www.cakal.net Forumları YabadabaDuuuee

www.cakal.net Forumları YabadabaDuuuee (https://www.cakal.net/index.php)
-   Edebiyat (https://www.cakal.net/forumdisplay.php?f=268)
-   -   Ali Arslan (https://www.cakal.net/showthread.php?t=143260)

GooD aNd EvıL 03-30-2009 11:01 AM

Ölümün Ucunda

Az daha gidiyorduk...
Kuzey Doğu Akdenizin
Binsekizyüzlü rakımlarına tırmandığımızda,
Kar yolları kesmişti
Bir biz vardık bir de dağlar
Alabildiğine kar
Kayıyorduk Kayıyorduk...Kayıyorduk...
Ölümün Ucu görünmüştü sanki.
Işte aklıma O an, ilk sen düşmüştün.
Sesin düşmüştü...
Sesindeki hüzün buğulanan.
Tipilenen kar
Ve sisler arasında,
Senin gözlerin geldi aklıma:
Bir an,baktım:
Yaşıyoruz! ..
Ve karla,gözlerinle,sesinle...
Yaşıyorduk hep beraber.
...
Arkamızda bırakırken karı
Önümüzde pırıl pırıl bir güneş
Uzaklarda Çukurova
Dağların tepesinden
Ve çok daha uzaklarda ışıklar içinde masmavi bir göl
Üstünde yüzüyorduk sanki gökyüzünün
...
Serin bir ilkbahar sabahı
Aklımda gülümseyen
''Benim'
Diyen sesin.
Senin sesindi;
Bize 'Yaşama Merhaba ' dedirten...
...
Suskun,utangaç
Ve benden 'Kopan',
Yaramaz.
' Bebeğim'
Derken
'-Hayır. Ölme sakın.'
Diyen sesindi bana,
Son seslenişin...

Ali Arslan

GooD aNd EvıL 03-30-2009 11:01 AM

Ölümünün Ardından Yıllar Geçti

Bu gün
Harun’u (*) kaybettik! ..
Kanserdi.
Paslı tel örgülerden miras.
Bir kolsuz
Gitti...
Gencecikti
Diğerlerinden farksız.

Karanlığın perdesini araladığımız
Günlerde
Işıktı! ..
Sönmedi! ..
Sene
Ağustos
Bin dokuz yüz yetmiş beş ti...







(*) Harun Karadeniz. İnşaat Y. Mühendisi (İTÜ)

Ali Arslan

GooD aNd EvıL 03-30-2009 11:01 AM

Öyle Bir Sevmek

Fedakarlığın
Bir uzun sevda yolculuğu
Bir soluk alış
Kadın yüzüne dökülen
İnsan yüzün
Vazgeçilmezlik hudutlarındayız
Nöbetimiz bu seninle
Rağmen sevişiyoruz
..

Birbirimize geçen ey hayat
Yüz yıl önce olsaydık
Ya da yüz yıl sonra
Bu kez bilerek
Öyle bir sevmek
Dünyanın bütün sevişmelerine inat
Aklın ve duyguların oynaştığı
Bir dans
Gül kadifesinde hışırdar
Çiğdem sütünde
Beyazlık
Bir masumiyetin tülünde
Gelinlik
Kırmızı bir çizgi
Düşler içinde kıpırdar
Yeniden alevlenirdi hayat

..
Dünyanın bütün sevişmeleri
Açılın
Biz geldik.

Ali Arslan

GooD aNd EvıL 03-30-2009 11:01 AM

Özet

Sen şimdi

Ve artık içimdeki hakikat.


Cesaret;

Asıl şimdi,

Sana,

' Seni Seviyorum ' diyebilmek ise,

Evet.


Bu da bir hakikat.

Ali Arslan

GooD aNd EvıL 03-30-2009 11:01 AM

Özlem

Başını
Dalından öne sarkıtan
Bir gül’den,
Damla damla
Dökülen,
Kar çiçeğimin bembeyaz yapraklarının
Damarlarına,
Kan damlaları yayılır
Nedendir?
Bu gece vaktinde neden?
Üzerime üzerime gelir,
Bu dağlar.
Daracık aralığından bakarken gökyüzüne,
Dans eden bu yıldızlar mıdır beni avutan?
Düşünüyorum
Ne işim var şimdi benim bu dağlarda?
Gecesi çok serin bu mevsim buranın
Üşüyor kollarım.
Aşağıda düğüm düğüm
Birbirine eklenerek şelaleler halinde,
Apak kayalardan yuvarlanarak
Birbirini ağlatarak yürüyen bir mahzun su,
Keşiş,
Ay ışığıyla yıkanarak
Seyrediyor devamlı ovaya doğru.

Kül renginde akıyor şimdi
Balçık kokusunu sarmış bedenine
Karnından sancılı akar bu aylarda su.
Ağlıyor bu gece
O da,
Benim gibi yanarak geçmişine.
Andırın'ın dağlarında;
Meşe ağaçlarının
Geceye,
Ay’dan yansıyarak düşen gölgelerinde.

Ağlarım.
Şimdi çok uzaklardadır kim bilir?
Özlemimi kendi içine
Bir su duruluğunda saklayan,
Sevgilinin gözyaşlarından
Düşüveren hüznüne,
Ağlar,
Yanar durur şimdi benim yüreğim.

Ali Arslan

GooD aNd EvıL 03-30-2009 11:01 AM

Özlemi Var

.................................... /Canım Arkadaşıma/



Her yüzün farklı bir bahar
Sende sevda çiçeklerinin kokuları var.

Bir çocuk gözleri masumiyetiyle dolar taşar
Kanarlar.

Üşürler yapraksız kış dallarında yoksul
Ürkek bir serçenin gözlerinde ağlarlar.

Dönüp dururlar,
Karanlığın izini süren gölgeleri sessizliğinde
*******in.

Sen aynamızdan düşünce
Yokluğunla başlar böyle bizde kırılmalar.

Her yüzün farklı bir bahar
Bizde şimdi her baharının ayrı bir özlemi var

Ali Arslan

GooD aNd EvıL 03-30-2009 11:02 AM

Özleminle yudumladığım

Ben seni kokladım
Sarıldım *******in ıssızlığında tenine Tuna 'nın;
Bu koku basbayağı senin kokundu.
Ve gözler yeşil ağlıyordu sahiden senin gözlerindi,
Damla damla ben vardım bir yerlerinde bu anın.
Geller Tepesi'nden Peşte'ye her bakışımda
Ay ışığında yıkanan bir tarih düşerken aşağılara,
Neden içimde bir karanlık birikir? ..
Neden çok üşürüm sensizken böyle Eylül *******inde? ..
Şarabını özleminle yudumladığım saatlerinde
Ben bu eskiyen Şehrin.


(Budapeşte 4 Eylül 2005)

Ali Arslan

GooD aNd EvıL 03-30-2009 11:02 AM

Özlüyorum

Seni neden ben gözlerinin içinden çekip alıverdim
Ve gözlerimin içine seni her zerrenle beraber sokuverdim ki?
Neden gülücüklerin bana hoş geliyor da her seslenişinle
Beni benden…..alıyorsun?
Bana güzel gelişin …senin içsel duruşunda mı?
Yumuşak dokunuşundaki seslenişinde mi gizlisin?
Bedenine sinmiş koku mudur seni çeken bana
Sevişmelerini bundan mıdır hep özlüyorum…..anlatılmaz
Akıyorsun farkında mısın..?
Bir şeyler bırakarak geride …..yanıyorsun.
Bana dolanışını yaşıyorum….anlıyor musun?
Göz bebeklerin beni anıyorlar hissettim şimdi….bilmiyor musun?
Çaresizlikler dökülmüş üzerimize……yaramıyor muyuz? ....yakıyorlar.
Seni sevdim ya ben….çoğalan bunlar mıdır?
Bir başka dökülüyor…bir bakıyorsun aşk diyoruz….aldanıyor muyuz?
Kokun yıllardır sinmiş bana sanki bir kekre vişne oluyor…..seviyoruz ikimiz de bunu..
Bir bakıyorum kollarımın arasındasın da…….birden uçuveriyorsun
Sonra birden kalakalıyorsun…..sen orda mahzun……..üzülüyorum.
Biliyorsun değil mi? Seni öylesine çok……özlüyorum.

Ali Arslan

GooD aNd EvıL 03-30-2009 11:02 AM

Özüm

Benim şiirlerimden dökülenler,
Geçmişimden süzülen hiç saklamadığım,
Damla damla gözyaşlarımdır.
Aşk bende,
Evrensel her güzelliğe adanan,
İçsel bir armonideki sarmaş dolaştır.
Her Bahar bir farklı Bahardır bende;
Her Baharda başka bir Yıldız açar içimde.
Her Yıldıza şavkım vurduğunda,
Kendinleyim sanırsa aldanır.
Ne ondayım ne bunda,
Ben Güneş'i sıcaklığında, ışığında,
Gül'ü varsa renginde,kokusunda,
Dallarında aşk için toplarım.
Damlayan her şeydeyim.
Benim şiirlerime serpiştirdiğim imgelerimde,
Anlamı öznelleşen sözcük oyunlarına asla gerek yoktur.
Beni kendinde bulan herkese aşikârım.
Hangi çiçek beni kendi için'im sanırsa aldanır.
Ben kâh o çiçekte kâh bu çiçekteyim.
Yüreğindeki aşkla tutuşan her şeyin derdindeyim aslında.

Ali Arslan

GooD aNd EvıL 03-30-2009 11:02 AM

Papatya

Aşkın arasında bir mesafe olmalı
Sıfır mesafe
Mesela.
O mesafeden bakabilmek
Sabırlı bir bekleyiş
Ve umutla.

Biz seninle sıfırlandığımızda da
Bil ki sevgili;
Aşk,
Şimdi yüreğimizde olan aynı
Yapraklarla,
Kutsal
Apak
Bir papatya.

GooD aNd EvıL 03-30-2009 11:02 AM

Paradoks

Bir şarkı çalınır
Bir şeyler gelir geçer ağırdan
Suzinak makamında,
Dökülür durur geçmişten

Bu dağlara,
Bir zamanlar sırtımızda parkalar,
Ayağımızda bol bağcıklı postallarımız
Bir nefes kalan sigaramızın ucunda tüten dumanıyla,
Bakardık çok uzaklardan.

Şimdi bu dağlarda
Biz varız.
Sırtımızda mavi tulumlarımız
Başımızı ak baretlerimizle siper etmişiz Güneş’e
Ağzımızda aynı türkü
Bakarak çok uzaklara
Bu dağlardan.

Alevler sarmalasın
Işıksız vadilerimiz,
Aydınlıklarla kaplansın istiyorduk.

Az kaldı
Çevrimine Suyun.
Işıklar,
Nerdeyse parladı parlayacak!

Sol döşümüzün altında aynı yaranın sancısı
Değişmeyen,
Aynı sevdadan dökülen coşkularını,
Karıştırır durur birbirine.

Düşünsen bir,
Hangisi hangisinden
Çıkacak aslında?
Eğer ışıklar parıldayacaksa
Geriye kalan,
Bir yanılgı mıdır?
Bu paradoksun,
Çözülmesi zor
Zamana meydan okuyan çıkrığında.

Ali Arslan

GooD aNd EvıL 03-30-2009 11:02 AM

Pencerenin Önünde Bir Kız

Pencerenin önünde bir kız
Oturmuş ağlıyor
Yağmurla birlikte
Her damlamasında camın iki yüzüne
Beride geçmişi
Öte yanda geleceği ağlıyor
Serinliğin ve sıcaklığın duyusu aksederken
Sanki buğulanan camda bir ömür ağlıyor...

Pencerenin önünde bir kız
Oturmuş ağlıyor...

Yüreğini açamadı
Ne kadar da ısrarlıydım
Daha fazlasına kıyamadım
Siyah iri gözleri vardı
Omzuna dökülen siyah saçlarıyla
Bence ne kadar da güzeldi
Söyleyemedim
Dudaklarından aldığım aşk tadından
Islanmıştı gözlerim
Hala ağlıyordu ben terkederken
Camın önüne oturmuş.

Pencerenin önünde oturmuş bu kız
Yağmuru mu seviyordu
Ağlamasını mı?
Bilmiyorum
Bildiğim tek şey:
Onu o an
Ne kadar da çok sevmiştim

Söyleseydi belki
İçindeki acı sevince döner miydi?
Hiç bir şey
Söyleyemedi.

Pencerenin önündeki kız
Bilmiyorum hala ağlıyor mu
Her yağmur yağdığında
Sanmıyorum hatırlasın beni
Konuşmalarımız giden yağmur damlalarıyla yıkanmıştır kimbilir
Sadece camda kaldı yazılanlar
Kalınlaşan buğular şimdi onları
Çoktan
Anlamıyla tüketip
Silmiştir tüm sözcükleri.

Ne zaman bir kız görsem pencerenin önüne oturmuş
Yağmur yağarken.
Aklıma gelir
İçimde bir hıçkırık birikir
Söyleyemediklerim
Söyleyemedikleri...

Unutur giderim az sonra.....

Bir daha yağdığında yağmur
Ben pencerede başka
Ağlayan bir kız arayana değin...

Ali Arslan

GooD aNd EvıL 03-30-2009 11:02 AM

Pervin

Gök yüzüne her gece baktığımda
Bir yıldız demetidirler çifter çifter gelirler
Sarılan sarmaşıklar gibidirler,
Pırıl pırıl bir gerdanlığı andırırlar.
Onlar ki uzayın rakkaseleridir
Oynaşır dururlar birbirleriyle.
Güneşin saldığı her ışıkla süzülerek,
Kendi tülleriyle kanatlanan bu yedi gelin.
*******imin kör yalnızlığında,
Devamlı yanarlar dururlar gök kubbemde.
Bir muamma olurlar hep bana,
Ay ‘ın küresine pervanedirler karışık,
Ay ‘a dolaşık,
Bir muhteşem Pervin! ..

Ali Arslan

GooD aNd EvıL 03-30-2009 11:02 AM

Rayiha

Bende berrak
Bir damla Çiy
Demlenir.
Erken gelen bir Baharın,
Taze süt kokularıyla her sabah.
Çimlenir içim kımıl kımıl.
İçim
Bir ben,
Bir bakarsın sen
Olur.

Yeşerir yemyeşil
Gittikçe ortasından beyazlaşan çizgilerim
Boy verir sarılırlar usul usul,
Boynu bükük her bir nazenin dalından,
Derinlerine düşer bir tohum
Köklenir yayılır püskül püskül,
Büyür
Büyür içinde kocaman tomurcuk
Olur.

Can suyuyla kabaran uçlarından
Meyvesini,
Dişlerken şehvetini bir bedenin;
Dudaklarımda kavurgan
Alev alev,
Kızıl bir sevdanın yangını
Amansızca tutuşur.
İşte sevgili,
Senden bana bu ateşin armağan,
Hiç tükenmeden,
Seni doyasıya koklayacağım bir rayihan
Olur.

Ali Arslan

GooD aNd EvıL 03-30-2009 11:02 AM

Renklerine Dokunamadığım Sen

Dudaklarıma usulca yanaş,
Yavaş yavaş soy çıplaklığını.
Kumsalda kimse bulmasın izlerimizi
Yaladığında deniz bizi,
Çekilirken geri geri,
Çözül zülüflerinden,
Süzül,
Tülün inceliğinde.
Ay düştüğünde karanlığa ve sonsuzluğun aralığında yürüyen geceye
Ver,
Kasıklarının arasında gülen karanfilinden sıcaklığını.
Dalgaların içinde bir çırpıntı.
Bilincim soluyor yapraklarında.
Tarihi tutamıyorum ve sen an diyorsun buna.
Yavaş yavaş olmuyor ölüm,
Birden bire.
Çektiğin yerlerde kalamıyor,
Kayıyorum ben.
Bir var bir yoksun.
Attığın o bir adımla,
Aralık bırakılan kapılarda renklerine dokunamadığım sen

Ali Arslan

GooD aNd EvıL 03-30-2009 11:02 AM

Sakın Beni Düşürme

Sessizliğinin içine
Müptelâsı olan bir mahkum gibiyim
Sakın düşürme

Her bir zerresinde gözyaşlarının
Ben akarım
Toprağına tutunan
Her yeşilliğinde dallarının bir çiy damlasıyım
Üşürüm
Sakın düşürme

Seninle çağlayan bir baharla
O aşk
Ne kadar kalsa bile geçmişte
Ve ne kadar solsa da
Yakana ilişmiş bir nazlı çiçek gibiyim
Sakın düşürme

Sakın beni düşürme! ..

Ali Arslan

GooD aNd EvıL 03-30-2009 11:02 AM

Saklansak Mı? ..

Akıl yutkundu
Taş yontan heykeltıraşlar gibi ömrü
Yontan sularda.
Bekleyen zaman
Neyi alkışlardı
Kimdi soluk alan her cümlesinde şiirin? ..
Sen yıkan! ..
Sen yont! ..
Sen dökül kelimelere! ..
Ömür sürüklüyor bizi bak istenilmeyen mecralara
Hangi deniz,
Hangi nehir,
Ağız ağıza öpüşür gibi alıp verecekler birbirlerine
Adı kavuşmak olan
Bir hasretin dalgalarında? ..

Şimdi bir şafak türküsüdür
Çalınsın varsın.
Aklın yontulan
Yontuldukça yıkanan,
Piramitlerinde şekillensin desek mi yaşam? ..

Zirvede kalandan
Bize bırakılan
Bir öpüş,
Bir gül
Ve bir yudum su
Kalsın.

Damlasın içimize;
Yutkunsak
Yutkunsak
Bir damlasına kansak
Su olsak.. Hep
Kaybolsak…
Kaybolsak/Saklansak
Koynunda şiirin
Aşkla ağlaşsak
Saklansak
Mı? ..

Ali Arslan

GooD aNd EvıL 03-30-2009 11:02 AM

Saklı

Fıkır fıkır bir aşk bu
Kokusu
Bir kahve fincanında köpüklenen
Cümlelerin içinde
Kelimelerin birbirine
Her örülmesinde
Bir farklı
Farklı bir aşk bu
Bir dudağın
Bir dudağa
Her yeniden buluşmasında renklenen
Saklı
Saklı bir aşk bu
Çok uzağında bir yüreği
Yakınına
Dokunan bir yürek gibi alan
*******in ıssızlığında birbirine sürüklenen

Ali Arslan

GooD aNd EvıL 03-30-2009 11:02 AM

Savrun

Kışın bahara dönüşen yüzünde
Ay karlarla,
Karlarla kalkar düşer iner.

Savrulur Savrun,
Dik yamaçlarından akan sularla
Oyuklarına kayaların,
Saklanır.
Maviye çalan mor renginde,
Gülümseyen nehir çiçekleriyle
Akar gider kendi yüreğiyle.
Uykuya hasret yatağına,
Ağlar cümle bedenini dolayarak.

Ay karlarla üşür,
Karlarla kalkar düşer iner.
Savruna yaşlı bir çamdan kopan,
Çürümüş kökler karışır gider.

Kösepınarında hüzün neden
*******i hep böyle dibe çöker?

Kışın bahara dönüşen yüzünde
Savrun karlarla,
Karlarla kalkar düşer iner
Akar gider bir hayat Çukurovaya.

Ali Arslan

GooD aNd EvıL 03-30-2009 11:03 AM

Sel

Düşersem birbirine geçen halkalarına gözbebeğinin,
Aşk kırılırsa parça parça olursa içim;
Ben o taze baharınla yeniden sürgün veririm,
Her seferinde kendime.
Fışkıran her bir pırıltısında buğulanırsa şayet gözlerin,
Sen bir su olursun
Yeşeren her dalın ucunda damla damla dökülürsün içime.
Farklı her bir yüzüne bakarken,
Kalbim ne kadar da kırılgan bugün.
Neden hüznün beni kahrederken her seferinde kendime
Senin o başka başka yüzlerin düşer içime? ..
Ne çok yüzün kaldı şimdi! ..
Hayaller bile soluyor zamanla bak:
Yaprak dökümü mü? ..
Bir küçük esintiyle düşer altına için için tutuşan bir çınarın;
Kavrulan kabuklarını saklar,
/gün gelir/ gün gelir de
Neler anlatır kalanlara sevgili.
Senin yüzün
gül ve aşk
Seninle gülecekti hani? ../gülşeninde/
Şimdi ne taze bir bahar/ ne de yaşlı bir çınar
/ağlamaklı düşer bu akşam /
Yağmura yüklü gökyüzü içi kanar
Düşer bir bir...
/Anlaşılmak ne zor/
Sarılamamanın korkusu sardı her yanımızı
Bu gün hangi bir yüzündü senin sahi küsen bana? ..
Hangi yüzünün mahkumudur bedenim? ..
Kemale ermek için yüz yıl mı beklemek gerek?
/gerekse/
Yüz yıl senin her bir yüzünde ölmek
/varsın olsun/
Sen çal yine de..
Sana acımak mı? ..
/sevmek varken/
Seni bin yüzünle de olsa
/sevmek/
Bence budur işte.
İnce tellerindir senin neden çizmeden acıtır? ..
Her kayışında bedenimden geçen bu yayı kemanının.
/ruhumuza kıyarken/
Bu akşam bir yürek duruyor önünde
/kanamalı/
Geldin…
Kanattın…
Yavaş yavaş darmadağın ettin
/bıraktın tarumar/
Sen ey taşkını olan gönlümün
Sel.

Ali Arslan

GooD aNd EvıL 03-30-2009 11:03 AM

Sen

Göz bebeklerindi önce...büyüyen......ve içime korkusuzca dökülen
Taze bir rüzgâr oldun kış içinde, bende bir bahar gibi çiçeklenen,
Yaprak yaprak her yanıma yeşil dallarım oldun......nasıl da sarıldın.
Aşk bir sendeydi bir bendeydi, içimize saklanan bir şeylerdeydi.
Sana her bir gelişimle,.....bana karmakarışık olan o sen miydin? ..
*******ime kapandığında,.kaçışın kendinden mi benden miydi?
Düşlerimden...düşlerine ben sen mi oldum masal masal dökülen.
Şimdi ne haller............ne haller oldu.....öyle darmadağınıksın sen,

Ali Arslan

GooD aNd EvıL 03-30-2009 11:03 AM

Sen Kendini Saklıyorsun

Sen kendini saklıyorsun;
kırık çizgileri gibi sanki,
Sularla kucaklaşan
Sere serpe söğüt dallarının.
Bir inip bir çıkan
Ve her kayboluşunda özlemi,
Her gelişiyle sevinci,
Yüreklerimize fısıldayarak sokan.
Bizler birer kör ebe;
Gözlerimiz bağlandığından beri sana.
Saklambacımız sen;
Çocuk ruhun, pervasızca bizimle oynaşan.

