www.cakal.net Forumları YabadabaDuuuee

www.cakal.net Forumları YabadabaDuuuee (https://www.cakal.net/index.php)
-   Eskiler (Arşiv) (https://www.cakal.net/forumdisplay.php?f=188)
-   -   Perihan Dirican (https://www.cakal.net/showthread.php?t=139296)

GooD aNd EvıL 01-02-2009 05:25 PM

Perihan Dirican
 
Adı: Yalnızlık
Ruhumuzu sarmış karabasanlar.
Düşünceler mahkum,
Umutlar suskun,
Ömür tek perdelik bir oyun.
Adı: Yalnızlık

İstemedik gül,menekşe, çiğdem
Ellere batmıyor bir çakır diken.
Kan akmıyor, gözyaşı donmuş,
Kurumuş hava,
Kurumuş su,
Kurumuş nefes…

Nerede “can ciğer kuzu sarması” haller
Lügatlerde kaldı manidar kelimeler.
Yok bir nazar,
Yok bir dokunuş,
Yok bir söz yaraya merhem olsun.
Bu yaşam kavgasında insanın
Kendine yok ki faydası başkasına olsun

Mutluluk, bulamadığımız giz
Sessizlik, çığlıkları örten sis
Ne siz…
Ne biz…
Ömür tek kişilik bir oyun
Adı: Yalnızlık!

GooD aNd EvıL 01-02-2009 05:25 PM

Alkışlarla Uğurlandık
Yol, uzandı önümüze çatal çatal.
Ağır ağır yürüdük,
Ağır ağır döküldük musallâlara,
Omuzlara alındık.

Zaman sanki Şevvâldi
Ağızlar Duaya lâl,
Taşıyan eller cevvâl,
Alkışlarla uğurlandık.

Mana mı yoksa biz miyiz aptal?
Tabutumuz ortalıkta oryantâl

GooD aNd EvıL 01-02-2009 05:25 PM

Anlayana,
Haber verir ol Hak tan kainatta her zerre
Kimi görür onu da dalar huşu ya zikre
Kiminin kafasına düşse de kaya gibi
Patlar beyinleri de yine uzanır şerre

GooD aNd EvıL 01-02-2009 05:25 PM

Aslanın Ülkesinde
Ormanların birinde
Bir tavşan yavrusuyla
Bin bir zorluk içinde
Yaşıyormuş güç bela

O yıl; kış uzun sürmüş
Vermiş yaşam kavgası
Yetmez gibi belirmiş,
Kapıda leş kargası.

Demiş ki; ”Çok hastayım
Beni de al yuvana
Birazcık ısınayım
Giderim daha sonra”

Isınmak işi değil,
İnanma bu kargaya
Yavrunu yiyecek bil!
Düşersen bu tongaya

Niyet belli hal belli
Ne yapsın tavşan kardeş
Hemen çare bulmalı
İçerde olmadan leş

Tavşanı bekler iken
Usanmış leş kargası,
Uykuya dalmış hemen
Kapıdaymış arkası

Tavşan bunu sezince
Yavrusunu sırtlanmış
Uzaklaşmış gizlice
Aslan krala dert yanmış.

Şikayet bilmeyen kral
Dinler mi hiç şikayet?
“Sen git bugün yarın gel
Sabret tavşancık sabret”

Sarayın yollarında
Bitkinmiş, perişanmış
Yavrusu kollarında
Üşümüş hastalanmış

Yorgun,bitik,biçare
Terk eylemiş ormanı
Yavru yitmiş ne çare
Göğü sarsmış figânı...

Kaçtığından habersiz
Tavşanın kapısında
Uyuyorken edepsiz
Donup kalmış orada

Kaç yuva daha böyle
Dağılacak aslanlar
Donmuş karganın bile
Lokmanızda ahı var

GooD aNd EvıL 01-02-2009 05:26 PM

Aşk (akrostiş)
Pervasız daldım aşka, pervane oldum ona
Elimi uzattım da, kolumu alamadım.
Rehin kaldı yüreğim, göz ucunda selâma
İflah olmaz gönlümü sükuna salamadım

Herc ü merc oldu dünyam, ecel kılığında aşk
Ağırlaştı nefesim, ha durdu ha duracak
Nafile uğraşlarım, ben bende kalamadım

Değil mi ki o,Kays' ta mecnun oldu yoluna
İbreti ondan alıp mutluluk kollamadım
Riayet ettim aşka, düştüm sönmez od'una
İnce ince dağlandım merhemi bulamadım.

Cananı can edince süfli kaldı yaşamak
Ağyarlar güldü bana, gülmedi yüzüme aşk
Nihayete ermeden vuslata dalamadım

GooD aNd EvıL 01-02-2009 05:26 PM

Aşk Hasta
Aşkın gözü kör, kulağı sağır derler de,
Her şey gelişti medeniyetle.
Doktor cadde üstünde,
Gözlükçü bir sokak ilerde,
Yoksa; aşka indi mi inme..?

GooD aNd EvıL 01-02-2009 05:26 PM

Aşk İçimde Sen
Gecenin koynuna açtım masamı
Masamda ay yoktu, kadeh küstü
Kadehte mey, meyde gül,
Gülümsememde sen

Efkâr mı döküyor şişeler?
Yoksa efkârdan mı paramparça?
İçtiğim zakkum çiçeklerinin özü
İçtiğim sen

Semasına takıldım bir yıldızın
Yıldız ihanetin
Kara bulutlar düşürdü üzerime
Kara günahlar
Öldürdüğüm sen

İsyanım naralarıma kilitli,
Naralarım gecenin ayazında kesik,
Kesik nefeslerimde aşkın ipi
İpi tutan eller sen

Ellerine dokundum; soğuk
Soğuk bakışların arkasında göz
Göz kırpar narin gönlüme alaylı
Alaylı sessizliğinde katil bıçakların ışıltıları
Işıltılar sen

Düştüğü yerde yarama tuz basıyor bekleyiş
Bekleyiş içinde iğne ile kuyu kazma çabaları
Çabam: Bir yudum sevgi
Çabam; sen

Harami bakışlarıma basılan dağ.
Dağlarıma açılan meteor çukurları
Çukurlarda kaybolan gurur
Gururda kaybolan ben
Bende çoğalan sen

Teslimiyetimle titredi içimdeki dünya,
Ne dünü
Ne yarını,
Bir tek aşk
Aşk içimde kısır döngü…
Aşk içimde sen [ iceri

GooD aNd EvıL 01-02-2009 05:26 PM

Aydınlığa
“Aydınlatın çocukları aydınlatın” dediniz
Karşımıza kara tahta diktiniz

“Yaa büyüklerim,
Biz aydınlık nedir bilmezken,
Nasıl aydınlatırız.”dedik
Dinlemediniz

Eh! Yeni nesil bize emanet,
Kalmasın üstümüze vebali derken...
Baktık,
Neslin papuçları açılmış üç beş santim arası.
Önlüğünde yamalar iki binler modası! ...
Ev gelir aklımıza
Kahrolası
Elektrik,su faturası,
Kasap,manav borcu,
Ev kirası

“Okut öğretmenim,yaz,öğret,aydınlat” der bebeler
İçimiz erir
Uzanırız aydınlığa...
A...B...C...
“Yoo..Bu olmadı
İsviçre programını deneyelim.” dersiniz.
Kitapsız dersler veririz

Yaa ..Büyüklerim
Siz bunca yıl bir aydın yol bulamadınız,
Biz nasıl aydınlığa gideriz

GooD aNd EvıL 01-02-2009 05:26 PM

Azerbaycan'a Ağıt
Türk’e zincir vurulmaz diye geldim beldene,
Gördüm ki kurtların olmuş koyun sürüsü.
Artık zincirler kopmuş Moskof dönmüş inine,
Hala neden tütüyor esaretin tütsüsü?

Gökyüzün sana küsmüş; ilahi sese hasret,
Şehrinde, bayırında hepsinde ayrı fetret.
Haramlarla yok olmuş yüreklerdeki kudret.
Silkin artık bozulsun miskinliğin büyüsü.

Ruhunu yitirmişsin şurda dursun cism-i can
Yetmiş yıl seni hepten yok etmiş Azerbaycan.
Biraz tadayım dedim turan, iman sofrandan
Tencere boş, tabak boş, tasta yok görüntüsü.

Gök mavine sis çökmüş güneşini bekliyor
Yeşil gazele dönmüş; su su diye inliyor.
Yıldız Ay’a dönmüş de gelin gibi ağlıyor
Hani o bayrağındı başının yüce süsü.

Dilin yabancı dilden gönlün onu anlar mı?
Din, imanı bilmeyen hakkı Hak’ta arar mı?
Özü özünden ırak, söyle; insan yaşar mı?
Ne zaman kalkacak bu basiretin örtüsü?

GooD aNd EvıL 01-02-2009 05:26 PM

Babama
Saltanatım senin sunduğundan ibaret...
Sen ne kadar cömertsen, ben o kadar bahtiyar...
Bu taht,
Bu unvan...
Gül oldun ömrüme güzellikler katan
Olacakken koca bir çınar.
Soldun geçmeden bahar
Mihrim ömrün müydü?

GooD aNd EvıL 01-02-2009 05:26 PM

Bahar Çiçeği
Açma buralarda bahar çiçeğim
Dalından bir yaprak düşüreceksen.
Sensiz baharlarda yaprak dökümü
Yaşasam ne çıkar; sen güleceksen.

Güne bakan gibi güneşle döndün.
Umduğun nedir ki bir bilebilsem.
Gönlümde güneşi bastıran alev
Yanar durur bunu bir görebilsen.

Salın oralarda sen nazlı nazlı.
Yoluna divane mecnun olurum.
Azrail’in değse saçın teline
Göğsüm kalkan olur karşı dururum.

Sen bahar çiçeği, ben hazan dalı
Sen taze mevsimsin,bense ihtiyar
Sana sevgi derdim gül dermedimse
Anla artık halim, be hey bahtiyar...

GooD aNd EvıL 01-02-2009 05:26 PM

Balkondan Seyir
Balkondan seyre daldım
Bizim cadde “Ali Şir”
Tabelası kırılmış “Nevai” yerde bekleşir
Cadde nehir
İnsanlar sefil
Geliyorlar…
Gidiyorlar…
Ne geldikleri yer,
Ne gidecekleri yer belli değil.

Yürüyor koca şapkası altında,
Gözü dünyanın saltanatında.
Belli tacir
Görünüşü kibir
Kafasında binlerce fikir
Kime tekdir… Neye cebir…

Yürüyor,
Yıkılmış üstüne koca şehir.
Filesi,cüzdanı tutmuyor cebir
Elinde tesbih
Ya sabır…ya kabir…

Yürüyor
Ya tekerlek üstünde
Ya kırık kolu cebinde
Ya değneğin ucunda
Ya seslerin burcunda
Kafası imanla isyanın harcında
Ya Kadir ver ecir

Yürüyor
Sırıtarak,
Kırıtarak,
İnce eleyip sık dokuyarak
Yolunacak kazları
Yapıyor endamı teşhir
Kim zengin,kim fakir.

Yürüyorlar
Kiminin elinde aynası,
Kiminin dilinde kaynanası,
Kimi diskoya bara,
Kimi çöpte aş arar.. fukara
Kimi caz,
Kimi kaz,
Kimi yobaz,
Ve sair..
Ve sair...
Ve sair…

GooD aNd EvıL 01-02-2009 05:26 PM

Başımız Dik Hala
Biz; hala Atatürk ilke ve inkılaplarının üstüne bir taş koymayan,
'Fatih torunuyum' deyip de ona bir fatiha okumayan,
Oğuz Boylu, Kurt Soylunun, kurt çocuklarıyız,
“Kurt puslu havaları sever” misali kendimize hep puslu havalar yarattık,
Önce zamanımızı heba ettik; kahve köşelerinde,
Televole saatlerinde,
Hanım günlerinde,
Artık iyice yozlaşmış olan derneklerde,
Sendikalarda...
Kültürümüz yitti; kavalyeli, damlı salonların kuytusunda
Sahnede,
Perdede,
Kürsüde,
Caddede,
Sokakta
Az kaldı köyümden de gidecek... Kimse el atmazsa...
Namusumuzu heba ettik; gazetelerin magazin sayfalarında...
Reklam vitrinlerinde
Çocuğumuzu kaybettik; çağdaşlığın! getirdiği özgürlükte
Siyaseti yozlaştırdık; bir metre bez peşinde...
Doğayı peşkeş çektik iki sütü bozuğa...
Okullarımızı heba ettik oturmamış müfredatla
Köle tacirliği yapmadık ama; gururumuz satıldı pazarlarda...
Ne olur beni, çocuğumu işe al pazarlıklarında...
Rehin tutulduk; hastane odalarında, ilaç kuyruklarında
Teraziler bozuldu; ticaret, adalet dükkanlarında
İman kırıntılarıyla dolaşıyoruz sokaklarda
Ve...
Ve...
Ve....
Nasıl sa...? Başımız dik hala

GooD aNd EvıL 01-02-2009 05:26 PM

Bayrammış Meğer
Aylardır açılmayan kapımın tokmağı
Silkeledikçe beni
Şaşkın telaşlarım yumrukluyordu yalnızlığımın çeperini
Kapı mı?
Benim mi?
Kim?
Nasıl? soruları
Üstümden sildi hüznün ağırlığını

Koştum, yüreğim önde, vücudum bastonumun peşinde
Ve onun gibi titrek umutlarla
Açtım kapıyı Güneşe ….
Kamaştı gözlerim, titredi ellerim
Ve bir şey oturdu üstüne nefesimin
Sevincim vurdu tavana …

Bir çift el uzandı “ anneanne” diyerek
Bir çift göz baktı gülümseyerek
Özlemim bir busenin ucunda yanıp yok olurken
Zembilinden indiremediğim umutlar yüreğime aktı
Durgun suya düşen su misali yayıldı benliğime
Sardı sarmaladı ….
Derin bir sarhoşluğun içine attı
Ama ne meyhaneci vardı… Ne mey şişeleri
Yalnızca bir saki dolaşıyordu etrafımda
Dokunsam incinecek
Baksam içini göreceğim
Duyuyordum yüreğindeki çırpınışları
Dinliyordum o efsunkar nefes alışları
Şarap akıyordu kirpiklerinin ucundan
Parmakları rüzgara yelken açmış gibi
Taşıyordu beni alemden aleme

Allahım ne olurdu “ Bayram” deseydin her güne
Kalsaydım bu sarhoşluğun içinde
Dibe vursaydım…
Yalnızlığın yerine

GooD aNd EvıL 01-02-2009 05:27 PM

Ben buyum
Susuza su,
Aça ekmek,
Düşene dal,
Kalkana destek olurum.

Aşığa canan,
Dosta kurban,
Barışa hayran,
Savaşa düşman olurum.

Ben buyum
Doğrularım düzene uymasa da
Dünyanın içindeyim.
O beni dışlasa da.

GooD aNd EvıL 01-02-2009 05:27 PM

Ben Suçluyum
Ben suçluyum Hakim Bey
Vurun ellerime kelepçeleri
Kurun darağaçlarını
Atın beni zindanlara

Günlerimi öldürdüm
Hiçbir iz bırakmadan
Anamın merhametini,
Dostumun güvenini,
Sevgilimin sevgisini çaldım.
Yüzlerine bakmadan
Vazgeçtim evimden, ocağımdan,
Hatta ilimden, bucağımdan
Vazgeçmedim çıkarımdan

Suçsa suç işte sana
İlla suçlu demeniz için
Elimin bulaşması mı lazım kana

Vurun ellerime kelepçeleri
Kurun darağaçlarını
Hiçbir zindan misal değil yalnızlığıma

GooD aNd EvıL 01-02-2009 05:27 PM

Bilen Kim
Bilinmezini bilmek bize düşmez! Bilenin,
Vardır elbet amacı yaratmakla alemi.
Görünen, görünmeyen, bize verilen için,
Zikir,şükür,duayla geçmelidir her demi.

Oysa; vücut bulmadan şeytana uydu beşer,
O an ihanet etti mukaddes alemine.
Hiddetinden sarsıldı ruhların doğduğu yer.
İsrafil o zamanda üfledi mi bize ne?

Dağıldık parça parça minik arzın üstüne.
Kimi balçık,kimi kum, kimi granit tozu
Alıp götürür bizi kader denen sefine
Hayat denen nehirde yutarız; suyu,tuzu

Sudan içmek hoş,lâkin tuza etmezsek diyet
Mesken olur cehennem dünya ve ahirette
Meleğe diz çöktüren “akıl” denen meziyet
Koşar ise müzevvir serapların peşinde

Kaç seraptan su içtik,yürekler hala susuz.
Oyun oynaşta ömür,gönül yine huzursuz.
Şu üç günlük dünyayı sanıyoruz ki sonsuz.
Fanilik dünyanındır,beka öteye mahsus.

Bu dengeyi kuran kim? Nimetleri sunan kim?
Adalet burcunda hakem,çaresize kim hekim?
O’ dur ancak ezel, ebed tüm hayata hakim.
Bunu herkes bilirde şükretmeyi bilen kim?

İşte nüans burada bu incecik çizgide
Biliyor, inanmıyor oluyoruz riyakar
Bu imtihanlık sayfa kapanınca dizgide
Saracak dört bir yandan dönülmez pişmanlıklar

GooD aNd EvıL 01-02-2009 05:27 PM

Binnaz Gelin Olacak
Bir günün arifesindeyim
O gün;
Davullar vuracak
Zurnalar çalacak
Delikanlılar sağdıç peşinde
Yastığı kim kapacak
Kızlarda kına
Bahşişi kim alacak
Herkes pür neşe...
Tatlı bir telaş içinde
Binnaz gelin olacak

Bir günün arifesindeyim
Ayaklarım dolaşıyor
Damarlarım donuk
Gözlerim gülüyor
Yüreğim buruk
Bir bilsem,
Nasıl günlere açılıyor ufuk?

Ah...Binnaz’ım!
Ah....Benim tatlı nazım!
Yemeyip yedirdiğim,
Giymeyip giydirdiğim
El kapısı çetindir...
Sabretmeyi bil kızım.

Bir günün arifesindeyim
Gelin olacak Binnaz’ım

GooD aNd EvıL 01-02-2009 05:27 PM

Bir Devin Çöküşü
BİR DEVİN ÇÖKÜŞÜ

İnsanlar
Olaylar
Kavgalar
Silahlar
Sardı dört yanı demir parmaklıklar
Ucuna takıldı duvaklar
Gelin orada asılı kaldı
Damat kim bilir nerde uyuklar? ..

Nasıl uyuştu? ...
Nerde buluştu? ...
Bebek doğdu; ağlamaya mecalsiz
Cılız kılıfının içinde
Memeler süt vermekten aciz
Ananın ciğerinde köz
Babanın efkarı duman
Yok tavırlarda yol yordam
Suçlu suçsuzla olmuş harman
Ne cellat, ne mahkum
Ne saf ne şeytan
Sürüldükçe sürünen
Ezildikçe küçülen
Dün servet içinde yüzen çocuğun
Kırk yama sarkıyor urbasından...


Mazlumlar...
Mezalimler...
Sansürler...
Demokratlar...
Madurlar..
Oğul...Kız...
Mühürler vesikalı
Sitem edemiyor ağız.

Yorgun vücutlar..
Yorgun umutlar..
Ne başını dik tutan var
Ne de tutana destek
Emekler yanlış yerde
Yanlış zamanlamalar
Mumda bal yok
Sözde öz
Bir partal ki; ne göğe ne yere sığar.
Kuyular
Kundaklamalar
Biri ölü beklerken
Biri zemin hazırlar
Selasız cenazede
Abdestsiz kılınır namazlar
Dürülen defterlerde satırlar
Bir devin çöküşünü yazar

GooD aNd EvıL 01-02-2009 05:27 PM

Bir Gün Aşkla Tanışacağım
Bir gün aşkla tanışacağım
Varacağım dergâhının kapısına
Gücümün yettiğince çalacağım.

Dalacağım içeri
Bir fırtına, bir kasırga gibi her şeyi savuracağım.
Geç kalışının hesabını
Ondan bir bir soracağım.

Kırk kurnadan kırk tas su alıp döküneceğim
Arınacağım bütün umutsuzluklarımdan
Alacağım elime testereyi, keseri;
Kalbimi yontup hizaya sokacağım.

Dilinden muhabbet
Elinden aşk şerbetleri içeceğim,
Alışılmamış duyguların hazzında
Geç kalınmış vuslatların tadına varacağım

Mutluluk şarkıları söyleyeceğim avazım çıktığı kadar
Sallayacağım yeri yerinden
Melekleri, esir edip kendime
Taşıttıracağım ruhumu göğe

Tutunamamış yüreklere
Oradan acıyarak bakacağım
Cimri kollarını kıracağım hayatın
Üstüne taht kurup oturacağım

Susturacağım kem ağızları
Her yere nazar boncukları takacağım.
Çatlayacak hasedinden tüm dünya
Aşkın koynunda uyuyacağım.

Ben,
O meskûn! Diyardan
Bir başka ben olup çıkacağım.

GooD aNd EvıL 01-02-2009 05:27 PM

Bir Sen Varsın
Güneş selam vermiş pencerene… umrunda değil...
Umrunda değil gülün bülbülün öpüşmesi,
Lalenin sümbülün yeşermesi.
Çiçeklerini ayaz kesmiş bir kez
Kar yağıyor her daim gönül bahçene.
Üşüyorsun; güneş ısıttıkça tenini,
İzdiham boğuyor bedenini
İlgiler yavan geliyor, sevgiler sahte,
Gülüşler ağlatıyor gözlerini.

Dertler sarmaşık olmuş, sarıyor dört bir yanını
Çıkartamıyorsun yedi kat bohçasından umutlarını.
Serçe kanadıyla salıp hayallerini
Teslim oluyorsun mukadderata.
O kadar çekingen...
O kadar korkak...
Hayat hangi dersi veriyor acaba seni hırpalayarak?
Hangi dağın eteğinde bıraktın gülümsemeyi?
Hangi bulutta gözyaşların?
Mutluluk maskesinin ardında çıkıyorsun güne
Gün sarmaşıklar yetiştirmekte…
Yıllar ağartmakta saçlarını…
Hüzün türküleri çınlatıyor kulaklarını,

Bir tek ben,
Bir tek ben dokunamam sana, kıyamam
Senin bu haline dayanamam….
Bak yüreğinin buzlarında çırpınıyorum yeşermek için
Bir nilüfer gibi saf temiz
Ne olur gör beni
Bir tek ben anlarım seni
Bir tek ben bilirim çektiklerini
Çünkü sen bensin…
Ben sen….
Bir sen varsın… bir sen… bir sen…

GooD aNd EvıL 01-02-2009 05:27 PM

Bir Yiğit Millet Taşıyor
Bir yiğit koşuyor Çanakkale’ ye
Ergenekondan almış hızını,
Yüreğinde vatan var,
Kim takar kurşun yarasını.
Katmış arkasına;
Malazgirt’ten,
Mohaç’tan,
Plevne’ den yiğitler
Nefesinde duyarsın
Kürşad’ın narasını

Bir yiğit koşuyor Çanakkale’ ye
El uzanmaz dizginine
Ufukları zırh yapmış
Düşmanın mermisine
Diyor; Ben Türk’ üm
Senin aslın ne?
Kalmasa bedende ferim
Nefesim yeter nesline”

Bir yiğit koşuyor Çanakkale’ ye
Emdiği ak sütün hükmüyle
Nam salarken üç kıtaya
Karşılamıştın onu; ellerinde güllerle
Ey! .. Toprağımın zulmü,
Ey! .. Kahpenin dölü...
Şimdi, nefretin niye?
Kustun vahşetini bir küçücük karaya
O kara ki kökü bağlı arş-ı âlâya
Titrese de Seddülbahir
Titrese de Çanakkale
Yeşiline al düşürüp,
Karışacak erenlere
Gecenin koyusunda kalmışken cenderede
Mehmet’ten kan istiyor,
Gül istercesine...

Kan değil can vermeye
Bir yiğit koşuyor Çanakkale’ ye
Değil İngiliz, Fransız gibi çapulcu,
Cihanın ordusuyla baş eder tırnak ucu...
Mermiler kanatlanır Seyid'in ellerinde
Mayınlar Nusret’in nargilesinin marpucu
Ateşler su tadında
Kanlar bayrak olmakta
Gülleler gül açıyor Ruh-i çemende
Evliyalar, enbiyalar saf olmuş,
Bu mübarek cihadı seyretmekte...

Bir Mehmet,
Bir Nazmi
Bir Kemal,
Bir yiğit koşuyor Çanakkale' ye elinde istikbâl
Yürek koyuyor namlusuna mermi yerine,
İmanıyla vuruyor, çelik kalelere
Aşkını siper edip göğsünü gere gere
Tarih yazıyor Çanakkale’de
Namus taşıyor al çerçeve içinde
Sunuyor; imanın mefkûresinde
Ak alınlı nesillere öyle bir millet taşıyor ki;
Sırtı değmemiş yere

Kim bilirdi adını ey! Çanakkale,
Mehmet’im kanat olmasaydı üstüne

GooD aNd EvıL 01-02-2009 05:27 PM

Biraz da Biz Konuşalım
---Demokrasi ne bilir misin?
---Ben bilirim,bilmez üstüm
Susturulduk ben de küstüm.
----Egemenlik milletindir.
---Monarşi bitmedi henüz
Yönetim,idare dümdüz...
----Hür fikirler sonucu
Kimi sağcı,kimi solcu
---Sağın belli,solun belli
Önün arkan terelelli
---Ama şimdi çağ atladık;
----Sanma ki biz çağ atladık
Bak, sokaklarda patladık
---Son yüz yılı anlat bana
----Kalpak gitti,kafa aynı
Çağlar gitti,cefa aynı

GooD aNd EvıL 01-02-2009 05:27 PM

Bu Şehir mi Kirlendi
Dün soluk almak için uğradım.o malum şehre…
Ne tanıdık bir iz buldum
Ne de bir çehre
Aradım bir an da olsa mazimdeki seni.
Her şey ince bir halat düğümünde sallandırdı beni
Şehir; süslü bir mezarlığı andırıyordu
Taşları uzanmış göğe zaferini kutluyordu.

Eskiden böyle miydi?
Bu koca şehir üstüne üstüne gelir miydi insanın?
Arnavut kaldırımlı sokakları bu kadar köhne miydi?
Erguvanlar sarkmıyor muydu bahçelerinden?
Çocuklar misket oynamıyor, topaç çevirmiyorlar mıydı?
Bu kadar uzak mıydı gönüller neş’eden?
Kahkahalar yükselmiyor muydu cumbalı evlerinden?
Ayrılığında bile bir vefa yok muydu?

Şimdi, neden kurumuş pınarları?
Biz mi yeşertiyorduk çınarları?
Pembe bulutları biz mi taşıyorduk üstüne?
Yıldızları biz mi serpiyorduk geceye
Bu somurtkan insanların gülüşü biz miydik?
Şehrin kalbi yüreğimiz miydi?
Ondan mı umursamıyordu dünyayı
Kanaatkâr, mesrur…uzanıyordu günlere

Neden değişti?
Yoksa;
Her şey senin varlığından mı ibaretti?
Gidişinle son mu buldu hayat?
Gün gözlerinde mi eridi?
Yoksa;
Başka eller değdikçe tenine bu şehir mi kirlendi?

GooD aNd EvıL 01-02-2009 05:27 PM

Buseler Hasretin Yanağında Eriyordu
Gün yüzünü dönerken geceye
Dalgalar; mesnetsiz savruluşlarla vuruyordu iskeleye.
Parçalanmış duyguları,
Kırık hayalleri
Ve hasretin koyu rengini
Çılgın arzularlarına peşkeş çekip
Topluyordu ak! Köpüklerinde.

Hava; hüzün döküyordu.
Deniz; güneşi söndürmüş içinde, neşe’yi yutuyordu.
Rüzgârın elinde vurgun fermanı
Martı çığlıklarıyla duyuruyordu.

Dudaklarda vuslat yeminlerinin kıpırtısı.
Gözlerde denize inat yaş
Zaman; bir vapur düdüğünün arkasından,
Ayrılıkla nikâh kıyarken
Buseler; hasretin yanağında eriyordu.

Meçhuldü gidenin de kalanın da yarınları
“Gidip dönmemek, gelip görmemek var “diyordu sessiz diller
Hatıralar, hasrete su serpmekten uzak
Zamanın kollarında unutuluyordu.

Kirli giysilerinin içinde bir gemi ki; dalgaların oynaşı
Savuruyordu eteklerini yüküne inat.
Ne parçaladığı yürekler umurundaydı,
Ne de onca gözyaşı
Uzaklaşıyordu iskeleden şahlana şahlana
İskele; birkaç oyalı mendil, birkaç ucu yanık mektupla
Terk edildi yalnızlığa.

GooD aNd EvıL 01-02-2009 05:28 PM

Cezasını Verirdim
Bir solukluk ömürde,
Bin azapla derildim.
Hayatın çıkrığında,
İnce ince eğrildim.

Her kapı bir duvardı
Her duvar bir dağ gibi...
Aşılmaz yasaların
Çarmıhına gerildim.

Gelen bir çivi çaktı,
Giden bir tel kopardı.
Yok oluş acısıyla
Yavaş yavaş eğrildim.

Dilim lal, elim bağlı
Yürek ezelden dağlı
Her zaman; ağa haklı
Düzeninde ezildim

Çiğnenmezdim ben asla
Çocuğum aç olmasa
Bu kokuşmuş dünyanın
Cezasını verirdim

GooD aNd EvıL 01-02-2009 05:28 PM

Çoban İle Köylü
Köylü araştırıp incelemeden
Demedi hiç “Dilim yandı önceden”
Bakmadı eli mi, kolu mu uzun?
Kime emanettir koyunum, kuzum?
Sürüsünü verdi Cingöz Çoban’a
Sonra tevekkülle! yattı ardına

Çoban; Öğrenmeden kaval çalmayı
Öğrendi koyundan yünün yolmayı
Tez sürede aklı erdi hinliğe,
“Satsam her birini beşibirliğe
Kurtulur dağların garipliğinden,
Tadarım zenginin! necipliğinden! ..

Bir gün kuzu sattı, diğer gün oğlak,
Cebi para gördü. “Oh! ... Pek de sıcak”
Bu arada kurda verdi sus payı...
Kuyruk, işkembe, baş, dört de ayağı
Koyunları güttü! türkü çağrarak
Rahat rahat yattı, döşek yumuşak

İlkbahar, yaz, geçti, güz gelip çattı,
Köylünün kafada şimşekler çaktı
Sürüyü saymaya dama girince
Koç, kuzu nerede? Şaştı hal nice?
Çobanda yalanın bini bir para
Kanıp gitti hemen benim fukara

Akıllandı sanma, bizim köylümüz,
Herkesi kendince bilir: Tertemiz!
Cebinde ne varsa yine sürüye
Verdi de çobana sundu hediye!
Oysa yaşananlar farklı değildi.
Çoban afiyetle sürüyü yedi.

“‘Benim köylüm sormaz, anlamaz, bilmez”
Çobanda zihniyet yerleşmiş bir kez
Köylüyse çıkardı onu çok haklı
Kullanmadı asla düşünme hakkı
Övündü hep “Benim dağ, benim sürü
Lakin,
Çobanı seçmeyi bilmedi köylü...

GooD aNd EvıL 01-02-2009 05:28 PM

Daha Ötesi Var mı?
Bugün bahar kondu avuçlarıma;
Açtı kara bağrını toprak;
Bir tohum uç verdi göğü yırtarak.
Saldı bütün evrene tomurcuklarını
Sığmadı kabına...
Daha ötesi var mı?

Bugün bir kartal kondu avuçlarıma;
Ne yüksekten uçuyordu,
Ne haşin bakıyordu...
Bir serçe kadar heyecanlı, munis
Çırpındı, küçüldü avuçlarımda
Daha ötesi var mı?

Bugün bir su damlası düştü avuçlarıma
Can kattı çürüyen yüreğime
Çatlak dudaklarımdan gönül kaleme
Açtı yollarını çıkmazlarımın.
Umut var eden yarınlarımın,
Mutluluğun,
Neşenin,
Heyecanın...
Daha ötesi var mı?

Bugün dağlar döküldü avuçlarıma;
Yok oldu mesafeler.
Duyabildim sesini sevdiğimin
“ Seni seviyorum “ diyişini..

Sizde duydunuz mu?
“ SENİ SEVİYORUM “dedi sevdiğim
Daha ötesi var mı?

GooD aNd EvıL 01-02-2009 05:28 PM

Demiyor
Daha ay başında yükselir figan
Hani bağladığın maaş demiyor.
Kemikler toplansa etmez bir kürdan,
Kemiksiz dil bile su,aş demiyor

Rakıyı götürür, sanırsın ayran.
İçer içer de kendine ayyaş demiyor.
Karısı artırır dişten tırnaktan,
Paramı pul etti oynaş demiyor.

Seven sevgiliye halin sormadan,
Gel olalım sarmaş dolaş demiyor.
Tilkiler elinde olmuşuz tavşan,
Gitti kulak, yeter tıraş demiyor.

Kendinden çekinir olmuş da insan
Hiç kimse kimseye sırdaş demiyor
Kırgız,Özbek,Çuvaş...Hepsi aynı kan
Birbirlerine hiç soydaş demiyor.

Kirli çamaşırla doludur her yan
Toplayamaz bunu faraş demiyor.
Devlete,vekile (lokmayı yutan)
Bir el uzanıp da yavaş demiyor.

Dil aynı, din aynı bölünmüş vatan
Gardaş gardaşına “gardaş” demiyor.
Dört bir yandan öte sarmış da düşman,
Benimdir; İstanbul, Maraş demiyor.

Eller Mars’a çıktı o hala yayan
Alimi ilmine marş marş demiyor
Değerleri yitti,kalmadı izan
Yok mu kurtaracak bir baş demiyor

GooD aNd EvıL 01-02-2009 05:28 PM

Derininden Çıktı Hüzün
Hazan mevsimine takıldı kaldı ömrüm
Ağaçlar gibi çıplak kaldı düşlerim.
Derininden çıktı hüzün.
Yüreğimde,
Tam ortasında raks etmekte

Bahara özlemin hüznüdür bu
Yaşamak istediğim
Ama, hiç yaşayamadığım
Geç kalınmış saatler hazanın ortasında
Bir mum gibi erimekte

Şimdi kuru gazel gibi ömrüm
Toprakla harmanı beklemekte
Umutlar solgun resimler arkasında
Solup gitmekte
Derininden çıktı hüzün
Yüreğimde,
Tam ortasında raks etmekte

GooD aNd EvıL 01-02-2009 05:28 PM

Diskoda
Vurgunu yemiş gençlik ha bre debelenmekte
Gerçek, atından inmiş hayalde sürünmekte

Güya dem vuruyor göbeğine eğlencenin,
Öyle bir eğlence ki; selâsı cenazenin

Barmenin eşliğinde kusuyorlar zehiri
Viran kulübelerin zavallı varisleri

Bedenler yalpalıyor, ruhlar ise kirlenmiş
Güzelliğin, mertliğin zırhları zedelenmiş.

Patlatmış beyinleri baterinin sopası
Çelik olsa işlemez doğruluğun yasası

Uyuşturucu,kumar, fuhuş, içki... hepsi sek
Hayat orada başlar, biter; düm-te-ka-düm-tek

İyiliğe atılmış hançer olmuş bu gençlik
Bir millet çöküşünde bu ne bir son ne de ilk!

Hep yanlış vagonlarda istasyonlar aranmış
Bu yanlış yolculukta ufukları kapanmış

Yok mu bir aklı selim? Göstersin doğru yolu
Bir parçacık ışık sal ey! Şefkat İstasyonu…

GooD aNd EvıL 01-02-2009 05:28 PM

Düşer
Deşme; deşilmesin gönül çıbanı,
Dillere dökülür söz olur düşer.
Düşme; sonra dersin dost, gardaş hani
Tekmeler sırtına gürz olur düşer.

Verme; alamazsan saptan samanı,
Derme; değil ise hasat zamanı,
Yakma; pire için koca yorganı,
Cebinin içine köz olur düşer.

Sorma; duyacaksan dilde yalanı,
Bakma; göreceksen onca talanı,
Gitme; olacaksan artta kalanı,
Nalları üstüne toz olur düşer.

Alma; satamazsan ilim irfanı,
Yazma; sileceksen sende olanı,
Sokma; vatanına acem,yabanı,
O yaban ırzına ırz olur düşer.

GooD aNd EvıL 01-02-2009 05:28 PM

Düştü
Dün, güneşe bulut düştü
Göğe figan,
Toprağa bayram düştü

Sol yanımdan can,
Sağ yanımdan yar düştü.
Görünmeyen ellere bir ak güvercin düştü.

Düştü ah! Hayat düştü…
Bahtıma eyvah düştü…
Beni acıya koydu, kendi sefaya düştü.

Renkler onunla gitti, sesler onunla yitti…
Zaman, mekân benden koptu;
Cennete cennet düştü

Alındı bütün varım
Bana yitikler düştü
Gamımın tellerinden feleğe cümbüş düştü

Rangor 01-02-2009 05:28 PM

sağol güzelmiş ;)

GooD aNd EvıL 01-02-2009 05:28 PM

Düşünceler
Umutsuz uyanışın, umarsız uçuşları
Uzlet uçurumuna ucun ucun ilerler
Ufalanır uzuvlar, utanır uryanından
Urbasından uçlanınca ulvi düşünceler...

Uğrayınca uslara uğrular, ucubeler,
Uğuldar ufuklarda uçuşan kelimeler
Ustalar uşağını uyarırsa uygunca
Uslanır; urganın ucunda düşünceler...

Usullü,usturuplu ve de uslu uçmalı
Umursuz ukalalık unutturur hedefi.
Usulca, usanmadan uğraşmalı ummanla
Utkuya ululaştırır uhrevi düşünceler.

GooD aNd EvıL 01-02-2009 05:28 PM

Düzeltene Helal Olsun
Nerede göz, nerde kulak,
İkisine girmiş budak,
Maddeler manadan uzak
Düzeltene helal olsun

Laflarımız kucak kucak
Mana seçsen zordur bulmak
İyi söze değmez dudak
Söyletene helal olsun

İş yaparız savsak savsak
Etler mundar, murdar yamak
Bir hamakta kırk beş aylak
Ayıltana helal olsun

Ustasından kopuk çırak
Hurafeye sardı merak
Öz örtüldü Batıl hortlak
Düzeltene helal olsun

Toprak çorak, iklim kurak
Ektik buğday biçtik burçak
Açlıktan boş kaldı kundak
Diriltene helal olsun

Etrafımız doldu pasak
Köşe bucak gizli tuzak
Zalim merdi etti korkak
Alp ölene helal olsun

Şekte zuhur etti ahlak,
Ar soyundu, doğru çıplak
Hesap soran; hali muğlak
Bildirene helal olsun

Adres şaşmış; çıkmaz sokak
Keçi çıkmış, peşte oğlak,
Cevap ister en son durak,
Verenlere helal olsun.

GooD aNd EvıL 01-02-2009 05:29 PM

Efendim
Gül yağıyla yıkanmış çıkarıldık sabaha,
Ham iplikler şeklinde yatırıldık tezgâha,
Olduk ya ipek atlas ya da kıldan bir çuha
Kader der de geçeriz şükrederiz efendim.

İlk çığlık son hıçkırık arasında panikler,
Dinmeyen acılarla bitmeyen komiklikler,
Maskeli palyaçoyla doluşmuş bütün sirkler
Şerri hayra katıp ta zikrederiz efendim.

Petnide ot yok ama yüklüdür yine kısrak
Sağa sola eğile uzamaz oldu kavak
At, avrat, silah orda er bekler kullanacak
Elbet bir gün bizlerde fikrederiz efendim

GooD aNd EvıL 01-02-2009 05:29 PM

Eylül'üm Hep Böyle Boynu Bükük Mü Kalacak
Hazandan birkaç kırıntı kaldı ellerimde
Kışı çıkarır mıyım bilmem
Ağırlığı çökerse üstüme
Çürütür mü kalan son yapraklarımı?
Ben kara toprağın fidanıyım
Beyazına alışır mı gözlerim?
Ayazlar keser mi ellerimi?
Tutamaz mıyım?
Kaldıramaz mıyım ayağa Nisan' ımı?
Tekrar kapımı çalmaz mı bahar?
Eğilmez mi akasyalar sevdamın üstüne?
Kış uykusundan kaldırmaz mı aşkımı
Beyaz güvercinler?
Yoksa,
Geçti mi? …
Heyhat!
Bitti mi?
Beni hazana taşıyan tomurcuklar
Eylül'üm hep böyle boynu bükük mü kalacak?

GooD aNd EvıL 01-02-2009 05:29 PM

*******
Kapanınca gündüze ışıl ışıl bir perde
Buluruz kendimizi masallar ülkesinde.

Gündüzün yorgunluğu bir tarafa atılır
Bütün dertler kederler yıldızlara satılır.

Uyku salıncağında ruhumuz sakinleşir
Son uykuda bu kadar tatlı mı? Acep nedir?

Gecenin denizinde gün dingin, zaman durgun
Çıplak ruhla dalarsak asla yemeyiz vurgun.

Düşlere taç olur ay,buket olur yıldızlar
Gündüz düşler silinir... Güneşin içi sızlar.

Utansın *******e “kara” diyen utansın
Toprağa da “ kara” der yatağıdır elmasın

GooD aNd EvıL 01-02-2009 05:29 PM

******* Düşüm Süsler
Biraz su, biraz hava,
Birkaç kutu hediye,
Ayçöreği de alıp
Uzansak ay dedeye

Öğrensek ondan bir bir
Dünyanın sırlarını,
Okusak kitabından
Tarih satırlarını.

Yanından ayrılırken
Gönlümüz hüzün dolu.
Sarsa bizi neşeyle
Halley le Samanyolu.

Merih’i, Jüpiter’i
Toplasak sağı solu.
Venüs’ü çember edip
Yapsak bir uzay turu.

Gökkuşağı ipimiz,
Yıldızlar misketimiz,
Körebe, saklambaçta
Güneş olsa ebemiz...


Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 06:22 PM

Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11   Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions, Inc.