![]() |
Bu ne hiddet
Kaşların çatık niye? Gözlerin ateş kusuyor. Suratın asık niye? Niye bakışların dağlar deliyor? Bu hiddet niye? Bastığın yerlerde, Taşlar uçuşur ayaklarından Dağlar eğilir önünde Ağaçlar selam verir. Değirmen taşını, Kaldıracağını zannediyorsun. Bakışların, Bir hançer kadar soğuk, Kibirin dağlar kadar büyük. At dostum, Yüreğindeki kini,nefreti, Alçak gönüllü ol, sevecen, Hoş görülü ol, incitme kimseyi Yaşayalım, barış içinde,KARDEŞÇE. 22.06.2005 (‘ŞİİR HARMANI’ından) Mazlum Zengin |
Bugün bayram
Bu gün bayram çocuklar Sarılın, öpün birbirinizi Kenetleyin ellerinizi çocuklar Bu gün sevmenin tam vakti. Bu gün bayram çocuklar Varsa, yeni giysileriniz giyinin Birbirinizi sevin çocuklar Yüreklere, akmanın tam vakti. Bu gün bayram çocuklar Bizim yanlışlarımızı yapmayın Oluk oluk kan akıtmayın çocuklar Hoşgörüyle, bakmanın tam vakti. Bu gün bayram çocuklar Gösteriş için kurban kesip Kavurma, ızgara yapmayın çocuklar Fakire, düşküne yardımın tam vakti. Bu gün bayram çocuklar Siz bizim yanlışlarımızı görüp, Dil, din, mezhep ayrımı, asla çocuklar Kardeş kardeş yaşamanın tam vakti. Bu gün bayram çocuklar Tüm oyuncak silahlarınızı kırın Şiddet ekranlarını karartın çocuklar İnsanlığın yaralarını sarmanın tam vakti. Bu gün bayram çocuklar Büyüklere sevgiyi, saygıyı öğretin Tüm dünyada, el ele tutuşun çocuklar İnsanlığa, sahip çıkmanın tam vakti. Bu gün bayram B Ü Y Ü K L E R Çocuklarınızın sözünden çıkmayın Sokakları, kırmızıya boyamayın büyükler Mazlum’a ezilene yardımın tam vakti. www.mazlumzengin.com (Herkese hayırlı bayramlar diliyorum) Mazlum Zengin |
Buğday tanesi
Bekle beni buğday tanesi, Bulutlardayım ağır, ingin. İneceğim yanına, doyuracağım seni, Toprağa kök salacaksın,yeşereceksin. Boy vereceksin güneşin yardımıyla, Başak olacaksın, Rüzgâr savuracak seni,toprağa sıkı sarıl. Ve başını dik tut güneşe doğru. Ben yağmur damlasıyım Doyuracağım seni,ıslatacağım toprağı. Rüzgâr esecek deli deli. Başağın sararacak, olgunlaşacak. Binlerce tohum vereceksin. Bir ekilip bin biçileceksin. Ve başını kaldırıp yukarı, Doğacak güneşe koşacaksın,özlemle. 02.04.2002 (‘ŞİİR HARMANI’ından) Mazlum Zengin |
Buluşacak gibi
Koyunların tuza seğirttiği gibi, Koşar, üstüne üstüne zalimin. Ellerinde pankartlar, dövizler, Fabrikalar boşalmış bir sel gibi. Gecekondu mahalleleri suskun, Fırtınadan önceki gibi, Kulakları sağır edercesine bir haykırış, Kol kola ilerliyorlar halay çeker gibi. Okullar, üniversiteler sancılı, Her an patlayacak bir bomba gibi, Bir insan,bir öğrenci seli oldu ortalık. Gecekondu, fabrika, üniversite buluşacak gibi. 27.05.2005 (‘ŞİİR HARMANI’ından Mazlum Zengin |
Bulutlarda şiir yazmak
Bembeyaz bulutlar karşıladı bizi İstanbul’un keşmekeşinden sonra Ak kanatlı martılar uğurladı bizi Ormanlardaki ağaçların, el sallamasını görüyorum. Ağaçsız topraklar, Erozyondan boyunları bükük ve üzgün Bulutlar bembeyaz, pamuk dağları gibi Bazıları yağmura gebe Bırakmışlar kendilerini rüzgârın kanatlarına Özgürlüklerinin tadını çıkarıyorlar Bilmezdim bulutlardan bu kadar etkileneceğimi Bu kadar yüzleri güleç görmemiştim Bilmezdim bir bulutun camları tıktıklayacağını İmrendim rüzgârın kanatlarına, Pamuk dağlarını omuzlarında taşıyan. Hoşçakalın, Hoşçakalın güzel ak bulutlar hoşçakalın Bir dahaki sefere görüşmek üzere Yağmur tohumları attım her birinize tek tek Büyütün onları bütün gücünüzle severek Ve bekliyor sizi çatlayan toprak Ve bekliyor sizi bahçeler bağlar Yangındaki ormanlar Ve toprağın damarları akarsularımız Hoşçakalın bulut dağları hoşçakalın 28.09.2006 Mazlum Zengin |
Burası yangın yeri
Yangın yeri burası annem, Yürek yangını yürek Sen hep bana,derdin görüş günlerinde “yüreğim yanıyor”diye. Bilmezdim yürek yangınını ben annem, Ten yangınını,koğuş yangınını,cezaevi yangınını Barikatı aşamayınca, Yüreğimizi geçemeyince, Yaktılar annem yaktılar. Metris,Bayrampaşa,Çanakkale’de Kömür işçileri ve Galeride gibiyiz annem, Her yer kapkara kapkaranlık Ülkemin aydınlık günleri nerde annem. Yaktılar yaktılar bizi Yüreğimizi bedenimizi Bilesin,bilesin ki, Düşmedim son nefesime kadar Ayakta yandım duvara yaslanarak Son gücümle, Sana mektup yazarak. Yalnız ben değil annem Tüm arkadaşlar düşmedik düşüremediler Onurlu mücadelemizde, Belki yaktılar bedenlerimizi ama, Onurumuzu ve kimliğimizi asla yakamadılar. Üzülme annem üzülme hep umutlu ol Bir şafak vakti, Kapıda bulacağın çiçek olacağım Nergis ve papatya kokuları ile Yüreğine dolacağım. 05.09.2005 (‘ŞİİR HARMANI’ından) Mazlum Zengin |
Can dostum
Fidan boylum can dostum, Seninle dağları aşalım var mısın? Kalın duvarları, tel örgüleri aşalım, beraberce. Beraber yürüyelim, omuz omuza var mısın? Can dostum Kızıl derede Şarkışla’da olalım Beraber yağlayalım mavzerlerimizi, Beraber sürelim namluya mermilerimizi, Aynı anda çekelim tetiklerimizi var mısın? Can dostum, yoldaşım, arkadaşım, Metriste, Çanakkale’de aynı anda her yerde, Beraber direnişte, ölüm oruçlarında, Kaldıralım, daha yukarı bayrağımızı var mısın? Nurhak’ a çıkalım,can dostum,seninle Güneşin doğuşunu seyredelim, beraberce Bir boy ateş yakalım,hiç sönmeyecek bir ateş, Etrafında halay, zılgıt çekelim var mısın? Beraber çıkalım darağacındaki sehpaya, Sen Deniz’in yerine, ben Yusuf’un. İşi cellada bırakmayalım,can dostum, Beraber takalım ipi boynumuza var mısın? Bizi öldü sansınlar, can dostum, Hemen işe koyulalım, kök salalım toprağa, Milyonlarca filiz verelim,dal olalım, Tekrar mavzer alalım elimize var mısın? 02.08.1983 (‘ŞİİR HARMANI’ından) Mazlum Zengin |
Çağladı güzel
Asfalt yoldan saptı cılgaya geldi Elleri koynunda ağladı güzel Gözlerinden akan yağmurdu seldi Yürek yangınında çağladı güzel Yürek yarasına tabip ne gerek Çaresi sendedir ağlar bu yürek İki adım çukur kaz kazma kürek Bakışların beni dağladı güzel Kış idim bahara çevirdin beni Kara kâbuslardan devirdin beni Yabanda meraydım çevirdin beni Yeşil bahçelere bağladı güzel Şiirlerim sana hep sana olsun Sevdam rüzgar ile kalbine dolsun Gülmezsen yüzüme gül benzin solsun Paslanan yüreğim yağladı güzel Yolun sonu dedim başına geldim Deli sevdam ile baharda seldim Kafamı taşlara vuran bir yeldim Mazlum’u ölüden sağladı güzel 08.07.2007 Mazlum Zengin |
Çatlak ellerine
Bizim, Analarımızın, bacılarımızın, elleri çatlak-çatlaktır. Bezik, konken bilmezler Tarlada, ekinde, otta, diken doludur elleri, Bilmezler okşamasını. Bizim, Analarımızın, bacılarımızın elleri toprak, tezek kokar Parfüm, koku bilmezler Dağda kevende, tarlada kes,te kapkaradır kocamandır elleri, Manikür, pedikür bilmezler. Bizim Analarımızın, bacılarımızın, elleri eziktir yaradır İnşaatta çalışırlar Sıva yaparlar metrelerce. Bilmezler sinemayı, tiyatroyu, konseri, Evdeki transistörlü radyodur eğlenceleri. Bizim, Analarımızın, bacılarımızın, elleri yumuk yumuktur. Bilmezler kremi, bakımı Bakraç-bakraç sitil –sitil, süt sağarlar gece gündüz Öbek-öbek ot doğrarlar şafakta. Bizim, Analarımız, bacılarımız türlü-türlü şampuan kullanmazlar Kil toprak koyarlar saçlarına Onun için, Anadolu kadını toprak kokar, tezek kokar Öperim tezek-toprak kokan ellerinden. 07.10.1985 Mazlum Zengin |
Çelik
Suyu; Çelik suyu, İradesi,çelik, Gözleri, Çakmaktaşı çarpışması, Kılıç kınında Kin, nefret yok. Bir lokma ekmeği, Bir sevdalı yüreği, Yüreğindeki, acıyı bölüşür, Yarin yanağından gayri. Sözü, Bir ustura keskinliği, Gözü, Dostu, düşmanı ayıran, Sabah, tan atanda, Su verende toprağa, Eğleşmek gerek, Toprakla güreşmek gerek. 20.06.2005 (‘ŞİİR HARMANI’ından) Mazlum Zengin |
| Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 09:47 AM |
Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11 Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions, Inc.