Konu: Efsaneler
Tek Mesajı Görüntüle
Old 12-04-2005, 01:54 PM   #6
bugrahan
Daimi Üye
 
bugrahan Kullanıcısının Avatarı
 
Üyelik Tarihi: Sep 2005
Konum: AliSamiYen
Yaş: 34
Mesajlar: 462
Teşekkür Etme: 63
Thanked 48 Times in 21 Posts
Üye No: 31
İtibar Gücü: 1606
Rep Puanı : 2415
Rep Derecesi : bugrahan has a reputation beyond reputebugrahan has a reputation beyond reputebugrahan has a reputation beyond reputebugrahan has a reputation beyond reputebugrahan has a reputation beyond reputebugrahan has a reputation beyond reputebugrahan has a reputation beyond reputebugrahan has a reputation beyond reputebugrahan has a reputation beyond reputebugrahan has a reputation beyond reputebugrahan has a reputation beyond repute
Cinsiyet :
Varsayılan

"Formaları çıkarın çıplak oynayın" tezahüratı o takımda işlerin yolunda gitmediğinin işaretidir. Ama tersten bir okumayla taraftarın formalara verdiği önemi de gösterir. Çünkü formanın tarihi aynı zamanda kulübün ve futbolun da tarihidir.

Forma deyip geçmeyin. Bir çok insanın taraftarlığının kökeninde çocukluk rüyalarını süsleyen "kutsal renkli" fanilalar yatar. O formalar futbolun olmazsa olmazı, folklorik bir unsurudur. Tuttuğunuz takımla özdeşleşmenizi sağlayan köprüdür, taraftar denilen modern çağın ordularının bayrağıdır. Nerde olsa onu tanır renk aşıkları. Kim bilmez yeşil-beyaz enine çizgili formanın Celtic'in, göğüs bölgesi dikine kalın kırmızı şeritli formanın Ajax'ın nişanesi olduğunu. Ya Katalanların milli takım olarak gördükleri ve göğüslerine reklam almaya bile tenezzül etmedikleri Barcelona'nın bordo-mavi çubuklu formasına ne demeli? Geçmişten geleceğe bir köprü gibi durur Nou Camp'ta.


Ancak futbol oyununun son yıllarda ekonomik olarak çok büyük bir pazara hakim olması ve bu pazarın en büyük kozlarından birinin de forma satışı olması, sponsor firmaların bir sezonda bir kaç farklı forma üretmesine neden oldu. Ve artık takım formaları sadece yeşil sahalarda futbolcuların üzerinde gördüğümüz bir zırh değil, gündelik hayatımızda dolaşıma giren popüler kültürün bir elemanı. Hal böyle olunca çocukluğumuzun rüyalarını süsleyen klasik formalar da artık rafa kalktı. Ama bizim gönlümüz emektar formaların o raflarda unutulmasına el vermedi.


O Bir Klasik; Parçalı Forma

Galatasaray futbol takımı için klasik forma tabiri, sanırız ki herkesin oy birliği ile parçalı formaya verilecektir. Parçalı formaların sarı-kırmızı renklere gönül verenlerin gözündeki yeri apayrıdır. Bir klasik otomobil tutkunu için 56 model Chevrolet ne demekse, Galatasaraylı için de sarı-kırmızı parçalı forma odur. Çünkü Galatasaray kuruluşundan 1934 yılına kadar maçlara parçalı formasıyla çıkmıştır. Bu dönemden sonra değişik formalar kullansa da parçalı formanın Galatasaray gardıropunda her zaman yeri olmuştur. Parçalı formaların en tipik örnekleri 60 ve 70'li yıllarda kullanılan formalardır. Tam göğüs bölgesinden ikiye ayrılan formaya başka ekleme yapılmamış. Sadece sol göğüs üstünde bayraklı bir Galatasaray arması dikkat çekiyor. Seksenli yıllara gelindiğinde parçalı formada da küçük değişiklikler göze çarpıyor. Genel olarak dizayn aynı ama iki farklılık var. Birincisi kol bölgelerindeki ince şeritler, ikincisi ise Galatasaray armasının sol bölümde bayrağımızın ise sağ bölümde birbirlerinden bağımsız olarak yer almaları. 90'lı yıllardaki parçalı formada en büyük fark kollardaki şeritlerin kalınlaşması. Yine yaka bölgesindeki siyah renge de dikkat. Çünkü siyah, son dönemdeki parçalı formada yoğun olarak kullanıldı. Hatta parçalı formanın altına giyilen siyah şort ve konçlar kimilerince çok sevildi; kimilerince çok eleştirildi. Ancak parçalı formanın bu sezon kullanılan forma çeşitleri içinde yer almaması kelimenin en hafif anlamıyla bir şanssızlık.

Parçalı formaların Galatasaray ve taraftarlar için neyi ifade ettiğini anlamak demek 1986-1987 sezonunun bir maçını hatırlamak demek. Ali Sami Yen'de rakip Zonguldakspor ve Galatasaray'ın üzerinde tek renk beyaz, omuzları kırmızı parçalı bir forma var. İlk yarı 0-0 bitiyor ve takımlar tünelin yolunu tutarken Kapalı Tribün'ün tecrübeli abileri sloganı patlatıyor: "Formaları değiştir büyük Cim Bom Bom". Büyük Cim Bom mesajı alıyor, ikinci yarıya parçalı formalarla çıkıyor. Sonuç mu? Galatasaray 3-0 kazanıyor.







Çubuklu Forma; Onun Yeri Ayrı

Çoşkun Özarı'lı, Turgay Şeren'li 50'li yılların efsane kadrosunun giydiği çubuklu forma bu kategorinin bizce en müstesna parçası. Çok ince ve sık kullanılmış olan sarı-kırmızı çubuklar ve bisiklet yaka dışında formanın başka hiçbir özelliği yok. Ancak belki de bu formayı unutulmaz kılan bu sadeleği. Bu dizaynın formaların evrimi sırasında unutulması ve kendine has bir forma olarak sadece fotograflarda kalması taraftarlar için üzücü. Milan kulübünün aynı forma tipini kuruluş yıllarında kullandığını ve 1999 yılında da kulübün 100. kuruluş yıldönümü vesilesiyle aynı tip formayla maçlara çıktığını belirtelim. Daha sonraki yıllarda çubuklu forma çok değişti. 60 ve 70'li yıllardaki çubuklu formalarda çubukların kalınlaşması en büyük özellik. Sağ ve sol bölümde kırmızı, ortada ise tek sarı şeritten oluşan forma uzun süre kullanıldı. 80'li yıllarda bu forma tipinin geçirdiği en önemli değişiklik çubuk kalınlıklarının incelmesi. 1996 yılında başlayan 1. Fatih Terim dönemiyle beraber çubuklu forma hem dizaynında değişikliğe uğradı hem de daha çok kullanıldı. Sarı kollardan aşağıya inen ince gri çizgiler ve gri yaka bu formanın en önemli özelliği. Bu sezon kullandığımız formalardan çubuklu olanının dikkati çeken en önemli özelliği ise çubukların kalınlaşması ve şövalye GS logosu üzerindeki üç yıldız. Ancak kırmızı renkdeki pempeleşmenin nedenini anladığımızı söyliyemeyiz. Bu kategoriye koymayı daha uygun bulduğumuz ve tarih sayfaları içinde unutulmuş bir forma tipi daha var. Tanıl Bora'nın deyimiyle "Latin fiyakasının" göstergesi olan, göğüs bölgesini çaprazlama geçen tek bir şeritten oluşan forma. Sarı zemini kırmızı bir şeritle geçen bu forma da 50'li yıllardan. O yılların futbolseverlerini kıskanmadık desek yalan olmaz...


İngiliz Sadeliği: Tek Renk

Futbol oyununun temel taktik anlayışında bir çok ilke imza atan İngilizlerin, formalar konusunda da bir ekol olduğunu söyleyebiliriz. Tek renk ve polo yaka formalar İngiliz sadeliğinin göstergesi olmuştur futbol sahalarında. Tabii bu modanın ülkemiz futbol sahalarında görülmemesi olmazdı. İşte Suat'lı, Kadri'li, Sarı Muzaffer'li kadronun giydiği tek renk kırmızı, beyaz polo yakalı forma bu modanın en estetize olmuş örneklerinden biri. Bu formada beyaz polo yakanın sol altında kalan bölümdeki hayli büyük şövalye GS arması dikkati çeken tek özellik. İlerleyen yıllarda bu forma tipinde de değişiklikler görülüyor. 70'li yılların sonu ve 80'li yılların başında giyilen tek renk kırmızı formada sarı yakadan omuz ve kollara doğru giden kalın tek şerit halindeki sarı renk en farklı özellik. Bu forma tipinin son yıllarda yaşadığı en büyük değişiklik ise sarı-kırmızı rengin yerini beyaz rengin alması. Neuchatel zaferinin kırmızı yakalı, tek renk beyaz formayla kazanıldığını hatırlatalım. Yine UEFA Kupası'na doğru giden yolda giyilen tek renk beyaz, omuzlarda sarı parça ve yakaları kırmızı forma da unutulmazlar arasında. Tek renk formalardaki en radikal değişiklik ise bu sezon kullandığımız formalarda görüldü. Üç adet tek renk formanın kırmızı olanı dışındaki iki formanın rengi gümüş ve altın. Tasarım olarak ise üç formada da sol bölüm üzerinde ince bir şerit göze çarpıyor. Ne parçalı, ne çubuklu... Çok daha ayrıntılı ve titiz bir çalışmayla belki de bir kitap yazılabilecek olan formalar konusunu kısa zamanda ulaşabildiğimiz kaynaklar doğrultusunda yazmaya çalıştık. Fotoğraflar en büyük kaynağımız oldu. Ancak bir belge var ki onu es geçmek olmaz. Galatasaray'ın bir numaralı kurucusu Ali Sami Yen, Ellinci Yıl kitabında kulübün kuruluş öyküsünü anlatıyor: "(...) Mektebe gelirken domuz sokağından geçer, domuz yağı alırdım. Topu onunla yağlar, şişirirdim; yamasını yeni papucumdan kesmiştim. Bunu gören arkadaşlar, bana hepimizden fazla paye vermişlerdi. (...) Cevdet de ikinci reisliği formaları yıkadığı için almıştı." Evet ne parçalı ne çubuklu ne de bir başka forma. Önemli olan o formanın sizin için neyi ifade ettiğidir. Ali Sami Yen'e başkanlık, yeni aldığı papuçlarından deri parçası kesip topa yama yaptığı, ikinci başkanlık Cevdet Kalpakçıoğlu'na formaları yıkadığı için arkadaşları tarafından verilmiş. Burası sözün bittiği, futbolun başladığı yerdir. Burası formalara ruhun eklendiği yerdir...

Unutulmazlar

Tarih 17 Mayıs 2000'i gösterirken zorlu yolun son durağına gelinmişti. Avrupa kupalarında bırakın baharı, kış ayını bile şöyle doya doya yaşayamamış bir ülkenin evlatları ilk defa kendi tuttukları takımı bir Avrupa Kupası final maçında desteklemek için Kopenhag'ın Parken stadını doldurmuşlardı. Rakip Londra'nın "topçuları" Arsenal'di. Ve 2000 yılının UEFA Kupası finalisti Galatasaray maça tek renk beyaz ve kolları kırmızı ince şeritli bir formayla çıkmıştı. Futbol da uğura biraz olsun inanlar Neuchatel zaferini hatırlayarak "bu kupa kesin bizim" bile demişlerdi, Galatasaray'ın formalarını görünce. Neyse ki onlar haklı çıktı ve beyaz tek renkli, kupa beyi o forma UEFA Kupası ile beraber müzedeki yerini aldı. Gün görmüş misali kupa görmüş formaları hatırlarken tabii ki en büyük kupa Süper Kupa'yı kazanan formayı da hatırlamamak olmaz. UEFA Kupası'nın sarhoşluğunu üzerimizden atamamışken 3 ay sonra Süper Kupa için Monaco'nun 2. Louis stadının yolunu tuttuk. Rakip İspanya'nın beyaz şeytanları Real Madrid'di. Ve takımımızın üstünde sarı-kırmızı çubuklu forma vardı. Maç sonunda üzerindeki çubuklu forma ve elinde ki Süper Kupa'yla kazındı aklımıza Commandante Hagi.



Siyahtan Bir Duvar

Onları unutmak tabii ki olmazdı. Evet, kaleciler ve onların "modası". Büyük kaleci Lev Yashin simsiyah formayla sahaya çıkmasını forvetleri korkutmak olarak açıklamış. Bizim kalecilerimizin de böyle bir düşüncesi var mıydı bilmiyoruz ama geçmiş dönem kaleci kazaklarımızın çoğunun tek renk siyah olması dikkat çekiyor. Büyük kaptan Turgay Şeren ve 70'lerin unutulmaz kalecisi Yasin Özdenak ilk olarak gözümüze çarpanlar. Ancak 80'li yıllar kaleci kazaklarının da değişime ayak uydurduğu yıllar olmuş. Simoviç'in Neuchatel zaferinde giydiği mavi-gri kazak akıllara kazınanlardan. UEFA ve Süper Kupa'yı kazanan efsane kadronun "çok güzeal" kalecisi Taffarel'in, Parken stadında giydiği tek renk mavi kazakta unutulmazlardan.


İlk Şampiyon Forma

Eller göğüste birleştirilmiş, gözler gururla bakıyor bizlerin sadece filmlerden bildiğimiz o üç ayaklı eski fotoğraf makinesine. Çünkü onlar şampiyon. Onlar 1908-1909 sezonunda şampiyon olan ilk Türk futbol takımı. Ve üzerlerinde sarı-kırmızı parçalı forma var. Forma bugün aşina olduğumuz formalardan daha farklı olarak bir gömleği andırıyor, boyundan başlayıp aşağıya kadar uzanan düğmeler en önemli özellik. Renklerin de daha koyu olduğunu söyleyebiliriz. Hatta kırmızı renk yerine bordo desek yanlış yapmayız. Şortlar beyaz, konçlar ise siyah. Bu forma UEFA Kupası ve Süper Kupa'yı kazanan formalarla beraber Galatasaray tarihinin en önemli üç formasından biri.
__________________
Alayına İsyan
...Ölümüne Aslan...
Emeğe Saygı
bugrahan çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla