Etek ve Pantolon12
Anne ve çocuk Tarlabaşı'na doğru yürümeye koyuldular.Anne arkada çocuk önde.Kırmızı neonlu otel panolarının birinin altında büyükçe bir naylonun altında titreşerek uyuyan üç çift göz yakalayıncaya kadar yürüdüler.İçlerinden en genç olanı:
-Baba getirdin mi?
Ortancası:
-Tabi ya getirmiştir baba
En küçüğü:
-Getirmemiştir gene
Çocuk annesine döndü.
-Duydun mu lan! Bak ne lazım bize.
Emel anlayamaz önce çocuğu kendisine arzulu ve hırslı gözlerle iki tane cümlecik fırlatıverdi.
-Tiner ulan! Tiner lazım bize.
Emel cebinde ne var ne yok verdi oğluna.Oğlu Okan karanlıklarda bir kayboldu bir çıkıverdi.Gazete kağıdına özentisiz sarılıverilmiş alelacele paketlenmiş bir şişe tinerle geri döndü.Üç çift göze onu attı.
-Baba büyüksün.Bu akşamın karanlıklarını yırttık deyip kendilerinden geçmeye başladılar.Oğlum der Emel gözyaşlarıyla.
Okan bir kağıt çıkardı cebinden annesine uzattı.Bir tane daha sonra bir tane daha sonra bir tane daha.
-Para etmedi bunlar
-Ne oğlum bunlar
-Biliyorsun şiir yazmaya başlamıştım evdeyken.Gidiyorum şair kahvesine buluyorum Küçük İskender'i bir bira ısmarlıyor sonra sabah ayıldığım zaman bütün şiirlerim Küçük İskender'le beraber kayıplara karışıyor.Son darbeyi de barmen vuruyor bir kova suyu üzerime boca ederek.
-Peki ben niçin bunların hiçbirini bilmiyorum.
-Aslında son iki yıldır yaptığım gibi kendinden başkasını düşünmüyor ki bu moruk.Acı insanı bencilleştiriyor besbelli. Peki anne şimdi barışacak mıyız? Emel oğlunun koluna girdi; bir taksi çevirdi beraber Kurtuluş'taki evlerine gittiler.Oğlunu hemen banyoya, elbiselerini çamaşır makinesine soktu.İki yıldır hiç dokunmadığı gardolabından temizlerini ona verdi.Sonra çalan telefona koştu.Telefonun ucunda bu dünyanın ağır toplarından bir iki gemisi Karadeniz'de batan eski Milliyet dergisi sanat yönetmeni duruyordu.
-Ay Özkan Bey nasılsınız? Ben de sizi aramayı düşünüyordum.
-Hayırdır Emel, bir şey mi var?
Emel oğlunun hayat hikayesini ona anlattı sonra sana önemli bir haberim var dedi.
Özkan Bey heyecanlanmıştı.Bilirdi ki Emel çevresi geniş bir insandı.
-Küçük İskender meğerse oğlumun şiirlerini sahipleniyormuş.
-Emel bu olayı ispatlayabilecek miyiz?
-Özkan Bey yarın şairler kahvesinde buluşalım.
Bir gün sonra Özkan'ın ofisinde bugün mü yarın mı bombayı patlatalım konuşması yapıldı.
-Bienal'i bekleyelim ne dersin hani şu Feshane'de yapılanı Emel
-Olur Özkan
Emel nihayet çocukları için bir şeyler yapmaya başladığını ve hayatındaki bir çok şeyin onun için anlam kazandığını, neden yaşaması gerektiğini öğrenmeye başlıyordu.Zekileşiyordu.
Osman Demircan
|