Tek Mesajı Görüntüle
Old 04-22-2007, 01:44 AM   #413
Nǿ ŦΞДЯ™
Forum Kalfası
 
Nǿ ŦΞДЯ™ Kullanıcısının Avatarı
 
Üyelik Tarihi: Dec 2006
Konum: Napcan!??
Mesajlar: 7,221
Teşekkür Etme: 75
Thanked 78 Times in 60 Posts
Üye No: 24380
İtibar Gücü: 2873
Rep Puanı : 3451
Rep Derecesi : Nǿ ŦΞДЯ™ has a reputation beyond reputeNǿ ŦΞДЯ™ has a reputation beyond reputeNǿ ŦΞДЯ™ has a reputation beyond reputeNǿ ŦΞДЯ™ has a reputation beyond reputeNǿ ŦΞДЯ™ has a reputation beyond reputeNǿ ŦΞДЯ™ has a reputation beyond reputeNǿ ŦΞДЯ™ has a reputation beyond reputeNǿ ŦΞДЯ™ has a reputation beyond reputeNǿ ŦΞДЯ™ has a reputation beyond reputeNǿ ŦΞДЯ™ has a reputation beyond reputeNǿ ŦΞДЯ™ has a reputation beyond repute
Cinsiyet : Erkek
Varsayılan

Yağmur kötülükleri toprakta eritmek istercesine şiddetli iniyor
yeryüzüne. Ve ben burnumu buhar kaplı camlara dayamış, bir
güvercin gagası telasiyla cami tıkırdatan yağmuru izlerken
kuruyorum hayallerimi. Ben senden öğrendim hayal kurmayı ve hayal
kurmanın insana verdiği cesareti.

Bilirsin iste, basım öne eğikti hep seni tanımadan önce.
Yanaklarımı utangaçlığın yangını basardı sık sık ve bu
kentin insani değilmişim zannederdim. Bu karmaşık şehrin, bu
telaşlı caddelerin... Üzerime gelirdi hareket eden her nesne,
mahmuzlanmış atlardan kaçan Kızılderili bebeleri gibi
kaçınırdım sokaklardan. Elimden tutup, pergelin bir ayağını
şehrin en sağlam zeminine basarak, diğerini açmayı bana sen
öğrettin. Öğrendim ki, hayal; gerçekten olmayana değil,
olmasını istediğine atılan en rasyonel adimmiş. O en büyük
kurgunun içindeki başka kurguları önemsemeden kendi ufkumu
kurgulama temrinlerini de bana sen yaptırmıştın.

Simdi bak, yağmur bile indiremiyor toprağa hayallerimi, o kadar
güçlü yani, o kadar yenilmez ve azimli...

O büyük kâşifler, mucitler, fatihler geliyor aklıma simdi. Ve
anlıyorum ki, önce hayal kurmayı keşfettiler sonra kendi
kesiflerini. O büyük savaşçılar, uç beyleri önce hayal
topraklarını titrettiler güçlü ayaklarıyla. Atlarının nalları
önce hayal bulutlarını çiğnedi. Kenti kuşatan hayaletlerin nasıl
tuz yemiş sümüklüböcek gibi eridiklerini ise senin
öğrettiklerinden sonra kendim keşfettim. Ne ki, 'hayal kuramayana
acımalı' dedim kendi kendime akabinde. Hayalsiz yasamak ne büyük
bahtsızlıkmış meğer!

Korkularım bitti senin rahle-i tedrisinden geçtik ten sonra.
Paranoyalarım küflü bodrumlara kilitlendi. Artık ne sonbahar beni
ürkütüyor, ne karakış korkutuyor. Çünkü biliyorum her şiddetli
kış, ayni şiddette bahar vaat ediyor.

Zamanın ve mekânın zincirlerini kırmayı öğretiyor hayal kurmak.
İnsanı sarmalayan aczi yet duvarını zır u Zebur ediyor. Simdi gün
ortasında kapkaranlık bir gökyüzünün altında yapayalnızlık
çekerken bile ümitsiz değilsem bunu sana borçluyum.

Bilemiyorum... Belki su an çok uzaklarda olan sen, içine baldıran
zehirleri akıtılmış kem hayallere kurban edilmenin
sıkıntılarıyla kıvranmakta, yeteri kadar hayalciliği
öğretememenin izdirabini yudumlamaktasın. Gerçekten bilemiyorum
senin gökyüzünün su anki halini. Bir cam kenarında misin? Bir
şömine basında mi yoksa? Bahçende hayalini kurduğun geyikler,
sincaplar burunlarından buhar çıkararak evin etrafını mi
dolanmakta?

Ama bir şeyi çok iyi biliyorum ki, asla şikâyetçi değilsin.
Kapkara olsa da gökyüzün, zemheri genizlerini yakıyor bile olsa,
kar, tipi, boran her şeyi her ü merc bile yapıyor olsa. Kalbimi
kuşatan kollarını alabildiğince açıp, (hani bana öğrettiğin
gibi) kalabalıkların içine karışıp o Kızılderili yavruları
bulup bulup hayal kurmayı öğreten yetimlerine el mi sallıyorsun?
Öyle bir coşku, öyle bir cezbe hali var ki su an bende, bin sair
binlerle şiir indirse gökyüzünden bu coşkuyu anlatamaz. Tasvir
aciz kalır hayallerimi yedekleyerek burnumu dayadığım buhar kaplı cami sana anlatmakta. Burukluk yok mu sanıyorsun?

Var! Elbette var; ama cosku çağlayanları alıp alıp yuvarlıyor
burukluğu çakıl taşları gibi ve haykırıyor karamsarlığa
hayallerimin akarsuları: 'Ben nehirim, sizler çakıl
taslarısınız! '

Cesaret kırılmaz bir katılığa bürünüyor hayalleri yedeğine
alınca, buzdan anti-ütopyalar eriyor usul usul hayalin o buğudan
soluğuna ilişince. Bilemiyorum belki haddimi asıyorum ama;

Büyüyor umutlarım...

Beklentilerim kocamanlaşıyor...

Sabır her ne kadar ayni vakurlukta dursa da yerinde, içim bayramı
bekleyen çocukların içi gibi sığmıyor kendi kendine.

Ayağı kayıp tökezleyenleri, yalpalayanları, ona buna su
sıçratanları bile anlayışlı bir tebessümle izliyorum.
Çünkü...

Hayal kuruyorum...
Nǿ ŦΞДЯ™ çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla