![]() |
Kalender Sever
1 Mayıs 2008
Bütün gün Pirüpak bulutlar Yerde yaşanan çirkinliği Görmesin diye Güneşin yüzünü kapattılar Ne ay doğdu o akşam Ne de yıldızlar ışıdı ....................... Ve kimileri O gece yeniden Bin yıllık karanlığın uykusuna yattılar Kalender Sever |
Abeceden Önce
Abeceden önce öğrendim ekmeğimi kazanmayı Sonra seviyi Ve şimdi anlıyorum ki Bu durumu şiir anlatabilir En iyi Abeceden önce öğrendim varlık-yokluğu Sonra nesneyi Ve şimdi anlıyorum ki Bir şair anlatabilir bu felsefeyi En iyi Abeceden önce öğrendim Güneş'i,ay'ı, geceyi Ve şimdi anlıyorum ki Yıldız kayarken Tuttuğum dilekleri Koca bir hiç anlatabilir En iyi Abeceden önce öğrendim, sevişmeyi Sonra seviyi Ve şimdi anlıyorum ki Bu durumu bir çocuk anlatabilir En iyi Ben Abeceden önce öğrendim, herşeyi Kalender Sever |
Ağıt Yükü Türküler
Bazan acısı yüreğe ağıt yükü olur Bir insandan geriye kalan bir türkü Yüzünü karıştırmaya yeter de artar Bir bulut nasıl karıştırmaya yeterse göğü Ve damar damar İçine akar hüzün Dönüşü başka yazgıda geçen Başka mevsime uçan bir kuştur Artık güldüğün Kalender Sever |
Akar Gider Arsız Hayat
Bir damla yaş durur gözünde Acır damağında her tat Ölüm gelir başım üstüne Akar gider arsız hayat Bir buluttun gökyüzünde Bindiğin rüzgardan bir at Mevsim mevsim ülke ülke Akar gider arsız hayat Yarin yattığı o dizde Romatizma sızlar şu saat Bir parıltı yanar söner gözünde Akar gider arsız hayat Yemişi bin bir biçimde Her biri bir giz taşır içinde Bebek gibi sallarken dizinde Akar gider arsız hayat Kalender Sever |
Akşam
Akşam Büyük bir gemi gibi yanaşır evine Bütün gece yükünü boşaltır yüreğine Ay dolanırken günyayı Bir yolculuk başlar ta içine Dünya döner Ay tepeleri aşar Her tavşan yazgısını koşar Akşam Büyük sessizliğini yığar kapına Ay un eler pencerede ince ince Bir yıldız kayar ansızın Bir sızı düşer ta içine Gece döner Gün ağarır Güneşten ışık sağılır Yine Akşam yanaşır evine Kalender Sever |
Alık Yarim
“k” Benim Alık yarim Dağdağasız Balık yarim Ben deniz seni Arar dalgalarım “a” Benim Alık yarim Sen güneş Ben karım Sen gül Ben ağlarım “l” Ellerin Kırmızı benim Gül goncası Kan tükürür leblerin Beni öldürme Kalbindedir yerim “e” Benim Ay aşığım Sen güneş Ben sıra dağlarım Sen yoksan Ben kara bağlarım “n” ………….. “d” Benim Bağ benim Sen bağbanım Bir yanım yeşil yaprak Bir yanım çağla benim Dalıma yarin eli uzandı Çiğ tanesi ağlama, sevin “e” Benim Seller benim Gözyaşım göller benim Ben bir kara bulut, Sen okyanus Koynunda mavi gülerim “r” Benim Gün benim Gece benim Üstüme yıldız düşer Bir kuytuda *******im Bir kadeh ki sonsuzluk Son yudumu Son demi sun saki Kainat döner Ben içer kâinata dönerim Kalender Sever |
Anne
Bir mevsim sersem ayaklarına Elbette baharı istersin Dağ dağ kokar Renk renk gülersin Bir mevsim sersem ayaklarına İster misin? Her pınarına güneşle beraber Bir çift ceylan insin Çam dalı Çiğ tanesi Gelincik kırmızı kanasın Bir mevsim sersem ayaklarına Üstüne bir sen Bir bulut titresin Bir mevsim sersem ayaklarına İçinden lodos olmak istersin Nerde bir çocuk ölse Deniz yüreğin gibi kabarır Kıyıları döversin Bir mevsim sersem ayaklarına Hıçkırıklarını rüzgarlara gömersin Bir mevsim sersem ayaklarına İçinden en çok güneşe benzersin Güneş gibi sen de bir tanesin İçimi ısıtır gülen yüzün, Dilerim, güneş gibi her gün sen de gülersin Bir mevsim sersem ayaklarına Elleri öpülesi Bir mevsim sersem ayaklarına Saçların kara gecesi Yıldızları tutuştursun gözlerin Tepelere ay doğmadan öncesi Bir mevsim sersem ayaklarına Elbette baharı istersin Her bakışımda bir çiçekle Gözlerimden öpersin Kalender Sever |
Asıl Olan
Gelincik kırmızı kanatır Toprağın yanağını. Açan her zambak Besbelli beyaz bir yaradır. Dağ doruğundan gelen deli rüzgar Uçurumların bilediği korkuları Kuytulara anlatır Ey hat! Toynakları yerden ışık toplayan at gibi Dörtnala geçti hayat Belki en büyük hakikat, var olmaktır Fakat, Asıl olan farkına varmaktır Dört mevsim güneş aklında Yağmur kalbinde rügara inat Bir bulut gibi Evrende kendini unutmaktır Kalender Sever |
Ay Işığı
Silinir renkler ve şehir Kapatınca gözlerimi Oysa ben seni bekliyorum Gözümü kırpmadan Ahşap bir pencere gibi Rüzgarla savrulur Sarı ışıklarında Sokak lambasının Yağmur tanecikleri Bulutların arkasında Gizleme yüzünü Karartma *******i İstemez miyim, Denizin ayağına gelmesini İnat etme Ay ışığı Gir içeri Kalender Sever |
Ayrı şafağı vardır her dağın
Burnumda tütüyor bahar Yavruağzı şafakları Kar yağıyor saçlarına dağın Beyaz inciler bir bir Paslı yapraklara Kırmızı toprağa Darmadağın Beyaz türküsünü söylüyor kar Mavi göğün gri bulutları Beyaz saçlarını tarıyor akşamın Her akşam ayrı geceye uyanır yıldızlar Çiçekleri ayrı Güneşi ayrı Ayrı şafağı vardır her dağın Mevsimler gelir-geçer Yavruağzı şafakları Yolcusunu gideceği yere bırakır Her dağın patikaları Kalender Sever |
Ayrılık
Her biletin bir canı vardır Pasaportun bir sayfalarından bakan Her havaalanı kapısını Bir kere anlatan Her öpücüğü dudağını kanatan Bir mühürle Pasaporttur biletini aldatan Hasret bir rüzgar Dalımı kıran İnsan bir ağaç Kapıdan kapıya Yaprağını savuran İki gözün Ağladığı aynı ayrılıktır Yüreğime tek batan Her bileti Bir ayrılığı anlatan Kalender Sever |
Bahar Yüklü Bulut
Bir milyon yürek Gelincik tarlası gibi dalga dalga Yürüdük güneşli bir günde Yürüdük “bulutları maviliklere sürerek” Bir milyon yürek Aktı Ankara’ya dört koldan Aktı Tandoğan’dan Anıtkabire bir nehir On dört nisan günü Bahar yüklü bulut gibi gürleyerek Not: 14 Nisan 2007/Ankara Kalender Sever |
Ben Bir Söğüt Ağacıyım
Ben bir söğüt ağacıyım Bir sarmışık yürür kuru dalımda Pay ettim serçelere acımı Altımda su akar gümüş yanar Güneş tararken saçımı Ben bir söğüt ağacıyım Dal dal yaprak yaprak Kurudum bir bahar üstü Çürüdü köklerim bir bir Sonra rüzgar da küstü Ben bir söğüt ağacıyım Ayakta ölür ağaçlar Bir ağıttır o gün, şafak Akşamüstü yağmur çiseler Islanır, kokar toprak Ben bir söğüt ağacıyım Elim kolum kuru dallar Bu ağıt sizin için ey... Sizin için ağlayamam Ağlamasını bilmez ağaçlar Kalender Sever |
