![]() |
Mehmet Kıyak
Açık Bırak Kapını
AÇIK BIRAK KAPINI Kulakların kapıda olsun, Ya da aralık dursun! Bakarsın, bir insan, Bir canlı girer! İnsan girmezse, Bir kedi, bir köpek, Bir sinek, Bir kuş girer! Açık tut kapını! Hiçbir canlı girmezse, En azından, Temiz hava girer! Hiç değilse, Aralık tut kapını, Hem kapını, Hem gönül kapını… Bakarsın, Mutluluk girer! Bakarsın, UMUT girer! Bakarsın, SEVGİ girer! Kimbilir belki de, HÜLYA girer! . Beklemiyor muydun? Mehmet KIYAK* Mehmet Kıyak |
Açlık
AÇLIK Şu insanoğlu aç mı tok mu acaba? Açlık, midede mi, Yoksa gönülde mi acaba..? Karnını doyurursun, gönlü aç… Gönlünü doyurursun, gözü aç… Ne zaman doyacak, Şu insanoğlu acaba…? Mehmet KIYAK Mehmet Kıyak |
An Gelir...
An gelir, Başımı alıp gidesim gelir. Alsam başımı gitsem derim, Gitsem, başka başka diyarlara… Sığdıramam gönlümü, Şu koca dünyaya… An gelir, Nefes alamam, boğulurum, Ölürüm… Ruhum cehennemde, Sanki kavrulurum… An gelir, Sığmaz içim içime, Sığdırasım gelir, Koca dünyayı yüreğime, Ruhum nûr içinde, Sanki cennette… An gelir, … Mehmet Kıyak |
Anımsama–1
(Anımsanan Çocuk İçin) Seni anımsarım, Fırtınalar kopunca, Seni anımsarım, Issız *******de, Çığlıklar sessizliği bozunca... Seni anımsarım, Ayaz *******de, Sıcacık odamda, Ocak başında, Karlar yağınca... Seni anımsarım, Karanlık *******de, Sokak ortasında, Kimsesiz çocuk, Korkudan ağlayınca… Ben seninleyim aslında, Her ne kadar, Sen benden uzakta olsan da. Yeter ki ulaşayım sana, Ya da sen bana… Ne olur darılma! Mehmet Kıyak |
Anımsanan Sevgili İçin
ANIMSANAN SEVGİLİ İÇİN Seni hatırlatır bana, Çevremde ne varsa… Seni hatırlarım, Bana yönelen ne varsa… Her gördüğüm renkte sen, Her duyduğum seste sen… Biliyorum, sen yoksun, Gezerim, yolda sokakta… Bahçede, parkta… Biliyorum, Baktığım her şey, Seni anımsatacak, Bana mutlaka! Biliyorum, Yüzünü hatırlatacak bana, Çevremde ne varsa. Şimdi bir başka bakar oldum etrafa, Seni görebilir miyim acaba… Her açan çiçekte, Her yeşeren yaprakta, Her gülen yüzde, Her yosun gözde sen varsın… Gün söner, ay güler, Gün güler, yıldızlar söner, Sen gelmezsin… Ah, bir gelseydin! Aylar geçer, Mevsimler geçer, Yıllar geçer, Sen gelmezsin… Ah, bir gelseydin! Mehmet KIYAK* Mehmet Kıyak |
Anladım-1
Bütün bu çaba, Bütün bu telaş, Niyeymiş meğer? Niyeymiş bu ısrar? Ne kadar aceleci, Ne kadar sabırsızmışım meğer! Anladım, En büyük hatam, Acele etmekmiş meğer! Ne kadar zorlasan da, İş olacağına varırmış meğer! Anladım, Zaman ilaç, Sabır insanın, Sermayesiymiş meğer! Anladım, Her şey para, Her şey mal mülk değilmiş, İnsanın gözü değil, Gönlü doymalıymış meğer! Anladım, En büyük servet, Şükürmüş meğer! Anladım, İnsan, Küçük şeylerle de, Mutlu olurmuş..! Anladım, Hayat sevince, Güzelmiş meğer! (04.03.1992) Mehmet KIYAK Mehmet Kıyak |
Anlam Aşaması
Anlıyorum! Ne desem, Siz beni anlamayacaksınız! Biliyorum, Siz beni anlayacaksınız… Ama o zaman, Ben, sizi duymuyor olacağım! Üzülmeyiniz, O zaman, Ben, sizi anlıyor olacağım! Üzülmeyiniz! Önemli olan anlatmak değil, Anlıyor olmaktır… Ben, sizi anlıyorum! Ben, sizi seviyorum! Yeter ki siz bunu anlayınız! Mehmet KIYAK* Mehmet Kıyak |
Anne
ANNE Sen gittin, Boş kaldı yerin; Her yer, hatıranla dolu… Gezdiğin yerler, Nefes aldığın hava, Seninle dolu… Gençliğini istemiyorum, Koşturmalarını istemiyorum, Şurada otursaydın, Yeterdi diyorum… En son, Şurada oturmuştun, İlacını içip, Şurada uzanmıştın, Ve bir daha uyanmamıştın! Şimdi senin yerindeyim, Şimdi, Ben de ilaç alacağım, Şöyle bir uzanacağım, Belki sana ulaşacağım! “Ana gibi yar, Bağdat gibi diyar olmaz.” derlerdi. “Ağlarsa anam ağlar, Gerisi yalan ağlar.” derlerdi. O yaşta akıl ermez, Gönül dinlemezdi… Şimdi nerdeyse, Gittiğin yaştayım. Bir bilsen anne, Sana ne kadar muhtacım! Hiçbir ilaç beni, Sözlerin kadar teskin etmiyor! Şimdi aklım erer, gönlüm söz dinler oldu. Sözlerin kulaklarımda çınlar oldu Anne: “Ana başta taç imiş, Her derde ilaç imiş, Bir evlât pîr olsa da, Anaya muhtaç imiş! ” Nasıl muhtacım sana…! Nasıl muhtacım Ana…! Mehmet KIYAK* Mehmet Kıyak |
Arena
Hep düşündürmüştür beni, Boks ve boksörcü! Minderde, çayırda, Yağlı yağsız güreşler… Horoz dövüşü, Köpek dövüşü, Deve güreşi, Boğa güreşi… Judo, karete, tekvando… Sol kroşe böbreğe, Sağ kroşe karaciğere… Dövüşen dövüşene… Kuş beyinler, Koç beyinler… Etrafta çılgınca eğlenenler… Varsın patlasın birinin kaşı, Nasıl olsa, Akan başkasının kanı… Her platformda bir arena… Boğa, mecbur bırakıldığı için Güreşir matadorla… Hayvan bu, Kükreyecektir elbet, Canı acıyınca! Bizim boğalara ne demeli ya… Mehmet KIYAK Mehmet Kıyak |
Artık
çok uğraştım olmadı ne ben onunla olabildim ne o benimle ben artık onsuz yaşayacağım çok istedim olmadı ne ben yaranabildim ona ne o bana şimdi herkes yaşasın kendince ben artık onsuz yaşayacağım ben istedim o reddetti o istedi ben kabullenemedim ne ben ayak uydurabildim ona ne o bana hiçbir şey istediğim gibi olmadı ki ben artık ondan ayrı yaşayacağım ben aslında barışık yaşamak isterdim kendimle çok uğraştım olmadı ne ben benimle oldu ne ben ben’le olabildim ben artık ben’siz yaşayacağım ne o adam olabildi ne ben artık o bir adam olsun ben başka bir adam ben artık ben’siz yaşayacağım bakalım onsuz nasıl yaşayacağım Mehmet KIYAK Mehmet Kıyak |
Aslında
Aslında kimseye ihtiyacım yokmuş! Benim yaptığım sadece sarhoşlukmuş! Başkasında aradığım şeyler aslında, Kendimden başkasında yokmuş! 07.09.1991 Mehmet KIYAK Mehmet Kıyak |
Bak!
BAK! Bakıyorum da, Çok şey istiyorsun… Her şey hazır, Her şey kolay olsun, Diyorsun… Hayat o kadar kolay değil Ne yazık ki! Bilesin ki, Sen hayata ne kadar verirsen, O da sana o kadar verir. Sen ver ki, O da sana bir şeyler versin. Sen bakma bedavadan yaşayanlara, Sen bedelini öde de yaşa! Mehmet KIYAK 28.02.2007 Mehmet Kıyak |
Batak Ömür
BATAK ÖMÜR Hiç yalan değil, Bir tek çocukluğummuş, Yaşadığım, Bir tek… Gerisi hep köstek, Hep köstek… Daha ilk adımı attığımda, Vurmuş hayat bana, Esaret zincirini… Kavgayla geçti ömrüm, Yenilen hep ben, hep ben… Zincirdi bir ömür kavgam, En büyük davam, Yoksulluk kavgam… Güneş miydi her gün batan, Ömrüm müydü yoksa… Her adımda, her kıpırdanışta, Batağa biraz daha batan… Çıkılası değil, Her hamlede, Her kıpırdanmada, Yutar oldu biraz daha … Ne geriye dönebilirim, Ne ileri gidebilirim, Her kıpırdanışta dibe inerim. Ne uzanacak bir el, Ne tutunacak bir dal… Dayan, diyorlar… Dayanacak derman bitti! İstemem artık, Ne bir el, ne bir dal! Hayal bitti, Ümitse çoktan gitti… Ahhh…! Artık hayat bitti! Mehmet KIYAK* Mehmet Kıyak |
Because You're Gone
that first look, first burnt, that first love of yours are still inside me... Now I realize how much I loved you within myself... I thought I loved you when you were by my side... but then, one could understand love while his beloved one is away... I've learnt loving you after breaking apart... don't take offense if I don't say I LOVE YOU when you are with me... I LOVE YOU more than I can say... I LOVE YOU as much as I can say... I LOVE YOU for ever... Mehmet KIYAK Çeviren: Selçuk YILDIZBAŞ Not: Bu şiirimi İngilizceye çeviren sevgili dostum Selçuk YILDIZBAŞ'a sonsuz sevgiler... GİTTİN DİYE O ilk bakış, o ilk yakış, O ilk sevgin, Duruyor hala içimde… Meğer ne çok sevmişim, Seni özümde… Seviyorum sanırdım seni, Sen yanımdayken… Oysa insan, Asıl o zaman anlarmış sevgiyi, Sevdiği uzaktayken… Ben seni sevmeyi, Senden ayrıldıktan sonra öğrendim! Ne olur darılma, Diyemezsem, Sen yanındayken: SENİ SEVİYORUM! SENİ SEVİYORUM! Diyemediğim kadar… SENİ SEVİYORUM! Diyebileceğim kadar… SENİ SEVİYORUM! Sonsuza kadar… Mehmet KIYAK Karaman, 23.12.2006 03:21:00 Mehmet Kıyak |
Bekleyiş
Kıştı, onu gönderdiğim, Gelmedi… Yaz oldu, Yine gelmedi. Şimdi, Onu gönderdiğim zaman geldi, O, yine gelmedi. Şimdi mevsim yaz, Gönlümde kış… Mevsimler durmadan değişse de, Şimdi bana, Her mevsim kış! Ben her mevsim, Onu beklerim! Bir gün mutlaka gelecek, derim; O, gelmez! 1.05.20007 Mehmet KIYAK* Mehmet Kıyak |
Beni Zorla Şair Yaptılar
BENİ ZORLA ŞAİR YAPTILAR İtiraf ederim ki, Ben şair değilim! Beni zorla şair yaptılar… Ellerimi bağladılar, Gözlerimi dağladılar, Gönlümü yaraladılar… Beni zorla şair yaptılar! Ben şair değilim! Ben inanmıyorum, Siz de inanmayın! Söylediklerim şairce değildir, Kendimcedir! Sakın inanmayın! Sakın inanmayın! Şairlik kolay değildir! Mehmet KIYAK* Mehmet Kıyak |
Bıktın mı Şimdi?
Bakışların diken şimdi, Sözlerin zehir zemberek, Varlığım rahatsızlık verir oldu, Bıktın mı şimdi? Oysa, Beş dakika geç kaldığımda, Vakti şaşırdın. Benden önce ezan okunsa, Hoca şaşırdı, derdin. Şimdiyse, Ne geldiğimden haberin var, Ne gittiğimden.. Belli ki aramızda bir şey var. Yokluğum rahatsızlık verirken, Şimdi, Varlığım rahatsızlık verir oldu. Söyle, Bıktın mı şimdi? Söyle, Bıktınsa gideyim, Gideyim, Hemen Şimdi! Mehmet Kıyak |
Bilemediğim
Neydi bu bilmem, Sığdıramadığım yüreğime… Kabarır yüreğim, bir bulut olur, Sığmaz göğsüme… Taşar ha taşar… Kimi zaman da, Bir deniz olur, bir okyanus… Alır dalgaları beni altına, Boğar ha boğar… Kaç *******im geçti uykusuz, Kaç gündüzüm geçti huzursuz… Bir şey düğümlenir boğazıma, Nefesim tıkanır, Sanki acımasız bir el, Sıkar ha sıkar… An olur, Kıpkırmızı bir kor düşer, Sanki yüreğime, Yakar ha yakar… Sanki mangalda et pişer, Cızır cızır, cızır cızır… Yanar ha yanar… Neydi bu ateş, bilemediğim… Ruhum cehennemde, Bedenim bir potada… Kavrulur ha kavrulur… Kim bilir, Daha ne kadar kavrulacak… Onun için, Hiç bitmez ateşim, Küllerim hep sıcak… Yanmak değildi bu aslında, Kül olmakmış meğer! Yaprak misali rüzgârda, Savrulur ha savrulur… Yaşıyor sanmayın sakın, Şimdi geriye kalan, Biraz kül, biraz duman, Tüter ha tüter… Esmeye görsün meltemler, Savrulur ha savrulur… Kavrul yüreğim, kavrul! Yanmakmış kaderin… Es rüzgâr, es! Savrul küllerim, savrul! Savrulmakmış kaderin… Mehmet KIYAK Mehmet Kıyak |
Biliyor musun?
Bir zamanlar, Bir ben vardı bende, Hiç eser kalmamış, Bak, o benden. Öylesine sen olmuşum ki ben, Şimdi yalnız sen varsın o bende! Biliyor musun? Bir kalp var burada, Seni özler… Günler, ******* ufka bakıp, Yolunu gözler... Biliyor musun? Bir kalp var orada, Çarpıntısı bende... Günler, ******* var ki, Neşesi sende, acısı bende… Biliyor musun? Öylesine sen olmuşum ki ben, Gecemde sen, Gündüzümde sen... Nasıl, 'BENİM! ', Derim ki ben? Yaşayan sen… Bendeki sen… Ölü, ben…. Mehmet Kıyak |
Bir Gecelik Aşk
İlk heyecandı bu… Bir gecelikti aşkımız… O yaşta ne kadar şaşkınız! 15 Haziran 1974’te, İstanbul 19 seferinde… Ben bir tarafta, O, bir tarafta… Ben on yedi yaşında, O benimle aynı yaşta… Tam uykum gelmişken, Koltuğa yaslandığımda, Gecenin loş ışığında, Karşıdaki aynada, Belirdi birden, bir ay yüz… Aynadan gözüme çakılan, İki lazer göz… Uyku mu kalır o an, Gönlümü saran tatlı bir heyecan… Başımı çeviriyorum utanarak, Elin kızından sana ne gerek… Fakat gönül bu, durur mu? Gönüller boş olsa gerek! Merak ediyorum, hâla bakıyor mu? Evet, gözler hala üstümde duruyor, Sanki bana, “Senden hoşlandım! ” diyor. Bakışmalar böyle devam etti… Ne ben bir söz ettim, ne o etti, Arada bir tebessüm etti… Fakat o ne güzel muhabbetti… O bir tarafta, ben bir tarafta… Ne önemi var, sanki yanımda… Hiç önemi yoktu… O otursun anasının yanında, Ben onu hissediyordum yanımda… Bütün bir gece böyle devam etti… Ama ne muhabbetti, ne muhabbetti! Uzun bir yol, Uzun bir gece, Nasıl da bitti! Ne bir kelime konuştuk, Ne bir işaret ettik. Değmese de elim eline, Konuşmasak da bir çift kelime, O gözler bana yetti! Ben söyledim ona sevgimi… O söyledi bana sevdiğini… Bir rüyaydı sanki… Bir gecelik aşk ne yazık ki, İstanbul’da bitti! Ne büyük hazdı ki, Karanlıkta bir çift göz, Bana aşkı öğretti! 15.06.1974 (İlk Şiir Denemeleri’nden) Mehmet KIYAK Mehmet Kıyak |
Bir Gün
Bir gün, Alıp başımı gideceğim, Sessizce buralardan… Bir dağ başı, bir deniz, bir orman… Bir ben olacağım orada, bir doğa, Bir de insan dışı dostlarım orada. Yalnız çam kokusu… Yalnız su sesi, kuş sesi… Ne para, ne kadın sesi… Avazım çıktığınca bağıracağım, Hiçbir düşüncenin esiri olmadan, Özgürce yaşayacağım aldırmadan. Sıkıldım, bunaldım, Monoton yaşamaktan, Yeniden doğmalı insan, Yeniden başlamalı her şeye, Yenibaştan… Bir gün, Görün bakın, Nasıl gideceğim buralardan… Mehmet Kıyak |
Bir Su Gibi
Hiç düşünmemiştim, O zamanlar. Bir bardak su içer gibi Bütün bir ömrü içeceğimi… Ömrümmüş meğer içtiğim. İçmişim, Yudum yudum Su içer gibi… Geriye ne kalmış şimdi, Şaşıyor insan! Ne kadar içilir, Ne kadar doyar, Ne kadar kanar insan! Bir yudumlukmuş ömür, Bir tek yudum... İster iç, İster kavrul susuzluktan! Bir tek yudum, Sana kalan! İç, kana kana... İç, yana yana... Mehmet Kıyak |
Bir Varmış Bir Yokmuş
BİR VARMIŞ BİR YOKMUŞ O kadar da uzun sanma, Bir varmış, bir yokmuş hayatın. Bir de bakarsın bitivermiş ömrün! Kimsenin umrunda olmaz, Yaşıyormuşsun, ölmüşsün… Kıyametler kopmaz, Sen gittin diye… Ne fark eder ki, Bir eksik bir fazla… Hayat devam eder, sen olmasan da… Mehmet KIYAK* Mehmet Kıyak |
Bir Yanlışlık Var
Bir yanlışlık olmalı bu işte, Bu nasıl iş böyle… Ya ben, ben değilim, Ya başka biri var içimde, Bir yanlışlık var bu işte… Aynaya bakıyorum, Ben, ben değilim. Gören diyor: Ne olmuş sana böyle? O zaman, Daha bir düşüyorum şüpheye… Ben aslında hep aynı ben, Bir şey yok aslında değişen, Ağaran birkaç tel saç, Yüzde birkaç çizgi… Hepsi o kadar, Neyi değiştirir ki! Bir yanlışlık olmalı bu işte, Yaşlandıkça seviyorum, Sevdikçe gençleşiyorum… Diyorum: Hayat ne güzel! Diyorum: Yaşamak ne güzel! Halt etmiş aynalar! Halt etmiş yaşlanıyorsun diyenler! Her gün yeniden doğuyorum, Her gün yeniden seviyorum, Sevdikçe gençleşiyorum! Neler oluyor bana böyle? El gider Mersin’e, Ben giderim tersine! Mehmet Kıyak |
Bu Benim Çektiklerim
Sanmayın ki, Kendim içindir çektiklerim, Sanmayın ki, Kendim içindir isteklerim… Beni bu memleketin kahrı öldürür, Bir gün güldürürse beni, Bu memleketin bahtı güldürür… Ah! Bu benim çektiklerim! Ah! Bu katlandıklarım! Hepsi bu memleket içindir! Hepsi bu memleketin çocukları içindir! Mehmet Kıyak |
Bu Can Kime Yanar?
