Çirkin bir kurbağa
Bir varmış,hep yokmuş.
Göreceli zamanın birinde,
Kaf dağının adının konmadığı bir yerde,
Ne sen bir padişahın güzel kızı,
Ne de ben kahraman bir prens suretinde...
Sen alalade bir beden ve ruh toplamı,
Ben senden bile korkan bir kahraman çırağı.
Çirkin bir kurbağaymışım,evim de bataklık kenarı.
Vıraklamalarımı tercüme edebilecek bir dil bilgini yok o devirde,
Ve hala yazılmamış bu olayla ilgili bir hikaye.
Elbetteki bu talihsiz bekleyişin sebebi sensin diye vıraklamayacağım,
Görüyorum kırmızı gözlerimle ki,beni öpmeni sana bir türlü anlatamayacağım.
Bağıracağım yine de tüm sıradan kurbağaları rahatsız etme pahasına,
Küfürler edeceğim diğerlerine hiç utanmadan,kurbağacadan anlamıyorsun Nasılsa..
Söz sonradan değişmiş kara haber tez duyulmazmış aslında,
E yolu uzun,gelecek vasıta da bulunmazmış ya.
Otostopun adı farklı o zamanlar;
Kuşstop,ya da şanslıysan aç olmayan bir çıtastopmuş şansın varsa.
En kötüsü de iyimser bir yazar da doğmamış daha.
E beklemek kalır o zaman kurbağaya yazarın annesiyle babasının Tanışmasını.
Lise de çarpışıp ta anne ve babanın kitaplarının dağıldığını.
Birbirlerinin gözlerine bakar bakmaz aşık olmalarını,
Ve bu esnada dua da etmek lazım müdürün okulda ve hatta hemen Arkalarında olmamasını.
Bitti işte kurbağa işin en zor tarafı,
Önce yemek sonra kırgün kırk gece düğün dernek.
Kızma kurbağa bu kırk güne,adettendir bu,beklemek gerek.
Hem sonrası da var elbet; yazar,bakalım daha kaçıncı bebek?
Ali Yeşil
|