4. Cinslere İlişkin Kalıpyargılar
Kalıpyargılar (stereotyps), güncel olarak kullanılsalar bile belirlenmiş
buyruklar, normlar, standartlar olarak etkide bulunurlar. Toplumsallaşma
çabaları toplumun bütün üyelerini kalıpyargılara uygun
olarak geliştirmeyi amaçlar. Örneğin, oğlan çocuklar etkin, yarışmacı
ve akılcı, kız çocuklar ise bağımlı, duygusal ve edilgin olacak biçimde
yetiştirilirler. Ayrıca, Tresemer ve Pleck'in belirttiği gibi, cinsler
arasındaki sınırlar bireylerin önceden belirlenmiş cinsiyet rollerinde
ilerleyebileceği biçimde belirgin ve katı tutulmalıdır, vb.
Cinsler arasında varolan farklılıkları saptamaya tarih boyunca
çaba gösterilmiştir. Fiziksel özelliklerin farklılığı konusunda aşağı
yukarı bir uzlaşma vardır, oysa psikolojik niteliklerin saptanmasında
aynı açık-seçiklik yoktur. Maccoby ve Jacklin cinslerin farklılığı
konusundaki yüzlerce araştırmanın sonuçlarını özetleyerek, pek çok
farklılığın gerçeklikte temeli olmayan güncel kültürel söylenceler olduğu
sonucuna varmışlardır. Maccoby ve Jacklin'e göre yanlış olan
söylenceler şunlardır: Kızların oğlanlardan daha "toplumsal" olduğu;
kızların oğlanlardan daha "telkin edilebilir" olduğu; kızların başarı
güdüsünden yoksun olduğu; kızların katılımdan daha çok etkilendiği;
oğlanların çevreye daha çok yanıt verdiği; kızların özsaygılarının daha
düşük olduğu; kızların ezberden öğrenmede ve tekrarlı görevlerde,
oğlanların yüksek bilişsel süreçler gerektiren görevlerde daha iyi olduğu;
oğlanların daha "çözümleyici" olduğu; kızların daha işitsel,
oğlanların daha görsel olduğu... Maccoby ve Jacklin, bu alandaki araştırma
bulgularının çok karışık, belirsiz ve yargı geliştirmeye elverişsiz
olduğunu da saptadılar. Sonuçta yalnızca dört alanda belirtilmiş cinsiyet
farklılıklarını kabul ettiler (Tablo 16). Ancak, daha sonra bu çalışmaya
da yöneltilen eleştirilerin ışığında, bugün, cinsler arasındaki
farklılıkların önceleri görüldüğünden daha az, ama belki Maccoby ve
Jacklin'in belirttiğinden daha özlü ve önemli olduğu kabul edilmektedir.
Öte yandan, cinsel rol (sex role) ile cinsel kimlik (sex identity)
arasındaki ayırım da çok önemlidir. Cinsel (ya da cinse bağlı) kimlik, bir
cinsten ya da öbüründen olmanın farkında olmaya, özbilincine dayanır,
bir insanın erkek ya da dişi olmlsına ilişkin iç yaşantıdır. Cinsel (ya da
cinse bağlı) rol, toplumun cinsler için önceden belirlediği davranışlar ve
rollerdir. Bir cinsel rolün kazanılması süreci bazen "cinsel tipleşme"
(sex typing) olarak adlandırılır. Bu kavramları birbirinden her zaman kesin
biçimde ayırmak olanaklı değildir. Cinsel tipleşme bir cinsel kimliğin
kurulmasına tabi olabilir ya da cinsel kimlik kısmen cinsel rol
davranışlarının kabul edilmesine dayanabilir. Ne olursa olsun, gelişim
kuramları bazen biri ya da öbürü üzerinde odaklaştığı için, böyle bir ayırım
yapmakta yarar vardır (Liebert ve Wick-Nelson. 1981 ).
Tablo 16
Yerleşik Cins Farklılıkları Alanları ve Ortaya Çıktığı Yaşlar
Alanlar - Yaşlar
Kızların sözel yetenekleri daha fazladır. - Olasılıkla yaşamın erken
yıllarında çelişen bu özellik. okulöncesi yıllarla ergenlik arasında
pek az belirgindir, yetişkinliğe girildikten sonra gitgide güçlenmektedir.
Oğlanlar görsel-uzamsal yetenekte üstündürler. - Bu özellik ergenliğe
kadar oluşmaz ve yetişkinlikte sürer.
Oğlanlar matematiksel yetenekte üstündürler. - Bu özellik ergenliğin
ilk yıllarında başlar ve yetişkinlikte gelişir.
Oğlanlar daha saldırgandır. - Bu özellik 2 yaşlarında başlar ve üniversite
yıllarında sürer. Yetişkinler açısından daha fazla bilgi yok.
Kaynak: Maccoby ve Jacklin, The Psychology of Sex Differences,
1974, aktaran Liebert ve Wicks-Nelson, 1981.
__________________
M@D_VIPer Nickten Öte..Bir Markadır...
Her Gidişin Bir Dönüşü,Her Bitişin Bir Başlangıcı Vardır..!!!
|