|
ÇaKaL Üye
Üyelik Tarihi: Aug 2007
Konum: CaKaL.NeT'TeN
Yaş: 30
Mesajlar: 1,192
Teşekkür Etme: 9
Thanked 30 Times in 22 Posts
Üye No: 44131
İtibar Gücü: 1710
Rep Puanı : 12536
Cinsiyet : Erkek
|
Son Sınıf(Güzel Bir Yazı)
İnsan varlığı olarak adına dünya dediğimiz bir okulda öğrenim gören talebeleriz. Normalde okulların belli bir öğrenim saati vardır; sabah saat 09.00'da gider, akşam saat 17.00'de çıkarsın. Okul-da belli bir düzen ve uyman gereken kurallar vardır. Hangi derse gireceksen, hangi öğretmen ders verecekse bellidir. (5) ders, (6) ders her ne ise, sınıfa girer teneffüse çıkar, tekrar girersin ve ders biter evine dönersin. Hafta sonu okul yoktur. Sene sonu ise tatil yaparsın. Sınıfı geç-sen de, kalsan da bu böyledir.
Öğrenimin bellidir, aldığın dersler de öyle!...
O okul biter, başka bir okula gidersin, o da biter, bir sonraki de, sonunda yaşamın boyunca çalışmaya, hayatını idame ettirmeye uğraşırsın. Okul bitmiştir, ama ne sınıfını, ne öğretmenlerini, ne de son sınıfını bildiğin bir okula, sana sormadan kaydını yapmışlardır bile.
Aslında bu kayıt işlemi buraya inmeden önce ihtiyaçlarına göre tespit edilmiş ve senin de rızan ile yapılmıştır; ama sen unutmuşsundur. Bu okulun ilk prensibi budur, unutursun. Ne ilk sınıfı, ne son sınıfı, ne de görünürde öğretmenleri olmayan bu okulda öğrenimin bazen sakin, düzenli, bazen de fırtınalar içinde devam eder.
Bu okulun görünürde ne belli bir bahçesi, ne de çıkacak belli bir kapısı vardır. İçinde öğrenim görmene rağmen sana sorsalar, bu okulu tanımlamakta zorlanır, hatta neler öğrendiğin, ne zaman bitireceğin hakkında bile bir bilgi veremezsin.
O zaman kendimize soralım; neden buradayız ve kazancımız ne olacaktır?
Çok farklı realiteler içinde devam ettiğimiz görünme-yen sınıflarımızda birbirimizin bazen öğrencisi, bazen de öğretmeni gibiyiz. Hem öğreniyor, hem de öğretiyoruz. Hem talebelik yapıyoruz, hem de öğretmenlik.
"Neden buradayız?" sorusuna cevap verme-ye çalışalım. Yerinde ve kesin bir cevap olur mu bilemem ama, insan denen bilmeceyi çözmek ve onu tanımak için buradayız. Özetle kendimizi tanımak için!
Biyolojik yapısından, ruhsal yapısına kadar bildiğimizi iddia etsek de, yüzde beşlik bir bilgiye ancak ulaştığımız insan denen bu muamma, bu yapı, bu okulda çözüme kavuşacağa hiç benzemiyor. Neresini ele alsak, ne tarafına baksak, bilinme-yen bir denklem.
Samimi olarak itiraf edersek; son yıllarda belli kesimlerde kendini yeni yeni kabul ettirmeye çalışan ve adına "Spiritüalizm" denen bir öğreti sistemi dışında, tarafsız ve ön yargısız olarak bu okulu ve öğrencilerini inceleyen hiçbir bilim dalı yoktur. Eğer sorularımıza cidden bir cevap arıyorsak, bu evrensel öğretiye başvurmak zorundayız.
SPİRİTÜALİZM NE DİYOR?
Eğer kendini tanımak istiyorsan önce, ne kendine ne de çevrene hiçbir etki altında kalmadan bakmayı öğreneceksin diyor. Gözünde seni yanıltan bir gözlük olmadan, tarafsız, ona göre, buna göre demeden, yansız bir bakışla bakacaksın! Spiritüel realite böyle söylüyor.
Kendini tanımak kolay değildir. Hele hele benlikler dediğimiz, yaşam boyunca bizi oraya buraya çekiştiren tutkularımıza, savaş açmayı yeni yeni öğreniyoruz. İnsan kendi kendinin öğretmeni olmayı başaramazsa, sanırım şeytanın oyuncağı olmaktan kurtulamayacaktır. Öyle bir okuldayız ki, hangi sınıfta olduğumuzu tespit etmek bile imkansız. Peki bu zor bilmecenin çözümü yok mu? Elbette var!
Önce varını yoğunu gizlemeden ortaya dökecek-sin. Ben buyum diyeceksin. Gerisi daha kolay. Çünkü düşman ortaya çıkmıştır. Silahı ve seni nasıl vuracağı bellidir. Sonra sıra tedbir almaya gelir. Benlikler dediğimiz tutkularımızı bil-dikten sonra, onları disipline etmek bize düşüyor. Dünya okulunun son sınıfını bitirip diploma almak istiyorsak, bu imtihanı göze almalıyız. Zor bir sınav ve zor geçilen bir son sınıf bu...
Ama bir Yunus Emre ne demiş? "Ne varlığa sevinirim, ne yokluğa yerinirim." Tüm benliklerini sıfırlamış. Ne acı etki ediyor, ne de mutluluk. Onu ne varlık yüceltiyor, ne de yokluk küçültüyor. Bunları aşmış, maddeyi bir oyuncak haline getirmiş, onu istediği gibi yönlendiriyor.
Böyle bir varlığa ne etki edebilir?
"Ben ayımı yerde gördüm, bana rahmet yerden yağar", diyor. İşte son sınıf böyle geçilir.
Kaç kişi dostlarına, hatta en yakınlarına benim şu benliklerim var, şu yanlışlarım var, şu tutkularım var, diyebiliyor? Hangimiz eksik bir yanımız tenkit edildiğinde "Teşekkür ederim, ben bu eksiğimi görememişim!" veya "Bu ben-de var ama, iyi ki sen de hatırlattın, o tarafımı düzeltmeliyim." diyebiliyor? Tam tersi, tavır alıp, o kişiyle dostluğunu bitiriyor.
Toplumsal yaşamın en büyük özelliği, varlıkların birbirlerinin sivri yanlarını törpüle-meleridir.
Lucifer (Şeytan) neden vardır? Seni saptırır, görevi odur. Kur'an'da İsra Suresi'nin 62. ayetinde Allah'tan izin almış ve "Kıyamete kadar insanları aldatmaya devam edeceğim" demiştir. Biz de, yaşamı bir illüzyon olarak kabul edip, geçici olan güzelliklerin, madde dediğimiz oyuncağın esiri olmadan, yani Lucifer'e kanmadan son sınıfı bitirmeliyiz. Dersler hem çok zor, hem de çok kolaydır. İşin aslını fark eden için kolaydır. Atalet uykusu içinde olanlar için ise zordur. Uykudan uyanmak gerekir.
Her saltanatın bir sonu vardır. Eldeki hazır olanı yemek, boşa harcamak yerine geleceği de düşünmek zorundayız. Bütün iş, bende olanı paylaşmak, sevgi ve vicdan anlayışı içinde olmak ve bu dünyanın bir misafirhane olduğunu idrak etmekte!
Yunus ne güzel söylemiş, "Mal sahibi, mülk sahibi, hani bunun ilk sahibi".
Arabam, evim, fabrikam, yazlığım, kışlığım gibi putlaştırdığımız maddelerin tümü burada bırakılacak; ancak eğer onları terk edememişsek, spatyumda önümüze engeller olarak çıkacaktır. Bu tutkularla son sınıfı geçemeyiz. İyi hazırlanmalıyız... Olaylar başladığı zaman iş işten geçmiş olacaktır. Kur'an diliyle tövbe kapıları kapanmış olacaktır.
Çok yakında birlikte görüp yaşayacağız. Şimdi şaka gibi geliyorsa da, son deprem hepimize bu günleri hatırlatmalıdır. Okul açıkken kaçmak yerine, son sınıfı ve son imkanları değerlendirmek için koşmalıyız.
Gören gözler için fırtına ben geliyorum diyor. Enerjinin sakınımı prensibi gereği, denge yerine getirilecektir. Negatif ve pozitif eşitlenecektir. Şeytan görevini ihmal etmiyor, Deccal çoktan aramızda. İnsanları aldatıcı, azdırıcı vazifesine devam ediyor. Bunlar bize uyarıdır. Biz de uyanıp gereğini yapmalıyız. Karanlığı gösteren olduğu gibi, ışığı gösteren de vardır. Yol açıktır, yolcularını beklemektedir. Kervana katılanlara yiyecek boldur. Işığın bekçileri, Tanrı erleri bu yolu çoktan işaret etmektedirler. Geç olmadan gelin diyorlar. Bu yol sevgi yoludur. Sırat yüklerle geçilmez. Sırtınızdakini boşaltın diyorlar. Son sınıfın kapısından yüklerle geçilmiyor. Hafiflemek gerekir.
Son sınıf, tüm alışkanlıkların, tutkuların, ön yargıların atıldığı bir sınıftır. Orada dualitenin acımasız savaşları vardır. Bu sınıfa giren talebe, kararlı olmayı, kendine güveni ve savaşmayı öğrenir. Bu sınıfta duygusallığın yerini gerçek, acımanın yerini bilgi alır. Öğrenciler vasıtasız bilgi ile yüzleşip, RİM'in yasalarını kullanmayı öğrenirler. Bu sınıfta öğrenmek, bilmek yoktur, anlamak ve uygulamak vardır.
Son sınıf acımasızdır. Burada gizli saklı ne varsa ortaya dökülür. Özene bezene saklanan dünya değerleri hiç düşünmeden çöpe atılır. Burası yüklerden kurtulma, hafifleme yeridir. Bahçesinde karmik çöplük vardır. Son sınıf temizlik ve arınma yeridir. Bu sınıfa ön kapıdan girilemez, orası çıkış kapısıdır. Arka kapıdan girilip, ön kapıdan çıkılır. Karmik çöplüğe uğramadan son sınıfa girilemez. Ağır yükler bahçeye bırakılır ve içeri girilir.
Son sınıf öğretmeni dünyaya ait değildir. RİM'den gelmiştir ve RİM'in yasalarını uygular. Bu sınıfa alışmak çok zordur. Değerlerin alt üst olur. Doğru bil-diğin her şeyi bırakır, RİM'in doğrularını ken-dine rehber edinirsin. Gerçek kabuklarını bu-rada görüp tanırsın. Pohpohladığın her benliğin burada sönüme uğrar, sırça sarayların yıkılır gider. Soyunursun adeta, çırılçıplak kalırsın. Son banyo ve yeni yolun giysileri seni beklemektedir son sınıfta!
"Yıkan ve yola çık" der öğretmenler. Gene de talebenin gözü arkadadır. Dönüp bakmak, geldiği yolda biraz da olsa gezinmek ister. Oysa kapıdan çıkan bir daha giremez bu sınıfa. Yeniden sınav gerekir.
O da 26.000 yıl beklemek kaydıyla!
Öğretmenlerin sabırlı bir sevgileri vardır son sınıfta. Talebeye imkan tanırlar. Sabırlı öğreticilerdir onlar. Sonsuz vericidirler. Amaçları talebede ikiyi bir'lemektir. Evrensel bir terazi ile tartılır her şey. Tek kefesi vardır bu terazinin. Doğru ile yanlış, iyi ile kötü, sevgi ile nefret, hepsi aynı kefede tartılır. Ayrıcalıklar kalkmış, iyi ve kötü aynılaşmıştır. Var ile yok eşittir bu tartıda. Eksiler ve artılar ayrılmaz.
Her şey bir bütündür. Yaz-kış, soğuk-sıcak, zengin-fakir gibi kavramlar yoktur bu okulda. Hepsi bir potada erir gider. Yalnız evrensel değerler vardır. Bu sınıfın bir özelliği de vericiliktir. Almak kav-ramı, bahçede karmik çöplükte bırakılmıştır. Tek kavram vardır: vermek. Karşılık beklenmez, sadece verilir. Muhasebe tek yönlü çalışır. Dualitenin terki, en büyük sınavdır talebe için. Önce iki birlenir, sonra terkin de terki vardır.
*******i farklı bir aleme seyahat vardır. Zaman yer değiştirir. ******* gündüz olur uykularda. İsyanlar biter, sabır baston olur adeta. Yalnız ulaşmayı düşünür öğrenci uykularında. Böylece sonu gelmeyen bir yolda, belki de sonsuz hedeflerin ilkine ulaşmayı başarmak için çaba harcar.
Bilir ki, tekamül sonsuzdur!
Ama o kabullenmeyi öğrenmiş, evrensel yasaları "İlahi Murat" yönünde kullanmayı kendine hedef seçmiştir.
İşte böyledir son sınıf!. Bu öğrenim ve bu sınıf aslında anlatılamaz, yaşanır. Son sınıfın en büyük özelliği, %10 öğrenmek, %90 ise uygulamaktır.
Özetle, son sınıf sırlarla doludur. Derslerin en önemlisi inisiyasyondur. Öğrendikçe öğrenileni unutmayı da öğrenir talebe. Tüm gizemleri ile bütünleşir, ne sır kalır, ne de kendisi. Var iken yok olmak, benliklerini yok etmek budur. Okul biter yol bitmez, yolculuk bitmez. Evrenin kim bilir hangi okullarında yeni sınıflar onu beklemektedir?
Ben diyorum ki, yolcu yolunda gerek, bizler yolcu olursak, daha nice yolculuklar yapa-cağız bu evrensel okulların yollarında... Bu yolda vasıta çoktur, yeter ki biz yola çıkalım.
Son sınıf zordur ancak, sevgi, paylaşma, uyum ve bütünleşmek zoru kolaylaştırır. Son sınıf talebeyi aynı potada eriterek RİM'in bilgi okyanusu kıyılarına ulaştırmış olur. Kurtuluş budur!
Şimdi size soruyorum! Son sınıf öğrencisi olmak istemez misiniz?
Cevabınız "evet" ise, kendinizle olan savaşa devam edin, mutlaka kaza-nacaksınız.
Lucifer'e (Şeytan) yenil-meyin.
Eşyanın hakikati, terk ile, feda ile elde edilir. İslam Peygamberi
Hz. Muhammed'in deyimiyle Şeytanını müslüman etmek, budur. Uyanmak, şuurlanmak budur. Uyandığında anlarsın ki, ne ilk sınıf varmış, ne de son sınıf. Karadeliğin içindeki zamana dönersin, belki de hiçlik sınırına! Çünkü bu yolculuğun ne başı vardır, ne de sonu... Elinde yalnız an kalır... An'ı yaşarsın.
Belki sadece iki sözcük kalmıştır imajlarında "Zaman içinde, zamansızlık."
Cavit Utku
__________________
υѕєℓαимαz
|