Tek Mesajı Görüntüle
Old 09-25-2006, 12:33 AM   #57
M@D_VIPer
Forum Kalfası
 
M@D_VIPer Kullanıcısının Avatarı
 
Üyelik Tarihi: Dec 2005
Konum: BeyCoast
Mesajlar: 7,003
Teşekkür Etme: 26
Thanked 333 Times in 269 Posts
Üye No: 4853
İtibar Gücü: 3052
Rep Puanı : 16800
Rep Derecesi : M@D_VIPer has a reputation beyond reputeM@D_VIPer has a reputation beyond reputeM@D_VIPer has a reputation beyond reputeM@D_VIPer has a reputation beyond reputeM@D_VIPer has a reputation beyond reputeM@D_VIPer has a reputation beyond reputeM@D_VIPer has a reputation beyond reputeM@D_VIPer has a reputation beyond reputeM@D_VIPer has a reputation beyond reputeM@D_VIPer has a reputation beyond reputeM@D_VIPer has a reputation beyond repute
Cinsiyet : Erkek
Varsayılan

2. Toplumsal Çevre

Aile yaşamı en fazla araştırılan konulardan biri olmakla birlikte,
yaşlıların yaşamında arkadaşlık ilişkileri de çok önemlidir. Ancak,
bazı araştırmalar uzun süreli arkadaşlıkların korunduğunu gösterirken,
bazıları da yaşla birlikte ilişkilerin zayıfladığını ortaya koymaktadır.
Birçok araştırmacı kadınların erkeklerden daha anlamlı ve derin arkadaşlıklar
kurabildiklerini belirtmektedir. Yaşlı erkekler eşlerine her
yönden daha bağımlılar ve eş yitimine daha zor uyum sağlıyorlar, kadınlar
ise ailede kopukluk olunca arkadaşlarına daha kolay dönebiliyorlar.
Erkeklerin daha geniş bir arkadaş çevresi oluyor. Orta sınıf arkadaşlarını
korur ve çoğaltırken, işçi sınıfı komşuları yeğliyor. Ayrıca,
yaşam doyumu da arkadaşlıkla ilişkili bulunmaktadır. Blau, yaşlılıkta
yeni bunalım ve rol değişimleriyle başaçıkmada arkadaşlığın önemini
vurgulamaktadır. Bununla birlikte, arkadaşlık aile ilişkilerinin yerini
dolduramamaktadır. Doğrudan bakım olmasa bile, kurumlardaki yaşlılarla
daha çok aileleri ilgilenmektedir. Kuruma gitmek çocuklarla ilişkiyi
bozmamakta, hatta bazen güçlendirmektedir.

Yaşlılarla ilgili toplumsal politikaların, hizmetlerin, programların
geliştirilmesine katkıda bulunan politikacılar, sosyal çalışmacılar,
iktisatçılar ve gerontologlar yaşlıların bellibaşlı toplumsal sorunlarını
beş kategoride toplamaktadırlar: "gelir", "sağlık", "bakımevi", "ulaşım" ve
"beslenme". Bunlar kadar somut olmamakla birlikte aynı derecede
önemli olan diğer sorunlar, eğitim, iş, emeklilik sonrası roller, tinsel
gereksinmeler, güvenlik vb. gibi sorunlardır. Bütün bu sorunların çözümü
yaşlı kişileri toplum içinde tutma amacını destekleyecektir.
İnsanın toplumsal bir yaratık olduğu ve insanlığını dile getirecek toplumsal
araçlara gereksinmesi olduğu herkesçe bilinmektedir. Yaşlanan
bir kişinin yaşlılığa uyum sağlaması ile topluma uyum sağlaması arasında
yakın bir bağ olduğu da söylenebilir. Uyum kuramları işte bu sorunu
açıklamaya çalışmaktadır.

a) İlişki kesme kuramı (disengagement theory). Elaine Cumming
ve William E. Henry'nin geliştirdiği bu kuramda, yaşlılık, fiziksel,
psikolojik ve toplumsal açıdan toplumsal dünyadan derece derece
geri çekilme süreci olarak görülmektedir. Fiziksel düzeyde, insanlar
etkinliklerini yavaşlatır ve enerjilerini elde tutarlar. Psikolojik düzeyde,
geniş dünyayla olan ilişkilerini öncelikle kendilerini ilgilendiren
yaşam alanlarında odaklaştırmaya yönelirler. Dışardaki dünyaya yönelttikleri
dikkatlerini kendi duygu ve düşüncelerinin iç dünyasına
çevirirler. Toplumsal düzeyde, karşılıklı bir geri çekilme söz konusudur,
böylece toplumun diğer üyeleriyle yaşlı kişi arasındaki etkileşim
de azalır. Birey toplumdan geri çekilir, toplum da bireyden elini çeker.
Cumming ve Henry'e göre ilişki kesme, toplumu ve bireyi tedavi edilemez
hastalığın ve ölümün sonul ilişki kesmesine önceden hazırlayan
ilerleyici ve karşılıklı doyum verici bir süreçtir. Yaşlılar için ilişki
kesme, istenen ve oynanan rollerin, kurulan ilişkilerin azaltılmasıyla
gerçekleştirilen bir süreçtir. Bunun sonucu olarak, yaşlılar ölümle rahatça
karşı karşıya gelebilirler. Toplum da kendi yönünden ilişki kesmeyi
destekler, çünkü böylece yaşlıların geliştirdiği birtakım işlevleri gençlere
aktarabilir.

İlişki kesme kuramı hem çok saldırıya uğramış, hem de geniş
ölçüde savunulmuştur. Her iki yönde yapılan kesitsel araştırmalar ise
kuşak farklılıklarını yaş farklılıklarıyla karıştırmak açısından
eleştirilmiştir. Öte yandan, en azından 75 yaşın altındakiler için yaşlılık,
çeşitli örgütlere gönüllü olarak katılma düzeyinde kararlılık ve süreklilik
gösteriyor görünmektedir. Ancak çok yaşlı kişilerin birçok üyeliklerini
azalttıkları ve gruplarda etkin katılımdan çekildikleri söylenebilir.
Sonuç olarak, ilişki kesme kuramının, yaşlı kişilerin daha önceki
yaşamlarının anlamlı yönlerinden ayrılmalarını ve yalıtılmalarını
abarttığı ileri sürülebilir.

b) Etkinlik kuramı (activity theory). Etkinlik kuramı, ilişki
kesme kuramına alternatif olarak, sosyolog Robert J. Havighurst, Bernice
L. Neugarten ve Sheldon S. Tobin tarafından geliştirilmiştir. Bu
kurama göre, kaçnılmaz biyolojik ve sağlıksal değişmeler dışında,
yaşlı kişiler temelde aynı olan psikolojik ve toplumsal gereksinmeleriyle
orta yaşlı kişilerle aynıdırlar. Bu açıdan bakıldığında, yaşlılığı
belirleyen toplumsal etkileşim azlığı toplumun yaşlı kişiden elini
çekmesinden kaynaklanır. Yaşlı kişi orta yaş etkinliklerini olabildiğince
uzun süre korumak ister ve terketmeye zorlandığı etkinliklerin yerine
yenilerini koyar.

Etkinlik kuramcıları, ilişki kurmanın 60 ya da 55 yaşından sonra
bazen azalmakta olduğu görüşüne katılırlar. Yaşlı kişilerin etkinlik
düzeyinin, doyum ve mutluluğunun azalmakta olduğunu da kabul
ederler. Ancak bu azalmanın istenen birşey olduğu görüşünü reddederler.
Sağlıklı yaşlıların çoğu etkinlik düzeyini oldukça basit tutmaktadır.
İlişki kesme ya da kurma oranı daha çok geçmişteki yaşam
biçimlerine, sosyoekonomik statülere ve sağlık koşullarına bağlıdır.
Ancak bütün bunlar yaşlıların mutlaka daha olumlu bir yaşam düzenlemesi
yaptıkları anlamına gelmez. Ayrıca, kimi yaşlı kişiler mutluluğu
kalabalıkta bulurlar, kimileri yalnızlıkta ararlar. Yaşam deneyimini
kalitesinin en anlamlı ölçüsü, moral, yaşam doyumu ve düzenlemedir.

c) Rol bırakma kuramı (role exit theory). Bu kuram sosyolog
Z. S. Blau tarafından önerilmiştir. Blau'ya göre; emeklilik ve dulluk
yaşlı kişinin toplumun temel kuramsal yapılarına (iş ve aile) katılımını
sona erdirir. Buna bağlı alarak yaşlıları toplumsal bakımdan yararlı
kılan olanaklar da azalmaktadır. Blau, meslek ve evlilik statüsü yitimini
özellikle yıkıcı nitelikte görmektedir. Çünkü bunlar yetişkin kimliği
için demir atma noktaları olan temel rollerdir. Sosyolog Irving Rosow,
benzer bir yaklaşımla, Birleşik Devletler'de insanların yaşlılığa etkili
bir biçimde toplumsallaştırılmadıklarını savunmaktadır. Yaşlılıkta
beklenen davranışları tanımlayan toplumsal normlar zayıf, belirsiz ve
sınırlıdır. Ayrıca, yaşlılar temelde "rolsüz rol" olan rollerine toplumsal
bakımdan değersizleşen statülerine uyum sağlama konusunda pek az
güdülüdürler.

Rol bırakma kuramı, yaşlı kişilerin çoğunun toplumsal yitimler
hissettiği konusunu abarttığı ileri sürülerek eleştirilmiştir. Yaşam
doyumuyla ilgili boylamsal araştırmalar yaşlıların çoğunun çok az toplumsal
yitim hissettiklerini ya da hiç hissetmediklerini göstermektedir.
Yaşlıların çoğu, işlerini ve ana-babalık rollerini yitirmelerinin
karşılığının, özgürlüğün ve eskiden beri istedikleri şeyleri yapma olanağının
artması olduğunu belirtmektedir.

d) Toplumsal değiştokuş kuramı (social exchange theory).
James J. Dowd gibi sosyologlar toplumsal değiştokuş kuramını yaşlılık
sürecine uyguladılar. Bu kurama göre, insanlar toplumsal ilişkilere
girerler, çünkü bundan birtakım ödüller çıkarırlar (ekonomik
destek, tanınma, güvenlik, sevgi, vb.). Ödül elde etme sürecinde birtakım
bedeller de öderler (olumsuz yaşantılar, yorgunluk, çabalama,
vb.) ya da olumlu yaşantılardan ödüllendirici etkinlik uğruna vazgeçmek
zorunda kalırlar. Yaşlılığa uygulandığında bu kurama göre, yaşlılar
pazarlık etme güçlerindeki düşüş nedeniyle yaralanabilir oluşlarının
arttığı bir konumda bulunmaktadırlar. Endüstrileşmiş toplumlarda
yaşlıların daha önce sahip oldukları beceriler teknolojik gelişmeler
içinde gitgide modası geçmiş kalmaktadır. Ayrıca, yaşlı bir işçi işte ne
kadar uzun kalırsa genç işçilerin meslekte yükselmelerini o kadar
engellemektedir. Yaşlı işçiler iş gücündeki yerlerini toplumsal güvenlik
ve tıbbi hizmetle değiştokuş etmektedirler.

Toplumsal değiştokuş kuramcıları kendi görüşlerini, modernleşme
ile yaşlılık statüsü arasında bulunan karşıt ilişkiye dayandırmaktadırlar.
Yaşlıların endüstrileşmemiş ve geleneksel toplumlardaki
konumu yüksektir, çünkü yaşlılar bilgi birikimini ve denetimini
sağlamaktadırlar. Endüstrileşme ise geleneksel bilgi ve denetimin önemini
azaltmaktadır doğal olarak. Ancak, modern endüstri toplumlarında
yaşlıların yüksek statülerde bulunduklarını gösteren istisnalar
da vardır (Rusya, Japonya gibi). Toplumsal değiştokuş kuramı yaşlıların
bir toplumdaki konumunu etkileyen değiştokuş ögelerine dikkati
çekse bile, tam bir açıklama getirmekten çok uzaktır (Vander Zanden, 1981).

e) Süreklilik kuramı (continuity theory). İlişki kesme ve etkinlik
kuramlarının sınırlılıkları, yaşlılığın karmaşık süreçlerine daha geniş
bir açıdan bakmayı gerektirmiştir. R. C. Atchley tarafından geliştirilen
süreklilik kuramı, yaşlılıkta bazı rollerle ilişkinin kesilmesi,
bazı rollerdeki başarının sürdürülmesi bileşimine dayanmaktadır.
Atchley'e göre, bireyler yetişkin olma sürecinde birtakım alışkanlıklar,
bağlantılar, tercihler geliştirirler ve bunlar giderek kişiliğin bir parçası
haline gelir. Birey yaşlandıkça söz konusu bu özelliklerin sürekliliğini
korumaya yönelir. Süreklilik kuramı yaşlılığın karmaşıklığını vurgulayan
bir kuramdır.
__________________

M@D_VIPer Nickten Öte..Bir Markadır...


Her Gidişin Bir Dönüşü,Her Bitişin Bir Başlangıcı Vardır..!!!
M@D_VIPer çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla