İngiliz politikalarının büyük hedefleri;
Hindistan hakimiyetini devam ettirmek,
Osmanlı ve Rus savaşlarını, Osmanlı İran ve Avusturya savaşlarını sürekli devam ettirerek rakiplerini zayıflatmak,
Rusları Akdeniz ve Basra körfezinden uzak tutmak olarak özetlenebilir.
1900 lerin başına kadar petrol önemli bir diş politika belirleyicisi değildir.Hindistan yolunun İngiltere için güvenirliliğinin sağlanması birinci plandadır.
Türkler Anadolu'yu fethedip burada kurdukları Selçuklu ve Osmanlı Devletlerinde Akdeniz, Karadeniz ve Ege Sahillerinden yapılan ticarete müdahale etmediler.
Bu bölgelerde eski yunan, kartaca, roma devrinden beri gelen levant denilen Fenike, Venedik,cenevizli tüccarlar ticaretlerine aynen devam ettiler.
Osmanlılar da bunların eski imtiyazlarını ve eski kuralları aynen kabul etti. Osmanlı eski dünyanın ticaretinin kalbi olan bu bölgede sadece jandarmalık yaptı.. Oyuna hiçbir zaman dahil olmadı.
Süveyş Kanalının açılması ile Akdeniz bölgesi ve Ortadoğu yeniden önem kazanmaya başladı.1800'lerin başından itibaren Ege bölgesinden Arap yarımadasına, Yemen'den Kuveyt ve Körfez emirliklerine kadar İngilizler güç kazanmaya ve yerleşmeye başladılar.
1838 de Baltalimanı Türk-İngiliz ticaret Anlaşmasını kabul eden İngilizci Reşit Paşa bir yıl sonra Tanzimat ilanı ile Osmanlı Devletinin yarı sömürgeliğini kabul etti.
Günümüzdeki 1996 da imzaladığımız Gümrük Birliği anlaşmasına çok benzeyen bu anlaşma dışardan gelen Avrupa malları için gümrükleri adeta sıfır seviyesine kadar indiriyordu.
Halbuki bir şehirden öbür şehre giden yerli mallarda, Osmanlı iç ticaretinde % 12 vergi alınıyordu. Bu şekilde Avrupa'nın sanayii üretimi karşısında yerli el tezgahlarında ürettiğimiz mallar Avrupa ürünleri karşısında korunmasız ve pahalı kaldığı için hızla yerli üretim yok oldu.
Dış ticaret açığı rekor seviyede arttı. Yerli sanayinin çöküşü işsizliği artırdı, bu durum vergi gelirlerini düşürdü.Bütçe ve dış ticaret açıklarının artışı borçlanma ihtiyaçlarını artırdı.
Reşit Paşanın ihanetlerinden birisi de yabancı elçiliklere dayanarak sadrazamlığa ve önemli görevlere gelme yolunu açmasıydı. Artık yüksek bürokratik makamlara gelmek İngiliz elçiliğinin desteğini almağa bağlıydı.
Bütün bu menfi gelişmeler reform ve kurtuluşu sağlayacak politikalar olarak ingiliz elçiliğinin beslediği basın tarafından aydınlara ve halka kabul ettiriliyordu.
İngilterenin silahlı kuvvetleri ile girip işgal ettiği sömürgelerde uygulanan sömürü teknik ve politikaları osmanlı ülkesinde silahlı işgal olmadan uygulanıyordu.
'Batı Anadoluda İngiliz iktisadi gücünün en yüksek olduğu 1850 ile 1870 yıllarında İngilizler çok gelişmiş bir ticaret ağı kurdular. İngiltere ve diğer Avrupa ülkelerinden gelen mallar İzmir'deki ingiliz tüccarın büyük depolarına indiriliyor. Buradan İngiliz tüccarın bayii, dağıtıcı ve komisyoncularına daha sonra diğer şehir ve kasabalardaki aracı ve bayilere gidiyor.
Böylece birkaç el değiştirerek en uzak köy ve kasabalara kadar ulaşan bir dağıtım ağı oluşturuyorlardı.
Bu şekilde yabancı mallar dört-beş el değiştirdiği için iki misline yakın fiyatla satılıyordu.
Aynı şekilde tütün, incir, üzüm gibi yerli ürünler de köylünün elinden ucuz fiyatla alınarak İzmir'de İngiliz tüccarın deposuna geliyor ve burdan Avrupaya ihraç ediliyordu..Bu şekilde bütün dış ve iç ticaret Ege bölgesinde İngilizlerin eline geçti.. Orta halli bir İngiliz tüccarın onbeş komisyoncusu vardı En büyük tüccar olan Whitall'lerin ikiyüzbeş komisyoncusu vardı. (1)
Kurdukları düzenin iyi işlemesi sayesinde, İngiliz tüccarlar, ya İzmir'in Frenk mahallesindeki tantanalı evlerinde, ya da Bornova ve Buca'daki villalarında günlerini gün ediyorlardı.
Bornovo'da kendi çocukları için özel okul kurdukları gibi, bir futbol sahası ve bir bisiklet pisti de yaptırmışlardı.
İzmir hızla bir İngiliz kenti görünümü kazanıyordu.Kraliçe Viktorya'nın doğum günü sanki resmi bir tatil günü olmuştu.
Böyle günlerde her taraf İngiliz bayrakları ile süsleniyor, ziyafetler veriliyor, törenler düzenleniyordu.(1)
İngiliz ticaret ağı kendisine müttefik ve işbirlikçi olarak rum ve ermeni tüccarı aldı, onların altında da müslüman işbirlikçi perakendeci bir grup oluştu.
İngiltere'nin oluşturduğu kolonileştirme hareketi demiryolu projeleri ile beraber yürüyordu. En büyük İngiliz tüccar Whitall'ler tarım, sanayii, madencilik alanlarında
Batı Anadolu'dan Mersin'e kadar olan bir bölgede büyük ekonomik çıkarlara sahiptiler.
|