BU CAN KİME YANAR? Cân yanar, Cânân yanar! Cân, Cânân’a yanar, Cânân, Cân’a yanar... Söyle, bu can kime yanar... Mehmet KIYAK Karaman, 15.11.2006 Mehmet Kıyak |
Bu Millet
BU MİLLET Nasıl olmuşsa, Kurtuluş savaşında, Tek yürek, tek bilek, Bu millet… Kuşkum yoktur, Yine olacaktır, Kurtuluş yolunda, Bundan sonra da, Tek yürek, tek bilek, Bu millet… Mehmet KIYAK* Mehmet Kıyak |
Bugün İsyanlardayım!
İster inanın, ister inanmayın, Bu gün isyanlardayım! Şaşıracaksınız haline, Bu munis insanın! Nasıl olur demeyin, Patlayacak neredeyse, Yoğunlaşmış duygularım. Her biri bir bomba olmuş, Gem vurduğum isyanların. Patlayabilir her an, Sakın yaklaşmayın! Olan bana olsun, Kıyamam size, İnanın! …. Bugün isyanlardayım! Mehmet Kıyak |
Bukalemun
Duydunuz mu? Bana bukalemun demişler, Varsın desinler! Özü bilmeyenler, Beni ne bilsinler! Kem söz sahibine gerekir, Sözü bilmeyenler, Özü ne bilsinler! Bildiğim ve inandığım, Bir gerçek var, Herkes kendisine benzer! Oysa bende, Herkese benzeyen bir gerçek var; Kırmızının alı,menekşenin moru var! Oysa bende, Gökkuşağının yedi rengi var! İnanmasan da sen, Sende benden, İnan, Bende senden, Bir şeyler var! Biliyorum, Kabul ediyorum, Ben herkese benzerim! Bana benzemeyen biri varsa eğer, Bir gün, Mutlaka bana benzer! Mehmet KIYAK Mehmet Kıyak |
Bülbülün Çilesi- 1
BÜLBÜLÜN ÇİLESİ- 1 —I- EY GÖNÜL! Ey Gönül! Sana, ‘gönlüm, derdim, Benimsin, derdim, Sen, benden ayrısın, Söyle, nedir derdin! Ey Gönül! Sana, ‘Bülbülüm, derdim, Benimsin, derdim, Sen, Gül’e gönül verdin, Nasıl, ‘benimsin’ derim? Ey Gönül! Şimdi oldun bir bülbül, Hep Gülşen’de gezersin, Gece gündüz demezsin, Kan-gözyaşı dökersin, Ey Gönül! Kafes kuşsuz olur mu? Beden cansız olur mu? Sen, benden ayrısın, Bu beden, sensiz olur mu? —II- EY BÜLBÜL! Ey Bülbül! Sana, ‘gönlüm’ derdim, ‘Canımsın’, derdim, Sen,‘Gül’e gönül verdin, Söyle, bu mudur derdin? Ey Bülbül! Gülşen’de gülün mü var? Gül’de gözün mü var? Dilinde aşk nağmesi, Gül’e sözün mü var? Ey Bülbül! Çiçek nedir bilmezdin, Gül’e kıymet vermezdin, Gülşen’i bilmez iken, Gül…Gül…gezersin! Ey Bülbül, Leylâ nedir bilmezdin, Leylâ’ya gönül vermezdin, Şimdi oldun pervane, Leylâ… Leylâ… dönersin! (Mevlâ… Mevlâ…dönersin!) Ey Bülbül! Anladım, âşıksın Güle, Senin halin kim bile, Bilirse Cânân bilir, Ağla, gözyaşın sile sile! Ey Bülbül! Kafes kuşsuz olur mu? Beden cansız olur mu? Sen, benden ayrısın, Bu beden, sensiz olur