Saklıyorsun sen kendini;
Kırık çizgilerinde,
Acılarına dudak bükerek,
Geçmişinin;
Ki seni, asıl sen yapan.

Sen kendini saklıyorsun
Hala
Aşk bahçelerimizde,
Sevişmelerimize hasret, bir çiçek gibi! ..

Ali Arslan

GooD aNd EvıL 03-30-2009 11:03 AM

Sen Olsaydın Gül Bağım Sen Olsaydın

Buralarda bak başladı yağmurlar;
Bildiğin o Nisan yağmurları işte.
Şimdi İstanbul gümüş *******inde
Ay’ın altında bir başka zamanda beyhude yıkanır.
Sen olsaydın,
Sen olsaydın gül bağım sen olsaydın! ..

Bir Kasım sonuydu galiba gelişin ve bir zemheri sabahıydı terk ettiğin
Bahar’ın daha ilk tomurcuklarına bile bırakmadın
Kalamadın.
Bir mevsimlik miydin ki sen? ..
Buralarda yağmurlar incecikten başlar;
Birden bire bilek gibi başlar dökülmeye bu dağlara.
Vadilerinde Savrun’ un bir nehir olup taşar sanki kalbim,
Parçalanmış cam kırıklarıyla kim bilir bu bahar,
Hangi deryalara koşar koşar.
Sen olsaydın,
Sen olsaydın gül bağım sen olsaydın! ..

İstanbul’da Büyükdere Caddesinde,
Çok katlı bir binanın kim bilir hangi katında bir kadın,
Çok uzaklara bakar.
Çok uzaklarda tek mevsimlik o aşkı mı hâla arar? ..
Gümüş *******inde İstanbul’un,
Boğaz köprüsünde,
Her akşam iş dönüşü hep gözleri Güney’e dalar dalar.
Sen olsaydın,
Sen olsaydın gül bağım sen olsaydın! ..

Buralarda yağmurlar yine başladı gül bağım;
Bildiğin işte,
O bildiğin Nisan yağmurları;
İncecikten içime sensizliğin sızısı olur akar akar.
Sen olsaydın,
Sen olsaydın gül bağım sen olsaydın! ..

Bir adam,
Bir kadına bir İstanbul’a,
Bir de Nisan yağmurlarına aklı şaşar bakar bakar.
Ağlar kendi kadife yapraklarına kapanan kırmızı bir gül,
Bin kez ağlar;
Şimdi artık ölü olan o gümüş sırlarındaki beyaz papatyalarına.
Sen olsaydın,
Sen olsaydın gül bağım sen olsaydın! ..

.
Kimbilir ne farklı bir bahar olacaktı bu bahar! ..

Ali Arslan

GooD aNd EvıL 03-30-2009 11:03 AM

Seni Ben İşte Böylesine Sevdim.

Düşüncelerime yüklendin önce kesin, kararlı gerçeğinle,
Altı çizili yazılara saklanırdı düşündüklerin.

Damlardı bir gül,
Bin yaprağında her biri bir başka kırmızı.
Sonra yüreğim çarpmaya başlardı kızıl bir alev renginde
Şaşkın kalakalırdım
Ve asıl olan sevinçli huzurundu
Bayrak bayrak dalgalanırdı avuçlarında,
Deniz renginde sen bir güzel maviliklere boyanırdın.

Sensizliğim,
Sessizliğimde soluyor şimdi bak tükeniyorum artık
Kan kelebeklerin içimde kanatlanırken bir bir.

Sen ki ey bütün aşkları sanki bir anda sende yaşadığım,
Seni ben işte böylesine sevdim.

Ali Arslan


Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 09:38 PM

Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11   Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions, Inc.