındaki niyazı Duvarında asılı sazı Türkülerde ki ayvazı Derin derin yemeklerindeki yanık kokusunu Tenindeki mis gibi losyonu Sabah güvercinlerinden kalma barışı Seni özlediğimde şelpelenir karlar Özlenmek güvendir hep Vefadır saygıdır sevgidir Özlememi bekleme sende sende özle Değsin tenin tenime Vefasızlık uğramasın özlem trenimize Sen kaçıncı özlememsin Unuttum................. Hüseyin Yük |
Palmiye ağacı
Palmiye ağacının zirvesi gibi saçların Yaz böceklerinin konserinde adın Çikolata teninde yıldızların tadı Bilmediğim ezberimsin sen Bir kuş havalanır benden sana Seninle dolu sahilimden Dilimde tad yok Sakızını özledim çok Hüseyin Yük |
Paşaya Şiir
Sen hep sessizdin Paşa olmuş çocuk gibi Bir eylül denizi gibi Ben hep kaynardım Kısık ateşte beklemeye dayanamadığım Çaydanlığım gibi Paşa olmuş ama gülen bir çocuk gibi Biz ikimiz aslında hep memnunduk Hem adı sen sıcacık denizden çıkmak istemeyip Hem adı ben fırtınada kollarını açmış çocuk gibi Sen benim hep istediğim mevsimdin belki Dört mevsim hep sen mevsim olsa Sabrederdim belki,çok çok koşmadan Yüreğimi değil aklımı sevip ulaşırdım gibi. Perim Fırat 96 Hüseyin Yük |
Pazarım Oldun Dinlendiğim
Vazgeçilmyen tutkusun Sevgilere tutuklusun Hem gecesin hem ışık Bugün çok şıksın çok şık Harika bir denizsin sen Kumsalına yüzebilirmiyiz Çok derinsin bazan korkuyorum Ne olur tusunamine denk getirme Güneşe renk veren sen Banada biraz ışık çak Yedi bin çiçek yetişir akvaryumunda Binbir derda şifa gözlerinde Yakut inci mercan elbislerinde Bir rozet olsam ne olur saçlarında Unuttum şiirleri güzel sözleri Yanan mumları romantik masaları Seni gördüğümden beri şaraplıyım Senin dudağındaki ivrimi Kır martıya değişmem Pikniğim sahilim sabah gazetem Kahvaltıdaki şekersiz çayım Baharım yazım kırmızı kazağım Sevgilim diyebilmeyi beklediğim Pazar sabahım dinlendiğim Hüseyin Yük |
pERİLİ şATO
limandaki gemiler sevgi bekler Yüklerini aldıkça denize açılır Kaptan yükünü okyanus ötesi taşır Nikahlar kıyılır kimine sevgilisiyle Kimine martılarla Dalgalar vurur göğsüne yalnızlığın Yollar hayallerle biter Rüyadır bir gemide birlikte olmak Bilmesekte sevgilim masal ülkelerini Bir şatoda yaşamak perilerle Hüseyin Yük |
Pervari
Mutluluk,mutsuzu Borçsuz yaşamaın' de' hali Yaşlılığın geçmemiş yanı Zekasını zampara kullanan düzü Bir göçmen sürü Özgür gökyüzü Pervari güzü Hakimin hüküm sözü Aşkın müşteki günü Hüseyin Yük |
Pranga
Dudakları prangalı gönlü kelepçeli Yüreği yangın yeri dağınık karmaşık Özgürlüğünü gümrüğe rehin bırakmış biri Kapkara bulutlar kaplamış içini Gözlerinden kan damlıyor yaş yerine Sözlerin virgülsüz Üstü açık soba yanan kamyon kasası Sıcaklığında tenin Karlarda sevişmiş at gibi nefsin Gel don nehrinden denizlere soyun Gemilere demirle Sevme kimseyi sevme emirle Çık ıslanmış memelerinle terli ellerinle Ruhundaki asi gerillayla Namlunun ucunda geçen hayatınla Kentime dön... Hüseyin Yük |
Rumuz Bir Dost
Yaşamın camına taş atan Kimliği meçhul gri kişilikler Hedefi vursada canımızın cam kırıkları Panikletmez insancıl duygularımızı Üç can sonsuz meydan İman iman inan yeter Verilmiş sadakaların varmış Taşa kurşuna kalkan Dolgun başak gibi göğüslerin İçindeki anne gözlerine ayna tutuyordu Çingene boyacı parlatmazsam aç kalıcam abi İki çocuk karım yaşlı anama kim bakacak Yolumu kesen bir genç üç gündür yemek yemedim Para verme birlikte yemek yiyelim allah rızası için dedi Sonsuza kadar ölmek isteyen sen ne olur bunları bilsen Vazgeçermiydin kendinden bir dost rumuzuyla yazma istersen Bir dost rumuzuyla yazma istersen 21 03 2007 izmir |
Sahurmusun Oruca
Sahurmusun oruca dursak Aşkmısın peşinden koşsak Leylamısın mecnununa yansak Dudakmısın yağmur sansak Gururmusun nefsime ortak Orakmısın tarakmısın saçlarında kaysak Sumusun suçlumusun yıkansak Cephemisin hudutlarında eylemin Katıkmısın ekmekmisin heybemin Yavrumusun baktıkça büyüyebildiğim Senmisin sevgimmisin gözlerinde yüreğimin Uzak kentlerdeki kadınım mısın? sen Hüseyin Yük |
| Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 10:04 AM |
Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11 Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions, Inc.