![]() |
Sarsıldık
Sarsıldık Derin yarıklar böldü En derin uykularımızı Çıldırdı dünya Yeryüzü öfkesini kustu Atmak istercesine hepimizi üzerinden Düştük yere Beton bloklar altında kaldı bedenimiz Ağlayamadık Sustuk Sadece sustuk Baktık Yıkılan beton blokların altına Ses soluk çıkmıyordu Enkaz altında kalmak mı Yoksa dışarıda olmak mı Hangisi daha zor bu gece Yukarda kalanlar Asıl ölen onlardır bu gece İnsanca yaşamak istediler Olmadı Bari insanca ölelim dediler bir gün İnsanca ölmek bile zordu bu diyarlarda Bir ılık su değildir Ezilmiş bedenime döktükleri Su değil Bembeyaz kireçtir bedenimdeki Toprak olmak istedik biz sadece Toprak Beton değil Dostlar sevgiyle indirsinler istedik O ebedi çukura Bir dozer kepçesi değil Biz insanca ölmek istedik sadece Yaşayamadığımız gibi insanca... 13 Kasım 2002 01: 53 Melih Coşkun |
Sebepsiz Değil
Sebepsiz değil, Midende kramp, Sol kolundaki dinmeyen sancı, Damarlarını hırpalarcasına coşan kan Ve tüm gördükleriniz koskoca bir yalan Bildiğinizi sandığınız En büyük yanılgınızdır aslında. Sebepsiz değil Mavi rengin daha da güzelleşmesi Yükselen nabız Alevlenen ten İçindeki bu titreme soğuktan değil Yorgunluktan değil tutmayışı dizlerinin. Tüm yaşanılan Koskoca bir yalan. Aşk gerçek... Melih Coşkun |
Sebepsiz Yere Yazılan Şiir!
Sessizlik çoğalıyor gitgide arayarak sesini Tüm gürültüsünü yayıyor ortalığa dinginlik Sebepsiz yere şiirler yazılıyor Aşık olmadan da yaşanabilen mahallelerde Aşık olmadan da yaşayabilen adamlar Kaplıyorlar koskoca bir ülkeyi baştan başa Her şeyin sahtesi bulunabiliyor artık tezgahlarda Sahte romanlarda dünyayı kurtarıyor sahte kahramanlar Sahte marşlar söyleniyor Sahte devrimlere Bak işte çoğalıyor sessizlik sesini çağırarak Avaz avaz susuyor kalabalıklar Acı çekenler dillerini ısırıyorlar bağırmamak için Çocuklar bile artık yalnızca sessiz sinema oynuyorlar Ve ben susan bir ülkede Konuşmayı öğreniyorum kendi başıma İşte bu sebeptendir ki Ödüller konuyor başıma... Ve o aşık olmadan da yaşanabilen mahallelerde Sevmeyi öğreniyorum Hem de sevilmeye bile ihtiyaç duymadan... 2004 |
Sen Benim Yorgun Bir Sabah Başkaldırışımsın
Yine yorgun bir sabaha merhaba diyecek gözlerim Cesur bir gecenin sabahına uyanacağım Bitkin ve çaresiz Oysa dün gece yine avcumun içinde sıkıp bunaltmıştım evreni Öyle başı dik Öyle yenilmez Ve öyle gururlu Kıpkırmızı gözlerle gülümseyip hüznün yüzüne Dünyanın ötesinde bir yoldaşa merhaba dedim Belki ruhsuz beton yığınları arasında dolaşıyordu Belki Konya’nın sonsuz sarıları içinde bir beyaz mendildi Öptü usulca beynimde dolaşan İnce ayaklı evcil geyiği gözlerinden Belki şu anda kan ve ter içinde bir gecenin sabahına uyanmaktadır Karlı tepeler ardında ışıl ışıl gözleriyle ışığı beklemektedir Yanı başımdadır belki de Soluğumun sıcaklığını alnında hissedecek kadar Gözlerimin içine bakmaktadır Yıldızlar kadar uzaktadır Veya nefesin sıcaklığı kadar yakın Nerede olursa olsun Beynimde yanandır o benim Ruhumda yanan Alevler içinde koşuyorum Yıkıyorum zulmün harcıyla örülmüş duvarları Koşuyorum Çünkü Ruhumda alevlenensin sensin benim Hücre hücre Organ organ örgütleyen bedenimi Sen benim yorgun bir sabaha başkaldırışımsın... 25 Şubat 2003 01: 59 Melih Coşkun |
Sen Bir Şehrin Gözyaşlarını Saydın mı Hiç?
Sen bir şehrin gözyaşlarını saydın mı hiç Esmer yüzlü bir direnişçi gezinirken uykularında İçimde talan edilir bir şeyler Ve her zamankinden beterdir Tepemdeki gri bulutların hıncı Her yürekte üç kuruşa satılmış olmanın kederi Üç beş kelimelik muhabbetlerin En yavanı kahvehanelerde Tadına baktığın oldu mu hiç yağan yağmurun Böyle tuzlu oluşu nedendir hiç sordun mu kendine? Kırmızıya boyanır bütün yol kenarları Bir adam alnından kan sızarak Yürür daha yeni açılmış sıcak yarasıyla... Ölüm bir on dörtlünün namlusundan çıkan kurşunun Bir saniyede kat ettiği yol kadar hızlı Ve zamanı hor kullanan saatli bomba kadar duygusuzdur Sen hiç şehrinin gözyaşını saydın mı? Yahut görülmemiş kederlerle yüreğini sınadın mı? Yağmalanırken en mahrem duyguların Hiçbir şey olmamış gibi devirip başını yattın mı? |
Sen Ey Yiğit Çocuk
Sen ey yiğit çocuk, Bu toprak gözlerinden almıştır rengini. Bu tarih, Kıpkırmızı kanınla yazılmıştır senin. Depremler yaratır yeryüzünde Kalbinin her çarpışı. Heyecanın delikanlı bir bıçaktır Durmaz asla kınında. İşte kabarıyor deniz Gitgide yaklaşıyor o zalim fırtına Korkma sakın “Sen ki ustasısın vatan sevmenin” Ve bir karış toprağı için Seve seve can vermenin. Bıyıkları yeni terlemiş daha Kendi küçük ama Yürekleri yüzlerce yaşında Yüz binlerce çocuk. Sen ey yiğit çocuk, Kahraman olunmaz elbette Kahraman doğulur anadan. Senin marifetli parmaklarınla Yoğrulur bütün destanlar. Göğsünde coşan fırtınalarla Dalgalanır kanınla boyanmış bayrağın. Ardında bırakmış Nazlı yarini Ve yaslı yüreğiyle anasını Ve daha doğmamış çocuğunu, Cehennem yüreğiyle Ahmet Çavuş Ülkesinin bütün cehennem yürekli çocukları gibi. Yattığın yer sıcak döşeğin değildir Uzaktır sana yarin susan dudaklarında sabahlamak. Başını koyduğun yer Şefkatli göğsü değildir ananın Kanınla sulanmış toprağıdır vatanın. Şimdi gözlerini her kapadığında Sıra sıra kavakları gelir aklına memleketinin Unutur midesini kemiren açlığını Hissetmez her hücresini donduran O amansız soğuk geceyi. Gitgide yaklaşıyor fırtına Çelik canavarlar sarıyor deryamızı Susuyor gökyüzü çığlık çığlığa. Onur; Süngü takıp yattığın yerdir artık senin Ve ölmek Çok sevdiğin bir türküyü söylemek kadar güzeldir. Çünkü bir vatanı sevmek; Fedayı kabul etmektir. Sefa süremeyeceğini bilerek Ve bundan en ufak bir pişmanlık duymamak. Sen ey yiğit çocuk, Unutma sakın “Sen ki ustasısın vatan sevmenin” Ve bir karış toprağı için Gözünü kırpmadan Seve seve can vermenin… 15.03.2005 Şırnak (18 Mart Çanakkale Şehitlerini Anma Günü için yazdığım ve Şırnak/Milli Jandarma Komando Taburunda düzenlenen törende okuduğum şiirimdir.) Melih Coşkun |
Sen Gülersin...
Sen gülersin Bahçelerde ilk yazdan kalma tatlı bir rüzgar Sonra çok uzaklarda Bir kelebeğin kanat çırpışı değiştirmeye başlar dünyayı Adını çağırdığında bahar çiçekleri Gökkuşağına bürünür titreyen ellerim Sen gülersin Caddelerde ilkbahardan kalma ipince bir yağmur Ağzımdan çıkan tek bir sözcükle Dolar bütün boşalan meydanlar yeniden Taze karlar yağar dağbaşlarına Beyaza boyanır bütün karanlıkları yeryüzünün Sen gülersin En güzel cümleler kurulur sevdaya dair Ve yeniden gülmeyi öğrenir seninle tüm dünya... 2006 |
Sen Hiç Ay Işığında Şiir Yazdın mı?
Sen hiç ay ışığında şiir yazdın mı? Belanın tam kıyısında Korktun mu hiç ölesiye Alırlar diye elinden kalemini? Öyle bir akşamdayım ki şimdi Bütün hiçlerimi uçurumlara bıraktığım Sanma ki hep sıcak odalarda Cevizden masalarda yazılır tüm şiirler Bir gün elbet şairlerinde yolu düşer dağlara İşte o zaman yazılmaya başlanır En gerçek türküleri hayatın Baykuş ve çakal sesleri boğar sessizliğini gecenin Çığlık çığlığa susar gecenin karanlığı Sen bilmezsin Yalnızlık soğuk bir namlu ağzıdır bu şehirde Derim ki sana Şairlerde bir gün çıkar dağlara İşte o gün yazılır En gerçek türküleri hayatın... Otlutepe/ ŞIRNAK Melih Coşkun |
Sen ki İnsansın
Sen ki insansın Yaratılmanın en uç noktası En muhteşem Ve en korkunç yanısın Sen ki insansın Tanrı’nın yeryüzüne yansımasısın yani Olamazsın bu kadar kötü yürekli Bu kadar adaletsiz Sen ki insansın Topraktan yaratıldı senin kalbin Taştan demirden değil Sen ki insansın Harcında isyan ve gözyaşı En tehlikelisisin düşüncenin Merhametle zulmün arasındaki İnce çizgide yürümektesin Elindeki çelik canavar değil asıl kan kusturan Ona yön veren parmakların O beynin sahibisin sen. Sen ki insansın Karaya boyansa da kalbinin her yanı Beyaz bir yer kalmıştır mutlaka Dünyaya ayıracak Çünkü sen bir insansın hala... 30 Aralık 2002 01: 34 Melih Coşkun |
Sen Maviler Biriktir
Sevdalanmak değildi istediğin Çok doluydu yüreğin Bölmek istedin sadece ikiye Aynı yolları yürümek Bastığı yerlere basmak Güldüğü yerde gülmek Öldüğü yerde ölmek Anlamadı seni sonbahar akşamları Anlamadı dostun Senin mavilerin az gelmişti bir sevgiye Oysa istese bütün mavileri getirebilirdin dünyadaki Sen beceremezsin ki sevmeyi Bu çocuk yüreğinle Oyuncağını kaybetmiş bir çocuk gibi Ağlardın yitirdiğin zaman bir aşkı Bakalım bölebilecek misin bu yüreği Taşmadan içini dolduranlar Üzülme daha zamanın var Sen maviler biriktir yeter ki Bir sevgiye yetecek kadar... 2 Kasım 2002 00: 15 Melih Coşkun |
| Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 06:47 PM |
Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11 Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions, Inc.