Tek Mesajı Görüntüle
Old 03-01-2006, 09:10 PM   #25
jockeя
Administrator
 
jockeя Kullanıcısının Avatarı
 
Üyelik Tarihi: Aug 2005
Mesajlar: 8,106
Teşekkür Etme: 20
Thanked 155 Times in 28 Posts
Üye No: 1
İtibar Gücü: 70000
Rep Puanı : 434913
Rep Derecesi : jockeя has a reputation beyond reputejockeя has a reputation beyond reputejockeя has a reputation beyond reputejockeя has a reputation beyond reputejockeя has a reputation beyond reputejockeя has a reputation beyond reputejockeя has a reputation beyond reputejockeя has a reputation beyond reputejockeя has a reputation beyond reputejockeя has a reputation beyond reputejockeя has a reputation beyond repute
Cinsiyet :
Ünvan : Admin
Varsayılan Bizi Kendilerine Hep Yabancı, Hep Aykırı Gördüler.,

Bizi Kendilerine Hep Yabancı, Hep Aykırı Gördüler.,


Kapım önce açılıyor, sonra kapanıyor...Merdivenlerden inişini, ayakseslerini duyuyorum. Yüreğindeki sıkıntıyı, o ürkek yorgunluğunu, birazdan kentin o karanlık akıntısına bırakacağın ruhunun telaşlı sancısını duyuyorum buradan. Bizi gözeten o büyü hızla eksiliyor hayatımızdan. Artık aşkımız bizi korumuyor, sevgili, biliyorsun. Eksik, kaçak, korkak yaşıyoruz kimbilir ne zamandır, birbirimizden gizlice...

Aşklar sahiplerine, onların yazgılarına, öykülerine benzer sevgili. Bizim de aşkımız ürkek, yaralanmış çocukluğumuz gibiydi: Hoyratlıklardan, kabalıklardan,duygusuz dalgınlıklardan sonsuz alınganlıklara kapılıp hep arka odalara çekilen...

Bu hayat, bize nasıl acımasız ve hoyrat davrandıysa biz de kendimize ve aşkımıza öyle davrandık sevgili. Birbirimize yaptıklarımızı nasılsa bir gün unuturuz, unutulur sandık. Zamanın bağışlayıcı olduğunu ve her şeyi yoluna koyacağına inandık. Ne çok yanılmışız! Meğer zaman aşkların en acımasız tanığıymış. Ömür gibi, insanın aşkına gösterdiği hoyratlığı da sınırlıymış.

Meğer o aşk, hayatımızın tek kristaliymiş sevgili. Şimdi seslerimizi örten tesellisiz hüzünlerden, sıkıntılı kaygılardan, bizi zehirleyen kuşkularımızdan anlıyoruz bunu, gidişin bir vedaysa, ve artık hazırsak o büyük ayrılığa; yeni bir hayat kurana dek, eminim yine de birbirimizden, üzerine acılarımızın gölgesi vuran tarihimizden, paylaştığımız o kutsal sırdan güç alacağız.

Biliyorum, şimdi benden çok uzakta, bir başka şehirde de olsan, sen de benim gibi haksızlıklara öfkeyle karşı koyacaksın. Yaşlı, düşkün insanlarla, kimsesiz çocuklarla paylaşacaksın elindeki avucundaki son parayı...

Kendileri gibi olmayanları..aşağılamak isteyenlere sen de benim gibi karşı koyacak, belki de öfkelenip onların bulunduğu yeri lanetli bir protestoyla terkedeceksin. Biliyorum, sen de benim gibi, insanların savaşlardan uzak ,barış içinde yaşamalarını sağlamak için ne kadar hayalci ve ne kadar sonucu umutsuz da olsa bir takım etkinliklere katılacak, çocuksu ve en çok da hüzünlü dernek binalarında, ne yapmalı, nasıl yapmalı diye kendini hırpalayacaksın.

Sen de benim gibi hep o saatlerde, göğsüne bastırdığın bir kitapla unutulmuş bir tren istasyonuna, ya da terkedilmiş bir kıyı kahvesine gidip, insanların birbirlerine bu denli duyarsız ve aşklarına karşı bu denli hoyrat olmalarının sebebini ıstıraplarını yitirdiklerine bağlayacaksın. Sımsıcak, kor gibi olan ve hayata çırılçıplak dokunmalarını sağlayacak olan ıstıraplarını...
Biliyorum, birisinden çok etkilensen, o insan seni yaralı çocukluğu, yazgısı ve öyküsüyle içini acıtsa, bu acının o coşkulu hüznünü daha da derinden hissedebilmek için bir süre sonra sen de benim gibi içinden “o şimdi gitse ve ben onu özlesem” diyeceksin...
Birisi sana, kimi insanlar neden intihar eder diye sorduğunda,eminim senin de hemen aklına ikimizin de günlerce unutamadığı o film gelecek hemen: Hani sevdiği adama duyduğu o yoğun, o tutkulu aşkın bir gün biteceğinden korkup, böyle bir şeyi yaşamamak için, kendini sulara atan kadını ve sevdiği adamı anlatan o şiir ve keder yüklü film....
Biliyorum, çok uzaklarda da olsan, tıpkı benim seni düşündüğüm gibi sen de beni düşüneceksin. Korkularımı, sancılarımı, o yarım kalan arzularımı, yenilgilerimi... Bu zorba, bu adaletsiz sistemde ayakta kalabilmek, iyi, kötü işimi sürdürebilmek, karnımı doyurabilmek için katlandıklarımı, susup içime attıklarımı...
Gidişin bir vedaysa, artık hazırsak o büyük ayrılığa ve bizi birbirimize bağlayan, ama yine de altında kaldığımız anılardan yorulmuş olsak da, yine de geriye bir tek şey kalacak sevgili, bir tek o garip, o tuhaf sır: Bu ülkedeki insanların çoğunluğu, ikimizi de kendilerinden saymadılar. Ne yapsak, ne etsek bizi hep yabancı ve aykırı gördüler. İşte sana bu yüzden azınlık ve aykırı bir duyguyla yeniden ve hep tekrar tekrar aşık olmak isterdim..

( Alıntı )
jockeя çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla