Tek Mesajı Görüntüle
Old 09-25-2006, 12:32 AM   #49
M@D_VIPer
Forum Kalfası
 
M@D_VIPer Kullanıcısının Avatarı
 
Üyelik Tarihi: Dec 2005
Konum: BeyCoast
Mesajlar: 7,003
Teşekkür Etme: 26
Thanked 333 Times in 269 Posts
Üye No: 4853
İtibar Gücü: 3052
Rep Puanı : 16800
Rep Derecesi : M@D_VIPer has a reputation beyond reputeM@D_VIPer has a reputation beyond reputeM@D_VIPer has a reputation beyond reputeM@D_VIPer has a reputation beyond reputeM@D_VIPer has a reputation beyond reputeM@D_VIPer has a reputation beyond reputeM@D_VIPer has a reputation beyond reputeM@D_VIPer has a reputation beyond reputeM@D_VIPer has a reputation beyond reputeM@D_VIPer has a reputation beyond reputeM@D_VIPer has a reputation beyond repute
Cinsiyet : Erkek
Varsayılan

IV. YETİŞKİN EĞİTİMİ

Bu bölümde, günümüzde yetişkinlerin yeniden eğitimi, sürekli
eğitim, yaşamboyu eğitim gibi adlarla anılan etkinliği, iki açıdan ele
alacağız. Bunlardan birincisi eğitime yeniden dönen yetişkinler konusu,
ikincisi de okuma-yazma bilmeyen yetişkinlerin eğitilmesi sorunudur.
Birinci konuyla ilgili olarak Perlmutter ve Hall'dan (1992) aşağıya
aldığımız parça ileri yetişkinlikteki eğitimin anlamını çok iyi
açıklamaktadır.

"Pek çok gerontolog sürekli eğitimin yaşlılık yıllarının
kalitesini büyük ölçüde iyileştireceğine inanmaktadır.
Eğitim bilgi sağlar, ama aynı zamanda tutumları, inançları,
davranışı etkileyen bir toplumsallaşma etkeni olarak
uyarır ve etkide bulunur. Yaşlı öğrencilerin amaçları
onların eğitimin değerinin farkında olduğunu göstermektedir.
Kimi yaşlı öğrenciler, bedenlerinde ve davranışlarında
olgunlaşmanın ve yaşlanmanın sonucu olan
değişimleri anlamalarına ve belki de ödünlemelerine
yardımcı olacak bilgiyi ararlar. Kimileri de eskiliğiyle
onları tehdit eden teknolojik ve kültürel değişimi anlamaya
çalışırlar. Bu değişimlerin kişisel sonuçlarına karşı
bilgideki ve becerilerdeki kuşak farklılıklarını en aza
indirecek dersler alarak savaşabileceklerdir. Kimileri
belki bir ikinci -ya da üçüncü- mesleğe girmelerini sağlayacak
yeni mesleki beceriler kazanırlar. Kimileri de
eğitimi anlamlı emeklilik rolleri geliştiren bir kişisel
gelişme ve doyum aracı olarak kullanırlar." (Perlmutter
ve Hall, 1992).

Perlmutter ve Hall'ın (1992) belirttiği gibi, okulun yaşlı yetişkinlere
kapılarını açması oldukça gecikmiştir. Bunun nedenlerinden biri
yaşlılık karşısındaki tutumlarımızdır. Yakın yıllara kadar yaşlanma
düşüş, bozuluş ve ölümle eşanlamlı sayılıyordu. Şimdi artık yaşlı kişilerin
de eğitimden yararlanabileceği kabul edilmektedir.

Yetişkin eğitimi etkinliklerine genellikle genç ve orta yaşlı yetişkinlerin
katıldığı bilinmektedir. Amerika Birleşik Devletleri Nüfus
Bürosu'nun 1990'da bildirdiğine göre, bu ülkede orta yaşlı (35-54 yaşlar
arasındaki) yetişkinlerin yüzde 17'si ve 54 yaşından büyüklerin
yaklaşık yüzde 6'sı okula yeniden dönmektedir. Yetişkinlerin eğitime
yeniden katılma nedenleri çok çeşitlidir, amaçları ise yaşla çok az
değişmektedir. Genç yetişkinler iyi bir iş, bir genel eğitim sahibi olmak,
daha fazla para kazanmak istediklerini belirtirken, daha yaşlı yetişkinler
topluma katkıda bulunma, daha kültürlü bir kişi olma, daha fazla
para kazanma isteklerini dile getiımektedirler; ilginç şeyler öğrenme,
ilginç kişilerle tanışma niyetleri de belirtilmektedir. Willis (1985)
yetişkinlerin eğitimlerinde bellibaşlı beş amaç saptamaktadır. Birincisi,
yetişkinlerin kendilerini ikinci bir mesleğe hazırlamalarıdır. Bunlar
erken emekli olan, işinden bıkan, mesleğine ilgisini yitirmiş kişilerdir;
bazıları da yıllarını çocuk yetiştirmeye verdikten sonra iş pazarına giren
kadınlardır. İkincisi, eğitimden toplumsal-kültürel değişimi anlama
aracı olarak yararlanmaktır. Toplumsal ve teknolojik değişimlerin
yarattığı tehdide karşı savaşabilmek için onları anlamak gerekmektedir.
Hızlı değişim, özellikle kişisel denetimin yitirildiğini telkin ettiği
durumlarda tehdit edici olabilmektedir. Sürekli ya da yaşamboyu
eğitimin geleneksel hedefi yetişkine bu değişimi kavrama yollarını
sağlamaktır. Üçüncü amaç, teknolojik ya da sosyokültürel eskimeye,
modası geçmeye karşı savaşmadır. Gelişmiş ülkelerde sanayi ya da iş
dünyası bu tür bir yetişkin eğitimini elemanlarına kendisi sağlamaktadır
(en bilinen örnek büro memurlarına bilgisayar kullanımının
öğretilmesidir). Dördüncü eğitim amacı doyumlu emeklilik rollerinin
yaratılmasıdır. Burada amaç ekonomik yarar sağlamak yerine
kişisel doyuma ulaşmaktır (hobiler, boşzaman ilgileri geliştirmek gibi).
Son olarak, yaşlı yetişkinlerin önemli bir amacı da yetişkinliğin
biyolojik ve psikolojik değişimlerini kavramaktır. Öğrenme, bellek, sorun
çözme alanlarındaki düşüşleri önlemek için geliştirilen bilişsel
stratejiler yetişkinlere öğretilebilmektedir. Bilişsel alandaki birçok
araştırma kişinin eğitim düzeyinin yaşından çok daha etkili olduğunu
göstermektedir.

Varolan eğitim programları ile yaşlı öğrencilerin gereksinmeleri
arasındaki kopukluğu gidermek için doğrudan onlara yönelik programlar
hazırlanmaktadır. Bunlardan biri Amerika Birleşik Devletleri'nde
60 yaşını geçmiş kişiler için düzenlenen, yoğun olmayan, kısa
süreli bir programdır. "Elderhostel" adını taşıyan bu programda konular
mimariden genetik mühendisliğine, deniz ekolojisinden beyzbol
edebiyatına kadar çok çeşitli alanlara yayılmaktadır. Araştırmalar, 71-86
yaşlar arasındaki bazı "yaşlı" öğrencilerin bu derslerden en fazla
yararlananlar olduğunu göstermektedir.

Öte yandan, okur-yazar olmayan yetişkinler sorunu dünyamızın
hala ciddi bir sorunudur. Söz gelimi, Birleşmiş Milletler'e mensup 158
ülke içinde Amerika Birleşik Devletleri bile okur-yazar nüfus sıralamasında
kırk dokuzuncu sırayı almaktadır. 1970'lerde bu ülkede nüfusun
üçte birinin okumaz-yazmaz olduğu kestiriliyordu; on yıl sonra
bu oran yüzde on üç dolaylarındaydı. Ancak bir ülkede okumaz-yazmaz
yetişkinlerin sayısını belirlemek sanıldığı kadar kolay değildir.
Bu konudaki kestirimler, hiç okuma-yazma bilmeyenlere mi, yoksa
temel okuma-yazma becerisine sahip olup da bunu üretici bir biçimde
kullanmayanlara mı bakıldığına göre değişmektedir. İşlevsel
okumaz-yazmaz olarak adlandırılan ikinci gruptaki insanların nasıl
tanımlanacağı konusunda da pek görüş birliği yoktur. Bununla birlikte,
yetişkin eğitimi konusundaki beklentilerin dayandığı temel ilke
değişmemektedir: Eğer sağlığımızı koruyabilirsek, hep etkin olursak,
zihnimizi kullanmayı sürdürürsek, büyük olasılıkla bilişsel işlevlerimizde
önemli düşüşler olmayacaktır. Bu da yetişkinlerin her yaşta eğitimlerini
sürdürebilecekleri anlamına gelmektedir.

Yetişkinlerde yaşa bağlı bilişsel düşüşler daha çok deneysel
araştırmalarda ortaya çıkmakta, bunların gündelik yaşamdaki etkisinin
çok az olduğu görülmektedir. Bireyin yaşam koşullarını dikkate alan
kuramlara göre, gelişim büyük ölçüde bilişsel, toplumsal, fiziksel çevreye
bağlıdır. Çeşitli eğitim programlarıyla yaşlı kişilerin sorun çözme
kalitesi, bellek işleyişi, akıcı zeka düzeyi iyileştirilebilmektedir. Hangi
teknik kullanılırsa kullanılsın eğitim genellikle etkili olmaktadır. Yaşlı
kişiler eğitim sırasında çözdükleriyle aynı tür sorunlarla karşılaştıklarında
yeni stratejiler kullanabilmektedirler. Buradaki sorun, bu stratejilerin
benzer olmayan sorunlara aktarılması konusunda ortaya çıkmaktadır.
Bununla birlikte, gerek sorun çözme eğitimi, gerek bellek
eğitimi, gerek akıcı zeka eğitimi programlarında yaşlı kişilerin önemli
ilerlemeler kazandıkları görülmektedir (Hoffman ve ark., 1994).
__________________

M@D_VIPer Nickten Öte..Bir Markadır...


Her Gidişin Bir Dönüşü,Her Bitişin Bir Başlangıcı Vardır..!!!
M@D_VIPer çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla