![]() |
Sehere Varana
Tercih ettik Harsız uykulara Kor ıraklıkları Yar/asa bilse Dokun/m/aklı duvarlarımda Parmak uçları Söndürmesini de bildik Masalsı solukla Yaktığımız şehirlerin tayfını Yankılanıyor sehere Kanat çırpışlarında Uçarı “ah” ları 25.10.05 Yasemin Sezer |
Sen-ce
Mi telinde dans ince Kuşlar konar ağaçlara Mor çerçeveli flüt sesinde Sus Sen gelince Çöller doğurur meyve Bağlar şarap ağlar Hadi diyor dolan Yavru yılan O ki sevimli Tıslıyor Tıs Sen sevince Günaydın! Aralık perdelerden Çizgili ışıklar Bahar gülüyor Ki müthiş Mis Sen gülünce Sulara dil geçmez Çağlar buz Ağlar balıkların evi Şimdi hiç yok Geç er zaman Yarın? Sus Sen gidince 29.05.06 Yasemin Sezer |
Sen Olduk
Sen ki saklı tuttuğum her damla göz yaşımda Tuzlarla devroldun derin mavilere Şimdilerde Balık diyorlar adına Hadi dalgalandır koca deryaları Yunus koysunlar adına Biz de oturup seyredelim Cümle canın keyfi nereden gelir Aşk ile can olduk Can ile sahiline vurduk Yaşadık ufuksuzluğunda Sen olduk 24.06.06 Yasemin Sezer |
Sen(e) lerce Acımak
Varlığını unuttuğum yerlerde Sabaha varana dek Kalemsiz şiirlerle sokuldum Gece sokaklarının Sarhoş sessizliğine. Dik durdum engellere Sordum, Tutunduğum her elde El ele değildim hiç O bildik dokunuş nerede. Denizin derin mavisinde Hayal ettim, İki yunusun sevişini Dalgaların vuruşunu köpüklerle Zeminsiz hayallerin Zamansız sonu işte Uyandım Umudu uyutmadan Ayılacağım her güne Söyleyeceğim bir şiir olsun Sen(e) lerce acımak budur işte... 17.06.06 Yasemin Sezer |
Sensizlik Dediğimiz
uzanan avuçlar kadar sıcakken vuslat dediğimiz sırtı dönük buz dağının mavisinde sonlandı sensizlikti de(ğ) diğimiz.... aralık2005 Yasemin Sezer |
Sesleniş
Uçmaya çalışırken Dalından kopmuş Titrek serçenin Seslenişidir yerden Tut kanadımdan uçur beni... 17.02.06 Yasemin Sezer |
Sev Beni
hâla diyorken bedenim tut kendini salma ardından dolanan bin türlü günah gibi dokun teninde yanan kandının elleri terin sıcak titrek ve acıtırcasına sevimli tüm sefaların diziliyorsa ömründen gözünün bebeğine görüyorum bil! ! ! okşuyorsun, uçuşmasın, kaybolmasın an diye bir patinaj yeter ki bazen ıslak zeminde goncasını seven ki deli ya dinlensin dimağ az biraz acıma artık hasmına yeter bu naz şarabın damağını sevdiği gibi hadi tutma! ! tadının geçtiği demleri utanmadan sıkılmadan sokulmadan değil sokul da sev sev de sev beni... 23 ekim 07 Yasemin Sezer |
Sızlar
Ölüm eskizleri acılar Hasına hazır olana dek Sızlar Sızlar . . Sızana dek..... 17.10.05 Yasemin Sezer |
Siz Bu Şehri Seversiniz
Şehrin dudaklarında konaklarsınız Bir şehir ki t/adı is kokan İsinde mis tutan Islandıkça tüten şehir Yapışmak istersiniz fi’li zamanlarına Tutunarak kulelerinden Hatıratı olmak istersiniz Adalar, Eminönü, Sarıyer Bebeği olmak istersiniz Siz bu şehri seversiniz Sövmeleriniz kapı komşunuzda Övmeleriniz cümle sınır dışında Kıyamazsınız, kızarsınız Halel gelmişse m/is t/adına Darp ile viran olmaz bu şehir Kaç bin yıldan bakire gebedir Yaş anmayı enkaz bilmez Şehri ferinden öte sevensiniz Yaşımız düşse toprağına Yüksünmez, ağlar peşi sıra Atalardan harmanlı can özüdür Taşına toprağına Zer verip, sır vermezsiniz Ben de sizlerdenim, bildim Bu konaktan yedi ced is’e sindim Zer(res) ine can feda dedim Lakin sizlerden pek göremedim Sahi Sizler kaç kişisiniz? 21.01.05 Yasemin Sezer |
Son Dua
biri bir gün son duanı et dedi de ben mi duymadım? 16 Eylül 2002 Yasemin Sezer |
Son Durak
Hayat yorgunları durağında iki ayaklı bastonlar Reklam panosu konuşuyor beklemeler ardından __Al beni, al beni, al beni Çok da sıcak Bu güneşi kim tutacak? __Alevli durağına yolcular siz sola __Ne demek efendim Buyurun önden Son su sıçrıyor buharla Aydınlı otobüsü geçiyor hızla Yön telaşı çırpınıyor Yolcularında son durak Makamsız müzikler eşliğinde Makam telaşları sırıtıyor Evvel panoların sloganlarından __Duyuyor musun? __Maalesef __Ben de … “La” ile başlıyor makam Bir ağızdan Son durakta Son no(k) ta 29.01.06 Yasemin Sezer |
Sorguyum
Bilmecelerin imla yüzüyüm Sormaktan bıkmayana. Sorguyum, Düşüme kadar. İki çarpı bir defterinde çıldırıyor Burcu burcu tüten vals. Bu dans ki yıllara gamsız Yağmurlar yutar inadına Damsızlara arz Eksenini sevmekle başlar hani Dolandıkça çizdiğin tüm halkalar Basamaklarındır .......................hadi tırman! Düşüm sorulsa Sonra düşüm olunsa Düşmeden, boş geçen dolambaca Bir halka olunsa Düşmesem hani aşk yolunda Cevap cümle olurum sorgusuzca... Sorguyum, düşüme kadar İki çarpı bir defterinde İmla yüzüm sırtı boş 13.01.06 Yasemin Sezer |
Söz Telafisinde
doğur beni gecenin gözlerine bürüneceğim güne ___ölü sansınlar seyri akla tadı nar içine tohumlanacağım güne ___çoğalacağım bil soy hoyratlığını dilime dilimle bensizliğinin ağısını ____beyaz olsun çekirdeği söz telafisinde kırp perdesini gözümün ninnisinde uyur bebeği annesinin sesiyle ____rahminde bin ömre gebe 31.01.06 Yasemin Sezer |
Sus
Sus Anlatma /sıkıldım Dur Bu son öpüş /uzaklaş Git Çok mutluyum /dönme asla Diyemedim /Hiç Bile bile lades Aklımda idi /aldım çektim Yenildim Zaferin /zaferim Sus Bu akıllı işi değil Selamına 5 takla Yolum yokuş Alkışlama /Oyun bitti Yalan Koca yalan İnandım sandık İnanmadım Hiç inanmadım . . . . . . Ne olur dön! Ağustos 2005 Yasemin Sezer |
Sus Bazen
Seçtiğimiz bedellerle suç olmuşsak eğer Yanlışlığı son arama, kör değildir kader Dokunduğun her neşeden gam çalmışsan eğer Nazar sayma ellerden, özrün özüne değer İnsan dediğimiz sen ben onlar hepsi bir Fark bilende, değerini arayan safir Yol soranla yer bilmeyen olsun ki bâkir Âladır nice âlim gezenden bir fakir 21.03.07 Yasemin Sezer |
Susalım
Hep başa en başa Sevilen eller boş Sayamaz kaç parmak Uzaktaki ten midir Dokunulmayan Anla Yasak İçinden ağlayan azap Yalnızlığı tuzak bülbül gibi El yordamı sever âma Yakarır Düşümden iner misin? Alaylı telaşlarla yürünen yollarda Arkadaşlar okşar derini Boğulmaz çekersin Bilirsin Bu dünyada kahır, hülya Teselli değil Şafak er geç söker söyleriz Çıkarır içinden geceyi Günle aydınlanmak dersini Çoktan okuduk biz Riyâsız ömür dilinde Sâhi tutunabilsek Kekeme kalırız vallahi Susalım da Dil dilenmesin Pişmanlık bâki 25.09.07 Yasemin Sezer |
Susmak Zamanı
Can çıkmazı kanmalarda buldum es ki ben Yenilenmek vasat teselliydi alacalarında Aşkın dönüşlerinden topladığım tohumlar Vurgun yemişlere filiz verdi dikenli Kanatarak geçtiğim yollar ki gamsız Acıdan yana hayrı kalmadı his/siz arsız Deniz minaresinden söktüğüm nefes Usulca d/inliyor susmak zamanı 10.12.05 Yasemin Sezer |
Şaşırma
alallı gönlü gerdiğimizde sehere örtü niyetine karalara renk düşer bazen takas olur denizlerle attığın kulacın rengini şaşırır dersin; “bu ben miyim? ' evrim tevekkül eder gizden şaşkın ellerimiz alkışlar ancak ebemkuşağı çizilince yüzümüze.... Eylül 2005 Yasemin Sezer |
Şiir
Kiminin yalnızlığı düşer dizelerine Bazen aşkın yaratan yaraları Ve solmuş elde papatya durur gibi İğreti kırılgan, kırmaz da heceyi Kiminin çakıl taşları arasında sudur, yorgun Akar da kaya durur yolunda gibi Gitmez ileri, gerisi bitmiş varışı yoktur belli Kiminin çocuksuluğu okşar yapışır Elma şekeri der kırmızı mayhoş eğlen Varacağı yer bilmez kendini söz gibi Şamatadan şamdanlar üfler Kimi güzden doğar safran sararken Geceyi giyer nemi dudağında bakire gibi Yaşlarıyla sildiği her söz devinir Buruşur kavgalı saten çarşaflarda Çığ düşer cümle düşmez Sıkılmaz da Yumruklar dizinde dizeleri Anlatamaz, ağlar, durmaz Yaşar şiir kendini Kendini şiir yaşar Şiir kendini yaşar Seçemez ki … 03.10.07 Yasemin Sezer |
Şükür
Bir vakit daha düştü sıhhatimden Üşüştürdüğüm şaraplı geceden armağan Sabahın kalk sirenine soyunmadan Sıyrılamadım yataktan Tutmuyordu eskilerin Pa dedikleri Korku Hani kim bıraktı seni? Terliklerimin içinde Bulamadım yerini Bir terledim Çok terledim işte Devindim, dolandım az daha güçlü ellerimle Benden bana mesnet işte Her uyanışımın zor kalkışında İmgesizdim Kalkamadım Siren durdu Sabah Tanrım o ne soğuktu. Pa dedikleri donuk Yok sesinde soluktu Tepindi Durdu Bugün olamaz Olmamalıydı işte Pa dedikleri d/uydu Şükür! Ha bu kul Bu sabah da Doğruldu Duyurulur... 26.12.05 Yasemin Sezer |
Ta-Tamam!
Yansımasından şevk ile Ayna sırrından maviler bulutu Kedi adımlarına sarmaşık eşiklerde Endişeler sürünür şiveye pır pır Kekeme düşler gülüşleri A-AŞK! Dilliyor Dilimliyor geceyi, günü, tümceyi... A-AMAN! İnliyor İnanıyor sonuna Her daldan içim içim çiy Damla damla göl olduğuna GEL GEL SE-SEVGİLER! Ta oralardan Ta buralara TA-TAMAM! 13.01.2007/BAKÜ Yasemin Sezer |
Tek Geldik Yok Gidiyoruz
Tek geldik yok gidiyoruz Oyuncu aralar hayat Bitişin başında nokta... 18.12.05 Yasemin Sezer |
Tek hece
Ateş Güç ver külden önce Sönmesin tan öncesi Güneş Keder yosması ağlıyor Yırtılan denizler çayı şimdi Bir içimlik önce Boğuluyor deminde Sorguluyor Ne oldu iç büzen tek hece Biliyor Kayıptı ömrünce Yıldızladığı her gece Bir adımdı Çözüm yerine Oyunu iyi oynardı Kazanamayacağını bile bile Şah mata çeyrek kala Sil baştan dönerdi piyona Eğleniyor keyfince Döndüğü her kavşak Tek hece 02.06.06 Yasemin Sezer |
Tek Kaldık
Bir kibrit çaktık iki çıraya Yarattığımız ateşlerle Birbirimize değil Derdimize yandık Uzun cümleler kurduk Benzemez birimize Oturduk şiirler evine Kısacık söz, eksik kaldık Yalana kurduk gül yüzü Yağmurlardan güneşi Kuraklardan damlayı Uzaklardan yakını, güzel oynadık Bir tutam nefsi yoklamayı An koklamaya yeğ sandık Pişman kardeşle baş başa Kurulmuş dert sofrasına Gece kadehlerinde sek Yolsuz yollarda tek kaldık 12.07.06 Yasemin Sezer |
Tek Ser
Salsam suretimi mahşerimden Kalbur tümsek tepelerinden Oynatabilir misin Yarınlarımı yerinden? Düşüyor topallığım Kuytuya Us denilen Sakat de Hasta de Ne istersen… Apansız rüyalarında gecemin Yürüyemiyorum Uzaktır karşı kaldırım Çok uzak Mazgallar Kalbur tuzak Sakınıyorum Göğsümden Mavinin tuzunu Usumun közünü Adı’mı’nı Düşüremem Dokunamam Sa’bahı’na Kıyamam Ağlamalarım Yağızdan da beter Bitsin Bozulmasıdır Yarım rakının Seyrinde kalan Elleri bağlı alkoliğin Yiten tadıdır Damağında inleyen Uzun zaman Şimdi Çek sularını Toplan açıklara Sahilimden Köpüren sularımdan Bırak Bozulayım İki ayak İki göz Tek ser 17.09.2005 Yasemin Sezer |
Temaşa
Temaşa Uzun uzun... Buzlu votka günlerinden Demli çay günlerine Özlemle... 18.10.05 Yasemin Sezer |
Tepine...Tepine..Hasret...
Duvarlarıma damgasını vuran Sih soluk Uzaklığından astarıma hasret kazıdığım Saten umuduma dilimle tuğla sıvadığım Bilememişim “özlem”i sözlükten ziyade Buymuş meğer Yıkıntılarıma gökdelenler diken şahane Güzelmiş meğer Haktan hak eden adına yakarmak Tepine tepine... 23.10.05 Yasemin Sezer |
Tespih
Prangalar kolyem Gülen/nadide sabahların Tespih niyetine 01.09.2005 Yasemin Sezer |
Teşekkürler Hatalar
Dizip de geçmişi Boynumda Uzun ipliğin ilmeklerine Salkım saçak Oturtup hataları Yitenleri... -Baş köşe sizin Konuşup Yüzüyoruz Köpüğünde Demli kahvenin Öteleri eşelemekten Hayıflanıp söylenmekten öte Tokalaşıyoruz Barışıyoruz -İki el benim Teşekkürler hatalar Bahçemde açan çiçekler ki Pıtrak şimdi Beslenip Yaşlarınızın neminden Filizlenen bir dem ki Sorma kimdi? 16.12.05 Yasemin Sezer |
Topal
Elleri titrek dilenci Yorgun niyazdan Buruşuk avuç içlerinde Üç-beş kuruş eskiden Bakışlarını düşürdüğü kaldırım taşları Tekil takılan kırık bacağı Topal kedinin ana kucağı Daha şimdiden Sabıkalı bir gülüş atınca Ücradaki sarhoş balıkçıya Ellerini lüferler ısırır Deryalardaki palamutlarla Yiğit günlerinde Baraka manilerin tüttüğü Aydan gecede Fark etmemişti Sağlam bacağın değindiği Kor ilişi Ilık bir tesadüf saydı Geçti Şimdi Tekil topallığın şerefine di(l) leniyor Kadim sabıkasıyla Olur da üç-beş yeni kuruş Geçer diye avucuna... 12.10.05 Yasemin Sezer |
Uç
Baharı misinde terkeden göçmen kuşlar Sorun hele; Uzundur yollar Bulutlar ak popolarından okşar Ilık yağmurlardan arta Toplarken güneşi Kanadıyla süpürür Peşindedir eşi Süzülür martıların tepesinden Dalgasını dalgalar üstünden geçerken Yerlilere yer sormadan Uçar.. Hadi Yüksel Biraz daha Yüksel Bas rüzgarların başını Ez Isır atmosferi göbeğinden Özgürsün bak düşünmeden Hediyen bu İçgüdüsel Limitler; Kanadından süzülen sek oksijen Hadi Uç Biraz daha Uç Yol bak Yol çok güzel Hadi Bir kanat daha Bir kanat daha Çırp Çırp Özgürsün Sen! 12 09 05 Yasemin Sezer |
Unuttum
Her düzlükte bir çukur Vedalar içinden tırmandığım Tepelere vurdu gözüm Bir zirve bulamadım Girmekten korktum Gergin denizlere Adil bir şafak sökümünde Yerimi unuttum Konuştum ölü bir kelebekle Yırtarken gecenin yarasını Dost bildim Hiç olamayan dostlardan öte Garip dillendi hışırtılar Bahar dallarından yayılan Penceremin canına Sokuldu kumrulardan Kırmaktan korktum Zariftir sevda Esintili haziran ayininde Acımı unuttum 15.06.06 Yasemin Sezer |
Uyan
Ne zaman yükseldin O zaman battın Güneş yüzün Saatinde hüzün Köpüklerinde inciler yokmuş Hıçkırıklar dalgalandırmış Deniz durgun Dibinde vurgun Çoğal, çoğal, çoğal Hey kumlar Tepelere varmalar Meğer ufalanmakmış Yuvarlanmak varmış Çakıldan çelmeyle Doğ, doğru, doğrul Hey kız-an Saklandığın yer Ne yazık Göründüğün sen İstediğin yol… Yok Zorladığın kapılar… N/açar midende Hal bu Ayan İçimde Uyan! 25.04.06 Yasemin Sezer |
Uyandık
Uyandık örselenmiş zindan yataklarından Yorgun özgürlük nameleriyle _Ah! Seherlere aydık Peşimize bakakalmış gıptalı şafakla _Günaydın! Sabahsız aydık Dilimizle acınan ardımıza bakarak _Gerçek! Uyandık uyumsuzluğumuzla Oysa hep aşıktık yolumuza _Kefen! 16.12.05 Yasemin Sezer |
Uyku
bahane ******* dili susturmaya uyanışlar ecel terine dil susar bir damla olsun ümide.. yankır uyku kuytudan dillenen gönül öykünür mazisine... dökülür 18.10.05 Yasemin Sezer |
Uyku/Su/Uz
uyku..............çağırır su.................dökülür uz.................bulununca sonunda sigarana sar bir şiir daha susuz geçen günlerin hatrına.. 12.10.05 Yasemin Sezer |
Uzağın Şehri İstanbul
Sabahın dibinde Boğazın göbeğinde Vadilerinden içimin Sen akıyor, Yine... Köşe bucak Dolandığım şehrin Teğelli yollarında Bir senden geçemiyorum Karşı yakaya Teğetsiz Hep senli, hep sensiz... Azaplı hastalık, Ölümcül özlem... Eksik yanlarımız birikiyor şakaklarıma Ağırdan darbeler Deniz dibi basınçla... Kimlerden geçildim, Kimleri geçtim oysa... Neden çıkışlarım hala sen? Neden? Cevapsızlığımızla yüzdürüyorum gemileri Sözüm ona rotası belli ya, YALAN. Tekil harabiyetimin bahtsız şahidi İSTANBUL Ve denizi Dar zamanlarda zaferler biçtiğimiz Yarınlarımıza uzağın şehri; Sal martılarını üzerime Toplasınlar seni... Kasım 2005 Yasemin Sezer |
Uzak
Şimdi serin sonbahar, kış yüzü dönük ahir Sıcaklığına tepindi, yaz bilmezken safir Gözden göze akamadı, ılınmışken nehir Şimdi buz kesti donuyor, s/özden ırak şehir İçim içime inliyor, dön geri dön kızıl dudak Geceden adsız ışıklar titriyor, pencerem konak Seçemiyorum, gül gerçek, diken tuzak Avlumda çiçekler, güzden soluk, ilkyazdan uzak. 27.11.05 Yasemin Sezer |
Üç-Beş
Yağmur İstanbul günüm Kadıköy iskele Büfe yanı Rüzgar, çay, sigara Peşi sıra insan Koşturmaca Renkli şemsiyeler Ters dönen Kırılan Ihlamur ağaçları Üç-beş Beton zeminden Kök dilenen Şimdi Vapur Baş taraf Sol kenar Banko ıslak Sigara tüten insan Üç-beş Dumanından Dem bulan Ilık esinti Yüzüm soğuk Sol taraf fazlaca Son adam Hadi koş Kapanıyor kapılar Bekleme daha Yarım saat Martı bir Martı iki Süzülüyor Üç-beş Denizde balık arayan _NOT: Adam yetişti Çaycı: Var mı içen çay? Yok içtim sağol Karşımda Yaş kırk-kırkbeş Kır saç Kır sakal Yeşil güderi mont (Bende de Yeşil deri pardesü) Elinde gazete Seçemedim adı Katlamış Ayaklar çapraz Banko altı Kadın, sarışın Yanında Tanış değil belli ki Göz ucuyla gazete Tanışırlar belki Tanrım Bu nasıl bir eşortman Pijama giyseydi daha iyi _gülümseme Yol almışız Yazmaktan ancak fark Dalgakıran Harem arası Gene aralardayım ya Peh! Dalgakıran üstü Karabataklar Üç-beş Yağmuru duş sayan Boyunları dik İlerisi Topkapı Ayasofya Sultanahmet En yakından On minare toplam Haktan bu şehre Derman uman Başka vapur geçti Yolcu Yolcularına Çeyrek kala Deniz İğde yeşili Hafif köpük dalga Üç-beşten epey fazla Karadeniz akıyor Ege’ye Rüzgardan hızla Okulum M.S.Ü. Sol karşı Az mı tuttuk istavrit Çinekop Hatta yanlışlıkla Martı Oh! Mangalda sefa Kaçak demirden şarap Okul gibi okul yani Eski heykel bölümü yok Yerinde yeni bina Ne propagandaydı ama Kestirmemek için Ulu çınarı Kestiler Sağolsun rektör Şimdi İçiyordur sigarasını Demlerken meziyetini Kız Kulesi karşısı Doku İstanbul’umun dokusu Hangi Üç-beş Binlerce bina Milyonca insan Göçünden Bir kıçımlık Yer uman Canım Dolmabahçe öncesi Molla Çelebi Camii Hala bakımsız Uzundur Geçmedim önünden Denk gelirdim çoğu İçeriden taşanların Namaza duran popolarına _Allah affetsin aman! Vapur Tam çark Islandım İçeri esiyor rüzgar İlerledim Hafifçe Yaklaştık gibi Beşiktaş an Üç-beş Zamandan kal/an Millet Aceleci İniyor aşağıya Üç-beş Neyse bekledikleri? Yüzmek? _Gülümseme Bekliyorum Keyif yerinde Tamam Sigaram bitsin hele Yanaşıyor Karşım Salacak İlerisi Üsküdar Hatırladım Alacaklıyım Üsküdar’dan Lokum Üç-beş Yoluma arkadaş Şimdi Taksi Bastırdı yağmur İyice Sıçan oldum Şöför Evlere şenlik Akşamdan kalma ses Neyse yol kısa Bu havada Sabret Işıkları geçtik Sola Akaretler yokuşu Çeşmeden sağa Tamam İkinci soldan sap Bırak yazmayı Kızım para Para Bedava olmuyor Ofis Sohbet Üç-beş Zordu konu Olsun son değildi ya Şiir mi? Bilemem Çektim Temize Takdir Sizden Sevgilerimle... 01.10.05 Yasemin Sezer |
Üçün Biri
Kitabın üç sayfasından biri sen İçime varamayışlarını yazıyor... Parmak aralarından geçirdiğim Kağıttan zaferlerin Üçün biri sen... 26.12.05 Yasemin Sezer |
| Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 08:08 PM |
Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11 Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions, Inc.