![]() |
Benden Size Şiirler
Kırdın mı incittin mi birilerini?
Kimleri kazandım, yitirdiklerim kimler. Kendimi yeniledim mi yazdıklarımda? Yeniden düşünmeliyim Dostluklarımı, ilişkilerimi Gözlerim çocukluk fotoğraflarında mi kaldı Yitirdim mi yoksa masumiyetimi? Borçlarımı ödedim mi? Doğru seçtim mi soruların fiillerini? Tırnaklarım kesilmiş, dişlerim fırçalanmış, saçlarım taranmış, giysilerim ütülü, odam düzenli mi? Geri verdim mi aldıklarımı: Aşkları, dostlukları, sevgileri, güvenleri, bağları,Kitaplara, sayfalara, satırlara borcumu ödedim mi? Yokladım mi duygularımı Hala sevebiliyor muyum insanları? Ovmalı gümüşleri, bakırlarımı; cila geçmeli ahşaplarıma ovmalı umutları Saklı tutmalı gelecek inancını, yarınları eksik etmemeli ağzımızdan Ey uzak akrabalarım, üvey aşklarım Mevsim sonu dostlarım, işporta mali ayrılıklar Arkadaş ölümleri, dost hançerleri, talan ettiğimiz zumlalar Gece telefonları, issiz konuşmalar Mağrur incelikler, vurgun yemiş ilişkiler Uçurum duygusuyla yaşadığımız hayat ey O kadar çok anlattım ki Kendime kaldım anlatmaktan... Bunaldım kendisiyle boğuşmasını Başkalarında çözmeye çalışan insanlardan Usandım sözcük oynamalarından, tılsımlı sıfatlardan, Ofset duyarlılıklardan Kaç zamandır duru, yalın, çalışkan, iyi insanlar özlüyorum 'içtenliğin' yada 'dünya görüsünün' kirletmediği Kendime bir yeni yıl kartı yazarak bunları diliyorum Aranıp duruyorum adresini yitirdiğim insanları vitrin camlarına yansıyan yüzlerde Bilmiyorum kalmış midir adresini yüzlerinde taşıyan insanlar Hala bir umut var midir? Çıkmaz bir sokağa benzeyen bu avare avunması vitrinlerde Ne çıkmaz sokaktayım nede mutsuz Sadece rüzgarlardan daha güçlü olmak istiyorum o kadar Açık denizlerde nice yolculuklara yelken açarken Kış güneşinin mutlu ettiği bir kedi gibi mutlu, emin, tasasız Sere serpe ve keyifli olmak tek isteğim ve dileğim senin ve benim, yani bizim için... Murathan Mungan |
Neredesin ey şevketli Sultanım Abdulhamid Han?..
Feryadım varır mı bariğahına Ölüm uykusundan bir lahza uyan Şu nankör milletin bak günahına Tarihler ismini andığı zaman, Sana hak verecek ey koca Sultan Biz idik utanmadan iftira atan Asrın en siyasi Padişahına Divane sen değil meğer bizmişiz Bir çürük ipliğe hülya dizmişiz Sade deli değil biz edepsizmişiz Tükürdük atalar kıblegahına Sonra cinsi bozuk ahlakı fena Bir sürü türedi girdi meydana Nereden çıktı bunca veled-i zina Yuh olsun hem onların ervahına Bunlar halkı didik didik dittiler Katliama kadar sürüp gittiler Saçak öpmeyenler secde ettiler Tükürün onların pis külâhına Sen hafiyelere güvendin ancak Bunlar her tarafa kurdu salıncak Eli yüzü kanlı bir sürü alçak Kement attı dehrin mehrul mahine Milliyet davası fıska büründü Ridai diyanet yerde süründü Türkün ruhu zorla asi göründü Hem peygamberine hem Allah’ına O itler nedense bana saldırmazdı Belâlı idi başım kimse almadı Seyirden başka işte kalmadı Gurbet ellerin bu seyyahına Çok kimseye şimdi vatan mezardır Herkesin beladan nasibi vardır Selametle eren pek bahtiyardır Bu yeni yeldanın şen sabahına Haddi yok açlıkla derde girenin Sehpayı kazaya boyun verenin Lanetle anılan cebabirenin Bu rahmet okuttu en küstahına Bugün varsa yoksa mim kemal Şöhretine oldular fuzulî dellal… Alem-i manadan bakta ibret al !!! Uğursuz talihin şu kemrahına Tahriklere yeltenip tacı tahtına Sınadı bu millet karabahtını Denedi sillenin mermi-sethini Rahmeyle sultanım dilsiz ahına Şair: Ali Rıza Tevfik, İttihat ve Terakki Cemiyeti Lideri… |
Ağlamak için gözden yaş mı akmalı?
Dudaklar gülerken, insan ağlayamaz mı? Sevmek için güzele mi bakmalı? Çirkin bir tende güzel bir ruh, kalbi bağlayamaz mı? Hasret; özlenenden uzak mı kalmaktır? Özlenen yakındayken hicran duyulamaz mı? Hırsızlık; para, malmı çalmaktır? Saadet çalmak, hırsızlık olamaz mı? Solması için gülü dalından mı koparmalı? Pembe bir gonca iken gül dalında solmaz mı? Öldürmek için silah, hançer mı olmalı? Saçlar bağ, gözler silah, gülüş, kurşun olamaz mı? Victor Hugo |
Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne... ' O olmazsa yasayamam.' demeyeceksin. Demeyeceksin işte.. Yasarsın çünkü. öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki.. çok sevmeyeceksin mesela..O daha az severse kırılırsın...Ve genellikle o daha az sever seni, senin onu sevdiğinden.. çok sevmezsen çok acımazsın.. çok sahiplenmeyince çok ait de olmazsın hem... çalıştığın binayı, masanı, telefonunu, kartvizitini... Hatta elini, ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin..Senin değillermiş gibi davranacaksın.. Hem hiçbir şeyin olmazsa kaybetmekten de korkmazsın..Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın. çok eşyan olmayacak mesela evinde..Paldır küldür yürüyebileceksin.. ille de bir şeyi sahipleneceksen, çatıların, gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin. Gökyüzünü sahipleneceksin, Güneşi, ayı, yıldızları... Mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak..' O benim ' diyeceksin.. Mutlaka sana ait olmasını istiyorsan bir şeylerin.. Mesela gökkuşağı senin olacak. ille de bir şeylere ait olmak istiyorsan, renklere ait olacaksın..Mesela turuncuya ya da pembeye.. Ya da cennete ait olacaksın..çok sahiplenmeden..çok ait olmadan yaşayacaksın... Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi hem de hep senin kalacakmış gibi hayat... ilişik yaşayacaksın...Ucundan tutarak.... Can YÜCEL |
Teşekkürler Paylaşım İçin..
|
Yavrum'a
Ey benim adını, Ey benim yumuk ellerinin tadını bilmediğim, Ey benim öpüp; yüzünü kaşını, gözlerinin yaşını Dudaklarımla silmediğim yavrum! Belki o kadar tatlı ki gözlerin Rüyasız uykulara benziyor. Belki ılık, serin, baharda sulara benziyor. Belki yıldızsız ******* gibi kara, Belki cevapsız bilmeceler gibi derin Benziyor ufuksuz ufuklara! Ellerin avucumda, adın dilimin ucunda. Oğlum Demir, hayır belki kızım Svetlana. Ne yazık, ne yazık ki sana bir defacık olsun bakamadım. Gözlerine su gibi, uyku gibi akamadım... Ey benim adını Ey benim yumuk ellerinin tadını bilmediğim, Ey benim öpüp yüzünü kaşını, gözlerinin yaşını, Dudaklarımla silmediğim Yavrum.... Nazım Hikmet Ran |
Bana aldanmayın!
Yüzüm bir maskedir, Sizi aldatmasın. Binlerce maskem var, Çıkarmaya korktuğum, Ve Hiçbiri ben değilim... Olmadığımı göstermek İkinci doğam oldu. "Kendinden emin biri" dersiniz, Sanki; güllük gülistanlık Benim için herşey... Adım güven belirtir, Ve Oyunumun adı; "Ağırbaşlılık" tır. İçimde ve dışımda denizler sakin, Her şeyin kumandanı ben... Kimseye gereksinme duymayan Ben... Fakat, inanmayın bana, Lütfen! Herşey dışta, düzgün ve cilalı Hiç yıpranmayan, her zaman saklayan O maske! Altta ne güven ne de rahatlık... Altta, Karışıklık, korku ve yalnızlık içinde bocalayan Gerçek ben! Ama saklarım bu gerçeği savunuculukla. Kimsenin bilmesini istemem... Zayıf taraflarımı düşündükçe Titrer ve sararırım... Ya başkaları görürse iç dünyamı... Gerçek ben ve yalnızlığımı! İşte; Maskelerimi onun için takarım... Onun için, arkalarına saklanacak Maskeler yaratırım... Onlar; Gösterişte kullanabileceğim Parlatılmış yüzlerim. Beni korur, bakan gözlerden. Beni olduğum gibi kabul edecek, Sevecek Bakışları bulamazsam, Solacak kuruyacak gerçek ben... Ve Ben bunu biliyorum. Beni kendi maskelerimden kurtaracak, Kurduğum hapishaneden kaçıracak Diktiğim engellerden aşıracak, Beni seven, Beni anlayan Bakışlar olacak. Bana, "Sen değerlisin" diyecek, "Maskesizken daha bir insansın" "Daha yakın, daha bir dostsun" Diyecek bir bakışa Beni gören bir bakışa Muhtacım... Benim yanıma sokulman kolay olmayacaktır! Uyarırım seni dost! Uzun yıllar kendini yetersiz hissetmiş ben, Sana kendini kolayca açamayacaktır. Bütün gücümle tutunacağım maskelerime Ne kadar sokulursan yakınıma, O denli şiddetli geri iteceğim seni. Kim olduğumu merak ediyor musun? Hiç merak etme. Ben, çevrendeki Her erkek ve kadınım. Maske takan her insanım. Charles C. Finn Çeviri: Doğan Cüceloğlu |
Atatürk'ten son mektup Siz beni halâ anlayamadınız . Ve anlamayacaksınız çağlarca da... Hep tutturmuş "Yıl 1919, Mayıs'ın 19'u" diyorsunuz. Ve eskimiş sözlerle beni övüyor, övüyorsunuz . Mustafa Kemâl'i anlamak bu değil, Mustafa Kemâl ülküsü, sadece söz değil. Bırakın o altın yaprağı artık, bırakın rahat etsin anılarda şehitler. Siz bana, neler yaptınız ondan haber verin. Hakkından gelebildiniz mi yokluğun, sefaletin ? Mustafa Kemâl'i anlamak yerinde saymak değil. Mustafa Kemâl'in ülküsü, sadece söz değil. Bana, muştular getirin bir daha, uygar uluslara eşit yeni buluşlardan.. Kuru söz değil, iş istiyorum sizden anladınız mı ? Uzaya Türk adını Atatürk kapsülüyle yazdınız mı ? Mustafa Kemâl'i anlamak avunmak değil, Mustafa Kemâl ülküsü, sadece söz değil. Halâ, o, acıklı ağıtlar dudaklarınızda, halâ oturmuş, 10 Kasımlarda bana ağlıyorsunuz . Uyanın artık diyorum, uyanın, uyanın ! Uluslar, fethine çıkıyor, uzak dünyaların.. Mustafa Kemâl'i anlamak gözboyamak değil, Mustafa Kemâl ülküsü, sadece söz değil.. Beni seviyorsanız eğer ve anlıyorsanız ; laboratuvarlarda sabahlayın, kahvelerde değil. Bilim ağartsın saçlarınızı.. Kitaplar.. Ancak, böyle aydınlanır o sonsuz karanlıklar... Mustafa Kemâl'i anlamak ağlamak değil, Mustafa Kemâl ülküsü, sadece söz değil. Demokrasiyi getirmiştim size, özgürlüğü.. Görüyorum ki, halâ aynı yerdesiniz, hiç ilerlememiş, birbirinize düşmüşsünüz, halka eğilmek dururken. Hani köylerde ışık, hani bolluk, hani kaygısız gülen ? Mustafa Kemâl'i anlamak itişmek değil, Mustafa Kemâl ülküsü, sadece söz değil. Arayı kapatmanızı istiyorum uygar uluslarla. Bilime, sanata varılmaz rezil dalkavuklarla. Bu vatan, bu canım vatan, sizden çalışmak ister, paydos övünmeye, paydos avunmaya, yeter, yeter ! Mustafa Kemâl'i anlamak aldatmak değil, Mustafa Kemâl ülküsü, sadece söz değil M. Kemal ATATÜRK |
HAZİRAN'DA ÖLMEK ZOR.......
işten çıktım sokaktayım elim yüzüm üstümbaşım gazete sokakta tank paleti sokakta düdük sesi sokakta tomson sokağa çıkmak yasak sokaktayım gece leylâk ve tomurcuk kokuyor yaralı bir şahin olmuş yüreğim uy anam anam haziranda ölmek zor! havada tüy havada kuş havada kuş soluğu kokusu hava leylâk ve tomurcuk kokuyor ne anlar acılardan/güzel haziran ne anlar güzel bahar! kopuk bir kol sokakta çırpınıp durur çalışmışım onbeş saat tükenmişim onbeş saat acıkmışım yorulmuşum uykusamışım anama sövmüş patron ter döktüğüm gazetede sıkmışım dişlerimi ıslıkla söylemişim umutlarımı susarak söylemişim sıcak bir ev özlemişim sıcak bir yemek ve sıcacık bir yatakta unutturan öpücükler çıkmışım bir kavgadan vurmuşum sokaklara sokakta tank paleti sokakta düdük sesi sarı sarı yapraklarla birlikte sanki dallarda insan iskeletleri asacaklar aydemir'i asacaklar gürcan'ı belki başkalarını pis bir ota değmiş gibi sızlıyor genzim dökülüyor etlerim sarı yapraklar gibi asmak neyi kurtarır sarı sarı yaprakları kuru dallara? yolunmuş yaprakları kırılmış dallarıyla ne anlatır bir ağaç hani rüzgâr hani kuş hani nerde rüzgârlı kuş sesleri? asılmak sorun değil asılmamak da değil kimin kimi astığı kimin kimi neden niçin astığı budur işte asıl sorun! sevdim gelin morunu sevdim şiir morunu moru sevdim tomurcukta moru sevdim memede ve öptüğüm dudakta ama sevmedim, hayır iğrendim insanoğlunun yağlı ipte sallanan morluğundan! neden böyle acılıyım neden böyle ağrılı neden niçin bu sokaklar böyle boş niçin neden bu evler böyle dolu? sokaklarla solur evler sokaklarla atar nabzı kentlerin sokaksız kent kentsiz ülke kahkahanın yanıbaşı gözyaşı işten çıktım elim yüzüm üstümbaşım gazete karanlıkta akan bir su gibi vurdum kendimi caddelere hava leylâk ve tomurcuk kokusu havada köryoluna havada suçsuz günahsız gitme korkusu ah desem eriyecek demirleri bu korkuluğun oh desem tutuşacak soluğum asmak neyi kurtarır öldürmek neyi yaşatmaktır önemlisi güzel yaşatmak abeceden geçirmek kıracın çekirgesini ekmeksiz yuvasız hekimsiz bırakmamak ah yavrum ah güzelim canım benim / sevdiceğim bitanem kısa sürdü bu yolculuk n'eylersin ki sonu yok! gece leylâk ve tomurcuk kokuyor uy anam anam haziranda ölmek zor! nerdeyim ben nerdeyim ben nerdeyim? kimsiniz siz kimsiniz siz kimsiniz? ne söyler bu radyolar gazeteler ne yazar kim ölmüş uzaklarda göçen kim dünyamızdan? asmak neyi kurtarır öldürmek neyi? yolunmuş yaprakları ve kırılmış dallarıyla bir ağaç söyler hangi güzelliği? kökü burda yüreğimde yaprakları uzaklarda bir çınar ıslık çala çala göçtü bir çınar göçtü memet diye diye şafak vakti bir çınar silkeledi kuşlarını güneşlerini: «oğlum sana sesleniyorum işitiyor musun, memet, memet!» gece leylâk ve tomurcuk kokuyor üstümbaşım elim yüzüm gazete vurmuşum sokaklara vurmuşum karanlığa uy anam anam haziranda ölmek zor! bu acılar bu ağrılar bu yürek neyi kimden esirgiyor bu buz gibi sokaklar bu ağaçlar niçin böyle yapraksız bu ******* niçin böyle insansız bu insanlar niçin böyle yarınsız bu niçinler niçin böyle yanıtsız? kim bu korku kim bu umut ne adına kim için? «uyarına gelirse tepemde bir de çınar» demişti on yıl önce demek ki on yıl sonra demek ki sabah sabah demek ki «manda gönü» demek ki «şile bezi» demek ki «yeşil biber» bir de memet'in yüzü bir de güzel istanbul bir de «saman sarısı» bir de özlem kırmızısı demek ki göçtü usta kaldı yürek sızısı geride kalanlara nerdeyim ben nerdeyim? kimsiniz siz kimsiniz? yıllar var ki ter içinde taşıdım ben bu yükü bıraktım acının alkışlarına 3 haziran '63'ü bir kırmızı gül dalı şimdi uzakta bir kırmızı gül dalı iğilmiş üzerine yatıyor oralarda bir eski gömütlükte yatıyor usta bir kırmızı gül dalı iğilmiş üzerine okşar yanan alnını bir kırmızı gül dalı nâzım ustanın gece leylâk ve tomurcuk kokuyor bir basın işçisiyim elim yüzüm üstümbaşım gazete geçsem de gölgesinden tankların tomsonların şuramda bir çalıkuşu ötüyor uy anam anam haziranda ölmek zor! Hasan Hüseyin |
SEVGİ
Çiçekler, meyveler gibi... Yaz, sonbahar ya da kış. Nedense duygu rüzgârları hep ilkbahara yakıştırılır. Coşkular, tutkular hep baharı simgeler. Gürül gürül akan sel sularına pek yaraşsa da bir mevsimle sınırlandırılamaz duygular. Ne zamanı ne de yeri vardır sevginin. Ne de kuralı... Ilık bir rüzgâr da olabilir, savurup götüren bir fırtına da. Buz gibi yalnızlıkları da yaşatır, sıcacık özlemleri de... Gün ışığı olur, süzülür yüreğinize, ısıtır kavurur belki de yakar. Yine de onu arar, ona koşar insanoğlu. Yakınsa da bıkmaz. Ya yüreğinde saklar sımsıkı ya da kaçırır parmaklarının arasından... Çünkü özgürdür sevgi. Tutsak edilmeyi sevmez. Neden ille de ilkbahar rüzgârları?... Oysa hemen ardından yaz gelir. Ve gerçek sevgi yaza daha yakındır. Yakan, kavuran yine de iyi ki var denilen sevgi... Buğday güneşsiz olgunlaşamaz. Ve sevgi, ekmek gibi, su gibi gerçeğidir insanın... Acı da çektirse, ısıtır, yüceltir, olgunlaştırır sizi. Anılarınızda neler var? Neler kaldı kocaman yazdan? Yüreğinizde sakladığınız yıldızlar mı? Yoksa bir mevsimlik Yaz duygusu mu? Hani yaz yağmurları gibi geçiveren... Olsun... Yaşanılan her güzelliğe saygı göstermek gerek. Yaşamının baharında olan da, Sonbahara doğru yol alan da ıslanabilir bu yağmurlardan. Olsun varsın. Sevgi yağmur gibi yağacaksa ve sırılsıklam ıslatacaksa sizi, bırakın yağsın gönlünce... Sevebilen bir yüreğiniz varsa, sevgiye saygınız da varsa eğer, dört mevsim bahar ve yazdır sizin için. Kışlardan korkmanıza hiç gerek yok! Sevgi kaynağınız ısıtır sizi... Suna TANALTAY |
Ve Şimdide
BEST OF ERHAN GÜLERYÜZ - ŞİİRLERİNDEN DERLEDİĞİM TOP 30'um;) Acındırma Şiiri Sağda, solda izlerin var. Zor oluyor bazen uyanmak. 'Zaman en iyi ilaç' derdi babam. Toparlanmaya çalışıyorum. Kendime yeni uğraşlar buldum; şiir, resim, tiyatro, sinema. Seni yazıp, seni boyuyorum. Seni oynayıp, seninle uyuyorum. |
Anlatsalar Gülerdim
Dolanıp sokaklarda, arıyordum kendimi. Tılsımın ne bilmedim, bana sen öğrettin sevmeyi. Acılardan geçerken ne hissederse insan. En fazla öyle bildim, ağlamaklı gülmeyi. En uzak derinlikler dizlerimi geçmezmiş. Anlatsalar gülerdim. Aynı denizden yine geçsem, yine aynı yolu seçerdim. En uzak yıldızlar, gözlerinden geçermiş. Anlatsalar gülerdim. Bir daha gelsem bu dünyaya, ben yine seni isterdim. Her şeyim sensin, her şeyim seni sevmemden geçer benim. Bekçi Sen doğrularını alıp gittiğinde bir sönük soba gibi sırıttı hayatım. Sorgularını alıp gittiğinde cevaplar yarım kaldı. Ben de isterdim alıp başımı gitmek. İlk kaçan kurtuldu bu savaş yerinden. Şimdi saatlere bakamayan bir bekçiyim. Hiçbir şeyi beklerken... Belki de gerçek bir kahkaha için sinirlerim bozulmalı artık. Hiçbir deli, delirmekten korkmaz. Öyle değil mi? Ben Sevgiliydim Oda leş gibiydi. Yerde bir minder. Kesik alkol kokuyordu yattığımız yer. Kolunu boynuma sarmış, bebek gibiydin. Çekindim uyandırmaktan. Ben sevgiliydim. Yüzünü seyrederken bir melek geldi. Ölümü anlattı bana belli deliydi. Onbeş yılın korkusu o sabah bitti. Nefesini kokladım, büyü gibiydi. Ben o sabahtan sonra ölümden hiç korkmadım. Sen yanımda uyurken irkilip uyanmadım. |
Bilirler Çok bıkarsan hayattan bir mezarlığa git. Ölüler iyi bilir, yaşamak güzeldir. Bir Çok Şey Tükendi Yasladım sırtımı Gürpınar çayırına. Yükledim hayalleri yıldızlara. Bir çok şey tükendi zamanın elinde. Sana ne kaldı anlat şimdi? Bana ne kaldı sorma. Akan yılların pınarında hüzünlü gözlerim. Çocukluğumdan kalma bir güzel gün özlemim. Bu Kadar mı Büyüksün Aşk! İçimi kemiriyor, bir uyurken mutluyum. Yalan da olsa, bir umut bırakmıştım acil durumlar için minicik bir avuntu. Belkide beni sevmişti gerçekten. Hassiktir çekecek zaman değil. En tutarlı olan ben olmalıyım. Çünkü bütün suç sadece ve sadece benim. Ne geçmiş ne gelecek, şu an bile hiç yok gibi. Bu kadar mı büyüksün ey aşk! Gerçekten bu kadar mı güçlüsün! Her şeyin üstünde, her acının önüne geçecek kadar mı? Elveda Gidiyorum elveda. Unuttuğum bir şey varsa sende kalsın. Ben, unutamayacaklarımı, ister istemez yanımda götürüyorum. Eylül Akşamı Bu eylül akşamında O güzel deli gözlerini Görebilmek için Canımı verirdim Nerdesin nerdesin Nerdesin nerde İçim dışım ızdırap Bir çıkış yolu bilmiyorum Bana dönmen için Canımı verirdim Nerdesin nerdesin Nerdesin nerde Her akşam fırtına kar yağmur Gezdiğimiz yerlerde Her akşam uğruna ağlıyorum Sen hiç bilmesen bile Ruhumdan ayrılığını koparıp Unutmak istiyorum seni Unutamıyorum. |
Fesleğen
rüzgarla gelen ilkbahar gibi gözlerin bıktım geceden her zaman güzeldi düşlerim niyetim sensin gel fesleğen kokulu yarimsin çarem sensin gel alnıma yazılı çaremsin sevmedim yalanı sevemem ben aldatmam seni el gibi anladım aşkı gözlerinden oldum ben de sen gibi aşkıma saygı bekliyorum senden bir acı türkü dinliyorum yelden Geri Dön Bırakıp gittiğin günden beri Gözüme bir yudum uyku girmedi Dolaşıp hatıralar içinde Aradım bir çıkış gücüm yetmedi Ağlamak ister bazen ruhun, yapamazsın Bir bulut gibi yaşamazsın Hep o eskiler, eski kırık dökük günler Hatıralardan kaçamazsın Geri dön ne olur beni al buralardan Geri dön ne olur bitsin bu keder Yanıyor yüreğimdeki hatıralardan Yanıyor sensiz ******* Gittiğin Yağmurla Gel Geldiğin vapurla hasretim döner, Geldiğin yağmurla yangınım söner, Ağrıma gidiyor sensiz geçen günler, Yüreğime kazınmış O güzel gözler, Gittiğin yağmurla gel, Küskünüm yağmurlara, Gittiğin yağmurla gel, Böylesi daha güzel, Bugünlerde içim sıkıldıkça düşüyorum yollara, Bugünlerde seni düşünüyorum sık sık, neden? Bugünlerde pek konuşmuyorum ben kimseyle, Ortaköy'ü bilirsin. aynı kahvedeyim çok zamandır, Herkes aynı, herşey aynı, Bir tek, bir tek sen yoksun... Gözbebeğim Her şiirde gözlerin Her nefeste hasretin var Her durak senden önce Her saat sana çalar Kalbimin en güzel yerindesin Sen benim herşeyimsin Ayırmasın bizi hiçbir şey Sevgilim birtanemsin Her mevsim kalbimde kır çiçeğim benim Dualarım sana göz bebeğim benim Ölsem de vazgeçmem tek dileğim benim Sen benimsin ben de senin Sonsuza kadar yemin ederim Gül Kokulu Yarimdin Dün gece yine seni düşünüp Ağladın eski günlere Bütün gece tüttün gözümde Dalmışım hayallere Ne güzel günlerdi ah bir başkaydı seninle İzlerimiz kalmış mıdır gezdiğimiz yerlerde Bir gülüş bırakmıştık o sıcak bahçelerde Arasam bulurmuyum muhtacım bu günlerde Sen benim sevglimdin Sen benim herşeyimdin Sen benim boynu bükük Gül kokulu yarimdin Hepsi Bu Sormadım hiç kimseye ''şimdi nerededir? '' diye. İsmini söyletmedim dost sohbetlerinde. Kızmadım, kızamadım. Suçlu bendim belki de. Sadece seni çok, çok sevdim. Hepsi bu. Hırsızın Suç Ortakları Cep kesmeyi abimden, iskambili dedemden öğrendim ben. Darbukayı amcamdan, göbek atmayı anamdan öğrendim. Jilet atmayı babamdan, küfretmeyi halamdan öğrendim ben. Kavga etmeyi sokaktan, sopa yemeyi çavuştan öğrendim. Yalanı insanlardan öğrendim ben, dolanı insanlardan. Parayı açlıktan öğrendim ben, tokluğu hırsızlıktan. Işıkları Söndürdüm Işıkları söndürdüm, perdeleri indirdim. Uzandım karanlığa, bu gece odamda senden başka kimse yoktu. Gitarımı elime aldım, sana bir şarkı yazdım. Ben kendimi senle anlattım. Bu gece odamda bizden başka kimse yoktu. Bu şarkı dillere dolansın diye yazılmış bir şarkı değil., bu sevda üşenmeden ağaçlara kazınmış bir sevda değil. Gööözlerinde yaaaş olsuuun istemezdim. Sööözlerin telaaaş olmasa bu kadar bekletmezdim. İki Soru Arttı Yağmuru severim, bir de denizi... Kışın titremeyi, yazın terlemeyi... Menemen severim ilkbahar kokar. Çok filmler seyrettim, kitaplar okudum. En utandığım şey şiirlerimdi. Korktuğu başına gelirmiş insanın. Sana gelene kadar epey didindim hayatta. Bilseydim başlangıcın sende olduğunu, daha çabuk geçerdim günlük acılardan, daha az takıntılarım olurdu. Belki güvenebilirdim insanlara. Yorulup düştüğüm her yeri ezberledim. Tekrar düşmemek için. Ama! ... Hep yeni tümsekler buldum ve bulduğum her cevaptan iki soru arttı bana. İstanbul 7 Milyon Yedi milyondan, yedi tepe. Adları neydi yedilerin? Sen yalancısın İstanbul. Yedi tepen, Yedi milyon yalancı. Kara Böceğim Dudaklarından öpmeye kıyamadım Gülyanaklım sevdiceğim Kaşına gözüne bakmaya doyamadım Karaböceğim kır çiçeğim Bir rüya gibi herşey bir masal gibi Bitmesin ne olur aşkın Ölene kadar terketme beni Geçtiğin yollar gül çiçek açsın Güzelliğin dillerde tüm dünyayı dolaşsın Karaböceğim ay tanem birtanem Bir eşin yok dünyada Karaböceğim ay tanem birtanem Nem kaldı ki senden başka |
Mevsimlerden Sonbahardayım
Mevsimlerden sonbahardayım... Resimde sararmış yapraklar,kurumuş dallar,yılgın bir rüzgar Ve ne yapacağını bilmeyen bir çocuk var. Aslında sana söylemek istediğim çok şey vardı: Mesela keşke bu kadar çok sevdirmeseydin kendini Neyin bedelini ödediğimi bilmiyorum Herşeye rağmen sana da kızmıyorum,kızamıyorum Acım durulduğunda bir şarkı söylerim belki Belki o zaman anlarsın. Bunca hüzün bizde iyi durmadı Ve bu ayrılık bu aşka hiç yakışmadı Muavinin Hayali Kızmadım. Canın sağolsun. Allah mesut etsin. Bir gün karanfilli bir taksi görürsen, camında ismin olan... Yaşlanmış bir çocuğun ekmeği... Dersin ki: 'Bir zamanlar beni gerçekten çook sevmişti.' Özür Dilerim O güldüğüm basit aşk şarkıları Özür dilerim sizden çok özür dilerim Bu acıyı anlatacak kelime yokmuş meğer O yüzden hep aynıymış cümleler. ''Ayrılık ölümden beter'' Sana Birikiyorum Artık çıkmıyorum İstiklal'e. Sabah Fatma Hanım uyandırıyor. Helva, ekmek, çay... Bana onlar bakıyor. Odanın hali perişan, ben perişan. Kimse yok işime karışan. Ara sıra balkona çıkıyorum. Fesleğenler kuruduğunda Ocaktı. Ben baharı bekliyorum. Ne olduğunu bilmediğim bir umudum var hala Gözüm şişelere takılıyor, becerebilseydim ne ala. Bu günlerde böyleyim ben, yas denen şiirdeyim. Bir köşede gülüşün var, sırtımda kanlı bıçağın. Hiçbir zaman duymayacağın, duysan da anlayamayacağın bir çığlıkta sana birikiyorum... Son Şiir Yazılar bitince denizi seyret biraz. Sözler bitince anlatamadıklarına üzülme. Yorgunsan konuşma istersen. Saat kaç olursa olsun, ben gözlerini dinliyor olacağım... Sezen Söylüyordu bütün gece sus pus oturduk çıt çımıyordu bütün gece sus pus oturduk sezen söylyordu gözlerin ayrılık dedi gözyaşların yalan o güzel günler geldi geçti sakın ağlama ardından son defa elveda diye diye içimden kal demni bekledim, kal demeni bekledim yanlış gözlere aglıyorum bomboş hayallere sığınıyorum eski resimlere bakamıyorum lanet ettim sevdaya Sen Beni Terk Et Ben seni değil, sen beni terk et. Bana hasretlik bırak. Bir eylül akşamında, eş,dost muhabbetinde bir pişmanlığım olsun. İki kelam aşk bırak. Yağmura Yürüyorum Evden çıktığımda akşam oluyordu İçimde bir yara hala kanıyordu Gözüm dalıp dalıp o günlere gidiyordu Elim kolum bağlı her yanım titriyordu Tam bu akşam böyle seni düşünürken Çisil çisil bir yağmur başladı, şaka gibi Ağlasam kimse anlamaz yüzüm gözüm sırılsıklam Ruhumu söndürsün yağmur, yanıyorum Allahım Yağmura yağmura yürüyorum İnadına inadına Yağmura yağmura yürüyorum İnadına inadına Sen Ne ******* ne gündüzler gördüm En vazgeçilmez yeminlerden döndüm Görmedim senin gibi sevmedim hiçkimseyi Yapayalnızım şimdi unuttum gülmeyi......... Sen Vaktinden çok sonra gelen Sevdalı bir yağmur gibisin Çisil çisil gözlerimden...... Sen Çıldırmış şairlerin Titreyen mısralarında Bahsettiği o perisin Pencereler önünde çürürken Senden kalan çiçekler Hayalin gözlerimin önünde Bize ağlıyorum....... Pencereler önünde çürürken O güzelim yıllarım Hayalin gözlerimin önünde Bize ağlıyorum... Güneş doğduğunda başka bir şehrin sabahında olacağım Her insanın bir öyküsü vardır ya Benimki de böyle işte..... Bu sabah pencereden bak Bu koca şehri sana bıraktım Başka bir şehrin sabahından Başka bir dilde Elveda.... |
ATİLLA İLHAN DAN ŞİİRLER (en güzelleri ).... özlem Yasamak yasadikca mutlu olmak degil Yasadikca insanlardan nefret etmekmis Megersim sevmek aci cekmekmis Olesiye sevmek Umutsuzca yasamak gibiymis Zamansiz gulmek denizdeki yosunlari bile yok edrmis Istemezsiniz sevmezsiniz yosunlari ama Zamani gelince denizde yosunlari ozlermis Atilla iLHAN BELA CICEGI alsancak gari`na devrildiler gece garin saati bela cicegi hicbir seyin farkinda degildiler kalles bir titreme aldi erkegi elleri yirtilmisti kelepceliydiler cantasini karisi tasiyordu hic kimse tanimiyordu kimdiler gece garin saati bela cicegi ucuncu mevki bir vagona bindiler anlasildi erkegin gidecegi bir seyden vazgecmis gibiydiler bir turlu karisina bakamiyordu ayakustu birer bafra ictiler gece garin saati bela cicegi simdiden bir yalnizlik icindeydiler karanlik gelmisi gelecegi birdenbire sapsari kesildiler vagonlar usul usul kimildiyordu Atilla iLHAN |
ELDE VAR HUZUN
soylesir evvelce biz bu tenhalarda ziyade gulusurduk pir pir yaldizlanirdi kanatlari kahkaha kuslarinin ne meseller soylenirdi mercan koz nargileler zamanlar degisti ayrilik girdi araya hicrana dustuk bugun ah nerde gencligimiz sahilde savruluslari basibos dalgalarin yeri gogu cinlatan tumturakli gazeller elde var huzun o sehrayin fakat cikar mi akildan carkifeleklerin renk renk geceye dagilmasi sirilsiklam asik incesaz kadehlerin mehtaba kaldirilmasi adeta dugun hayat zamanda iz birakmaz bir bosluga dusersin bir bosluktan birikip yeniden sicramak icin elde var huzun Atilla iLHAN |
NASIL BIR SEVDAYSA
Ay cok mu gecikti nerdeyse cikar Sen yalnizligima varir varmaz Az sonra yagmuru durduracaklar Ruzgari degistirdim Ustura agzi poyraz Yok canim yildizlari unutmadik Mutlaka yerlerinde bulunacaklar Kenari yaldizli mavi bir karanlik Sutlu ciplakligini ortecek kadar Senin icin oldugu asla bilinmeyecek Yapraklarini birden dokecek dutlar Safak sokerken sekiz on kadar simsek Balkonda islemeli mustesna bulutlar Ayak bastigin an sehir de degisebilir Yoksa Moskova mi Belki Berlin belki Dakar Belki 30`lardan mehtap yorgunlugu Izmir Korfez`de serefine donatilmis vapurlar Nerede ne zaman kac kere yasadik Nasil bir sevdaysa eskitememis yillar Bitirdigimiz herseye yeniden basladik Dudaklarimizda birbirimizden misralar Atilla iLHAN ÜCÜNCÜ SAHSIN SIIRI gözlerin gözlerime degince felaketim olurdu aglardim beni sevmiyordun bilirdim bir sevdigin vardi duyardim cöp gibi bir oglan ipince hayirsizin biriydi fikrimce ne vakit karsimda görsem öldürecegimden korkardim felaketim olurdu aglardim ne vakit macka`dan gecsem limanda hep gemiler olurdu agaçlar kus gibi gülerdi bir rüzgar aklimi alirdi sessizce bir cigara yakardin parmaklarimin ucunu yakardin kipiklerini egerdin bakardin üsürdüm icim ürperirdi felaketim olurdu aglardim aksamlar bir roman gibi biterdi jezabel kan içinde yatardi limandan bir gemi giderdi sen kalkip ona giderdin benzin mum gibi giderdin sabaha kadar kalirdin hayirsizin biriydi fikrimce güldü mü cenazeye benzerdi hele seni kollarina aldi mi felaketim olurdu aglardim Atilla iLHAN SEN BENIM HICBIR SEYIMSIN Sen benim hicbir seyimsin Yazdiklarimdan cok daha az Hic kimse misin bilmem ki nesin Luzumundan fazla beyaz Sen benim hicbir seyimsin Varligin yoklugun anlasilmaz Galiba eski liman uzerindesin Nasil karanligima bir yildiz olmak Dudaklarinla cama cizdigin En fazla sonbahar otellerinde Universiteli bir kiz uykusu bulmak Yalnizligi olduresiye cirkin Sabaha karsi olduresiye korkak Kulagi cabucak telefon zillerinde Sen benim hicbir seyimsin Hicbir sevismek yasamisligim Henuz bos bir roman sahifesinde Hic kimse misin bilmem ki nesin Ne cok cigliklarin silemedigi Zaten yok bir tren penceresinde Sen benim hicbir seyimsin Yabanci bir sarki gibi yarim Yagmurlu bir agac gibi islak Hic kimse misin bilmem ki nesin Uykumun arasinda cagirdigim Cocukluk sesinle aglayarak Sen benim hicbir seyimsin Atilla iLHAN BOYLE BIR SEVMEK ne kadinlar sevdim zaten yoktular yagmur giyerlerdi sonbaharla bir azicik oksasam sanki cocuktular biraksam korkudan gozleri sislenir ne kadinlar sevdim zaten yoktular boyle bir sevmek gorulmemistir hayir sanmayin ki beni unuttular hala arasira mektuplari gelir gercek degildiler birer umuttular eski bir sarki belki bir siir ne kadinlar sevdim zaten yoktular boyle bir sevmek gorulmemistir yalnizliklarimda elimden tuttular uzak fisiltilari icimi urpertir sanki gokyuzunde bir buluttular nereye kayboldular simdi kimbilir ne kadinlar sevdim zaten yoktular boyle bir sevmek gorulmemistir. Atilla iLHAN AYRILIK SEVDAYA DAHIL Acilmis sarmasik gulleri kokulariyla baygin En gorkemli saatinde yildiz alacasinin Gizli bir yilan gibi yuvarlanmis icimde kader Uzak bir telefonda aglayan yagmurlu genc kadin Ruzgar uzak karanliklara surmus yildizlari Mor kivilcimlar geciyor daginik yalnizligimdan Onu cok ariyorum onu cok ariyorum Heryerimde vucudumun agir yanik sizilari Bir yerlere yildirim dusuyorum Ayriligimizi hisettigim an demirler eriyor hirsimdan Ay isigina batmis karabiber agaclari gumus tozu Gecenin irmaginda yuzuyor zambaklar yaseminler unutulmus Tedirgin gulumser Cunku ayrilik da sevdaya dahil cunku ayrilanlar hala sevgili Hic bir ani tek basina yasayamazlar Her an otekisiyle birlikte hersey onunla ilgili Telasli karanlikta yumusak yarasalar Gittikce genisliyen yakilmis ot kokusu Yildizlar inanilmiyacak bir irilikte Yansimalar tutmus butun sahili Cunku ayrilmanin da vahsi bir tadi var Oyle vahsi bir tad ki dayanilir gibi degil Cunku ayriliklar da sevdaya dahil Cunku ayrilanlar hala sevgili Yanlizlik hizla alcalan bulutlar karanlik bir agirlik Hava agir toprak agir yaprak agir Su tozlari yagiyor ustumuze Ozgurlugumuz yoksa yalnizligimiz midir Eflatuna calar puslu lacivert bir sis kusatti ormani Karanlik coktu denize Yanlizlik cakmak tasi gibi sert elmas gibi keskin Ne yanina donsen bir yerin kesilir fena kan kaybedersin Kapini bir calan olmadi mi hele elini bir tutan Bilekleri bembeyaz kugu boynu parmaklari uzun ve ince Simsicak bakislari suc ortagi kacamak gulusleri gizlice Yalnizlarin en buyuk sorunu tek basina ozgurluk ne ise yarayacak Bir turlu cozemedikleri bu olu bir gezegenin soguk tenhaligina Benzemesin diye ozgurluk mutlaka paylasilacak suc ortagi bir sevgiliyle Sanmistik ki ikimiz yeryuzunde ancak birbirimiz icin variz Ikimiz sanmistik ki tek kisilik bir yalnizliga bile rahatca sigariz Hic yanilmamisiz her an dusup dusup kristal bir bardak gibi Tuz parca kirilsak da hala icimizde o yanardag agzi Hala kipkizil gulumseyen sanki atesten bir tebessum zehir zemberek ASKIMIZ Atilla iLHAN ADIMLA NASIL BERABERSEM hacet yok hatırlatmasına seni hatıraların bir dakika bile çıkmıyorsun aklımdan koşar gibi yürüyüşün karanlıkta bir ışık gibi aydınlık gülüşün hacet yok hatırlatmasına seni hatıraların uzak uzak yıldızlarla çevrilmiş kainatın karanlık boşluklarında akıp giderken zaman adımla nasıl berabersem öylece beraberiz seninle her saat seninle her dakika seninle her saniye gönlümüz mutluluğa inanmış olmanın gururuyla rahat koltuğumuzun altında birer dinamit gibi kellemiz ve sonra her zaman her ölümlüye aynı şartlar altında kısmet olmıyan gerçekleri görmenin aydınlığı alınlarımızda hacet yok hatırlatmasına seni hatıraların sen bana kalbim kadar elim kadar yakınsın Atilla iLHAN |
SÖYLEMEYE ZAMANI OLMAYANLARA ... Yalan söylememek değil, gerçeği gizlememekmiş marifet. Yüreğini elime koyduğunda anladım... ''Sana ihtiyacım var, gel!'' diyebilmekmiş güçlü olmak. Sana ''git'' dediğimde anladım... Biri sana ''git'' dediğinde, ''kalmak istiyorum'' diyebilmekmiş sevmek. "Git" dediklerinde, gittiğimde anladım... Sana sevgim şımarık bir çocukmuş, her düştüğünde zırıl zırıl ağlayan, Büyüyüp bana sımsıkı sarıldığında anladım... Özür dilemek değil, ''affet beni'' diye haykırmak istemekmiş pişman olmak. Gerçekten pişman olduğumda anladım... Ve gurur, kaybedenlerin, acizlerin maskesiymiş. Sevgi dolu yüreklerin gururu olmazmış. Yüreğimde sevgi bulduğumda anladım... Ölürcesine isteyen, beklemez, sadece umut edermiş bir gün affedilmeyi. Beni affetmeni ölürcesine istediğimde anladım... Sevgi emekmiş. Emek ise vazgeçmeyecek kadar, ama özgür bırakacak kadar sevmekmiş... CAN YÜCEL |
Elvedalarım Dönüşüm Oldu Günlerin esareti ile bir gün daha bitiyor… Ne zaman başlamıştı, paslaşmalar ile tanışma faslı? Günlerin acele etmeden, günü zor terk ettiği günlerdi. Uzun sohbetlerin anısı büyüktü. Arkadaşlık mıydı? Tanışıklık mı? Yıllar öncesine dayanan geç kalınmış zamanların birlikteliği miydi? .. Sözlerle dokunuşları içinde barındıran, çocukluğa kadar uzanan masumiyetti ya da. Birlikteliği kutsal kılan da buydu. Artık suretler yoktu, yüzler belirgin değildi. Mezar sessizliğinde olan ruhlar, ölmüşte dirilmek üzereydi. Yavaş yavaş canlanıyordu duygular. Hiç kimse bilmiyordu ki böyle derin yaralar bırakacağını. Dostlukların oluştuğu mecliste neler konuşulurdu? Kimler neler söylerdi, ne muammalar yaşanırdı.? Et üzerine yapılan sohbetlerden kimsenin haberi yoktu. Olmayacaktı… Zaman boyadı paylaşımları siyaha azar azar. Belirsizliklere terk edildi duygular. Derken bir kaos yaşandı. Bir gül uğruna kurtlar kapıştı, gül kimin elinde kalacaktı. Bir savaştı bu. Diller, sözler, gıybet susmadı ve bir sürü pazarlıklar yapıldı. İhanetler başroldeydi yine. Ve maskeler oynuyordu oyunu. Dağların üzerinde yapılan savaşta kim kazandı. Gören olmadı, sesler duyuldu sadece… Gülün hiçbir şeyden haberi yoktu. O hep mağrurdu.. “Dürüstlük kazanır bu harpte” diyordu, savaşçı ruhu. Direniyordu an be an. Bu yüzden o da bilemedi savaşı kim kazandı. Gül, öylesine yücelttiği duygu yumağı sevgi, sevda, aşk ile örtüşmeyen duygu seline sahipti. Sonucu ahirete tehirli sevdası ile dünyalar üzeri kurduğu bir düşün içindeydi. Yok yok, düş ötesi şeffaf duygulardaydı, duyguluydu… O hala bin yıl öncesinin atmosferinde soluk alıp veriyordu.. Dönen dolaplardan habersiz, Semazenlerin teslimiyetinde döne döne içiyordu özlemleri vuslat hayalleriyle… ONU kimseler anlamadı. Anlayamadı…. Gül kendi dünyasına döndü. Her şey, yaşananlar, istikbal derin manalı, imana dayalı idi. Gül bulmuştu kendi gerçeğini. Hayatını yeniden düzenledi. Ceviz kabuğu kadar küçük olsa da barındığı dünya; onlar ceviz ağacı kadar büyülttü büyüteçleriyle, miyoplardı çünkü… Belki de cücelerdi devler dünyasında. Bilgileri kadar idrak güçleri vardı. Anlayamadılar, anlayanlar içinde…. Kargülü vazgeçti bu dünyadan. Soğuk parke taşlarına bıraktı gülüşlerini, Yetim Asumanlar gibi. Koca bir Uludağ Göknarının eteklerinde sığındı kendi dağlarına. Kurt yalnızlığında açmak için çiçeklerini karlar altında…. Herkese Elveda diyordu sisler arasında.. E L V E D A. Sevim Yakıcı |
Akdeniz Yarasiyor Sana Akdeniz yaraşıyor sana Yıldızlar terler ya sen de terliyorsun Aynı ıslak pırıltı burun kanatlarında Hiç dinmiyor motorların gürültüsü Köpekler havlıyor uzaktan Demin bir çocuk havladı Fatmanım cumbadan çarşaf silkiyor yine Ali dumdum anasına sövüyor saatlerdir Denizi tokmaklıyor balıkçılar Bu sesler işte sessizliğini büyüten toprak O sesinin sardunyalar gibi konuşkan sessizliği Hayatta yattık dün gece Üstümüzde meltem Kekik kokuyor ellerim hala Senle yatmadım sanki Dağları dolaştım Ben senden öğrendim deniz yazmayı Elimden düşmüyor mavi kalem Bir tirandil çıkar gibi sefere Okula gidiyor öğretmenim Ben de ardından açılıyorum Bir poyraz çizip deftere Bir ada var sırf ebabil Dönüyor dönüyor başımda Senle yaşadığım günler Gümüş bir çevre oldu ömrüm Değince güneşine Neden sonra buldum o kaçakçı mağarasını Gözlerim kamaşınca senden Ölüm belki sularından kaçırdığım O loş suda yıkanmaktır Durdukça yosundan yeşil Kulaç attıkça mavi Ben düzde sanırdım yıkıntım Örenim alkolik asarım Mutun doruğundaymışım meğer Senle çıkınca anladım Eski Yunan atları var hani Yeleleri bükümlü Gün inerken de öyle Ağaçtan izdüşümleriyle Yürüyor Balan tepeleri Yürüyor bölük bölük can Toplu bir güzelliğe doğru Kadınım Yaraşıyorsun sen Akdenize Can YÜCEL |
GÜZEL BİRŞEY DE Hadi bana güzel birşey söyle Söylediğinde,masalların içindeki , Gerçekler dökülsün ortaya, Sen konuştuğunda, Yerle gök, yer değiştirsin. İçimdeki mevsimlerle. Fışkırsın sular çoşkuyla İnsanlar dönüp baksın,kendi yaşamına Söylediğinde herkes sussun, Çocuklar bile ağlamasın Ömür beşiklerinde. * Hadi bana güzel birşey söyle... Duyunca, melekler onu, ah etsin Ad,Semud kavminden,gölgeler kalmasın Gizli,bilinenden hoşnut olsun. Yayılsın sırlar yeryüzü genişliğine Her susuz kuyudan hazineler çıksın Her yaratılmış gelsin dile. Şükretsinler Adem'e * Hadi bana güzel birşey söyle. Kimselerin duymadığı.bilmediği, düşünemediği Anlamını anlıyamadığı kelimeler, Yürek levhasına yazılsın incilerle,cevherlerle Harfler;sabrı, terazide tartsın, Sahtesinin,kibirle göğüslere takılıp... Canlısının ezildiği şeyleri dile getir. mesela ;seni seviyorum de. |
YİNE!!! Yine insanların maskeleri düştü. Kustular içlerindekileri, Birine bile erişemedim tutmak için, Kirlendim çok, temizliyemedim üstümü. Beyaz sanmışlardı oysa kendilerini.... Böyle kusmak için zehirlerini karşıya karadan da kara olmalı yürekleri. Sevgi asılı kaldı karanlık kelimelere. Kimse aşkı ,bedduayla tutamaz bir arada. Hakiki yüzler göründü lanet okuyan seslerden Seviyorum kelimeleri dökülemez. Küfür saçılan dillerden kurtuldu artık gönül düşerken uçuruma Uzanamam artık,geri çekilecek iplere Ve yağlanmış , gevşek ellere. Korkuyorum... Kelimeler öldürdü,gömdü umutları, Deniz çekildi içimden,kaldı kumları Yalvarırım soyunmayın insanlıktan. Tek başına yaşanan aşklardan!!! Ne olur kalmayın çırılçıplak. Sizin yerinize ben üşüyorum. İnsanlığımdan utanıyorum.. Korkuyorum.... Korkuyorum... |
BAKSAM Nereme baksan;özlem dolu. ellerini uzattığın yer kor ateş Başımda sevdanın yelleri İçimde binbir savaş Duyguların var olduğu. Rüzgarın kanatlandığı Kuytu köşelerde gizlendiği Ölüm gerçeğinin odağında ki yaşam Bir var oluş yanılgısı. Tenin suyla uyumu, sanki ateşle ben Birbiriyle yarışan!.. Ömür bir fantezi insana. Sonradan takılmış bir nişan HAKSIZDIK evet haksızlıktı çok haksızlıktı ama o haksızlığı kendimize biz yaptık ipek dokuların altını araştırmadık kalpden nasıl ses çıkıyor bilemedik Çok yorulduk Bir düdük sesiyle yerimize mıhlandık önümüzdeki engeli aşmadan düdüğü öttürenin niyetini bilmeden dünyanın yaşına aldırmedık yaşamın deneyini pırıltılara verdik biz yaptık ne yaptıysak kendimize kıydık gitti, değerlerimize Çaresizliğin yılgınlığın adını, kine çevirdik, Sonrada; bir ışık göremez oduk . baştan yoktu bildiklerimiz gece kuşlarına imrenip karanlıklara gitti ümitlerimiz!!! Haksızdık,hakkı yakalayıp, Dizginliyemedik... |
Görmeseydi Gözlerim keşke seni
Hissetmeseydi yüreğim sevgini Bilmesem inan seninde sevdiğini, Affederdim belki sensiz geçen günleri Bırak gönlüm bırak Herkes kendi yolunda bak Bilirim o şimdi ellerin olacak Bana sadece acı dolu hatıralar kalacak. Bakmam dediğim yolara, Özlemem dediğim aşkına Nasıl isyan etmeyim Bize kaderin yaptıklarına. Kendin ettin kendin buldun, Seni seveni sen unuttun, Bilmem şimdi çokmu mutlusun Sen yalnızca kendini avutursun. Sende unut unutabilirsen Beni içinde hissetmeden Karanlık bir gecede Uyu uyuya bilirsen. |
YASARKEN ÖLMEK yasarken ölmek, ne demek biliyormusun sende bu hisleri tadiyormusun bir zamanlar çok sevdigini hatirliyor musun simdi aradigin sicakligi buldun mutlu musun? insanlar yalnizken çok çabuk tükenir tanrim, bütün bunlarin sebebi nedir yalnizlik sana mahsus gazabin yücedir hiç beklemeden bir araya gelmek mucizedir affedilecek bir sürü günahimiz vardir biliyorum yine de herseyimle sana siginiyorum yasarken ölmek izdirabini artik istemiyorum yine aksam oldu, yine karanlik, ben yine yasiyorum. belki tan agiracak uyanacaksin, bitik bütün sevdiklerin, bütün güzellikler yitik iste yasarken öldün, bütün benligin silik her seyi unutacaksin, bu da baska bencillik.... |
HAYELERIM
Cebimde hayal kirikliklarim, Gönlümde,Istediklerim. Bavulumda da ilerdeki , Yasamim. Gözlerimde umutlar var. Kalbimde de ulasilmaz, Sevgiler. Ne ceplerimi bosaltabildim Atabildim yerlere... Nede bir geziye çikabildim... Bavulumla!!! Bir tek hayallerimi, Buldum . Gözlerinde. |
Seni Seviyorum,Cünkü her sabah kalktigimda yasamak icin tek neden,sen varsin
Fakat seni sevmek icin binlerce nedenim var Seni Seviyorum,cünkü bu siyah beyaz dunyada tek renk sensin,Bir ressamin fircasindan cikmis gibi ama alalade bir renk degil,Gökkusaginin her tonunu gölgede birakan bir renk. Seni Seviyorum,cünkü bu soguk günde icimi isitan bir esinti gibisin,Hafiften esiyorsun,iliklerime isleyerek,Sonrada kaybolup gidiyorsun,daha nereden geldigini anlayamadan.. Seni Seviyorum, cünkü seni sevmekden baska bir sey gelmiyor icimden,O kadar dogal ki bu duygu ruhumun derinliklerinde,Sanki dogdugumdan beri var sadece ortaya cikmak icin seni bekliyor.... Seni Seviyorum,cünkü Sensiz bir yasami düsünemiyorum artik,Sensiz bu kuru dunyada yasamaktansa,ölümün soguk nefesini öpmeyi,Bir daha seni hic görmekdense hayata arkami dönmeyi tercih ederim... Seni Seviyorum,cünkü ne zaman bir ask siiri duysam,Misralardan sen akiyorsun ne zaman eski bir sarki gelse kulagima,Gitar telleri arasindan süzülen notalar,seni getiriyor bana... Seni Seviorum,cünkü sen hep benimlesin,Gözümü kapatmam yeterli seni görmem icin,hissetmek icin ömrümün yarisini vermeye hazirim Seni Seviyorum,cünkü gözlerinin icindeki binlerce yildiz,Gecenin karanligini delip geciyor,Bana bakarken kendimi yildizlara tepeden bakiyor gibi hissediyorum.. Seni Seviyorum,cünkü benligim sana aitmsen onu burusturup cöpe de atabilirsin,Kalbine yakin bir yere de koyabilirsin,Tanrim ! O kalbine yakin sicak yerde olmak istiyorum. Seni Seviyorum,cünkü sen sensin,Ama sen beni ben oldugum icin seviyor musun?? onu kim bilir.. Seni Seviyorum,cünkü Seni sevmeyi seviyorum,Seni koklamayi seviyorum,sana dokunmayi seviyorum,sana dokunmayi seviyorum.. Seni Seviyorum,cünkü saclarin ellerimin arasindan kayip gider iken,Dünyadaki cenneti bulmus gibiyim,Bir an elimden tutuyorum o cenneti,Bir an sonra belki de tamamen ellerimden kayip gitmis olcak.. Seni Seviyorum,cünkü icimde bir umut var,Bu siir belki basucuna koyarsin,Kim bilir belki sende bana sevgini anlatan bir siir yazarsin... Seni Seviyorum,cünkü ölene kadar yok olana kadar seninle olsam,Bu herhalde bir ceza gibi gelir,Daha cok senle olmadigim icin.. Seni Seviyorum,cünkü senin tarafindan sevilme fikri bile,Bir insani hayati boyunca mutlu edebilecek kadar güzel ve asil.. Seni Seviyorum,cünkü senin gülümsemen günesin dogusu gibi,Insana herseyi unutturuyor,Sadece seyredip tadina varma hissi uyandiriyor, Seni Seviyorum,cünkü bu kadar nedenden sonra bile,Seni ne kadar sevdigimi anlatamadim |
SEVMEK
Sevmek...Delicesine, deliler gibi sevmek! Kuş uçar gibi sevmek, gök gürler gibi sevmek. Bir çocuk inancıyla inanarak, kanarak Ve bir günahkar fani azabıyla yanarak, Hep onu arayarak baharda, yazda, kışta; Nihayet "büyük sırra" ulaşmak bir bakışta. O bakışta okumak aşkın büyük adını, Hep o büyük bakışta bulmak var olmanın tadını. Sevmek: Hasta anneyi, altın başlı yavruyu, Baharı, yıldızları, göğü, güneşi, suyu... Yürekten kopan ince bir ahı, sever gibi, Sevmek...Toprağı sever, Allah'ı sever gibi! |
G-E-C-E-L-E-R-de
G-e-c-e-l-e-r-ce sevistik umursuzca Sahitti bütün sessizlikler kirdik zincirleri kölelik den. Açtik kapilari Kapandi yürekdeki delikler. Vucutlarimiz bulustu çekildi birbirine Kenetlendi eller, bir dua sanki.. Kokladik aski, Sevgiyi içtik kadehlerde.. Bir rüya bir masal yasiyormus gibi.. Kalp çarpti çoskuyla Yagmur ritmiyle Esti yeller, getirdi sevgi müjdesi. Yapraklar kavruldu kor nefeslerden. Toprak emdi ask dan düsen terleri Dokunduk tenlerdeki sicakliga Uçtuk cennet kuslari gibi Bir an koptuk dünyadan .Ruhlar saha kalkti, Bin yillik yollari asti. Daglarin doruguna çiktik. Sevdik. Sevildik Sevistik |
Unutuldun
Ne ellerim anıyor ellerini Nede gözlerim; Sabahlara kadar seviştiğim o pınar gözlerini Kayboldun sen artık Derin vadilerin yer aldığı çatlak çatlak gönlümde Yoksun Hiçsin Eskiden dudaklarının titremesiyle çağırdığım adın Hiç bir şey ifade etmiyor bu gün Sen buna layıksın Unutulmalısın Unutulacaksın Unutuldun - mu Acaba |
Çırılçıplak
bir şiirdim akardım pervasız ırmak gibi bir çift göz değince dağıldım tesbih gibi ..dörtlüklere, ....dizelere, .......sözcüklere, ...........hecelere, Şimdi .....bir yalnız harfim ............çırılçıplak. |
Yoruldum
Gittigin günkü gibi içimde yanan ates Ne yoklugun kar etti ne hayir var zamandan Hazin bir ask masali gibi batarken günes En son gemide kalkti yikilmis bu limandan Yoruldum anilari birer birer yakmaktan Yoruldum resimlere hasretinle bakmaktan Yoruldu gözyaslarim her saniye akmaktan Ne gidende hayir var ne de yalniz kalandan Ibret olur mu bilmem alem anlar mi beni Bilirim aglayislar geri getirmez seni Nasil tasir yüregim yorulmus bu bedeni Yoruldum yoklugunun sebebini sorandan |
Öyle Bir Ask Ki Bu. Gitsende Aglayacagim, Kalsanda Aglayacagim.... Öyle Bir Sevda Ki Bu Sevda, Solsam Da Aglayacagim, Acsam Da Aglayacagim.. Öyle Bir Sevgi Ki Bu Sevgi, Bitse De Aglayacagim, SÜrse De Aglayacagim... Ve, GÖzyaslarim Her Akisinda Seni Hatirlayacagim...... |
Teşekkürler hepsi çok güzel şiirler :)
|
| Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 08:36 PM |
Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11 Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions, Inc.