www.cakal.net Forumları YabadabaDuuuee

www.cakal.net Forumları YabadabaDuuuee (https://www.cakal.net/index.php)
-   Adult eski arşiv (https://www.cakal.net/forumdisplay.php?f=376)
-   -   Ahmet Yozgat (https://www.cakal.net/showthread.php?t=120028)

GooD aNd EvıL 07-25-2008 09:10 AM

Yumurtadan Yeni Çıktım Ağabeyler
1/:
Yumurtadan yeni çıktım
Kahkahalarla güleceğim ağabeyler
Sırılsıklam ayva tüylerim
Küçük kanatlarım yapış yapış
Hava öyle soğuk hava öyle soğuk ki
Sonbaharın son günü
Karakış kapıya dayanmış
Karlar çizgi çizgi gözlerimde
Üzerimde dünyanın baskısı
Isı eksilere uzanmış.
2/:
Yumurtadan yeni çıktım
Sevinç içinde uçacağım ağabeyler
Canım annem yok görünürlerde
Biberonum bomboş, tamtakır
Babam kim bilir nerde?
Komşularımızsa kendi derdinde
Dünyada yaşamadan bir gün bile
Ne yapalım bu da varmış kaderde.
3/:
Yumurtadan yeni çıktım
Ama galiba öleceğim ağabeyler...

GooD aNd EvıL 07-25-2008 09:10 AM

Kıyamet Çiçeği Semahı
1/:
Kalbimizi ihata eden kıskanç aşkın duvarı,
Kan sızdırsa da çatlar döne döne...
Her kıvrılışında bir kez daha vurulur lahuti aşka,
Başka bir boyuta eğdirir ak sancağını.
Teslimiyetse bir savaş sonrası değildir,
Semaha durmanın akabindedir a can.
Çünkü korku kavgadan önce yaşanır,
Mutluluksa kozmik güller güzergahında en son duyumsanandır...
Bundandır işte an be an ölür duran,
Yaşayansa devinimlidir her daim alemin derununda...
***
Bir eliptik devran üzre,
Gün be gün kendi kühtünce evrilince zaman,
Yani ellerimize sinince turkuvaz mevsimlerin nisancıl ıtırı,
Ey can oğlak dönencesine enfusi bal damlamıştır.
Bundan böyle arılar da kovan da,
Boş yere ağlamıştır anılarında.
***
Kafeslerinden kaçar bil ki kuşlar çöldeki kumu görünce,
Pervanelerse ışığın gözesine vurgundurlar daima,
Ol sebepten dolanırlar umarsız ve peş peşe,
Ondandır kuantum vilayetinde hendese bilişleri.
Yoksa daire ne?
Çember neye denir?
Veya neye yarar ki ikisi birden?
Merkezde kızaran kraterin kızıl gözü olmasa...
***
Bir, ancak birdir a can,
Ne toplanır kendiyle ve ne de çıkarılır,
Ne çarpılır, hatta ne de bölünür matematik dışında.
Eğer sağlam mantığımız çürümüşse dalında elma olup,
Yani sıfırı her şey sayıyorsak arz düzleminde,
Daha açığı hiçbir şey saymıyorsak birin sağında,
Böyle biline ki,
Aşk, kuantlar sarayında kapıya dayamıştır namlusunu.
durmalı, yanmalı ve hüsban ile dönmeli a can,
Yani beyindeki her hücre önce kendini tanımalı,
Bir daha dönmeli ve tekrar bakmalı her cenahından,
Kim bilir a can?
Belki de cehennem kendi eseridir insanın,
Kıvılcımlarsa yollara düşen yıldızların kozmik kırıklarıdır,
Var sayalım ki...


Ahmet Yozgat

GooD aNd EvıL 07-25-2008 09:10 AM

Kızılırmak Diyarı Semahı
1/:
Dudak aramızda pul pul olur,
Husseyn ağıtları...
***
Kızılırmak kıyısında susamışlığımızdır şiir,
Ve Şattülarap'ta kıyısından bakıştığımız Kerbela...
Her dilden bir bardak kahır dökülür,
Zamanları aşkın yüreklerin, ne fayda?
Şimdi su nöbetine durur pınar başı devleri,
Elleri kabaralı, gönülleri tuz ve pas içinde.
Suskunluk, susuzluğun arsız hayıflanmasından,
Şiir dilinin kuruması ise kamusun yırtılmasındandır.
Şimdi süngü süngü dilimlenir zaman ay ışığı altında,
Zavallı döşümüze saldıran sevdalarsa turnaya özlemimizden.
Sivrilen öfke, yassılan teslimiyettir,
Dönen kıvrılan enaniyettir ki hüma kuşlarının düşmanı...
Dudak aramızda pul pul olur,
Husseyn ağıtları...
***
Kuş sütü tadında yarılır ya hurmalar her haziranda,
İğreti bir tiksintidir Ker vilayetinde damak tadı.
Acı ve tuz yüklü bir beyit katarı akar vadide,
Dudak aramızda pul pul olur husseyn ağıtları.
Uzanıp tuttuğumuz kabzalar dızman küfrüdür,
Yumuşak topraklar bile gözlerinden alaf üfler karşı kıyıya,
Bela'nın ocaklarıdır ki yanan iblis nazarı,
O yüzden sımsıcaktır vahalardan ılgıtlanan kuzuların gözyaşları,
Dudak aramızda pul pul olur,
Husseyn ağıtları...
2/:
Mualla ustalığında bir köprü kurulur cennete,
Şimdi sevdadır ki çağlayanımızda nefese duran,
Ve gönüldür ırmağında yüzen burgaç ve bocurgatın,
Her devirde sığmayan kabına bir sudur susuzluğumuz,
Yani ortasında ocaklar yanan kıvrak bir çöl leylası,
Veya mistik bir semahkardır kıvranan şiir.
Ya da deli gözlerinde çiçek açan bir seyyit...
Dizelerin üzerinde kanat çırpar turna katarı,
Dudak aramızda pul pul olur,
Husseyn ağıtları...
3/:
Eğilir ve çatlamış dudaklarıyla öper alnımızı,
Kurak gözlerinde çiçek açan bir seyyit...
Ya da delişmen gözlerinde ıtır kokan şeriftir,
Bakarak hüzünlenen sabii sübyan...
O kuzulardır ki,
Meleşmeler ondandır pınar başlarında hala.
Ey ağzımı dizginleyen kendim,
Kendini bırak ve ağla...
Çorak çöllerine uzan döne döne Ker illerinin,
O ki kızgın sahramızın ağzındaki son serinlik nefestir,
Bittiğinin üstünden bin yıl geçmeyen süreğenlik,
Say ki değirmi kalçalı dev dağların en kıskanç karı,
Dudak aramızda pul pul olur,
Husseyn ağıtları...
***
Kınalı Arap tayları,
Bilen var mı 'ben de insanım' diyenler arasında,
Desin. Neden ağzını köpürtür yarış ardında?
Atlayan taysa koşuda,
Kişneyen kısraktır her seher anı.
Tepinen eşkin yüreğimizdir yarış öncesi kumda,
Sayın ki gülşenler kıyısında yasaklı bir masum arı...
İşte bundandır ay can ey...
Dudak aramızda pul pul olur,
Husseyn ağıtları...


Ahmet Yozgat

GooD aNd EvıL 07-25-2008 09:10 AM

Yurdumun Dağları.1
1/:
Yurdumun dağları yalçın...
Bakarım uzaklardan dağlarına yurdumun
Sivri zirveler ve en çetin kayalıklar görürüm
Bağırırım: Heeey, diye,
Sesim yankılanır: Çın, çın!
Sesime ses verir yamaçlar: Avaz avaz!
Yurdumun dağları yalçın mı yalçın...
Yurdumun dağları türkü türkü
Yurdumun dağları turkuvaz mı turkuvaz...
2/:
Yurdumun dağları beyaz...
Yeşil ovalara basar kocaman ayakları
Küheylan sağrılı yaylalara
Yaslanır karlı omuzları
Bağırırım: Heeey, diye,
Sesim yankılanır: Avaz avaz!
Yurdumun dağları bozlak bozlak,
Yurdumun dağları turkuvaz mı turkuvaz...
3/:
Yurdumun dağları sarı...
Sarışın çiğdemlerin vatanı yol kenarları
Aslanlar gibi çocuklar,
Bir ellerinde kazgıçları
Öbür ellerinde çökelekli azıkları
Bağırırlar: Heeey, diye,
Sesleri yankılanır: Avaz avaz!
Yurdumun dağları sarı mı sarı...
Yurdumun dağları şiir şiir,
Yurdumun dağları turkuvaz mı turkuvaz...
4/:
Yurdumun dağları kırmızı...
Yıldız gibi, hilal gibi,
Yurdumun dağları bayrak gibi
Gelincikler gelin olmuş, davullu zurnalı
Halaya durmuş oğlu kızı
Bağırırlar: Heeey, diye,
Sesleri yankılanır: Avaz avaz!
Yurdumun dağları kırmızı...
Yurdumun dağları şarkı şarkı,
Yurdumun dağları turkuvaz mı turkuvaz...
5/:
Yurdumun dağları yeşil...
Bürünmüş çimenini yamaçlar
Göğe yürümüş capcanlı ağaçlar
Çamlar, gürgenler, çınarlar
Uzaktan bizleri çağırırlar:
Ali, Barış, Emre, Sevgi, Seçil!
Çocuklar yanıt verir: Heeey, diye,
Sesleri yankılanır: Avaz avaz!
Yurdumun dağları yeşil...
Yurdumun dağları beste beste,
Yurdumun dağları turkuvaz mı turkuvaz...


Ahmet Yozgat

GooD aNd EvıL 07-25-2008 09:10 AM

Kozmik Gözlü Aslanlar Semahı
1/:
Ensemizi kaplayan kınalı yele,
Biline ki bir kadim Aslan'ın yürek izidir...
Bundandır cem diyarının ışkın vermesi,
Ve ol nedenden ateşlerin rahminden doğrulur muhkem aşklar.
Ondandır kükrer merdi meydan,
Alev kükrer,
Can kükrer...
***
Cemdir ki cem'an kırk meclise sığar bir gecede,
Üst üste kapanan kapılarsa karanlığa vurulan gemdir.
Çünkü tor taylar zor döner uysal atlara,
Yorulur asırlık süvarisi suların.
Şakaklarımızdaki ıslak yamaçlarda heyelanlar sökün eder,
Rüyaların yağlı gözlerinde ocaklar yanar ter ve türkü kokarak.
Bir kaygan vadiye yuvarlanır demirden leblebiler,
Ve a ve şe ve ke fışkıran kırmızı çiçekli dereler...
Şimdi cenneti nerelerde aramalıyız?
Ey canlar cehennemi nerede?
Kabarır yelesi ve kükrer kırkıncı aslan,
Azgın alev kükrer,
Can kükrer...
2/:
Bu türküler ki döner kozmik bir yörüngede...
Ateş,
Ve kum,
Ve Husseyn tadı yalanır hırs içinde dudak ile dil,
Ummanları serper bir piri fani her damlada yüreklere,
Bilen bilir üç ne, yedi ne ve kırk nedir?
Bilemeyen vami bir dans sanır,
Herhangi bir düğünde rakamların raksını,
Oysa,
Ensemizi kaplayan kınalı yele bir kadim Aslan'ın yürek izidir,
Kükrer aslan sayın ki Hayber ilinde,
Kan kal'asında alevler kükrer,
Can kükrer cemde...
***
Canlar ey!
Sönmezler asla yelesinden aşka tutuşanları,
Yabanıl cangılların ortasında İbrahim'i anlar yaşayanların.
Duruluruz artık biz de akıp giden sularda,
Kendi derdinde birer damla olarak zamanda buram buram.
Duruluruz da başımızı muhkem bir vadiye yaslarız belki.
Ensemizi kaplayan kınalı yele bir kadim Aslan'ın yürek izidir,
Uzanır kınının üstüne aslan, sanki Taif vadisinde,
Alev keser kükremeyi,
Can ürker kendi acizliğini kavrayarak...


Ahmet Yozgat

GooD aNd EvıL 07-25-2008 09:10 AM

Lebbeykli Peyikler Semahı
1/:
Lebbeyk caney!
Bir peyik dolanır sürmeli kapıların eşik çukurunda,
Sesi bir yanık bir yanık!
Mevlana misalı uykulu,
Şemsettin emsali uyanık...
***
Kalın pazılı denizin zalim sularında nilüferler yüzüşür,
Seyyarelere inat yoldaşıyla omuz omuza.
Çatal dilli alevler arasında da umutvar çiçekler açar,
Piri fani bir rençber derer kırmızı rengi.
Ve koyun gözleri kocamış aneylerin yaşlı yüreklerinde...
Lebbeyk caney!
Mezata dökülür beytin kutlu sırları,
Yenmişiz, yenilmişiz ne çıkar,
Gözlerdeki zeytinin hasadı ziyandaysa...
2/:
Lebbeyk caney!
Yenmişiz, yenilmişiz ne çıkar?
Ya da yemişiz, yedirmişiz batına dair her meyveyi,
En gecikmemiş çağlalarını ya da Nesimi seyyidin...
Ortaya dökülende yaşı, kadim matem anlarının,
Yani gözümüzdeki arzunun gecikmiş ilkbaharlarının,
Patır patır patlayanda kuzu başlı tomurcukları,
Dem bir dem! ...
***
Lebbeyk caney!
Kumlara katık ederek kanımızı,
Çöllerde süründüğümüzde ebabillere görünmek için,
Ve bürünmemek için,
Kuru ve karanlık çarşafını zalim gecenin,
Dudaklarımızda o tuzlu tadı batıni gizemin,
Biliriz ki üleşilmez tattığımız, karındaşımızla yol ortasında,
Ancak ya yoldaşımızla?
İşte o başka...
3/:
Lebbeyk caney!
Gözlerimizde yanan ocaklar, sonbahar serinliğinde;
En hası sayılır rıdvani alevlerin.
Ve üzerimizde uçuşan pervanelerin 'lebbeyk' nidası...
Ey yıldızlar yörüngemiz üzerinden savulun!
Savrulun kalbimizde kınalı kızlar!
***
Evet, gözlerimizde bu ocaklar yanarken,
Susamış üveyiklerin suya müdanası niye ki?
Kanat çırpışımız can çekişmemizdir bizim her akşam,
Öyle ki,
Can çekişmemizse sayın ki yaşama bir kez daha doğuşumuzdur...


Ahmet Yozgat

GooD aNd EvıL 07-25-2008 09:10 AM

Yüksek Ağaçlardayım
1/:
Ağaçlara tırmanıyorum
Yüreğim uçuyor pır pır
Sayın ki sanki kocaman bir kuşum
Öyle hafifliyorum öyle hafifliyorum ki
Çok mutlu ediyor beni
Bu kadar yükseğe uçuşum.
2/:
Ağaçlara tırmanıyorum
Yongalar yırtıyor avuçlarımı
Bacaklarıma sivri dikenler batıyor
Ben hiçbir şey duymuyorum
Çok mesut ediyor beni
Bu kadar yüksekten bakışım.


Ahmet Yozgat

GooD aNd EvıL 07-25-2008 09:10 AM

Minnacık Maralcık Semahı
1/:
Bir maralcık kendi ekseninde,
Bağlama ve tefin tınılarına binerek.
Oysa kahkahalar uçuruyor bu demde,
Zalimanı Necefyan kuş diyarında,
Her bir yanında bir kulesi Şam'a ait.
O kuleler ki bazen bir mızrak ucunda temren,
Pas ve kan içinde,
Kimi zaman tenkil buyruğuna gebedir.
***
Paslı sularda gezinen gözler ise
Mesihi bir asri 'Nuh'u' arıyor tufandan bize kalan,
Oysa burası çöl,
Hatta anası bilcümle kalaharilerin.
Neyi nerden umarsın ey can?
Arz,
Kin, kan ve garaz...
Yani yalan üstüne yalan!
2/:
Bir maralcık kendi hüsbanında,
Kıvrım kıvrım siyah saçları gibi,
Bağlama ve tefin tınılarına binerek.
İşte bura bela...
Bu da ikiz goncanın kara gözlü küçüğü,
Elleri çakır dikenlerine yurt olmuş,
Dudakları dualarla yarılmış...
Darılmış dünyaya,
İnsanlığa kırılmış...
***
İsyankar surlarda gezinen savaş erinin damar girişi,
Bir muharip muhafızın dediğim dedik inatçılığında...
Ve bir maralcık kendi ekseninde,
Gürz ve kalkanın tınılarına binerek,
Minicik elleri semadan yıldız harman etmede.
***
Yetişin ey al valalı yalvaç kurbanları,
Şimdi sebil surlarda gezine yusufcuk böceği değil,
Zamanı mahcup eden savaşın utanç erleri.
Bakın bize kılıç kabzalarının turkuvaz gözleri,
Zalim kim?
Zulumat ne? Görün!
Kalbimiz dermansı kösler vurmada bela'nın kıyısında,
Ah o kalbimiz ki kendi yağında kendini kavurmada,
Bir maralcık ekseninde dönerek yükselmede,
Yaşamın ve mematın tınılarına binerek....


Ahmet Yozgat

GooD aNd EvıL 07-25-2008 09:11 AM

Yüreğim Pır Pır Eder
1/:
Üstümden kül rengi serçeler gider.
Kanatları pelerin olan kargalar gider.
Kuyruğu çatal kırlangıçlar gider.
Aşağıdan el sallarım sevgi ile.
Kuşların kanatçığı
Benimse yüreğim,
Pır pır eder...
2/:
Uçarım serçelerin peşleri sıra
Kanatlı rüyalarım kargaların peşinde
Kırlangıçlar ile ulaşırım ta bulutlara.
Aşağıdan selam salarım yıldızlara sevgi ile.
Kuşların kanatçığı
Benimse yüreğim
Pır pır eder...


Ahmet Yozgat

GooD aNd EvıL 07-25-2008 09:11 AM

Sisli Babil Semahı
1/:
Ey Babil!
Sana geldik bu akşam.
Ve ey Nezar'ın nazenin asmalar ülkesi sendeyiz,
Sisler ve gizemler içinde tekerlenmektir muradımız,
Tekerlenerek en metasında erimek göreceli fiziğin,
Ve simyanın en mekansız Harut-Marut'unda...
***
Aman,
Vurgun mu yemiş suskun yürekler?
Yoksa vurgun mu kusmakta?
Seçilmez puslar içinde aşkın kapısı Babil...
Sebil olmuş gizemler kadir bilmez semtlerde.
Yürür ve hatta koşar bil cümle ayaksızlar,
İner rahmet,
Çıkar ahüfigan kat be kat fezalara,
Uzaklaşır Sümeryanı zulümat,
Yakınlaşır keramet...
2/:
Bu yol sana aittir ey kumlara kurban olan son yolcu,
Bu bulvar senin bela'dan beynine giden,
Dudağımızda tuz ocakları deprenir her adımda,
Ve beynimizde acının sabırsız kaynakları,
Gözdür bu,
Dolaşır her yanı Babil'in sisli zamanında,
İnadına güzel ve yabancı bir suret kıyama durur,
İner zembil ile asumandan yıldızlar içinde rahmet,
Çıkar ahüfigan kat be kat,
Uzaklaşır Elamyani zulümat,
Yakınlaşır keramet...
***
Biz buruluruz bir pirin ekseninde,
Ve yarsız şafaklar bürünürüz yalnızlığımızla yalnız kalarak,
Mıntıkamız hüma kuşuna gebe rahimdir sayın ki,
Biz ki cehenneme bakarak dağlarız gözlerimizi,
Muhitimiz kırk kez yıkanmış ateş beyleri yurdudur,
Nedeni görünmüyorsa biliriz ki sebep bizdedir,
Ve bu yarsız şafakları sileriz sabahın alt ucundan,
İner turnalar kanadında ışıklı rahmet,
Çıkar ahüfigan kat be kat,
Uzaklaşır Urukyani zulümat,
Yakınlaşır keramet...
3/:
Her sonunda bir sonu olmalıdır nihayeti,
Bu yüzden isteriz ki,
En son olsun bu çarkılma alemler ortasında.
Yani yeterlidir destanları insanlık tarihinin,
Artık keklikleri ölüme sürmenin azameti doyurmaz samani sayfaları,
Eyva! Geri dönelim ama nereye?
Bu yolun çıktığı yer de bela'nın çukurudur.
Tarihin buracığından kopar düğümler kırkar kırkar,
Önümüz uçurumsa ne çıkar yarsız kalmışsak?
Sağımız solumuz yarsa işte o zaman kanat takarız,
Arkamızda yükselen yalçın kayalara inat sivri ve berk,
Kudurmuş kurtların dermanı kanlı itlaftır...
Babil bu yüzden ağlamamalısın,
Sıyrılmalı burçlarına belenen sis ve zifir,
Kibirse tırnakları altında ezilir uçuşan turnaların...
İşte o an iner bir sarışın ve genç rahmet,
Çıkar ahüfigan kat be kat alaimisemadan öte,
Uzaklaşır Ariyani zulümat,
Yakınlaşır keramet...


Ahmet Yozgat


Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 06:51 AM

Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11   Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions, Inc.