www.cakal.net Forumları YabadabaDuuuee

www.cakal.net Forumları YabadabaDuuuee (https://www.cakal.net/index.php)
-   Eskiler (Arşiv) (https://www.cakal.net/forumdisplay.php?f=188)
-   -   Zeynal Yaman (https://www.cakal.net/showthread.php?t=135316)

GooD aNd EvıL 10-07-2008 06:48 PM

Zeynal Yaman
 
Ağlamazdık

Yokuştan korksaydık dağlara tırmanmazdık
Biz ki bir şirin için ne dağları kazdık
Eğer ruhumuzdan akmasaydı aşk pınarı
Şu zaman çölüne bu kadar ağlamazdık

Zeynal Yaman

GooD aNd EvıL 10-07-2008 06:48 PM

Ağlardı

Yem olur denizde batan
Hey gidi sahipsiz vatan
Kalkıp da hâlini görse
Ağlardı bağrında yatan

1998 Bursa

Zeynal Yaman

GooD aNd EvıL 10-07-2008 06:48 PM

Akademik Cehalet

Akademik cehalet tedavülde dolaşıyor
Elden ele, dilden dile erbabına ulaşıyor
Bu nasıl bir illet-i zamanedir ki böyle dostlar
Yalnız, okumuş cahillerin kanına bulaşıyor
2008-02-08

Zeynal Yaman

GooD aNd EvıL 10-07-2008 06:48 PM

Akılsız Başım

Ah benim akılsız başım
Yüzünden ağırdı başım
Yine ne suç işledin ki
Eğildi kalkmıyor başım

1987

Zeynal Yaman

GooD aNd EvıL 10-07-2008 06:48 PM

Alevden Bir Gül

Ben öyle bir güzele verdim ki gönül
Sevdası yüreğimde alevden bir gül
Yanılıp da dalına konsaydı bülbül
Hemen tutuşup yanardı ateşime

20006 Bursa

Zeynal Yaman

GooD aNd EvıL 10-07-2008 06:48 PM

Aşk Deryasına Yelken Açtım

Aşk deryasına yelken açtım
Ufuklar dar dar geldi gönlüme
Güya ben benden kaçacaktım
Meydan okumak için ölüme
Aşk deryasına yelken açtım

Fırtınalar içimden dışarı aktı
Öteler çok çetin çok ıraktı
Aldı beni bir aşk kanadına
Beni bensiz bir Ben'e bıraktı
Fırtınalar içimden dışarı aktı

İlim silik bir resim, aşk solmaz bir desen
Bir deli rüzgârdır içimden esen
Dışımda sükût... Görüntüm yanıltıcı
Bir yalancı bıçakmış meğer beni benden kesen
İlim silik bir resim, aşk solmaz bir desen

Zaman zamansıza muhtaç ben bensizliğe
Dibi yok deryalarda battım dipsizliğe
Meğer gözyaşından başka bir şey değilmiş deryalar
Haddini bilmeyenler düşermiş edepsizliğe
Zaman zamansıza muhtaç ben bensizliğe

Yokluk bir ayna yoku var edene
Herşey bağlanmış mutlak bir nedene
Ben sebepsiz bir varmıyım ki
Takılayım bir kör gibi bedene
Yokluk bir ayna yoku var edene

Perdeler göze engel gönle yol engin
Ok yöneldi hedefe, yayım sıkı ve gergin
Bir 'gel! ' yeter zamanı delmeye
Ey ruhum bu yolda melekler dengin
Perdeler göze engel gönle yol engin...

1997

Zeynal Yaman

GooD aNd EvıL 10-07-2008 06:48 PM

Aşk için

Ferhat, aşk için dağları deldi de sanki ne oldu?
Bağnazlık, aşkın yollarına yeni dağları koydu...

Bursa, 2004

Zeynal Yaman

GooD aNd EvıL 10-07-2008 06:48 PM

Aşk Sahrasında

Kurşun sıkıp cehle ilme râm olmuşuz
Amîl olup ihlas ile tam olmuşuz

Erüp aşk sarayında söz irfanına
Erenler meclisine ikrâm olmuşuz

Ol Mâbut'tan ne gelmişse hoştur deyup
Aşk sahrasında zevk-i müdâm olmuşuz

Ne gam ne keder ne de ye'stir sözümüz
Her söz ile gönüllerde kâm olmuşuz

Her an Hakk'ı söyler Hakk'ı işitiriz
Anınçün Hakk'tan halka ilâm olmuşuz

1988

Zeynal Yaman

GooD aNd EvıL 10-07-2008 06:49 PM

Aşk Sıcağında

Hayat aşk sıcağında bir busedir dudaklarımda
Onu da koyarım alnına ölümün son anımda!

