Tek Mesajı Görüntüle
Old 09-25-2006, 12:17 AM   #29
M@D_VIPer
Forum Kalfası
 
M@D_VIPer Kullanıcısının Avatarı
 
Üyelik Tarihi: Dec 2005
Konum: BeyCoast
Mesajlar: 7,003
Teşekkür Etme: 26
Thanked 333 Times in 269 Posts
Üye No: 4853
İtibar Gücü: 3052
Rep Puanı : 16800
Rep Derecesi : M@D_VIPer has a reputation beyond reputeM@D_VIPer has a reputation beyond reputeM@D_VIPer has a reputation beyond reputeM@D_VIPer has a reputation beyond reputeM@D_VIPer has a reputation beyond reputeM@D_VIPer has a reputation beyond reputeM@D_VIPer has a reputation beyond reputeM@D_VIPer has a reputation beyond reputeM@D_VIPer has a reputation beyond reputeM@D_VIPer has a reputation beyond reputeM@D_VIPer has a reputation beyond repute
Cinsiyet : Erkek
Varsayılan

B. Birlikte yaşayanlar: Gelişmiş ülkelerde özellikle 1960'ların
sonlarına doğru birlikte oturma eğilimi yaygınlaşmıştır. 1980'lere
gelindiğinde 15-44 yaşlar arasındaki her üç Amerikan kadınından birinin
bir erkekle evlenmeksizin birlikte yaşadığı görülmektedir. Bu tür ilişki,
geçici birliktelikten evliliğe giden sürekli birlikteliğe kadar değişik
biçimler gösterebilmektedir. Birlikte yaşayanların çoğu bir yıl içinde
evlenmekte ya da ilişkiyi bitirmektedir. Birlikte yaşama, ilişkinin evlilik
için yeterince güçlü olup olmadığını sınama yolu olarak görülebilir.

C. Çocuksuz çiftler: Seçenek yaşam biçimlerinden biri de çocuksuz
çiftlerle ilgilidir. Bu grup istemediği ya da sahip olamadığı
için çocuksuz olan çiftleri içerir. Bu grup da tıpkı bekarlar, dullar ya
da evlenmeden birlikte yaşayanlar gibi toplumsal baskı altındadır;
çünkü toplum evliliği ancak çocukla birlikte düşünmektedir. Çiftler
çocuk sahibi olmamaya çeşitli nedenlerle karar vermiş olabilirler. Eşlerden
her ikisi de çocukla kesintiye uğramasını istemediği işlere sahip
olabilir; çocuk yetiştirmenin sorumluluğunu istemeyebilir; çocuklarına
geçirmek istemedikleri genetik bir özürleri olabilir; anababalık
rolüyle ilgilenmiyor ya da bu role uygun olmadıklarını düşünüyor
olabilirler vb.

D. Eşcinseller: Freud bir eşcinselin annesine yazdığı mektupta
şöyle demektedir: "Eşcinsellik elbette bir avantaj değildir, ama utanılacak
bir kusur, bir aşağılanma da değildir, bir hastalık olarak da
sınıflanamaz. Eskilerde ve günümüzde pek çok saygıdeğer kişi eşcinseldi,
aralarında (Platon, Michelangelo, Leonardo da Vinci, vb.) sayısız
büyük adam vardı. Eşcinselliği bir suç gibi cezalandırmak çok büyük
bir adaletsizliktir ve de zalimlik...

Kamuoyunda, karşıcinseller ve eşcinseller olmak üzere iki tür insan
olduğu kanısı yaygındır. Gerçekte ise, karşıcinselliği ve eşcinselliği
aynı süreklilik üzerinde kutuplar olarak görmek daha doğrudur.
Çoğu bilim adamı, karşıcinsel ya da eşcinsel "bireyler" değil, karşıcinsel
ya da eşcinsel "uygulamalar" olduğunu kabul etme eğilimindedir.

Psikanalizci İrving Bieber'e göre, eşcinsellik raydan çıkmış
karşıcinselliktir, temelinde de babanın etkisiz, annenin egemen olduğu aile
yapısı vardır. Buna karşılık Michael Schofield, bu çok yaygın varsayımın
doğru olmadığını, eşcinsellerin geçmişinin çok büyük bir
farklılık gösterdiğini söylemektedir. Schofield'e göre, eşcinseller
arasındaki farklılık, eşcinsellerle karşıcinseller arasındaki farklılıktan
çok daha büyüktür. Eşcinselliği açıklamaya çalışan diğer kuramlar da
(fiziksel yapı ve mizaç kuramları, biyolojik ve hormonal yapı kuramları,
öğrenme kuramları) başarılı bir sonuca ulaşabilmiş değildir. Sonuç
olarak, uzmanların hepsi şimdilik en iyi yolun eşcinsellik karşısında
açık görüşlü olmak ve gelecekteki araştırmaları beklemek olduğunda
birleşmektedir.

Bu bölümün sonuna bıraktığımız temel bir tartışma konusu da,
tekeşlilik, (monogamy) sorunudur. Kimmel'in (1974) dediği gibi, "Hemen
hemen bütün insanlar görünüşte aile denemesine girişmekle birlikte,
çoğu eğer olanakları olsaydı ailenin değerli bir kurum olup olmadığını
ve bu denemeye girişerek, değişimlere uğramaya ve ölmeye
değip değmediğini tartışırlardı."

Murdock'a göre, tekeşlilik bütün toplumlarda var görünüyorsa
da, onun incelediği 238 toplumdan aşağı yukarı sadece beşte biri tam
anlamıyla tekeşlidir. Dolayısıyla tekeşli yaşamın bütün insanlar için
en uygun yaşam biçimi olduğu söylenemez. Günümüzde nüfus patlamasıyla
birlikte "deneysel" yaşam biçimlerine duyulan ilgi ve hoşgörünün
de arttığı görülmektedir. Üstelik, evliliğe uygun olup olmadığına
bakılmaksızın, herkesin evlenmesi için yapılan toplumsal baskı
azalırsa boşanma oranının da büyük ölçüde düşeceği söylenebilir.

İnsanlar genellikle evliliğe girerken de, evliliği bozarken de tekeşliliği
tartışmaktansa kişileri tartışmayı yeğlemektedirler. Evliliğin
kurulmasında ve yıkılmasında bireysel etkenlerin varlığı ve rolü kuşku
götürmez, evlilikte ortaya çıkan mutluluğu ya da mutsuzluğu kendi
psikolojik gelişimimiz ölçüsünde biz yaratırız. Ancak öte yandan, evlilik
ve aile toplumsal kurumlardır ve bizi bireysel irademiz dışında
yönetmektedirler. Kurumlaşmış tekeşlilik bireysel sevgi temeline dayanıyor
gibi görünse de, aslında cinsel içgüdüyü denetim altında tutmak,
üretim güçlerini güvence altına almak, kadını erkeğe bağımlı
kılmak türünden toplumsal gerekçelere dayandığı düşünülmektedir.
Ancak bu tür yorumların somut değişimlere dönüşemediği de açıktır.

Amerika Birleşik Devletleri Nüfus Bürosu'nun belirttiğine göre,
bu ülkede 1960'da kadınların yüzde 72'si ve erkeklerin yüzde 47'si 20-24
yaşlar arasında evleniyordu; 1990'da ise kadınların yüzde 34'ü ve
erkeklerin yüzde 21'i aynı yaşlar arasında evlenmektedir. Bu durum
günümüzde evliliği erteleme konusunda güçlü bir eğilim olduğunu
göstermektedir. Evliliği erteleme eğilimi kısmen üniversiteye gitme
oranındaki artışla ilgilidir. Gclişmiş ülkelerde evlilik olmadan birlikte
yaşama olanağı da evlenmeyi ertelemeye yol açmaktadır. Boşanma
oranının artması ve tek yaşamanın gitgide kabul görmesi de evlenmeyi
geciktiren nedenler arasındadır (seçenek yaşam biçimleri burada
anımsanabilir). Sonuç olarak, günümüzde evliliğe daha gerçekçi ve
akılcı nedenlerle yaklaşıldığı söylenebilir.
__________________

M@D_VIPer Nickten Öte..Bir Markadır...


Her Gidişin Bir Dönüşü,Her Bitişin Bir Başlangıcı Vardır..!!!
M@D_VIPer çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla