İçindeki zehiri akıtmak için alma yanına hiçbirşey...
Günübirlik gezilere açıl; önemli mi nerde sabahladığın?
Kaç biraz kendinden,ruhunu pamuklara sarıp, dinlendir.
Takma kimseyi; arayanın olmasın, soranın hiç olmasın kendini kendinden al, yine kendine kal.Herşey öyle karmaşık ki bırak dağınık kalsın,nasıl olsa birgün çözmek zorunda kalacaksın.Bazen sadece ama sadece kendin lazımdır kendine. Bir sandal kirala; üstünde dolunay, altında yakamoz bi gecede olsa sat dünyanın anasını...
İç içebildiğin kadar; hatta sarhoş ol,dağıtmazsan toplayamazsın..
Şarkı söyle nara at gerekirse,rezil olmaktan korkma,en büyük rezilliklerle,- toplumsal değer yargılarıyla_ eziliyorsun zaten. Sadece sevdiğin bi kaç kişiyi ara, çocukluğundaki parka git,ilk aşkınla buluştuğun ormana,karne hediyen dondurmacıya git.Hiçbişeyi imzalama, ütüleme gömleğini bi kez de,bırak tozlu kalsın ayakkabın.Yağmurda ıslanmalısın; dönüşünde bir çorba yapan bulunur, korkma hastalanmazsın..
Dudağının kenarında kıvrılmış ufak bir gülümsemeyle döndüğünde,tenin hafiften kavrulmuş olacak,gözlerinde yakamoz parıltıları,yüreğinde sevinç olacak,tutuşmuş eteklerin, hızlanırken adımların insanlar arkandan bakakalacak...
Soranlara söyleme; sana ne olduğunu 'aşk değil de' sadece, kafaları daha da karışacak.İçindeki sihir geceyi üstüne çekip, gözbebeklerini ağırlaştırdığında tatmadığın uykular sana uyanacak.
İçindeki zehiri akıtmak için alma yanına hiçbirşey.
Eğil içine bak ,orda ihtiyacın olandan fazlası vardır herzaman..
alıntı
|