Zeynal Yaman

GooD aNd EvıL 10-07-2008 06:49 PM

Aşk şarabı

Aynalar bir gün elbet küsecek bana
Ben şu âlemde yine yalnız kalacağım
Ey aşk şarabı artık karış kanıma
Ben bugün kanımdan kan alacağım

Zeynal Yaman

GooD aNd EvıL 10-07-2008 06:49 PM

Aşk ve Vefa

Aşkın vefasını Leyla'da görmeseydi Mecnun
Hiç düşer miydi bir aşk uğruna bu kadar yorgun?

14-05-2006

Zeynal Yaman

GooD aNd EvıL 10-07-2008 06:49 PM

Aşkı Olmayan Ölüdür

Aşkı olmayanlar yaşayan birer ölüdür
Yalnız şu âlemde aşkı olanlar diridir

1997

Zeynal Yaman

GooD aNd EvıL 10-07-2008 06:49 PM

Ay Oğul

Anam derdi: Ey oğul,can oğul, ay oğul
Küçükleri gözet büyükleri say oğul
Sakın harama dalma hep helali gözet
Kendi bağında, kendi dağında kay oğul

Devletin malına deniz derler, inanma
Doğru deseler de sakın lokmanı banma
Bir söz ki şeytanidir, inanıp aldanma
Hep Hakkın yaylasında sürünü yay oğul

İffetli ol ki sana Yusufi desinler
Kenan ellerinden kalkıp sana gelsinler
Kardeşlerin ellerinden ekmek yesinler
Alacaksan ol nebilerden al pay oğul

Yaşama hakkını yalnız kendinde görme
Etrafına kalın kalın duvarlar örme
Sakın ha nefretin kirli izini sürme
Süreceksen aşkın izini sür hay oğul

Herkesi bir tut insanları geren olma
Nefsini unutup ağyarı yeren olma
Düşmanlığa ne yol, ne geçit veren olma
Birliktir toplum için en sağlam fay oğul

Sütüm helal etmem bunu böyle bilesin
Ta ki izzetli yaşayıp öyle ölesin
Gayrı şu anan sana daha ne dilesin
İçten gelmeyen her söz, her şey yapay oğul


Adını Zeynal koydum ki âbid olasın
Her an Hakkı anıp huzurunda olasın
İki cihanda dilerim aziz olasın
Anlayana Allah’a ısmarladık say oğul
Anlamayana şöyle böyle bir bay oğul

29 -01-2008

Zeynal Yaman

GooD aNd EvıL 10-07-2008 06:49 PM

Ayrılık Yolu

Umutsuz beklemek ölüm gibi hep acı dolu
Umutların bittiği yerde başlar ayrılık yolu

1987

Zeynal Yaman

GooD aNd EvıL 10-07-2008 06:52 PM

Ayşe

Gel Ayşe gül dikelim
Şu gönül bahçesine
Varsın dikeni bize batsın
Kokusu herkese...

Zeynal Yaman

GooD aNd EvıL 10-07-2008 06:52 PM

Azık

Aşktan daha âla azık bulunmaz seyyaha
Yalnız aşk imiş insanı yükselten Allah'a

1997

Zeynal Yaman

GooD aNd EvıL 10-07-2008 06:52 PM

Bekle

Heykel bir bedenden bekle her türlü cinneti
İmanı olmayanın olmazmış merhameti
1997

Zeynal Yaman

GooD aNd EvıL 10-07-2008 06:52 PM

Bela

Ey Zeynel! Bela dilden çıkıp konarmış başa
Ya bin düşünüp bir söyle ya da sessiz yaşa

Zeynal Yaman

GooD aNd EvıL 10-07-2008 06:52 PM

Ben Suçluyum Beni Atın Ateşlere

Mademki gamsız biriyim şu âlemde;
Ben suçluyum, beni atın ateşlere...
İşte boynum, ferman edin bir kalemde
Ben suçluyum, beni atın ateşlere...

Bombalar emerken gözlerin yaşını
Sorun:'Nasıl yastığa koydun başını?
Nerde tükettin ekmeğini-aşını? '
Ben suçluyum, beni atın ateşlere...

'Neden hâlâ gözlerinde yaş yok? ' deyin
Ve ağzınıza ne gelirse söyleyin
Bir de 'İnsan mısın sen? ' diye ekleyin
Ben suçluyum, beni atın ateşlere...

Mademki gamsızlığım zulme destektir
Zalime yardımdır, mazluma köstektir
Utanmaz hâllerin encamı kötektir
Ben suçluyum, beni atın ateşlere...

Sorun bana:'Zulüm nerde, sen nerdesin?
Neden zalime karşı çıkmıyor sesin? '
İsterseniz yatırın bıçakla kesin
Ben suçluyum, beni atın ateşlere...

'Bunca feryat var iken nasıl uyudun?
Şeytan mısın ki sen şeytanlara uydun? '
Sorun.'İzzeti kendinden nasıl soydun? '
Ben suçluyum, beni atın ateşlere...

Kirletilen her şeyin vebâli benim
Bozuldu mu acaba insanlık genim?
Yanmak için var bin bir çeşit nedenim
Ben suçluyum, beni atın ateşlere...

Hakk'ın huzuruna varınca, ne derim?
İnanın ki bundandır benim kederim
Mezarımda bile rahatsız pederim
Ben suçluyum, beni atın ateşlere...

Şeytandan kaçar iken şeytana döndüm
Bir güneş idim artık dürülüp söndüm
Ben insanlığı toptan mezara gömdüm
Ben suçluyum, beni atın ateşlere...

Zalimler girerken tarihin kanına
Sorun:'Neden sahip değilsin ervahına? '
Sonra götürün cehennemin yanına
Ben suçluyum, beni atın ateşlere...

Zulüm dalga dalga âleme yayıldı
Sağır sultanlar bile duyup ayıldı
Uyuyanlar her yerde suçlu sayıldı
Ben suçluyum, beni atın ateşlere...

Gelin bu Zeynel'in suçlarını sayın
Sonra ibrettir diye âleme yayın
Gözyaşlarına bakıp da aldanmayın
Ben suçluyum, beni atın ateşlere...

Zeynal Yaman

GooD aNd EvıL 10-07-2008 06:52 PM

Benlik

Her kim ki benine 'ben! ' derse o bene yazık
O ben ki benden bene gidenler için azık

1987-Ordu

Zeynal Yaman

GooD aNd EvıL 10-07-2008 06:52 PM

Benmişim

Sahralarda esatiri ararken
Bir de baktım sahralarda benmişim
Mecnun'dan bir yüce aşkı sorarken
Bir de baktım aşk deryası benmişim

Serap olmaz sevenlerin gözünde
Sevda yatar ariflerin özünde
Su afak şu semavatın yüzünde
Gezen bulut yağan yağmur benmişim

Dizi dizi sonsuza uçar kuşlar
Aşıklara düz olur sarp yokuşlar
Viraneye ağıt yakar baykuşlar
Gülzarda şakıyan bülbül benmişim

Dil zorlanır âşık hâlin demeğe
Mekân yetmez gönüldeki dileğe
İmrenirken günah bilmez meleğe
Meğer âlemlere sultan benmişim

Zeynel'im aşkla yıkadım kalbimi
Çiğneye çiğneye aştım bendimi
Hakk'ın kollarına attım kendimi
Meğer O'nsuz hiç O'nla güç benmişim

1990-Çatalca

Zeynal Yaman

GooD aNd EvıL 10-07-2008 06:52 PM

Bir Ayrılık Var Diyorlar

Neşe eksem gam biter
Hazin hazin bülbül öter
Dünyada ölümden beter
Bir ayrılık var diyorlar

Rüzgâr eser ılık ılık
Şarkılarda beste yanık
Gurbet elde âlem tanık
Bir ayrılık var diyorlar

Yaşın yaşın mektup ağlar
Mektup değil anam ağlar
Her hecesi yürek dağlar
Bir ayrılık var diyorlar

Gam yollamış mektup yazan
Uzan dert zincirim uzan
Gurbet elde mezar kazan
Bir ayrılık var diyorlar

Zeynel yolcu gelir geçer
Ecel şerbetini içer
Deste deste ömür biçer
Bir ayrılık var diyorlar

1987

Zeynal Yaman

GooD aNd EvıL 10-07-2008 06:52 PM

Bir Hayali İzdivaç

Ellerimizle yıktığımız günden beri Doğu Kapısı'nı
Bir hâyâli izdivaç uğruna bekleriz Batı Kapısı'nı
1990

Zeynal Yaman

GooD aNd EvıL 10-07-2008 06:53 PM

Bir Masal Dinlemiştim

Bir masal dinlemiştim çocukken
Yani henüz daha ermemişken rüştüne
Bir masal dinlemiştim Yeditepe üstüne
Güneşin bir başka doğuşu varmış burda
Bir başka batışı...
Kralları, kraliçeleri varmış buranın
Köşkleri, sarayları varmış
Aşkları varmış anlatılacak
Söylenecek şarkıları varmış
Ağlasan, ağlarmış burası
Gülsen, gülermiş
Bulutları varmış ıslak ıslak
Toprağı varmış tarih kokan
Derler ki: “Burayı Hızır bulmuş”
Burası İSTANBUL’MUŞ

Hangi tepeden baksan bir başka görünürmüş
Her devrin bir rengi varmış burda
Her kutsalın izi…
Surları varmış yorgun, yaralı
Hisarları varmış mağrur bakan
Gökleri delen kuleleri varmış
Yerebatan sarnıçları...
Çan sesleri duyulurmuş Bizans’ın
Kiliseleri, havraları varmış
Kaygısız zikretsinler diye gölgesinde zamanın
Okunan ezanları varmış.
Camileri varmış melek kokan
Mescitleri varmış tertemiz.
*******i inleyen dergâhları varmış
*******i uyumayan dervişleri…
Göklerden inen melekleri varmış
Göklere çıkan dilekleri…
Üçleri, Yedileri, Kırkları varmış
Çeşit çeşit ırkları varmış
Dilleri varmış farklı farklı
Renkleri varmış siyah, beyaz…
Bütün kutsallar burda toplanmış
Burda tanışmış inançlar
Burda yaşanmış kardeşlik dolu-dizgin
Burda sevmiş insanlar birbirini
Derler ki: “Âdem’in ruhu sinmiş buraya”
Herkes burada kendini bulmuş
Burası İSTANBULMUŞ

*******i bir başkaymış buranın
Gündüzleri bir başka
Yakamozları varmış gözleri alan
Mehtapları varmış dalınacak
Hüzzam bir şarkı gibi akarmış Boğaz
Rüzgâr bestelermiş şarkılarını
Yaralı bir incisi varmış Boğaz’ın
Adına Kız Kulesi derlermiş
Pek derinmiş pek eskiymiş yarası
*******i inler gündüzleri ağlarmış
Türküleri varmış yanık yanık
Umutlar varmış solmayan
Aşkları varmış temiz, lekesiz

Sabahı bir başkaymış buranın
Akşamı bir başka
Bülbül sesleriyle uyanırmış insanlar
Gül kokarmış havası
Esen bâd-ı sabâsı varmış
Hep besmeleyle açılırmış kapılar
İnsanların merhabası varmış
Erkeklere 'efendi' derlermiş burda
Kadınlara 'hanım'
Hep saygıyla eğilirmiş birbirine başlar
Hep sevgiyle kucaklaşırmış insanlar
Büyüğü, küçüğü tanırmış
Küçüğü, büyüğü
Duyguların bile rengi varmış burda
Sarı, kırmızı, pembe…

Denizi bir başkaymış buranın
Karası bir başka
Yalıları varmış Boğaz’a nazır
Evleri varmış huzur kokan
Soğuktan donmasın diye kuşlar
Evlerin bağrına yuvalar yapmışlar
Kuşların bile hukuku varmış burda
Kuşların bile huzuru...
Güvercinler uçarmış havada
Özgür, kaygısız
Güvercinler konarmış her yere
Herkese uzanan bir merhamet eli varmış
Herkese açılan bir yürek...
Çiçekleri varmış evlerin önünde
Çiçeklerin dili varmış:
Kimi “hasta var” dermiş burada
Kimi “genç bir kız…”
Ya sessiz geçermiş gençler buradan
Ya başını eğermiş
Hayat burda bir mektepmiş
Hayat burda bir edepmiş

Bir başkaymış kışı-yazı buranın
Bir başkaymış baharı
Kışında donarmış zaman
Yazında erirmiş
Hüznü anlatırmış sonbaharı
Dökülürmüş yapraklar dalından
Demet demet
Ve toprağa göklerden inermiş yağmur
Rahmet rahmet
Hüznü dahi güzelmiş buranın
Hüznü dahi özelmiş
“Melâli anlamayan nesle yokmuş âşinalığı”
Derler ki: ' Hüzün burada tahtını bulmuş '
Burası İSTANBUL’MUŞ

Adalar, yarımadalar diyarıymış burası
Gölleri varmış küçük-büyük
Irmakları varmış çağlayan
Çınarları varmış asırlık
Bir sevdanın adıymış burası
Bin sevdanın macerası
Kalbin bir başka atışı varmış burda
Bir başka duruşu
Aşkları varmış deniz aşırı
Âşıkları varmış Kafdağı’nın ardında
Merhem bulmak için bağrındaki yaraya
Âşıklar çıkarmış Çamlıca’ya
Hep sevda rüzgârı esermiş burda
Hep aşkı anlatırmış şarkılar
“Bâki kalan bir hoş sadâsı varmış”
Göksu’yu, İstinye’si, Moda’sı varmış
Daha daha neleri varmış
Galata’sı, fener’i varmış

Halici varmış berrak, duru
Yüzen kuğuları varmış
Uçan martıları…
Hep hazır beklermiş iskelede kayıklar
Mutrıb-ı Pâkîzeleri varmış
Sa’dâbâd’da gezermiş âşıklar
Seyredilecek Kasr-ı cinânları varmış
Çeşmeleri varmış gürül gürül akan
İçilecek âb-ı hayâtları varmış
Ağlasa acısını duyarmış buranın
Gülse neşesini
Bir Nedîm-i şeydâsı varmış

Her bir yeri ayrı bir masalmış buranın
Her bir yeri ayrı bir güzelmiş
Derler ki: ' Musa’nın balığı burda atlamış suya
Burda dirilmiş ölüler
Burda buluşmuş Hızır’la Musa
Burda çıkmışlar o meşhur yolculuğa '
Her tepesi bir kûh-u tecelliymiş buranın
Her deresi bir Nil'miş.
Kuyuları varmış Yusuf'a gebe
Yakupları varmış yollara bakan.
Bir hasretin adıymış burası
Bin hasretin mirası
Zaman çıkarken zirvesine
Çöller hamileymiş Nebi'sine
Âleme son kez bir Nebi gelmiş
Gözleri zamanı delmiş.
Muhammed’in (sav) müjdesi varmış burda
Muhammed’in (sav) gözdesi...
Eyyûb’un sabrı,
Sultanların vakarı varmış.
Derler ki: “Emanet ehlini burda bulmuş”
Burası İSTANBULMUŞ

Bir masal dinlemiştim çocukken
Yani henüz daha ermemişken rüştüne
Bir masal dinlemiştim Yeditepe üstüne
Gözlerimde bir ışık belirmişti
Ruhumda inşirah
Sevdası, sevdam olmuştu buranın
Hüznü, hüznüm
Sonra, duydum ki bir Sam Yeli esmiş
Kurutmuş her güzel sevdayı burda
Sokağı ölüm olmuş
Gecesi kan,
Gündüzü tufan olmuş.
'Dağı-taşı altın' diyen
Buraya dolmuş.
Gece kazmışlar...
Gündüz kazmışlar...
Almak için başındaki tacını
Yeniden bir kader yazmışlar
Nicedir diye sordum hâlini
Tek kelimeyle 'keder' yazmışlar

'Aşk vefâ ister' diye
Ben de düştüm yollara
Anadolu’dan geldim buraya
Baktım, âşıklar geçsin diye Rumeli’ne
Bir kemer takmışlar Boğaz’ın beline
Hâlâ güzelmiş burası
Hâlâ özelmiş
Şimdi elimde ölü bir balık
Haliç’in kıyısındayım
Bir balığa bakıyorum bir Haliç’e
Balık atladığı an suya
Hızır’la buluşacağım
Sonra binip bir sandala
Haliç’te dolaşacağım
Bir seher vakti tırmanıp surlara
Yârimle buluşacağım
Betonlardan soyup yârimi
İpeklere saracağım
Çıkarıp koynumdan annemden kalma yüzüğü
Parmağına takacağım
Mehtaplı bir gecede çıkıp Çamlıca’ya
Boğaz'a bakacağım
Bir an geçip kendimden
Âleme haykıracağım:
Âşık mâşukunu burda bulmuş
Burası İSTANBULMUŞ

Bursa- 09.04.2006, Saat:230

Zeynal Yaman

GooD aNd EvıL 10-07-2008 06:53 PM

Bir zamanlar Seven yüreğimiz Vardı

Bir zamanlar seven yüreğimiz vardı
O yürekte açan güllerimiz vardı
O güller ki her an sevgi kokardı
Bu hâl bizim hâlimiz değildir dostlar

Aşk deryasından yükselen bir buluttuk
Hep yanık bağırların yolunu tuttuk
Bu yüzden gönül tahtına kurulmuştuk
Bu hâl bizim hâlimiz değildir dostlar

Tecelligâhıdır diye Yaradan’ın
Kırmazdık gönüllerini insanların
Gülüydük, çiçeğiydik bütün dünyanın
Bu hâl bizim hâlimiz değildir dostlar

Hacı Bektaş’tık, Yunus’tuk, Mevlana’ydık
Âlemin derdini, gamını duyardık
Yetmiş iki milleti kardeş sayardık
Bu hâl bizim hâlimiz değildir dostlar

Nebiler Nebisi’nden gelen fermanı
Zirveye taşırken milletin irfanı
Tahtına kurulmuştu Gönül Sultanı
Bu hâl bizim hâlimiz değildir dostlar

Sevda yatağından akarken suyumuz
Yusuflara hayat verirdi kuyumuz
Her çiçekten daha âlayken bûyumuz
Bu hâl bizim hâlimiz değildir dostlar

İbrahim’dik, yalnız dost idik Mevla’ya
Hiçbir kimseyi sokmaz idik araya
Bundandır ki Lokman idik yaraya
Bu hâl bizim hâlimiz değildir dostlar

Her hâlimizden emin iken komşumuz
Gamsız, kaygısız akar idi suyumuz
Ne oldu ki böyle değişti huyumuz
Bu hâl bizim hâlimiz değildir dostlar

Cana kıymak âleme kıymak demekti
Amacımız helâl bir lokma yemekti
Bundandır ki hep makbul olan emekti
Bu hâl bizim hâlimiz değildir dostlar

Gelin dostlar o iklimlere gidelim
Herkesi dost herkesi kardeş bilelim
Ve sonra bu diyara geri dönelim
Bu hâl bizim halimiz değildir dostlar

Mevla’m göndermiş aşkın gonca gülünü
Yaksın diye alevinde bülbülünü
Eğer görmediyseniz hâlâ külünü
Bu hâl bizim halimiz değildir dostlar

Aşkın kadehinden içmeseydi Mecnun
Çeker miydi bunca yıl kahrını kumun
Sevgisiz yarını olur mu toplumun
Bu hâl bizim halimiz değildir dostlar

Dağları Ferhat’a deldiren o sevda
Gün olur, gelir Şirin’i sorar da
Bir Şirin bulamazsa bu diyarda
Bu hâl bizim halimiz değildir dostlar

Zeynal, yeter, haddi aşma, sınırda kal
Önce aşkın deryasına kendin bir dal
Sonra âvazını şu gökkubbeye sal
Bu hâl bizim halimiz değildir dostlar


27 -10-2007

Zeynal Yaman

GooD aNd EvıL 10-07-2008 06:54 PM

Biz Öğretmeniz


Biz öğretmeniz.
Bir ulvi mana taşır adımız.
Asırlarca bizden feyiz aldı
Çağlara damga vuran ecdadımız.

Biz öğretmeniz.
Hoca Ahmet Yesevi’dir pirimiz.
Bir işaretle düştük yollara
Kalbimizde sevgi, dilimizde hikmet
Türkistan’dan geldik.

Sel olup aktık
Bilgi vadisinde yol aldık
Gezdik diyar diyar
Ne sitem ettik ne de yorulduk
Açtık Anadolu kapısının kilidini
Sarı Saltık’tan geldik.

Kurşun sıkıp cehle
İlme ram olduk.
Amil olup ihlâs ile tam olduk.
Erip aşk sarayında söz irfanına
Erenler meclisine ikram olduk.
Hak dedik, hukuk dedik
Gazilere yol gösterdik
Bir boydan bir devlet kurduk
Şeyh Edibali’den geldik.

Kin biledik karanlığa
Işığını paylaştık âlimlerin
Tenevvür gelsin diye her yere
Atımızın başını çevirdik Kostantin’e.
Sur yıkıldı, Bizans dize geldi
Akşemsettin’den geldik.

Dünya karanlıkta kovalarken cinlerini
Biz tahsil ettik asrın ilimlerini.
Çağ yükseldi, zaman doruğa erdi.
Bir Sultan gerdi yayını
Ok uçtu menzile vardı
Şaha kalktı atımız
Ayağının çamuru Sultan’a erdi.
“Bu çamur süsüdür kaftanımın
Ölünce kefenim olsun” dedi, Sultan.
Bilge yükseldi, irfan göğe değdi
İbni Kemal’den geldik.

Kör dünyanın bağrına
Bir şimşek gibi iniverdik ansızın
Yırttık karanlıkları bir bir
Nur sağdık dünyamıza.
Asırlarca sürdü bu tenevvür
Asırlarca sürdü bu koşu.
Aydınlandı Doğu, aydınlandı Batı
İbni Sina’dan geldik.

Biz öğretmeniz
Ufuklar dar geldi gönlümüze
Hep maveraya aktık
Kuşattık bütün zamanları
Fethine çıktık gönüllerin
Gün oldu Yunus olduk
Gün oldu Karacaoğlan…
Her gün bağrımızda çoğalan
Bir sevdanın bahçıvanı olduk
Yeşersin diye sevdamız
Gözyaşlarımızla ıslattık toprağı
Ümid-i vatan olduk.
Sırtımızda bir yorgan bir döşek
Gezdik Anadolu’yu baştanbaşa
Yaraları saran olduk.
Düz yapmak için yokuşu
Anadolu kapısını açan bizdik.
Bizdik çağ açıp çağ kapayan.
Bugün yine biziz
Kahpe kurşunlara kapı kapayan!

Biz öğretmeniz.
Gönlümüzde vatan aşkı
Elimizde meşale
Sürecek bu koşu sürecek
Sonsuza dek…

Zeynal Yaman

GooD aNd EvıL 10-07-2008 06:54 PM

Bizi Çarmıha Geremezsiniz (Neronlar güruhuna...)

Beni aramayın boşuna sarhoş masalarında
Bulamazsınız
Ben ' çukur adamların ' midesine inmeyecek kadar katıyım
Kadehlere dolamazsınız
Bırakın bu ısrarlı, tehditkâr bakışları
Ne yapsanız ne etseniz boşuna
Beni günah evlerine sokamazsınız
Ben soysuzların ağzındaki sakız değilim
Sığmam şarap kokan mekânlara
Sahnelere koyamazsınız
Ben, hep sahne arkasında kaldım
Viranelerde ağladım
Kırım'da, Azerbaycan'da kaldı aklım
Mekke'de gönlüm, Filistin'de kolum
Bosna'da umudum kaldı
Ben ki bir büyük âlemin ayrılmaz parçasıyım
Koparamazsınız
Varın, siz şişelerin dibinde arayın medeniyeti
Sonra kalkıp nutuk atın yalan-dolan
Kimbilir...Belki çıkar üç-beş inanan
Çoktan kapandı sizin devriniz, çoktan
Yeni bir devir başlıyor artık
Vazgeçin şu Şeflik pozlarından
Kürek mahkûmu değilim ben
Kırbaçlayamazsınız
Bir uyanış nağmesi geliyor derinden
Gözyaşlarım semalarda
Sağamazsınız
Dualarımız çoktan ulaştı menzile
İnliyor sema inliyor arz
Duyamazsınız
Artık buluşuyor bedenimle ruhum
Yakındır dirilmesi
Tabutlarınız boş kalacak
Yırtın kızıl kefenleri, yırtın
Saracak bulamazsınız
Ben ki sonsuzluk kervanında bir hizmet eri
Ben ki mâverâ yolcusuyum
Uğraşmayın...Varamazsınız
Ey İsa'yı fikren çarmıha geren güruh!
Anlayın, anlayın artık:
Bizi çarmıha geremezsiniz

1994-Çankırı
İ

Zeynal Yaman

GooD aNd EvıL 10-07-2008 06:54 PM

Bozulursa Bir Devletin Nizamı

Bozulursa bir devletin nizamı
Alimler ayak cahiller baş olur
Ahuzar eder toplumun tamamı
Kirpikler nemli mendiller yaş olur
............................................
...........................................1994

Zeynal Yaman

GooD aNd EvıL 10-07-2008 06:54 PM

Bursa

Zaman ötesinden kalkıp gelen bir sevgilidir Bursa
İnsan diyor ki zaman hiç akmasa hep burada dursa

1998,Bursa

Zeynal Yaman

GooD aNd EvıL 10-07-2008 06:54 PM

Bütün Sıcaklığınla Gel

Hasretim dağ oldu gözyaşlarım sel
Ne olur bütün sıcaklığınla gel
Hicran dağını çözsün ılık bir yel
Ne olur bütün sıcaklığınla gel

Gel, gel ki şu âlemin gülsün yüzü
Nev bahara dönsün ömrümün güzü
Yokuşa basamak yapmadan düzü
Ne olur bütün sıcaklığınla gel

Eşklerim yıkasın rûy-i zemini
Gönlüm limanındır bekler gemini
Sen ki bütün beşerin en emini
Ne olur bütün sıcaklığınla gel

Gel ki şu karanlıklar zail olsun
Âlem bir daha sana mail olsun
Bu benden de şerefe nail olsun
Ne olur bütün sıcaklığınla gel

Zeynel ki yolunda âşık-ı zârdır
Gül bahçesi bile dikendir-hârdır
Sensiz bu geniş dünya bana dardır
Ne olur bütün sıcaklığınla gel!

1997 Bursa

Zeynal Yaman

GooD aNd EvıL 10-07-2008 06:54 PM

Cehennem

Hep sorardım kendime: Şu cehennem ne işe yarar?
Neden yakmak için ille de insanoğlunu arar?
Şu olup bitene ibret gözüyle baktım da dostlar,
Anladım ki şu cehennem gerçekten çok işe yarar…!
Şubat 2008

Zeynal Yaman

GooD aNd EvıL 10-07-2008 06:54 PM

Çile

Garibim sazımın telleri çile
Istırap bestemin güftesi çile

Topraktan yoğrulmuş nâçiz vücudum
Vücut hamurumun mayası çile

Gaspedilmiş aşkın azap çiçeği
Kahreden bülbülün nağmesi çile

Feryat etmekte ruh yanmakta gönül
Gönül ateşinin alevi çile

Ey Zeynel! Ne kahredersin kendine
Bak, fâni dünyanın varlığı çile

1987,Ordu

Zeynal Yaman

GooD aNd EvıL 10-07-2008 06:55 PM

Çocuklar ve Büyükler

Çocuğa sormuşlar: 'Aman evladım! Sen ne yapıyorsun öyle? '
Çocuk cevap vermiş: 'Ben de büyüklerden gördüm yaparken böyle! '

14.05.2005

Zeynal Yaman

GooD aNd EvıL 10-07-2008 06:55 PM

Dayanamıyoruz

Güvercinler üşümüş bugün
Acıların gölgesinde
Ayaza vurmuş zaman
Donduruyor ruhlarımızı
Güneşi ararken gözlerimiz
Başımızda kara kara bulutlar geziniyor
Susuyoruz
Bir köhne asrın mahzenindeyiz
Yıllanıyoruz
Sarhoş şişeler kırılıyor başımızda
Şaraba boyanıyor kanımız
Ya da kanımıza şarabımız
Artık bir sarhoş sofrasındayız
İştah açıyor olmalı ki kanımız
Durmadan yanıyor canımız
Cımbızlanıyoruz
Feryat…
Boşuna…
Sanal bir acı akıyor ekranlardan
Mendil mendil gözyaşları dökülüyor
Bir ara öfkesi kabarıyor insanların:
“ Bu kadar da olmaz ki canım! ”
Ya biz…
Arada kaybolup gidiyoruz
Yalan veya doğru
Gerçek veya sanal
“Üsküdar’ı geçiyor atı alan”
Bize yine arkadan bakmak düşüyor
Yine güvercinler ürkek
Yine güvercinler üşüyor
Zaman iyice ayaza vuruyor
Yüreğimize oturuyor soğuk
Ya da yüreğimizde bitiyor
Bütün buz dağları
Ve ölüyor gerçek hayat
Doğunca sanal âlemin çocukları
Artık hiçbir şey hatırlamıyoruz
Düş bile kuramıyoruz gelecek için
Daha fazla dayanamayıp
Biz de donuyoruz ekranlara
Biraz da sanal dünya bize ağlasın diye…
01-11-2006

Zeynal Yaman

GooD aNd EvıL 10-07-2008 06:55 PM

Dediler ve Dedim

'Fikrin esir sen sultan ol' dediler
'Bir elin yağ bir elin bal' dediler
'İstersen hazineden çal' dediler
Fikri hür bir köleliği yeğlerim

Kınamayın a dostlar ben böyleyim
Daha peşininden sözüm söyleyim
Fikri esir sultanlığı neyleyim
Fikri hür bir köleliği yeğlerim

Şu dünyanın kaç adımlık boyu var
İnsanların olgunu var toyu var
Bazılarının ne utanmaz soyu var
Fikri hür bir köleliği yeğlerim

Adım Zeynel böyle tanır çevremiz
Himmet eyler bize Yunus Emre'miz
Şu dünyada kalmak için tertemiz
Fikri hür bir köleliği yeğlerim

Mayıs 97,Bursa

Zeynal Yaman

GooD aNd EvıL 10-07-2008 06:55 PM

Demokrat

Her fikir çarpışmasından hakikat doğmaz
Demokrat odur ki rakibini boğmaz
1997

Zeynal Yaman

GooD aNd EvıL 10-07-2008 06:55 PM

Devran (Mâniler 2)

Kara kara bulutlar
Suya düştü umutlar
Gözde ithal tavuğu
Fitne-yalan yumurtlar

Neden böyle dünyamız
Uçtu gitti hülyâmız
Maymun oldu baş tacı
Yılan-çıyan rüyamız

Milli devlet yerildi
İpler yâda verildi
Asırlık çınarımız
Kökten yere serildi

Nasıl oldu bilinmez
Bizim olan sevilmez
Küfür açtı bayrağı
Bayrak için ölünmez

Ne denir bu gidişe
Sokak sokak...
İffet mizah olunca
Kadın-erkek afişe

Köşe dönmek hüneri
Sıktırıyor kemeri
Eşekler sultan oldu
Sırtımızda semeri

Bu ne biçim illettir
Ziyan olan millettir
Devran böyle giderse
Başa gelen zillettir

1988-Çatalca

Zeynal Yaman

GooD aNd EvıL 10-07-2008 06:55 PM

Dilerse Ol Yüce Allah

Dilerse ol Yüce Allah deryayı nâr eyler
Kurutup dalda yaprağı gülzarı hâr eyler

O ki 'ölüden diri diriden ölü çıkarır'
İsterse her doğan günü kuluna zâr eyler

Önce Karun misâli yâr eyler şu âlemi
Sonra bozar ahengini dünyayı dâr eyler

Sorulmaz hikmeti yaptığı hiç bir işin
Bakarsın zâr bakarsın nâr bakarsın kâr eyler

1990

Zeynal Yaman

GooD aNd EvıL 10-07-2008 06:55 PM

Direniyorum

Merhametsiz asrın nefret seline
Kapılmamak için direniyorum
Her şey geçmiş zalimlerin eline
Satılmamak için direniyorum

Kimi sermaye arar pazarına
Kimi istihza katar nazarına
Kimi de asker toplar Sezar'ına
Katılmamak için direniyorum

Mankurtlara haber gelmiş sahipten
Emir alın bundan böyle rahipten
Tehdit yağdı yine bize nâhipten
Asılmamak için direniyorum

Satılmışlar alay eder hâlimle
Öz benimi silmek ister elimle
Yeter deyip başkaldırdım kâlimle
Basılmamak için direniyorum

Ben ki mazlumların yakan ahıyım
Ben ki şanlı osmanlı ervahıyım
Ben ki Hakk dâvasının silahıyım
Çatılmamak için direniyorum...

1994

Zeynal Yaman

GooD aNd EvıL 10-07-2008 06:55 PM

Doğmadan Rahminde Ölüyor Güzellikler

Ben mi karamsarım yoksa mevsim mi hazan
Yeter diyorum bu kadar vaveyla bazan
İsyan ediyor dertler kaldırıyor kazan
Doğmadan rahminde ölüyor güzellikler

Koca millet yaşıyorken Fetret Devri'ni
Eski düşmanları pazarlıyor Sevr'ini
Yaşarken halkla birlikte halkın cevrini
İçimde mum gibi eriyor güzellikler

Oysa söylenecek ne de çok şeyimiz var
Güller soluyor dalında itibarda hâr
İşte vatan her yanı ateş her yanı zâr
Nefretin odunda yanıyor güzellikler

Zeynel'im aşktan bir demet sunmak isterdim
Her güzel şeyi bir bir anmak isterdim
Milletim yanmasın tek ben yanmak isterdim
Bir bilserniz niçin ağlıyor güzellikler....?

1997

Zeynal Yaman


Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 12:52 PM

Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11   Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions, Inc.