Tek Mesajı Görüntüle
Old 09-25-2006, 12:20 AM   #6
M@D_VIPer
Forum Kalfası
 
M@D_VIPer Kullanıcısının Avatarı
 
Üyelik Tarihi: Dec 2005
Konum: BeyCoast
Mesajlar: 7,003
Teşekkür Etme: 26
Thanked 333 Times in 269 Posts
Üye No: 4853
İtibar Gücü: 3039
Rep Puanı : 16800
Rep Derecesi : M@D_VIPer has a reputation beyond reputeM@D_VIPer has a reputation beyond reputeM@D_VIPer has a reputation beyond reputeM@D_VIPer has a reputation beyond reputeM@D_VIPer has a reputation beyond reputeM@D_VIPer has a reputation beyond reputeM@D_VIPer has a reputation beyond reputeM@D_VIPer has a reputation beyond reputeM@D_VIPer has a reputation beyond reputeM@D_VIPer has a reputation beyond reputeM@D_VIPer has a reputation beyond repute
Cinsiyet : Erkek
Varsayılan

YETİŞKİNLİKTE ORTA YILLAR

Psikologların uzun yıllar boyunca dikkatlerini yalnızca çocukluk
ve ergenlik dönemlerine yönelttikleri bilinmektedir. Yaşamın sonraki
yılları, sanki bu ilk dönemlerin sürekli yinelenmesinden ibaretmiş gibi
görülüyordu. Oysa sağduyu ve yaşam deneyimi bunun doğru olmadığını
söylemektedir. Nitekim, 1970'lerden bu yana psikolojide yetişkinlik
döneminin ele alınmasına hız verilmiştir. Yetişkinlik dönemi
içinde en çok ilgi duyulan yıllar da orta yıllar olmuştur.

:::::::::::::::::

İ. ORTA YILLARA GENEL BAKIŞ

Orta yaşlı yetişkinler gelişimin tepe noktasına ulaşmış kişilerdir.
Ancak, gelişimde orta yılların ne zaman başladığını saptamak çok zordur,
çünkü bunu saptamayı sağlayacak özel biyolojik değişimler yoktur;
bu nedenle genellikle toplumsal ölçütlerin kullanılması yeğlenmektedir.
İnsanların kişisel, toplumsal ve ekonomik yönden en üst düzeye
eriştikleri 35 yaşlarından başlayarak birçok görevlerinden emekliye
ayrıldıkları 65 yaşına kadar olan dönemi gelişimde "orta yıllar"
olarak kabul edebiliriz. Aslında bu da orta yıllar için yapay bir
sınırlamadır. Her şeyden önce, kronolojik yaşın yaşam dönemlerini saptamakta
iyi bir ölçüt olmadığını biliyoruz. 45 yaşında duygularını bir
genç kadar taze tutan insanlar vardır, 40 yaşında bir başkası ise hem
kişiliği hem ekonomik durumu yönünden bir ergen kadar bunalımlı
olabilir. Şu halde, hem toplumsal saat, hem de bireylerin çeşitliliği
yaş sınırlarının belirsizliğini arttıran nedenlerdir.

Orta yıllara ilişkin görüşleri belirleyen bir başka neden de gençliğin
önemsendiği ve vurgulandığı toplumlarda orta yaşlılığın görmezlikten
gelinmesidir. Çocuklar ve gençler sevilir, ihtiyarlığa dehşetle
bakılır, orta yaş ise bilmezlikten gelinir. Çocuk ve ihtiyar için
özel bir ad varken, orta yaşlı için özel bir ad yoktur. Yetişkinliğin
getirdiği sorunlar öylesine abartılır ki, kimse bu yaşlara ulaşmak istemez.
Orta yıllar yaşlılığa ve dolayısıyla ölüme giden yolun başı gibi
görüldüğünden, kimse 40 yaşını aşıp gitmek istemez. 40 yaş dolayları
bunalımlı, huzursuz, hüzünlü yıllar olarak algılanır.

Yetişkinlik psikolojisi konusunda kamuoyunda ve kitle iletişim
araçlarında ortaya çıkan ilgi normalin ne olduğu sorununu yeniden
gündeme getirmiştir. Yetişkin yaşamındaki değişimler, ister ılımlı
"geçişler", ister dramatik "değişimler", ister korkunç "bunalımlar" olsun,
neyin normal olduğunu tanımlama sorunu ortadadır. Yaşamı, bireylerin
aynı kurallara göre izlediği ve belirli yaşlarda belirli olayların
ortaya çıktığı evreler olarak betimlemek her zaman çok akla yakın
görünür. Oysa bugün hem "biyolojik saat"imiz (erinliğin her iki cins
için de daha erken başlaması, menopozun daha geç gelmesi, vb.), hem
de "toplumsal saat"imiz (iş, eğitim, aile, sağlık koşullarının iyileşmesi,
ileri yaşlarda bile yeni işlere girme, yeni aileler kurma, vb.) değişmiştir
ve giderek değişecektir. Günümüzde toplumlar gelişmişlik düzeyleri
ölçüsünde "yaşa bağlı" toplumlar olmaktan çıkmaktadırlar. Dolayısıyla,
yetişkin kişiliğinin değişmezliği, yetişkin yaşamındaki bunalım
noktaları türünden görüşlerin de yeniden gözden geçirilmesi gerekmektedir.
__________________

M@D_VIPer Nickten Öte..Bir Markadır...


Her Gidişin Bir Dönüşü,Her Bitişin Bir Başlangıcı Vardır..!!!
M@D_VIPer çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla