Bizi Ayıran Kelepçenin Soğuk Demiri
(Yarına sesinin yankısını bırakan bütün çocuklara armağandır)
Bizi ayıran bir yoldu
Bizi ayıran kelepçenin soğuk demiri
Ve sevdamızdı hayata dair
Kenetlenmişti ellerimiz
Omuz omuza yürümüştük yollarda
Sevmemiştik sırtımızdaki demir yığınlarını hiç
Hep uzak dağların ardında ararken mutluluğu
Görememiştik bir an bile
Burnumuzun dibinde akıp giden hayatı
Yaşayabilecekken sıcak bir odada
Kendi hürriyetlerimizi
Bir sevgilinin gözlerinde kaybolup gitmek varken umarsız
Bir akşamüzeri düştük yola
Anamızın gözyaşını bırakarak ardımızda
Sevmedik sırtımızda çapraz asılı duran canavarı
“Biz adam öldürmedik Reis,
Biz cana kıymadık hiç”
Bu kavga yaşatmak içindi
Yaşamak için
Eşit
Hür
İnsanca...
Asfaltlara ayak izimizi bıraktık
Bozkırlara sevdamızı
Kurşun yoktu silahlarımızda
Yüreğimizi doldurup şarjörümüze
Düştük yola
Bir öğle sonrasıydı vakitlerden
Havada ihanetin ağır kokusu
Kurşun sesleri yankılanıyor dağlarda
Kırılıyor dağ çiçeklerinin boyunları
haykırıyorum:
vurmayın çiçekleri
onlar bilmezler kavgayı
yok onların silahları
Çelik bir canavar bütün acımasızlığıyla tükürüklerini saçıyor
Dönerek yakıyor gökleri
Bedeninde bahar görmemiş çiçekler açıyor
Ananın yüzü düşüyor aklına
Gitme derken döktüğü gözyaşında
Boğulurken dünyalar
Şimdi çeksem diyorsun pimini ömrümün
Saçsam dünyaya yüreğimi
Ölmek dert değil de
Yazık olmaz mı umuda
Belli yolun sonu
Yolun sonunda umut yok
Ya bedenini alacaklar ya ruhunu
Yada itiraf ettirecekler sana bir kuş olduğunu
Uçacaksın mavi boyalı bir binanın dördüncü katından
Bizi ayıran bir yoldu
Bizi ayıran kelepçenin soğuk demiri
Suçumuz belliydi
Herkesten biraz daha fazla sevmiştik hayatı
İhanetleriyle, sessizlikleriyle, korkularıyla
Ölümüne sevdiğimiz insanoğlunun
Solmasın diye yeryüzünde açmış çiçekleri
Gülsün diye avurtları çökmüş anamızın yüzü
Düştük yola.
Hayata sevdamız adına...
9 Ocak 2003
Düzenleme-2005
Melih Coşkun
|