![]() |
Mehmet Atar
Al içeri yâr
Nefsime uyarak gezdim dolaştım Geldim kapındayım al içeri yar Dolaştıkça müşküllere bulaştım Geldim kapındayım al içeri yar Anladım şefkatle saran kol senin Huzur veren doğru giden yol senin Rahmetin bol merhametin bol senin Geldim kapındayım al içeri yar Aciz bedenimden ruhum çıkmadan Günahıma kusuruma bakmadan Soğuk dondurmadan ateş yakmadan Geldim kapındayım al içeri yar Öfken ile gazabınla ez beni İnce ince eleklerden süz beni Kullarıyın listesine yaz beni Geldim kapındayım al içeri yar Feda olsun ruhum canım bedenim Fanilikten bakiliğe gidenim Hazreti Muhammed ümmetindenim Geldim kapındayım al içeri yar Niyazıma niyaz ekleyeceğim Sabrıma sabrımı yükleyeceğim Yıllarca burada bekleyeceğim Geldim kapındayım al içeri yar Ataroğlu senden Ümit mi keser İster kaldır göğe ister yere ser Sen kovarsan bana kainat küser Geldim kapındayım al içeri yar |
Aldı götürdü
Ne aşkımız kaldı ne düşüncemiz, Yıllar bizi aldı aldı götürdü. Yine bugün dünden zararlı çıktık, Madde, manamızı çaldı götürdü. İman zayıfladı, çileler arttı, Güzel hasselerim içine battı, Günahlar toplandı yakamdan tuttu, Yüzüme alaylı güldü götürdü. Dünya dıştan baksan eğlence yeri, Çalkandık içinde ileri geri, Saçlarım ömrümün saniyeleri, Günde tomar tomar yoldu götürdü. Bir gölge kalıyor kalksam yerimde, Arpa boyu yol yok baksam gerimde, Samanla beraber tanelerimde, Esen rüzgârlara saldı götürdü. Bir bayram özledim, yürekten kutlu, Bir yuva özledim fertler umutlu, Bir vatan özledim insanı mutlu, Hasretlik bağrımı deldi götürdü. Dilim, dişim, gözüm, saçım zar eyler, Giden bu kervanda göçüm zar eyler, Ataroğlu’m bülbül için zar eyler, Sevgiler gülümdü soldu götürdü. |
Alemmi
Acaba battıkça batıyor muyuz Doğrumudur böyle duyduk Alemmi Borç alıp toprağı satıyor muyuz Doyduk amma nasıl doyduk Alemmi Eski dilden yeni dilden yazılar Sayfaların arasında sızılar Televizyonda ard ardına diziler Kitapları rafa koyduk Alemmi Biri kiprit çaktı sarayı yaktı Millet aval aval seyrine baktı Banka hortumlandı dışarı aktı Açık, açık devlet soyduk Alemmi Birisi öksürse yükselir borsa Kurnazlar aradan kapıyor parsa Dünya malı için kapıldık hırsa Gözümüzü oyduk, oyduk Alemmi Ortada suçlar var fakat sahipsiz Güvendiklerimiz çıkıyor ipsiz Bir maç oynanıyor ama rakipsiz Rüyamızı yanlış yoyduk Alemmi ATAROĞLUM sazda tel ısmarlama Madem türküleri çal ısmarlama Akıl ısmarlama yol ısmarlama Herkes gibi bizde uyduk Alemmi |
Analar
Kokusu cennetten geldiği için Yavrusunu koklar durur analar Yarı uyku yarı uyanık haliyle Sabaha dek yoklar durur analar Birisi gelirken birisi gitse Yuvada yalnızlık kuşları ötse Oğlanı everse kız gelin etse Eksiğini ekler durur analar Torunlar olunca haneler karda Sanki çiçek açmış acı baharda Bayram günlerinde gözü dışarda Yollarını bekler durur analar Yavrusunun bakar durur gözüne Çok incinir kirpik batsa gözüne Çeyizinden seçtiğini kızına Sandığında saklar durur analar Kim ki yavrusuna kol kanat germez Onu küçümsemez onu hiç yermez Suç işlese bile suçunu görmez Çocuğunu aklar durur analar ATAROĞLUM gönlüm anadan yana Her zaman duası yetişti bana Ne zaman düşersem alır sırtına Ömür boyu yükler durur analar |
Anam
Küçük yaşta ayrılmışım sıladan, O günden hasretim çekersin anam. Böyle yazmış kaderimiz Yaradan, Kadere boynunu bükersin anam. Şefkat vardır yavrusuna kıymayan, Bir tat vardır alanları doymayan, Sende vardır başkasına uymayan, Cennet-i Âlâ’dan kokarsın anam. Beni sevgin bağlar doğduğum köye, Büyüdüm sevgini hep duya duya, Bayram günlerinde gelecek diye, Damların ucuna çıkarsın anam. İncitmeden beşiğime belerdin, Yaşmağınla gözyaşımı silerdin, Üzülsen de yine bana gülerdin, Sevgi pınarısın, akarsın anam. Dokuz ay taşıdın dünyaya indim, Orada borandım, burada dindim, Karnından indim ya sırtına bindim, Daha çok yükümü çekersin anam. Yılmaz bir askerdin yurda çatana, Mermi taşır idin tüfek tutana, Asker edip gönderirken vatana, Elime kınalar yakarsın anam. Ataroğlu’m söyler: “Bilinsin hatır, O sevgi ki gönülleri kaynatır, Bir gün olur elkızı da unutur, Yine sen gözyaşın dökersin anam.” |
Anlatamam anlaşılmaz
Düğüm, düğüm duygularım Anlatamam anlaşılmaz Yerli yersiz kaygılarım Anlatamam anlaşılmaz Gah toprakta gah taştayım Bedenimle savaştayım Sona dursam ilk baştayım Anlatamam anlaşılmaz Açım ama tok gibiyim Varım ama yok gibiyim Azım ama çok gibiyim Anlatamam anlaşılmaz Bir gündüzüm bir geceyim Bu hayatta bir heceyim Çözülmemiş bilmeceyim Anlatamam anlaşılmaz İçimde bir ırmak çağlar Onun suyu kalbim dağlar Yüzüm güler kalbim ağlar Anlatamam anlaşılmaz ATAROĞLUM gir yasına Tutun Hakkın asasına Ustasından başkasına Anlatamam anlaşılmaz |
Arama
Ateşin gerçeği gönülde vardır, Yalnız ocaktaki közde arama! Kim bizi severse bizlere yârdır, Sana tatlı gelen sözde arama! Kimisi dünyaya gönül bağlarmış, Ticaretin eder, kârın sağlarmış, Çehre güler iken kalbi ağlarmış, Onun içini, hâlini yüzde arama! Güzel insanlar hep güzel iş yapar, Cahil insan ise sözü taş yapar, Marifetli eller tatlı aş yapar, Yağ ile biberde, tuzda arama! Uyandırsın seni zaman akışı, Aldatmasın aman her göz bakışı, Her inişe karşı vardır yokuşu, Gidip bu gerçeği düzde arama! Ataroğlu’m Hakk’a borcun ödeye, Doğru söyler ise kimse ne diye? Âşıklık âşığa Hak’tan hediye, Sen bu marifeti sazda arama! |
Arkadaş
Kurban olam gülen yüzlü olana Asık yüzden incinirim arkadaş Şakayı severim yaparım ama Kötü sözden incinirim arkadaş Laf etmeli insan yerli yerine Kaşık sundum ben gönlümün terine Hayrına değil de bana şerrine Bakan gözden incinirim arkadaş Bıktım ve usandım sahte bakıştan Anlamsız sevdasız renksiz nakıştan Kimisi yokuştan kimi inişten Bense düzden incinirim arkadaş İlkbaharda her şey güzele döner Kış ayı kapatır ezele döner Döker yaprağını gazele döner En çok güzden incinirim arkadaş Okumayı hem kitabı severim Tatlı lisan her hitabı severim Açık sözü hür hitabı severim Fazla nazdan incinirim arkadaş İçinde sevdalar bulunmuyorsa Hele kıymetleri bilinmiyorsa Eğer türkülerim çalınmıyorsa Telden sazdan incinirim arkadaş Ataroğlu ile olunduysanız Eğer sohbetinde bulunduysanız Doğru dedi diye alındıysanız Bende sizden incinirim arkadaş |
Aşıkların türküsü
Vatan millet bayrağı Aşıkların türküsü Gönüllerin uğrağı Aşıkların türküsü Irmağın akışında Güllerin kokuşunda Kızların nakışında Aşıkların türküsü Her günün sabahından Dertlilerin ahından Yesevi dergahından Aşıkların türküsü Ataroğlum var olmak Sevenlere yar olmak Bütün olmak bir olmak Aşıkların türküsü |
Aşk gönüle girerse
Aşk gönüle girerse Akıl firar eylermiş Eğer firar etmezse Candan zarar eylermiş Kurarmış gönle Pazar Sermayesi çile zar Satarmış azar azar Külleri kar eylermiş Aşk türküler dizdirir Nice alem gezdirir Dil bağını çözdürür Sırrı ikrar eylermiş Bu ummanda yok kıyı Aşkta rakam tek sayı Bellediği şarkıyı Her gün tekrar eylermiş ATAROĞLUM derilse Tekrar fırsat verilse Aşktan ölüp dirilse Aşkta karar eylermiş |
Ay dünyaya aşıktı
AY VE DÜNYA Bu gece ayrı bir muhabbet vardı, Ay dünyaya, Dünya aya âşıktı. Dinledikçe beni bir merak sardı, Ay dünyaya, Dünya aya âşıktı. Bu ayın başını gözlemişlerdi, Konuşmayı öyle özlemişlerdi, Bu sevdayı nasıl gizlemişlerdi, Ay dünyaya, Dünya aya âşıktı. Dünya aya gülümseyip bakarken, Ay dünyaya karşı lamba yakarken, Ortaya bir güzel mehtap çıkarken, Ay dünyaya, Dünya aya âşıktı. Sevda doyumsuzdur, söyle kim doydu? Ay düştü peşine, dünyaya uydu, Başka uyulacak yıldız yok muydu? Ay dünyaya, Dünya aya âşıktı. Dünya ayı gördü her gün düşünde, İlkbaharda, yazda, güzde, kışında, Yıllar var ki döner durur peşinde, Ay dünyaya, Dünya aya âşıktı. Ay nazlandı dedi bir el etmedin, Füze attın ama mektup atmadın, Mektubun içine bir gül katmadın, Ay dünyaya, Dünya aya âşıktı. Dünya dedi: “Sitem edersin niye? ” Telefonlar yaptım görüşek diye, Konuşmalar döndü aşka, sevgiye, Ay dünyaya, Dünya aya âşıktı. Dediler ki: “Geri gelmez dünümüz, Adımız uzunca, kısadır önümüz, Kıyamet günüdür düğün günümüz, Ay dünyaya, Dünya aya âşıktı.” Güneş doğdu, ikisini uyardı, İkisi de büyük diye sayardı, O da bu sevdaya saygı duyardı, Ay dünyaya, Dünya aya âşıktı. Ataroğlu’m ırmak olup akışım, Boşa değil bu sevdayı çekişim, Değişti dünyaya, aya bakışım, Ay dünyaya, Dünya aya âşıktı. |
Aziz milletime sesleniş
Ey yüce Türk Milleti! sen ki temel taşısın Müslümanlar bir beden, sen bedenin başısın Kedi fare misali oynuyorlar bizimle Başa baş olanlar da biraz vijdan taşısın Müslümanlar bir beden sen bedenin başısın Biz bizi unuttuk ya eller iyi biliyor Dirilmesinler diye üstümüze geliyor Yüz yıldır ağlıyoruz düşman bize gülüyor Sen aile reisi onların göz yaşısın Müslümanlar bir beden sen bedenin başısın Ay yıldızlı bayrağım dalgalansın göklerde İmanın çekirdeği yeşersin yüreklerde Doğsun birlik güneşi türlü türlü renklerde Mazimiz aydınlansın geleceğe ışısın Müslümanlar bir beden, sen bedenin başısın Bu vücuda baş ol da yine başlığı başar Akıllı baş olanın, vücut emrinde yaşar Senin huzurun yoksa, Dünya huzurdan şaşar Mevsimler sana bağlı yaz, baharı, kışısın Müslümanlar bir beden sen bedenin başısın Yavuz, Fatih, Alparslan bunlar senin dedendir İnsanlığa adalet götürmeğe gidendir Ruhumuz islamiyet, Türklüğümüz bedendir Bu birlik kalesinin, hem içisin dışısın Müslümanlar bir beden, sen bedenin başısın Tanıyınca İslam’ı Hakka eyledin meyil Zalime karşı durun, dedin mazluma eğil Komşuları aç iken, tok yatan bizden değil Aç tok senden sorulur, ekmeğisin aşısın Müslümanlar bir beden, sen bedenin başısın Ataroğlum bilir ki, ezel yaratmış Rabbim Yarattığı her şeyi, güzel yaratmış Rabbim Kavimleri içinde, özel yaratmış Rabbim Gülersen bu Alemin, doğrulacak kaşısın Müslümanlar bir beden, sen bedenin başısın |
Azraile mektup
Er geç bir gün emir vaki olacak, Haberi kimseye yaymadan götür. Borçlularım senden evvel alacak, Mahalle bakkalı duymadan götür. Yüce Rabb’im hayatımdan bezdirme, Muhtaç edip muhannete ezdirme, Kocayınca kapı kapı gezdirme, Evlâtlar sıraya koymadan götür. Düşünce bell’olur dostların hası, Ölünce tutmayın faydasız yası, Sağlığımda başlar miras kavgası, Kargalar gözümüz oymadan götür. Eğer gençliğinden kalmazsa eser, İş buyurur diye torunlar küser, Yakın akrabalar selâmı keser, Sevenlerim benden caymadan götür. Ataroğlu’m âşığım ki yolum bu, Mevlâ’m kabul etse dese kulum bu, Saklayamam, görünüşüm hâlim bu, İstersen hiçbir şey soymadan götür. |
Baba
Yüzüne bakarak süzemedi?im Günler hep gözümde dönüyor baba Seninle kol kola gezemedi?im Özlemdir içimde yanyyor baba Büyüyüp de ya? yirmiye yetti mi Evlatlar yuvadan sökün etti mi Yuva kurup yuvasyna gitti mi ?imdi daha iyi tanyyor baba Demezdin bizlere yokmuydu derdin Bizler dert yandykça teselli verdin Biz gurbette iken sen ne ederdin Bu ate? ne ile sönüyor baba Toprak oldum takla takla yaryldym Kurudukça çytyr çytyr kyryldym Mezarynda ta?laryna saryldym Sanma ki hasretin diniyor baba Ataro?lum günlerini sa?my?syn Babacy?ym gönlümüze ba?my?syn Sen ya?arken arkamyzda da?my?syn Sensiz hayat bizi yeniyor baba |
Babamın evi
Hala hayalimde canlanır durur Ne kadar tatlıydı babamın evi Alt katı ahırdı ambardı boştu Tek iki katlıydı babamın evi Şafakta horozun sesini duyun Kediyle yapardık yumaklı oyun Beş on keçi ile birkaçta koyun Etrafı otluydu babamın evi İki tosun çiftimizi sürerdi Birisi karaydı birisi gerdi Kara katır yükümüzü çekerdi Eşekli atlıydı babamın evi Ebem vardı bizim için duacı Otlardan yapardı çokça ilacı Girişte gölgeydi meşe ağacı Bir yanı dutluydu babamın evi Babam gurbet ele fazla gitmezdi Kış ortası un bulguru bitmezdi Mevlam misafiri eksik etmezdi Yabanlı yadlıydı babamın evi Abim masal anlatırdı bizlere Ne anlatsa dinletirdi bizlere Bazen tepsi tınlatırdı bizlere Huzurlu mutluydu babamın evi Evi ışıtırdı idare çıra Bir deliksiz uyku kordu huzura Sesi ile kaldırırdı sahura Kurma saatliydi babamın evi Çok farklı bir adı vardı bayramın Unutulmaz yadı vardı bayramın Çocuklukta tadı vardı bayramın Bir başka kutluydu babamın evi Ataroğlum alnımız ak pak idi Sırtımız pek karnımızda tok idi Gelecekten endişemiz yok idi Öyle umutluydu babamın evi |
Bahardayım
Ya zararda ya kardayım Kararsız bir karadayım Bir yanımda yaz mevsimi Bir yanda tipi kardayım Seher yeli benden yana Es koklayım kana, kana Yardan selam getir bana Kurtar beni çok dardayım Derde derman bir söz söyle Yar sözünde olmaz hiyle Gel gönlümü ferah eyle Çoktandır ah-u zardayım Ataroğlu’m yol açarsa Yar çağırır kol açarsa Dost bağında gül açarsa Ben o zaman bahardayım |
Başlar
Bir nazlı çiçeğe benzeyen insan, Gün gelir solmaya, sönmeye başlar. Merdivenin tepesine varanlar, Gerisin geriye inmeye başlar. Gönül hükmetse de kalkıp gezemez, Dün düne yazıldı silip bozamaz, Etrafına çalım satıp kızamaz, Belâlardan kaçar sinmeye başlar. Kırk yaşından sonra perdeyi yırtar, İnce ince eler, hesaplı tartar, Alnında çizgiler günbegün artar, Başın karlı dağa dönmeye başlar. Değişmez diyorlar insanın huyu, Küçük çukurları zanneder kuyu, Omuzlar üstünde giden yolcuyu, Seyreder ardından yanmaya başlar. Ne bulursa onla doyar karınlar, Belki vardır belki yoktur yarınlar, Eğlenceye alır artık torunlar, Çocuğun sözüne kanmaya başlar. Ataroğlu’m kopmam sanma sapından, Her gün birer tuğla düşer yapından, En yakın dostların geçmez kapından, Eski günlerini anmaya başlar. |
Bayrağım
Üzerinde şehit kanları taşır, Şerefiyle ta göklere ulaşır. Hürriyetim semalarda dolaşır, Ay yıldızlı, al rengiyle bayrağım. Üzerine yeminimle ahidim, Türklüğüme sensin benim şahidim, Kefen edip örtünmü? tür? ehidim, Ay yıldızlı, al rengiyle bayrağım, Dalgalan, seyredem ben doya doya, Hayat verdin, şehir, obaya, köye, Kızım seni çeyizine de koya, Ay yıldızlı, al rengiyle bayrağım. Yıldızı şekliyle Muhammed bilin, Hilâlin harfleri ismi celilin, Ataroğluna hep güvendir hâlin, Ay yıldızlı, al rengiyle bayrağım. |
İnsanların hatırları,
Sorulursa bayram olur. Büyük küçük ayırmadan, Varılırsa bayram olur. Gelir barışın sırası, Kavuşmalı dost arası, Öksüz, yetimin yarası, Sarılırsa bayram olur. Muhabbeti edin kat kat, Kırgınlıkta etme inat, Fakirlere kol ve kanat, Gerilirse bayram olur. Bugün güzel sözler seçin, Cömertlik köprüsünden geçin, Misafire hürmet için, Yorulursa bayram olur. Sıcaklıkla sıkar eller, Tatlı söyler bütün diller, Bugün bulanık gönüller, Durulursa bayram olur. Geze geze hatır soram, Benim de gelecek sıram, Eşe dosta tatlı ikram, Verilirse bayram olur. Ataroğlu dost uğruna, Kapılmaz sa gururuna, Bayramların şuuruna, Erilirse bayram olur. |
Belli olur
Hasretlik çekenin yükü Göz yaşından belli olur Sevdaya düşenin hali Bakışından belli olur Demet demet kucak kucak Kucağımı tutar sıcak Gül saklansa köşe bucak Kokuşundan belli olur Turna gezerken havada Bülbül başlarken feryada Keklik öterken kayada Sekişinden belli olur Sırrın sakla yele verme Avcı tuzağına girme Ceylanlar gözüne sürme Çekişinden belli olur ATAROĞLUM biter şafak Dön ardına yıllara bak Hazan günü ağaç yaprak Döküşünden belli olur |
Ben sen oldum
Sen sen idin, ben ben idim bir zaman Ben sen oldum, sen ben oldun çok şükür Acı çeker azaptaydık her zaman Ben sen odum, sen ben oldun çok şükür Ben sermaye sen kârımdın bilmezdik Ben sevendim sen yârımdın bilmezdik Ben yarımdım sen yarımdın bilmezdik Ben sen oldum, sen ben oldun çok şükür Aynı bağa aynı fidan dikerdik İkimiz habersiz bayram ederdik Ayrı yoldan aynı yere çekerdik Ben sen odum, sen ben oldun çok şükür Mevla’m seni benim için halk etmiş Mayamızı iç içine gark etmiş İkimizde bunu çok geç fark etmiş Ben sen oldum, sen ben oldun çok şükür Ben petek sen çiçek bala dönüştük Türlü renkten sonra ala dönüştük Gövdeye yaprağa dala dönüştük Ben sen oldum, sen ben oldun çok şükür Gâh toplandık gâh saçıldık bekledik Gâh yenildik gâh içildik bekledik Gâh kapandık gâh açıldık bekledik Ben sen oldum, sen ben oldun çok şükür İkimizi iki alemden soydular Buluşmayı cümle alem duydular Adımızı Ataroğlu koydular Ben sen oldum, sen ben oldun çok şükür |
Ben varım
Sevda beni vatanımdan tezdirdi, Yâralarım deşişinde ben varım. Kerem etti, Aslı için gezdirdi, Yüce dağlar aşışında ben varım. Bulutların gözyaşında sır idim, Kış ayında lapa lapa kar idim, Yel oldum, kendime estim eridim, Derelerin çoşuşunda ben varım. Saz eyledi türküleri çaldırdı, Her mevsimden bana göynek aldırdı, Yunus gibi denizlere daldırdı, Deryaların taşışında ben varım. Şu göçmen kuşlardan soralar beni, Onlar katarına sıralar beni, Sonbahar ayları yaralar beni, Her yaprağın düşüşünde ben varım. Yükseklerde nice derdin dermanı, Yaylalar var yiğitlerin harmanı, Dadaloğlu dinlemedi fermanı, Hürriyete koşusunda ben varım. Ataroğlu’m yatar yâr kucağında, Mevlâna’yla yaşar Şems’in çağında, Her öğün yanarım dost ocağında, Kaynıyorum, pişisinde ben varım. |
Benim dertler yine kaldı
Herkes derdin döktü bana Benim dertler yine kaldı Ben çekerim yana yana Benim dertler yine kaldı Kazma vurup sökemedim Dağa taşa ekemedim Bir dost bulup dökemedim Benim dertler yine kaldı Haram oldu yok uyumak Ne dil kaldı ne de damak Düğüm düğüm yumak yumak Benim dertler yine kaldı Kaşık kaşık acı yerken Saçlarım döküldü erken Çoluk çocuk derdi derken Benim dertler yine kaldı Sinemde yattı kışladı Yaktı bedeni haşladı Benden önce o başladı Benim dertler yine kaldı ATAROĞLUM der kandılar Gülüşüme aldandılar Güldükçe dertsiz sandılar Benim dertler yine kaldı |
Benim Köyüm Bana Güzel
Ben köyümü çok severim Benim köyüm bana güzel Tabi hakkımdır överim Benim köyüm bana güzel Kuru ekmeği aşıyla Yazı baharı kışıyla Tozu toprağı taşıyla Benim köyüm bana güzel Dört yanda hatıram dolu Uzansın devletin kolu Varsın çamur olsun yolu Benim köyüm bana güzel Mevla’mız koymasın darda Süslenirken ilkbaharda Ana, baba, gardaş burda Benim köyüm bana güzel Meşe közü ocağında Aladağın bucağında Torosların kucağında Benim köyüm bana güzel Binerdik at’a katıra Yayardık bayıra kıra Harmanları sıra sıra Benim köyüm bana güzel Meşe ladin çamlı dağı Serçeleri dert ortağı Dört yanında üzüm bağı Benim köyüm bana güzel Ataroğlum özüm ona Çevirmişim yüzüm ona Türküm sazım sözüm ona Benim köyüm bana güzel |
Benzettim
Yaylaların kucak açarak bana, Çekişini sevdiğime benzettim. Çimenler kumaşı, çiçekler desen, Nakışını sevdiğime benzettim. Güneşe yaklaşır dağların başı, Ufuklar hayali, yıldızlar düşü, Bulutların sevincinden gözyaşı, Döküşünü sevdiğime benzettim. Sedirini, ardıcını, kaynını, Selvilerde seyreyledim aynını, Lâlelerin ah çekerek boynunu, Büküşünü sevdiğime benzettim. Saklısın güzellik mayalarında, Modelsin gönlümün oyalarında, Kınalı kekliğin kayalarında, Sekişini sevdiğime benzettim. Bülbüller dillenir yanık sazıyla, Onlar da söyleşir kendi sözüyle, Ceylanların sürmelenmiş gözüyle, Bakışını sevdiğime benzettim. Ataroğlu onu desin tellerin, Başka çiçek toplamadı ellerin, Aşkın nişanesi açan güllerin, Kokuşunu sevdiğime benzettim. |
Benzettim 2
Her hâlini seyreyledim sevdiğim, Bülbül oldum, seni güle benzettim. Herkes koşar sevdasının peşinde, Varılacak bir menzile benzettim. Asaletin temiz, bir asil soydur, Yüzün bana göre bir dolunaydır, Kirpiklerin oktur, kaşların yaydır, Saçlarını sırma tele benzettim. Baharımız, yazımız var beraber, Sevincimiz, sızımız var beraber, Oğulumuz, kızımız var beraber, Çiçekli meyveli dala benzettim. Ocağımız yanar ama dumansız, Sevgimize göz değenler vicdansız, Dertlerine sabreyledin isyansız, Taşa ekmek atan kula benzettim. Ataroğlu’m aşk badesin içeni, Seviyorum ben de beni seçeni, Okuyunca gönlümüzden geçeni, Kabul ettim ehli hâle benzettim. |
Bırakır
Giden yıllar gelen yıla Sararmış resim bırakır İnsanlığa hizmet eden Ölmez bir isim bırakır İnsanlara kin güdenler Cana yüktür bu bedenler Mazlumlara zulmedenler Ardında hasım bırakır Hoş görüyle gülen insan Gönülleri alan insan Sevmesini bilen insan Yaren, dost, hısım bırakır *******i yıldız yağar Gündüzler geceyi boğar Yeni yıl eskiden doğar Ekimde kasım bırakır ATAROĞLU dert yasında İtiraz yok yasasında Göçer gider arkasında Yine bir kısım bırakır |
Bilesin
Beyhude dolaşıp boşa yorulma, Sevdaların hasındayım bilesin. Uzaklarda sanıp hayaller kurma, Yağmurların çisindeyim bilesin. Sevda kanununa etme itiraz, Çaresi olmayan tatlı bir maraz, Düzde bulamazsan dağa çık biraz, Yükseklerin sisindeyim bilesin. Ağızdayım, kelâmdayım, dildeyim, Mızraptayım, perdedeyim, teldeyim, Lâledeyim, çiğdemdeyim, güldeyim, İlkbaharın süsündeyim bilesin. Sevmenin geçmiyor zamanı, yaşı, Ruhum bedenimle verdi savaşı, Gönül ocağına yaktım ataşı, Dumanında, isindeyim bilesin. Avcı olup ava çıkıp vuracam, Ölsen bile ardı sıra varacam, İz sürüp, yol kesip, tuzak kuracam, Mahşer günü pusundayım bilesin. Ataroğlu’m candır, cananı arar, Belki canan gelse yaramı sarar, Beni bulacağın bir yer daha var, Sessizliğin sesindeyim bilesin. |
Bizim köyün muhtarı
Devlet kuşu konmuş idi başına Ne muhtardı bizim köyün muhtarı Bir gününü geçirmedi boşuna Ne muhtardı bizim köyün muhtarı Heykel gibi bir müzelik eserdi Beşikte çocuğa bile küserdi Tıraş olsa on yerini keserdi Ne muhtardı bizim köyün muhtarı Yapmadı bir işi hiç bile, bile Yaptıklarının da yarısı hile Mühürü zincirle bağladı bele Ne muhtardı bizim köyün muhtarı Somurturdu bir gün yüzü gülmezdi Saklanırdı topluluğa gelmezdi ŞEY demekten başka kelam bilmezdi Ne muhtardı bizim köyün muhtarı Köylünün bağını iyi korurdu Elden evvel kendi malı varırdı Boş gününde bolca köpek vururdu Ne muhtardı bizim köyün muhtarı Sahip oldu köye ilerletmedi İyi ya köyümüz geri gitmedi Beş yılda WC nin işi bitmedi Ne muhtardı bizim köyün muhtarı Ne idi Allahım köyümün suçu Bütün düğünlerde olurdu sucu Tersinden giyerdi her gün pabucu Ne muhtardı bizim köyün muhtarı Bir söz verse cayar idi sabaha O işlerden bahsetmezdi sabaha Kaymakama kafa tuttu vallaha Ne muhtardı bizim köyün muhtarı Kendisine oy vereni seçerdi Ormanı yakardı tarla açardı İlçeden memurlar gelse kaçardı Ne muhtardı bizim köyün muhtarı Hiçbir güzel işi yok mu acaba Hakkını yiyemem olmaz mı baba Vatandaş kızınca oldu kasaba Ne muhtardı bizim köyün muhtarı Hizmet için ilçeye de gitmezdi Harcamazdı hiç parası bitmezdi Sokakları zaten temizletmezdi Ne muhtardı bizim köyün muhtarı Bayağı bahsettik bak şaka maka Acayip zekiydi basmazdı faka Çalıyı tepeden sürür mutlaka Ne muhtardı bizim köyün muhtarı Ataroğlu konusu bu yazımın Gördükleri ancak bunlar gözümün Eksiği var fazlası yok sözümün Ne muhtardı bizim köyün muhtarı |
Böbrek taşlarım
Öyle bir sancı ki belime vurdu Rengimi soldurdu böbrek taşlarım Acep fabrikada grev mi oldu Yine baş kaldırdı böbrek taşlarım Şifalı sularla çekip gitmedi Doğal ilaçlarda fayda etmedi Balyozla kırdılar yine bitmedi Sanırsın çıldırdı böbrek taşlarım Mütaitle aram şeker mi şeker On tane tır ile on yıldır çeker Baraj yapıyormuş götürüp döker Vadiler doldurdu böbrek taşlarım Tespihçiler tespih yaptı çekildi Yüzüklerin kaşlarına çakıldı Kolye oldu gerdanlara takıldı Kıymetin bildirdi böbrek taşlarım Mermerciler duymuş koşarak geldi Madenci bakışta cevheri bildi Müşteri çoğaldı fiyat yükseldi Ağlarken güldürdü böbrek taşlarım Kuyumcular altın gibi işledi Mekke Medine’ye ihraç başladı Hacılar Mina da şeytan taşladı Kaç iblis öldürdü böbrek taşlarım Dünya pazarında aranan marka Sakın aldanmayın dönen bu çarka Diğer taşlar ile farka bak farka Akıllar çeldirdi böbrek taşlarım Böbrek taşı değil inci mübarek Bu taşlar var iken elmas ne gerek Kazandıkça avuç, avuç vererek Çok dua aldırdı böbrek taşlarım Dünya devletleri gruplaştılar Güçlerine göre taş paylaştılar Rekabet büyüdü savaş açtılar Dünyayı böldürdü böbrek taşlarım Atığı serildi çok köy yoluna Kıskanırım verme başka kuluna İlham oldu taşlar ATAROĞLUNA Sazımı çaldırdı böbrek taşlarım |
Bu topraklar bizimdir
Gülle dü?üp gül biten Bu topraklar bizimdir Gülünde bülbül öten Bu topraklar bizimdir Burda ky?ym baharym Merhem yapar sürerim Zerresinde ben varym Bu topraklar bizimdir Yanar isli oca?y Dolu dört bir buca?y Anam gibi kuca?y Bu topraklar bizimdir Göz ya?yyla beslenen Çiçeklerle süslenen Türkülerle seslenen Bu topraklar bizimdir Kimseyi hor görmeyiz Ba?ka bayrak germeyiz Dünya gelse vermeyiz Bu topraklar bizimdir ATARO?LUM can sana Haykyryryz cihana Edirne’den ta Van’a Bu topraklar bizimdir |
Bulutlar
Eğleşin de iki kelâm edelim, Nere böyle sıra sıra bulutlar? Gözyaşınız derman olsun derdime, Bir de siz açmayın yara bulutlar. Pamuk tarlaları olmaz denginiz, Bozulmasın sizin hiç ahenginiz, Ak pak idi var oluşta renginiz, Size yakışmıyor kara bulutlar. Hep yüce dağlara olurken yakın, Engin denizlerden kopmayın sakın, Susuz ovalara yağmur bırakın, Çekilmeyin bir kenara bulutlar. Her gönülün ayrı olur hesabı, Bu hesaplar sevdaların icabı, Kapatmayın dolunayın mehtabı, El edeyim nazlı yâra bulutlar. Gök kızının saran kollarısınız, Pembe hayallerin yollarısınız, Şifa ağacının dallarısınız, Nisan yağmuruyla çare bulutlar. Dolaşırken yükseklerde uykusuz, Bulanan dereler bir hayli huysuz, Oluğu kurumuş, çoktandır susuz, Ümit verin şu pınara bulutlar. Ataroğlu’m kimi kimden sordunuz, Kaf Dağı’nın ardında mı yurdunuz? Ardınızda gezdirirken yordunuz, Varın artık bir karara bulutlar. |
Bulutlar ağladımı
Bulutlar ağladı mı Yer yüzüne can gelir Şimşek çakar gök gürler Cana heyecan gelir Damla, damla serpeler Büyür taze körpeler Islandıkça tepeler Vadiye orman gelir Yosun tutarken taşlar Yuvayı yapar kuşlar Bülbül türküye başlar Ormana lisan gelir Yaratandan hitaplar Yamacı çiçek kaplar Arılar tek, tek toplar Dertlere derman gelir Ovalar yeşil döşek Çalışır oğul uşak Sararır altın başak Evlere harman gelir Su başıboş çağlamaz Setler onu bağlamaz Bulut boşa ağlamaz İlahi ferman gelir ATAROĞLU et zikir Düşün fikreyle fikir Bunlara edecek şükür En başta insan gelir |
Çaldı çalacak
Bu gönül neleri denemedi ki, Her göle bir maya çaldı çalacak. Söylediği sözler dinlenmeyince, Kızdı, sazı taşa çaldı çalacak. Dünyanın işini bitiren var mı? Acep eksiğin yetiren var mı? Yükleyip sırtına götüren var mı? Kim dünyanın malın çaldı çalacak? Delilik var gönlümün kanında, Bir şey desem çıkış yapar anında, Kırılsak da başkasının yanında, Yine benden yana çaldı çalacak. Kötülüğü asla benimsetmedi, Düşmanına hiç tavsiye etmedi, Kötülerin arkasından gitmedi, Çirkin işten hep yan çaldı çalacak. Kim kimi severse onu bulacak, İki âlemde onun ile olacak, Dostun ağlayacak, düşman gülecek, Kıskananlar kara çaldı çalacak. Gönül avlanırsın, çıkarsın ava, Şişer kabarırsın verilse hava, Bir aferin ile gelirsin tava, Eteklerin çok zil çaldı çalacak. Gönül terlemeden bulanlar var ya, Öksüz yetim hakkını çalanlar var ya, Hep güçlünün yanında olanlar var ya, Hakikatte boşa çaldı çalacak. Gönül bu ya, günde bin dala konar, Her konduğu dalı kendinin sanar, Dal kırılır, içi burkulur yanar, Kaç mesleğe çakmak çaldı çalacak. Gönül göçer her yaylanın göçünde, Gönül gezer sevdiğinin saçında, Yandık durduk bu sevdanın içinde, Âşkımızla sazı çaldı çalacak. Ataroğlu’m dedi: “Bakiye dayan, Dünya sevdalı sanacak duyan, Uyan be ey gönül gafletten uyan, Kurulan o saat çaldı çalacak.” |
Çanakkale
Detanın söylenir tam doksan yıldır Eşi bulunmayan yer Çanakkale Etten duvar ördü şanlı mehmetcik Her zaman yaşadı hür Çanakkale Çarpışanlar hepsi Allah kuludur Yolları da yüce Kur’an yoludur Tarihimiz zaferlerle doludur Senin ayrı yerin var Çanakkale Senin ne yürekli toprağın varmış Gülleler yedikçe yüzün ağarmış İkiyüz elli bin şehidi sarmış Cennet ehiline yar Çanakkale Rabbimizden nice yardım beklendi Zaferlerin birbirine eklendi Canavarlar üstümüze yüklendi Tüm Dünyaya dedin dur Çanakkale Ataroğlu’m sana destan okuyan Yaşlı genci sana koştu hep duyan Her şey orta yerde ayan ve beyan Gerçeği görmeyen kör Çanakkale |
Çiçeklerle muhabbet
Çiçeklerle muhabbete başladım Hepsi birden al kalemi yaz dedi Mor sümbülle bağlarımı düşledim Sarı çiğdem eksiğimiz saz dedi Kırmızı gül âşka döktü sohbeti Fesleğenin hep iyilik niyeti Papatya baharda tutar nöbeti Kadifeyse benim mevsim yaz dedi Lâle dedi sevda bizden sorulur Nergislere daim saygı durulur Sarmaşıklar sevdiğine sarılır Gelincik konuşur çok dilbaz dedi Kır çiçeği bahçeliyim bağlıyım Altın otu yaylalıyım dağlıyım Hanımeli sevdiğime bağlıyım Karanfille söyleşmesi haz dedi Menekşe der benim türlü rengim var Bilmiyorum bu Dünyada dengim var Nevruz dedi yaylalarda çengim var Kardelen rengimdir karbeyaz dedi Ben iğde çiçeği kokum baygındır Mor leylağın gönlü daim kaygındır Akasya der parklar bana uygundur Yasemin güzelsin gel biraz dedi Zambak dedi neşeliyim koşarım Nilüferim su üstünde coşarım Ayçiçeği güne aşık yaşarım Orkide gururlu fazla naz dedi Kasımpatı ben son güzde açarım Üşümem etrafa neşe saçarım Gülhatmi der yol üstünü seçerim Peygamber çiçeği bilen az dedi Fulyalar konuştu beni unutma Kamelya der ömrü sevgisiz tutma Haydi Ataroğlu dilini yutma Sizlerin yanında dil ahraz dedi |
Çile çeker
Bu dünya çile dünyası kullarda çile çeker Gelen geçer konan göçer yollarda çile çeker Altın kafese konsada ona zindan sayılır Bülbül gülü yoklamasa güllerde çile çeker İnsan oğlu tohum gibi kainata ekilir Doğar büyür vakit gelir tekrar geri çekilir Her gün sarı yaprak olur birer birer dökülür Ardımızda ağlayarak yıllarda çile çeker ATAROĞLUM çilelerle haldaş olur alışır Dostu ile ağlaşırken dost gülerse gülüşür Bir ağaca derdin söyler sızısını bölüşür Aşığın sazında inler tellerde çile çeker Biz çilenin erbabıyız, çile ekmek aş bize Ne gelirse Haktan gelir, ondan gelen hoş bize |
Çocukluk yıllarım
Ancak şimdi anlaşıldı değeri, Nerde benim o çocukluk yıllarım? Elime geçseydi vermezdim geri, Nerde benim o çocukluk yıllarım? Niderdim de bu yaşımı niderdim? Yaşım büyüdükçe çoğaldı derdim, Köyün yaylasında oğlak güderdim, Nerde benim o çocukluk yıllarım? Çıksam dağ başına taşa otursam, Üstümle başımla yere yatırsam, Tarhana aşına yufka batırsam, Nerde benim o çocukluk yıllarım? Dileğimi ben babamdan dilerdim, Gıdıklasalardı hemen gülerdim, Burnumu da kollarıma silerdim, Nerde benim o çocukluk yıllarım? Kimi bilirdim ki kimi tanırdım, Misafir gelseydi hep utanırdım, Kara lastiği ben iskarpin sanırdım, Nerde benim o çocukluk yıllarım? Ataroğlu’m eve şenlik katardım, Sapan yapar serçelere atardım, Ebeme sarılır öyle yatardım, Nerde benim o çocukluk yıllarım? |
Dağlar
Hekimler ilacı bulamadılar, Yârimin dermanı sizde mi dağlar? Yalvarırım söyle, gel sır eyleme, Karnında mı saklı, yüzde mi dağlar? Sen yücesin, ulaşamam başına, Sabrederim boranına, kışına, İnsaf eyle, yorma beni boşuna, Güney yakanda mı, guzde mi dağlar? Soğuk su kaynağın, şifa bilirim, Açarsan bohçanı görür alırım, Müsait olursan “Gel.” de, gelirim, Hâlâ yükseklerin buzda mı dağlar? Çamlarıyın uğultusun duyarak, Beklemiştim ahdımıza uyarak, Kuru ot yollamışsın ilaç diyerek, Yoksa çiçeklerin nazda mı dağlar? Kışın kaşın çatıp sisleniyorsun, Karlar eriyince süsleniyorsun, Çoban kavalıyla sesleniyorsun, Sizin de türkünüz sazda mı dağlar? Ataroğlu’m derman diyor tellerin, Mevlâ’sına açık tutar ellerin, Kar kaplıdır geçit vermez bellerin, Baharda mı gelen yazda mı dağlar? |
Dedim dedi
Dedim adın nedir? Dedi: üç sestir Dedim uçar mısın? Dedi ki, yok yok. Dedim yaşamak ne? Dedi: hevestir. Dedim geçer misin? Dedi ki, yok yok. Dedim neredesin? Dedi: toprakta Dedim göz yaşların? Dedi: yaprakta Dedim hayallerin? Dedi: ırakta Dedim naçar mısın? Dedi ki, yok yok. Dedim rengin nasıl? Dedi: tek değil. Dedim kışla aran? Dedi: pek değil. Dedim sırrın var mı? Dedi: çok değil Dedim açar mısın? Dedi ki, yok yok Dedim kokun var mı? Dedi: kokla gör Dedim güzel misin? Dedi: yokla gör. Dedim gelen yıla? Dedi: sakla gör. Dedim seçer misin? Dedi ki, yok yok. Dedim Ataroğlu? Dedi: bilirim. Dedim çağırırsa? Dedi: gelirim. Dedim yollarına? Dedi: ölürüm. Dedim kaçar mısın? Dedi ki, yok yok |
| Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 12:37 AM |
Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11 Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions, Inc.