![]() |
Demirtaş usta
Usta, ben seni çok geç tanıdım Yürekli, cesur kalemini Sen bizim lokomotifimiz oldun Demir, taş kalemini geç tanıdım. Meraklanma sen Metin usta Sevimli tonton Nasrettin* Yatar şimdi yorgan, döşek Ve şimdi bulmuştur onlarca eşek. Che Guevera gibi yalın delikanlı Peşinden gelir, yüzlerce binlerce Türkü soluyan Şairleri var ülkemin Sen rahat ol Metin usta rahat uyu. 30.10.2005 * Can Yücel Mazlum Zengin |
Deniz'de dalgayım ben
Kapkara bir gecede Denizde dalgayım ben Bir avuç pırpır atan yürekte Tükenmez sevdayım ben Benim karasevdam Kıyıdaki dalgakıranlara, Çekicin örsü dövdüğü dibi Korkulu rüyasıyım ben Sevdam düğümlenmiş yüreğimde Sevdam idam sehpasında Benim yüce sevdam, Önce doğdu, emekledi, yürüdü Yürüdü adım adım düşe kalka Dağlarda çığ oldum denizde dalga Kıyılara vururum kafamı çarpa çarpa Benim sevdam bir gemici fenerinde Kocaman gemileri, şilepleri, Bir yaprak gibi tutarım ellerimde. 13.05.2006 S. 00.20 Mazlum Zengin |
Deniz çağırıyor seni
Şafakta, Şafakta çağırıyor, Deniz seni Ak kanatlı ak martılarla Elleri nasırlı yürek işçilerini Deniz çağırır seni kendi derinliklerine Bir, Mayıs şafağına tutunda gel. Ulaklar, Ulaklar dağılmış tüm yurda Bir turna çığlığıyla Bir çoban ıslığıyla Şafakta çağırır seni deniz Meydanlardaki işçilere tutunda gel. Deniz, Deniz çağırıyor seni Deniz Gemerek’te bir motosiklet üzerinde Bir çukur veya bir hendekte Okulda öğrenci haykırışlarıyla Etrafı kuşatılmış Umutlara tutunda gel. Darağacı, Darağacı çağırıyor seni, Deniz Daha yapacak çok işimiz vardı, Bizi bırakıp nereye gidiyorsun? Yusuf, Hüseyin ve prangalarla Altı mayıs şafağına tutunda gel. 26.04.1981 Mazlum Zengin |
Deniz fenerim
Onlarca metre yükseklikte, Mağrur ve her zaman heyecanlı, Bir trenin lokomotifi, Bir çobanın, Sürüsündeki kılavuzu gibi, yol gösteriyor. Gemicilerin dostudur. Gözleri şimşek gibi, Binlerce metreden görülür Benim deniz fenerim. Dil, din, ırk, mezhep gözetmeden, yardımcı olur insanlara. Işığının düştüğü sudaki balıklar, Halay çeker, horon teperler, Sabahlara kadar. Geçen gemilerden yüzlerce el, Teşekkür için havalanır. Yağmur, tipi, boran, Fark etmez onun için, Hep ayakta dimdik, Yüzlerce senedir uyku yok onda, Ve yorgunlukta yok. Işığını, Aşktan ve sevgiden alır, Sevincim, kederim, Benim deniz fenerim. 26.07.2005 (‘ŞİİR HARMANI’ından) Mazlum Zengin |
Derinlikler
Zamanı geldi artık. Dalacağım derinliklere, Misafirliğe gideceğim, Balıklara, midyelere, İstiridyelere,ve tüm canlılara. Keşfedeceğim derinlikleri, Göreceğim güzellikleri, Gerdanında inci olacağım. Yakamozlarda, Işıltılarda, Bir trolde, Bir balıkçı oltasında, Arayacağım seni. Engellemeyin beni, Dalmak istiyorum derinliklere. Engellemeyin beni, Gitmek istiyorum uzak ülkelere. Önce dereler ırmaklar, Göller, denizler ve okyanuslara Gideceğim uzaklara. Artık şiirlerimi Derinliklerde yazacağım, Artık buralarda değil. Bilinmeyenlerde arayacağım seni, Artık arabamla değil, Denizatımla arayacağım seni. Ve derinliklerde Yazacağım şiirlerimi. 09.07.2005 (‘ŞİİR HARMANI’ından) Mazlum Zengin |
Dertlerim kapıda
Dertler sıralanmış benim kapıda Her birine ayrı bakasım gelir Hepsi ayrı huylu, ayrı yapıda Feleğin evini yıkasım gelir. Kimi benden ister iki gözümü Kimi unutturur bana sözümü Kimi defter kalem yazmış yazımı Şu yalan dünyadan bıkasım gelir. Emir büyük yerden yazılmış ferman Dizlerimde sızı bırakmaz derman Alem kurulalı dönüyor devran Dünyanın evinden çıkasım gelir. Kulağıma girmiş duyurmaz sesin Bırak ellerimi varsın titresin Ararım çareyi derman nerdesin? Tabibin elinden tutasım gelir. En kötüsü kalpte aşkın yarası Dertler sıralanmış yürek arası Çaresiz yüzdeki ar,ın karası Bendeki dertleri yutasım gelir. Ölümden gayriye çaresi vardır Mazlum’a bu dünya oldukça dardır Yürekte yangın var çaresi kardır Aşık yürekleri yakasım gelir. 31.08.2006 www.mazlumzengin.com Mazlum Zengin |
Doğa aşkı
Doğa ile barış, barışık yaşa Doğayı sevmeyen insanı sevmez Aç gönül gözünü bak kurda kuşa Ormanı sevmeyen insanı sevmez Dipsiz gölün güzel suyu kara,dır Bunu görmeyenin yürek yaradır Büyük kentler bitmiş yaşam buradadır Ağacı sevmeyen insanı sevmez Bir yayla ki bize moral topladık Atlara bindikte sevinç katladık Çocuk olduk taştan taşa atladık Doğayı sevmeyen insanı sevmez Rehber önde bize yolu açıyor Ağaçları sevip öpüp okşuyor Suları dişlere keman oluyor Suyunu sevmeyen insanı sevmez Şelale altında grup dur dedi Buz gibi suyuna herkes gir dedi Manzara doyumsuz burdadır dedi Toprağı sevmeyen insanı sevmez Soğuk suya şifa diye girenler Burdaki güzellik nerde diyenler Saç kavurmayla parmak yiyenler Doğayı sevmeyen insanı sevmez Bütün gün yürümek bizi yormadı Sevgi, kardeşliğe nifak girmedi Yürekler güzeldir fire vermedi Ağacı sevmeyen insanı sevmez Gün bitmesin burdan ayrılmayalım Sevgiyi dostluğu unutmayalım Güzel ormanları yaktırmayalım Ormanı sevmeyen insanı sevmez Dere boyu ayak suyun içinde Elli değil yaşım on sekizimde Asırlık ağaçlar can evimizde Ağacı sevmeyen insanı sevmez Akşam oldu evin yolu gözüktü Ayrılmak ne mümkün yürek ezikti Doğanın sevgisi bir bilezikti Doğayı sevmeyen insanı sevmez Mazlum’un peşine takılın dostlar Doğa,dır herkesi birden kucaklar İşimiz yok silah ile bıçaklar Ormanı sevmeyen insanı sevmez 14.08.2006 Mazlum Zengin |
Dostlar Muhabbeti
Muhabbet dediğin dostlarla olur Kalbi karalarla yola gidilmez İrfan meclisinde akıl yön bulur Kalbi karalarla dile gidilmez Can ile cananı dost dergâhında Yürek bahçesinde güller bağında Çırak ustasıyla uz erbabında Kalbi karalarla yola gidilmez Zemheride açar aşığın gülü Yürekte yangın var bülbüldür dili Baharda zapt olmaz dağların seli Kalbi karalarla dağa gidilmez Tipi, boran ile çık gel köşküme Adil misin canan kula düşküne Yürü hak Muhammet Ali aşkına Kalbi karalarla bele gidilmez Elinde asa var yollarda mısın Gözünde nazarla dillerde misin Sen tanımadığın ellerde misin Kalbi karalarla ele gidilmez Sakın ola bana şair demeyin Yürek yaralanmış siz ellemeyin Mazlum’un bağından güller dermeyin Kalbi karalarla güle gidilmez 09.08.2006 Mazlum Zengin |
Dostum
Biz yaşamı yarınlara sakladık, Gömdük, mavzerlerimizi yüreğimize. Kavgayı, Sevmeyi, Aşkı, Kısacası yaşamayı erteledik dostum. Biz yaşamaya yarın başlayacağız, Kahpesiz, Yalansız, Sömürüsüz bir dünyada, Yaşamaya yarın başlayacağız dostum. Evet,biz,yarın başlayacağız yaşamaya, Dalga dalga, Öbek öbek, Bir kara buluttan boşanırcasına, Biz, yaşamaya yarın başlayacağız DOSTUM. 05.05.1984 (‘ŞİİR HARMANI’ından) Mazlum Zengin |
Dört çivi
Hazırlık, üç gün önce başladı, Sessiz,ve gizliden, “sehpanın ayaklarını kontrol et” Diye bağırdı. Öteki ağır, aksak,istemeyerek, Elinde bir keser Birkaç büyük çivi. “birer çivi daha çak” dedi öteki Çiviler çakıldı gürültüyle, “ipi de kontrol et’ dedi öteki, En küçük detayına, En ince ayrıntısına kadar kontrol etti beriki. Saat, sabahın dördü, Büyük bir gürültüyle açıldı, Demir kapılar. Açlık,ve uykusuzluktan bitkin, Ak giysiler içinde Ağır adımlarla, koltuğuna girmiş biri ile beraber Yürüdüler darağacına. Ayakları, götürmüyordu vücudunu Üç merdiven çıkıp, Ayaklarına,birer çivi daha çakılmış sehpanın, Önünde durdular. ‘çıkar sehpanın üzerine’ ‘Tak ipi boynuna ’diye bağırdı. Emir veren, yavaş adımlarla yürüdü, Birer çivi daha çakılmış sehpanın Üzerinde duran delikanlının yanına. “son isteğin var mı? ”dedi. Sehpanın üzerindeki, On yedi yaşındaki genç, Emir verenin suratına; Okkalı bir tükürük savurdu. Sol eliyle suratını sıvazlarken, Sağ elini havaya kaldırıp işareti verdi. Cellat,ayaklarına birer çivi daha çakılmış Sehpayı çekti altından. Birkaç saniye sonra, Havada beyaz bir güvercin göründü. Daha sonra da, birkaç tur atıp, Kayboldu gökyüzünde. 11.06.1980 (‘ŞİİR HARMANI’ından) Mazlum Zengin |
| Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 11:35 AM |
Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11 Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions, Inc.