www.cakal.net Forumları YabadabaDuuuee

www.cakal.net Forumları YabadabaDuuuee (https://www.cakal.net/index.php)
-   Eskiler (Arşiv) (https://www.cakal.net/forumdisplay.php?f=188)
-   -   Mustafa Cilasun (https://www.cakal.net/showthread.php?t=135122)

GooD aNd EvıL 10-01-2008 08:59 AM

Demek hazanın kalanı da yaşanacak!

Ne hekimler gelmiş ki yarayı canı aşkıma
Çare mi olacak ki meçhulde esrarı ahıma
Toprağın kokusu ki geliyor işte ta ezelden
Sinelerin kilitlenmiş mahzun hüzünlerinden

Sen aldırma leyar sen bari bir efkâr soluma
Sen umutlarını tüketerek ahirin için korkma
Sevilensin şevksin kahırlar içinde soldurtma
Aşk yekpareliğin de hazzın ahenginden yana

Ben böyleyim işte dertlenirim kendi gölgemle
Senin nerelerde olacağını idrak etsem de yine
Bedel mi hazır kaderde ki nefsin bekler haline
Zindan ne çare yalnız kalan sinenin günlerinde

Sevmek ah ne diyeyim dileme kal kendi halinle
Yeter ki seni terk etmem için bahaneler üretme
Unut diyerek kolay olanı seçme kader mucibince
Kal kendi esenliğinle sevgime bir müdahale etme

Sende olmayanı veremem ki sevmeni beklemem
Zatımdan vazgeçmede diyemem onu isteyemem
Teninki nazar için asla nefeslenmem bezeyemem
Melalin ki silinmeyen kim bilir ne ki haline girmem

Mustafa Cilasun

GooD aNd EvıL 10-01-2008 08:59 AM

Demek ki yaşanacaktı!

Bir iç sızısıdır işte yaşadığım
Vicdanları azapla tanış
Kılmak zorunda bıraksam da…
Bu muhayyile karşısında
Zalim olmak korkusunu yaşıyorum!

Arzı mekânın her bir boylamında
Onca insan yaşarken niye ki…

Öyle mütemadiyen soruyorum
Adımladığım kaldırımlarda
Sessizliğim ayak vurgularında
Vadinin solan çayırında
Ağaçlardan düşen yapraklarda

Hep kendimi görürken
Yine bir esrarın tahayyülü…

Zorunda kaldığım halin müşkülatı
Yazmak hevesinden vazgeçecek kadar
Yazılanları yetti artık yaşattığın
Azap diyerek hepsini birden
İmha edecek kadar hadsiz…

Ama niye bunlar
Bu zaman diliminde
Bilinmezlerin merak dilimlerinde!

Neden zulmün abadı olayım
ne kadar büyük bir hadsizlik değil mi

Şu okunan ezanlar suyu hürmetine
Hiçbir dahlim olmadan bunlar niye
Neden cezbe tutulmuş bir halin
Müdavimi olmak zorunda kalıyorum

Yalnızca bu sebeple
Hiçbir suçu olmayan bir canı
Neden üzmek zorunda bırakayım

Bu kadar sefil bir canın
Hamalı olmaktan
Bir bilinse ne kadar bizarım

Ne pazardayım ne mezardayım
Acizliğinin her katresini
Haykırmak için bu saflardayım

Olamadım işte abit ve de zahit
Hederde ki bir viraneyim
Ama biliyorum ki
Bu müşkülüm olan konuda
Asla ve hasetsen
Bir şey yapmış değilim.

Ne edepten anlarım ve ne de
Edebiyattan ve hatta safhalarından
Anlayışı kıt bir girdabında pençesinde
Nefeslenen hissiz bir illetim.

Efendim her aklıma geldiğimde
Gözlerimden süzülenlere yanarım
Mukallit olduğuma inananlardanım

Hakkın kelamı karşısında
Okumak için otururken
Teganniye kaçacak kadar
Bağıran bir ahmağım

Gülden anlamam, onu
Koparmak için can atanlardanım
enaniyetim takiyye kalkanımdır
Ar içindir bütün gayretim

Hak rızası nerede
Onu bilmeyenlerdenim
İşte demem o ki ey can
Sizi yetiştiren eve beyniniz

En güzel ziynetle müşerref kılmış
Bir emanetin
İtminanlığında sizi abit yapmış

Biliyorum ki
Sizde ki ruh güzelliği
Zaten sizin için hususen
Verilen bir nimetti

Ve siz bunu
En güzel bir biçimde
Deruhte ederek
Lütfederek bizi ihya ettiniz

Bilseniz ki
Siz ne kadar müşfiksiniz
İbreti âlemsiniz
Adeta bir mürebbiyesiniz

Sizin için sarf edilen beyanlar
Biliniz ki yetersiz
Çünkü siz bir erensiniz

Aslına bakarsanız
Bu risaleyi yazmayacaktım
Lakin gönlüm elvermedi
Hakikat karşısında susmanın
Bir zillet olacağının idrakine vardırdı

Eğer hiç bir karşılık yoksa
Alınan nefeslerde
Etkileşim niyedir bilinmez
Her etki bir tetik mi asla ve fakat
Sinede ki cana ne demeli
Hak için salıvermeli değil mi

Lakin eğer bu hissiyat
Bir azap olacaksa
Allaha sığınmam mutlaktır
Çünkü esrarın perdesini
Aralayanda odur
Kalplere ilga edende
Muhakkak ki yalnızca odur

Onca yaşayan canlar arasında
Bu hususilik ne ile anlamlıdır
Bilmek isterdim doğrusu
Lütfederseniz ayrıca mesruru olurum

Bir azapsa asla
Bir hazsa illa diyerek
Geldik ki elbet bir gün gideceğiz
Verdiğimiz o sözle
İmtihandan geçeceğiz

Ama sevdiğimiz için yerilmeyeceğiz
Bir hoş seda olarak kalabilmem imkânsız
Bunu ancak mana derinliğine
Haiz olan gönüller başarabilirler

Lakin size bir hüznü
Yaşatan olmayı yeğleyemem
Gönüller ancak görmeden de
Kalp diliyle kemalatı yaşatıyorsa
Sevgi ve muhabbet ve hatta aşk
Bu manada çok yücedir
Hal ehli olan gönüller için…

Mustafa Cilasun

GooD aNd EvıL 10-01-2008 09:00 AM

Demek öyle…

Diyorsunuz ki;
Ölünce de bitmiyor ki fakirin çilesi.
Demek öyle...
O vakit zengin olmak adına
Tez zamanda,
Zatıma bahşedilen
Her türlü özelliğimi
Sadece zengin olmak
Adına sarf edeyim ki,
Fakir olmaktan kurtulayım.
Öyle ya hem dünyada rezil
Ve hem de ahirette...
Bu nasıl bir terazi ki,
Hep ağır basıyor varlık tarafına...
Şöyle bir düşündüm,
abitlerin, ariflerin,
Zahirlerin, erenlerin,
Hak aşığı velilerin
Hiç bir varlıkları olmadıkları halde,
Kanaat gibi en yüce hazinenin
Müntesibiydiler, o geldi aklıma...
Üç gün karnına açlıktan
Taş bağlayan
Bir yüce peygamber
Kendine ikram edilen her şeyi
Suffe ashabına gönderirdi
Fatıma ve ilmin kapısı Ali
İftar için bir taneye hasrettiler
Açlık öyle yüce bir duygu ki
İnsana insanüstü sıfat kazandıran
Nar’ı her zaman hatırlatan
Aşkı Cemalullah için yaşatan
Tenden maddeyi azat etmek
Her soluğun da, ona kavuşmak
Ne derler kaygısını silkip atmak
İşte böyle bir şeydir yokluk
Bakıyorum etrafıma...
Hiç kimsede bir yamalıklı
Urba göremiyorum...
Herhalde bu konuda sizinle
Biraz farklı düşünüyoruz...
Ama şiiriniz gayet güzel
Ve keyif vericiydi... Tebrikler...

Mustafa Cilasun

GooD aNd EvıL 10-01-2008 09:00 AM

Demir-el'in azizliği!

Memlekete ve devlete unutulmaz! Hizmetlerini bilmeyelim!
Eğri oturmayalım, zira omurgalarda problem çıkabilir.
Lakin doğruyu konuşmak içinde bir sebep aramayalım!
Zatıâlileri, genç bir mühendisken birilerince önemsendi!
İdeallerini, hobilerini, sumen altı etti, keyfiyeti erteledi!
Atmosferin hazır ol, kıt’a dur, selam ver yoğunluğunda,
Devleti, derinlerdekilerden daha çok sevmeyi kabullendi!
Adaletin buharlaştığı Ankara palasta bir karar verildi.
Her ne kadar adalet bulunmasa da, adının olması dahi yeter dendi!
Partinin Alplimi olarak, köylünün efendi! Sine mesaj verildi!
Ahali bir heyecana susamıştı, artık susmaktan bıkmıştı!
Cumhuriyet halk partisine güçlü bir rakip çıkmıştı!
Devlet adına derinler, devletini sevenler, bir arada buluşturulacaktı!
Millet ve devlet kaynaşmasına sınırlı ve sorumluluk aşılanacaktı!
Devletin aleyhinde konuşanlar, haksızlığı soruşturanlar…
El birliğiyle devlet haini sayılacak ve devlet kademelerinden dışlanacaktı.
Bir türlü önlenemeyen İslami hareketlilik, kontrol altında tutulacaktı!
Hemen karar verilerek, imam hatip ve ilahiyatlar kurulacaktı.
Mezunlar devlet adına, devletin laik ve Kemalist düzenini koruyacaktı!
Din adına bunlara muhalefet edenler, terörist ilan edilecekti!
Demokratik ve laik bir düzene dil uzatmak ve onu yıpratmak kimin haddineydi!
Askerler teftiş kurulu heyeti olarak, devletin bekası adına asli, görevlerini yapmalıydı!
Derinlikli bir devletin sevdalıları, yüzeyselliği içlerini sindiremezlerdi.
Gizemler, gizli şifreli talimatlar, siyasilerin Allahtan daha fazla korkularıydı.
Nede olsa Allah Rahmet sahibi olduğundan hemen cezalandırmazdı.
Din adına görev yapan memurlar, amirlerini serinletmek zorun dalardı!
Semboller ve din adına yeni bidatler devreye sokulmalıydı, halk oyalanmalıydı!
Camilerde, vaazlarda, hutbelerde, hatimlerde, mevlit ve niyazlarda,
Enerjiler kontrollü olarak boşalmalıydı ve boşa harcanmamalıydı.
Devleti ve milleti ilmi siyasetten uzaklaşarak yönetilmeliydi.
Neslin tabi olan, tahkikten uzak kalan, baş kaldırmayan olması esastı!
Milletin ferlerinde biriken enerjiyi, statlar tahliye edemez bulunuyordu!
Dünyada gelişen olaylar, zümreleri celbe diyor ve tetikliyordu.
Millete yurtta ve cihanda sulh desturu ezberlettiriliyordu,
Cihandan habersiz bir millet ve devlet rekabet gücünü kaybediyordu!
Dünya devletlerini konutunda ve çamlı köşkte harita üzerinden seyrediyordu.
Bunu milletimiz nasıl takdir etmez, her nasılsa devamlı seçiliyordu.
Hakkını inkâr edemeyiz, bu devleti derinlere götürmede Demir-eli geçen,
Asla çıkmamıştı, çıkamazdı, çıkmamalıydı nede olsa derin deneyimliydi.

Mustafa Cilasun

GooD aNd EvıL 10-01-2008 09:00 AM

Deniz ve ben!

Akşam dükkânı kapatmıştık, herhangi bir mağazaya giderek Mehmet’e takım elbise alacaktık, birkaç yere baktık, sonunda bir yerden, beyaza yakın olan bir renk beğenerek, pantolonun hazır hale gelmesini bekledik ve nihayet aldık.
Düğün bitmişti, sabah Mehmet beni Ataköy plajına götürmek istiyordu, benim denize girmek adına ilk tecrübem olacaktı.
Olur, gidelim diyerek ayrıldık, nihayet plaja girdik, üzerimizi değiştik, benim tenim hiç güneş görmemiş olduğundan, adeta bağırır gibi ortadaydı, fakat bu kimin umurundaydı.
Bu benin denize ilk girişimdi, fakat yüzmeyi biliyordum, yılana sarılmamak için öğrenmiştim, samırsaklı ırmağında, oysaki yüzmeyi öğrenmek oldukçada basitmiş.
Öğrenmek için ne yapmıştım, Ahmet’ten, Mehmet’ten yardım istememiştim.
Su yüzünde yüzerken gördüğüm, beyaz fıs fıs diye bilinen, beyaz eşyaları korumak maksadıyla aralarına konan, suyun batırmaya gücünün yetmediği nesneyi, karnıma kemerle bağlayarak, kendimi suya atmıştım.
Öyle yüzüyordum korkum yoktu, saatlerce sudan çıkmıyordum, yorulmuştum dinlenmek niyetiyle sudan çıktım ki, karnıma bağladığım fıs fıs yoktu.
Şaşırdım kaldım, ne zaman çıktığını hiç fark etmemiştim, hemen tekrar suya daldım ki, yüzmeyi aslanlar gibi öğrenmiştim ve buna da çok sevinmiştim, dolayısıyla kendime olan güvenimi tazelemiş ve ayrıca kuvvetlendirmiştim.
Plajda rasgele yüzüyorduk, ilk defa bayanları plaj kıyafetiyle görüyordum, ama inanın hiçbir cazibesi bulunmuyordu, rahatsız bile oluyordum.
Böyle kendi halimde yüzerken, sırtımdan birisi aniden bastırınca, ilk defa deniz suyunu yutmak zorunda kalmıştım.
Deniz suyu, biraz tuzlu ve balık kokusunu içinde barındırıyordu, yutmak zorunda kalanlar için, hiçte keyifli olmayan bir durumdu, rahatsız olmuştum, böyle gafil avlanmak, benim hiçbir zaman tarzım değildi.
Sağ olsun amcazadem Mehmet zahmet buyurmuş ve beni sırtımdan suya batırmış, içimden tamam canın sağ olsun diyerek yüzmeye, o unutana kadar, devam ettim.
Suyun içinden giderek ters döndüm ve Mehmet’in göbeğinin altına geldim, belini kavrayarak onu dibe çektim ve bir müddet sonra bıraktım.
Mehmet çok korkmuş olarak dışarı çıktı, birazda su yutmuş tabi.
Misafir olduğum ve birazda yufka yürek taşıdığımdan, onun kadar acımasız davranamazdım.
1968yılıydı, fakat ilk deniz tecrübem olduğu için bu olayı hiç unutamam.

Mustafa Cilasun

GooD aNd EvıL 10-01-2008 09:00 AM

Derbeder halim!

Mukallit bir kimliğin,
Müntesibi ve müdavimi olarak,
Hissiyatımın çetrefilliğini,
Sizlerle paylaşmam,
Atmosferde, soluklanmam,
Ve kimliğimi kınamamdı.
Sevgili revanımın bu hallere
Düşmesi, ahegsizliğimdi!
O sadece sevdi ve teslim oldu.
Yaşadığım sukutuhayaller beni solladı.
Dengem kayboldu, kişiliğim buharlaştı.
Emanetlerim, biçare ahvalle!
Birbirlerine bakıştı.
Yakın olduğum hocalarda,
Din adını kullanan molozlarla,
Hemhal olurken,
Şahit olduğum pervasızlıkları,
Bir dönemler nutkumu durdurmuştu!
Sadece bakıyordum…
Gruplardan, cemaatlerden,
Tahkiyeciler den uzaklaştım…
Kütüphaneme, sil baştan,
Yeniden okumaya koyuldum.
Çocuklarımın fazla olması,
Yıllardır, yalnız kalmamdandır.
Birlik konusunda, asla!
Bir problem bulunmamaktadır.
Sadece derinliğimdeki mevcut,
Bana ait keşmekeşliğimi,
Efradıma, yansıtmadan,
Yaşamak, sanatını, okuyorum.
Kim bu âdem, ne arzu eder,
İnternette, ne gezer derseniz?
Beyanlarımın gerçekliğidir…
İmtihanım bitmedi, yaşamaktayım.
Manevi şahsiyetinizi sevmem,
Saygı duymam ve özelimi paylaşmam,
Âlemde olan, ama görünmeyen,
Birbirini bilmeyen,
Hadsizlik yapmayan…
Edebi, adabı, bir zırh gören,
Ne zaman, ne olacağını bilmeyen,
Atmosferde, internette her an,
Bağlantı garantisi bulunmayan…
Bir rüya veya ütopyasını yaşayan,
Yaşananlara şahit bulunanlar…
Kişilerin bilinmeyenleri,
Şayet önemliyse,
Tetikleyici görev merak’ındır.
Kolaylık olması adına itiraflarım,
Zannı yenmek adına arzuhallerimdir.
Bir beklenti sadece cenabı Hakka,
Paylaşılanlara şahitlik kabul buyrulursa.
“Dost bir ağızdan neşeli tavsiyeler”
Zatıma hasredilmiş bir ikramdı…
Efendimiz s.a.v. hayatınızı, rüyalarınızı,
Özel dünyanızı zenginleştirsin.

Mustafa Cilasun

GooD aNd EvıL 10-01-2008 09:00 AM

Derken!

Derken
Alıyor işte insanı
Bazen derin düşünceler

Heceler içinde
Derlenen kelimeler

Neler söylemezler ki
Melalinizden sızıntı halinde
Arz edilen o güzel cümleler

Okuyanın içinde
Sızı bırakan çekilenler

Bir ahu figan ile
Feryat edilmese de

Anlatıyor işte
Satırlara geçen kelimeler

Lakin yeter dedirtiyor
Bazen silinmeyenler

İmrenesi geliyor insanın
Aklıselim ile nazar edenlere

Sinelerinden
Sevgiyle baka bilenlere

Güzel yazanlara da takdir
Ve tebrik esirgenmemeli... Eyvallah...

Mustafa Cilasun

GooD aNd EvıL 10-01-2008 09:00 AM

Dertlerimle sıralıyım!

Yaralıyım
Dertlerimle sıralıyım
Derman için sabrın devranındayım

Hasretin
Vuslatın en yanık adıyım
Sensizlikte zihni bulanıklığı yaşarım

Karalıyım
Sensizliğin müptelasıyım
Bahtın hazanı sürurun hüzün tadıyım

Bir nidaydı
Cihana haykırdığın
Lakin hakkıyla anlaşılmadın sancısıyım

Senden
Ayrılık derinden vurdu
Can yaşamaktan, kalp atmaktan yoruldu

Hasretin
Deşifresi muradın oldu
Sana kavuşmak, halinde olmak sorunumdu

Asırların
Kokuşmuşlukta ki sancının
Neslin kucağına boşaltılan hıncın yozluğun

Seninle
Asudeleşen sevgiyi kuruttu
Hiddet, nefret, şiddet, hamaset hali kuşattı

Kim baksa
Ön yargıların prangasında
Vicdanı aksa, iradesi ne derlerin kaygısıyla

Tercihler
Kof ve içi boş umutlarda
Mefkûresiyle coşturan kutlu dava localarda

Kan aksa da
İnkişaf idrakten azat olunca
Tefekkür mukallitçe solununca kalp açlıkta

Nakaratlar
Aşların, nüfusların kuşatmasında
Gaye, hakkın rızasından ziyade nefsin olunca

Mustafa Cilasun

GooD aNd EvıL 10-01-2008 09:00 AM

Devran içinde anlamlaşan!

Dönme
Sakın bir daha yeltenme
Yeniden bir sayfa açmak için niyetlenme

Anlamadın
Aşkın hazzıyla kuşanmadın
Nedense mütemadiyen arandın yanmadın

Bilseydin
Kanaat içindeki sevdayı
Sabrın devranında hasret içinde dolanmayı

Zamana
Umutlar içinde uzanmayı
Nedametle solumadan hamd ile yol almayı

Ne deyim
Ben sana neyi göstereyim
Kalbin serencamında fakirliğini mi arz edeyim

Ruhun
İnsicamında bağnazlığı
Avuntularının harmanında mahkûm mu edeyim

Senindir
Ten içinde gizlenen nefes
Cazibeler esrarında zevkler kafes, sabırsa enfes

Varlık içinde
Erdemliğin kemaliyle
Nefsin nizamında ki zarafetiyle sabrı anlayarak

Tevekkel
Bilinçsizliğinden soyutlanmak
Tercihlerin serencamında vuslat için hep koşmak

Fakirlik
Varlık yoksunluğu değildir
Hal ikliminde edepten soyutlanarak yaşamaktır

Adabı muaşereti
Deruhte etmeden konuşmaktır
Nefes almayı marifet sanarak zaaflara bırakmaktır

Her ne dilersen
Niyetinle hesabın rüknündesin
İradenle muamelata geçmekte serbest olan nefsin

Aşkı anlamadan
Yanmayı zaaf saymadan
Şekliyete katiyen uzanmadan vefada fedakârsan

İşte o zaman
Toprağın bereketini anlarsın
Sağanak yağmurlara muhabbetle bakarak ağlarsın

Çiçeklerde
Umudun renkleriyle coşku yaşarsın
Hakkaniyetle ruhun ikliminde zamana yaslanırsın

An için
Hazırlanarak anlamlaşırsın
Varlığını yalnızca zevklerine hasretmeden yaşarsın

O vakit
Aşkın ulviyetine kanarsın
Hizmet için heveslerinden vazgeçerek koklanırsın

Mustafa Cilasun

GooD aNd EvıL 10-01-2008 09:00 AM

Dil çaresiz gönül dirliksiz!

Kuşatmışsa dilimi şayet bir hezeyan
Hale tesir etmez, asla idraksiz kalan
Sen oyalan mühlet içinde anlamayan
Anlamadan nefes alan aşkı solumayan

Dert ki tenin dirliğinde bir nihayettir
Derbeder olan ancak hali bilmeyendir
Kalbin sahibi kimdir hissetmeyen bilir
Hezeyanlar içinde o kendiyle konuşur

Ah Rabbim verensin, sen bahşedensin
Rahmetin için verdiğin süreyi beklersin
Sen en güzel yârsin ölümü halk edensin
İnsanı bilen ona en güzel şeref verensin

Düşünmeli bir insan, lekeleri karşısında
Bitmeyen nefeslerin azameti konusunda
Var olan hukukun muhafazası hususunda
Hükmün sahibinin hoş görüsü noktasında

Anlamalı o insan hep bağırıp çağırmamalı
Hata karşısında, mağdura mühlet tanımalı
Hemen kararmamalı, muvazeneyi anlamalı
İnsan olduğu için onu bahşedeni hatırlamalı

Ne can ve nede kan insan içindir her zaman
İnsansız arzı cihan ne kadar anlamlaşır biran
Akledense bir insan ruhuyla o kalbini anlayan
Sağlık içinde hamd ile kulluğun gereğini yapan

Mustafa Cilasun

GooD aNd EvıL 10-01-2008 09:00 AM

Dil karda gönül yarda serzenişler!

Hayatı yırtarak ellerin açılması
Bir haykırış için melalin akması
Çare için heveslerden geçilmesi
Murat için sinenin afişe edilmesi

Bir kelam edebilmek için gayret
Asliyet için bilinmez neler gerek
Akacak olan gözyaşlarını silmek
Damlada ki hikmeti idrak etmek

Toprak halin derinliğinde okumak
Vatan için yek parelikte solumak
Onunla boyanmak maziye akmak
Tefekkür meşkiyle idrake ulaşmak

Canım feda şüheda için hasbünala
Mana içindeki mana kan ki hep ola
Analar bunu anlaya babalarda coşa
Konuştukça anlam içinde manalaşa

O ki sinelerin hevesi melalin eşsizliği
Hangi zalimdi sema seyrinde inlemeli
Nesiller bilinmeli kahpelik nakşetmeli
Beşeriyet idrak içinde hep düşünmeli

Asırlar geçiyor kefenler öyle biçiliyor
Şehitlerimiz baş üstünde taç ediliyor
Desiseler içinde daim planlar çiziliyor
Kuvvetin banisine öteleniyor gidiyor

El hak içinde hadiselerle başa çıkmak
Düşünmek için bilinçlenmeye bakmak
Okumak donanmak müfredatı geçmek
İlke edinmek korkmamak içinde bilmek

Mustafa Cilasun

GooD aNd EvıL 10-01-2008 09:01 AM

Dile gelen halden geçiren terennüm!

Sen sevda çiçeğim baş tacım benim
Gönlümün sultanı payi tahtı efendim
Ne diyeyim emanetinden çok beriyim
Ne kadar da acizim bir bilsen efendim

Anlaşılmaz oldu meramı hakikatlerim
Kime ne diyeyim ki halin tahtı efendim
Sukutu hal eylemek isterim ne sefilim
Ümmetinim pek rezilim hakirim efendim

Bilirsin ki kalbin sahibi onu yaratan Hak
Nazarı seyir halindesin asırlardan da ırak
Sen ki ilimlerin esrarı mucibince nuru pak
Serilir huzuru mahşerde her bir sineyi Hak

Tesir ki illa olmaz ise nasibi Hak çare yok
İzanım ne ki gayretim gafletin içinde şok
Nübüvvetin pakı dilini tercihten ne bizarım
Ne bekliyorsun akidem ki halimle hazanım

Mustafa Cilasun

GooD aNd EvıL 10-01-2008 09:01 AM

Dile gelen hicran!

Nasıl
Mani olayım ki
Serdedilen o hicrana

Ta
Ötelerin
Dilinden süzülen
Bir serencama

Hali
Bağlayan
Neşet eden
Bu hilkati
Bahşedene

Anı
Halk edene
Murat
Esintisinde
Hissedilen
Bir nefese

Bir mahzunluğun
Gölgesinde
Seyrederken

Edebin
Her bir halinde
Şekillenirken
Neleri seçerken

Tebessüm ile
En nadide
Bir çiçeği de
Bahşeden
Onu yaratan

Sabrı bilen
Onu dileyen
Özlem içinde
Terennüm eden

Metaneti seçerek
Himmete el veren

Çileye
Kahretmeyen

Sevgiyi
Bir aşk içinde
Terennüm ettiren

O gönüller ki
Sensizliğin
Issız zindanında
Ne kadarda karaydı

Sineler ki
Ancak
Bu kadar dardı

Hiddeti
Nasıl bir marifet ki
Elan kusarlardı

Ahu figan
Her zaman vardı
Lakin
Kimler bunu duyardı

Zahir için
Koşturanlar
Neme lazımcı
Olan bu canlar

Ne acı bir
Bühtanı
Muhakkak ki
Elan soluyacaklar

Bir rahmet
Esintisi ki her yanı
Lüzum olan
Müddetçe
Kuşatmıştı

Kimileri
Ne anlardı ki
Bir hidayet ki
Olacaktır
Bir vakti saati

Gelmez ise
Nasib olacak anı
Mutlak halin
Ne meşakkat
Olacaktır farkı

Çekilecektir
O an
İçinde bulunan
Bunu anlamayan
Yalnızca bakan
Tahkikten kaçan
Zevklerine sarılan

İçinde kalacağı
İşte o an


Zaman
Ve anın katlarında
Geçen her biran

Öğütülen
Ve yıpranmayacak
Sanılan

Hal ki
Ruhun
İnsicamında ki
Bulunan seyrinde
Neşet eder

Kim ne deri
Ret eder

Hırs
Terbiye edilmez ise
Olacaktır
Sonunda bir keder

Kader
Tesadüfü öteler

Nasib olacak
Ancak
Hakk için boyun eğer

Vicdan
Ötelerin dilinden

Sevginin
Var olan feyzinden

Güzelliğin
Eşsiz ahenginden
Esinlenir

Ruha
Böyle yön verir

Nefs için
Terbiye gereklidir
Dil
Bir edep içinde
Ancak kaidelidir

İnsan
Bu sayede eftaldir

Yoksa niye
Kahrı çekilir

Zülüm
Muhakkak ki
Bir gün senin
Ziyaretçindir

İyiliklerin tavsiyesi
Kötülüklerin meni
Bunun için
Her vakit gereklidir

Yoksa
Sıratı müstakim
Kimler içindir

Düşünenler bilir
Bu bakımdan
Hayat
Bir sabır içinde
Nefeslenilen nihayettir

Yeniden
Diriliş için bilenmektir
Aşk için
Serden geçmektir

Mustafa Cilasun

GooD aNd EvıL 10-01-2008 09:03 AM

Dile gelendi söylenen!

Sen
Sevda çiçeğim
Baş tacımsın benim

Gönlümün
Tek sultanı
payi tahtı
Olan efendim

Ne diyeyim
Emanetinden
Artık
Çok beriyim

Ne kadar da
Acizim
Bir bilsen
Sevgili efendim

Anlaşılmaz oldu
Meram-ı
Hakikatlerim

Kime
Ne diyeyim ki
Halin
Tahtı bulunan
Muhterem efendim

Sukutu hal
Eylemek isterim

Ben
Oysaki
Nede sefilim

Ümmetinim
Pek rezilim
Hakirim
Sana nasıl
Gelirim efendim

Bilirsin ki
Kalbin sahibi
Onu
Yaratan Haktır

Nazar-ı seyir
Halindesin
Asırlardan da ırak
Sen ki
İlimlerin
Esrarı mucibince
Nuru pak
Serilir

Huzur-u
Mahşerde
Her bir sineyi
Ey Hak

Tesir ki
İlla olmaz ise
Nasibi Hak
Elbette ki
Bir çare yok

İzanım
Ne ki gayretim

Gafletin içinde
Şok
Nübüvvetin
Pakı dilini
Tercihten ne bizarım

Ne
Bekliyorsun
Akidem ki
Halimle hazanım

Mustafa Cilasun

GooD aNd EvıL 10-01-2008 09:03 AM

Dilediğin yere git!

Ne kaldı yüreği titreten anlardan
Kaldı mı hissiyatı zorlayan zaman
Mekânı geçmeyen hapisle yaşanan
Bir cazibesi kalmayan ayanı beyan

Geçen zamanda ne olmuştu bizlere
Ruhun muvazenesinden uzaklaşınca
Nefsinin arzularına devamlı bakınca
Envayı çeşitlilik hevesleri kuşatınca

Başlıyor bu zaman baskı altına alınan
Tenhalar içinde yutkunulan o heyecan
O an ne derleri unutturan bu kalpazan
Vicdanı yaralıyor bir anlık kurtuluş olan

Merak yönlendirilmeyince ne hazindir
Her hadisede kim bilir ki neler gizlidir
İradi olmayan duygular mesnetsizlerdir
Akıl bunun için en değerli bir hüccettir

Git nereye diliyorsan sen öyle çek ve git
Lakin seni takip edecek her geçen vakit
Dilediğinle dans et heveslerince serdet
Ruhun bizarlığında sen çekilemezsin evet

İnsandan bahsediyoruz bayan ve erkektir
Her birinin kokusu kişiliğine has özelliktir
Bir cana hasredilince değerin kadri bilinir
Aşk için yaşanan en nadide bir güzelliktir

Mustafa Cilasun

GooD aNd EvıL 10-01-2008 09:03 AM

Dilek ve temennilerin arefesinde!

Âmin efendim,
Kalbin yegâne sahibinden,
Ruhun nefeslerde ki müddetinden,
Ötelerin zarafetinde ki aşkın deminden istifade ederiz İnşaallah...

Gün doğarken
Gözler uykudan bizar kalırken
Seherler maziden ibretle bahsederken
Ömür geçip gidiyor, nefeslerin müddeti sessizce eriyerek gidiyor…

Aklın aşkın
İradesizlik içinde yaşayanın
Muhayyilesinde boşluk bulunan canın
Kalbin sahibinden azade, ruhun ikliminde biçare olarak yaşayanın…

Bedbini bizarlığı
Gayretsizlikte bulduğu açlığı
Bilgisizce serdedilen fakir uğraşı
Tebaalıkta kalmak için uğraş verdiği yarışı, hürriyet için yakarışı

Dört duvar
Değildir karanlık zindanlar
Karanlığı bizzat halinde yaşayanlar
Aklın, bilginin, tecrübenin, azmin, çile ile devran edememenin zafiyeti

İradedeki hali
Hevesler içinde ki tercihleri
Hesapsız, manasız, şartsız nefsi
Nizamsızlık içinde ki düşünceleri, açziyet içinde yüksünerek niyaz etmesi

Sünnetullahın
Açık ve sarih kuvveti bilinmeden
Timsahın dişlerinde acımasızca kilitlenmeden
Aslanın pençelerinde, bedeni telef etmeden, vagonu kaldırmayı dilemeden

Gücün içinde ki
Hazineleşen bilgi ve irfanın
Fevkalade yeterli olan idraki içinde aklın
Mefkûrende, hizmetinde, azminde, hedeflediğin uhdende meşki zamanın

Açık ve aleni olan
Mucizelere gerek duymadan anlatılan
Kitabı celilde ki ayetlerde seni ceddinle aydınlatan
Hakkın, sıratın, mizanın, mezarın ömür içinde ki anlaşılmayan anlamsızlığın

Mustafa Cilasun

GooD aNd EvıL 10-01-2008 09:03 AM

Dilemek ne çare gayret olmayınca!

Ne kadar çok, hak etmeyi dilerdim
Tarafından, tensip buyrulan sevgiyi
Yılların hasretiyle terennüm etmeyi
Senin sevmeni, çileye selam vermeni

Lakin o gayretler kifayetsiz kalınca
Aşk, semanın nazarında hale bakınca
Sevda sinede devran hazzı yaşayınca
Sessiz yutkunmaların dönemi başlıyor

Hasret, ne kadar muazzam bir ülfet
Kanaat içinde sabrın ilzamı bir sebep
Kudret, kimler için bir nasibi hakikat
Şükret dertlerin içinde haline meylet

İdrakindeyim heveslerin ben hederiyim
Divana durmak için bahaneler içindeyim
Seher vakti, miskinleşen bir bencileyim
Hamdı nerden bilirim, ben ne serseriyim

Şimdi, geçen onca zaman beyhude geçti
Kederler içinde tefekkürde çok ötelendi
Zevkler şekillendi kültürler telakki edildi
Renkler ki türlü bahanelere alabora edildi

Mustafa Cilasun

GooD aNd EvıL 10-01-2008 09:03 AM

Dilemesem de terk ediyorlar işte!

Yalnız bırakıp terk ederek gitmeler
Her bir hücrede muhakkak görülür
Biz ne kadar fark etmemekte örülür
Gün ahirin günüdür canın hüznüdür

Unutmalar artar ki kabul etmesek te
Alınganlık çoğalır pek çok dirensek te
Muhakeme yeteneğimiz ağır seyretse
Ne kadar bir şevk kalsa da melalimize

Gidenleri nazar ederken de yutkunuruz
Tabutlardan tutsakta akıbetten korkarız
Bir ah ile soluklan sakta kalan ki bakarız
Hak için ne varsa bir nedamettir koşarız

Saçın telleri ağzın letafetleri artık gidiyor
Omurga bükülüyor ciğerde feryat ediyor
Kan ne kadar yavaş olsa seni terk ediyor
Kudret elini çekiyor hayat iksirinki bitiyor

Bekleyiniz bakalım bir umudun eşliğinde
Kör bedenlerin dirliğinde ki muhayyilede
Kaç bildiğin en mütenasip meçhul evreye
Zamanın katresindeki o bekleyen yüceye

Mustafa Cilasun

GooD aNd EvıL 10-01-2008 09:03 AM

Dili gönül biçare kalır…

Aldı gidiyor didarı bağrı güzel
Yanakların da bir al canı güzel
Dili hakikatten beslenen dilber
Gönlüm öyle hederdi aşk neyler

Yanan bir dilber cihanı ayar kılar
Çakar akan gönüllerde kıvılcımlar
Çeker kutbu cihana yanan yıldızlar
Zikreylerler, aşkı, meşkle yaşarlar

Dilberin türlü azası letafetin mayası
Gözü ceylan, dili bezirgân aşkı safkan
Yüreği destan, ayağı arzın başından
Geldi cihana sultan beri nazarlardan

Olmasaydı dili dilberin hercümercinde
Akmasaydı gözü ceylan muvazenesinde
Salınmasaydı gülizarın asma hançerinde
Dili gönül biçare kalır, hicranın pençesinde

Mustafa Cilasun

GooD aNd EvıL 10-01-2008 09:03 AM

Dili halim kalbimin önündeyken!

Solsun yeter ki senin aşkın ile ruhum
Biliyorsun ki nihayette aciz bir kulum
Aşk seyrin de, haz almaktır umudum
Mana meşkine hasrolmaktır muradım

Dili halim kalbimin önündeyken acizim
Arkasında seyri bilirse tefekkür edenim
Neyi düşüneyim hakikati nerden bileyim
Ne kadar bedbin bir bencileyim neylerim

Soluduğum her nefeste bahşedeni bilirim
Ondan habersiz ben kimim kimden dilerim
Maksut için bilenir dillenirim hem serilirim
Aşk için hemfikirim o yolu bilene imrenirim

Ne yapsın ki canlar cananlar aşkı tanıyanlar
Kalp için bir vuslattır aşkın hazzıyla yanarlar
Hak rızasıyla şakıyan kuşlar açılır her kapılar
Mevcudatın sebebini idrak ederek sabahlarlar

Can ki veren için ahdi bilecek bir mürüvvettir
Hakikatlerden habersiz canlar için bir külfettir
Aşk bu canlar için bir zevktir beden sentezidir
Aşk ruhların en vazgeçilmezi hayatın öznesidir

Mustafa Cilasun

GooD aNd EvıL 10-01-2008 09:03 AM

Dili hazan efkârı!

Şayet
Söyleye bilseydim
Sana derdimi şiir yazmak niyeydi

Anlata
Bilseydim meramımı
Yazıların halden sudur eden rengiyle

Sitem
Kime, nedamet
Ki artık kimin derdinde

Sevdanın
Açılan sis perdelerinde
Tahayyülün muazzam enginliğinde

Sevsen de
Bizarım velev ki
Sen hiç sevmesen de

Hicranım,
Benim kendi kendimle
Sen bir zerre miskali üzülme

Merakın
Esrarında büzülme,
Kendi melalinde hiç kederlenme

Derdim
Sadece kendimle
Sevmiyorsun ki sen şimdi ne çare

Bırakmışım
Melalimi dalgaların
Kuşatan efkâr salan serinliğine

Sensizliğin
Derinliğinde hicranım
Sızının kadrinde yapayalnızım

Sen
Ne bileceksin derdi
Ve hatta gamı kederi kal kendinle

Sen
Hiç nazar etme,
Kelamını her vakit nazarımdan esirge

Biliyorum
Artık gül-i nisalar,
Hissiz rıhtımımda dalgalar misali

Gelen
Vursun giden vursun
Gönül zaten yaralı ne çıkar sanki

Şimdi
Öyle viraneyim ki,
Martılar uçarak kanat çırpsa bana ne ki

Kokmayan
Bir gül bahçesinde,
Sessiz dolaşan dili hazanın efkârı gibi

Mustafa Cilasun

GooD aNd EvıL 10-01-2008 09:03 AM

Dili lisan çaresiz…

Duydum ki yüreğimin dilberi perişan
Ah bu acı öyle bir katran ki katre aşar
Şaşkınım biçare kaldım olduğum yerde
Sine harap, zihin türap, dil zatihi serap

Yüreğinin sızısını anladığım an sendeledim
Kalmamış bir muradı, kaldığı o mekân da
Uyku firarda, göz pınarlarından süzülen yaş
Bırakamamış kalsın bir katreyi kuru kumaş

Yılgın, yorgun, solgun mu solgun bir kararsız
Tez bir canla nefreti tezahür ediyor kaçamaz
Gönüllü olmasa da bir mahkûm, huzur kalmaz
Bu hal ile ders çalışılmaz, sükûn ile şiir yazılmaz

Kalakaldım biçare, esin kaynağım uzak diyarda
Bir gel dese şayet tanımam bir sınır olurum Hızır
Her zerrenin kuvvet dengesinde hâkimi ilahiye
El açarım, niyaz ederim, gönlünün şifahiyesine

Ne olur ey yar bir kelam eyle olma oralarda bizar
Kalmadı bu dünya ehli keyfe, zikri hakikat eyleye
Dili lisan çaresiz, hal mecalsiz, sen halinden halsiz
Koyma merakta, esirgeme kelamı olmayım habersiz

Mustafa Cilasun

GooD aNd EvıL 10-01-2008 09:03 AM

Dili süsleyen güzeller!

Aşk
İnsan olmayı başaran canlar için verilendir
Hal ile demlenen nimeti bilen ruhi bir ülfettir

Sevda
Ne eren ve nede bir karşılık bekleyenlerindir
O feda olunduğu sürece demleyen güzelliktir

Dünya
Ahirin resmedilen, idraki akılda beklenendir
Her şey senin tercihinle bir vuzuha erecektir

Mezar
Müddetin nihayetinde toprak altından nazar
Nefsini bekleyen tecellisinden haber mizan

Mahşer
Senin bizar ruhi dirliğinde inkişaf edecektir
Cennet, cehennem nefsi hazır bekleyecek

Mustafa Cilasun

GooD aNd EvıL 10-01-2008 09:03 AM

Diliyorum…

Dilerim
İnanırsınız,
Bugün başladığım
Bir hikâye çalışmasını
Bırakmak
Zorunda kaldım.
Birden
Haleti ruhi yemin
Gerildiğini hissettim.
Bu zamanlarda
Natürleşirim.
Halim kalmaz.
Oysaki bu sayfada
Ne güzellikler paylaşılır.
Ancak
Bu kadar
Anlaşılmaz olmak,
Sanırım bahtsızlığım.
Artık sizin için,
Bir yorumda bulunmam
Çok zor ama olacak…
Çok okumam gerekiyor ve
Hemen yorum yapılmasının
Bir sakıncası olduğunu,
Farklılıkların
Sizi üzdüğünü
Müşahede ettim.
Yaşlılığıma veriniz…
İfade etmiştim
Beyin fonksiyonlarım
Zannederim problemli…
Siz yeter ki,
Huzur içinde bulunun
Gerisi, üstat Necip Fazılın
İfadesiyle angarya…

Mustafa Cilasun

GooD aNd EvıL 10-01-2008 09:04 AM

Dillenen bir sevda!

Şimdi
Sinemi kuşatıyordu
Yalnızlığımı sarsan rüzgârlar

Ciğerlerime
Çektiğim her nefesin
Sancısı aşkı anlatıyordu sanki

Bir ızdırap
Hazzıyla yaşanan
Unutulmazlara karışan sevdaydı

Merak
Bu kadar mı ayyuka çıkar
Hasretin ummana saldığı bir sevdaydı

Hissedilen
Bilinmeyenler dünyasından
Hazzı muştulayan mana yaşatan

Sanki
Bir hazzın bestesi
Ahengin güftesi olan muazzamdı

Yaşanan
Heyecanın zirvesi
Yazılan şiirlerin esinti kaynağıydı

Hal ile
Yaşanan en güzel
Manaydı o meşkin kıvamıydı

Hayat
Bu vakitler bizlere
Ne kadar anlamlı devrandı

Zorlukları
Aştıran bir zamandı
Aşkı bizlere itminanlığında yaşatandı

Sevgili
Revanın hissiyatıyla
Geçirilen çok nadide bir zamandı

Nakşeden
Bir sevdaydı, aşkın
En güzel yaşandığı harika bir andı

Ona
Kavuşmak elbette
bir hayaldi, yoksa aşk kalır mıydı

Ruhu
Arasat’ta bırakan
Bir cihanı hakikatti bir haldi

Hiç değilse
Merakın muhayyilesinde
Geçirilen ve en nadide koklanan andı

Anılırken
Hasrettin çekiciliği olan
Fedakârlığı fevkalade anlatan sevdaydı

Mustafa Cilasun

GooD aNd EvıL 10-01-2008 09:04 AM

Dilsiz onu andım…

Hasretin abandığı gönlüm,
Bir tutsaktı, hüznüm firardı.

Zorunda kaldığım her halin,
Perişanlığını yaşamaktaydım.

Çıkamadım kaldığım mekândan,
O kadar bizardım ki, derinlerden,

Beyanı halimden, gizemimden,
Müebbette, hücre cezası yaşadım.

Haklıydı, figanı bir insan nidasıydı,
Çok geç kalmıştı, hayalim karamıştı,

Çaresizdim, sessizliğimle peki dedim,
Ruhumu mahzene attım, hüznümü soludum.

Gözlerim yoruldu,, uykuya uzandım,
Rüyamım sessizliğinde, ışığı aradım.

Üç günde üç yılın hasretini yaşadım,
Özlemimle kaldım, dilsiz onu andım.

Belki nihayeti olan bir anlık düştü,
Gözlerim değil, kalbim söylemişti.

Bilsem ne haldedir, tuvalli okşamaktadır,
Kemanın tellerinde, hangi aşkı aramaktadır.

İsterdim hasretimin karşısında tuval olmak,
Darbelerinde boğulmak, soluksuz kalmak.

En çok baktığı bir nota olmak, onu solumak,
Parmaklarında kaybolmak, hep onunla kalmak…

Mustafa Cilasun

GooD aNd EvıL 10-01-2008 09:04 AM

Dinmeyen aşkı yaşatmaktasın

Hissederken çaresizliğimin nedameti
Bırakmıyor bir türlü seni anmadan
İçime senden bir şey düşmeye görsün
Uzak diyarlarda biçare perişanım ben

Tüm heybetinden yoksun kor ateşler
Seni özlemekten kahroluyorum ben
Nasıl bu kadar her şeyi kapsıyorsun
Sensizliğin boşluğunda avutuyorsun

Biliyorum ******* senin sadık dostun
Geç vakitlerde hala ayakta yazmaktasın
Mısralarının arasında kaybolmaktasın
Sevdayı, dinmeyen aşkı yaşatmaktasın

Nerdesin ey can seyrederken balkondan
Gemilerin seyrettiği denizi inleyen martıları
Sende ki ummanı, yüreğinde ki okyanusu
Salıver ey yar ellerim bir an kavrasın onu

Esmeyen bir rüzgârın adımlarıyla yürürken
Sensizliğin çaresizliği bir hançerdi sanki
Her adımda saplanarak yarayı deşen sızı
Seni yaşatıyordu bana bir nefes vermeden

Gözyaşların tesellim olmuştu tutunacak
Benim için olmasa dahi bir yaştır akacak
Senin melalinle solacak, bir gün konacak
Günlerin hasretiyle seni zikreder dururum

Mustafa Cilasun

GooD aNd EvıL 10-01-2008 09:04 AM

Dinmeyen bir sızıydı!

Sinemde
bir silinmeyen olarak
nakşeden izleri
hicran içinde hissettiğim an
bir sızı nüksediyor hatırlandıkça

Sayfalar
bir biri ardı sıra
açılıyordu kendi kavlince

En belirgin izleri
resmederken sürekli
gözlerime dikilen
çaresizliğim olmuştur

Sanki bir
sahipsizlik kuşatmıştı
her bir yanımı
çocukluk yıllarımda

Duvarların üzerinde
açlığın davet ettiği
yutkunmalar
her bir yanımı sarardı

Evimiz
sadece bir tek
odadan
müteşekkil ve kiralıktı

Babam
geçe vardiyasında
çalıştığı için akşama kadar
sadece sessizce uyur kalırdı

Annem
babamın çok az olan
maaşına katkı sağlamak için
variyetli komşuların evlerine
temizliğine giderdi her geçen gün

Bana da
sadece sakın
yaramazlık yapma
ve arkadaşlarınla güzelce
oyna diye öğütlerlerdi.

Çaresizdim,
ağlama hakkımın
bile olduğuna kani değildim
Çünkü
fark edecek
hiç bir şey yoktu
azarlanmaktan başka.

Akşama değin
ne kadar ve neye ihtiyacım
varsa peşime takılan
çaresizlik iliklerime işlerdi.

Arkadaşlarım
her türlü şefkatin
kucaklarında şımarırken

Ben annemden
o şefkate bir kez olsun
şahit olamamıştım

Zavallı
babamın varlığı,
yokluğu hiç belli değildi

sanki
sadece bakardı
anlayamadığım nazarlarıyla

Koşarak
kucağına çıkmayı
ne kadar çok istemiştim

Fakat babam
adeta bu hasletlere
çok yabancı bir insan gibiydi

Oyun oynarken
arkadaşlarımın annesi
kendi çocuğuna ekmek arası
leziz nimetleri yemesi için tembihlerken

Ben
o vakitler
gözlerimi o sahneden
kaçırmayı daha çok isterdim

Acınmak
ne kadar ağır gelirdi
halime o vakitler
ilkokula gidemezken bile

Nasip olacağa
teslim olmaktan başka
o yaşlarda yapılacak
hiçbir şey bulunmuyordu işte

Mustafa Cilasun

GooD aNd EvıL 10-01-2008 09:04 AM

Dinmeyen esintilerle serzenişler!

Tenimden tenine ılık ılık temas ediyor rüzgâr
Nice baharlar, umutlar içinde saklanan hazlar
Mezarlar içinde esrarını koruyandır o topraklar
Karların içinde nefes alan, çare arayan akanlar

Kalmasın bu sinemde bir uhdem gerçekleşmeyen
Kanaati öteleyen, sabrın dirliğinde hali bilmeyen
Kalbi, aşk ile meşveret etmeden tenini terk eden
Ölümde gizlenen nice hikmetleri asla akletmeyen

Karalar içinde gizlidir aklar, akıllar insanlığı bakar
Dinmeyen hıçkırıklar, zulmet içinde yakılan ağıtlar
Güya takva yarışına çıkıyor tesbihatla onca insanlar
Mandalar takiyyelerle sineye nüfus ediyor ahmaklar

İklimler oluşturuluyor okyanuslar deneylerle doluyor
O feza kimlerin ablukası altında güya hizmet sunuyor
İnsanlık farklılaşıyor akidede sünnetullah anlaşılmıyor
İnanan canlar her vakit muhtaç durumunda bırakılıyor

Bir devlet, derin işlerin en önemli müsebbibidir elbet
Nizam için hangi desiseler sıradadır bilinmiyor gerçek
Ey insanı hakikat sen bu fakirliğin içinde sürekli şükret
Payeler olsun sekilerliğin, dinmeyen heveslerinki aklet

Böyle bir ahval içinde sen neyi anlatırsın bana tez söyle
Aşklar mazinin ekseninde ki güzelliklerde el ele seyirde
Sönen mefkûreler şimdilerde kimlerin dertleridir sinede
Sen kal kendi halin içinde gizlenen güzelliğin meşalesinde

Mustafa Cilasun

GooD aNd EvıL 10-01-2008 09:04 AM

Dinmeyen kavgalar!

Varlığın hükmüyle veriliyor o hasletler
Bilmekle mana kazanır anılan tercihler
Azmin, esrarında şekillenendir o hırslar
Hayat, can, ölüm, aşk umutta açılanlar

Sevmek neden hükmün sahibine gitmek
Körü körüne adavet içinde nefeslenmek
Ruhi ikliminde aidiyeti terennüm etmek
Nefsi deşifre edip aşkın naifliğini anmak

Şehirlere bomba yağıyor sen bilmesen de
Zulmet ivme kazanıyor hevesleri eşiğinde
Aldanmak muhakkak ki tercihin nedeniyle
Tefekkür ikliminde hızlanan kuraklık niye

Artık ne vaat edilen sevgiye hissiyat nerde
Aşk için yüreklerde filizlenen asude değere
Can için candan geçmeye mefkûre şevkiyle
Hakkın havliyle, suhuletin ülfetiyle özlemle

Şaşmak ve çaresiz bir şekilde, zulmü anmak
Kınamak için durmadan bahaneler sıralamak
Safahat içinde nefsin girdabında soluklanmak
Hayatı sefil ve zillet içinde ölüm yudumlamak

Mustafa Cilasun

GooD aNd EvıL 10-01-2008 09:04 AM

Dirliği bilen!

Bir
Başıma yalnızım
Kendi halinden habersiz canım

Hali
Anlayan buharlaşan
Kişiliğinde kavrulan aşkla yaşayan

Kimliğine
Bigane kalan
Aidiyetini benliğinde daim kılan

Hilkati
Bilmeden anlatan
Nihayetin hesabına müdrik olmayan

Hedefin de
Kilitlenen, vuslat için
Kederlenen, sabır içinde bilenen

Kanaati
Hiç terk etmeyen
Akideyi gaye edinip onunla şekillenen

Kalbinde
Neşet eden, gül ile
Efendisine kilitlenen şirretten yılmayan

Hak için
Var olan, rızkını
Hak istikametinde onun rızası için paylaşan

Gecede
Niyazda unutmayan
Seccadesine gözlerinden yaş boşalan

Varlığın
Sahibine fanileşen
Hareketin tek sahibini bilen halini vakfeden

Mustafa Cilasun

GooD aNd EvıL 10-01-2008 09:04 AM

Dirliğin için kanaat elzemdir!

Duygular, kendi sessizliğinde ivmeleşiyor
Henüz, kara duman ve acı ses duyulmadan
Göz çaresiz bakıyor kollar hasrete uzanıyor
Yaşlar kendi dirliğinde sevgili için boşalıyor

Hasretin izleri, halin devranında canlanıyor
Sıla türküsü yârin sevgisi, böyle zikrediliyor
Ayrılmak, muhabbetten uzaklaşmak yakıyor
Serdedilen sevgiler ancak bu vakitler artıyor

Kaybetmeden, yokluğunda hal ile yüzleşmek
Ölmeden onu yüreğinden silmeden yaşatmak
Gönlün, ikliminde coşan muhabbeti koklamak
Rızayı tanımak ruhun zaviyesinden dem almak

Her sabahın açılan safhasında gizlidir o sancılar
Geceden seherlere uzanan tüm niyaz ile umutlar
Halin dergâhında yaşanan hasret kokan o hazlar
Bir vakit için nasibin vuzuhu mücerrettir ne için

İnsan, gönlün toprağını tanırsa o zaman makbul
Sinelerde neşet etmeyen sevgiler ne kadar kabul
Samimiyet, sadakat kimler için çok cazip bir gül
Yüreğinde o şefkati taşımayan şekliyet için bir ün

Ne kadar verirsen, o kadarda seviyorsun demektir
Sevgi gönüller için çok elzem olan bariz hakikattir
Kalp insan içindir, netliğine onu bahşeden kefildir
Nefs senin tercihinde badire yaşayacağın gerçektir

Mustafa Cilasun

GooD aNd EvıL 10-01-2008 09:04 AM

Dirliğin ömrü biterken!

Biliyorum
Hasret kalanımı
Seyre dalarak sessizce bakanı

Zamanı
Kollayan o anı
Hayal âlemimde mücerret olanı

Hayatım
Solmuştu baharım
Umudum bitmeyen paye sürurum

Tenim
Kırışıp katlanmalı
Yüzüm nura hasrete ramak kaldı

Gözüm
Fersizce bakandı
Dilim sukutta aczi soluyan kandı

Halim
Baharın hazanıydı
Ömrüm yarım asırdan kalan andı

Hasretim
Elan nihayetimdi
Sevgim bahşedilen hazzı değerdi

Neslim
Emaneti ayalim
Gönül bahçem şevk hanem ahirimdi

Mustafa Cilasun

GooD aNd EvıL 10-01-2008 09:04 AM

Diyardan göçenler!

Artık
Günü geldi
Zamandan kaçmanın
Kalan yıllarda
Mananın
Demini almanın

Her
Giden gemiyle
Maziye
Bir el sallamanın
Atinin esrarında
Yaşamaya çalışmanın

Aşkın
Asudeliğine
Yeterince kanmanın
Ona inanmanın
Sevdayı anlamanın
Ancak
Onunla kalmanın

İnsanlığı
Bu gayeyle anlamanın
Tekebbürden
Tez elden kaçmanın

Manaya
Yaslanmanın
Onun
Deruniliğinde
Yaşamayı anlamanın

Önyargılarımız
Bir çare olmaktan
Çıksın artık
Nihayetinde
Bir insandır
Muhatabımız
Ayanımız

Kalmadı
Bir muhabbet
Salındı
Her tarafa nefret

Her mekânda
Bir şiddet
Olmadı
Hazırda bekliyor
Bir adavet
Ve dahi hiddet

Bumudur
İnsanlık söyleyin
Allah aşkına
Ve Hak aşkına

Hani nerde
Kalmadı
Sinelerde hilkatten
Bir şefkat
Ve merhamet

Hani
Önderimizdi
Zişanı peygamber
Nerede bıraktığı
Emanetler

Kalmadı
Kursaklarımızda
Bir hüccet
Hatta sahavet

Bir nihayetin
Serüvenini
Ne kadarda çabuk
Unuttuk

Her bir
Mezar taşını
İbret için değil
Sanki
Biz anıtlaştırdık

Mevtayı
Bir idraki ders
Olmaktan çıkarttık
Ölümü unuttuk

Ecdadımızı
Varsa resimleri
Öyle bakarak
Andık
Enemizle saklandık

Kendi
Halimize hiç şaşmadık
Bir bakın
Kimlerin elinde
Umuda hasret kaldık
Ne olur
Hak rızası için
Bir kez olsun düşünün

Mezarın
Altında çürüyen
Ecdadın
Bedeniyle yüzleşin

Kaçınmayın
Siz
Atinizi özlemle anın
Aşkınızda
Manayı arayın

Berzah ile
Tefekkür ettikçe
Ahir âlemine
Canı gönülden inanın

Nihayetinizle
Bir gün
Bu hakikatle
Karşılaşacağınızı
Asla unutmayın

Mustafa Cilasun

GooD aNd EvıL 10-01-2008 09:04 AM

Diyarın izlerinde nefeslenirken!

Hakikatin
Seyrinde yol alırken
Ukba zindeliğini yaşamak bir hoş

Hissiyatım
Pür dikkat galeyan çağırırken
Heyecanın güftesi ritminde yol alıyordu

Sayfalarım
Fütursuzca kendince açılıyor
Unuttuklarım yeniden önüme seriliyordu

Tenimden
Boşalan ter o an pınardı
Gözyaşlarımın ne önemi vardı bühtandı

Halimin
Perişanlığına şahitlik ederken
Uzvum titriyordu nihayetimin ürpertisinden

Can, canan
Evladı iyal hiç anılmıyordu
Nefsin enaniyetinde azap korkusu kuşatıyordu

Kalacak
Bir tadı nema, aşkı sefalar
Ceylan gözlü güzeller Vildan misali çocuklar

Zevkin
Doruğunda vakit geçiren ömürler
Ruhu diyara giderken bakacak ahir penceresinden

Mustafa Cilasun

GooD aNd EvıL 10-01-2008 09:05 AM

Diyor ki bir âlem:

Bir
Yanım tevazuda,
Bir yanım dimdik ayakta

Misal lamelif
Elifi çözdüm, lamı düğümledim,
“kendi”me bir mim koydum

Dönüp
Dolaşıp sonunda
Bir noktada son buldum

Cevaben:

Noktanın,
Bitecek anın,
Hal ekseninde ki sayfanın,

Kalbi
İhsanın,
İradeyi saltanatın,

Tercihlerde ki maslahatın,
Kanaatteki eşsiz sofranın,

Tevazuda ki nazarın,
Ruhi açılımların,
Âlem senfonisinde ki meramın

Hükmüyle
Yegânenin huzurunda acizliğe,
Kulluk ekseninde ki köleliğe,

Aşkın
Dergâhı izzetiyle,
Meşkin seher afiyetiyle,

Hizmetin
Aşk çilesiyle,
Hamiyetin şevk hasletiyle,

Ülfetin
Letafetiyle,
Muhabbetin elzemliğinde

Hazzın
Derun iğinde göçüp gitmek dileğiyle...
Sevgi ve takdir hislerimle, teşekkürler ediyorum selam ile...

Mustafa Cilasun

GooD aNd EvıL 10-01-2008 09:05 AM

Diyorlar, korkutuyorlar…

Kendimi bildim, etrafı tanıdım hala diyorlar…
Aman ha, dikkat cehennem var buyuruyorlar.
Öyle bir ateş ki, sakın odunları dahi insanlar,
Dinliyorum, korkuyorum ve sadece bu kadar…

Allah diyorlar hakkın da bir şey bilmiyorlar,
Peygamber diyorlar, kutsal günlerde anıyorlar,
Cennet mi, girmenin çok zor olduğunu söylüyorlar,
Dinliyorum, merak ediyorum, sadece bu kadar…

Babamın, anemin emirlerin de, eşimin isteklerin de,
Çocuğumun siparişlerin de, nefsimin gezintilerin de,
Cari hayatın tüm veçhelerin de, yapılan görevler de,
Allah, hâşâ kalpte değil, kan pompalayan yürekte, dilde.

Allah’ı tanımak, ona yaklaşmak, seferber olmak,
Peygamber efendimizi, nefsimizden fazla sevmek,
Sevmekten öte, ne yaptığını, ne bıraktığını bilmek,
Hakikatin aslı olması gerek, korkutmak ne demek.

Nefs için her şey bol, ne seçersen al, yanılıyorsun,
Hereksin yaptığını biliyor, doğru diye uyguluyorsun,
Cami hocaları, vaazlar da tebessümü eksik etmeseler,
Korkutmak anlıktır, sevdirmek, bakidir, kalıcılıktır.

Cenneti, cehennemi ve peygamberi hoca da görmedi,
En vahim olanı, Efendimizin tarzını, usulünü terk etti,
Cemaat zavallı, dimağ boş, hoca ise kükrüyor nahoş,
Cenneti, cehennemi, sıratı bizlerden uzaklaştırıyorlar.

Rahmet peygamberiydi, hiddetten bir eser dahi yoktu,
Şefkatin zirvesindeydi, tevazuu her halinde yanındaydı,
Çocuklar ve hanımlar en mütehassıs olduğu konularıydı,
Kimseyi tehdit etmez, bağırmaz, Allah’tan uzaklaştırmazdı.

Mustafa Cilasun

GooD aNd EvıL 10-01-2008 09:05 AM

Dön artık!

Yine sensiz
Nefeslenirken ürperti içinde
Bir kahır geçiyor içimden
Sensizlik yaşadığım hasretimde

Yeter dön artık
Halimi yönsüzlüğe bıraktın
Mefkûrem daraldı
Sensiz umutlarım ayazı yaşadı

Ne gece
Ne de temaşa eden mah
Yıldızlarda artık benden uzak
Dön bir kez de sokak lambalarına bak

Anlaşılır olmak
Bu kadar mı benden uzak
Bu kez ön yargıyı bir kez bırak
Muhabbetle şefkatle bu kez olsun bak

O kadar meşgalede
Varsa yanlış tahammül etme
Sen yeter ki gerilme vehimleşme
Hoş görülü olmayı sen asla terk etme

Hatırlarsın o günleri
Kaç kez özür dilemiştin oysaki
Sevdiğini söyleyerek umut vermiştin
Sonra bir kızgınlıkla çekip yine gitmiştin

Suçluyum ki sevdim
Nisa diye gönlümü verdim
Senin için sadakat yemini ettim
Ama sen hırsından şimdi çekip gittin

Olsun tutkunum sana
Yeter ki dön hasrette bırakma
Özlem içinde son demlerimi yaşatma
Mezarımın başında sen sakın ağıtlar yakma

Artık umutlarım
Tükenmeye yüz tuttu
Kaç bahar sensizlikte beni kuruttu
Sularım çekildi sana olan sevgim kurudu

Kızgınlığım çok arttı
Hasretin yerini hiddet aldı
Özlem sevgi dilini unutmayanla anıldı
Gönlüm sensiz ne hazanlar yaşadı ağladı

Mustafa Cilasun

GooD aNd EvıL 10-01-2008 09:05 AM

Durmayacak olan!

Arz mekân
Müstekbirlerce
Akıtılan

Mazlumların
Kanıyla
Tabii
Rengini arıyor

Âdemi beşer
Çaresiz

Muvahhit
Ve hanif kullar
Sessiz

Din önderleri
Celadetsiz
Müstezatlar
Hareketsiz

Hakkı
Hak bilip
Hakka iltica

Bumudur
Bir düşünün
Sonra söyleyin

Emri
bilmağruf
Nehyi
anilmünker
Sadece
Tavsiyemidir

Hiç olmazsa
Bari

Bir Hılfılfudul
İcra edilmişti
Küfrün
Karanlığında

Niçin
Hatırlanmaz

O küfrün
Zirvesin de
Oluşmuş
Bir hareketti


Akan
Kanlar
Öldürülen
Mazlumlar

Bizleri
Hangi
Şekilde
İlgilendirecekti

Sadece
Maddi
Katkı mı
Yetecekti

Allah
Aşkına
Bu zulüm
Ne zaman
Bitecek

Fiziksel
Özelliğimiz
Deforme
Olmadı mı

Yatmaktan
Yemekten
Eğlenmekten

Her
Birimiz
Boşluktan
Zevk
Sarhoşuyuz

Savurganlık Mı
Hadsiz
Hesapsız


Tatmin
Olmak mı

Asla
Noksansız

Çocuklarımız mı
İstek
Cambazı

Eşlerimiz mi

O gün
Ve bitecek
Zamanı

Öncelemeyen
Mağaza
Takipçisi

Arkadaşlar
Ne olur
Siz söyleyin

Cazibe
Ve şekliyet
Mekanikleştirdi

Mana kayıp
Ahenk bitik
Hesap yatık

Sonuç
İtibariyle

Allah
Muhafaza
Etsin ki

Durumumuz
Çoktan kayık

Düşünmek
Sormayı
Bilmektir

Dikkat
Beş duyu
Organımızın
Pür melal
Kesilmesidir

Ahir
Realitedir

İnsan
Bunu
Akledecek
Kadar
Akildir

Tercihler
Keyfiyetler
Ne derler
Vazgeçilmeyen
En’ler

Gidecekler
Bitecekler
Terk
Edecekler

Seni
Halini
Ruh
Vaziyetini
Teslim
Edecekler

Her
Ne kadar
Avuntular

Dostlar
Maslahat
Buyursalar
Yapacağın
Tek şey

Giderken
Zaman
Geçerken
Mühlet
Biterken
Mizan
Seni bekleyecek

Mustafa Cilasun

GooD aNd EvıL 10-01-2008 09:05 AM

Durmayan kan…

Arz mekân,
Müstekbirlerce akıtılan,
Mazlumların kanıyla,
Tabii rengini arıyor.
Âdemi beşer çaresiz,
Muvahhit ve hanif kullar sessiz,
Din önderleri celadetsiz,
Müstezaflar hareketsiz...
Hakkı hak bilip, hakka iltica,
Bumudur lütfen söyleyin...
Emri bilmağruf, nehyi anilmünker,
Sadece tavsiyemidir...
Hiç olmazsa bari Hılfılfudullar,
Niçin hatırlanmaz...
Küfrün zirvesin de oluşmuş bir hareketti...
Akan kanlar, öldürülen mazlumlar...
Bizleri hangi şekilde ilgilendirecekti...
Sadece maddi katkı mı yetecekti...
Allah aşkına bu zulüm ne zaman bitecek...
Fiziksel özelliğimiz deforme oldu...
Yatmaktan, yemekten, eğlenmekten...
Her birimiz boşluktan, zevk sarhoşuyuz...
Savurganlık mı, hadsiz, hesapsız...
Tatmin olmak mı, asla noksansız...
Çocuklarımız mı, istek cambazı,
Eşlerimiz mi, gün ve mağaza takipçisi...
Ya arkadaşlar ne olur söyleyin,
Cazibe ve şekliyet mekanikleştirdi...
Mana kayıp, ahenk bitik, hesap yatık.
Sonu Allah muhafaza etsin çok kayık…

Mustafa Cilasun


Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 03:09 AM

Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11   Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions, Inc.