![]() |
Metin Soydeveli
Acılarla Olgunlaşıyor İnsan Ana
Sadece doğurmayla özdeş tutulamaz Her yürekte yârdır adınız Kırlarda papatyalarcasına Sevgiyle kucak açmalarınız, beklentisiz Ne biz doyduk sevilmeye Ne siz sevginizi esirgediniz Kederimiz, tasamız yüreğinizde Kendiniz yağmur, yaştaydınız Bizse sıcacık koynunuzda Büyürken dertsiz, tasasız Her zaman bizimle aynı yaştaydınız İçin için yanarken içiniz Sönmez ışıksınız bizler için Acılarınızı bizden gizleyen Sırrı çözülmez gizler siniz Gam neşeden vefalıymış Tanımamışsın baharı, yazı İçine düşürmüşler hep sızı Kimseciğin olmamış Edebileceğin nazı Ne çok şeydir, ne çok şey anlatır o kelime Aklın, yüreğin almadığı neler sığdırır içine Doyamazken sıcağına, şefkat dolu kucağına Hep, büyüyüp adam olmamı istiyordun; oysa Çocuk kalabilmek için neler vermezdim Ana Cennet niye ayakları altına serilmiştir anaların Şimdi daha iyi anlıyorum, var benim de yavrum Benim için eriyip tükenmeyen ışık kaynağıydın Titrek de olsa ışığında aydınlanıyorken ben Mum gibi azar, azar yiyordun bedeninden Umutla beklemek güzeldi, her akşam yolunu Kalmayınca bekleyeniniz, kırılınca kanadınız Kolunuz; kalırsanız öksüz, anasız, beklentisiz Asıl ondan sonra başlıyor en büyük yalnızlık En büyük acı, en zor beklemek, beklentisiz Önceleri sızlatıyor öksüzlük, yetimlik Bir yanımız hep karanlık, karamsarlık Şimdi bu ihtiyar dal, çürüyen ip Bunca acıyı nasıl kaldıracaklar. Acılarla olgunlaşıyor insan Ana (06.04.2007 İzmir) Metin Soydeveli |
Aciz Kalıyorum
Dünya üstünde o, O kadar çok şiir yazılmışki... Aşk üstüne, sevgili üstüne, Sevgililerin güzelliği üstüne. Ama, hiçbiri kafi değil sevgilim Seni, senin güzelliğini ifade etmeye. Çok ama çok aciz kalıyorum İnan, seni şiirlerle anlatamıyorum diye. Metin Soydeveli |
Ağır Zeybek
Bu gün televizyonda izledim Eti budu yerinde, yalın ayak bir kadın Bütün hatlarını meydana çıkaran Parlak simli bir kıyafetle Ağır zeybek oynuyordu Erkekler üstsüz, göbeğinde, kulağında küpe Altlarında kara don, potur,çizme yerine Altın renkli ince bir tayt, yalın ayak, sanki köçek Terk edince erkeler ağır zeybeği Meydan boş kalmış, haydi kadınlar meydana! Efem! .. Kemiklerini sızlattık; sürdüremedik şanını Erkekler merak salınca oryantale, köçekliğe Sıyırdılar ellerinden hamuru Bir tek Zeybek kalmıştı oynamadıkları! Şimdi onu da sahiplendi kadınlar Meydana çıkınca efeler, kabarırdı göğüsler Kahramanlık duyguları kaplardı benlikleri Ağırlığı da kalmadı zeybeğin kadınlarla Ortalığı kaplamışken şehvet kokuları Şimdi nasıl yaşayabileceğiz bu duyguları Şimdi kime, ne yüzle sitem etmeli Erkeklerimiz yüz çevirince zeybeğe Tebrikler, yürekli, bilekleri kuvvetli Erkek kadınlarmış valla Sahip çıktılar, erkek oyunu bildiğim zeybeğe Metin Soydeveli |
Ağzınla Kuş Tutmak
Ağzınla kuş tutsan yaranamazsın Yaranamazsın kimseye bu memlekette Bir kuş tutsan ikincisini sorarlar adama Niye iki tane tutmuyorsun diye Bir zamanlar bir işi iyi bilmek ve yapmak yetiyordu Taştan bile çıkarılabilirdi ekmek. Onunda kıymeti yok Şimdilerde, taştan ev yapan kalmadı, sokaklar asfalt Parke taşlarını da döküyorlar. Kaldırımlarsa beton Şimdilerde emekle geçinmek zor. Emeğin değeri, Nereye gitsen asgari ücret. Sosyallikten vazgeçtik Devletin yalancısıyım, yoksulluk sınırı bu ücretin üç katı Geçinmek bir yana, karnını bile doyuramazsın emekle Hayatı benzettiler tramplene. Ekmek tepelerde bir yere asılı Milleti sirk maymununa çevirdiler, zıpla da zıpla… Bir baltaya sap olmak lazım. Okusan olmuyor, Okumasan da. Etraf diplomalı işsizlerle dolu Hani bazı meslekler vardı, şimdilerde yok Şıracı, bozacı, daktilograf, pamuk atıcı, şoför Şimdi hangi işe başvursan sürücü ehliyeti şart Bilgisayar bilmek de yetmiyor, ofis programları Yanı sıra, bir çok paket programları bilmek şart. Farkı kalmadı lise mezunlarının ilk okullulardan Hangi işe başvursan üniversite mezunu arıyorlar Yükseği tercih sebebi. Bir yabancı dil Allah’ın emri O da yetmiyor, bir ikincisini biliyor musun diyorlar Bir de başa bela KPSS diye bir sistem var Öğretmen çıkıyorsun formasyon diyorlar Formasyon alıyorsun kadro diyorlar. Amaç seçmek değil Elemek, oyalamak. Torpilini bulanı hemen alıyorlar Duyduğum, yurt dışından, İthal Doktor getireceklermiş Sistemsiz bir Devlet, sağlık, eğitim vs. planlaması yok Neye, ne kadar, hangi zamanda ihtiyaç var bilen yok Kendi açtığı fakültelerden yetiştirdiklerine güveni yok Bir zamanlar çöpçülük revaçtaydı, iyiydi müdürlükten Hani, grev yaparak almışlardı ya haklarını. Alaya alınırdı; Devlet memurları, kız vermez olmuştu aileler Özel sektör umut kapısıydı, şimdi geride kaldı o günler Farkı yok artık birinin diğerinden Patronla Devlet söz birliği etmiş. Sözde işleri var önünde, Çalışanlar mutlu değil; geçinip gitmek bir yana, Bu devirde emekle karın doyurmak bile mümkün değil (01.04.2007 İzmir) Metin Soydeveli |
Akıllısu
Yok yanılmaktan korkum Eminim kendimden, bulacağım Sudaki akıl sevdan bende Hep sana çıkarıyor yollarım Yok, tepelerde değil gözüm Enginlere sevdalı, enginlikte özüm Korkum yok düşüp çağlamaktan Sana sevdalı, sana dönük yüzüm Ne zaman yazmaya kalksam Kalemimin ucunda sen varsın Dize dize sen dökülüyorsun aklımdan Bütün yollarım sana çıkıyor Birikmişliğini taşıyamam arzularımın Koynunda dinleneyim ne olur! Yoruldum artık, bitirmeden kendimi Dinginliğine alır mısın Sırılsıklamım; düşlerimde sen varsın Islaklığımla ıslanır mısın (24.09.2006 İzmir) Metin Soydeveli |
Akkor Kesildi Yüreğim
Ne cazip, ne davetkardır o’nun sesi İkinci çalmasına fırsat vermeden Koşarak uzanır elimiz Karşımızda bir alo! .. Sesi Kulak ardı etmek isteriz ya, hani Bazen, duymak istemediklerimizi Yankılandı odanın karanlığında Vakitsiz çalan bir telefon sesi Bir çaldı, iki çaldı, üç çaldı Ha sustu ha susacak derken, İçimden gelmiyordu uzanıp açmak Yırtıyor sessizliği, ne mümkün Açmadan susturmak! Önce derin bir sessizlik! .. Sonra boğuk bir ses, “alo! ..” sustu Susmamalıydı; çok önemli olmalıydı Bu saatte söyleyecekleri… Konuşmayla boğulma arası bir ses Sanki bir yumruk düğümlenmiş boğazında Çıkmıyordu, çıkaramıyordu; diyemiyordu Yakıştıramamıştı gençliğine bu etiketi! Saniyeler uzarken asırlar gibi Göğüs kafesimde, boğazımda Bir yumruk boğuyordu nefesi Allah’ım aklımı sen koru! .. Kulaklarım işitmez, aklım başımdan çıkmış, Balta yemiş, idrakten yoksun bir ağaç olsaydım keşke Almasaydım kara haberini. Dili tutulsaydı, Demeseydi, diyemeseydi; sevgilin, bir tanen son nefeste Üşürdü ellerin çoğu zaman, ısıtırdım cebimde Hiç bu kadar soğuk olmamıştı Zaman zaman ağladığımız da olmuştu birlikte Ama hiç böylesine dolmamıştı gözlerim, ağlamamıştım Yağmurlar akmamıştı hiç içime içime Akkor kesilen yüreğime Süzülürken bir damla yaş Suskun çığlıklarım parçalıyor Şimdi kara haberin rengini (01.11.2006 İzmir) Metin Soydeveli |
Alkım
Göremeyişimiz yedi rengini Kamaşması mıydı gözlerimizin Parıldayışın. Mahcupluğun muydu Bulutlar ardına saklanışın. Işıklar mı seni okşadı geçti yağmur Yoksa o ışıkları sen mi yıkadın Varamayacaktık farkına yedi rengin Eğer onu damla, damla yıkamasaydın. Hep altından geçmekti emelimiz Ne dilersek olurmuş muradımız Ya biz hep yanlış yerdeydik; Ya da İçindeyken sen bize görünmezdin. Ama şimdi… Aşığım, sevmeyi de öğrendim Her defasında tutup yakalayabiliyorum seni Ellerimle, çiçek buketlerine düğümlüyorum Yedi rengini. İtirazın da yok biliyorum; alkım Çok yakışıyorsun sevdiğimin ellerine. Metin Soydeveli |
Allah/Sızım
Seni senden çok Senden çok yine seni Seviyorum Sevebilir misin Allahını Allah/Sızım, Benim seni sevdiğim kadar Taparmısın, Benim sana taptığım kadar Allahına Zaten seni hiç sevmedim ki! Taptım sana Allah gibi Dedim ya... Seni senden çok Senden çok yine seni ......... Metin Soydeveli |
Altın Bir Varak
Ne nehir olup çağlamak isterim Ne de taşları yuvarlamak İstemem barajları da doldurmak Emelim denizlere kavuşmak Ne çiçek çiçek açıp kokular saçmak isterim Ne öbek öbek kırları doldurmak Saksıya dikilmiş bir fesleğen olmak yeter bana Dileğim ara sıra yâr eliyle okşanıp, koklanmak Ne yaprak yaprak yeşillenmek isterim Ne ağaçları, ormanları yapraklamak Dileğim altın bir varak olmak Süslemek gerdanını, koynunda sabahlamak (04.06.2007 İzmir) Metin Soydeveli |
Anarenk
Eşime ve tüm Analara ithafım. Grupta bir etkinlik düzenlenmiş Yedi renk, yedi gün boyunca. Pazartesi mavi, Salı mor, Çarşamba kırmızı… Beyaz kalmış son güne Kirlenmesin diye. Tesadüfün böylesi Rastlamış on dört mayıs Anneler gününe. Tüm günleri, renkleri es geçtim. Ne mavi aşklar, Ne ihtiraslı kırmızı Ne ayrılıkların Sarı hazanı. Dayanamadım işte! İlla ki; Anamın süt beyazı. Unutamadığım, bir deney var İlk okul günlerimden. Bir rüzgar gülü yapmıştık Kağıttan yedi rengi içeren Rüzgarla döndükçe çıtanın ucunda Tüm renkler kayboldu Hepsi kaybetti cazibesini Teslim oldular beyaza. Bu yüzdendir sevdam beyaza. Doğduğumda sarmaladılar beyaza Zıbınım beyaz, kundağım beyaz Emdiğim anamın ak sütü. Sünnetlik elbise beyaz Gelinlik beyaz Anlımız ak Ölürüm uğruna… Sardığınız kefen beyaz. Her renk ayrı güzel Türlü duygulara sembol. Bir renk var ki, asla vazgeçemediğim Anlımın rengi Saflığın, temizliğin, asaletin Analarımızın rengi beyaz. (14 Mayıs 2006) Metin Soydeveli |
Anlayacaksın
Bir yağmur sonrası Gözlerinde akıtacak gözyaşın kalmayacak Ve gözlerine koyu gölgeler düşecek Göz bebeklerine kadar üşüyeceksin İşte o zaman, ben Senden kilometrelerce uzakta olacağım 'Tut ellerimi yoksa düşeceğim Yoksa yağmur götürecek beni' diyeceksin Ve o zaman ben, tüm riyalardan uzak Aşk bahçelerinde mutluluk gülleri dererken Gözleri kuru, biçare sen Anlayacaksın ki; sensizde mutlu olabilirmişim. Metin Soydeveli |
Antoloji
Bu antoloji derya, deniz İçinde bizler, bir zerreyiz Kimimize tutunduğumuz dal oldu Kimimize yeni dostlukların kurulmasına vesile Paylaşmak hazzını doruğunda yaşadığımız Paylaştıkça çoğaldığımız. Şiirlerimizle Duygu yoğun yorumlar yazdığımız Benimseyip listelerimize aldıklarımız Bazılarımız, al gülüm ver gülüm hesabında Kimimiz, “Körler sağırlar birbirini ağırlar” Bir de popülaritesi var işin, ayrıca A listesi Anlayamadığım; bu mudur değerin göstergesi Şimdi başlattınız sınır on bin uygulaması Nerelerdesiniz birkaç saat içinde şiirlerimizi Popüler eden “Can dostlarımız! ” Listeleyenlerimiz Okuyanımız kalmadı diyemeyeceğim Şimdi anlıyorum zaten yokmuşsunuz Hangi şiiri kayıtlasak listelenir, kabul görür Candan hissedenler duygularını yansıtırdınız Nazım Hikmet şiiri olsa anlaşılmazdı değeri Altında “Can dost! ” ismi görünmeyince Şimdi durum değişti. Astım sayfama Belki de şimdiye kadar yazabildiğim En güzel şiirimi. Bekliyorum iki haftadır Popüler olsun diye. Altına düşülmüş Gerçek dostlarımdan üç beş yorum Nerelerdesiniz A listesinin tepesindeki dostlarım Okumadan, işaretleyip listeleme işi, kandırmaca bitti Ben yine gayreti içindeyim okumanın Yine taşlayacağım meyveli ağaçları Ulaşacak Can bildiklerime samimi duygularım Hangi meyveli ağacı taşlasam düşürürdü birer ikişer Ya benim taşlarım sana ulaşamıyor, güçsüzüm Ya da sen çok mağrursun düşürmeyecek kadar Şiirlerimin boyu öyle uzun değil erişilemeyecek kadar Ve ham da değil ırgalasan meyve düşürmeyecek kadar (30.03.2007 İzmir) Metin Soydeveli |
Arda Kalan
Zamanında olgunlaşıp geçmek varmış imbikten Dolaşmak damarlarında ince ince kanında Olgunlaşıp; düşmek dalından vakti gelince... Kurda kuşa yem olmak varmış Arda kalınca Açmakmış gözünü esas olan Kapmakmış marifet yemi gagadan Aval olan, aç kalan cılız kalırmış Yuvadan atılırmış Arda kalınca Sürü olmakmış asıl olan Koyun olup güdülsen de Birlik olup dolanmakmış Kurt kaparmış Arda kalınca Kurulmakmış baş köşeye, esas olan Hürmet, saygı, edep derken Ayaz kalan, yeri yurdu olmaz Dona kalırmış Arda kalınca Aşk od’una yanmakmış esas olan Demet olup, bağ olup çıra gibi yanmak Geçip, küllenmek birlikte tam zamanında Suyla söndürürlermiş; küllenmez köz olup Arda kalınca. Zamanında yaşamak varmış kısıtlamadan aşkı Birlikte ölüp gitmek; vakti gelince Kalabalıklar bitermiş elbet, terk ederlermiş çaresizliğe Sebil, ziyan olurmuş insan Arda kalınca Ömür biter; her şey bir anda olur yalan Yazgı dediğin bitebilir her an Aşk, sevda, ayrılık, bütün duygular yalan Sevgidir baki, sevgidir gerçek arda kalan Metin Soydeveli |
Arsız Sarmaşık
Delmiş toprağı yeşil bir çenek Uç vermiş, bedene ha değdi, ha değecek! El uzattık, yerde kalmasın dolansın Nerden bilecektik, arsız bir sarmaşık Boğazımıza kadar sarıp sarmalayacak Boğacak bedeni, hayat hakkı tanımayacak Metin Soydeveli |
Aslan Babam
Rahmetle anıyorum. Babama ve tüm babalara ithafımdır. Varlığınla övünçlü Kendimi çaldığım taştın, hayatta En çok sana benzemek istedim hep Benim, Aslan Babamdın… Zaman bile geleceğe direnemezdi Ağaçlar seninle güçlü şimdi… İnadına yeşil, koyu yeşil mezarlıklar Gözlerime inmiş bir tül perde Dilimde domuz bağı suskunluklar Sokaklarına çıkmaya korktuğum Bekçisiz karanlıklar Çok yanlarım eksik Çok yanlarım öksüz Bu dünya için çarpmıyor kalbim Çarpıyor içinde bu dünyanın… (17.06.2007 İzmir) Metin Soydeveli |
Aşığım Sana İzmir’im
Faytonla Kordon sefası Körfezin iki yakası Herkesin düşü rüyası Eller de sana hayran İzmir’im. Evlerin önünde renk renk Yasemin ve begovilleri Kıskandır gonca gülleri Herkes sana hayran İzmir’im Karşıyaka’dan İzmir’e vapur sefası Ne de güzeldir simitle, dumanı üstünde çayı Yüzünde tebessümü, dilinde günaydını İnsanına herkes hayran İzmir’im İnerken güneş Karşıyaka’dan denize Alsancak yanar alevler içinde Böyle akşam, böyle gün batımı nerede Grubuna herkes hayran İzmir’im Dünya üstünde eşin yok Gözüm, gönlüm senle tok Seni ben gibi seven yok Aşığım sana inan İzmir’im. Zevkini sürenler çeksin cefanı Sende yaşayanlar mutsuz İstanbul İzmir’de mutluyum sakin hayatım Uzaktan severim seni İstanbul (07.11.2006 İzmir) Metin Soydeveli |
Aşk
Ya aşk güldürür insanı Ya da düşmeyen aşka Güler geçer Sevilirse aşık Aşk oynatır insanı Güldürür… Sevip sevilmezse eğer Karasevda oynattırır! Öldürür… Metin Soydeveli |
Aşk Kağıttan Kayıklara Benzer…
Dedim ya... Aşk kağıttan kayıklara benzer Önce kendi halinde yüzmektedir Duyguların dinginliğinde Bir nefes ister, bir soluk ister kımıldatacak Rüzgar gülleri suskun, düşmüş kanatları Geldin de soluklandı kayıklar Şişirdin rüzgar güllerini Çöpten kürekli, yüreksiz,soluklanan kayıklar Ayrıldılar rıhtımdan birer birer Aşk denizinin enginliklerine, pusulasız Aşk, tek kişiliktir o da ilk bakışta Kaldıramaz bu yükü, iki kişi bir kayıkta Aşk açıklarında havalar değişir, dalgalıdır enginler Çırpıntılıdır yürekler, daha fazla dayanamaz bu kayıklar Aşkta bencildir insan ilgi ister, Sevilmek ister, sevilmek ister ölesiye Nalıncı keseri gibidir; hep yontar kendine Yoğunlaştırır duygularını yalnız O’nun üstüne Beceremez, dağıtamaz sevgiyi cömertçe Bir sitemi büker demirleri sevgilinin, Bir kaş çatışı dağ devirir Hele esirgerse gülüşünü, bükerse dudağını İşte…kıyamet! kopar fırtınalar… Nasıl dayansın bu kağıttan kayıklar Batmasını istemiyorsanız kayıklarınızın Değiştirin boyutunu aşkınızın, sevdanızın Evrim değil bu, gereklilik, paylaşmak sevgiyi Eğer paylaşılırsa aranızda; aşk, aşk olmaktan çıkar Yaşanır başka adla, çift kişilik adı SEVGİ Kağıttan kayıklarınızı yükleyin SEVGİ şilebine Şilepler kocaman, güvenli, çelikten bedenleri! Nice iki kişilik kayıklar taşır Sığınılacak liman olun aşklara Şimdi bir adım ötesindesinizdir Aşkın, sevdanın, vesaire. Metin Soydeveli |
Aşkın Dört Mevsimi Var
Aşkın dört mevsimi var Sanma ki hepsi bahar Birinde yaz Birinde kış Diğeri sonbahar Önce gözler konuşur Tatlı bir gülüş boşaltır gönül yayını Sonra eller birleşir Başlar sönmez bir gönül yangını Koro halinde açar Gök kuşağı renginde Bütün çiçekler Erdim dersin; işte BAHAR Ok bakışlar deler sineleri Kor dudaklar yakar tenleri Geçti modası pembelerin Şimdi bütün renkler yeşil, sarı İşte... Bütün kavuruculuğuyla, YAZ. Sıkı sıkı sarılmak ister bedenler Sanki düşercesine gazel olmuş yapraklar Gönülde esmeye başlayınca fırtınalar İşte kızıl, bakır tüm renkler Geldi hüzünlere gebe SONBAHAR Korkma aşktan, hazanın sonu KIŞ olsa da Her mevsimde aşkı gönlünce, doya doya yaşa Aşk, sevmek, her mevsimde güzel, bunu bil Korkma, sevmek sınırlı hürriyet değil. Metin Soydeveli |
Aşkın Matematiği
Aşkta Denklemler Bilmem kaç bilinmeyenli! Bilinenler bir yana bilinmeyenler bir yana Hep ihtimal Ve olasılıklarla başlar Ya yanlış anladıysam; Ya reddederse! Bana mıydı o tebessümler İçimizde tereddüt! Çözüm Hemen içler dışlar çarpımı Yanan yürekler, titreyen dizler Yüzümüzde tebessüm,gülen gözler Eğer, büyütmek istiyorsan aşkı Çarpmalısın Yüreğinle defalarca Toplamalısın Koyup yürekleri yan yana Bölmeli; Yüceltmelisin Sevgiyi kulelerce Çoğaltmalı, toplamalısın Koymalısın üstüne, üstüne Duvarları düzgün örülmeli Temel den sağlam olmalı aşk Hani gönye nerede Gönyesi sadakat Dikmek istiyorsan Taç mahal Pay, payda, kümeler… Eksileri unutmamak gerek Çıkaracaksın bencilliği hayatından Atacaksın riyaları kör kuyulara Hüzünler, ayrılıklar boş küme Pergelsiz Düzgün bir daire çizmek kadar Zor aşk Pergelle Daire çizmek kadar kolay Seviyorum demek; oysa Mutluluk ise sarmal Eksenimde sen, Ben etrafında çember Çember daraldıkça yoğunlaşırmış mutluluk Daralsam, daralsam Yarı çap sıfır olana kadar Metin Soydeveli |
Ay Dolanır *******de
Şiir Perisi'ne (Akrostiş) Ay dolanır *******de, şavkı düşer Yüzüne, tasviri Senin gül cemalin Süzülüp giderken çam dallarından Usul usul biter mavi ırmak, mehtap Nerelerde, hangi gönüllerde dillenir Anlaşılmaz bir şey değil dostluğun Sesi. Yürekten bir sesleniş, hissediş Ağzından çıkan her ses, her nefes Riyasız, dostun yüreğini kuşatır. Kırmızı güller senin için açar Asma dal, budak olur üzüme Rüzgarlar reyhanını bizlere saçar Derin bakışlı, kara üzüm gözlerin Elverir de görebilirsem, tanırsam bir gün Şakıyan dillerin, meftun eden sesin İşte o gün bahtiyar, işte o gün mutlu, Mesut olacak; farklı hissedeceğim Elden kendimi, övünçle gururlanacağım. Sesinle can veriyorsun gönül sesimize Edebi metinler can buluyor sesinle Var olasın engin yüreğin, bilginle Güzellikleri yaratan zengin gönlün İçimizi titretir anlam kazanır şiirler Yazan onurlanır; dinleyen hislenir Leyla’sı olmuşsun şairin, şiirlerin Erdemini yaşadım dostluğun seninle En derin saygı, sevgi ve muhabbetlerimle . . . (27.04.2007 İzmir) Metin Soydeveli |
Ay Mahcup
Saklanıyor *******de. Belli İşlediği bir kabahati var Güneş aşık olmuş ay yüzüne Ay mahcup güne Benim yüzümde güneşin aydınlığı *******de ayın şavkı, yanımda sen Ayın, güneşin olmadığı yer mi var Kimin benim gibi iki Ay’ı, iki Güneş’i var Metin Soydeveli |
Ayrılık Hüznü
Ayrılığın hüznü çökünce; çekilmez olur Çoğu zaman aradığımız sessizlik Hüzün yüklenirken gönlümüze Yağmur bulutları doldurur gözümüz Ardından, anımsatacak ne varsa Tozlanmasını istemediğimiz anılar İnadına gürültülü yaşamak hayatı Toplamak hatıraları hep bize düşer Sessizliği konserveleyip kavanozlara, Kulağımızda çınlayan seslerin yanına dizmeli Hüznü düşürmeli gözden, saçmalı inci tanelerini Gel hadi topla, topla demeli; ne mümkünse Anılar ıslanır, yüzdürülür göz yaşlarında Bir saat tik-takı yoldaş olur yalnızlığa Kapı önünden geçen bir ayak sesi dinlenir Kulak kesilip kapıya, beklenir bir zil sesi Bağırtmalı radyoyu, açmalı son sesine kadar Gürültüyle barışık yaşamak; büyütmek özlemleri Yürek çarpmalı,heyecan artmalı uzadıkça ayrılıklar Yaşamak; huzurlu, sessiz ve sakin, çıldıracak kadar Bir beklentiyle yaşamak da güzel Bir yerlerde, uzaklarda olsa da Aklından çıkarmayan, bir özleyeni Bir düşüneni, var olmak da güzel (İzmir 15.08.2006) Metin Soydeveli |
Aysan Sevdaya
Nasıl, söyle nasıl dayanabilirim ki daha fazla Sende kemikleşen bu kibirli aymazlığa Ne zaman farkına varacaksın, körkütük ıslanmışlığımın Nasıl dalıp gidebiliyorsun boş gözlerle böylesine bana Lodos hırçınlığında çarpsam kendimi sarp kıyılarına Toz toz olsam dağılsam; vursam yüzüne yüzüne Yıkasam yüzünü, aysan sevdaya, beni sevsen Tuzunu hissetsen emeğimle nakışladığım sevgimin Bıraksam tuzlu izimi dalga dalga dudağında, yüzünde Sokulanım, bir sevenim olmayacak bu gidişle Çarşaf gibi serildiğimde durgunluğumu, maviliğimi Severler; uzaktan. Soluğuma, hırçınlığıma sokulmazlar Yüreklenenim, yakınlaşanımsın. Bir sana geçer nazım Seni okşamayıp da, kimi ıslatacağım bir tanem Sevdin hırçınlığımı, bir sen anladın sensizliğimi Bir sen yuğdun yüzünü kabaran sevdalarımda Bu yüzdendir bütün sitemlerimi geri almam bir tanem Bu yüzden dalgalanmam, kalbimin çarpışı bu yüzden (07.01.2007 İzmir) Metin Soydeveli |
Bayram
Gönül yangını bu… Kanmıyor bir tas ayrana Şu arifeleri gördük de Eremedik yar ile bayrama Metin Soydeveli |
Ben Gümüşe Razıyım
“Söz gümüş ise, sükut altındır.” Demişler… Günümde, gecemde, Altını kıskandıran adın Hecelerimde sen varsın Lal olsun seni anmayan dilim Susturamazlar avazım Adını gümüş koydum İstemem altınlarını dünyanın Ben gümüşe razıyım. (09.09.2006 İzmir) Metin Soydeveli |
Ben Senin İçin Ölürüm de…
Ömür geldi geçti bir sevecek yar bulamadım Gönlümce buldum dediğimde; çağı geçmişti sevdanın Adın alev imiş, ismini anmaya gelmezmişsin Yakarmış dilleri, gönülleri; sevmeyi bilmezmişsin Zalim de olsa sevgili, gönül sevmez mi sanırsın Gözlerimden boncuk boncuk dökülen yaşlarımla Islanır mıydım kendi göz yaşlarımda bu kadar Gönül hasrete katlanır belki, uzaklıklar unutturmaz Sevda renkli gözlerin, güldürmez oldu gözlerim Göz görmeyince ağlamayı da bilmez mi sanırsın Bu denli dokunmazdı nağmeler olmasaydı ayrılık Kalbimde çağ şaşırır, kahrından çöker nice dağlar Umutlarım, sararan kuru yapraklar gibi ufalanır İçinden çıkamadığım sorunlarda yiterim avazsız Hasret çekilir değil, yürek ağlamaz mı sanırsın Saman alevi sönen aşklardan değil benimki Mıh gibi çakılı kalan aşkın, sevgin gönlümdeki Çekerim senden gelen tüm derdi cefayı Ölürüm uğruna, ölürüm de vazgeçmem aşkım Bu sevda bitmez, geçici bir heves mi sanırsın Vazgeçmek candan, ölmek yoluna bir şey mi Ben senin için ölürüm de… Ölmek istemem Korkum, kaçınmam kıskançlığımdandır Ölürsem kim sarar, kim sever seni bilmem Dil susunca yürek ağlamaz mı sanırsın (04.01.2007 İzmir) Metin Soydeveli |
Benim *******im Hep Karanlıktı
Benim *******im hep karanlıktı Hiç mavi olmadı Gün aştı mı tepelerin ardından Hep karanlıklar içinde kalırdım. Tuval siyah gece, elimde fırça, palet Çok uğraşlar verdim Geceyi maviye boyayamadım En aydınlık *******im Üzüm sergilerinde yattığım *******di Gökte yıldızlar yanıp sönerdi Yakamozlar misali gözlerin Asmalardan kestiğim üzümleri Deniz gözlerine sererdim Kokuları yakamozlara sinsin diye Martılar nereden öğrenmişti toplamayı Zeytin gözlü deniz kızlarını, seçmeyi Zeytin görmemiş deniz kızları Gözlerinin biçimini nereden almıştı. Nereden bilebilirdi orman serinliğini Hem de yüreklerinde hissetmeyi deniz kızları Gözlerinin maviliğiyle ne muktedirsin Geceye rengini veren deniz Ve ne engin yüreklisin Niye sana serdim sanıyorsun Bunca sevgiyi; nasıl kucakladın Yeniden doğmuş gibi hissetmek Nasıl bir duygu biliyor musun Kim derdi ki kalbimi ısıtacak, sarıverecek, Güneşi bile yakıverecek gönül sıcaklığınla Şiir yazdıracak; deniz ve gecenin karası Yürekten istemek yetiyor aslında aşkı Geliyor arkası, mutluluk... Mavilik Zoru başarmak ta, işin cabası. (23.09.2006 İzmir) Metin Soydeveli |
Bilinmez
Kenan Aydın'a ithaf Bilinmez Güller haz mı duyar Bülbülün inlemesinden Yoksa... Bülbüller mi hoşnut Gülün dinlemesinden Metin Soydeveli |
Bir 'TIK' la
Çağlar'a Son zamanlarda Yaşar olduk sanal alemde Bütün güç, Kelamda, kalemde Parmaklarımızda Soğuk dokunuşları tuşların Sıcak bir gülüş, Tatlı bir bakışın özlemi var içimde Kaybediyoruz değerlerimizi yavaş yavaş Yaşanmaz oldu gerçek aşklar… Şimdi moda İnternet de Ne kolay terk edişler Farklı değil gerçekten Tut ucundan sürükle… Bırak çöp sepetine Ne medeniyet Ne nimet Tüm değerlerimizi yıktı Bir “TIK” la Ne kolay Aç beyaz bir sayfa Bir “TIK”la Kurtul eskisinden Kapat' la Metin Soydeveli |
Bir Hünerdir Yaşamak
Onurlu bir hayat zordur kazanmak Nasırlar avcunda bir hünerdir yaşamak Şuurla hayata tadı kazımak Elleri avcunda bir hünerdir yaşamak Çıkılmayan zirveler başı dumanlı dağlar Çöller uçlu bucaklı aşılmayan dağ mı var Sana gelen yolumu kesti bembeyaz karlar Suskunluklar usunda bir hünerdir yaşamak Hükmetmeye alışık aklım uçar başımdan Işığı da sollardım hedefimde sen varsan Amaçsız yaprak bile düşmezmiş dalından Bitmişken aşk başında bir hünerdir yaşamak Yarası yar elinden açılmış bir yarayım Bilirim dermanı yok durmaz her an kanarım Alıcı kuşlar gibi, götürecek sanırım Bu hayat yokuşunda bir hünerdir yaşamak Aşk yarasını kaşır dilimdeki heceler Kaldırır kabuğunu kanatır şu ******* Kaldıysa aramızda bir parça sevgi eğer Ölüm baş ucunda bir hünerdir yaşamak Metin Soydeveli |
Bir Kez Doğdu Gözlerin
Bir kere görebildim doğuşunu gözlerime Başka doğan olmadı öylesine berrak Gözlerimde çakılı kaldı mıh gibi Bakışların; sabitlendim bir kareye Her akşam başka yerlere kayan Bir de kızıllıklar içinde batışın Rengi hiç değişmeyen ayrılık Flu bakışlarındı karanlıklara gömülen Güneş hep aynı yönden doğar bilirim Ama aynı yerden mi doğar bilinmez Dedim ya; bir kere doğdu bana gözlerin Ama aynı yerden batmadığı kesin Güneşin batımında gizemin Gün be gün değişir battığı yer O bile kalmazken hep aynı yerde Dondu kaldı; battığın yerde bakışım Metin Soydeveli |
Bir Yosun Yeşili
Dalınca derinliklerine Yeşil yosunları Deniz kabuklarını Balıkları görürdüm Gece, mehtap dolunca Dalgalanınca deniz Dalınca gözlerin Yakamozları görürdüm Daldım derinliklerine Günlerce, yıllarca Baktım derin yosun yeşiline Sen beni görmedin bile Soktun mesafeleri araya Irak oldu gözlerin Özlemin mesafesi önemli değil Yıkar, bıçak gibi işleyişi hasretin Çok zaman geçti aradan Bıraktın bırakalı ellerim Umurumda da değil Olur musun ellerin Tekrar görsem, acep tanır mıyım Gözlerini de unuttum şimdi Tek şey senden hatırladığım… Bir yosun yeşili Metin Soydeveli |
Bülbülün Eğleyecek Dalı mı Var
Bülbülün eğleyecek dalı mı var, kış, sonbahar Garip, suskun, hüzün ötüşlüdür, gül açana kadar Şakıyışı, saltanatı, ömründe bir lahza sevinç Gül cemalin gösterir yine, yeni gelen bahar Kesilince gülün sapı, içinde vurulur bülbülün sesi Nağmelerine düşer bir es, yarım kalır susar şarkılar Suya değince dalı canlanır gül, bülbül soluklanır Dile düşer; tamamlanır yarım kalan şarkılar (Yeni bir buluşmaya kadar bu duygularda olacağım.) İzmir, 02.07.2006 Metin Soydeveli |
Bütün Çiçekler Sevdaya Açar
Bütün çiçekler sevdaya açar Çünkü; sevdanın yüzünde gülücükler Hepsinin renkleri kendine özgüdür Hepsi de ayrı ayrı duygular ifade eder Sevda çiçeklerinin ilk halleri hep Tomurcuk, gonca, pembe, beyaz aldır. Biterse aşklar hüsranla, o zaman Tüm çiçekler rengini sevdanın karasından alır Kimi mumçiçeği gibi nadiren açar Bazıları kaktüs çiçeği, bir günde geçer Kimi mağrur manolya erişilmezliğinde Bazıları da çiçek açmadan geçer Allı, morlu, pembeli türlü renkte Adına devirler açılan Laleler Kimi açtığında kıskandırır gülleri Hercai açanlarına bilmem ki ne demeli Kimi ağaç olur, açar salkım saçak Adı gibi renkleri Erguvan, Leylak Kimi ince bir sap üzerinde, Nazlı gelin Papatya fallar baktırır Kimi boysuz, dalı yaprağı, çiçeği yerde Renk cümbüşünde hercai Menekşe Kimi öbek öbek dalda Mor’la pembe arası Lavanta Kimi yaban elde tarlalar doldurur Yeşiller arasında al Gelinciktir Kimi cam, pencere önünde dizilir Rüya gibi Sümbül, süzüm süzüm süzülür Kimi sen kokar Reyhan-Yasemin Kimi deler kalpleri sen gibi, Kardelen Hepsi elbirliği etmiş bir şey söyleyecekler Sen olmasan çiçekler neyi ifade edecekler Metin Soydeveli Metin Soydeveli |
Bütün Şiirler Biraz İs Kokar
Ayrılıkların şairi olmak en kolay Paylaştıkça azalırmış acılar Bunun içindir ki… Her şairin dilinde, hep acı var Her ayrılığın ardından İstense bir kitap yazılır Her kitabın yazanı Şahsına münhasır Tadı başkaymış aşkın Tatlıymış, şekerden, baldan Bunun içindir ki… Her şairin dilinde, aşk var Aşk yanar ateş imiş Yanarmış tutulan Bunun içindir ki… Bütün şiirler, biraz is kokar Metin Soydeveli |
Canı Cehenneme
Baktığımız şey aynı,gördüklerimiz başka! Seks? Canı cehenneme, aradığım seks değil Bana istediğimi, sen özde veriyorsun Öfke, sevinç, heyecan çığlıkları da değil! Aç bırakılmış bebek çığlıkları benimki Açım sana, özledim, çölde susadım seni Kadınların bir çoğu belki de, kendileri için Deliren bir sevgili isterken; gururumdu, Aklı başında beni, delirmeyen, istemen İyi ki tanıdım, iyi ki girdin hayatıma Sert kabuklarımdan çıktım, sıyrıldım sayende Şimdi yumuşak karnım, sevdam gibi meydanda Şimdi seninle gururluyum, aşkı tattırdın Daha iyi,cenap,sevecen, ve daha güçlü olmam Gerekliliğini hissettiriyorsun bana Metin Soydeveli |
Cemre
Sen yakınlaş ki Göçsün leylekleri, Açsın çiçekleri sevdamın Gönlüme bahar gelsin Buz tutmuş duygularıma Bütün cemreleri sen düşür Isınsın sevdaya gönlüm Bahara dönsün ömrüm (İzmir 2002) Şiiristan Mart 2007 Metin Soydeveli |
Cilveleştim Ay’la
İzmir’di Geceydi İmbat esiyordu hafif hafif Rıhtımdaki köhne tahta iskelenin Oturmuştum bir ucuna Koyu maviliğinde gecenin Dalmıştım öylesine sana Bir görünüyor bir kayboluyordun Deniz mi dalgalı Yoksa hava mı bulutluydu Birlikte içmek istiyordum Bir sigara da senin için yaktım Uzattım Daha dudağına değmeden sönüyordu Bir tane, bir tane daha Ne mahcuptun Çok mu utanmıştın Bir sigara bile içemiyordun Sonra mı Sonrası malum Bıraktım kendimi Serin kollarına Daldım koynuna Battım, battım çıktım Bu ne çok cilve Bu ne çok nazdı sende Bir türlü kucaklayamıyordum Çırpındıkça kırılıyor Tam sardım seni dediğimde Saklanıyordun Yoksa hava mı bulutluydu Metin Soydeveli |
Cumhuriyet
Yurdumun ufuklarını kaplamış kara bulutlar Bir çok insanlar belki şafak vakti doğar Bir Mustafa Kemal var ki… Ulusumun üstüne şafaklar gibi doğar. Korkumuz yok, güvenle bakıyoruz geleceğe Bir, On Dokuz Mayıs sabahı güneş doğdu Hiç alışık olmadığımız yönden, kuzeyden Zaferler müjdeliyordu çakmak, çakmak gözünden. Kim kabul ettirebilir manda’yı, Ezelden hür Hep bağımsız, her çağda başı dik yaşayan Hep devletler kurmuş bir millet, hep hükümran. Elbet…Olacak düşmanın rüyası ve sonu hüsran Hepsi adları gibi sıfatlı, Kemal, Ali ve Mehmetler. Bir işaretiyle; hepsi, Burak’lar, Ali’ler, Mehmet’ler Binmiş şimşekten atlara, kanat açmış şafaklara Yırtmış karanlığı, Mehmet kere Mehmetler. Anamız, Askerimiz girmiş Mehmet kisvesine Gizlemiş benliklerini, nice kahramanlıklarını Sığdırmışlar nice zaferleri, eklemişler tarihlere Büyük tevazu ile, tek kelime Mehmet ardına. Hiç eser yok büyümsenmeden Ar edinmiş isminin yüceliğini Vazgeçmemiş tevazudan Sonuna “cik” eklemiş hicabından. Şimdi bize düşen, olmalıyız kıymet bilen Yine gurur duyalım da geçmişle öğünmekten Bir daha doğmaz bu güneş, ilkelerine sarılalım Dört elle. Asılı tutalım güneşi ellerimizle. Bu bayram, Cumhuriyet; en büyük bayram İlkeleriyle yanalım yanacaksak! Korkmadan. Sönerse güneş son pişmanlık fayda etmez, Ne öğünecek geçmiş, ne ağlamadık anamız, Ne güneş kalır, baka kalırız özgürlüğün ardından. (28.10.2006 İzmir) Metin Soydeveli |
| Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 07:12 PM |
Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11 Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions, Inc.