Aşk Felsefesi
Yol aşınır, insanın nabzında.
Aşk çılgın olunca,
Mesafeler, sevmeyi yaratır.
Çiçekler güzellik kadar zararlı olmasa.
Aşk biriken zehrini boşaltsa.
Sataşsak, son dediğimiz koca evrene.
Düşsek, bulutların uzanamadığı dağların zirvesine.
Sessizlik sokulur dört bir yandan.
Sanki düşler,
İnsanın zehrinde çılgına dönüşür.
Oysa acı,
İnsanda, zenginliği büyütür.
Her anışımda bir hançer saplanır.
Aşk;
Utangaçlık hali içinde yaralardan yükselir.
Islık çalan gözler, yüreklere sığmaz.
Bir parça yeryüzü sökülmüş gözlerimizden.
Gün, günaha karışmış vurgun gibi.
Yoksa dikenlerimiz çalınmış mı hayattan?
Hangi ayrılığa sığmaz olmuşuz?
Hayatım, bir atık gibi.
Hiç bakma hayallerden geride kalanlara.
Yalnız çıplak olanlar yücelir, düş içinde.
Her bir katta,
Cehennemi söyleyen bir hayat.
Kapı dayanmış, kül olmuş insan gözünde.
Rüya; tükenmiş bir sanat gibi, insan dilinde.
İçime dikilen günahlar,
İnsandan kalma yalınlıkları gösteriyor.
Oysa düşler,
İnsan ruhunun deryasıdır.
Ben hayattan dolma denizime,
Hiç sarılmamışım.
Bir yılan çıkar ve söker geçmişimi.
Zehrini akıttıkça,
Ayrılık, hayallerin sahnesine yazılır.
İnsan, her yere damlayan bulut gibidir.
Aynı zamanda,
Kendine kavuşmayı bekleyen,
En büyük açlıktır.
Ve işte söylüyorum.
Aşk, ruhun mimarıdır.
Ve hiçbir aşk,
Kendini mezara gömmeden yaşam bulamaz.
Kudret Alkan
__________________
Buraya Kadarmış ..
|