![]() |
Aşk perisi
Şahin yuvasında Kuru bir dalım Kırık Güçsüz Ölü Bir gün ışığı düşse Bir buse kondursa yaşam Filizlenirim Sevda verir tomurcuğum En güzelini açar rengim Aşkın kokusunu üfler rüzgarım Dipsiz kuyularda Yosuna dolaşmış taşım Karanlıkta Çıkmazlarda Bağlı Bir gün ışığı vursa Bir el dokunsa Parlarım Rengarenk ışık saçar damarlarım. Gördüğün ya da görmediğin her yerde Varım aslında Duyarsın adımı Bazan bir şarkı anlatır beni Bazan dolan gözlerde ki suskunluk Ezik yüreğin kaleminde ağlar şiirler Bir demet gülüşte dirilir sevinçler Gün gelir Tırmansanda ulaşamadığın dağ An gelir Elinde ufalanan toprak Benim Sen yeter ki sevmek iste Sevilmeyi beklemeden İçinde belirse o heyecan Seslenmesen de duyarım Ben aşk perisiyim Şiir Peri 'sine hediyemdir... Yüreği ve gülüşü 'şiir' insan Arzu Altınçiçek |
Yaşamın sesleri
Gecenin nabzını ölçüyor Duvarda camı kırık saat Tik-tak Ve bir çatlak yürüyor Kapının pervazından İnce ince sızıyor Harabelik Çatır-çutur Ayak izlerimin ardından Ses veriyor -ne olduğunu- unutan Tahta döşeme Garç-gurç Ve sessizlik içinde Yankılanıyor göz yaşımın düşüşü Tıp-tıp Küçük bir serçe Sığınmış pencereme Yağmurdan Tir-tir Solmuş tülün ardında Belki de kiri camımdan Pis bir sokak Toz-duman Kulağımda onca ağır aksak ritm Yaşam şarkısını söylüyor Gece..uzun hava Oy-oy Ve nefessiz kalan yıldızlar Sönüyor Tek-tek Yüreğim içli Yağmurlar mı damlayan Eriyen hayalin mi Ah-aaahhh Tik-takların ritminde Çatırdayan bir duvar Gacırdayan geçmişe Yaşlarım..kuru kalabalık Titrerken küçük şahidim Toz duman oluşuma Ahhhlarla- ooyylarla Veriyorum nefesimi. Ve son bir ses mezar taşımda El-fatiha.. Ekim-2004-İzmir Arzu Altınçiçek |
Aşk ruleti
Sabahın kaçıydı bilmem nöbet bitti Tüm gece bekledim yalnız ruhumu Öylesine tutundum ki hiçbir yıldız kaymadı Dolunay hala güneşe inat tepede İlk ekmek kokusu doluyor sıcak sıcak Ufak ufak adımlar siliyor sessizliği Yalnızlık biraz daha kalabalıklaşıyor Durdurduğum dünya elimden kayıyor yavaş yavaş Bu kaçıncı çiy düşen dizelere Ayaza çalan kaçıncı tutuşmuş kalmış gecem İhanetlerin bestesi dilimde Savaş açıyorum her seferinde gönlüme Oysa hep yorgun Son savaşında bu kalem Namlu ağzında Sekmeden vuruyor Yaralıyor Rulet hala dönüyor Son mermi ‘AŞK’ Candan can alıyor Öldürmüyor. 13/4 Arzu Altınçiçek |
Yaşasaydım
Yaşım yedi olacaktı anne Bu yaz sünnet de olacaktım Kardeşimle el ele Okula başlayacaktım Siyah önlük almayacaktın Sözün vardı bana Kararmasın diye içim Mavi giyecektim, umut olacaktım Büyüyecektim Asker olacaktım Baba olacaktım Yurdum toprağına, yarın olacaktım Yaşım yedi olacaktı anne Dağıttıklarımı toplayacaktım Hafta sonları babamla gidip Para kazanacaktım Olmadı anne! İki dünya arasında kaldım Burası da kalabalık ama Sıkılıyorum işte Özledim sizi Hem de çok özledim anne Ayaklarım altında, hayal denizi Balık yerine kuşlar geçiyor anne Bakıyorum, Elimi uzatsam dağılıyor bulut dalgaları En derinde siz varsınız da Kalkıp gelemiyorum anne Üzerimde hala yıkıntılar Gözlerimde hala odamın tozları Ayaklarım yok anne Sol gözüm yok Oğlun yarım anne! Sol göğsünden kopardılar beni Sütün son damlası boğazımda Bebeğin, canınım hala değil mi anne Ben yüreğinde büyüyorum Sen gözlerimde Ağlama sakın ardımdan Benim için de dua etsin babam Duvarlara teslim ettim diye oğlunu Yakmasın sigarasını Yalnız değilim O kadar baba var ki O kadar ana var ki O kadar çocuk var ki...... Burada insan çok da Orada insanlık ölmüş anne Biz ağlıyoruz ardınızdan Siz avuçlarınızı açın anne... Arzu Altınçiçek |
