www.cakal.net Forumları YabadabaDuuuee

www.cakal.net Forumları YabadabaDuuuee (https://www.cakal.net/index.php)
-   Eskiler (Arşiv) (https://www.cakal.net/forumdisplay.php?f=188)
-   -   Ferit Emre Adaklı (https://www.cakal.net/showthread.php?t=134688)

GooD aNd EvıL 09-14-2008 10:47 AM

Ferit Emre Adaklı
 
3 Ay

Yoktun!
Zaten yoktun... oralarda bir yerlerde, koskocaman bir sessizliktin.
Tatlı bir hayal...

Elimi her atışımda olmadığını fark ettiğim bir şeydin.
Ulaşamadım hiç!
Alamadım seni hayatıma...
Koskocaman, göz yaşı yüklü, bir umut bulutu olarak kaldın.

Şimdi ne yapacağım peki?
Bu ayrılıkla yetinmemi bekleme ne olursun! ! !

Taş gibi kesiliyorum düşündükçe.
Ben, benlikten çıkıyorum, yırtınarak.

Ne yapacağım söyler misin bu 3 ay?
Zaten yoktun, alamıyordum seni,
Şimdi hiç olmayacaksın...

Ne yapacağım! ! ! ?

05/10/2001
Cuma
01:32
İzmit.
Firuze'ye

Ferit Emre Adaklı

GooD aNd EvıL 09-14-2008 10:49 AM

Acıyı Kurutan Dudaklar

Acıların ülkesinde doğmuş bir biçare,
Hiç bir zaman düz bir çizgisi olmayan,
Ruhunun satılmadığı, bedeninin satılmadığı bir an,
Hiç görmedim ve göremeyeceğim herhalde,
Bir kere olsun bile...

Ülkesinde, yankılanıp duvarlarda çınlayan
Çorak bir ses vardı,
Bitkileri kurutan, tüyleri inmeksizin uyandıran.
O ses ki bir kez olsun bir can almasın.
Mutlak, bir can kurban olarak verilir.
Biçare sıranın ne zaman kendisine geleceğini düşünür.
Oysaki çizgilerini düzeltmek için ufacık bir ümidi vardı.
Belki de yolun yarısında kenar mahallelerde
Mile oynama arzusuyla yanıyordu.
Haşarı bir çocuk olup
Altına umarsızca yapmak istiyordu.
Bu kadar karanlık bir ortamda bunları görebiliyordu.
Hey Arkadaş yak artık lambanı!
Engellerin ne kadar ölümsüz olsa da,
Dinamit koy tabanına.
Yapamayacaksın, çünkü elini kaldıramazsın.
Enerjin kurumuş, neslin kurumuş.
Sen ve ben hiç göremedik bunları
Ve göremeyeceğiz.

Acılar doğurmuştu bizi.
Kaderimiz ve ülkendeki insanların kaderi,
Acı ve kan üzerine oturtulmuştu.

İçilen bizim kanımızdı.
Fakat bitmedi yıllardır ve bizi ayakta tutan
Sadece O kan.

Sancıyla kıvranacak takat kalmamış,
Ama alıştık arkadaş,
Acıya, nefrete ve zora.
Ben sana alıştım arkadaş.
Fakat karşımda bir sen kalmıştın bana zorluk çıkarmayan.
Seni de kaybediyorum yavaş yavaş...
Ama belki sen bende kaybolursan,
Beni arkamdan vurursan,
Belki bu bende bir çığır açar,
Uzun bir atlayış gerçekleştiririm.
Bendimi bir çırpıda aşar,
Acıların çocuğunu ellerimle öldürürüm;
Hem de büyük bir zevkle...



Temelimdeki acıları yıkarken belki kendimi de yıkacağım.
Seni içimden söküp atarken belki kendimi satmış olacağım.
Sessizlik ve uçarılık istiyorum ama bunu başaramıyorum aslında,
Aradığım benim bağsız uçabilmek,
Engelsiz atılabilmek ve çözmek sorunları,
Gülmek, insanlara gülebilmek,
Kendime gülümseyebilecek birilerini bulabilmek,
İçimdeki acı temellerini yıkacak birini aşılayabilmek,
Çocukluğuma dönmeden mile oynayabilmek
Ve ikiyüzlü şahsiyetimi insanlara gösterdiğimde
İçimdeki zevk çığlıklarının bir an olsun susması,
O çığlıkların susmasa bile insanlara duyurulmaması,
Ama çabalar fayda vermiyor,
Yinede duyuyorlar...
Aşacağım bunları, gülümseyen birilerini bulacağım.
İçimdeki sen çık git hayatımdan.
“Asıl ben” olmamı engelleyen sen
Bana bak ve dinle beni!
Bana verdiğin acının kaynağını nereden alıyorsun,
Devamlı yağmurlu bir havada nasıl yaşıyorsun,
Güneşlerin yok mu senin?
Güzel duyguların ve aşkların;
Duan olmadı mı hiç? ,
Ümit bağladığın bir duan...
Sana yardım etmesini beklediğin bir Allah’ın...
Ne kadar zengin olsan senin hiç bir şeyin olmadı.
Biliyormusun senin sende olan şeylerin ne kadar az? .
Aslında sen yaptıklarının sahibi bile değilsin.
Ama anlayamıyorum bu sonsuz enerjiyi nereden bulursun?
Bu hiç kapanmayan musluğun suyu hangi dağdan?
Aklının sermayesi nereden?
Bunların hiçbiri sana ait değil sefil yaratık.
Sen yaratılmışsın bir kere.
Sen seni yaratana şükret ki hayattasın.
Ama bu senin içimden çıkmana engel olamayacak,
Çirkef şahsiyetini, acılarını bana kusmana artık izin vermeyeceğim.
Senin içine fışkırtacağım gülümsemeyle,
Ruhunda güneşleri açtıracağım.
Ama bu durumun hiç bir zaman affettirmeyecek seni,
Senin bir zamanlar ne kadar insafsız olduğun gerçeğini unutturmayacak
Ve senin içimden çıkmanı, sonsuza dek rahatsız etmemeni engelleyemeyecek.

Artık çıktın içimden...
Çıktın mı?

Hiç görmedim, belki de göremeyeceğim.
Çünkü hiç hissetmedim,
Nasıl bir duygu bilemedim, sensiz bir an...

Artık çıktın içimden...
Çıktın mı?

Hiç bilmediğim bir duygu, evet.
Zaten hiç görmediğim bir şeyi yaşıyorum.
Seni hayatımdan attım ve hayata gülüyorum.
Sensiz bir hayatta başka sensizlikler arayışındayım.
Gülüşüme karşılık verecek bir gülüş arıyorum,
Bir gülüş ve bir öpüş...
O gülücük ve öpücük “Acı” ateşini söndürecek
Ve benden hayat dolu bir ben ve nesiller doğuracak...
Bana gülen
Ve beni öpen o dudakları görüyor gibiyim...



09/06/1997
.İzmit

Ferit Emre Adaklı

GooD aNd EvıL 09-14-2008 10:50 AM



Günlerdir oruç...
Nefesim içler acısı.
Gidip gelinen, bir – bir,
Terbiye yolları...

Bir deri, bir kemik.
İnceldim, eridim...

İnce;
Orası, burası...
Kalbim, yavaş;
Zayıf, tınısı...
Gözlerim hasret,
Kavruk aşkına!
Günlerdir aç...
Günlerdir terbiyeli...

Gözlerine aç...
Tenin, sevdası...

04/01/1998
Pazar
01:30

Ferit Emre Adaklı

GooD aNd EvıL 09-14-2008 10:50 AM

Adım

Eriyip gitme benden!
Yok olur gideriz uzaklara, acı çeken bir ruh misali!
Serseri mayın …

İçindeki acı mazeretlere, sığınmasan bir de!
Tatlılığınla yarıştırmasan içindeki bağnazlıkları!
Tatlı kere tatlı olacak.

Sonsuzluğa, son bir adım da benle at!
Eriyip gitme benden!
Giderim içimden, içinden tatlı bir sen gibi!

Serseri mayın misali! …

06/10/2003
Pazartesi
03:12
.İzmit

Ferit Emre Adaklı

GooD aNd EvıL 09-14-2008 10:50 AM

Adım Adım

Korkularımın,
Ve içimde gizliden kalmış, rutubet kokulu aşklarımın yankıları,
Ayak sesleri bunlar...

Silmeye çalıştığım,
Kaderime kazınmış berbat hatıralarım...

Gülerek geliyor, seslenerek geliyor;
Adım – adım...

Sessizliğime, artık ses vermeye geliyor insafından,
Bana verdiği acıları kurutmaya geliyor,
İçin – için...

Ayan beyan kalemime arkadaş oluyor *******imde.
Ayıbını kocaman bir çarpıyla;
Geçmişe gömüyor...

İnsafından insaf saçıyor hayatıma...
Bağrıma...

17/08/2000
Perşembe
04:04
İstanbul

Ferit Emre Adaklı

GooD aNd EvıL 09-14-2008 10:50 AM

Adım Adım II

Karanlık tarihler, bugünden önce.
Adını koyamadığım, cenabet günler var,
Bir çırpıda yaşamışım,
Yaşadığımı yazamamışım …

Önümde bir çizgi var.
Bugün, adım – adım, ağır şekilde geçiriveriyorum.

Önümde kocaman bir ben var!
Karanlıkları da mı olacak?
Yoksa;
İçindeki suları akıtmadan yaşayacağı günleri olup olmadığını bilmeden mi yaşayacak?

Önemli değil! ?
Önümde kocaman bir sen varsın!
Ha karanlık, ha aydınlık hiç fark etmez …

Bugün adım – adım geçiyorum,
Adım – adım sen gibi!

10/12/2002
Salı
02:53
.İzmit

Ferit Emre Adaklı

GooD aNd EvıL 09-14-2008 10:50 AM

Ağlarken

Erik çiçeğinin masumiyetindeki yüzünü,
Hasret şarkıları söylerken pencerelerde,
Ağlarken hatırlarım...

Grinin tonlarında, hep hayat, senin için.
Gülse de gül bahçelerin,
Kan ağlar bir haldesin...

