![]() |
Nefs
******* toprağa benimle inmiş. Kasırga benimle kopmuş denizde. Sanırım vebalı elim gezinmiş, Çürüyen ağaçta, hasta benizde. Cinnet, şüphe, korku benim eserim; Sıcak kalbinizde gizlidir yerim, Bir kurdum ki, sizi hep diş diş yerim Ve gezerim her gün elbisenizde... |
Nefs Muhasebesi
Bıçaklarım su oldu, boyuna bilenmekten; Bitti benlik madenim her ân törpülenmekten |
Nimet
Dünyada her nimeti bıraksam ne çıkar ki? Orda o varken, burda bırakılmaz ne var ki? |
Ninni
Melekler dolanır bu kuytu yerde, Ey gün kadar güzel çocuğum, uyu! Bir gün hasretiyle için titrer de, Anarsın, bu derin, tatlı uykuyu. Uyu da gündüzler su gibi dinsin, Menekşe gözüne kirpikler insin; Yarın, şafak vakti, içine sinsin, Güneşle uyanan kuşların huyu. Uyu yavrum, akşam seni üzüyor, Artık gözlerini uyku süzüyor, Uykunun gölünde başın yüzüyor, Dalgalandırmadan o durgun suyu... |
Nizam
Bir nizam ki, eskimez, yıpranmaz, sendelemez, Mekân onu aşamaz, zaman onu delemez. |
Nur
Sen ol dersin ve olur! Pırıltı dolu billur, Çığlık içinde fağfur. Bir renk bize öteden Ve bir ses, o besteden Nur bize, Allah'ım nur! Büyük divan ve huzur... Bekliyor mezarı Sûr. Sonsuzluk, ölümsüzlük Bitmez, tükenmez düzlük; Nur bize, Allah'ım nur! Güneşi tuttu çamur; Elmas mahçup, zift mağrur. Yakın kandili, yakın; Ne donanma, ne yangın; Nur bize, Allah'ım nur! Sen ol dersin ve olur! |
Nur Şehri
Şehirlerde tabanım değil yüreğim yanık: Nur şehrine gidelim, yürü çilekeş çarık! |
O
O, Allah'ın emriyle Kainat Efendisi; Varlığın Tacı, varlık nurunun ta kendisi... |
O An
Taş merdivenler gibi, aşınmış ayaklardan, Secde yerine çarpa çarpa alınım aşınsa Göklerin kamçısıyle yediğim dayaklardan, Erisem de, tabutum boşmuş gibi taşınsa Bir garip insan olsam, benzemez hiç kimseye; Tek hece bilmez, tek renk görmez, tek ses işitmez. Karanlığı, yoğursam nura döndüresiye. Tırmansam o ana ki, yek paredir ve bitmez. |
O Bahçeler
Adımın o bahçeler, her gün anıldığı yer; O bahçeler, yalanın bile yanıldığı yer... |
O Dem
O dem çocuklar gibi sevinçten zıplar mısın? Toprağın altındaki saklambaçta var mısın? |
O Diyorsa
Gözüm, aklım, fikrim var deme hepsini öldür! Sana çöl gibi gelen, O göl diyorsa göldür! |
O Erler Ki...
O erler ki, gönül fezasındalar, Toprakta sürünme ezasındalar. Yıldızları tesbih tesbih çeker de, Namazda arka saf hizasındalar. İçine nefs sızan ibadetlerin, Birbiri ardınca kazasındalar. Günü her dem dolup her dem başlayan, Ezel senedinin imzasındalar. Bir ân yabancıya kaysa gözleri, Bir ömür gözyaşı cezasındalar. Her rengi silici aşk ötesi renk; O rengin kavuran beyzasındalar. Ne cennet tasası ve ne cehennem; Sadece Allah'ın rızasındalar. |
O Gelsin
Akan suları çevir, Sıra dağları devir! O gelsin! Gönüllerde bir tasvir... Güneşi batmaz devir... O gelsin! |
O Gün
Yüksek ateş... Peygamber hasta... Dökünmekte kırba kırba su. Müminlerin en derin yasta, Ya giderse, diye korkusu. Bir an, bir an, çalkalandı Mescit; O göründü; halsiz, renk kaçık. "Kapatılsın dedi, her geçit! Ebubekir kapısı açık..." "Her kul gibi, benim de elbet, Hesaplıdır senem ve ayım. Lahza geçme, erişir nöbet; Kim kalmış ki, ben de kalayım?" "Bir kula, ya Rabbin, ya dünya; Seç dediler, deş de kalbini! O kul da, hür bırakıldı ya, Düşmeden seçti Rabbini." "Arkasından kimi dürttüysem, İşte arkam, gelsin ve vursun! Kime borcum varsa tek dirhem, Orta yerde malım, buyursun!" "Kızım, kutlu soya ocaksın! Bitti diye bak, hayatıma! Bana ilk, sen kavuşacaksın!" Ağlıyorken güldü Fatıma. Ayişenin göğsünde başı, Son sözleri şu:"Yüce Dosta!"... Ve son nefes, çığlık, gözyaşı... Güneş varken güneş paydosta. O gün, o gün, pazarertesi; Bütün büyük oluşlar o gün. Bu dünyanın bundan ötesi, Sade hasret, gurbet ve sürgün. |
O Kanun
O kanun ölümsüzlük nizamının hevengi, O kanun doğru, güzel, iyinin tek mihengi... |
O Kitap
Hasta olsam, ilâcım, çorbam, sütüm, o kitap... Suda mantarım, gökte; paraşütüm o kitap... |
O Nizam
Kim var o nizama ki, Hak yolunda kırbaçlık; Fırın, fikir ekmeği verinceyedek, açlık... |
O Var!..
Her defa haberi taze bir müjde; O var! Her defasında, geç, gafletten vecde; O var! Ne sen varsın, ne ben, ne yâr, ne kimse; O var! Bütün sevdiklerin elden gittiyse; O var! Kalacak kim var ki dost tomarında? O var! Sana daha yakın şah damarından; O var! Arama, bir ilaç yok ezzahanede! O var! Gayede, sebepte ve bahanede; O var! Sevdiğini ebed boyu tutan dinç; O var! Ölümsüzlük şevki, ilahi sevinç; O var! Yıkılmaz dayanak, kırılmaz destek; O var! Tekten de tek, bir tek, tek başına tek; O var! |
O Zeybek
Zeybeğimi, birkaç kızan, vurdular; Çukurda üstüne taş doldurdular. Bir de, ya kalkarsa diye kurdular... Zeybeğim, zeybeğim, ne oldu sana? Allah deyip, şöyle bir doğrulsana! Zeybeğim, kalkamaz, dirilemez mi? Odası mühürlü, girilemez mi? Şu ters akan sular çevrilemez mi? Ne günedek böyle gider bu devran? Zeybeğim, bir sel ol, bir çığ ol, davran! Kır at zincirlenmiş, ufuk sahipsiz... Han kayıp, hancı yok, konuk sahipsiz... Baş köşede sırma koltuk sahipsiz... Kızanlar, dört yandan, hep abandınız! Zeybeğin kanına ekmek bandınız! Bilemem, susarak ölmek mi hüner? Lisan çıldırıyor, dil nasıl döner? Ondan son iz, uzak, uzak bir fener... Öldü mü? Çatlarım yine inanmam! Gizliye yanarım, ölüye yanmam! Zeybek kaybolduysa bunca kayıp ne? Tesbihi dökülmüş, aranır nine; Balonu yok, ağlar çocuk haline... Zeybeğim, dünyayı aldın götürdün! Bir öldün de, beni binbir öldürdün! Beyni tırmık tırmık, pençelere sor! Mevsim niçin ölgün, bahçelere sor! Sor; çukuru nerde, serçelere sor! Ağla, bir dinmeyen hasretle ağla; Zeybeksiz yolları gözetle, ağla! |
O’na
Benim efendim! Ben sana bendim! Bir üfledin de Yıkıldı bend’im Ben ki, denizdim. Dağbaşı bendim Şimdi sen oldun, Âleme pendim. Benim efendim! Benim efendim! Feza levendim! Ölmemek neymiş; Senden öğrendim. Kayboldum sende, Sende tükendim! Sordum aynaya: Hani ya kendim? Benim efendim! Benim efendim! Emri yüklendim! Dağlandım kalbden Ve mühürlendim. Askerin oldum, Başta tülbendim; Okum sadakta, Elde kemendim. Benim efendim. |
Teşşekkürler..
|
teşekkürr
|
| Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 01:07 PM |
Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11 Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions, Inc.