Binlerce Düğüm Boğazında
Meltemin otlara sürünen sesi
Karıştı...
Koyu gecenin derin soluklarına
Gözleri çakılı, büyülü pencerede
Esinti oynatıverince perdeyi
Sıcak bir aydınlık yayıldı
Uzun boylu köşe lâmbasından
Oradaydı... Oradaydı işte
Elinde...
Kara gözlerini düşürdüğü kitap
Bakışlarında gizli bir alaycılık
Kocaman vuruşlarla çarptı yüreği
Kırışıverdi gülünce yüzü
Oynaştı kirpiklerinin gölgesi
Heyecanlı titremeler sardı
Gözkapaklarını
Hasreti giyinmiş duyguları
Uçurdu sıcacık kıvılcımları
Haykırmak istedi adını
Yırtmak istedi yüreğini
Buz kesti elleri
Yapıştı kızıl toprağa ayakları
Sessizliğe büründü her şey
Solgunlaşıp sarardı yüzü
Patlamaya hazır hıçkırıkları
Sanki! Sanki!
Hiç çözülmemek üzere
Binlerce... Binlerce
Düğüm oldu boğazında
Teslim olurken bedeni
Gözyaşlarının hazzına
Hafifledi...
Damarlarında akan kanı
Döküldü dudaklarından
Yumuşacık kelimelere
Titredi...
Yaslandığı ağaç gövdesi
Parça parça dalların arasından
Kırılarak döküldü
Saç tellerine ay ışığı
__________________
Buraya Kadarmış ..
|