![]() |
manevi fıkralar..
Yurt disinda yasayan adam karisina bir mail gonderiyor:
Sevgili karicigim, bu ay maasimdan sana para gönderemiyorum, onun yerine 100 öpücük gönderiyorum. Sen benim bir tanemsin. Kocan Allen... Karisi da ona cevap veriyor, Sevgili askim, Gonderdigin 100 öpücük için tesekkür ederim. Masraflar söyle; 1- Sütçü bir aylik süt için 2 öpücügü kabul etti, 2- Elektrikçi 7 öpücükten sonra anlasmaya razi oldu, 3- Evsahibi kira için hergün 2-3 defa ugruyor, 4- Bakkal sadece öpücüge razi olmadi, ona ilave baska seyler de verdim, 5- Diger masraflar toplam 40 öpücük... Beni lütfen merak etme, daha 35 öpücük bakiyem var ve bu ayi çikarabilirim. Gelecek ay için de ayni yönde mi plan yapmaliyim? Lütfen bilgi ver. Sevgili karin Josephine... |
- Iyi ki düğünümüzü Belçika'da yapalım demişsin Goncagül
- Güzel oldu, değil mi Muhittin? - Evet canım, herkes dışarda evleniyor, bizim neyimiz eksik? - Beni kırmadığın için teşekkür ederim. - Sen istersin de ben yapmam mi bitanem? - Muhittin, sana geçmişimle ilgili bir şey anlatmak istiyorum. - Once duvağını çözseydik Goncagülüm. - Cözeriz, dur bi... Cok önemli bu... - Ee, ama sırası mı şimdi? Neyse, anlat bari... - Ben küçükken tecavüze uğradım. - Cok üzüldüm bebeğim. Ama şu an kendini iyi hissediyorsan önemli degil. - Simdi iyiyim de bunları bilmen lazım. - Yakınlarından biri tarafından mı?... - Yok... Bi bakkal vardı bizim mahallede... - Bakkal mı? - Evet... Elma şekeri satıyordu, güzel çikolatalar filan. - Eee? - Işte, bi gün bana, Sedat depoya gelsene dedi. - Sedat kim? - Anlatacağım bi tanem, sakin ol bi... |
Temel ile Dursun Amerikada itfaiye teskilatina girerler, yangin ihbari alinir. Cok katli bir binada yangin cikmistir.
Itfaiyeci merdiveni calismaz ... Temel yukari cikar. Dursun asagida kalir, Temel asagida bekleyen Dursunun kucagina cocuklari atmaya baslar. Temel atar, Dursun tutar, kaldirima koyar. Bir cocuk, iki cocuk, üc cocuk, derken besinci zenci cocuktur ... Temel birakir, Dursun yakalamak icin kollarini acmaz. Cocuk paat yerde. Bir zenci cocuk daha... Dursun yine tutmaz. Cocuk paat gene yerde... Ücüncü zenci cocukta Dursun yukari bağırır: -Yaniklari atma ! yaniklari atma ! |
Fizikçi, matematikçi, kimyacı, jeolog ve antropologdan oluşan bir heyet bir araştırma için arazide bulunmaktadır. Birden yağmur bastırır. Hemen yakındaki bir arazi evine sığınırlar. Ev sahibi bunlara bir şeyler ikram etmek için biraz ayrılır. Hepsinin dikkati soba üzerinde toplanır. Soba yerden 1 m. kadar yukarda, altındaki dizili taşların üzerindedir. Sobanın niçin böyle kurulmuş olabileceğine dair bir tartışma başlar. Kimyacı, "adam sobayı yükselterek aktivasyon enerjisini düşürmüş, böylece daha kolay yakmayı amaçlamış"; fizikçi, "adam sobayı yükselterek konveksiyon yoluyla odanın daha kısa sürede ısınmasını sağlamak istemiş"; jeolog, "burası tektonik hareketlilik bölgesi olduğundan herhangi bir deprem anında sobanin taşların üzerine yıkılmasını sağlayarak yangin olasılığını azaltmayı amaçlamış"; matematikçi, "sobayı odanın geometrik merkezine kurmuş, böylece de odanın düzgün bir şekilde ısınmasını sağlamış"; antropolog, "adam ilkel topluluklarda görülen ateşe tapmanın daha hafif biçimi olan ateşe saygı nedeniyle sobayı yukarıya kurmuş". Bu sırada ev sahibi içeri girer ve ona sobanın yukarda olmasının nedenini sorarlar., Adam cevap verir: - "Boru yetmedi."
|
Albay, binbaşıya:
-Yarın güneş tutulacak. Bu her zaman görülen bir şey değildir. Erleri talim elbiseleri ile talim meydanına getirin de olayı görsünler. Ben de orada bulunup kendilerine gerekli bilgiyi vereceğim. Şayet yağmur yağarsa, tabii bir şey göremeyiz. O zaman erleri, üstü kapalı talimgaha ***ürürsün. Binbaşı, yüzbaşıya: -Albayın emri ile yarın sabah saat dokuzda güneş tutulacak. Bu her zaman görülen bir olay değildir. Şayet hava kapalı olursa bir şey görülemeyecektir. Bu durumda tutulma, kapalı talimgahta gerekli talim elbisesiyle yapılacaktır. Yüzbaşı, teğmene: -Albayın emri ile yarın sabah dokuzda talim elbisesi ile güneş tutulmasının açılış merasimi yapılacaktır. Şayet yağmur yağarsa ki bu durum pek görülen bir olay değildir, Albay kapalı talimgahta gerekli bilgiyi verecektir. Teğmen, başçavuşa: -Yarın sabah dokuzda hava güzel olursa, talim kıyafeti ile albay tutulacak. Kapalı talimgahta yağmur yağarsa, alayın meydanında manevra yapılacak. Çünkü bu her zaman görülen bir olay değildir. Basçavuş, askere: -Yarın sabah saat dokuzda kapalı talimgahta Albayı tutacağız. Sabah hepiniz talim teçhizat ile hazır olun. Askerler kendi aralarında: -Yarın sabah bizim başçavus Albayı tutuklayacakmış. |
Öğretmen öğrencilere soru soruyor:
- "Ağaçta 7 kuş var. Avcı ateş ediyor, 3 tanesini vuruyor. Ağaçta kaç kuş kaldı?" Biri cevap veriyor: - "4 kuş kalır." Başka bir çocuk da hemen atılır: - "Hayır öğretmenim ateş edince bütün kuşlar uçar, ağaçta hiç kuş kalmaz..." Öğretmen bunun üzerine: - "Cevap yanlış ama stilini sevdim", der. Çocuk buna karşılık verir: - "Öğretmenim, ben de bir soru sormak istiyorum... Karşıdan 3 bayan geliyor, ellerinde dondurma var. Biri yalayarak yiyor, biri emerek, biri de ısırarak... Bu bayanlardan hangisi evlidir?" Öğretmen düşünüyor, düşünüyor... - "Emerek yiyen evlidir", diyor... Çocuk cevap veriyor: - "Hayır öğretmenim, parmağında alyansı olan... Ama ben de sizin stilinizi sevdim.." |
Baba, ortaokul üçüncü sınıfa giden oğlunun elinde karneyle salona girdiğini görür. "Allah allah, dönem ne çabuk bitmiş..." diye düşünür ve oğluna seslenir:
-"Getir bakayım şu karneyi!" -"Al baba..." Adam karneye bir bakar ki, beden eğitimi ve resim dışındaki tüm dersler zayıf. -"Bir dediğini iki etmiyoruz, bilgisayar dedin, bilgisayar aldık, ingilizce kursu dedin ingilizce kursuna gönderdik, gitar kursu, müzik aletleri, ne istersen yapıyoruz. Kız arkadaş uğruna harcadığın çiçek parasının haddi hesabı yok. Ne bu notların hali, rezil şey!" -"Baba... O benim karnem değil ki, senin kitaplarını karıştırıyordum, birinin arasında karnelerinden birini bulmuştum..." |
Bir öğretmen, öğrencileri tek tek odasına alıyomuş ve 100 puan değerinde bi soru soruyomuş:
“Otobüstesiniz, içerisi inanılmaz sıcak. N’aparsınız?” Odaya giren öğrencilerin hepsi, “Pencereyi açarım hocam” diyomuş. Kıl hoca bunun üzerine, “Peki o zaman; pencereden giren havanın hızı nedir?” diye soruyomuş. Soruyu duyan öğrenciler de apışıp kalıyomuş. Gak, guk… Şudur, budur, ama yok. Haliyle hepsi odadan bi karış suratla çıkıyomuş. Sıra dersi üstten alan bi öğrenciye gelmiş. Bu çocuk da, artık o sene okulu bitirmeyi kafasına koymuşmuş. Hoca yine aynı soruyu sormuş: “Otobüstesin ve içerisi feci sıcak. N’aparsın?” Bizimki başlamış saymaya. “Kazağımı çıkarırım, gömleğimi çıkarırım, fanilamı çıkarırım.” Hoca bıyık altından gülerek sürekli, “Başka, başka?” diyomuş. “Gazeteyle kendimi yellerim, başıma su dökerim…” Hoca hala, “Başka başka” deyince çocukcağız artık dayanamamış, “Hocam, okulu bitirmem lazım, afedersiniz, s….niz o pencereyi açmam!” demiş. *Aslında bu fıkradan çok ist. üniv.'sinde yaşanmış gerçek bi olay!!! |
Sarhosun biri üst bas daginik bir halde karakola gelir, araba anahtarini göstererek komisere söyle der:
-"Komiserim su elimde gördügünüz anahtar var ya, onun üstünde az önce benim arabam vardi, simdi yok. Arabami çalmislar..." Komiser sarhosa söyle bir bakar, -"Sen önce kendine bir çeki düzen ver bakiyim su haline bak. Devletin komiseri önünde böyle fermuari açik durmaya utanmiyor musun?" Sarhos pantolonunun önünde açik fermuara bakar, bakar ve söyle der: -"Aha, kariyi da çalmislar..." |
Bir satıcı küçük kasabaya geldiğinde artık saat çok geçtir ve şansına bulabildiği tek oteldeki tüm odalar tutulmuştur.
Satıcı yalvarır:Tek bir yatağınız bile yok mu? nerede olsa yatarım... Resepsiyon memuru cevap verir: Esasında iki yataklık ve bir yatağı boş bir odam var ama o odadaki öyle bir horluyor ki yan odadakiler tüm gece şikayet ettiler. Satıcı : Önemli değil, farketmez, o tek yatağı bana veriniz... Ertesi sabah satıcı gözleri parlak ve çok dinç bir şekilde kahvaltıya iner. Otelci sorar: Nasıldı geceniz? Satıcı : Hiç bu kadar iyi olmamıştı... Odaya girdim,adama''iyi ******* güzelim''diyerek bir öpücük verdim, gecenin geri kalanında uyanık olarak beni izledi... |
Adamın biri işten eve gelmiş bir bakmış, karısı başka bir adamla yatakta. Hemen tabancasını almış ve öteki adama:
- ''Madem karımı istiyorsun onu benden erkek gibi al. Seni düelloya davet ediyorum''... Öteki adam bunu kabul etmiş, ikisi birlikte yandaki odaya girmişler kapıyı kapatmışlar, sonra kadının kocası öteki adama fısıldamış; - ''Aslında kimsenin canının yanmasına gerek yok, ikimizde havaya ateş edelim sonra ölmüş gibi yere yatalım, karım ilk önce hangimizin yanına koşarsa en çok sevdiği odur''... Böylece ikisi havaya bir el ateş edip hemen kendilerini yere atmışlar... Kadın silah sesini duyar duymaz koşarak içeri girmiş... Yere yatan iki adama bakmış ve bağırmış.....: - ''Hayatım çıkabilirsin, ikisi de öldü..!!!!'' |
Kadínín biri, 46 yasíndayken kalp krizi geçiriyor ve hastaneye kaldírílíyor.
Ameliyat masasíndayken, ölüme yakín, birden bir hayal görüyor. Azrailí görüyor ve soruyor: "Benim saatim geldimi?" Azrail cevap veriyor: "Hayír, senin daha 43 sene, 2 ay vede 8 günün var". Narkozdan uyandígínda, estetik yaptírmaya karar veriyor. Yüzünü gerdittiriyor, dudaklaríní doldurtturuyor vede gögüslerini düzelttiriyor. Kísacasí: "Yeniden dogmus gibi" Daha uzun bir süre yasíyacagíní bildigi için simdi, okadar ameliyatín degdigini düsünüyor. Son ameliyattan sonra, hastaneden tamamen yeni bir insan gibi çíkíyor. Karsídan karsíya geçiyorki tam, ambülans çarpíyor. Ölüyor. Cenette Azrail e soruyor: "40 seneden daha fazla yasíyacagímí saníyordum! Neden ozaman bana o ambülansín çarpmasíní saglayíp, beni öldürttün?" Azrail cevap veriyor: "Kíz, ben seni hiç taníyamadím!!!" |
Genç bir bayan annesiyle birlikte doktora gitmiş ve hastalık belirtilerini anlatmış. Doktor: "Soyunun da bir bakalım" demiş. Genç bayan ise: "Hasta olan ben değilim, annem" demiş. Doktor ise: "Ha öylemi o halde şu ilaçları kullansın geçer" demiş
|
Adam karışının kedisinden o kadar nefret ediyormuş ki, ne yapıp yapıp ondan kurtulmanın yollarını düşünüyormuş.. sonunda bir sabah kediyi arabaya attığı gibi evlerinin 20 blok ötesinde bi sokağa ***ürmüş, onu orda bırakıp doğru ise gitmiş... aynı akşam isten eve gelmiş bi bakmış kedi evin bahçesinde karışıyla oynuyor, kadın neşe içinde "ayy bütün gün onu aradim" demis.. "ama akşamüstü bi baktım gelivermiş, evin yolunu nasıl da bulurmuş benim akıllı kedim"
Adam tabi çok bozulmuş ama belli etmemiş.. ertesi sabah yine kediyi arabasına atmış, bu sefer evin 40 blok ötesinde bi sokağa ***ürüp bırakmış yine ieş gitmiş, akşam işten eve gelmiş bi de ne görsün kedi salonda yine karışıyla yerlerde yuvarlanıyor..Ertesi gün adam kediyi 60 blok öteye bırakmış, akşam gelmiş yine kedi evde..sonraki gün 70 blok öteye bırakmış, akşam kedi yine evde.. adam artık ertesi sabah kediyi arabaya koymuş, 90 blok öteye gitmiş.. ordan köprü yoluna girmiş, ilk çıkıştan sağa donmuş, ordan tekrar sağa donmuş, gitmiş gitmiş, bi 20 blok daha uzağa gitmiş, sola donmuş, biraz daha gitmiş, ve kediyi orda arabadan atmış..Saatler sonra evin telefonu çalmış, adam karışını arıyor: "Hayatım, kedi orda mi?" "Evet.. neden sordun?" "sunu telefona bi çağırsana... KAYBOLDUM..!" |
Karı & Koca
Bir çift hiç konuşmadan arabayla yolda gitmekteydi. Daha önceki bir tartışma münakaşaya dönüşmüştü ve hiçbiri teslim olmak istemiyordu. Keçi, katır ve domuzlarla dolu bir çiftliğin yanında geçerken koca alaycı bir biçimde sorar: >"Akrabaların mı?" Karısı >"Evet" diye cevap verir ve ekler, "Senin taraftan akrabalarım" Kelimeler Kocası karısına kadınların bir günde kaç kelime kullandığına dair bir makale okuyordu...Erkeklerin 15,000 kelimesine karşılık 30,000 kelime.Karısı yanıtladı: "Sebebi erkeklere herşeyi tekrar etmek zorunda olmamızdır." Kocası karısına döndü ve sordu "Efendim?" Yaradılış Bir gün bir adam karısına sordu: "Aynı zamanda nasıl hem bu kadar salak hem de bu kadar güzel olabildiğini anlamıyorum." Karısı yanıtladı: "Açıklamama izin ver.Allah beni sen çekici bul diye çok güzel yarattı; Allah beni ben seni çekici bulayım diye çok salak yarattı!" Konuşmama Cezası Bir karı koca evde problemler yaşamaktaydı ve birbirlerine konuşmama cezası uygulamaktaydı. Aniden adam ertesi gün karısının kendisini sabah 5:00da iş için bir uçuşu olduğundan uyandırması gerektiğini hatırladı. Sessizliği ilk bozan (ve KAYBEDEN) kendisi olmamak için, bir kağıdın üzerine "Lütfen beni sabah 5:00da uyandır." yazdı venotu karısının bulabileceği bir yere bıraktı. Ertesi sabah, adam uyandı ancak saatin 9:00 olduğunu ve uçuşu kaçırdığını farketti. Çok kızdı, tam karısının onu neden uyandırmadığını soracakken yatağın yanında bir parça kağıt buldu. Kağıtta "Saat 5:00. Uyan" yazmaktaydı. Erkekler bu tip yarışmalar için yeterli donanıma sahip değiller.Allah erkeği kadından önce yaratmış olabilir, ancak şaheserden önce her zaman bir kaba taslak vardır. |
hasta cimbomlu gerçektende hasta olur ölüm döşeğine düşer.
Herzaman maçlarına gittiği fanatık arkadaşları ziyaretine gelirler. Son defa görelim derler. 'ALLAHIN takdiri,elden bişiy gelmez ama son bir isteğin varsa bari onu yerine getirelim 'o zaman beni fenere üye yapın!!! Herkes birbirine bakar: 'yaavv sen doğuştan cimbomlu değilmisin?ne yapıyorsun sen? Hasta cimbomlunun birden yüzü güler: 'ÜLEEENN BİR CİMBOMLU ÖLECEĞİNE BİR FENERLİ ÖLSÜN BEEE!! |
— 48 numaralı odada
yatan genç kızla görüşmek istiyorum. Nöbetçi hemşire sordu: Hay hay! Siz nesi oluyorsunuz hastanın? Ben mi? Erkek kardeşi? Bu sırada hemşirenin yanında duran hanım hemen atıldı: — Öyle mi? Çok memnun oldum tanıştığımıza. Ben de annesiyim... |
Çok güzel kizil sacli bir bayan doktorun ofisine girer ve her yerinin agridigini söyler.
"imkansiz" der doktor "Gösterin lütfen bana" Kizil parmagini uzatir sol gögsüne bastirir ve çiglik atar, sonra dirsegine bastirir bu sefer daha fazla aciyla bagirir. Dizine bastirir ve çiglik atar, ayak bilegine bastirir ayni sekilde. Neresine dokunsa çiglik atmaktadir. Doktor, "Gerçek kizil degilsiniz degil mi" der. "Eee, degilim" der kizil, "Aslinda sarisinim" "Tahmin etmistim" der doktor, "Parmaginiz kirik |
Amerika'da bir fuar açılmıştı. Fuarda zencileri beyaza dönüştüren bir makine tanıtılıyordu. Denemek 10 dolardı. iki zenci fuarı gezerken bu makineyi gördüler ve denemeye karar verdiler. Birinin 11 doları diğerinin ise 9 doları vardı. 9 doları olan arkadaşına dönüp
-Sen 1 dolarını bana ver. Gidip birlikte beyaz olalım. dedi. Arkadaşı ise : -Dur! Önce ben gireyim, deneyeyim. Eğer memnun kalırsam sana 1 dolarımı veririm. Sen de beyaz olursun. dedi. Anlaştılar. Zenci gidip makineye girdi ve bir süre sonra beyaz olarak çıktı. Dışarıda kalan zenci duruma çok sevinmiş olarak arkadaşının yanına gidip : -Hadi dedi. 1 doları ver ben de beyaz olayım. -Hadi oradan pis zenci |
Evli adama sevgilisi durmadan sakalini kesmesi
için baski yapar. Adam yalvarir : - Baska sey iste sevgilim. Karim sakalima bayiliyor... Beni öldürür vallahi... Sevgilisi o kadar israr eder, o kadar dirdir yapar ki adam dayanamaz gider kestirir sakallarini... Sevgilisinin tesekkürü müthis olur. Adam geceyarisi eve döner, uyumakta olan karisinin yanina sessizce uzanmaya çalisirken kadin uyanir ve karanlikta elini uzatir. Kocasinin yanagini oksar ve uyku sersemi mirildanir : - Özcan, sevgilim. Bu saatte burada ne isin var? Kocam nerdeyse gelir, biliyorsun... |
85 yaşından da bir adam doğumhanenin kapısında beklemektedir..
Doğumhaneden çıkan doktor şöyle bir bakındıktan sonra yaşlı adama sorar: "içerde doğum yapan bayan yakınınız mı?" A- "Evet, eşim." D- "Ama bayan 25 yaşlarynda..." A- "Tamam işte, eşim o. Niye şaşırdınız, baba olamaz mıyım yani?" "Yoo, aklıma benim dedem geldi de." A- "Nesi varmış dedenizin?" D- "Kendisi av meraklısı idi. sürekli ava çıkardı. Ancak yaşlanınca zorlanmaya başladı. Bir gün ava çıkacakken kendisini uyardık, aman yapma dedecim, sen yaşlandyn, ava gidemezsin diye. Kendisi Israr etti ve hazırlandı. E, tabi yaşlılık, çıkarken tüfek yerine baston aldı eline.Ben de kendisiyle gittim. Ormanda bayağı yol yürüdükten sonra bir geyik gördük.Dedim ya, dedem yaşlı. Bastonu omzuna koydu, doğrulttu ve geyiğe bastonla ateş etti. Geyik o anda vurulup yere düştü..." A- "Olur mu, başkası vurmuştur onu." D- "Ben de onu demeye çalışıyorum işte." |
Adam trafikte 'alçaktan uçarak' giderken polise yakalanır... kenara çeker arabadan iner:
- Buyrun Memur Bey! - Beyefendi aşırı hız yaptığınız için sizi durdurmak zorundayım, ehliyetiniz lütfen? - Ehliyetim yok, son yaptığım kazada ehliyetime el koydular Memur Bey. - Peki aracınızın ruhsatını görebilir miyim? - Araba benim diil Memur Bey çaldım ben bu arabayı. - Anlamadım nasıl yani, siz bu arabayı çaldınız, öyle mi??? - Evet Memur Bey, aa durun bi dakka torpido gözünde ruhsat olucaktı, silahımı oraya koyarken ruhsat gibi bişi gördüm galiba.... Polis iyice şaşırır: - Torpido gözünde silah mı var?!?!?!!?!?!? - Evet Memur Bey, bu arabanın sahibi kadını vurduktan sonra cesedi bagaja koydum silahı da torpido gözüne koydum... - Bİ DE BAGAJDA CESET Mİ VAR?!?!?!!?!?!?!?!?!?! - Evet Memur Bey... Trafik polisi bunu duyar duymaz amirini arar, arabanın etrafı bir anda polislerle dolar ve adamı sorguya alırlar.... Ekipler amiri adamın ehliyetini ister, adam ehliyetini çıkarır ki ehliyet geçerli temiz hiçbir anormallik yok.. Bunun üzerine adamın ruhsatını ister, adam çıkartır ruhsatı da verir, ekipler amiri yine bakar ki araba adama ait.. Derken adamdan torpido gözünü açmasını ister, adam açınca ortaya çıkar ki orada da silah falan yok... Ekipler amiri bir de bagaja bakmak ister adam bagajı açar orada da ne ceset ne bişi yok.. Bunun üzerine ekipler amiri 'Çok garip' der.... 'Sizi durduran memurun anlattığına göre bu arabanın bi kadına ait olduğunu söylemişsiniz, kadını öldürüp cesedi bagaja, silahı da torpido gözüne koymuşsunuz...' Adam güler: 'İnanamıyorum... O şimdi benim için 'aşırı hızlı gidiyordu' da demiştir....' |
Temel karisi Natasa ya gerdek gecesi sormus: ilk uyudugun erkek ben miyum?
Natasa: uyursan evet! ****************** Temele sormuslar, aptal mi guzel mi olmak istersin? Guzellik Gecicidur, demis. ****************** Temele hocasi sormus:1881 de ne oldu? Ataturk dogdi. 1914 ne oldu? Ataturk 33 yasina basti. ****************** Fadime ile temel buyuk adada dolasiyorlarmis. Bir marti temel'in kafasina pislemis. Fadime: - temel git su tuvaletten tuvalet kagidi al! Temel: - gerek yoktir kus, coktan ucup gittu. ****************** Temel Fadime ye bosanma davasi acmis ve hakime, -sayun hacum bey, karim uc yildur evde ne bulursa ustume firlatiyu. Ne olur bizu bosat! Hakim sormus, -peki evladim niye bunun icin uc yil bekledin? Temel: - yenu yenu isabet etturmeye basladu daa! ****************** Buyuk ikramiye cikan temeli uc ay sonra bakkal, kasap ve borclu oldugu diger esnaf yolda cevirmis ve -ula temel sana ikramiye ciktugu halde uc aydir niye borcunu odemiyosun? Diye sormuslar. -U-la Zencun oldi degis tu daa! demesunlar diye, demis. ****************** İdama mahkum olan temele son arzusunu sormuslar; benu oglumin yanuna gomin demis. Oglunun yasadigi ortaya cikinca, - Tamam daa, ben beklerum demis. ***************** Temel'in eczanesine genç ve güzel bir kadin girmis. Tartinin üzerine çikip parayi atmis. Begenmemis, manto ve ceketini çikarmis ve para atip tekrar tartilmis. Yine sıkılmış Kadın. etegini çıkarinca, temel atilmis,parayi atmis, -tevam edin puntan sonrasi müesseseten. ***************** Ogretmen telefonda, -Demek temel hasta, okula gelemeyecek, peki ben simdi kiminle konusuyorum - ? -pabamla. ***************** Temel savasta büyük çatismadan sonra,gece sessizlik sirasinda bir nefes aliyor,bir sigara çikariyor , kibritle yakiyor,arkadisi atiliyor -heyy ! Deli misin ? Bu çok tehlikeli. Temel sakin : -yok canim,içime çekmeyrum. ***************** Temel çok para kazanmis.ailece en lüks lokantaya gitmisler en pahali sarabi seçip ismarlamis. Garson : -hangi yil tercih ederdiniz,diye sorunca , -pi mahzuru yoksa hemen isteyrum. |
Adami, vergi dairesine cagirmislar. Yaninda butun defterlerini ve hesaplarini da getirmesini istemisler. Adam korku icinde, mali danismanina gitmis. Sormus:
"Vergi dairesine giderken nasil giyineyim?. Ne tur bir izlenim birakirsam, bana daha az vergi cezasi keserler?" Mali danisman ogut vermis: "En eski elbiselerini giy. Yoksul, muhtac bir goruntu ver ki, sana az ceza kessinler." Adam guvenemeyip, bir de avukatina danismis. Avukat, mali musavirin tam tersi bir ogut vermis: "En yeni, en pahali elbiseni giy. Guvenli, kendinden emin bir goruntu ver ki, az ceza kessinler vergiciler." Adami bu ogutler tatmin etmemis. Aklina guvendigi, filozof bir arkadasina ayni soruyu sormus. Bu akilli arkadas bir hikaye anlatmis. Soyle demis: "Bir gelin, zifaf gecesi ne giymesi gerektigini bir arkadasina sorar. O da, girtlaga kadar kapali, koyu renk bir gecelik giymesini tavsiye eder. Bir baska arkadasi ise, dekolte, seffaf bir gecelik giymesini soyler." Adam, bu hikayeyi dinledikten sonra, sorar: "Zifaf gecesi ne giyecegini bilemeyen gelinle, vergi dairesine giderken ne giyilecegini soran benim aramda ne gibi bir ortak yan var ki?" Adamin arkadasi gulerek, izah eder: "Ne giyersen giy, basina gelecek sey aynidir. " |
Karadenizliler ile Ruslar cephede uzunca bir müddet savasmislar.
Günlerce siperin arkasindan ates edip durmuslar, ama hiç ölen olmamis. Sonunda Ruslarin aklina bir kurnazlik gelmis: - "Ünlü bir laz ismi bulalim hep birlikte bagiralim, onlar ayaga kalkar seslenirler, biz de öldürürüz." Olur mu Olur... Ne diyelim, ne diyelim derken TEMEL akillarina gelmis: - "Tamam Temel diyecegiz... Bir, iki, üc: Temeeeeel!" Karadeniz cephesinde Temeller ayaga kalkmis: - "Ne vaaaaar!" Ruslar ayaga kalkan Temelleri öldürmüs. Ruslar: - "Güzel oldu, bu sefer DURSUN diyelim," demisler... "Bir, iki, üc: Dursuuuuun?" Dursunlar ayakta... - "Ne vaaaar?" Ruslar, ayaga kalkan Dursunlari da öldürmüsler. - "Güzel bu sefer IDRIS diyelim," demisler... Bir, iki, üç: - "Idriiiiis!" Idrisler ayakta... - "Ne vaaaaar?" Ayaga kalkan Idrisleri de öldürmüsler... Karadenizliler cephesinde: - "Bu böyle olmaz hep azaliyoruz. Ayni oyunu biz de onlara oynayalim." - "Tamam oynayalim. Ne diyelim?" - "VLADEMIR diyelim." - "Tamam. Bir, iki, üç: - "Vlademiiiir!" çit yok... - "Vlademiiiir!" çit yok... Birazdan karsi cepheden: - "Kim seslendiiii?" Karadenizliler hep birlikte ayakta: - "Biiiz..." |
Gerçek Cesaret
Gerçek Cesaret Kara' cıların komutanı bir asker çağırmış. Asker - "Emret komutanım" diyerek yanına gitmiş. Komutanı yere yatmasını istemiş. Daha sonra da bir tanka askerin üzerinden geçmesi için emir vermiş asker kılını bile kıpırdatmadan yattığı yerde beklemiş ve malumunuz ezilmiş. Komutan diğerlerine dönerek -"İşte cesaret" demiş. Havacıların komutanı bir asker çağırmış. Asker yine - "Emret komutanım "diyerek komutanının yanına gitmiş. Komutanı helikoptere binmesini emretmiş. Asker helikoptere binmiş ve havalanmış daha sonra komutanı askere aşağıya paraşütsüz atlamasını emretmiş asker de emre itaat etmiş ve atlamış. Yereçakılmış ve can vermiş. Komutan da diğeri gibi dönerek - "İşte cesaret " demiş. Sıra gelmiş denizci komutana. Denizci komutan askerini çağırmış. Asker çakı gibi hazırola geçmiş ve -"Emret komutanım" demiş. Komutan - Derhal denize atla ve 10 dakika yüzeye çıkma demiş. Asker; - "Hadi lan" demiş.. Komutan diğer komutanlara dönerek - "İşte asıl cesaret bu " demiş. |
Mazeret
Temel askerliğini yapıyormuş. Bölükte kırk ere izin vermişler. Geç kalırlarsa çadır hapsi var, ancak iyi bir mazeretleri olursa affedilecekler. Kırk kişiden otuz dokuzu da geç kalmış, hep ayni mazeret: - Atla istasyona celeydum. At catladi, tren kaçtı, geç kaldum. Derken kırkıncı da tamamlanmış, Temel'e sıra gelmiş. - Senin de mi atin çatladı, diye sormuşlar. - Hayır, demiş.Yoldaki otuz dokuz at leşini geçemedum. |
Görünmez Kaza
Askeri hastanede yatan Temel ve arkadaşlarının aletleri kopmuş. ebebini soranlara Temel anlatıyor : -El pombasu talimu yapayuduk, pimi çektuktan sonra ona kadar sayup atmamuz emredildi, piz de parmaklarumuzla saymaya paşladuk, pir, içi, uç, tört, peş, öpür ele geçmek için pompalaru apuş arasına koyalum tedük, alti, yeti, seçiz, tokuz...Bummm!! |
Kahraman
Erler sabah yoklamasında, çavuş içlerinden birine soruyor; - Söyle bakalım nerdensin ? - Maraş'lıyım komutanım.. Çavuş sinirleniyor ve askere okkalı bir tokat atıyor. Ardından tekrar soruyor - bir daha söyle bakalım nerdensin ? - Maraş'lıyım komutanım.. Çavuş bu sefer iyice hiddetleniyor ve askere okkalı bir tokat daha atıyor. Ardından tekrar soruyor - ulan sona son defa soruyorum nerelisin ? - Kahramanmaraş'lıyım komutanım.. - Hah şimdi oldu diyor çavuş ve yanındakine soruyor, - Oğlum sen nerelisin ? - Kahramansinop'luyum komutanım ! |
Tek benmiyim?
Manevra varmış.Mehmet elde tüfek yerde yatıyormuş.Komutan gelip sormuş : -Düşman önden gelirse ne yaparsın? Mehmet cevaplamış. Şu yandan, bu yandan, arkadan gelirse, diye tekrar sormuş komutan. Mehmet bunları da cevaplamış. Komutan en sonunda : -Ya düşman tepeden gelirse? deyince. -Bu memleketin tek askeri ben miyim komutanım? |
Bir fıkrada benden
Bir albay, bir er, bir yaşlı kadın ve bir de genç kız trende ayni kopartmanda yolculuk etmektedir. Tren bir tünele girip kopartman karardığı zaman, MUCUK bir öpücük sesi ve ardından SIIRRRRAAAK ! diye bir tokat sesi duyulur. Tünelden çıktıktan sonra yaşlı kadın "Aferin genç kıza Nasıl yapıştırdı tokadı" diye düşünmekte ve kafasını sallamaktadır. genç kız da "Zevksiz herif bu morukta ne buldu ki , bir de öpmeye kalktı ama kadın da iyi yapıştırdı " diye düşünmektedir. Albay ise "Ulan bizim esoglusu er, kızı öptü. tokadı biz yedik" diye yanarken er de içinden söyle düşünmektedir: "Hehe. Aferin lan bana. elimi öpüp Nasıl yapıştırdım tokadı albaya. |
Mahkemede hakim, Temel'e sormus;
- Kiminle evlisin? - Bizum kariylan! Hakim sinirlenmis,; - E, herhalde. Sen hic erkekle evlenen duydun mu? - Duydum tabi, nasil duymadum! - Kimmis,? - Bizum kari. http://www.cakal.net/images/smilies/siritma.gif |
KARI & KOCA__
Bir çift hiç konuşmadan arabayla yolda gitmekteydi. Daha önceki bir tartışma münakaşaya dönüşmüştü ve hiçbiri teslim olmak istemiyordu. Keçi, katır ve domuzlarla dolu bir çiftliğin yanından geçerken koca alaycı bir biçimde sorar: "Akrabaların mı?" Karısı "Evet" diye cevap verir ve ekler; "SENİN TARAFTAN AKRABALARIM." |
YARADILIŞ__
Bir gün bir adam karısına sordu: "Aynı zamanda nasıl hem bu kadar salak hem de bu kadar güzel olabildiğini anlamıyorum." Karısı yanıtladı: "Açıklamama izin ver.Allah beni sen çekici bul diye çok güzel yarattı; Allah beni ben seni çekici bulayım diye çok salak yarattı!" |
Temel ve Maymun
Nasa uzay üssünde yeni bir deneme yapılıyormuş. Gönüllü başvuranlar arasından Temel, astronot adayı olarak seçilmiş. Ön elemede oldukça sıkı testleri geçen Temel; 3 aylik ikinci bir eğitim ile iyi bir astronot olabilmiş. Beklenen an gelmiş ve Temel bir maymunla birlikte uzay mekiğine binerek havalanmış. Atmosfer aşıldıktan sonra Temel'in ilk işi; kendisine sıkı sıkıya söylenildiği gibi zarfları açıp maymunun ve kendisinin görev kartlarını okumak olmuş. Maymunun görevleri: "Yerküre ile bağlantıyı sürekli kontrol altında tutmak; her 2 saatte bir yörüngedeki sapmaları ayarlamak; füze içindeki hava basıncı, ısı, iletkenlik değerlerini aşağıya bildirmek; yakıt harcamasını ve motorların sırasını belirlemek..." diye devam ederken; okumaktan sıkılan Temel, kendi görev kartını açmış : "Maymunu iyi besle!" |
Ucuz ve tatlı
Müller akşama doğru Hamburg’da bir otele yerleştikten sonra, sokağa çıktı. Geceyi eğlenerek geçirmek istiyordu. Bir taksiye bindi, şofor sarışın ve güzel bir kızdı. Ona: - "Beni bu gece en ucuz ve en tatlı eğleneceğim bir yere ***ürün," dedi. Şoför kız: - "En ucuz ve en tatlı…", dedi ve hareket etti. |
Stil
Öğretmen öğrencilere soru soruyor: - "Ağaçta 7 kuş var. Avcı ateş ediyor, 3 tanesini vuruyor. Ağaçta kaç kuş kaldı?" Biri cevap veriyor: - "4 kuş kalır." Başka bir çocuk da hemen atılır: - "Hayır öğretmenim ateş edince bütün kuşlar uçar, ağaçta hiç kuş kalmaz..." Öğretmen bunun üzerine: - "Cevap yanlış ama stilini sevdim", der. Çocuk buna karşılık verir: - "Öğretmenim, ben de bir soru sormak istiyorum... Karşıdan 3 bayan geliyor, ellerinde dondurma var. Biri yala***** yiyor, biri emerek, biri de ısırarak... Bu bayanlardan hangisi evlidir?" Öğretmen düşünüyor, düşünüyor... - "Emerek yiyen evlidir", diyor... Çocuk cevap veriyor: - "Hayır öğretmenim, parmağında alyansı olan... Ama ben de sizin stilinizi sevdim.." |
Etmezsen etme
Adamın biri, bir gün ağacın altında namaz kılıyormuş. Ağaçta bulunan başka biri de onu izliyormuş. Namazını bitiren adam daha sonra namazının kabul olması için Allah'a dua etmeye başlamış. - "Allahım sen namazımı kabul et." Ağaçtaki adam: - "Etmem", diye cevap vermiş. Adam şaşırmış. Tekrarlamış: - "Allahım sen kıldığım namazı kabul et." - "Etmem." Adamın şaşkınlığı iyice artmış. Yine: - "Allahım sen namazımı kabul et", demiş. Ağaçtaki adam tekrar: - "Etmem", deyince adam sinirlenmiş. - "Etmezsen etme. Zaten abdestsiz kılmıştım." |
Sıfırdan
Bir kadınla en çok kimin birlikte olabileceği konusunda bir yarışma yapılıyormuş, dayanırsa kadın dayanamazsa yarışmacı büyük ödülü alacakmış. Nam-ı Kemal de oradaymış. Her postadan sonra da duvara çarpı atılıyormuş. Alman başlamış 1,2,3.. tıkanmış. İngiliz başlamış 3,5,7.. o da tıkanmış. Fransız 15,20.. derken o da kalmış. Bizim Nam-ı Kemal başlamış 70,80,90 derken durmak bilmiyor. Bakmış kadın iş kötü, Nam-ı Kemal'in duracağı yok, 95.yi yaparken "yok efendim bu 94." diye tutturmuş. Nam-ı Kemal, "Olur mu hanfendi 95 oldu, burada boşuna mı çarpı atıyoruz, sayıyoruz" dese de kadın dinlemiyor, "hayır bu daha 94." diyormuş. En sonunda bizimki zıvanadan çıkmış: - "Başlarım şimdi çarpına da sana da, sil hepsini sıfırdan başlıyoruz." |
Kadın İçin
Kayserili Pire Memet, istasyonda çok sıkışınca, gözü hiçbir şeyi görmez olup kadınlar tuvaletine doğrulmuş. Bir hemşehrisi önüne geçmiş: - Ne yapıyorsun, burası kadınlar için... Uçkurunu eline almış olan Pire Memet: - "Bu da kadınlar için!" deyip içeri dalmış. |
| Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 05:37 AM |
Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11 Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions, Inc.