Benim Güzel Küçük Evim
Benim güzel küçük evim Cansız şeyler ölmez Bir parçası senin Benim kaderim Yola bakar pencerelerin Otobüs durağına Belki de bir daha dönmemek üzere giden Gider ağrına Benim güzel küçük evim Ben geldim Kalender Sever |
Biliyorum Gecenin Neden Saatleri Sıfırladığını
Biliyorum gecenin neden saatleri sıfırladığını Bir eksildik bir çoğaldık bütün gün Yeniden hak edeceğiz iyiyi ve güzeli Dişin eskisinde kaldı güldüğün Hiçbir saat göstermez gerçek zamanı Geçmiştir aslında gördüğün Her gün yeniden kuracağız gerçeği En son yalandır doğru bildiğin Kalender Sever |
Bir Çiçek Gibi Saksıda, Yalnız
Parmak ucundan yürüdü yüreğime karıncalar Ellerim koynuma sığındı, Saçağa sığınan serçe onlar, Sıcak soğuğa karıştı Yüzüme bakıp geçerken insanlar. Göz yaşlarınız sizin olsun Benim de elbette bir anam var. Her gün suladığınız Bir çiçek gibi saksıda, yalnız Açsa, koksa ne yazar Vicdanınız kurumasın Vicdanınız neye yarar Kalender Sever |
Bir Diktatörün Kısa Tarihi
Bir Diktatörün Kısa Tarihi I. 30 Aralık 2006 Saat 04:55 Bir dar ağacı Bir ilmek İlmeğin ucunda Saddam Katilde olsa İlmeğin ucundaki İnsana yakışmıyor idam Öldürdü Saddam Öldürüldü vesselam II. Su testisi su yolunda kırıldı En son gördüğü dar ağacı Kendisi için kuruldu Kalender Sever |
Bir Kapı, Bir Kadın
Bir kapı, Bir kadın İlk kelime zor adım Fırtınadan önce gibi Bütün pencereleri kapadım Varmak ister her patika Yolcunun gittiği yere Türküsünü de paylaşır Acı su, ekmeğini de Yalnız ağaç Kırık dal Son uzanan elden kalma Tatlı bir sızıdır hala Rüzgarları okşamasa da Bir kapı Bir kadın O çalmadı Ben açmadım Kalender Sever |
Bir Nehir Olmak İsterim
Bir nehir olmak isterim Kar suyundan beyaz içen Her sabah güneş doğarken Bir çocuğun düşünden geçen Bir nehir olmak isterim Savaş meydanlarını ikiye bölen Geçtiği her ova bir yeşil deniz İnsanı dört mevsim yüzü gülen Bir nehir olmak isterim Şelalerinden uçurum içen Sırtında bir bulut yüklü Gökkuşağının altından geçen Bir nehir olmak isterim Doğduğu yer güneşe düşen Kolları dört yanı saran Yatağında yüzyıllardır sevişen Bir nehir olmak isterim Korkularını köprülerle bölüşen Gecenin en karanlık yerinde Bir türkü gibi dilime düşen Kalender Sever |
Bir resim karesi ve tuzla tershanesi
Güneş pırıl pırıl Gök buz mavisi Canı sıkılan adam gibi rüzgar Yapraklarla oynuyor hafiften Yok efilesi İbrahim Urfalı Evli Bir çocuğu var İbrahim tershane işçisi İbrahim Dünyalı İnsan İki gözü, iki kulağı, iki eli var Ağzı var dili yok İbrahim bu yüzyılın kölesi Bir resim karesinde İbrahim Dört gençten biri Burası Türkiye Bir tuzla tershanesi İbrahim tershane işçisi Bütün derdi Bir kuru ekmek hepsi... ........................... Umrumuzdaydı sanki doğarken Olay olsun ölmesi Milyon dolar bir lüks yat Yanında Otuz Türk Lirasına bir hayat Liberal ekonomi değil mi Her şeyin bir fiyatı var Al-sat Kalender Sever |
Bir Sabah Güneş Işırken
Çekiç sesleri yankılıyor Sabah güneşi ışırken, duvarlarda Bir dilim peynir, üç zetin tanesi Çekiç sesleri ve Beton kolonlar yükseliyor, artarda İnsanı kahreden Para Kahreden Şu yaşamak var ya İşcilerin sesi yankılıyor Sabah güneşi ışırken, duvarlarda Bir dilim ekmek, üç zeytin tanesi Çekiç sesleri sonra Ansızın aklıma takılıyor, artarda Bir göz evi ve Bir gecede milyon dolar kazandıran arsa İnsanı kahreden Para Kahreden Şu yaşamak var ya Çekiç sesleri yankılıyor Sabah güneşi ışırken, duvarlarda Bir bardak çay, üç zeytin tanesi Çekiç sesleri ve sonra Çocukları geçiyor gözümün önünden, artarda Bir sabah güneşi ışırken Geçecekler babasının yerine İnsanı kahreden Para Kahreden Şu yaşamak var ya Kalender Sever |
Bir Şey Hariç
Şiir öyle bir el ki, Bazan avucunda tuttuğunu sunar Bazan da arta kalanı Bir mevsim gibi her şeyden anlar Bilir Bir şey hariç: Yalanı Yalan öyle bir şey ki, Yemiş yüklü dalları ağaçların Ve açlık hala katili insanların Oysa ki bir şiir gibi dört mevsim Hükmü sürmeli baharın Öyle bir şey ki şiir Karı baharın Dağlarında yemiş Dünya hali her şey olabilir Bir şey hariç: Ölürken karnı tok olmalı insanların ........................ Kalender Sever |
Bir yazgısı vardır her kapının
Bir yazgısı vardır her kapının İki yaşamın orta yerinde Kıyıya vuran Acı tatlı Anıları vardır Kilidin dilinde duran Bir belleği vardır Kapı pervazında Çakı çentiğinde duran Eşiği vardır Hüzne dalgakıran Bir celladı vardır her kapının Eli sinsi bir rüzgar Her girişinde ayak sesi Ayrı gıcırdar Her akşam bir ihanettir Gölgesi hep içeri vuran Bir tek derdi vardır İçerde oturan Kalender Sever |
Böyle bir ayrılık yazmadı kitaplar
Ankara, Ben ve kar Böyle bir ayrılık yazmadı kitaplar Ben dışarıda Londra da Yar İçerde tek anahtar Ocak 2006/Ankara Kalender Sever |
Bulaştırmışken Yüreğini
Hangi şair yazabilir, acının şiirini Batırmadan, acıya yüreğini Ve hangi ağırlığı Hangi tartı tartabilir Duyumsamadan yerçekimini Damıtmak için güneş ışığından Beşinçi mevsimi Bir şairden başka Kim bakabilir güneşe Kırpmadan gözlerini Kimi dahi diyecek Kimi enayi İyisi mi sen Bulaştırmışken yüreğini Bir daha oku bu şiiri Kalender Sever |
Bütün yollar kalbime çıkar
Kıyamam karıncaya Üstüne basamam gelinciğin Kan tutar Aklım çıkar Emeğini çalamam Şairin işçinin Tüküremem yerlere Kolumu kaptırmışım şiire Bir kere Serçe sevişmesi sevincim Kan sıçrar beynime bakınca gazetelere Kan tutar Kalbimi kaptırmışım şiire Ne çare Bazen Kalbimi ey hayat! Şeytan diyor ki Kırmızı pancar gibi sök at Lakin korkarım canım çıkar Üstüne üstlük şairim Damar damar bütün yollar kalbime çıkar Kalender Sever |
Ceren Bebek
Ceren bebek Bir çoğumuzun bir ömürde becerdiğini Bir buçuk aylık ömründe becerdin Öldün demek Küçük bebek Ölüler konuşmaz Bir eksiklik değil Konuşmayı öğrenemeden ölmek Ceren bebek Hayıflanma, Dert etme Yürüyemedin diye Yürümese de olur, bir melek ........................................... Kalender Sever |
Çerez
I. Şiar Yola dair Bir yanda halk yürür Bir yanda şair II. Eder Gelir gider Mal canın yongası Elde var keder III. Hayır Savaşa dair Bir yanda can yürür Bir yanda kafir IV. Barış Bir yarış Çıkışı bilinmez Kalptedir varış Kalender Sever |
Çıkmaz Sokak
Tadını çıkar anın Gülüm Gereği yok telaşın Çıkmaz sokak Gittiğin yol Sonu ölüm Kalender Sever |
Çocuk yüreği
Çocuk yüreği Can kırığıdır Neresinden tutsan batar Her kırığı Bir başka ağrıdır Nereye batsa orda atar Her çocuk yüreği Bir can tartar İçindeki ömür Ne kadar bölünse O kadar artar Çocuk yüreği Can kırığıdır Battı mı ağlatır Her ağrı canı anlatır Kalender Sever |
Çorba parası ve kökler
İlahi Ali Köklerinden utanır mı ağaçlar Örneğin nar Her sonbahar Eğilir Öper yeri Dudakları kanar servi Üşümesin diye kökleri Rüzgardan elleri Saçlarını yolar Örter yeri İlahi Ali Züğürtsek Neyi çözer, inkar Cebimizdeki para İki çorba içecek kadar İki çorba parası Hepsi o kadar Kalender Sever |
Deniz Ölüsü
Sen yüzünü karartmış ihanet içinde giderken Yağmurla peşinden gelen deniz kokusu Sen her iki şemsiyenden döküleni çiğnerken Arkanda kalan koca bir deniz ölüsü Sen bu yüreğin umudusun Gitme Ben olmazsam Sen ölürsün Ben deniz Sen bende yitik gömüsün Avucumdaki bir parça zaman, güneş doğarken İçimdeki hüzün dünden kalan zamanın tortusu Bir sağanak ki toprağımdan koşup giderken Düşen her damla yağmur ömür törpüsü Sen bu göğün gülüsün Gitme Ben dinersem Sen ölürsün Bendeniz yağmur Sen gökkuşağı ölüsü Meltemlerim dindi anılar şimdi bir karayel Yarama bastığım denizden gelen tuz kokusu Her gece düşlerimden geçen mavi bir hayal Sabahlarımı çekilmez kılan uyanmak korkusu Sen bu peteğin balısın Gitme Ben gidersem Sen ölürsün Ben bal arısı Sen çiçek ölüsü Kalender Sever |
Dost
Dost bilir, dostun gerçek derdini Gonca gül gibi başın yere eğdi mi. Çiğ tanesidir yaş, Güller acar yüzünde, Dostun eli, dosta değdi mi. Altını sarraf bilir, Dost dosttun rindini, Yar sinesi gibi yüzünü ateşe serdi mi. Dost dostan, Altın değerini insandan alır; Her güzelden bir iz kalır özünde, Dostun yüzü, dosta değdi mi. Dost dostun boy aynasıdır, Dost dostan bilir kendini, Kırılsa da, yüzü sırrında kalır. Ağu keser yüreği, yaş gelir gözünden Dostun sözü, dosta değdi mi. .................................................. Kalender Sever |
Dostluğa Ağıt
Canı dosta feda etmeyene Hiç dost denir mi? Güzel insan Bencilliğim odur ki Ruhumun diğer yarısı sendedir Tasasına düştüğüm can Bir değildirki ............................... Kalender Sever |
Dua
Başkasına ait ise eğer Bir yudum Bir lokma Seni boğmaya yeter Yazdıklarım diken gibi kıçına batsın Bir başkasına ait ise oturduğun yer Ahlakı yoktur fiziğin Uçaktır uçar Yattır,gemidir yüzer Odun mudur? Su mudur? Taşıdığın bilinmez Cehennem midir? Uçağın, yatın, geminin gideceği yer Kalender Sever |
E mi
Sen ölme Sen ölme e mi? Toprağı tarla tarla Lacivert denizi gümüş balıklarla Balıkçı ağıyla gölü Kırlangıç kanadıyla göğü Bölme e mi Sen ölme Sen ölme e mi? Kalender Sever |
Ebeleme
Geçmişin Gelirken peşinden Bir çocuk gibi Burnunu çek çeke Anılar Ebeler gözyaşlarını ve seni Her seferinde Aynı köşede Kalender Sever |
Ege Her İnsanda Belli Eder
Ege her insanda belli eder Cahili şair, şairi deli eder Ege şiiri sesinden belli eder Yürek titretir İçine siner Her mısrada dalga sesi, bir gelir bir gider Ege her baharda belli eder Gök kararır Silinir gölgeler Şimşek çakar Yağmur denizi çiviler Dalgaların tepesinde martılar bir çıkar bir iner ve Bir vapur kalkar iskeleden Deniz kırışır gider Kordon’da kahreden ağlayan, gülen Keyfe keder karışır gider İzmir her halinden belli eder Koynuna sığınır şehir gibi gemiler Binlerin yüreğine her gece Bir yalnızlık demirler Gün gelir,karanlık perde iner Bir salkım üzüm gibi her yürek Bir avuç toprak eder En nihayetinde iyi-kötü karışır gider Ege her şairde belli eder Şiiri sesinden şairi aklından eder Kalender Sever |
Evimin Arkası Dağ Olmalı
Evimin arkası dağ olmalı Önü deniz Dağda yüzyıllık çınarı Deniz de yaşlı balıkçıları Evimin arkası dağ olmalı Kapıda nar ağaçları Dağda dört mevsim kar Yere deymeli narın saçları Evimin arkası dağ olmalı Çat kapı baharı Çiçekleri bin bir renk Çiğdemleri mutlaka sarı Evimin arkası dağ olmalı Bahçede al al elmaları Tepelerde şafak sökerken Martı çığlıklarından sabahları Evimin arkası dağ olmalı Önü deniz Dağda kekik kokulu rüzgar Denizde bir yelkenli Mavi bir türkü söylerken Beni dosta götürmeli Kalender Sever |
Gelin Gelin Anılar
Taşında toprağında boy boy ayak izim var Kayalarına kulağımı dayasam İçinde sesim yankılar Kaç kavak gövdesinde yara gibi büyüyen ismim var Pınar başında kana kana su içen, suya eğilmiş aksim var Bizim evin sokağı, hala benden çaldığı bilyeleri saklar Kaç kış geçti üzerinden, kaç bahar? Hala durur mu? Annemin kafama attığı taştaki kanlar Kırk beşine merdiven dayadım Leş kartalı gibi döne döne gelin, gelin gelin anılar Her kış zemheride dam boyu yağan kar Annemin kilimlerine benzeyen toprak, zil zurna bahar Bütün yaz dalga dalga akan, altın buğday tanesi dolu başaklar Düşümde ucundan çekiştirdiğim yıldız yıldız gökyüzü var; İçimdeki çocuk hala dam başında yorgansız yatar Siyah önlük sıra sıra yaşanan karşılıksız aşklar Hasretim büyür, her gün biraz daha sarı sonbahar Siyahların saltanatını bitirmek üzere saçımda aklar Leş kartalı gibi döne döne gelin, gelin gelin anılar Dut ağacının en uç dalına tırmandığım zamanlar Tatlısından anlardım en az bal arısı kadar Ne kadar da ekşi olurdu dalından çaldığımız elmalar Külde pişen patatesler, neden hep benim elimi yakar? En küçüğünü kim ister, patates bitmeden, biten kavgalar Daha da candan arkadaştık o karanlık akşamlar Matematik de yoktu, kuzuları saymak içindi sayılar Elimde değil, tespih tanesi gibi düşüyor bir bir yıllar Azgın bir derya içinde omuzlarda batıyor kayıklar Leş kartalı gibi döne döne gelin, gelin gelin anılar Kalender Sever |
| Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 05:04 AM |
Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11 Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions, Inc.