|
Aşmış Üye
Üyelik Tarihi: Dec 2006
Konum: KoCaELi
Yaş: 40
Mesajlar: 34,356
Teşekkür Etme: 21
Thanked 162 Times in 97 Posts
Üye No: 23848
İtibar Gücü: 8814
Rep Puanı : 54700
Cinsiyet : Erkek
|
22. SORU: YASADA, HAYASIZCA HAREKETLER NASIL TANIMLANMAKTADIR?
YANIT: TCK, ‘Alenen cinsel ilişkide bulunan ve teşhircilik yapan kişileri’ cezalandırıyor. Bu cezalandırmanın gerekçesinde ‘toplumun sahip olduğu ortak edep (ar ve haya) duygularının, edep törelerinin ihlali, incitilmesi ve hangi şekilde olursa olsun, edep ve ahlak temizliğine açıkça saldırı niteliği taşıyan hareketler, tutum ve davranışların cezalandırıldığı’ ifade ediliyor. (TCK: 225)
SORUN: Gerekçede yer alan bu açıklama esas olarak yasa metni ile çelişiyor. Gerekçede hayasızca sayılan hareketlerin ‘her ne suretle olursa olsun’ biçiminde tanımlanmış olmasına karşın yasa metninde hayasız hareket olarak tanımlanan eylemlerin ‘aleni cinsel ilişki ya da teşhircilik olduğunun’ anlaşılması gerekmektedir. Gerekçede bu tanımın çok genel bir biçimde ifade edildiği görülmektedir ki böyle bir değerlendirme keyfi uygulamaların gündeme gelmesine neden olabilir. Bu maddenin gerekçesinde bir başka sorun ‘alenen cinsel ilişkide bulunma’ eyleminin ‘cinsel arzuların tatmini amacına yönelik her türlü davranış’ biçiminde tanımlanmış olmasındadır. Teşhirciliğin konusu da ‘kişinin cinsel organlarından ibaret değil’ biçiminde tanımlanmıştır. Oysa teşhircilik, cinsel organın teşhiri biçiminde anlaşılmalıdır. Cinsel ilişkiden anlaşılması gereken de filli cinsel ilişkidir. Yasanın bu anlamda yeniden düzenlenmeye gereksinimi bulunmaktadır. Aksi halde sokakta birbirine sarılmış iki insanın ya da kısa etek giymiş bir kadının bu madde kapsamında suçlanması söz konusu olabilecektir ki bu durum hukukla açıkla çelişecektir.
23. SORU: YASA, MÜSTEHCENLİĞİ NASIL TANIMLIYOR?
YANIT: Yasanın 226. Maddesinde ‘Müstehcenlik’ başlığı altında ‘bir çocuğa müstehcen görüntü, yazı veya sözleri içeren ürünleri veren ya da bunların içeriğini gösteren, okuyan, okutan veya dinleten, bunları çocukların bulunduğu yerlerde sergileyen, satan, kiralayan, bunları promosyon olarak veren, reklamını yapan kişiler’ cezalandırılmaktadır.
Bunların basın ya da yayın yoluyla yayınlanması, bu yayınlarda çocukların kullanılması, çocukların kullanıldığı ürünlerin satışa sunulması halinde, ceza ağırlaştırılarak verilmektedir. Yine bu maddede, şiddet kullanılarak hayvanlarla, ölmüş insan bedeni üzerinde veya doğal olmayan yoldan yapılan cinsel davranışlara ilişkin yazı, ses veya görüntüleri içeren ürünleri üretmek, satışa sunmak gibi eylemlere de daha ağır ceza verilmektedir. Bu madde hükümlerinin istisnası, bilimsel eserler ve çocuklara ulaşması engellenmek koşuluyla sanatsal ve edebi değeri olan eserlerdir.
SORUN: ‘Müstehcenlik’, salt çocuklar yönünden önlem alınmasını gerektiren bir kavram değildir. Ayrıca müstehcen kavramının yasada açıkça ifade edilmemiş oluşu ve gerekçede müstehcen olanın hayasızca hareketlerle özdeş tutulmuş olması, hem suçun iyi tanımlanmamış olmasını getirmekte, hem de yaptırımın keyfi uygulamalara aracı kılınması tehlikesini yaratmaktadır.
24. SORU: TCK; BİR ÇOCUĞU YA DA KİŞİYİ, FUHUŞA TEŞVİK ETMEK YA DA FUHUŞ İÇİN ARACILIK YAPMAK SUÇUNU NASIL TANIMLAMAKTADIR?
YANIT: TCK’nın 227. Maddesi’nde; çocuğun ya da bireyin fuhşa teşvik edilmesi, bunun yolunun kolaylaştırılması, fuhşa aracılık edilmesi, bu amaçla yer temin edilmesi, fuhuş amacıyla ülkeye insan sokulması ya da ülke dışına insan çıkarılması fiillerini gerçekleştirenler hakkında ceza yaptırımı bulunmaktadır. Bu fiiller, cebir, tehdit ve hileyle yapılırsa verilecek ceza iki kat artırılacaktır.
Yukarıdaki eylemleri, eş, üstsoy, kayın üstsoy, kardeş, evlat edinen, vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, koruma ve gözetim yükümlülüğü bulunan kişiler ya da kamu görevi veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuzu kötüye kullananlar gerçekleştirirse verilecek ceza yarı oranında artırılacaktır.
25. SORU: BİRDEN ÇOK EVİLİK, HİLELİ EVLENME, RESMİ NİKAH OLMAKSIZIN DİNSEL TÖRENLE EVLENME SUÇLARININ CEZALARI NEDİR?
YANIT: Yeni TCK, daha önceki Ceza Yasasında olduğu gibi, evlilik kurumunu yasal güvencelerle donatmaktadır. Evli olmasına rağmen başkasıyla evlenme işlemi yaptıran ya da kendisi evli olmamakla birlikte evli olduğunu bildiği kişiyle evlilik işlemi yaptıran kişilere hapis cezası verilmektedir. (TCK: 230)
Gerçek kimliğini saklayarak başkasıyla evlenen kişi hakkında ise, hapis cezası verilmektedir. Aralarında evlenme akdi ya da resmi nikah olmaksızın evlenmenin dinsel törenini yaptıranlar ve yapanlar hakkında da hapis cezası verilecektir. Bu durumda taraflar medeni nikah yaparlarsa, kamu davası ve hükmedilen ceza sonuçlarıyla ortadan kalkacaktır.
26. SORU: AYNI KONUTTA BİRLİKTE YAŞADIĞI KİŞİLERE KÖTÜ MUAMELEDE BULUNAN DA CEZA ALIR MI?
YANIT: TCK, 4320 Sayılı Ailenin Korunması Yasası ile bir denklik sağlayarak aynı konutta birlikte yaşadığı kişilerden birisine karşı kötü davranışta bulunan kişiyi hapis cezasıyla cezalandırmaktadır.
Bu kötü davranış; büyütmek, okutmak, bakmak, muhafaza etmek, meslek veya sanat öğretmekle yükümlü olduğu birey üzerinde terbiye hakkından doğan, disiplin yetkisi kötüye kullanılarak gerçekleşmişse, 1 yıla kadar ceza verilir. (TCK: 232)
SORUN: Bu maddede sorun oluşturan anlayış, ‘disiplin yetkisinin belli ölçülerde zor kullanmaya izin verdiği’ görüşüdür. Gerekçede, ‘Her türlü kötü muamele suçun oluşmasını olanaklı kılmaz. Kötü muamelenin, merhamet, acıma ve şefkatle bağdaşmayacak nitelikte bulunması gereklidir.’ denilmektedir. Disiplin, yaşamın doğru yolda planlanması ve düzenlenmesidir. Disiplin adına, kötü muamele yapılabileceği izlenimi veren gerekçe, temel hak ve özgürlüklerle bağdaşmayan bir durum yaratmaktadır.
27. SORU: AİLE HUKUKUNDAN KAYNAKLANAN YÜKÜMLÜLÜĞÜ İHLAL EDENLER CEZA ALIR MI?
YANIT: Aile birliği, aile bireylerine, karşılıklı olarak bakım, eğitim, destek olma yükümlülüğünü getirmektedir. Bu yükümlülüğü yerine getirmeyenler, şikayet üzerine 1 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılırlar. Kocanın hamile olan eşini, ya da bir kadınla sürekli birlikte yaşayan erkeğin kendisinden gebe kalmış olan kadını çaresiz durumda terk etmesi halinde de, ceza yaptırımı bulunmaktadır.
Velayet hakları kaldırılmış olsa dahi, sürekli sarhoşluk, uyuşturucu ve uyarıcı maddelerin kullanılması ya da onur kırıcı davranışlarla ya da özensiz davranarak çocuklarının ahlak, güvenlik ve sağlığını ağır şekilde tehlikeye sokan anne ve babaya da ceza verilecektir.
28. SORU: İNSANLIĞA KARŞI SUÇLAR VE İNSAN TİCARETİ SUÇLARINDA KADINLARI KORUYAN HÜKÜMLER NELERDİR?
YANIT: TCK, eski ceza yasamızda açıkça yer almayan iki yeni suç tanımı getirmektedir. Ana başlığında insanlığa karşı suçlar olarak tanımlanmış olan bu bölümün altında, soykırım, göçmen kaçakçılığı ve insan ticareti yer almaktadır.
Suç yasada şöyle tanımlanmaktadır: ‘Bir planın icrası suretiyle milli, etnik, ırki veya dini bir grubun tamamen veya kısmen yok edilmesi maksadıyla, bu grupların üyelerine karşı kasten öldürme, bireylerin bedensel ve ruhsal bütünlüklerine zarar verme, bir grubu tamamen veya kısmen yok etmeye yönelik koşullarda yaşamaya zorlama, doğumlara engel olmaya yönelik tedbirler alma, bu gruba ait çocukları bir başka gruba nakletme, fiillerinden birinin işlenmesi soykırım suçunu oluşturur.’
Bu tür suçlarda zaman aşımı işlemeyecektir. Yani suçun işlenmesinin üzerinden hangi zaman dilimi geçmiş olursa olsun eylemci yargılanacak ve cezalandırılacaktır.
Bu bölümdeki ikinci suç tanımı, ‘İnsanlığa Karşı Suçlar’ başlığını taşımaktadır. Kasten öldürme ya da yaralama; işkence eziyet veya köleleştirme, kişi özgürlüğünden yoksun kılma, bilimsel deneylere tabi kılma, cinsel saldırıda bulunma, çocukların cinsel istismarı; zorla hamile bırakma ve zorla fuhşa sevketme fiillerinin, siyasal, felsefi ırksal veya dinsel nedenlerle toplumun bir kesimine karşı bir plan doğrultusunda işlenmesi hali ‘insanlığa karşı suç’ olarak ifade edilmiştir.
Yine aynı bölümdeki diğer suç tanımı göçmen kaçakçılığı ve insan ticaretidir.
Göçmen kaçakçılığında amaç, menfaat sağlamaktır. Eylemci, bireysel veya örgütlü olarak bu suçu işleyebilmektedir. Yasadışı yollarla bir başka ülkeye giden bireyler, yaşam tehlikesiyle dahi karşı karşıya kalmakta ya da önemli maddi ve manevi zararlara uğramaktadırlar. İnsan Ticareti, göçmen kaçakçılığından çok farklıdır. Bu suçun, işlenmesi için, bir yerden diğer bir yere götürmedeki asıl amaç, bu kişileri zorla çalıştırmak, bazı hizmetleri vermeye mecbur bırakmak, onları adeta tutsaklıkla eşit uygulamalara tabi tutmak yahut organlarının başkasına zorla verilmesine razı etmektir.
Uygulamazsak,
Öğrendiklerimiz Hiçbir İşe
Yaramaz!
Sevgili Arkadaşlar,
Türk Ceza Yasası’nın neler getirdiğini özetleyerek size aktarmaya çalıştık. Yasaları öğrenmemiz, hak aramak için en önemli araçtır. Ancak, öğrendiklerimizi, kullanmazsak yasalar sadece yazılmış olurlar ama yaşamazlar. Onları yaşama geçirmek bizim elimizde. Cesur olmaya ihtiyacımız var. Haksızlığı bilmek ama boyun eğmek, yeni haksızlıkları çoğaltır. O halde, öncelikle kendimizi değiştireceğiz. Sonra da şiddet, çok yakınımızdan da gelse onunla mücadele etmeyi görev sayacağız. Bugüne dek yapılmış olan cinsel şiddet, cinsel saldırı ve cinsel saldırının ortaya çıkması ile ilgili araştırma sonucunu gösteren çizelgeler ve istatistikler, şiddetin öncelikle aile ortamından kaynaklandığını gözler önüne sermektedir. Bu nedenle hak aramaya, en yakınımızdan başlamalıyız. Evimizin içindeki şiddeti temizlemeden, sokağı arıtamayız. Kadınlar olarak, bütün bir yaşamımızı biçimleyen yasaların, kadının insan haklarını ve onurunu koruyucu bir biçimde düzenlenmesi için elimizden geleni yaptık. Şimdi yasaları, uygulama zamanındayız. Bu amaçla kitapçığımızın ekinde şiddete uğrayanlara yardımcı olabilecek kurumların adlarını ve bir dilekçe örneğini sunduk. Bu listede yer almayan çok sayıda kuruluş olduğunu da biliyoruz. Doğal olarak bunlardan da yararlanabilirsiniz. Yasaların doğru bir biçimde uygulanması için dayanışmaya devam edeceğiz.
Türk Ceza Yasası, yukarıda sıraladığımız önemli kazanımlar yanında, çok temel noktalarda eksiklikler de taşımaktadır. Ancak, biz bardağın dolu yanından baktık. Kadınların önünde dün olduğu gibi, bugün de iki görev duruyor; Bu görevlerden biri yeni haklar için durmaksızın mücadele etmek. Diğeri ise, kazanımların yaşama geçirilmesi için durmaksızın çalışmak.
Mücadeleye, kararlılıkla devam edeceğiz.
BAŞVURULACAK RESMİ KURUMLAR
1-Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü
Meşrutiyet cad.No:19
Kızılay/Ankara
Tel: 0.312. 419 29 79
2-Polis İmdat -155
3-Jandarma İmdat-156
4-Alo SHÇEK:Atatürk Bulvarı No:76
Kızılay/ANKARA Tel.418 66 62
5-Alo Sosyal Hizmetler-183
6-Emniyet Genel Müd. Çocuk Şb 412 28 30
7-Valilik ve İlçelerde İnsan Hakları Kurulları
KADIN DANIŞMA MERKEZİ BULUNAN İLLER VE TELEFON NUMARALARI:
Ankara Barosu: 0.312. 310 55 26
İstanbul Barosu: 0212. 251 98 55
İzmir Barosu: 0.232.463 00 14
Antalya Barosu: 0.242.248 07 66
Denizli Barosu: 0.258. 265 10 59
Adana Barosu: 0.322. 351 21 21
Bursa Barosu: 0.224. 272 11 94
Kadın Dayanışma Vakfı: 0.312.430 40 05-06
Mor Çatı
Kadın Sığınağı Vakfı: 0.212.292 52 32
KAMER-Kadın Merkezi: 0.412.224 23 19-228 10 53
Mersin Bağımsız Kadın Derneği: 0.324.336 59 92- 337 20 21
KOŞULLARI VARSA BAROLARDAN ADLİ YARDIM ALABİLİRSİNİZ
Bir avukata ihtiyaç duyduğunuzda ekonomik olarak güçsüz iseniz, yaşadığınız ile bağlı Baronun Adli Yardım Kurullarına başvurarak kimliğinizi, ikametgah belgenizi ve muhtardan alacağınız fakirlik belgesini sunarak ücretsiz avukat atanmasını talep edebilirsiniz.
Koşullarınız uygunsa, Baro size avukat yardımı yapacaktır.
|