www.cakal.net Forumları YabadabaDuuuee

www.cakal.net Forumları YabadabaDuuuee (https://www.cakal.net/index.php)
-   Edebiyat (https://www.cakal.net/forumdisplay.php?f=268)
-   -   Ümit Kilislioğlu Özger (https://www.cakal.net/showthread.php?t=143154)

GooD aNd EvıL 03-28-2009 12:06 PM

Ümit Kilislioğlu Özger
 
Şu takvim yaprağındaki şiir var ya,
Sana yazmıştım onu
Bir gece yarısı...
İyiden iyiye büyümüştü hasretin,
Dayanılmaz olmuştu kalbimin ağrısı,
Birine okumuştum açıp telefonu.

Beğenip istedi, yazıp verdim
Seni tanırdı, aşkı bilirdi,
Dostlarına vereceğini düşünemedim
Öyle büyük, öyle büyüktü ki derdim!

Sonra o şiir elden ele dolaşıp, durdu
Yoktu artık, yeri yurdu
Her okuyan, üzerine
Kendi hayalini kurdu.

Oysa...
Her sevda, kendi ocağında tüterdi;
Ellerin evinde işi neydi?
Sen okusan yeterdi.

14.Şubat.2005

GooD aNd EvıL 03-28-2009 12:06 PM

Annesi Hülya diyor ya,
Meryem gerçeği.
O bir bayram çiçeği.

Bayramdan bayrama süslenir
Gözleri bir başka ışır
Saçları savrulur,
Kır çiçeklerine karışır.

Herkes giyinir giyinmez
Kilitli dolaptan çıkar kolonya şişesi
O zaman görülmeye değer neşesi.
Sürer önce eline,
Oradan saçının her teline.

Geleceği hakkında karışık aklı
Bunda da yerden göğe haklı.
Hemşire olup yara mı sarsın?
Yoksa okumasın da erkenden
kocaya mı varsın?
Zaten dayısı diyor ki:
“Başıma kaldı üç tane yetim,
kızı yok okutmaya niyetim”.
Ailede akıllı biri var: hala.
“Öğretmen olsun ”diyor, “kalmasın ezik”
“Kız çocuğuna altın bilezik”.
Bir kaç yıl içinde kim öle, kim kala…

Boynunda bir zincir taşır,
Ucunda nazarlık
Ziyaretler erken başlar, önce mezarlık.
Ninesi, dedesi, babası,…
Dönüşte çamura saplanır
Dayının arabası.

Arkasından bir kaç ev gezmesi,
Karamela, fındık ezmesi.
Eller öpülür, harçlıklar toplanır,
Elalemin divanının üstünde
Hop hop hoplanır.
Birileri gelir, yaramazları haklar,
Çekilir kulaklar.

Önce paralar sayılır
Sonra çocuklar sokağa yayılır
Şişmanı, zayıfı, ufağı, irisi.
Meryem de karışır aralarına
Sırtında mor çiçekli entarisi.

O yalnız bayramlarda eğlenir
Cebinde bir sürü kağıtlı şeker,
Atlı karıncaya biner, niyet çeker,
Artan paranın saklanması yeğlenir.

Mor elbise kalkar kalkmaz dolaba
Ruya biter, başlar yine günlük hayat
Sabah kalk, akşam yat..
Annesi yine hırçın olur, dayısı yine kaba.

Meryem de mahzunlaşır haliyle
Yaşar bir sonraki bayramın
Rengârenk hayaliyle.

GooD aNd EvıL 03-28-2009 12:06 PM

Karşılaştın mı?
Karşılaştın da şaştın mı?
İster bitkin olalım, ister zinde
Gideceğiz
Vakit geldiğinde.
İşte orada erek
Gülerek
Seve seve
Döneceğiz eve.

(Kasım 2003)

GooD aNd EvıL 03-28-2009 12:06 PM

Hayal Gemisi

Bir gemide düşlüyorduk kendimizi
Okyanuslarda yol alan
Yolunu kaybetsin istiyorduk
Bulunmasın izi.
Sadece biz olalım, bir de yıldızların düğünü
Bir bulutları seyredelim, bir de
Dalgaların köpüğünü.

Sen bir gün karaya çıkmak istersen demiştim sana
Özlersen şehirdeki dumanı, isi,
Bu iki kişilik hayal gemisi
Yanaşıp limana seni bıraksın.
O zaman ben hüzünlü bir balık olurum,
İster gök kararsın, ister dalgalar azsın
Dayanamaz yine gelirim sana
Ama artık sen beni tanımazsın.

Şimdi kalbimin gemisi bir tanem
Gidiyor tam yol sevdanın izinde
Her gün biraz daha,
Biraz daha kayboluyor
Güzel gözlerinin engin denizinde.

(24.Mayıs 2001)

GooD aNd EvıL 03-28-2009 12:22 PM

Kapattık kapılarımızı dostlarımıza,
Mesafeler koyduk araya.
Bir 'Merhaba' demek için
girmeleri gerekti sıraya.
Bize çok ihtiyaçları olduğu an
meşguldükİ
Not bıraksınlardı
Sonra arardık,
başka zaman.
Sınavdan en iyi notu aldıklarında
gözlerindeki pırıltıyı göremedik,
bir küçücük armağan veremedik.
Canları yandığında
bize koşamadılar nefes nefese
Ne kadar hasrettiler bir dost sese!
'Görüşürüz ya Salı, ya Çarşamba günü'
diye diye kaçırdık nişanı, düğünü.
Paylaşamadık o en coşkulu anlarını,
Keşfedemedik
en çok seveceğimiz yanlarını.
Hayat denen suyun akışında
birlikte çağlayamadık
Ölümlerini bile geç duyduk da
vaktinde ağlayamadık.
Bu hikaye hem acı, hem uzun
Selam vermeden geçiyoruz artık
yanından komşumuzun.
Bahanelerle etrafımızı sardık
Oysa biz
birbirimiz için vardık.
Huzur dedik, iş dedik,
Can cana olmaktan vaz geçtik,
Yalnızlığı seçtik.
Herkes bir yalana kandı
Ne olursa olsun sebep,
aslında kapılar hep,
kendi üstümüze kapandı.

(30.Nisan.1998)

(Kapılar kitabından)

GooD aNd EvıL 03-28-2009 12:22 PM

Çağlayacaksa ırmaklarım,
Göller misali gözlerim yaşla dolacaksa,
Aşkın için dolmalı;
Dolaşacaksa parmaklarım,
Ucunda saçların olmalı.

Rüzgârım esecekse
Sana doğru esmeli,
Kar yolları kesecekse,
Sen geldikten sonra kesmeli.

Aşk kendini benim yüreğimde görüp beğenmeli
Binlerce yıldır süren
Kaybolma korkusunu yenmeli.

Güleceksem sana gülmeliyim,
Öleceksem sevgilim,
Kollarında ölmeliyim.

(24.Mayıs.2001)

GooD aNd EvıL 03-28-2009 12:23 PM

Koymayın küçüğümü
enflasyonun, fakirliğin yerine.
vurmayın ellerine…

İşi ne o minicik yürekte yasın?
Bırakın resim yapsın, denizi maviye boyasın
Kıkır kıkır gülsün, eğlensin
Maç yapsın, gol atsın, yenilsin, yensin.

Üstüne yürümeyin açıp gözlerinizi iri iri
Yaşlar yıkamasın yanağındaki kiri.

Yüreğini acılar mesken tutmuş,
gülmeyi unutmuş.
Gözü mor, patlamış kaşı
belli duvarlara vurulmuş başı
Ancak ruyalarında sarılıyorsunuz ona,
uykuda gülümsüyor topa, balona.
Her sabah kavgalara uyanıyor,
içi yanıyor…

Hiç haketmedi tekmeyi, çelmeyi
o istemedi dünyaya gelmeyi

Koymayın onu adaletsizliğin yerine
Ne olur,
Vurmayın ellerine!

GooD aNd EvıL 03-28-2009 12:23 PM

Yolda karşılaştık seninle.
Ben dönüyordum, sen gidiyordun.
Merak içindeydin.
“Ne olur anlat bana, anlat! diyordun.
“Önceden bilmeliyim tüm durumları
Dönemeçleri, uçurumları.
Yollar geniş mi, dar mı?
Son sürat gidebilir miyim?
Keskin virajlar var mı?

Kimi neş’e bulur aynı olayda, kimi keder.
Kimi felaket, kimi bereket olarak görür yağmuru.
Güneş açtığında kimi yerdeki çamuru,
Kimi gökkuşağını farkeder.

Benim deneyimlerin işine yaramaz.
Ama konuşalım diyorsan biraz,
İster sakla, ister çöpe at,
İşte sana birkaç küçük nasihat:

Yağmur da olacak elbet; kar da sis de.
Değişecek her an.
Dümdüz asfalt da olacak, kasis de.
Hangisi ne zaman, nerede,
Ben nasıl bilebilirim ki?
Bu senin maceran.

Dinlenme yerleri göreceksin
Kimi şık, kimi salaş.
Yol arkadaşların ayrılmak isterse bir yerde
Ne israrcı ol, ne de kapıl derde.
Sevgiyle kucaklaşıp, vedalaş.

*******i tıpkı bir madenci gibi
Alnındaki ışığı yak,
Kendin aydınlat yolunu.
İyice gör sağını, solunu;
Neresi baş, neresi ayak.
Başka fenerlerin ışığının ucu
Uzanır belki bataklığa, kuma;
Belki de Tanrı saklasın
Uçuruma.

İyi yoculuklar yavrum
Sevinçle katıl oyuna
Güven sağduyuna.

GooD aNd EvıL 03-28-2009 12:23 PM

Oturup bir ağaç altına,
Yaktı içinin mangalını...
Ciğer, böbrek,
Hele de yürek!
Mezesi şiir, şarkı
Âh edip inledi sabaha dek.
Sevdiği ne zâlim kızdı!
Yoktu onun da ötekilerden farkı.
Sabaha doğru içini bir serinlik kapladı...
Artıları, eksileri hesapladı,
Lüzumsuzluğuna kızdı,
İçip içip sızdı.

Uyandığında,
Abesle iştigali bırakıp,
Son verip 'ay! 'a 'vay! 'a,
Bu dünyaya
Eser bırakmaya karar verdi.
Bir ağaç, bir kitap, hayırlı bir evlât,
Ya da hepsi birden.
Doğru yolu buldun işte be adam!
Çık git bu şiirden!

(10.Mayıs.2004)

GooD aNd EvıL 03-28-2009 12:23 PM

Kimsenin aklına uymadı,
Kimse bağırıp çağırdığını duymadı.
Kendine küçük bir iş kurdu,
Haramdan hep uzak durdu.

Oldukça güleçti.
Sakınarak tekmeden,
Fazla dikkat çekmeden
Bu dünyadan gelip, geçti.

Maddeye tapmadı,
İstemediği hiç bir şeyi
Yapmadı.

İsmet Paşa’yı pek severdi,
Hep onun partisine oy verdi.
Bin dokuz yüz seksen beşte
İkinci kalp krizinde … anlayın işte.

Komşulari bir yandan “Ne iyi adamdı! ” dediler,
Bir yandan helva yapıp yediler.

Yastığının altından çıkan şiir defteri elden ele dolaştı,
Bu kadar duygulu oluşuna herkes şaştı.
Başka şey yoktu mısralarında hasretten, hüzünden
Öğrendiler hiç evlenmediğini yirmisinde ölen ilk aşkı yüzünden.

(Kapılar kitabından)

GooD aNd EvıL 03-28-2009 12:23 PM

Adımlarımız mı küçük, yollar mı uzun?
Neresindeyiz yolculuğumuzun?
Bir balık pulunda, kanadında kuşun
Sırları saklı varoluşun.
Tesadüfler yok, yalnızlık yalan
Öyle yakında ki özlemi duyulan!
Yakın dünden ve yarından,
Yakın şah damarından.

(9.Kasım.2001)

GooD aNd EvıL 03-28-2009 12:23 PM

Adsız mail atmışsın kimsin nesin bilemem,
Beğenmedin diye o kelimeyi silemem,
Yaz daha iyisini, ben on puan vereyim.

Eleştiri iyidir su-i niyet olmazsa,
Sözler katkı yerine bir eziyet olmazsa,
Münekkit ünvanını hemen şu an vereyim.

Her zaman yazıyorum gönlümden geçenleri,
Elbet çok seviyorum beni dost seçenleri,
Sana düşünmek için biraz zaman vereyim.

(14. Mart. 2003)

GooD aNd EvıL 03-28-2009 12:23 PM

Çok günah işlemiş, çok tevbe etmiş,
Boyun bükük, saç beyaz, yaş ise yetmiş,
Dükkânı oğluna çoktan devretmiş,
Kızında kalıyor Nurettin Amca.

Torunlar sırtından bir bir aşıyor,
Gürültü arttıkça sabrı taşıyor,
Her gün biraz daha çocuklaşıyor,
Trompet çalıyor Nurettin Amca.

Rahmetli eşini yıllarca üzmüş
Barlarda pavyonda, az mı göz süzmüş,
Kesenin ağzını evinde büzmüş,
Pişman, bunalıyor Nurettin Amca.

Sabahları erkenden uyanıyor,
Yürüyüşle gençleşirim sanıyor,
Hacca gidememiş, ona yanıyor,
Hayale dalıyor Nurettin Amca.

Meyhanede baş köşedeymiş yerin
Para harcıyorken varmış değerin,
Perişan ettiğin karaciğerin,
İntikam alıyor Nurettin Amca!

Hayır hasenâta da vakit ayır,
Öksüzün, yetimin hakkını kayır,
Ömrünün kalanı dağ, tepe, bayır,
Zaman azalıyor Nurettin Amca!

20.5.2004

GooD aNd EvıL 03-28-2009 12:23 PM

İnce uzun parmaklım,
Sende aklım..

Işığına tutunuyorum
Sarmaşıklar misali
Üç sürgün öncesinden beri.

Gül yanaklım, bal dudaklım
Seni sevdiğimi herkes biliyor
Su damlası gibiyim ben,
Yok ki saklım!

(4.4.2004)
(Doğa'ya...)

GooD aNd EvıL 03-28-2009 12:23 PM

Aklın gerisinden uzanır yollar,
Bildiğini bilmeden sever kullar;
Galip geldiğini düşler biri de,
En güzeli en sevmediğine yollar.

Bakar ki giden ulaşır menziline,
Bir türlü sahip olamaz kem diline;
Üzülür, söylenir, kızar amma,
El süremez artık kandilin fitiline.

Kalbi temiz olan kazanır her savaşı,
Endişeden uzak dolaşır, diktir başı;
Kötü söz söylemez asla incitemez kimseleri,
Allah yardımcısıdır, melekler arkadaşı.

GooD aNd EvıL 03-28-2009 12:23 PM

Günlerim sensiz kara
Aşkın içimde yara
Bir akşam üstü ara
Al götür uzaklara.

Nakarat:
Güneş seninle doğmalı,
Sabah seninle olmalı,
Ömür seninle dolmalı,
Al götür uzaklara.

Hasretim her an sana
Gönül hep aşktan yana
Olmak ister can cana
Al götür uzaklara.

Nakarat:
Güneş seninle doğmalı,
Sabah seninle olmalı,
Ömür seninle dolmalı,
Al götür uzaklara.

(1997)

(Bu güfte, tarafımdan hicaz makamında bestelenmiştir)

GooD aNd EvıL 03-28-2009 12:23 PM

İnada en sevmediğin bluzu giyebilirim,
“seni artık sevmiyorum” diyebilirim.
Bir çok söz söyleyebilirim acı,
Bir o kadar da aldatıcı.
Karşında oturabilirim dilimi yutmuş gibi,
Davranabilirim yıldönümümüzü unutmuş gibi.
Sakın aldanma gülüm,
Seninim ben ayırıncaya kadar ölüm.
Kadınım ya, kapris benim işimdir
Azıcık ihmale gelememişimdir.
Gözlerin, gözlerimle bağlantı kursun,
Her şeyin doğrusunu oradan okursun.

GooD aNd EvıL 03-28-2009 12:23 PM

Ne mirasyediydi Ali bey, ne asilzâde
Ne kadınlar vardı yaşamında, ne bâde
Yaşadı, olabildiğince sade
Her türlü karmaşaden âzâde
Gitti bitince vâde
Yüzünde mutlu bir ifade.

(Kapılar kitabından)

GooD aNd EvıL 03-28-2009 12:24 PM

Bakıyorsun ya yüzüme,
Aman dikkat!
Bilirsin
Üzüm üzüme....

(Mart 2004)

GooD aNd EvıL 03-28-2009 12:24 PM

Niye sevdim seni bilmem bu kadar,
Çok alıştım gurbet elde duramam;
Başka şehir, başka diyar bana dar,
Başka yerin hayalini kuramam.

Nakarat:
Ankara’da kar başkadır
Yaz başka bahar başkadır
Gündüz başka, gece başka
Ankara'lı yar başkadır


Evim barkım, sevdiklerim, okulum,
Hepsi sende ben ne şanslı bir kulum;
Bütünleştim seninle çıkmaz izin,
Seviyorum olmasa da denizin.

Nakarat:
Ankara’da kar başkadır
Yaz başka bahar başkadır
Gündüz başka, gece başka
Ankara'lı yar başkadır

Tarih sende okunuyor, çağ çağ,
Türkiye’nin kalbi sende atıyor;
Bir tarafta başı karlı Elmadağ,
Gözbebeğim Atam sende yatıyor.

Nakarat:
Ankara’da kar başkadır
Yaz başka bahar başkadır
Gündüz başka, gece başka
Ankara'lı yar başkadır

(Bu güfte, tarafımdan nihavend makamında bestelenmiştir)

GooD aNd EvıL 03-28-2009 12:24 PM

` Gül Destesi ' ile ' Aşk Bestesi'
Gönderildikleri kapıdan kovulmuşlar;

Adrese bir daha bakmışlar,
Şöyle yazıyormuş:

.......da oturan ' Ormanın Kerestesi'.

(Şubat 2004)

GooD aNd EvıL 03-28-2009 12:24 PM

Arıyla savaşma zehirlemesin,
Sonucu öfke belirlemesin.
Gel aklını kullan, beklemede kal,
O zaman ödülün petek petek bal.

(Kapılar kitabından)

GooD aNd EvıL 03-28-2009 12:24 PM

Osman, o gün en şık elbisesini giydi.
Genel müdür Ahmet Bey’in yanına girmekte
Epey zorlandı.
Sekreter engeli kale gibiydi
Ama işte o an, tarihî bir andı.

Ahmet şöyle bir kaldırdı kaşını,
Tanıyamamıştı eski okul arkadaşını.

Onun anılarıyla doluydu Osman’ın günceleri
Az mı ders çalışmışlardı birlikte *******i!
Beyefendi'yi bir kez boğulmaktan kurtarmıştı,
Bir kez dayaktan.
Az daha oluyordu elden ayaktan.

Anlatinca şu okul, şu yıl, şu sınıf,
“Ha! Evet “ dedi soğukça, “ Hatırlar gibiyim;
Ben de dört yıldır bu şirketin sahibiyim.
Bu günlerde yeni bir sistem kurduk,
Personel alımını durdurduk.
Kusura bakmayin yukarıda
Beş dakika sonra toplantım var da...”

Hiç kendisini yormamıştı
Ziyaretin sebebini bile sormamıştı

Osman, lisenin mezunlar derneğinin yönetim kurulundaydı
Onu toplantıya çağırmaktı amacı
Dışarıya attı kendini; gözü kararmiş, ağzı acı.

Bu hal onu çok kızdırdı...
Gitti derneğe, onun adını,
Vefat edenlerin arasına yazdırdı.

(Kapılar kitabından)

GooD aNd EvıL 03-28-2009 12:24 PM

Ya kovalamalı,
Ya kaçmalı,
Ya yere dökmeli,
Ya bir dikişte tereddütsüz içmeli.

Ya adamakıllı sevmeli,
Ya vazgeçmeli.
Bu sınav, çoktan seçmeli.

İşaretlenirse tüm şıklar,
Hüsrana uğrar âşıklar.
Aşk meleği her şeyi,
Her şeyi görür.
Yanlışlar,
Doğruları götürür.
Yaşayabilmek için o,
Kocaman kanatlarını
Sonsuzluğa doğru açmalı,
Özgürce ve mutlu uçmalı.

Ya adamakıllı sevmeli,
Ya vazgeçmeli.
Bu sınav, çoktan seçmeli.

(4. Haziran.2004)

GooD aNd EvıL 03-28-2009 12:24 PM

Aşk çağırırken git
Heyecan dinmeden,
Daha fazla geçmeden vakit.

Rüzgara ver göğsünü,
Yürü gözü kara, yalınayak.
Çiğler altında ıslanırken yak
Sevdanın türküsünü.

Ne geçtir, ne erken;
Tam vaktidir.
Koş aşka
Hazır çağırıyorken.

(31.07.2001)

GooD aNd EvıL 03-28-2009 12:24 PM

Aşk meleğim, sevda kuşum;
Ne güzel olduğunu unutmuşum.
Hevesin hep sürsün
Kanadın alıp beni,
Yükseklere götürsün.

GooD aNd EvıL 03-28-2009 12:24 PM

Bazen uçar gökyüzünde,
Bazen sürünür yerde.
Bazen dert sebebidir,
Bazen devadır derde.

Okunur titreyen seste, gözdeki ferde,
Her güzel eserde.
Ferahlık da verir insana, keder de.
Peki şimdi nerde?

Ayaklarında prangadır gün olur,
Gözünde perde;
Bazen kavuşulur düğün olur,
Yenilir pilav zerde.

Bazen gel geç gönüllüdedir,
Bazen emin ellerde.
Bir kaf dağının ardındadır,
Bir serde.
Sahi bu aşk nerde?

Rastlarsın ona bir gün, bir yerde
Senin elindedir kaderi.
Başına taç da edebilirsin,
Heder de.

(5. Şubat. 2002)

GooD aNd EvıL 03-28-2009 12:24 PM

Aşk aç bir atmaca
Kalbini kapıp kaçan,
Dertsiz başına dertler açan,
Koskoca bir aldatmaca.

İyi düşün! O kişi mi asıl istediğin?
Adıyla başladığın her söze,
Uğruna her şeyi aldığın göze.
Yoksa sevilme arzusu mu sevda dediğin?

O insan çoktandır aradığın eksik parça değil,
Sana kendini eksik hissettiren sebebe eğil.
Canım, bir tanem! Boş yere huzursuzsun,
Aslında herşey tamam, sen kusursuzsun.
Öbür yarıyı aramaya koyulmuşsun kaç senedir,
Yarım elma olduğunu sana düşündüren nedir?

Eksik mi yarattı sence bu canı veren?
Önce bütün olduğunu öğren.
Ondan sonra yap gereğini,
Korkmadan sevgiye aç yüreğini.

Kalıcı bir dostluk kur, değil kısacık,
Bir başka bütünle el ele, sıcacık.

(Kapılar kitabından)

GooD aNd EvıL 03-28-2009 12:24 PM

Artık
Şüphem
Kalmadı

Aklımın
Şımarık
Köşesi

Ağıtla
Şarkıyı
Karıştırıyorsa

Aşk
Şurada
Karşıdadır

Alabildiğine
Şimdi
Korkmadan

Ağlamalı
Şebnemle,
Kırağıyla

Asılmalı
Şiirin
Küreklerine.

(13. 4. 2004)

GooD aNd EvıL 03-28-2009 12:24 PM

Günaydın güneş! Bugün çok güzelsin!
Bırak altın saçların yüzüme gelsin.
Selam olsun çiçeğe, kuşa,
Suya, toprağa, yokuşa.

Merhaba ay! Merhaba yıldız!
Bu gece ihtişamınız bir başka.
Merhaba geceye, gündüze,
Merhaba dostluğa, merhaba aşka.

(8.3.2001)

GooD aNd EvıL 03-28-2009 12:24 PM

Bakışların sevgilim; hülyâlı, mânâlı, sevdalı, derin
Uykusuz mu geçiyor senin de, benim gibi *******in?

Nakarat:
Aşkın yaşı olmaz, kimi isterse vurur
Rüzgâr olur, boran olur, savurur
Ateş olur, volkan olur, kavurur.

Gönül ferman dinlemez; yolları, çölleri, yılları aşar
Özleyince tutuşur tüter de, deli gibi ona koşar.

Nakarat:
Aşkın yaşı olmaz, kimi isterse vurur
Rüzgâr olur, boran olur, savurur
Ateş olur, volkan olur, kavurur.

(Ekim 2004)

(Bu güfte, tarafımdan hüzzam makamında bestelenmiştir)

GooD aNd EvıL 03-28-2009 12:25 PM

Mehtaplı bir yaz akşamıydı
Şöyle insanı çıldırtan cinsten.
Tecrübeli ay bulutun arkasına girdi
İnsanların böyle *******de önce azdığını,
Sonra da kendisini şahit yazdığını
bilirdi.

Saklanamadı küçük ayı
ve öteki yıldızlar
Sevgilileriyle kumlara uzanmış kızlar
Umursamıyorlardı dünyayı.
Seviştiler önce, sonra bir şarkı tutturdular:

“Ay şahit aşkımıza, yıldızlar ve ay
Bu gece unutulmaz, unutulmaz vay! ”

“Ben görmedim” dedi ay. İftira!
Gençler sandallarda, ellerde bira
İşitmediler onu, biri bağırdı “Vira! ”
Unutmuşlardı evi, barkı
Devam etti şarkı:

“ Mehtaba sorun inanmazsanız eğer,
Aşk güzel, hayat yaşamaya değer”

Ay onların sesini pek âlâ duydu.
Çaresiz, dalgalarla anlaştı,
Denizdeki aksi ritme uydu.
Galiba bu durumda
En iyisi buydu.

(18.Temmuz.2004)

GooD aNd EvıL 03-28-2009 12:25 PM

Ayakta Öl

Dinlenmeler yazılmamış ona
Yumuşacık divanlarda;
Çalış, çabala demiş kader,
Çırpın, didin,
Sonunda, ayakta öl....

' Ne yapalım yani!
Hastaysan hastasın, yastaysan yastasın
Bunlar duraklaman için bahane mi!
Çekip çevirmelisin hanemi.'

Genç kızlık hayallerini her hatırlayışta ağla,
Yediğin her dayakta öl...

'Anlaşıldı, gidicisin,
Pek zamanın kalmadı...
Ama kadın! , karnım aç! , ev soğuk!
Yemeği ısıt,
Sobayı yak da öl...'

GooD aNd EvıL 03-28-2009 12:25 PM

Sırlarla dolu dünyanın sırsız aynaları!
Cam olarak da işe yaramazsınız,
Tekrar kuma da dönüşemezsiniz.
Işıldayıp gönüllere düşemezsiniz.
Bu âleme gerçeği yansıtmaya gelmiştiniz
Yanıltmak değildi işiniz.
Bir gün bir taş, bir şangırtı
Ve... İşte gidişiniz.

(8.Kasım.2001)

GooD aNd EvıL 03-28-2009 12:25 PM

Kiminin gönlü cazda,
Kimininki nihavend faslında
Herkes aynı şarkıyı söylüyor aslında.

Kimi detone, kimi ahenkli
Kimi tekdüze; kimi canlı, çok renkli

Kiminin üslubu sert kimi yumuşacık, tatlı
Kimi ağır aksak, kimi sanki kanatlı

Kimi kendini hep akort etmede,
Kimi tıkamış kulağını,
Nefes tüketmede...

Bir gün elbet tamamlanacak süreç
Bir gün, er ya da geç,
İnsanoğlu güçlüğünü yenecek,
Sonunda bu şarkı
Doğru söylenecek.

Sevgi dinleyecek ilahî eserini
Büyük koronun eşsiz konserini.

(Kapılar kitabından)

GooD aNd EvıL 03-28-2009 12:25 PM

Zinde ve neşeli olacaksın yarın
Artık *******i seni hüzünle düşünmeyeceğim
bölünmesin diye uykuların.

Vazgeçtim o acıklı şarkıyı mırıldanmaktan
ve bir gün arayacaksın diye aldanmaktan.
Henüz hiç bir şeyi unutmadım
ama belki gün be gün, adım adım
başarabilirim kim bilir?
Anılar aklımdan yavaş yavaş silinir.

Senden, vefasızlığından kimseye söz etmeyeceğim
incinmesin diye duyguların.

Zamanı çoktan geçti 'Ah' ların da 'vah' ların da
Yağmurlu *******de elbet biraz hüzün olur,
Mesela gün batımında güzün olur,
En çok da bayram sabahlarında.

Gerçeği kabullenmek gerek
Ecele faydası yok ki korkuların!

İki gözü iki çeşme değilim inan ki
Garip bir huzuru yaşıyorum
Olgunlaşıp büyüyorum sanki
Bazen buna kendim de şaşıyorum.

Fırtınaların dinmeye yüz tuttuğu yerdeyim
Durulduğu sahillerde suların.

(Kapılar kitabından)

GooD aNd EvıL 03-28-2009 12:25 PM

Ayrı yaşamayı denemek bir süre...
Filmlerdeki gibi.
Bir kuyudur,
Görünmez dibi...

Etle tırnak gibi yaşamışsınızdır yıllarca
Birden kopamazsınız.
Yavaş yavaş olmalıdır olacaksa.
Dalında solmalıdır çiçek
İllâ da solacaksa.

Bir açık kapı bırakılır hep.
Geri dönüp devam etmek
Hiç bir şey olmamışcasına,
Mümkünmüş gibi gelir,
Moraller biraz olsun yükselir,

Ayrılığı denemeyi denemek bile
Ayrılığın ta kendisidir aslında
İdam hükmü verilmiştir de
Gün beklenmektedir.
Yaşayan bilir bu hali
Pek de yoktur af çıkma ihtimali.

O belki de ilk kez, başka birini düşler
Sensizliğe alışırken,
Alışmaya çalışırken,
Sırf deneme olsun diye,
Başkasına alınır hediye,
Başkalarına yönelir bakışlar gülüşler.

Sen ömründe ilk defa
Ondan başkasını tasavvur edersin yanında
Yakışsa da, yakışmasa da...
Fazla düşünmezsin nedeni, niçini
Çünkü yalnızlık korkusu kaplamıştır içini.

Belki bir araya gelinir yine
Bir süreliğine
Eski sevgili, gözden çıkarılmamıştır gûya
Ama aslında çoktan bitmiştir rûya.

Oyun gibi başlayan bu iş,
Artık ikinizi de aşmıştır,
Bedenler yan yana olsa da,
Ruhlar çoktan uzaklaşmıştır.

(29.3.2004)

GooD aNd EvıL 03-28-2009 12:25 PM

Kurnaz ayrılıkların sorgularında
Çaresiz yürek.
Sınır tanımayan o eski çılgın,
Şimdi suskun ve durgun,
Mağlup ve yorgun.

Koşmaya başlamalı kırlara doğru,
Gözden kaybolmak niyetiyle.
Sormamalı hiç kimse hiçbir şey,
Yanan ayakları sulara sokmak lâzım,
Dağlara doğru haykırmalı
Seviyorum hey! ! !

Sebepler, sonuçlar, korkular,
Dolaşık koca bir yumak,
Kavuşabilmek için yaşamak lâzım
Düşte görmek için uyumak.

Rengârenk sevdalar içinden
Karası düşmüş payımıza
Dayanmak gerek
Vazgeçmemek,
Vuslata dek.

(24.6.2004)

GooD aNd EvıL 03-28-2009 12:25 PM

İşe kendinden başla
Geçmişteki her şey olmasi gerektiği için oldu
Yaşayacaklarının ne sonu onlar, ne ilki
Kimse suçlu değil ki!

Seni incitenler bugüne dek,
Kendilerine kızdılar aslında
Öfkeleri sana değildi
Suçlu olmadıklarını bilemediler
Savaşıyorlardı ekmekle, aşla
Kardeşim, sen onları bağışla.

Geçen gün rızkı açılsın diye
Komşunun oğlunun başında
Kilit kapatıp açtılar
Yazık! Bilgiye ne kadar açtılar
Nerelere getirmişlerdi işi!
Oysa bir bilge kişi
“ başınızdaki kilitleri açın “ demişti
“ olumlu düşünün, hayır dileyin
Sivrilikleri törpüleyin,
İyimser olun, arının
Güzel olması için yarının “

Kimseyi değiştirmeye çalışma!
Bu senin elinde değil.
Sen önce kendine eğil.
Öfkeden gözleri kör olanlar
Üstüne yürüseler de sopayla taşla
Sen yine de onları bağışla.
Unutma! Savaşla değil, hep barışla
Herkesi, herkesi bağışla.

Sen o’sun, o sen aslında
O, kusurlarini daha iyi göresin diye,
Büyüteçle karşına getirilmiş bir hediye.
Onu yargılamadan iyice incele
Eksiği gör, kendini tamamla
Sevgiyi ver ona yudum yudum, damla damla
Şimdi bak,
Üretebilmek, daha çok sevebilmek için
Ne çok zamanın olacak

Bazıları çok zor olsa da
Bir daha, bir daha dene
İster acıyla olsun, ister yaşla,
İnan ki buna değer, bağışla.

Bir genel af ilan et,
Bütün mahkumları sal.
Engelleri, setleri kaldır,
Islıkla zafer marşını çal.
Çünkü onlar orada oldukça,
Sensin asıl tutsak olan.
Kır zincirlerini,
Özgürlüğe kavuştur kendini.
Kanatlan, tat al, mutlu yaşa
Ama önce herkesi, herşeyi
Bağışla.

(Kapılar kitabından)

GooD aNd EvıL 03-28-2009 12:25 PM

Yalnızlık da bana göre değil,
kalabalıklar da.
Sorular da sıkıyor beni,
verilen salıklar da.
Neresinde duracağım bu dünyanın,
bilemiyorum.
Kayıtsızlık da hoşuma gitmiyor,
fazla ilgi de.
Bilgisizlik acıtıyor. Ne var ki,
Sorumluluk var her bilgide..
Yorgun muyum acaba?
Hoşgörüm mü azaldı?
İçimdeki çocuk oynamaya gitmişti, gecikti.
Günlerdir meraktayım.
Nerde kaldı?

(31.Ocak 2001)


Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 09:00 AM

Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11   Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions, Inc.