Bir bardak neskafe de aradın aşkını,
Tahtavaralli de aradın.
Salıncakta sallandığında hissettin heyecanı,
Benimle hissettin belki de...

Gözlerinin aksini gördün gözümde,
Farklı geldi sana!
Çamlıca gazozunun köpüğünde aradım o gözleri.
Ağlarken hatırladım onları...
Ağlarken gördüm hep!

Üzgünlüğünü yıkmak istedim gözlerimle.
Altı aylık iltifatlarla ayakta tuttum bedenini.
Ama başaramadım,
Yıkıldım.
Yıkıldın...

05/04/1998
Pazar
03:20

Ferit Emre Adaklı

GooD aNd EvıL 09-14-2008 10:50 AM

Aheste

Yavaş – yavaş olacak her şey.
Aradığım, beklediklerim ve onların sebepleriyle;
Yavaş – yavaş kucaklaşacağım …

Ümitli ol derlerdi eskiler, eskiden!
Ümit, ümitsizlik ayrımındaki çizginin tam üstündeyim.
Yavaş – yavaş oluyor;
Pişiyor bendim …

Sebep arama derlerdi eskiler, eskiden!
Yokluklarda oluşuma neden aramıyorum.
Bulamadığıma yazılmış değilim …
Hayal kırıklıklarına küfür etmiyorum …

Yavaş – yavaş diyorum, aheste …

19/10/2002
Cumartesi
03:19
.İzmit

Ferit Emre Adaklı

GooD aNd EvıL 09-14-2008 10:50 AM

Akasya

Günlerden haftanın bir günü.
Yıllardan iki bin küsür.
Ben hayallerle iç içeyim,
Dolanıyorum usul – usul …
Lanet okumak okumamak arasında,
Dikkatimin dağılmasıyla karşılaşıyorum …

Mutlu olmak bu mu yoksa?
Lanet okumamak mı?
Sonuçları kötü görmemek mi?
Sıkılmamak mı?

Haftanın her günü, birbirinden huzurlu.
Hayallerim de zenginleşmiş hazırda bekliyorlar …
Alıp – alıp kullanıyorum!

Kaynağını bulamadığım mutluluğu kucaklıyorum …
Akasyalar altında …

24/09/2002
Salı
16:48
.İzmit – Park Cafe

Ferit Emre Adaklı

GooD aNd EvıL 09-14-2008 10:50 AM

Akın

Bir akıntıydı,
Bizi önüne katıp götüren,
Düşünmeye fırsat bırakmadan zamanla yarıştıran.

Bel bağladığım,
Elini uzatıp beni yukarı çıkaracak bir bilinç,,,
Güçlü kuvvetli bir bilek olmadan.

Akşamların yarıştığı,
Gerçeklerleydim.
Huysuz ve duygusaldım.

Yanlış mı yapmıştım, doğruyu söylemekle?
Darıltmıştım belki de özden öte dostlarımı.

Bir akıntıydı.
Yüzlerce, binlerce kişilik bir akından öte.

Ve ben aldanmıştım doğrusu!
Üzgündüm...
Gözyaşından yoksun!

29/03/2002
Cuma
01:09
.İzmit

Ferit Emre Adaklı

GooD aNd EvıL 09-14-2008 10:50 AM

Ali Amca

Günlerim acılarla kaynıyor,
Durmaksızın.
Ali Amcayı görüyorum sonra, Galata köprüsünde...
Günlerim daha da acılaşıyor...

Ah, Ali Amca ah!
Her gün buralardasın.
Her gün yalnız...

Ah, bir fısıltım olsa da, o acılarını alabilsem!
Pembe bir yaşam sunsam kalbimle...
Bu iki yüzlü şehrin, ikinci yüzünü gösterebilsem...
Ama nafile...

Nafile, Ali Amca!
Bir tek, acıyarak bakıyorum.
Bir tek, içimde kaynıyor acılarım...
...
Düşlerim kaynıyor!
Düşlerimiz kapkara!

02/01/1999
Cumartesi
20:45

Ferit Emre Adaklı

GooD aNd EvıL 09-14-2008 10:50 AM

Anadolu

Göz yaşlarım bağrımda damla – damla.
Anadolu kokusunda!
Her biri birer Anadolu ezgisi,
Düşer...

Düşer – düşer, daha bir ağlarım!

Acılı aşklar gizli kaderinde,
Yaralı çorak gelinler...

Yitirilmiş civan evlatlar bestesi olmuş,
Yürekli anaları, dert ortağı!
Başını yaslar omzuna...

Düşer – düşer Anadolum’a, daha bir ağlarım!
Damla – damla sel olup akarım...

19/06/2000
Pazartesi
01:09

Ferit Emre Adaklı

GooD aNd EvıL 09-14-2008 10:50 AM

Anahtar

Olup olmadığını bilmediğim,
Zamanın tersine işlediği,
Senin ve herkesin tersine koşuşturduğunuz dünyanın, adamıyım ben.

Çaresizliğin,
Heyecandan konuşamamanın adamı!

Vazgeçmek istemediğim *******,
Tercümanı oluyorlar içimden geçenlere.
Ölüm kokan günlerin yanında, inatla, martta açan erik çiçekleri var şimdi...

Tezatların başrolüyüm ben!

Kıyasıya bozulduğumu hissettiğim,
Orijinal bir kaçık oldum.
Kendimden tersine bir verim bekliyorum ya, ters olur diyorum...

Bekliyorum...
Seni...
Duymak istediğim, o anahtar sözcüğü...

28/03/2002
Perşembe
01:15
.İzmit

Ferit Emre Adaklı

GooD aNd EvıL 09-14-2008 10:51 AM

Anlamadın

Hiçbir zaman anlaşılamayacak,
Duygular …
Ve
Senin sabahsız ağlamaların,
İç çekmelerin …

Dönüp gidişinin hüznü sana bir şeyler ifade eder sanmıştım.
İmalı bakışlarla,
Derinden, şakalarla …

Anlatmaya çalışmıştım,
İçimdekilerini …
Anlamamıştın …

Bende seni anlamayacağım.
Bilemeyeceğim, iç dünyanda yaşadığın ayrıntıları.
Kocaman bir hüzün kalacak ortalıklarda …

Rüyalarımız bizi anlatacak.
Ve biz
Meçhullükler anıtı olacağız …

Anlaşılamadan …

03/04/2002
Çarşamba
01:02
.İzmit

Ferit Emre Adaklı

GooD aNd EvıL 09-14-2008 10:51 AM

Anlatsa

ANLATSA

Çakmaktaşı bir köşede çaktı
Aniden...
Yankısı tüttü simalarda,
Hayal meyal hatırladığım silüetlerle.

Dişlerinde aksetti ruhu.
Kokusu, yanık...
Tutuşturdu kuru kalpleri.
Ve ateş, aniden dans ediyor gibi göründü gölgelerle...

Gölge;
Ah bir dili olsa da konuşsa,
Senin gölgen olduğunu haykırsa,
Tutuşsa kalbi...

Ve aydınlansa ruhu,
Senin beni sevdiğini ama fark edemediğini anlatsa...
Ah bir anlatsa...

15/02/1998
Pazartesi
03:25
f.emre adaklı

Ferit Emre Adaklı

GooD aNd EvıL 09-14-2008 10:51 AM

Annem

Gündüzü görebiliyor musun?
İşte, o gündüzün kucağında,
Sımsıcağım...

Kol – kanat germiş, sıcak bir anne...
Bağrında bir soba, sönmeksizin ısıtıyor...

Hiçlik alemlerinden çıkıp geldim bu diyara!
Sığıntı mıyım, yoksa öz evlat mı?
Sığınıyorum, avunuyorum annemle!
Gözü yok yaptığında, okşuyor sadece! ...

Yeşil çimenlerdeyim, üzeri çiğli...
Katrelenmiş damlacıkların parlaklığıyla coşuyorum...
İşte bu güneşin sıcaklığı var bende.
Kalbimi aralayıp, ağlıyorum...

İşte anneciğim, sen busun diyorum...

20/02/1999
Cuma
18:57
Bilecik

Ferit Emre Adaklı

GooD aNd EvıL 09-14-2008 10:51 AM

Ara

Ara beni!
Hüznün ıslaklığında ara beni!
Bitkin, zulüm görmüş...
...
Kendimde kayboldum ben.
Kendimde ara beni!
Bendimde!

Kor ateşlere atan ellerde,
Kap kalın kayışların soğuk acımasızlığında,
Mahzenlerdeki sessizliğimde,
Kimsesizliğimde...
...
Sadece sensizliğimde ara beni!


14/10/1998
Çarşamba
02:55

Ferit Emre Adaklı

GooD aNd EvıL 09-14-2008 10:51 AM

Ardından

ARDINDAN

Vadideki çadırlar
Ve tüten dumanları ardından...

Serpiştiren kar tanecikleriyle danseden
Bir doğangüneş ve saçları, ardından,
Süzülüyor alnından.
Göğsünü kaplayan örülmüş ilmekler yığını.
Annesi örmüş onları...

Yerdeki buzun çatırtıları
Yankılanıyor dağlardan
Ve geri dönüyor tekrar vadiye ardından.
İrkiliyorlar, kuşlar ve taifesi...

Bugün yine at sütü içmiş yudum yudum.
Yanakları
Kıpkırmızı
Kıpkırmızı elbisesiyle takım olmuş.
Canım benim ne de tatlı.
Bacaksız tüy bile takmış başına
Ve şerefini ardından...
Danseden bir çocuktu belki
Ama erkekti o.

Gökyüzü karardı, kar taneleri arttı
Ve dağlar telaşlıydı.
O anda bir silah patladı
Ve bir silah daha.
Doğangüneş artık bir daha doğamadı
Ve bir kızılderili köyü daha yokoldu ardından...

Arkalarında buruk bir gözyaşı bile kalmadı.
Karlar dans etti ardından.
Ve dağlar yankıladı sonsuza dek gerçekleri
Bitmeksizin...

F.EMRE ADAKLI
02/12/1997

Ferit Emre Adaklı

GooD aNd EvıL 09-14-2008 10:51 AM

Arıyorum

ARIYORUM

Beynimde vıyıltılar,
Kurcalanmış yaralarım, kanıyor ardı arkası kesilmez.

Tenimde,
Kıl kökleri isyankar.
Bir kadeh rakı uğruna neyi vermem ki!

Ciğerim sızılı ve alın yazım kapkara.

Tahtakurusunun hışırtısında arıyorum neşeyi,
Rakının ıslaklığında buluyorum.

Başkaldırı hüküm sürmekte her yerimde, didik didik...

Arıyorum neşeyi, dudaklarının ıslaklığında,
Ve o aşk kokan pembeliğinde...

03/02/1998
Çarşamba
0:04
f.emre adaklı

Ferit Emre Adaklı

GooD aNd EvıL 09-14-2008 10:51 AM

Aşk

Çok övdüğünüz aşk bu mu?
Özlemle beklemiştim...
Hayallerde peşinden, kırılıp gitti.
Sadece kırgınlıklar, lider...

Kabaran iştahlar, doruklukla buluştu,
Tende bitmedi bir türlü...

Gözlerde biterdi hani?
Kopartırdı hayattan?
Olmadı...

Yoksa, çok övdüğünüz aşk bu kadar mı?

Donuk bir fotoğraf karesinde kaldı!
Bilinç altında bir kabus...
Çok tekrarlanan bir yalan...
Dağlarda yemyeşil bir fundalık,
Yapayalnız...

Ve
Dudaklarda hatırlanan,
Koskocaman,
Bir gülücük...

Ebede kadar!

10/05/1998
Pazar
23:50

Ferit Emre Adaklı

GooD aNd EvıL 09-14-2008 10:52 AM

Aşk Çılgınlığı

Çılgınlık sınırını zorladık,
Her partide, onun bilgeliğiyle daha bir sarhoştuk.
İçmeye gerek yok...
Sendromumuz öyle bir şey ki,
İfadesiz, dipsiz...

Çıkarlar yok, hukuk yok...
Gök yüzümüz bize ayrı bir yabancı.
Boğucu bir kahverengi; soğuk...

Dokundukça birbirimize, titriyoruz.
Topraklıyoruz stresimizi,
Avuç içindeki ellerimize...

Kasabanın şerifi; yakasında yıldızı, mesrur!
Görev yok, asayiş berkemal.

Aşk çılgınlığı bu!
Tüm vücudumuzla topraklıyoruz aşkımızı.
Dava yok, çözüm yok!
Sadece, boğucu, çılgın bir aşk var!

Sadece camdaki buğu,,,
Buğulu aşk her yerimizde...

15/04/1998
Çarşamba
06:22

Ferit Emre Adaklı

GooD aNd EvıL 09-14-2008 10:52 AM

Aşk Derim

Ölüm sessizliği bu!
Ölümün sıcak kucağına, adım – adım gidişimizin sesi.
Alıkoyacak bir el arar dururuz sürekli.

Dağlar inler,
Gizliden gizliye her şey bir şeyler sayıklar.
Ama bu sessizliği bozanı, gören oldu mu acaba?

İçimdeki isyan fırtınaları dahi bastıramadı,
Maalesef ki!
Ötesine geçemedi bir türlü.

Türlü – türlü yangınların tek sebebi olmak,
Ne kadar acı olsa gerek.
Ama o soğuk kucak, bunu ne kadar anlayabilir ki.

Derdimi duyan şöyle ılık bir vücut olsa!
Sanılandan çok – çok uzaklarda olan o bilinmezliğe götürse …
Ah bir götürse!
O dert bir yana, yana – yana yandığım başka dertlerimi de alsa …
Alıp kaçırsa, benden uzaklara …

Anbean yaklaşan o düşmandan uzaklaştıracak başka neler var?
Her şeyi manasızlaştıran,
Gök kadar saf,
Mantıksız, sadece güleç yüzlülükle bütünleşmiş ne var?
Ilık bir vücuttan başka …?

Deliliğin böylesi …
İstediğimi bir başkası daha istese, deliliğimin ne önemi vardı ki?

Korkusuzca saflık derim ben buna …
Aşk derim arkasından …
Sadece, benim aşkımdır, ölüme meydan okuyan be …
Manasızlıktır …

İnadına mantıksızlık …

03/07/2002
Çarşamba
02:04
.Eski Kerpe-Ömerağzı

Ferit Emre Adaklı

GooD aNd EvıL 09-14-2008 10:52 AM

Aşk Olsun

Her şeyim öylesine dost ki,
Tarifi yetersiz derecede yakın.
Şüpheler olmadan, o kadar sınırsızca güveniyorum ki onlara …

Kelimelere dökmeye çalışırken,
Dillenmeye başlamışken,
Tüylerim diken – diken oluveriyor …

Ağlıyorum bir anda!
Ve bir çok kişinin de ağlamasını istiyorum, omuz omuza, peşim sıra …

Bir sır var!
Bir büyü!

Çözebilene aşk olsun …
Çözmek için uğraşmıyorum …
Aşktandır deyip geçi veriyorum.

Hazırım dost!
Şüphelerim dost!
Gerisi yalan diyene aşk olsun!

03/07/2002
Çarşamba
21:15
.Kerpe-Çaybahçesi

Ferit Emre Adaklı

GooD aNd EvıL 09-14-2008 10:55 AM

Aşk Olsun II

Suratlar, şekiller, uç uca eklenmiş saplantılarım;
İpe sapa gelmez hayal odakları var!

Karmakarışık olmuş hayal havuzcuklarından, çekiyorum dehşetleri,
Kabusları …
Ve ardından gül bahçelerini …

Kendime gelmenin, içimdeki o uslu çocuğu bulmanın,
Karar verememe sendromunun yıkıldığı an işte!
Yıkılıp gidiyor, havuzların yanı başındaki dipsiz kuyulara …

Çıkarıp yüzüme vurana aşk olsun!

Boş ver, sen kaldırıp atana bak!

29/01/2003
Çarşamba
02:25
.İzmit

Ferit Emre Adaklı

GooD aNd EvıL 09-14-2008 10:55 AM

Aşksız

AŞKSIZ

*******im, gündüzlerim karmakarışık
Uğraşlarım, saat dilimlerim bomboş,
Elle tutulmaz,
Bire iki...

Yoruldum geçmesini bekleye bekleye,
Yoruldum uyuşukluktan,
İsmini tekrarlamaktan; ezberlercesine beynimde,
Kazağıma sinmiş kokunu duymamak için verdiğim çabadan...

Kendimi bir pislik gibi hissediyorum!
İşe yaramayan,
Beceremeyen sevdalarını...

Devamlı çaresiz...
Devamlı sensiz...
Devamlı aşksız...

18/03/1998
12:46
f.emre adaklı
İzmit

Ferit Emre Adaklı

GooD aNd EvıL 09-14-2008 10:55 AM

At

Bir garip masal bu, efsane kuşun getirdiği.
Kahramanları yosma! …
Yalancı!

Roller saçma, istemeden tutulmuş oynanıyor.
Sergilenmiş …
Anlatanlar bıkmamış, oynayanlar daha bir salakça …

Birileri Üsküdar’ı geçmiş; Anadolu’ya;
Arkasından bakıp ağlamak ne fayda!

Farkında olmak da bir gelişme, dur demek gibi bir şey.
Fark da böyle ortaya çıkıyor işte.
İyi ve kötünün savaşı …
Her şeyi gören ve görmeyenlerin, kara kucak güreşi gibi.

Salakça ve garip işte!
At, bende gerisine bakmıyorum!
Sen anlat arkadaş; dinlemiyorum!

02/10/2003
Perşembe
01:06
.İzmit

Ferit Emre Adaklı

GooD aNd EvıL 09-14-2008 10:55 AM

Ateşleri

Sorgulama! ,,,
Kullandığım cümlelerin kalitesini …
İçinde, ne kadar isminin geçmediğini …
Ağlamalarımı! ,,,
Sorgulama ne olursun!

Çirkinlikleri değil …
Bir yudumluk sevdalarımı …
Bir yudumluk heyecanlarımı değil …
Gelip geçen yozlaşan aşkımı değil …
Gittikçe çoğalan, geldikçe koparan, senin için olanları sorgula!
Ne olursun!

İsminin ne kadar geçmediği cümleleri sayma ne olursun!
Bende, sana ait ne kadar kelime olduğunu say …
Kanımda dolaşan …
Senin için olan …

Olumsuzluğu sorgulama ne olursun!
Beni sorgula!
Ve içimdeki ateşleri …

24/07/2002
Çarşamba
01:52
.İzmit

Ferit Emre Adaklı

GooD aNd EvıL 09-14-2008 10:56 AM

Avuç

Akasyalar çiçeklerini dökeli beri,
Aylar geçti biliyor musun?
Ardı sıra gelen şeyleri unutuyoruz yine!
Düşünmekten!
Konuşmaktan!
Ayları yakalayamamışız, çok mu! ! !

Tekrardan açar mı dersin?
Tekrardan, burunlarımızda kaşıntı yapar mı dersin?

Ve eski başlangıçların tatlarını yakalamak isterken,
Şimdinin tadını çıkaramıyoruz.
Şimdi; şimdilerde geçmiş olup kayıp gidiyor avuçlarımızdan …

O ahşap sandalyelerde, sıcaklıklarımız soğumaya yüz tuttu mu dersin? ! ! !
O akıp giden akasya çiçeklerine sorsana!
Şimdinin tadını çıkara, çıkara …
Avucundan kayarken …
Dimağından akarken …

03/10/2003
Cuma
01:13
.İzmit

Ferit Emre Adaklı

GooD aNd EvıL 09-14-2008 10:56 AM

Ayak

Destanlara adımı yazdırdım bu 3-5 gün.
Macera dolu yıllarla, dövüldüm, yıkıldım,
Parçalandım!
Yılmadan!

Namım yer aldı hep manşetlerde.
Hasretine boyun eğmedi, yüzü hep güldü diye.

Dayanılmaz olmuş;
Çok mu be güzelim!

Geçmişe bakıp – bakıp, gülüp dönüyorsun önüne, birden bire.
İnancım tam!
Gözyaşlarla dolu göz bebeklerim!

Bir şeyleri yapmanın gururu;
Saygınlık bu işte …

Ayaklar altına koymadan!
Yılmadan!

06/10/2003
Pazartesi
02:40
.İzmit

Ferit Emre Adaklı

GooD aNd EvıL 09-14-2008 10:56 AM

Ayna

Başlangıcın,
Temenni sözlerin anlatıyor, garip – çarpık açılarını …

Hiç görmedim diyen dilleri öpmek istiyorum!

Garip sevdalarının,
Çöl türkülerinin açısı;
Yiyip bitiriyor seni.
Gel de ümit yollarını ara, gel de, içten; duvarlarla kucaklaş!

Şerefsizim; isteksizim!
Batıp çıkışının sadece komikliği var; işe yarayan …

Dahası;
Bir ben varım sana bakan!
Bir de aynalar!

22/10/2002
Salı
03:19
.İzmit

Ferit Emre Adaklı

GooD aNd EvıL 09-14-2008 10:56 AM

Ayrılık

AYRILIK

Ardından bakıp ağlamayacağıma söz verdim.
Gözyaşlarıyla kurulmuş bir hayatta ne olabilir ki?

Hep güneşin battığı yerdeyiz ama,
Hep solgun...

Kararsız gidişlerin biletleri var elimizde.
Azrail ise hep oracıkta,
Oracıkta alacakmış gibi canımı.
Canım benim...

Şimdi de güneşin doğduğu yerdeyiz,
Yine kararsız, ne değişti?
Kalp atışlarını duyamıyorum artık.
Damarımdaki kan buz gibi,
Hayalimdeki bakışların gibi...

02/03/1998
Pazartesi
7:20
f.emre adaklı

Ferit Emre Adaklı

GooD aNd EvıL 09-14-2008 10:56 AM

Baba

Tarzımı kıskananlara lafım;
“ Karşılayın beni, küfür dolu cümlelerle... “
Kızgınlıktan yanık kaşlarım, beni fazlasıyla anlatır gibi.

Yoldan çıkmış arabaya benzer,
Dağılıp gitmiş bir zır deliyim.

Tutabilene aşk olsun içimden geçenleri.
Nefretim, nemli bir sağanak,
Ardından sel olmuş.
Önüne geçebilene helal olsun...

Tanımakta güçlük çekenlere lafım;
“ Eskilerde kalmış, hevesli babanızım ben... “,
Adım - adım,
Ufak – ufak;
Hedeflere...

Çekinmem geçmişte kaldı!
Ve yanıyorum.
Arzulu!
Deli – dolu! ...

15/02/2002
Cuma
03:27
İzmit.

Ferit Emre Adaklı

GooD aNd EvıL 09-14-2008 10:57 AM

Bağ

Bana doğruydu bugün yakamozlarım,
Sana doğru …
İçimin bir yerleri kanıyorken ve bunun hakkında yalan söylüyorken,
Vuruyorlardı kaygılarıma …

Etrafta olan biten o kadar zayıftı ki!
Farkındasız bir hayattaydım.
Sadece bana odaklı,
Sadece sana!

Dilimde ismin,
Kalbimde hatıralar …
Ve ben yalan söylüyorken ve ben ağlıyorken,
Vuruyorlardı bağlarıma …

23/08/2002
Cuma
02:40
.İzmit

Ferit Emre Adaklı

GooD aNd EvıL 09-14-2008 10:58 AM

Bahane

Her senden bir başlangıç,
Her başlangıçta bir güvensizlik var oldu.

Hep;
Sevinçlerimde, acı;
Hayal kırıklıklarında, yeni yüzlere dönüştü; bir – bir...

Elimden olmayan kısaltmalar,
Hayatı bir özete dönüştürmüştü.
İnceden, beyaz, karalama kağıtları gibi...

Tarihi geçmiş,
Herhangi bir şeye paket olarak kullanılan eski bir gazete gibi.

Oysa;
Başlı başına ben; eskimiş bir deri parçasıydım.
Ve her defasında, yeni suçlular bulan bendim...

Bahaneler üreten bendim.
Başlangıçları unutan...
Kötü yüzleri unutan...

Bendim çirkefleştiren, hayatı...
Ve asılmalıydım!
Azılı bir katil gibi...

18/03/2002
Pazartesi
02:30
.İzmit

Ferit Emre Adaklı

GooD aNd EvıL 09-14-2008 10:58 AM

Bahçeler

Sözlerim öyle yorgun ki,
Yıllarca bitik olan bedenim gibi.
Her şey, her şeye aksediyor zaten, hani etkilenmeler olur ya!

Bakarsın
Ve
Benzersin …

İstemeye, istemeye kapıldığın nehirler seni öylesine mutsuzlaştırır ki,
Engel olamazsın.
Yorgun düşersin.
Ama bazen piyangodan gülücükler çıkar,
Cennet bahçelerine ulaşırsın.
“ Gülmek bu kadar güzel olur muydu hiç? “ dersin.

O andan sonra,,,
Her şey mükemmeldir, sana kötülük yapanlar da dahil.
Yorgunluk bile …
Eskimiş göz yaşları bile …

Unutur gidersin!
Bahçeler senindir artık.
Senin!

23/08/2002
Cuma
20:34
.İzmit

Ferit Emre Adaklı

GooD aNd EvıL 09-14-2008 10:58 AM

Bahçıvan

Tüm insanlığa namzet,
O sevgi dolu kalbini dışarı al,
Göğsünü açıp...

Avcunda bana doğru tut! ,
Ki, feyiz güneşimde güneşlensin.
Güneşimle filizlensin, sıcak aşklar, dallarında...

Göz yaşlarını, göz yaşlarımızla sulamalıyız aşkla...
Ondaki aşkı bu aşkla katlamalı!
Bu aşkla coşmalı!
Bu aşkla coştukça ağlamalıyız.
Daha da büyütmeliyiz aşk çiçeklerini,
Aşk bahçelerini...

O bahçenin bahçıvanları olmalıyız,
Ömür boyu çalışmalı...
Ömür boyu çalışmalı, o aç kalbin, kalbimiz durana kadar!
Aşkla...

21/04/1998
Salı
02:25

Ferit Emre Adaklı

GooD aNd EvıL 09-14-2008 10:58 AM

Bakır Çanak

Kırkı çıkmış bir cenazeyim.
Kırkımdan ilham alıyor, dönüşe geçiyorum.
Bir yarış var kendi içimde...

Beni yemekten alıkoyan, yaşam – ölüm arasında hapseden,
Bir şirret var kanımda...
Korktuğum hiçbir şey yokken beni titremeler alıyor,
Güvensizliğimle baş başa kalıyorum...

Korkum her taraflarımı sarmış.
Ne olduğunu anlayamadığım korkum...

Kırkı çıkmış bir ölüyüm ben.
Neyden korkmalıyım Allah aşkına, neden korkmalıyım.
Kendi kendime hatimler indiriyorum, düşünsene...
Ve bir köşede titriyorum hayalet gibi.
Hayaletim ben.
Ama bu korkuların ta kendisi olmuşken, bu şirret nedir?

Hatimler, dualar...
Dönüp – dönüp başa geliyorum tekrar.

Kurşun mu döksem acaba?
Korkuyu korkutan korkularımı dağıtabilir miyim dersin?

Tekrar eski bana gülebiliyorum...

Yumuşak topraklı bir mezarda garip bir paranoyağım ben!
Ne korkularım var ne de korkusuzluklarım, artık.

Kırkımı kutluyorum kuru kanlarla..
İkiliğimi, iki şahsiyetliğimi kutluyorum...

Bakır çanaklarla içiyorum beni.
Bana, sana ve bakır çanaklarıma doyamıyorum.
Yağmurlu, yumuşak topraklı mezarlarımda...

Kırk, kırk bir, kırk iki...

10/03/2001
Cumartesi
01:26
Ankara – Gazi.
Firuze'ye

Ferit Emre Adaklı

GooD aNd EvıL 09-14-2008 10:58 AM

Bakla

Bıçak kesmiyor ağzımı!
Söylettiremez... Hiçbir güç,
Bana!
Fırtınalarda,
Çulsuz kalsam da!

Acı gerçekler hep kulağımda çınlıyor.
Bir iğne olsa da,
Delsem zarlarımı.
Bir daha,
Hiç duymasam!

Sesin içimde yalanlarla, çalkalanıyor.
Deymesin.
Çekil biraz şöyle yana.

Asıl gerçek, dilimin altındaki bakla!
Çıkarsam mı?
Söylettiremez...,
Hiçbir güç bana!
...
Ancak benimle birlikte, mezara...

03/04/1998
Cuma
01:33

Ferit Emre Adaklı

GooD aNd EvıL 09-14-2008 10:58 AM

Bataklık

Suçlu kim oyunu, bu oynanan!
Suçlunun her zaman belli olduğu …
Anlayamadığım, çözemediğim, kendimden şüphe duyduğum,
Daha bir kamçılayan belirlilik …
Ama bilmiyorum ki, suçlu kimmiş? ! ! !

Değer yargıları yıkıldıkça suçlunun ne önemi var? ,,,
Diyesim geliveriyor.
Bağlantı kurasım geliyor, suçluyla asıl suçlu arasında.
Kur kurabilirsen …
Elinde ruhsatın yok ki!
Elinde aklın!

O yetiyi yitirdiğin gerçeği, gözlerini kamaştırmış bir kere.
Seven kim?
Suçlu kim?
Ve ben nereye gidiveriyorum? ! ! !

Koskocaman, vıcık – vıcık bir bataklık gibi!

21/07/2002
Pazar
03:07
.İzmit

Ferit Emre Adaklı

GooD aNd EvıL 09-14-2008 10:58 AM

Bedenler

Dehşet içinde...
Kan gövdeyi götürdü.
Birilerinin beyinleri silah!
Karşı bedenler, toprak üstünde kokuştu!

Birileri, dur durak dinlemez.
Mükemmellik istemez.
Hep tok, hep gözü dönmüş...
Millet aşığı...
Kaçtı, kaçırdı, yaladı, yuttu...

Beyinsizler ordusu!
Beyinleri silah...
Nihayet bedenleri, toprak üstünde kokuştu...

03/05/1998
Pazar
03:20

Ferit Emre Adaklı


Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 11:33 PM

Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11   Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions, Inc.