Konu: Zeki Arlan
Tek Mesajı Görüntüle
Old 08-01-2008, 08:33 AM   #4
GooD aNd EvıL
Aşmış Üye
 
GooD aNd EvıL Kullanıcısının Avatarı
 
Üyelik Tarihi: Aug 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 281,268
Teşekkür Etme: 98
Thanked 355 Times in 320 Posts
Üye No: 44033
İtibar Gücü: 57963
Rep Puanı : 34658
Rep Derecesi : GooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond repute
Cinsiyet : Erkek
Varsayılan

Hasretimiz...
HASRETİMİZ...
Seninde içinde çoğu kez, anlamsız bir hüzün kaplar mı? Sanki bir haber almış, kötü bir olay olmuş ya da sevdiğin birini yitirmişçesine...
Alınganlaşı verirsin sessizce.
Mutsuzluk bir karabasan gibi çöküverir üzerine.
Ne konuşmak, ne de birini dinlemek istemez canin.
Oysa kimse canini acıtıp, üzmemiştir seni.
Peki ya, bu içteki hüzün neden?
Bu çatılan kaslar niye?
Hadi itiraf edelim.
Gerçekten içimizi saran, bu davetsiz hüznün anlamı yok mu?
Bir iç hesaplaşma olamaz mı?
Belkide bir özlemdir içimizi burkan.
Yitirdiğimiz değerleredir hasretimiz.
Kanar yüreğimiz ince ince.
Bu güne kaygılıyızdır, yaşanacak yarınlara.
Sorarlar, 'Neyin var? ', diye.
Yürekten değildir verilen yanıt 'Bilmiyorum, içimde nedenini bilmediğim bir hüzün var.
' Aslında öylesine iyi biliyoruz ki...
Ne var ki o sıra çaresizsindir.
Ne dünleri tekrar basa alıp yaşamanın, ne de bu günü istediğimiz gibi oluşturmanın olanağı yok.
Bizlerde geceye ay gibi yalnız doğduk.
İste hüzün içimizi bir duman gibi sardığı an bu yalnızlık öyle derin hissedilir ki...
Yalnızca kendimiz, gene kendimiz varızdır.
Yaşamında seninde, kim bilir ne kadar çok keşkelerin vardır.
Ama neden?
Neden rollerimizi, repliklerimizi başkaları belirliyor?
Bu izin niye?
Alışkanlıklara, toplumsal değerlere bu bağlılık neden?
Ne uğruna, ne adına olursa olsun, yakaladığımız değerlere, öyle değerler ki bizi umutlandıran neden, sıkıca sarılmayız?
Biliyorsun, insan ömrü yasadığımız çağda giderek kısalıyor. Ortalama altmış yıl... Peki, yasadığımız süreç içinde kendimiz için, kendi değerlerimizle neyi ne kadar yasayabildik?
'Bu benim ve benim yasamım' diye kaç kez direnebildik. Hep birilerine izin vermişizdir.
Ailemize, sevgilimize, dostlarımıza...
Eh.. O zaman da geriye biraz kalan, bolca adini bilmek istemediğimiz anlamsız hüzünler. Ahlar, uhlar... Benim de içimi o anlamsız hüzün sıkça kaplar. Ağlamaklı hissederim kendimi. Duyduğum özlemdir.
Kaybettiğim, yasamdan yitirdiğim sevdiklerime. 'Ah' derim, 'Ne olurdu yasamda olsaydılar' İstediğim, yüreğimde ki sevgiyi verebilmek onlara.
Yeniden yeniden kollarımı hiç çözmeden sarılmak.
Peki ya, ya yasayan yitikler?
Halen dokunabileceğim, sesini duyabilip yüzüne öpücükler kondurabileceğim sevgilim, dostlarım...
Kim bilir belki de geriye bıraktıkları sadece yürek eziklikleridir. Gülmek, ağız dolusu kahkahalarla.
Sanki güneşi içime çekermişçesine sıcacık bakabilmek yasama. Bazen de bükülen boynumla, düğümlenen boğazımla hüzünlenmek...
Ama kime?
Neye?
Sadece hüzünlenmeyi hak edenlere...
.....................
Bu yazı alıntıdır, yazarını bulamadım, paylaşmak istedim...Z.Arlan...
GooD aNd EvıL çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla