www.cakal.net Forumları YabadabaDuuuee

www.cakal.net Forumları YabadabaDuuuee (https://www.cakal.net/index.php)
-   Eskiler (Arşiv) (https://www.cakal.net/forumdisplay.php?f=188)
-   -   Şükrü Özmen (https://www.cakal.net/showthread.php?t=82218)

PirincBurgeR 08-17-2007 07:28 PM

Şükrü Özmen
 
Adın En Tanıdık Soluktur Nefes Boruma

Lazım değil boynuma elinin değmediği ip
Yaklaş, getir bana yangılarımı
Şenlensin gönlümün savaşçı yanı
Eksenim değilse kalbinin çapı
Dünlensin yarına ait bütün algıları
Lazım değil boynuma kokunun sinmediği ip

Adın nefes boruma en tanıdık soluktur
Ciğerime doluyor resmin,tütüne binip
Yokluğun tanıdık değil anatomime
Lokma lokma yuttuğum sıcaklığınla
Adın en tanıdık soluktur nefes boruma

Lâl olsun dillerim başkasını anarsa
Yemin değil söz değil kalbimin duygusu bu
Harflerle başladığım her yazın
Şiire dönüşmezdi yoksa
Lâl olsun dillerim başkasını anarsa

Sıkıcı değildir senin darlığın
İçimi yıkayan bir ferahlık o
Gittiysen de geleceksin rüyama
Kora kor yanacağım od’una
Sıkıcı değil ki senin darlığın

Ummanlara diş biletir gidişinin soğuk sayhası
Yokluğun gönlümün gıcırdayan yanıdır
Eksiğim yarımım boşum sensiz ben
Ayaktaysam ölmemişsem yokluğunu solumaktan
Ummanlara diş bilerim ondandır




14 Mart 2007

Şükrü Özmen

PirincBurgeR 08-17-2007 07:28 PM

Ağla-Anla, Anla-Ağla

Ağlamak, anlamaktır
Anlamak
Sadece ağlamaktır.
Ezgisiz yüreklerin
Paslı, köhne duvarlarında
Sade ve sadece
Tuzlu notalar yankılanabilir
Gelmiş geçmiş tüm bestelerin
İlk notası gözyaşıdır çünkü
Sevinçlerin, hasretlerin
Hüzünlerin, vuslatların
İlk durağı,
İlk düş çizgisi,
İlk fırtınası,
İlk isyanı,
Bir damla gözyaşıdır
Bir damla tuzlu su
Söndürebilir ancak
Yedi kat sıcak ateşleri

Yani denilirki:
Anlamak, ağlamaktır aslında
Ve ağlamak
Herşeyi anlamaktır...



Eylül 1997

Şükrü Özmen

PirincBurgeR 08-17-2007 07:28 PM

Ağrıya Yaklaştıkça...

Deniz üşüdü
Aklımın gergin sorularıyla
Üç atımlık dalgaları
Yarasa sesine karıştırdı yosunlar

Gece ağladı
Anlamamaktan sesin sihrini
Uslanmaz bir şarkıyı
Kaya kıpırtısıyla öcüme saldı gelin/lik

Rüzgar yalan söyledi
Sonbahara ve akşamüstlerine/sakin
Yemyeşil düzeni sarartıp
Koydu kafesini bedeninin içine

Ağrı yaklaştı ağır ağır
Sevi'nin kıt kanaat yeterine
Öyle ki gözleri aydan yuvarlak
Cesedi ölümden tam bağımsız

Deniz üşüdü
Ağrı yaklaştı
Gece ağladı
Rüzgar yalan söyledi...



5 Nisan 2007

PirincBurgeR 08-17-2007 07:29 PM

Ah Bilenmesi

Yüzünde güzlük anılarıyla
Ve
Leşsever bir unutkanlıkla
Karakışı dolabına kaldırır
Geçmişine buzdan sünger çeken nineler
Yazı bitirip
Sarartınca çimenleri eylül
Aynalara muhtaç gezinmesi başlayınca
Rüyanın
Dar algılı geniş avlularda
Sıkılınca dünya güneşin cilvesinden
Nineler
Dolaplarına koşar
Uygun adım ve hep bir ayak
Selamı alınmamış bir yaprak
Uçup düşüp kara toprağın karnına
Kenarsız işlemeleri yarım kalınca
Dik rüyalarla sertleşen kızların
Nineler
Emir almış gibi tanrıdan
Azadlık verirler
Lavanta kokulu kışlarına
Eskiyen cumartesileri
Yeni şubatlara iliştirir
Takvimin uzaklara savuran şiddeti
Bumerang kaderi mi demeli
Öğleden sonraların kekik kokulu ayniliğine
Yola düşenlerin kulağına fısıldanan her şarkıya
Levazımat cümlesinden bir ihtiyatla
Yaklaşırken nineler
Nereden çıkar nasıl bulunur
Geceye lanete cinlere dehşet salan
Bu kahır
Elverişsiz bir bina kuytuluğundan
Yarım akıl üç peri sızar
Ninelerin buruşmuş memelerinden
Emzirir ergenlerin
Serin olmayan ıslak rüyalarını
Güze güneş sunakları adamasaymış keşke
Dolabın küflenen karanlığına merdiven dayayıp
İnseymiş toprağın en sıcak yerlerine
Belki böylece
Lağımlara içimsiz sular salan yerleri anlayabilirdi
Desensiz bir çizimden
Lokmalarla öğütülecek kadar
Tapılası sertliği

Ah kışı başının altına bir destek tahtası yapan ikilem
Erozyonsuz beklemek yok
Köküne tutunmadan zamanın
Ormanı kurtaramayacak asla
Kelebek mezarlığı kasvetli toprak

Düne güne yarına
Düşer aşkın hârına
Olumsuzda ölüm var
Geliyorsa kârına

PirincBurgeR 08-17-2007 07:30 PM

Aidiyet

Mensubiyetim
Kendime kurduğum
Gülağacından darağacım
benim
Sen benim
Dalgın bir zamanımda
Benim olmuş olmalısın
Okadar salaksınki
Kendimi sana ait
Sana mensup
Hissetmiyorum.

Şükrü Özmen

PirincBurgeR 08-17-2007 07:30 PM

Akışkan Resim

Benim akışkan bir resmim var artık
Siyahım beyazla kirletilmiş
Hayatım ölümle anlamlandırılmış
En afili pozumu verip zamanın gözlerine
Kaskatı bir dondurulmuşluk
Bir akış tatili olarak
Benim akışkan bir resmim var artık

Yaz günlerinin tenime sunduğu ıslaklıktan
Daha akışkan
Hafiflemiş her mısranın açtığı arktan akan
Akışkan ve oldukça
Yapışkan bir resmim



20 Haziran 2007

PirincBurgeR 08-17-2007 07:30 PM

Akla Karşı TEZatlar l

Soyulmuş.......................

Mezar soyucular kadar
Dürüst olmalı en azından
Mezar kazıcılar da
Leşten kazanmanın bilincine varmalı
Erdem nutukları atmamalılar
Farkları günün iki ayrı renginde
Çalışıyor olmalarıdır çünkü sadece


Büyümüş........................

Gül koklama çağına gelmiş
Her çocuk öğrenmeli midir
Sarının tutkuya karşılık geldiğini
Yoksa anlamı beyninde ütüleyip
Holding koltuğunda büyümeye aday
Rahat bir kıça mı sahip olmalı


Kırışmış..........................

Kırışık bir örtü neyi gizleyemezki
Hatları esrarlayan kapatıcı yanıyla,
Neye benzediği bilinmesin isteniyorsa eğer
Gecenin yağmura yakışması dolunayda
Üzerine bulutlardan
Kırışık bir örtü sermek kâfi


Uyumuş..........................

Bekleyen bir kadını gece yarısı
Uyandırmak kadar tehlikeli
Bir başka görev varsa
İpince heceler yedekleyip
Kalas cesametli bir şiir
Yazmak olsa gerektir...


Bitmemiş.......................

...
...
...





24 Şubat 2007

Şükrü Özmen

PirincBurgeR 08-17-2007 07:30 PM

Akmaktan Emir / AK

Resmimi ters çevir
Yeşil bir fona yansıt

Ak ve ak
Şırılda ruhumun uçurumunda
Rehnettiğin bu kalbi
Getirdim yine kollarına

Ak ve ak
Kuş sesi doldur anılarıma
Yavaş değil hızlı değil
Bedeninin adeti nasılsa öyle

Ak ve ak
Bir sanrı değil ellerimden suyuna değen ısı
Bir yanılgı değil akşam
Bir hazan resmi değil
Karşında yaprak döken bu çınar



22 Nisan 2007 / 07:56

Şükrü Özmen

PirincBurgeR 08-17-2007 07:31 PM

Akşam Ahestesi

Herkesin yok saydığı
Yorgun bir akşamın ahestesiyim
Yeni düşler deriyorum
Ateşin harmanından

Çocuk gözlerinden
Yar sitemlerine
Ajans haberlerinden
Dernek toplantılarına değin
Bir yığın ateşin toplanıp
İçime orman yangınları bıraktığı
Yorgun durgun kederli
Bir akşamın ahestesiyim

Kimsenin umuru yok
Umur'u olan bir palyaçodan gayrı
Yetişemiyor hiç bir el
Ruhumda büyüyen ağacın
Zehirli meyvesine

Delirmek hakkı elimde duruyor
Uzaklardan başka uzaklara göçen
Seyyar bir kalbin
Hediyesi olarak

Büyüttüğüm her ırmak
Taşıp kalbimi boğmasa
Yeşerttiğim her aşk
Vurmasa zaman balyozunu
Derin kayalıklarıma
Loş serin sahil düşlerim
Yaralanmadan çıkardı belki
Mavi koylara

Bu yüzden ve sadece bundan işte
Rehin alınmış hayatım
Belli belirsiz yalanlarımın
Nefretle kustuğu bir ekşilik olarak
Akıyor akşamın soğuk duvarından

Bu sebepten ve
Sadece bundan işte
Kimsenin görmediği
Ve herkesin yok saydığı
Dalgın durgun kederli
Bir akşamın ahestesiyim...



2 Şubat 2007

Şükrü Özmen

PirincBurgeR 08-17-2007 07:31 PM

Alaturka Rapsody

Hiç deniz görmedim
Ömrüm,
Kara kalelerin burçlarında
Düşmanlar beklemekle geçti
Mızrağımı sivriltmekten
Nakışlar dökemedim
Kılıncımın üstüne
Geldikçe üstüme gökyüzü
Ben
Gecenin rahmine kaçardım
...
Hep alaturkaydı
Sevda sözlerim
Basit yani
Asri pencereden
Devrik cümleler kurmayı
Öğrendiğim gün
Savaş
Sorgulanabilirlik kazandı
Beynimde
Ve güzel savaşları
Kötü şiirlere sattım
Sırf Mephisto'mun
Gönlü olsun diye
...
Senide sırf bu yüzden
Sevmiyorum artık
Ruhumu arsız fareler
Kemirmesin diye
Sana
Alaturka sevda sözleri
Söyleyemiyorum diye
Evet sadece bu yüzden
Sevmiyorum artık seni
...
Kılıcım kırıldı işte
Denizi gördüğümde
Elimden düştüğü yerde
Yazık ne kadarda zarifmiş
Oysa ben
Bütün demir kalpleri
Onunla sökmeyi tasarlıyordum
Yerlerinden
...
Karşımda gittikçe büyüyen
İbrişim düğümleri
İskender'i ne çok özlüyorum
Şimdi bilseniz
...
Belki çiçekler çizseydim
Mızrağımın üstüne
Şiirler yazsaydım
Göğsüne boydan boya
Mesela şöyle ÖZEL bir şiir:
'Elbet bir hinlik vardır
Seni sevişimde eyy
Kanıma çakıllar karıştıran İSYAN'
...
Seni;
Beni;
Mızrağıma şiirler yazmaktan
Alıkoyduğun için
Sevmiyorum işte
...
Denizi gördüm evet
Ama sadece o kadar
Demirden kalpler
Denizle onarılmazki...


Ağustos 2002

PirincBurgeR 08-17-2007 07:31 PM

Anam Ağlar

Dağları hüznüne sütre eyleyip
Ağlarsa anam ağlar
Ömrünü ömrüme katre eyleyip
Ağlarsa anam ağlar

Devirip zulmün putunu
Alır cennetin katını
Yüreğimin katunu
Ağlarsa anam ağlar



Şubat 2004

Şükrü Özmen

PirincBurgeR 08-17-2007 07:31 PM

Anarşist

Aldatıldın yağmurlu günlerde
Boyalı camların gri karanlığında
Beynine dikine
Ruhuna enine
Kalbine her yönden
Oklar sokuldu
Sen sokulmaya çalıştıkça
Göğün..mavi yırtınışına
Bulutlarla kestiler yolunu
Tekellümcü katiller
Bir eşkıya sevemedin ağız tadıyla
Bir küfre giremedin lanete ram olarak
Bir kızı öpemedin sert ve ıslak
Korkak karabasanlar kesti yolunu

Yolun engellerden arındığında
Lezzetle yolun çoktan ayrılmış
Ve sen savrulmuştun
Onaycılığa

Aşkın sınırlarla çevrili bir ülke
Kalbin kan pompalayan
Koroner bir mesele
Ruhun çağırılabilir bir ölü gölgesi
Olduğu gibi
Müfredat yanılgılarıyla
Kriminal bir meseleye
Döndürdün yüreğini
Aşkın ruhun yazgının
Savaşın şiirin
Bayraklaşan her ölünün ardından
Ne gelirse ve nerden
Sormayı öğretti
Sorgulamayı vurulduğunda
Yarandan sızan kanda
Al-ak yuvarlar değil
Savaşın tarihi yazıyormuş
Bunu görmeni sağlayan şair
Bunu bilmeni isteyen partizanlar
Devrimciler mücahidler
Dağ birlikleri
Çeçenler
Zapatistler
Che
Moro gerillaları
Ve benzeri eşkıya duruşlar

Anarşist
Resimde düzen görse
Bağıran anarşist
Ne yapıldı kalbine
Sevgiliye buseler
Sunmanı engelleyen bu öfke
Nerden düştü yüreğine
Kudurt denizlerini
Yalasın bırak sahilleri
Sevgilinin memelerini ısırırcasına
Aşkı köz eyle
Yak ruhunu steril ateşlerde

Che çeçen devrim demeden
Kalbinin nişangahına yerleştiren
Bu duvar ustası
Yarım akıl
Hiç fikir bela muallimleri
Ruhun kaçamayacağı tek sığınak



10 Aralık 2006

Şükrü Özmen

PirincBurgeR 08-17-2007 07:32 PM

Apocalyptica

Donuk temmuzlar ekiyorum
Takvimin terazisiz eskiliğine
Çarçabuk geçsin üstümden ikindiler
Geyikler gibi avlanmıyor çünkü
Gözlerime bulaşan yırtık sonbahar

Korkuya tayfadır
Lodosta terleyen insan
İncir çekirdeğindedir tünelin ucu

Ellerimi enseme bağlayıp
Uzansam yeşillere
Seyretsem mavileri
Bu eylemim ile ne kadar
Durultulabilir ki leylaklar
Bilgelerin bilgisinden fırlayan
Zemberek mi benim beynim
Eğrisiz odun arayıcılarının
Doğru çubuklarımı kalbim
Takırtısıyla bronşitimi uyandıran
Bu kerpiç duvar
Kirece durmuş maarif takvimler
Saatte giz avlayan yelkovan
Ne yaparlar ne yapılabilir ki
Korodan yayılan kokuyu
Kaptırmamak için ayaza

Eyy! ..
Yuvarlak parlaklığında
Gözlerime zulmeden
Bir eşkıya saklayan gezegen
İfrit olmak zor değil
Karıncanın kan grubunu bile bilen
Sarsak bilgiçliğine
Sezar da geçti üstünden
Ve dahi Achilles
Kime öldü ardı sıra
Yanağından gül terleyen sevgili

Çarçabuk geçsin gitsin
Üstümden ikindiler
Ki ben
Akşamın duvarından atlayıp
Gecenin bahçesine
Şiir çalmaya gideceğim
Ham koruk demeden
Belime kadar girip
Fidelerin ahenkli toplantısına
Yeryüzü yüzünden girdiğim
Onca günahı tövbeleyeceğim
Bir istavroz çıkarıp
Bir oruç açarak

Ve sen ey! ..
Cenabet cürmümü
Yellerle gezdiren iklim
Cellat bul bana
Kestir başımı
Ağırlığı alınsın
Beynimden kanın….




21 Şubat 2007

Şükrü Özmen

PirincBurgeR 08-17-2007 07:32 PM

Ara Taksim (Ay Makamı)

Neden
İçime şavkır
Bu ay
Bu gece
Resmini çocuklara çizdirdiğim
Bir grilik
Bir saplantı gibi

Yaz neden yakıyor
Talan edilmiş viraneleri

Ve ben asla
Lokmamdan ayırmadım seni yâr
Kokunu izbelerimden ayrı tutmadım
Ne uyku bölebilir sevdamı
Ne dost
Ne düşman
Vakitler ölsün
Seyrine seyranına
Yıldız içir ay yedir
Fezaya çevir kafesimi
Gel
Yüzümden incinen anılarımı der
Sesimden hüznün boğukluğunu

Ey! ..
Ki tüm ünlemlerimin
Üç noktayla bitişi sözlerin

Vay! ..
Ki bütün hüzzamların
Rasta dönüşü gözlerin

Hây! ...
Ki her şeye galip
Mağluba şefkat O’nda

Ay! ...
Ki içime içime
Şavkır bu gece





31 Mayıs 2007

Şükrü Özmen

PirincBurgeR 08-17-2007 07:32 PM

Aramis

hüznün çocuklarıyız onulmaz biçimlerde

kalbimize bağıran büyük canavarlar elinde

hoşnutsuz yüreğimiz acıya aç melale müptela

izini sürelim yolun, acinin ormani büyütür insanı





Eylül 2006

Şükrü Özmen

PirincBurgeR 08-17-2007 07:32 PM

Aşk Acıtır İçimi

Resimlerde bir şey yok
Eski günleri anlatacak
Kırık izlerden başka
Merhamet kalmadı artık
Kanadı kırık kuşlara
Ah rezil devr-i alem
Yok mu senin insafın
Lafı burada kendi yok
Adı güzel ‘Güzel’in
Adı malum kendi meçhul
Bir iklime hasret şimdi
Torunlarının devri
Anka sofrada kebap
Yusuf yine kuyuda
Tüttürür sevdasını
Yanık türküleriyle
Zöhre’nin kandırdığı
Maluma ilam olmaz
Aşk acıtır içimi


MAYIS 2005

Şükrü Özmen

PirincBurgeR 08-17-2007 07:32 PM

Aşkın Kılcalları

Şarabın tadını bilmiyor olmam
Engel midir
Kendimi esritmeme
Belaya atlamama
Sefaya cefaya değmez mi tenim
Ucuz mu erkeklik bukadar

Beni
Baygın hastaların
damaryolu saysınlar
******* boyu dolaşayım
Açılıp kapanayım
Dolup boşalayım
İndirip kaldırayım
Esaslı bir
fizyolojik ajan olmaya yatkınım

Sen
Lanet bir gecede rüyalarınla
pinekleyedur
Ben gezeceğim kılcallarında
cesedinde can saklayan evrenin
Şarabın tadını bilmeyen ağzıma
Kanın bütün erkekliğini doldurarak
Yavaş ve hızlı
Hızlı ve durgun
Zehrime katık yaptığım her lokma
Tıkanık bir hıza atmasa kalbi
Akışkan kayganlığının sanrısı
Yapışmasa lôr torbası uzvuna aşkın
Sahteliğin tercihsiz zararsızlığı
Yormasa saçlarımın yosun kokusunu
Engellerdim gecenin sabaha
diri çıkmasını
Ağzıma tanıdık tatlar bıraksaydın eğer
Bir de şarabın kızıl keşmekeşini
Zaferli savaşımın
Mağlup ordusu olurdun
Kana binip gezemezdim o vakit
Aşkın kılcallarında...





20 Mart 2007

Şükrü Özmen

PirincBurgeR 08-17-2007 07:32 PM

Atlılar hayATLILAR

Bileyip öfkeyi karanlığın zevalinde
Savaşa koşan atlılar
Elleri kandan kırmızı
Gözleri gökten yüce

Zor zenaat değil kavga
Kargılarınızın aydınlattığı gecede
Tanrının keskinleştirdiği kılıçlarsınız
Dünyanın çürük yerlerini kesmeye
Elemsiz kalemsiz şiirler döktürüyorsunuz
Meydanın kırmızısına
Şefaat bekler bir yanınız da yok
Yukarıdan yandan arkadan

Gelen ölür kalan ölür
Yürümeli oysa
Hep yürümeli atlarınız
Karanlığın dizginsiz cesaretine
Vahşetin dipsiz karanlığıyla
Sabra mahal yok
Gözyaşına batırıp çıkarmak yeter
Anılarınızın kirlenen urbasını

Sevdayı yoklayıp geçtiğiniz bu bahar
Size sunar nasılsa
Kahramanlar olarak ölmenin
Kanlı madalyasını



21 Mayıs 2007

Şükrü Özmen

PirincBurgeR 08-17-2007 07:32 PM

Ay'ın Gece Mavisiyle Dansı

Göze alıyorum
Ayın gece mavisinde
Dansıyla
Aynı saatlerde ölmeyi
Rüyalarım
Bir el bombasının
Üstüne atlayıp
Yoldaşlarımın yüzüne
Dağılıyor
Gök gövdemi
Kanlı bir şehit gömleğine
Benzetiyor olmalı
Yoksa niye yağdırsın
Onca belayı
Bağsız yanlışlarım vardı
Ki semirtiyordum onları
Leziz şehvetimle
Yoldaşlar, arkadaşlar
Ve geride bıraktığım
Tüm harami saltanatlar
Rüzgarın getirdiği
Kum tanesiyle geri gelip
Çarpıyorlar yüzüme
Ateş alnımda
Gizil bir komplonun
Gizemi kadar
Sıkılgan duruyor
Hançeremde hançerler
Gözyaşları, gençlik acıları ve
Aşk ağrısı
Pişmanlıklarımdan bir binit yaptım
Eşkıya ülkesine gitmeye
Su, beni beğenmiyor olmalı
Toprak bana tenezzülsüz
Bir kader cıvıltısı olsa gerek
Ömrümün aynasında
Seyrettiğim hayalet
Rüyalarım bakire bir toprağı
Avuçluyor
Şedit bir hazla
Kara yağlar dökülüyor
Ekranımın üstüne
'Bu yüzden buğuludur
Kıyısında yaşamayı seyrettiğim
Pencerem'
Bu kadar kolay olmamalıydı oysa
Göğün emsalsiz lacivertliğine
Yazacağım şarkılar

Göze alıyorum işte
Ay'ın gece mavisinde
Dansıyla
Aynı saatlerde ölmeyi
Tetiksiz bir parmak büyüttüm
Adına 'Kaleşnikof' deselerde
Gizemsiz rüyalarım oluyor
Arkasında bayat fonlar
Radyoda arabesk
Ekranda Arap çığlıklar
Ruhunun karanlığına
Beyaz adam olanların
Öğreneceği çok şey olabilir
Bele sarılmış bir T.N.T.'den
İntihar silahıyla vurulabilir ancak
Puştlar, puşt doğanlar

Ötesi mavi bir
Sevda düzeneği
Mor dağların ardından
Çağlaya, çağıldaya
Akan yüreğim
Ötesi ölümse
Ölüme gülümse


Nisan 2003

Şükrü Özmen

PirincBurgeR 08-17-2007 07:32 PM

Ay Aydınlık Gün Kara

Sefilim yalnızım emsiz bî ilaç
Çaresiz devasız hastayım şimdi
Ruhum denizlerde tenim sana aç
Hilesiz riyasız yastayım şimdi

Geceyi seyredip şi’rini yazsam
Elimle beynimden fikrini kazsam
Hayattan vazgeçip oyunu bozsam
Yine akıldayım us’tayım şimdi

Endişem yok kokun tene can ekler
Sitemim yok sesin cana kan ekler
Lâkinim yok çünkün kana ten ekler
Şekline girdiğim tastayım şimdi

Eyvah demem asla yandığım için
İçip şarabını kandığım için
Aşkı bir yanılgı sandığım için
Lâl oldu dillerim sustayım şimdi

Sesin kulağımda cıvıldıyorken
Hasretin içimde kımıldıyorken
Mehtap yüreğimde ışıldıyorken
Buluta saklandım pustayım şimdi

Ellerin elimde zaman yarışta
Nefesim darlanır her bir vuruşta
Elem de keder de iki kuruşta
Hasretlik çekmekte ustayım şimdi



2 Haziran 2007

Şükrü Özmen

PirincBurgeR 08-17-2007 07:33 PM

AY KARANLIK HECELERİ l

Çatlak dudaklarım toprak olurdu
Ömrüme çağlayan sel olmasaydın
Aklımı şüpheden çöl kavururdu
Ruhuma üfleyen yel olmasaydın

Tellenir efkârım tütün içimi
Anılar aklımda yakar içimi
Unuturdum kafiyeyi biçimi
Şi’rime gerilen tül olmasaydın

Ahirim sen olsan sonram gam değil
Aşkınla pişirdim kalbim ham değil
Kokun yoksa eğer uykum tam değil
Uykuya rüyaya mal olmasaydın



2007

Şükrü Özmen

PirincBurgeR 08-17-2007 07:33 PM

AY KARANLIK HECELERİ lll

Zordur yokluğuna alışmak senin
Ahımı duyunca hoşça kal deme
İşin mi meçhule karışmak senin
Ruhunu yorunca hoşça kal deme

Zamanı eğriltip yazgıyı yorma
Aklını sivriltip kalbimi vurma
Ölmüşü diriltip hesabın sorma
Sevdamız ölünce, hoşçakal deme

Ezginle dağılır kalbimin pusu
Sesinle gelir hep şiirin hası
Gönlünle unuttum çileyi yası
Birazcık gülünce, hoşçakal deme



2007

Şükrü Özmen

PirincBurgeR 08-17-2007 07:33 PM

AY KARANLIK HECELERİ lV

Kelepçe vuruldu fikrime çağda
Derdime ağlayan eşi ararım
Kederde neşede gamda tasada
Güğsüme yaslanan başı ararım

Zindandan çıkacak yol bana nerde
Kokusu esriten gül bana nerde
Yaramı saracak el bana nerde
Bağrıma bastığım taşı ararım

Zamanı eyvaha vurduğum yalan
Kavganın göbeği olduğum yalan
Sesini öldürüp duyduğum yalan
Yerlere serdiğin leşi ararım

Tozlandı kelimem gitti sözlerim
Ağlaya inleye bitti gözlerim
Şiirim nerde hüznü özlerim
Gözümde bir damla yaşı ararım



2007

Şükrü Özmen

PirincBurgeR 08-17-2007 07:33 PM

Ayan-Beyan Ziyan...

İkliminde bir ömür
Yanıp tükenmek kolay
Sen beni var etmeden
Beni vasıl etmeden
Ruhumu öteye aç
Derdimi ziyan eyle

Aşkınla nar eyleyip
As beni çarmıhlara
Yüreğimi kavurup
En şedit ızdırapla
Hakir edip gönlümü
Cezamı beyan eyle

Sevgili ey sevgili
Kat gölgeni cesedime
Kabul et niyazımı
Kulak ver inlememe
Ya çek perdelerini
Ya cemalin ayan eyle



Aralık 2004

Şükrü Özmen

PirincBurgeR 08-17-2007 07:33 PM

Ayaz

Gündelik şarkılara indirgenemez
İçimin aydınlık sabahları
Kelimesiz kararlılıklarla
Yaftalanan bir soğukluğa
Terkedilemez
Kuşlara sunduğum
Civa cıvıltısı

Hadi gelsin kar soğuğu
Isıtsın ellerimin caniliğini
Yakmak; başka bir baharın
Çiçek kuşanmış telaşı

Donduran sesler duyulsun
Gecenin siren gürültüsünden

Ne ki
Kalbimi ayazlatan
Bu yangı'ya ket vurur

Ne ki
Aydınlatır
Hüznün karanlık haritasını

O bulacak
Köpüklerinden
Lambanın cinini de

Tek dilek...
Biri bitsin.



26 Aralık 2006

Şükrü Özmen

PirincBurgeR 08-17-2007 07:33 PM

Baba Ölüm, Çocuk Ölüm

Su çağıltıda,
Gönül melalde...
Kimbilir hangi diyarda
Kaç derece ateşle
Kaç çocuk ölür.
Bilinir bazı yerlerde
Çocuklara ateş edildiği de.
Elleri karıncalanır bir militanın
Epeydir tetik çekmemiş
Parmakları kaşınır

Gökyüzüne bir su berraklığı ile
Bakabilmektir, der dedesi çocuğa...
Yinede apoletsiz bir hayatı seçemez
Marifetsiz çocuklar.
Ve yine su çağıldar
Ve yine gönle melal dolar
Ve yine karıncalanır
Militanın parmağı

Ama hayat
Bir su berraklığıyla
Bakar gökyüzüne
Gelinciklerin arasında
Bir gelincik gezinir
Harareti alınmış bir çocuğun
Gönlüne dirlik
Ruhuna ferahlık
Kalbine ipekler salar.
Boşver hayat bir gemi
Yürüt onu diyen şairin
Hayatını yürütür
Gece zebanileri
Dolu alıp boş verirler

Sarardı gökyüzüne bakan adam
Gözlerine kıraç tarlalar gibi
Ve gözlerine gök ekinler kadar
Güvenirdi çünkü
Bu hiç bir şey mağarası gök
Şu her şey denizi gök
Ateşini hangisi düşürecek
Bu ağlayan çocuğun? ...

Şükrü Özmen

PirincBurgeR 08-17-2007 07:34 PM

Balık Boşluğu

Boğazımdan göğsüme
Bir harfin kayganlığıyla
İnen tedirginlik
Yalandır gırtlağımda
Bir nefesin yeşillendiği
Meşhur mavilere
Kadavra parçaları atan
Meçhul bir periyim aslında
Dökme saçlardan sobalarda ısıtılmış
Buğulu bir telaşa giydirilmiştir
Pullarımın parlaklığı
Ahengim sorguya açık
Hüznüm yargıya
Hiç kimse emin değil
dürüstlüğümden
Denizi yakamozlayan
ben değilmiyim oysa
Güneşi kandırıp
Dalgaların koynuna sokan
Ben değilmiyim
Hiç kimse aldırmaz beyazlığıma
Lekeli bir şüpheyle yaklaşılır
Berraklığıma
Öyleyse mercanlar arasında
Kokuşmama gerek yok
Köpük serüvenlerine atılmalıyım
Pazarlar pazarında hemen şu anda
Üç otuz bedele satılmalıyım
Şöhretim büyüsün ki
Yalnızlara mut katsın
Aydınlık bahçelerim
O zaman ellerimi
İnkara yeltenilemez
Bir taş katılığına bürüyeyim
Geri dönülmez yollara
Yola gelmez bir inatla sapayım
Ki
Akşam alacalarının gadrinden
Payıma mavi düşmesin




18 Ocak 2007

Şükrü Özmen

PirincBurgeR 08-17-2007 07:34 PM

Bayram Bağrımda Yaram

Sabah alacasındadır gözyaşlarım
Kanlı bir bayramın sabah alacasında
Hüzne bulanışım sadece bundan
Kanlı bir bayramın sabahından
Dertsizden bahtsızdan
Kedersizden değil
Sadece bayramın sabahından
Aşka kesen yüreğimde kor varsa
Yanıyorsa ellerim hasretin ısısıyla
İşte bundan
Bayramın sabahından

Evsiz yurtsuz yolcular bile artık
Girdi kendi yataklarının
Sıcak sarıcılığına
Yollar bitti
Bitmez sanılırdı oysaki

İşte bayram
Diktatörsüz geldi UZAK lara
Asılan sakallı adam bile
Şimdi benden rahattır
Ölümün ılık
Mezarın soğuk yatağında

Ey gözlerimi yıkayan
Her bayram sabahında
Yatıştır biraz olsun karanlığımı
Uyandır kalbimi
Hüznün deliksiz uykusundan
Bayramım olmadı hiçbir bayram
Bari bir sonrakinde
Küçük bir tebessüm bulaştır yüzüme

Hasretin yarası kanıyor içime doğru
Çatlamak üzre kalbim mesafelerden
Uzak bir tuzak yine
Ve yine bir geceydi bu sabahın annesi
Yağlayan oydu urganları
Asan oydu
Kesen o
Şair yüreğimi şerha şerha

Yasak yok rehin yok
Anısız kalmaya ahdetmiş ruhuma
Uçmaya kararlı
Konmaya ayarlı
Bayram ağlayıcısı ruhuma
Kilit yok
Zencir yok

Sokaklara çıktı artık insanlar
Soğuk sisli bir sabahın içinden
Yürüyorlar Allah'a doğru
Sıcak bir çorba
Kaynamaktadır arkalarında
Ki dönüp tapınmalardan
Dolduracaklar içlerine
Aşkla ısıtılmış yemişleri
Benim gecem bitmemiş
Bayramım gelmemiş
Nesine gerek neyine gerek
Yılda birkez tapanların
Yürüyorlar
Sadece yürüyorlar
Geriye dönmek
Geriye eve çorbaya dönmek için
Yürüyorlar Allah'a

'Vurulmuş bir geyiktir şimdi gözlerim
İçimin ormanı bir yangın yeri'



31 Aralık 2006

Şükrü Özmen

PirincBurgeR 08-17-2007 07:34 PM

Bayramlarda Hüzünlenir Melekler

Benim gözlerim
Oldukça aşinadır hep
Bayram sabahlarına
Hüzünsüzden bahtsıza doğru
Keşmekeş bir yolculukta
Onlar ile devam ettim
Yoluma.
Çünkü:
Güzaf kelimeler yetmiyor
Bayram sabahlarında
Kalbimi puslandıran
O tuzsuz kederi anlatmaya
Ne yapılabilirki başka
Ya el öpüp çekilmeli hayattan
Ya da bayramda
Bayramca ağlanılmalı
Hüznü kazıyıp
Neşe çıkarmak piyangosu
Yalnız bayramda çekiliyor
Al biletini
Başla ağlamaya
Bütün hasretlerin
O, ince hastalık yapan
Kahir mikrobu
İçimize akmaya başladığında
Bizi, gözlerden ırak
Neşelendiriyor oysa
Dünya
Ve işte dünya
Tıkına tıkına
Dolmaya hazır midelerin
Saltanatına başlamanın
Bayramını yapıyor
Küçükler,
Kemiksizler,
Doğanlar
Ölenler
Fersizler
Günahkarlar
Ve
İşte dünya
Bayramını yapıyor
Parça tesirsiz olsun bombamız
‘Lütfeeeğaan’
Diye dua(!) ederek



Kasım 2003

Şükrü Özmen

PirincBurgeR 08-17-2007 07:34 PM

Ben Dünyanın Şaşkın Bakan Gözüyüm

Ben dünyanın şaşkın bakan gözüyüm
Anlamam gökyüzü neden kaçar
Gecenin rahmine...

Neden ölür analar
Çocukların gözlerindeki pırıltı için
Nedir adanmışlıkları

Heykeller nasıl üşümez karda kışta
Bronz cisimlerine konan
Kuşlardanda mı kapmazlar ayazı

Kimdir cesetleri külleyip
Çekmecelerde saklayan tuhaf sarıklı adam
Tanzim edilebilir mi ölümün yangısı

Çöllerde dullar oluşturan amcalar
Nasıl girer acaba koynuna avratlarının
Ceset soğuğunu çıkarıp üzerlerinden

Ben dünyanın hayret eden kızıyım
Bekâretim yağmalanır
Tankla tavşan avlayanlar tarafından

Ben kelâm tapınağında bir anlam kitabıyım
Tefsir olunur bana şairin vahyi
Şiir bana esirdir/Ben O'nun kölesiyim



23 Mart 2007

Şükrü Özmen

PirincBurgeR 08-17-2007 07:34 PM

Beş Benzemez

1. Sinek Vale

Hüznile sevda geçiyor
Ömrümün kıyılarından
Resimsiz düşlerimi bölerek
Yelkovan saplı baltalarla
Asılı kalıyor
Tüm ceninler
Tüm döllenmemiş
Meşru rahimlere

2. Kupa Papaz

İnme iniyor
*******i bu şehre
Kedileri fare yemiyor
Yürekleri
Katransı zehirler kaplıyor
Gece olunca
Ötesiz metalı rüyalar
Dürtüyor
Rahattan şişmiş kıçlarımızı
Koymayıp almak mahareti
Esnetiyor
Kalplaşan zihnimizi
Gece, bu şehirde her zaman
Fahişelik yapıyor
Giriyor koynumuza
Fasılasız kasılmalarıyla
İki bacak arasından

3.Karo As

Biz
Piç çocuklarıyız
Kente uzaklardan gelen
Mahmur yolcuların
Tutulup zehirsiz ama tuzlu
Saçlarımızdan
Atılacağımız yakındır
Okyanusa nazır
Bir sarı sahilden
Maviliklere
Kapatmaz piçliğimizi
Batıklar balıklar
Öyle aşina
Ve serin yerlerimizde
Saklıyoruz ölümü
Eyersiz atlara
Binersek eğer
Korkmayın gelen biziz
Elimizde piçliğin
Şanlı sancağı

4.Maça Kız

Gece şehre
Lapa lapa melek yağıyor
Çıkartıyor üzerinden dünya
Eski, kirli esvaplarını
Beyaz, temiz ve settar
Bir maske giydiriyor
Betondan günahlarımızın
Gri suratlarına

5.Kupa Kız

Deniz aşırı kalabalık
Denizaşırı gelen
Yolcularından dolayı
Islak, ılık ve kafiyesiz
Bir geceye giriliyor.
Haziranda
Bahardan boşalmış
Döller gibi yaz
Sıcak yavşaklığını
Öneriyor bize sadece
Gevşe ve rahatla
Gevşe ve rahatla
Gevşe
Sıkılmış yumruklar
Can sıkıyor her zaman
Bizse ölebilirdik belki
Cendereden
Esirgeyen koruyan
Direnmenin adıyla
Başlamasak
Her soğan ekmeğe
Kendi kendimize
Sıkabildiğimiz tek şeyimiz
Canımızdan başka
Göndere bayrak gibi
Asılı yumruklarımız
Hasılı yumruklarımız! ..



Aralık 2003

Şükrü Özmen

PirincBurgeR 08-17-2007 07:34 PM

Beş Dörtlük (Gitti)

Dağınık çileyim aşk tezgahında
Doku ilmek ilmek ör beni sevdam
Sızlarım kanarım ol çarmıhında
Derdin ne hallere kor beni sevdam

Divâne gezerim alemi hergün
Derdin dertlerime çare mi hergün
Delirttim çıldırttım kalemi hergün
Lügâti ağlattım gör beni sevdam

Elimden gelmiyor sana darılmak
Rengimi soldurur gamla karılmak
Tek dileğim vasl'ın ile durulmak
Aşkından caydırmak zor beni sevdam

Ehline veririm aşkın hasını
Ki silip parlatsın kalbin pasını
Alsın gam kederi hüznün yasını
Elinde yüreğim yor beni sevdam

Hasret boş çıkardı gözyaşlarımı
Vuslata bağlattım telaşlarımı
Erit nâr-ı aşkla kalp taşlarımı
Eyle ateşinle kor beni sevdam



3 Mart 2007

Şükrü Özmen

PirincBurgeR 08-17-2007 07:35 PM

Beş...

BİR/ gitti, gelirmi bilinmez
İKİ/lenen yollara doğru
ÜÇ/gen şiirler peşinde koşan şair
DÖRT/lükten başka birşey bulmaz
BEŞ/ para etmez zekanın küpünde


5 Aralık 2006

Şükrü Özmen

PirincBurgeR 08-17-2007 07:35 PM

Beyaz Giyen Periler

Göklerden yerlere
İnen melek gölgesi
Zamanın tandırında pişirir aklı
Kalemler çaresiz şiir zavallı
Bacalardan tüten çamur sevdası
Oyuyor safderûn bir aymazlıkla
Kendirlerle sarılı garip ovayı
Kediler sarılar taşlarla kaplı
Garâbet konağı şu civar başı
Sarıya beyaz giydiren efsun
Beyazda sarıyı yıkayan şehir
Aşka yol veriyor yakamozsuzluk
Geceye ay katıyor hülyalı dalış

Bacalardan perilerin geliyor oluşu
Çıldırtsa da şairin eksik mısralarını
Yetmiyor anlatmaya yetişemiyor
Kendini serçelere neden sunar
Güneşin sabah mahmurluğu
Bir ardıçkuşu neden küflenir
Serinliğin iksirsiz zaafiyetinde

Neden boşalır kalbe
Seller gibi bir hüzün
Niye ki akla düşen fir'âk ateşi

PirincBurgeR 08-17-2007 07:35 PM

eyaz Ülke

Eskidi kuşların o son şarkılarıda
Gönlüme hicran sunan
Bir sevgili gibiydi
Geçti gitti sonbahar
Ülkem şimdi bembeyaz.

Şükrü Özmen

PirincBurgeR 08-17-2007 07:35 PM

Bırak Yansın

Usül erkan görmeden dağdan şehre inenin
İnce hesap bilmeden riyazete girenin
Cesedi adam bilip ona kıymet verenin
Yuh olsun ervahına bırak yansın mahşerde

İnsana insan gerek bunu böyle bilmeyen
Rüyasız mahluklara gece gündüz sövmeyen
Nefsini adam edip ardından sürümeyen
Yuh olsun ervahına bırak yansın mahşerde

Şükrü Özmen

PirincBurgeR 08-17-2007 07:35 PM

Bir Kente Marşlarla Girmek

Ey külahı ters giydirilmiş
Gençliğim
Ruhunu çalıyor
İşte şu anda
Tarifsiz tafralarıyla
Zaman
Eyvah ki vah o halde
Güvertelerdeki sandıksız yolcular
Atılmalı denize
İksirsiz dualarıyla birlikte
Ya Rab!
Sonumuzu hayreyle...

Eskiyor elimde
Fizan’a kadar
Taşıyacağımı sandığım
Gittikçe ağırlaşan
Hazine sandığım
Ağırlaşıyor gece
Üstüme çökerken
Le le yar
Li li yar
Bir türkü koşup
Derinliklere
Ya Rab!
Aklımızı hıfzeyle...

La’l oluyor işte idrakim
Aynalar aynalar
Her bir yerimde
Açılıyor kapattıkça
Bakmaya kıyışamadığım
Kirli yerlerim
Ya Rab!
Ayb’ımızı setreyle...

Deminsiz,sonralar
Dünlü, dinsizler
Dinli, dünsüzler
Yanlı, yönsüzler
Canlı, kansızlar
Kanlı, cansızlar
Yetim, öksüzler
Bekliyor mu hala
Geçit resminde
Tebessümlerimizle
Geçeceğimiz zannıyla
Gönlü arsızlar,
Ömrü yarsızlar,
Kadim hırsızlar
Bekliyor mu?

Ey külahı ters giydirilmiş
Gençliğim
Ruhunu çalıyor
Kuduz yarasalar
İşte şu anda
Marşlarla giriyorsan
Eğer bir kente
Öyle gir ki
Çıkışın
Depremlerle olsun

Ya Rab!
Gönlümüzü göl eyle...



Şubat 2004

Şükrü Özmen

PirincBurgeR 08-17-2007 07:35 PM

Bir Yanlışın Götürdüğü Dört Doğru

birinci doğru...

gece örtmeye kâdir mi balçık hüzne bulanık
esrarlı cinayetimi
kadınlar umurum değil
yalnızlık telaşım değil
günün canı akşamın cehennemine...

ikinci doğru...

sanrılarını şiirleyen kalp yoksunu şair
güleç yüzünü aya çeviren çirkin yüzün çirkefi
vakitleri karartan müsekkin gece
sayılı zamanlardan kaçma girişimi ruhumun
hangi şarkıyla açıklanabilir şimdi
karanlığın şahitlik ettiği bu cinayet

üçüncü doğru...

zafer çığlıklarıyla üstüme gelen ordu
gel de göstereyim sana dünyanın örekesini
mağmadan başlayıp atmosferden çıkarayım
lök kalbinin dumanını
neye yarar sabahın teskinsiz bir irkilmeyle gelişi artık

dördüncü doğru...

şeytana günah listesi sunacak kadar kibirliyim
deminden dumanından efkarından öteyim aşkın
gizemi öfkeye yendirdim kasten
esini yosuna buladım bilerek
sesimi karartan cenklerden çıkıp
sözünün cehenneminde yanmaya geldim

yanlış...

bulmacalar beynimde sessiz sular gibi durgun
zindanımın anahtarı şairin cebinde
tövbeler ediyorum büyük tövbeler
aşkın cehenneminden korkuma
istiğfar kabul etmez bir tanrıya düşmüşüm
yaktı...




26 Mayıs 2007

Şükrü Özmen

PirincBurgeR 08-17-2007 07:35 PM

Bitmezse Güz Biter Gözlerim

Yalnız ay ışığı aydınlatabilir
Tenimde tutuşan ezgileri
Över durur hüznümü
Ay’lığından kalma
Eski alışkanlıkla
Oysa benim
Yürüyüşler tertipleyen
Bayraklar sallayıp
Marşlar haykıran
Bir keskinliğim var
Yitik,gömülü olsa da
Diri tutar rüyalara karşı
Gözlerimin perdelerini

Benim lal ama cıvıltılı bir kalbim,
Su gibi durgun bir hüznüm,
Dünyayı tanımaktan yorgun,
Şiirim var.
Kelimelerimin takati kesilse de
Celladın harmanisinde
İçimde beslediğim bir sövgü var
Benim şarkım,
Benim atımlarım,
Savaşım,
Aşkım,
Coşkum,
Soğan-ekmek gibi direnişim,
Göndere bayraklar çeken,
Sıkılmış yumruklarım,
Haziran’sız Eylül’üm
Terazisiz dengem var…

Ay ay’lığından kalma bir alışkanlıkla
Pudralıyor yüzümün çopurluklarını
Esrarlı bir cinayet mahalli süsü veriyor
Gözlerimin akına
Tüm dünya orda vurulmuş
Tebeşirle hattı çizilmiş gibi
Kusursuz bir cinayet işlenmiş
Saçlarımda
Katil,maktul,suçlu,suç
Eğilip girer
Bir mabedin kapısından

Yemliyor zaman ay ışığıyla
Tufan sonrasını andıran
Hatıratımı
Tarihçemde küçük suçlar
Kırbamda şerbet dolu
Benim çünkü
Lal ama cıvıltılı bir kalbim
Su gibi durgun bir hüznüm var

Bitmezse güz
Biter gözlerim
Yaprakların
Sarı salınışlarına
Ağlamaktan...





20 Kasım 2006

Şükrü Özmen

PirincBurgeR 08-17-2007 07:36 PM

Boş Bakışlar Günahkârı

Kesik parmağımdan akan bir damla kanda
Yıkıyorum cesaretin beyaz saltanatını
Korkuya kaptırdığım aşkın sızısını geçirmese de
Öfkenin sükûtunu aceleyle duymaya çalışmam
Dindirmese de akçıl kuşlarımın çığlığını

Dilini yarama bandıran vampir
Şeklini bozuyor acılarımın
Yanyana dizilmiş geçmiş şarkılar
Islatıyor ritmimin rengarenk dokusunu
Emsin istiyorum kılcallarıma kadar
İçime yeni sözler yumurtlayan kurbağa
Dünyayı bir ışık saltanatı zannetmeme değsin
Gülüşüyle resmimi ışıldatan ferahlık
Kara kirli bir kimyaya deney olamıyorsam
Bir ağaç resmi olayım bari
Ağacı hiç görmemiş
Kör bir ressamın tuvalinde

İşte
İş gücüm düşer diye sildiğim rengimin
Kağıtta bıraktığı ısrarcı leke
Çekip uzatıyor kulaklarımı
Midasın kuyusuna kadar
Yerle bir oluyor
Yaz günlerinden kalan unutulmuşluğum

Beni boş bakışların vebali diye yazacaklar
Dünyanın günah defterine
Çırpınışlarım sevaba sayılmayacak
Sol yanı çökük bir kambur olarak
Çook çok geç gireceğim cennete
Galiba....




23 Şubat 2007

Şükrü Özmen


Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 04:43 PM

Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11   Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions, Inc.