Yaşlı çitlembik
Çitlembiğin yaşlı gölgesinde kambur anılarım kan ter içinde misketlerim...kiremit tozu ellerim Parmak ucumda seksek çemberim tek ayak üstünde oyunum, bir yanıp hep yorgun Aksak, huysuz mısırcının kazanında haylazlığım Kokusunda köşe kapmaca oynar göz yaşlarım. Bir çatapat sesinde hükmederim bayramlara Bir top patlağında bombalanır şehirlerim. Renkli kibrit kutularını basarım kaldırıma Beş taşın hep siyahı ben Bir uçurtma gülüşünde asılır baharlarım Kuyruğunda dağılan kelebekler ben Koluma sildiğim ağlayışlarım aklımda Kumbaramda salkım söğüt dut lekeleri Mendil kaparken döküldü, ağız dolusu nisan taneleri Yüksek bahçe duvarlarında masum küfürlerim Bir çitlembik gölgesine yaslı kırgın kadınlığım Daralan sokakta ip atlar kısa etekli hayalim Bir tokmak öperken dilsiz kapıyı, elleri uzanır dedemin Bir file bayram uzatır, yaldızlı kâğıtta bir parça sevinç Sabundan balonlar salarım Afrika çocuklarına Kırmızı etekliğimden gelincikler dikerim Yiter gider ellerimden hayat, çekip gider küçük adımlarım Çocuk ellerim siler güne solan yüzümü Bir çitlembik dalına asılır komşu çocuğu Yeni yetme bir son bahar kapıyı vurur Bir yaz daha katlanır sandık arası Ruj izimde büyür bez bebeklerim. Bir çitlembik ağacı devrilir Çilli bir tane düşer avucuma Gölgesinde kalır kanatsız kelebeğim. - Ne zaman bir çitlembik ağacına kaldırsan başını Tuz buz ederim güneşi bakışlarına ki; gölgesinde uzun durursun 2007 21 08 / Kumbaramdaki harfler ..:: RadyoMedcezir ::.. Kültür Sanat Edebiyat & Webkure Hosting Yönlendiriliyor Lütfen Bekleyin.. & www.siirinebi.com Arzu Altınçiçek |
Yaşlılığın Sonu
Gözlerinde gördüğüm dipsiz kuyuydu Ne karası vardı bakışların Ne mavisi Ne yeşili Perdesi vardı önünde buğulu Ardı koyu gri ******* Donuk Beliren çizgiler Öylesine içiçe Hangisi önce çizilmiş Belli değil en sonu Yıllar çökmüş üzerine Kimi pamuk tarlası saçları Kimi tekir kedim gibi alacalı Onu bile kaybedenler vardı Başında yemenisi teyzeler Ya da kasketi konduran dedeler Dökük dişleriyle konuşurken Utangaç halleri Eliyle ağzını kapatmaya kalkan Yıllara meydan okuyan nice çehre Aralık dudaklarda Yılların götürdüklerinden kalan boşluklar Sır dolu tebessümleri Elleri çatlak toprak sertliğinde Bir deri bir kemik Ama sımsıcak, içten Sohbete susamış kulakları Neler yaşadılar Kaç yürek hoplattılar zamanında Geçmişin delikanlıları, genç kızları Bilirlermiydi bir gün burada olacaklarını Hasret kalacaklarını sevdiklerine Unutulacaklarını Hayırsızlığı görmek için mi büyüttüler çocuklarını Sefalet içinmi çalıştılar, didindiler Ödedikleri hangi suçun cezası Yaşlılığın sonu Yalnızlığa müebbet mi olmalı Arzu Altınçiçek |
Yaz Aşkım
“ Başlarım, biteceğini bile bile bu aşka başlarım… Hem seni, hem de kendimi Ateşe atarım… Sokul bana yaz aşkım” Gidişinin üzerinden dört gün geçti Dört duvar sanki şehir Bir köşede dörde katlı sevişmeler Biraz rutubet var üzerinde Ve yokluğuna Hazandan düşen sarı lekeler Çürümüş duyguların kokusu sarmış *******ine ördüğüm saçlarımı Sana kilitlediğim dudaklarım Rengini atmış teslim oldukça hasretine Bir ah! kalmış Boynu bükük yaseminlerden Bıraktığımız kıyıda ıssız ayak izlerimiz Direniyomuş dolunayın gölgesinde Islak da olsa Gözlerimde titriyor gülüşün Gidişinin üzerinden dört gün geçti Dört kapı açtım umutlara Sensiz karanlığa dört mum yaktım Kırmızı lekeler var üzerinde Ve kanayan suskunluğumda Ağustos’dan kalma sıcaklığın Gidişinin üzerinden dört gün geçti… Bıraktığınsa özlemin …ve gözlerin Arzu Altınçiçek |
Yazık olmaz mı?
Ölüme bir adım daha kaldı Gözlerde buğu Nefesimde darlık Ya omuzlarımda görmediğim Onca ağırlık Yaşam mı zor geliyor bana Yoksa ben mi fazlayım hayata Yalnız denizlere bir kulaç daha Tenimde ayaz Batan binlerce çakıl ayaklarıma Ya kanatmadığı halde çektiğim Bunca acı Sevmek mi zor geliyor bana Yoksa ben mi fazlayım aşk a Sensizliğe bir sabah daha Hala uyku yok gözlerimde Az önce yıkıldığım andı sesinle Her şey bir nefeslik sanki Onca biriken özlem Ölmek mi zor geliyor bana Yoksa sensiz yüreği taşımak mı Ah olmasan bu yürekde Çoktan... çoktan ölmüştüm ya Ölümden korkmam da Ya bir sabah uyandığında Yenilirse içindeki öfke AŞKım kazanır...da Ben olmazsam hayatta Yazık olmaz mı? Not: Süresini bilemiyorum ama bir müddet aranızda olamayacağım. Şimdiden tüm paylaşımlarınız ve yazdıklarımı okuduğunuz için teşekkürler. Kendinizi sevmeyi ihmal etmeyin! hoşçakalın. Arzu Altınçiçek |
Yeni adın
Soğuk bir toprağa bıraktık ılık bedenini Bilmediğim bir karartıydı üstüne örtülen Sonsuz bir yalnızlıktı dört duvarın Ölü-ydü yeni adın. Serilemediğin çimleri serptik üzerine Kürek kürek savurarak Kardık toprağına hayatını Kefendi sana sarılan kol. Ölü-ydü yeni adın. Seni bırakıp dönmek zor olan Özlesem,duyacağım ölümün sessizliği Dokunmak istesem, bir avuç toprak Buram buram hasret kokan Ninnilerin olacak dualar Gece yorganın Küçük küçük böcekler dokunacak sana sakın korkma Karanlıkta kalacaksın, Yalnızım diye sakın ağlama Ne yaşayan ölüler var hayatımızda Sen, ölüyken yaşayacaksın. Dün toprağa bıraktığımız Aslan amcaya armağanımdır. Arzu Altınçiçek |
Yeter mi?
Yanında olmak vardı. Teninde Tutuşmak, Gözlerinde Erimek. Sevişmek utançsızca. Susuyorum Sesine Öpüşüne oldum olası açım Seni seviyorum Yeter mi sevmene. Yanında olmak vardı. Dilinde Aşk Bedeninde Aşk Sevişmek utançsızca Düşünüyorum Dokunuşlarını Dokunuşlarıma katıp Seni istiyorum Yeter mi istemene Olduğum yerde yaşamak kaldı Sen yoksulu gerçeğimde Seni çok özledim desem Yeter mi gelmene ‘Denizleri aş da gel...kurbanın olam Kurtar beni buralardan, ne olur ’ Arzu Altınçiçek |
| Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 06:59 AM |
Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11 Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions, Inc.