mu? —III- EY CAN! Ey Can! Sana ‘Canım’ derdim, ‘Bülbülümsün’, derdim, Sen, Cânân’a gönül verdin, Nasıl, ‘benimsin’ derim! Ey Can! Bu beden, sana kafes, Bu âlem, bedene kafes, Can kafesten çıkar bir gün, Bir gün, boş kalır kafes! Ey Can! Diledin de oldu mu? Cânân’ını buldun mu? Sığmaz oldun kafese, Muradını aldın mı? —IV- EY CÂNÂN! Ey Cânân! Gönül aşksız olur mu? Can, Cânân’sız olur mu? Ben senden ayrıyım, Bu can, sensiz olur mu? (Bu can, sensiz olur mu?) Ey Cânân! Bu can sana hasret, Bu âlem, oldu gurbet, Ben, senden ayrıyım, Bitsin artık bu hasret! (Bitsin artık bu hasret!) Ey Cânân! Bilirim, Sen de âşıksın, Bu aşk-ı mecnûna, Kollarını açtın beklersin, Gelsin, Can Cânân’ına! . . (Açtın kollarını beklersin, Gelsin, Can Cânân’ına!) Mehmet KIYAK Karaman,17.10.2006 |
Bülbülün Hasreti
-Berceste Mısralar- Gül sılada, ben gurbette miyim? Yoksa ben burada sürgünde miyim? Mehmet Kıyak |
Can Can
Sana, daha doğduğunda, Koymuştum bu adı: Can Can! Candan bir can, Canımdan bir candın… Bakışlarında bir anlam, Yüzünde bir sevimlilik, Tavrında bir sıcaklık, Vardı inan… Her gün beni bekleyişin, Kucağıma atlayışındı belki, Beni sana bağlayışın! Bir parçamdın artık, Canımdan bir can, Hayatımdan bir parça, Olmuştun sen artık! Artık, Her gün, Atlamalıydın kucağıma, Öpmeliydin, Isırmalıydın beni… Ve ben, Öpmeliydim, Sıkıştırmalıydım seni… Daha sabah görüşmüş, Uğurlamış, Öpmüştün beni… Oysa Kaç gün oldu, Sen yoksun! Ben öyle, sensiz, Sevginden yoksun, Beklerim her gün seni… Sen bir kediydin… Hem de, Küçücük bir yavruydun… Ama Candın! Hem de, Candan bir can..! Nasıl da anlardın, Her halimden… Ses tonumdan bilirdin, Ruh halimi… Neşeliysem şımarırdın, Atlardın kucağıma… Kederli isem, Sessizce yaklaşırdın yanıma, Gözlerimin için bakar, Derdin sanki: ”Bir şeyin mi var? ” Sonra, Konuşurduk seninle, Dinlerdin, anlarmışçasına beni… Sevinir, mutlu olurdun, Güldürürdün beni… Canın sıkılınca, Nasıl da zorlardın, Oynamaya beni… Şimdi sen yoksun! Şimdi çok yalnızım, Şimdi seni çok özledim! Keşke şimdi, Yanımda olsaydın! Biliyorum, Sen beni terk etmezdin! Keşke, Bir gün, Gideceğini düşünseydim! Keşke seni, Bu kadar sevmeseydim! Mehmet Kıyak |
Can Çabası
CAN ÇABASI Bu bendeki neyin çabasıydı Bir şey yapma uğraşısı mıydı Yoksa bir şey yapamama telaşı mı Biliyorum bir şeyler yapmak lazımdı Biliyorum bir şeyler bırakmak lazımdı Bilmiyorum buna zaman var mıydı İnsanlar bilmiyorlar ki Benim için artık vakit dardı Yarışa giren atlar misali Öyle bir yarıştayım ki Kazanmam gerekiyorsa Her türlü dopingi almam lazımdı Vakit gerçekten daraldı Biliyorum, vakit daralsa da Az zamanda Çok şeyler yapmak lazımdı İnsanlar bilmiyorlar ki Bu bir can çabasıydı Bilmiyorlar ki Bunca şeyi Bu kısa zamana sığdırmak O kadar kolay mıydı Mehmet KIYAK Yaz.t: 30.01.2007 Mehmet Kıyak |
Cefakâr
Sen zanneder misin ki, ben sürerim safâ? (sefa) Ah, eller sürer safâ, ben çekerim cefâ! (cefa) 16.09.1989 Mehmet KIYAK Mehmet Kıyak |
Çiçeklerim İçin
İstemem, Ne bir ödül, Ne bir aferin… Hiçbir şey değil, Kendim için! Toprak, su, Hava, güneş… Her şey, Her şey, Çiçeklerim için! Ben yaşarım, Hiçbir şeysiz, Ama yaşayamam, Çiçeklerimsiz! 26 Haziran 2000 Mehmet KIYAK Mehmet Kıyak |
Derler
Güldüm, Şımarık dediler. Ağladım, Zavallı dediler. İçtim, Sarhoş dediler. Bir gün, Sana da, Bir şey derler. Zalim derler, Zavallı derler, Leyla derler, Mecnun derler. Derler, Onlar her şeyi derler, Bırak ne derlerse desinler, Hayatta her şey gelir başa, Sen bildiğin gibi yaşa. Mehmet Kıyak |
Dilek
Ne kötü bir şey, Merhamet dilenmek! Ne kötü bir şey, Merhamet etmek zorunda kalmak' Oysa, Ne güzel bir şey, Kimsenin kimseye muhtaç olmaması! (12,12,94) Mehmet Kıyak |
Doğum Günüm
Hiç farkında değilmişim, Yaşadığımın… Seni tanıdım, Yeniden doğdum. Umrumda değil, Doğum tarihim. Varsın kimliğim Bir tarih yazsın. Çizgi çizdim, Ben o ömre. Öldürdüm, Ben, o beni. Seni tanıdım, Yeniden doğum. Şimdi sen varsın, Şimdi ben varım, Şimdi hayattayım! Şimdi her günüm, Doğum günüm! Mehmet KIYAK Mehmet Kıyak |
Dolmayan Testi
Dolardı aslında, Benim de olsaydı, Bir damla altında tasım… Ne damlayı gördüm, Ne tasım oldu. Neyleyim kurak zamanda doğmuşum. Bakmayın siz, Bazılarının dediklerine: Her damlanın altında bir tası var… Tası varmış, Damlayı görmüş, koymuş… Benim ne tasım oldu, Ne damlayı gördüm. Yağmur yağdı, Tasım olmadı… Tasım oldu, Kuraklık oldu… Be ne yapayım! Dolmadı testim, Dolmadı gitti! . “Testiyi, çeşme akarken dolduracaksın! ” derler; Benim hiç akan çeşmem olmadı ki… Mehmet KIYAK* Mehmet Kıyak |
Dost Özlemi-1
Mücadele için,manevi güç gerekir, Manevi güç için, manevi destek gerekir. (03,10,81) Mehmet Kıyak |
| Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 03:06 PM |
Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11 Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions, Inc.