Konu: Galatasaray
Tek Mesajı Görüntüle
Old 12-04-2005, 02:12 PM   #2
bugrahan
Daimi Üye
 
bugrahan Kullanıcısının Avatarı
 
Üyelik Tarihi: Sep 2005
Konum: AliSamiYen
Yaş: 34
Mesajlar: 462
Teşekkür Etme: 63
Thanked 48 Times in 21 Posts
Üye No: 31
İtibar Gücü: 1606
Rep Puanı : 2415
Rep Derecesi : bugrahan has a reputation beyond reputebugrahan has a reputation beyond reputebugrahan has a reputation beyond reputebugrahan has a reputation beyond reputebugrahan has a reputation beyond reputebugrahan has a reputation beyond reputebugrahan has a reputation beyond reputebugrahan has a reputation beyond reputebugrahan has a reputation beyond reputebugrahan has a reputation beyond reputebugrahan has a reputation beyond repute
Cinsiyet :
Varsayılan

Büyük Kaptan
Florya Topraktı, O Cesur...

Yoğurtçuların gezdiği, sokaklarda iki taştan kale yapılan, üç kornerin bir penaltı olduğu, kazananın Ankara gazozunu kafaya dikdiği 70'li yıllarda, Florya'da mahallenin küçük Bülenti'ydi. Bugün ise 22 yılını verdiği Galatasaray forması altında 28 kupa kaldıran bir futbol fenomeni.

"Büyük Kaptan" diyorsa Ali Sami Yen tribünleri bir sebebi var. Korkmaz Ailesi'nin "Cesur"u, yeşil sahaların en cesuru.... Geçen sezon Diyarbakırspor maçında orta sahadan vurduğu top ağlarla buluştuğunda, Ali Sami Yen tribünlerinde kaç kişi acaba onun bir zamanlar o golün aynısını Edirnekapı surları dibindeki toprak sahada da attığından haberdardı?

Futbol sevdası Edirnekapı'nın toprak sahalarında, mahalle arasında düşer kalbine Bülent Korkmaz'ın. Mahallede bir takım kurarlar, adı Tayfunspor, formaları kırmızı-siyahtır. Orta sahada oynar o günlerde. Tayfunspor finale kalır bir turnuvada, 29 gol atmıştır Bülent finale kadar. O yaşta bile Karagümrük'de, Edirnekapı'da adı duyulmuştur. 2-0 mağlup duruma düşerler. Rakip takımın yedekleri "nerde sizin golcünüz?" diye dalga geçmeye başlamıştır. Bülent, orta sahadan vurur topa gol olur, sonra bir gol daha atar. Kazanırlar turnuvayı...

Malatya Doğanyol, Gevheruşağı köyünden Osman Korkmaz ve Nevin Korkmaz'ın üç erkek evladından ortancasıdır. Osman Korkmaz, başarılı bir tekstilcidir. İlk çocukları Recep'den sonra 68'in Kasım 24'ünde doğan evlatlarına Cesur ismini verirler. Nüfus Müdürlüğü'ndeki memur, ismi duyduğundaki bir anlık duraklaması, baba Korkmaz'ın ağzından ikinci bir ismin çıkmasına sebep olur. "Cesur Bülent" olsun der. Tembel midir, dalgın mıdır, nüfus memuru bilinmez; sadece "Bülent" yazar nüfus kağıdına.


Doğuştan Lider

Edirnekapı'daki mahalle arkadaşlarını maç için ayartan odur. Aşağı mahalle, yukarı mahalle maçlarının değişmez organizatörüdür. Okulun bahçesi, toprak saha, sokak arası hiç farketmez, derslerden arta kalan vakitte her daim futbol vardır hayatında. İlkokulda sınıfında başkanlık yapmaz ama sahaların lideri her zaman odur. 70'li yıllar, Uzay Yolu seyredilen, pikap çalınan, telgraf çekilen, yoğurtçuların gezdiği sokaklarda iki taştan kale yapılan, üç kornerin bir penaltı olduğu, kazananın Ankara gazozunu kafaya dikdiği, çocuklarının terli sırtlarına annelerin tülbent koyduğu yıllardır. Yerinde duramayan bir çocuktur Bülent. Eve sadece yemek ve uyumak için uğrar. Futbol topunun, misketin peşinde geçer o yıllar. Hava karardığında gider eve ve en geç 9.30'da yatağında olur. Uykusuna düşkündür. Yıllar sonra profesyonel yaşamında da bu huyundan vazgeçmez: "Evde misafir olsa bile farketmez benim için, bana müsaade der ve gider yatarım. Suarede sinemaya gitmemişimdir. En geç 12'de yataktayımdır" diye anlatır profesyonelliğinin sırlarından birini.

İlkokulu bitirdiğinde aile Florya'ya taşınır. Edirnekapı yıllarında da Galatasaray'lıdır o. Yeşil kaleci kazağı ile Galatasaray kalecisi Nihat'ın bir minik kopyasıdır. Zaten ilk zamanlarda kalede oynamıştır, daha sonra orta saha en sonunda da defans...


Kim Hayal Edebilir ki Bu Kariyeri?


Evleri Galatasaray Tesisleri'nin karşısındadır. Çocukluğunun aşkını baştan çıkarmak için fırsat ayağına gelmiştir. Altyapı sorumlusu rahmetli Salih Bulgurlu ve halen Galatasaray'daki görevine devam eden Ahmet Keskinkılıç mahallenin minik yeteneğini keşfetmekte zorlanmazlar. O yıl Florya Tesisleri bir arsadan öte birşey değildir. Antrenmanlar Mecidiyeköy'dedir. O günün Küçük Bülenti yıllar sonra yine K.Bülent olarak adını duyuracağı günlerden habersiz topun peşinden koşturmaya devam eder. 1979'da Florya Tesisleri'nde antrenmanlar başlayınca Bülent, soluğu seçmelerde alır. "Kaleciler kim?" diye sorar Salih Hoca. El kaldırır Bülent ve "sen kaleci değilsin, orta sahasın, indir bakim elini" der Salih Bulgurlu. O dakika anlar artık Galatasaray formasını giyeceğini. Bilimkurgu ustalarının bile hayal etmekte zorlanacakları kariyerini, o günlerde Bülent Korkmaz da tahmin edemez elbette.

Okuduğu ilkokulu bile "Vefa Stadı'nın arkasındaki Hattat Ragıp İlkokulu" diye futbolca tarif eden Bülent'in top sevdasına, babası Osman Korkmaz da destek olur. "Onun içindeki hırs ve isteği görünce elimden geldikçe destek olmaya çalıştım. Futbolla yatıp futbolla kalkardı" der yıllar sonra sorulduğunda. Kardeşi Mert de Bülent'in futbol sevdasının peşinden gitmiştir.

Haftada üç maç oynamaya yıllar sonra A takımda değil, 15 yaşında başlar. 14-16 yaş takımında Ahmet Hoca onu liberoda görevlendirir. Genç takımı çalıştıran Bülent Ünder, onu genç takıma çağırdığında, artık haftada 4-5 maça çıkmaya başlamıştır. Galatasaray'ın nerede maçı varsa Bülent ordadır. Amatör, Paf, 3.Lig. Bir yaz sezonu boyunca Ahmet Keskinkılıç ile dayanıklılık idmanları yapar. İnatçı ve hırslıdır, tekmeye kafasını sokacak kadar da cesur...


"Kızardım, İndirirdim Camı"

Çok cam kırar çocukluk yıllarında. Bugün "uzun toplarla mı kırdın o camları?" sorusuna, o günleri hatırlayıp kahkahayla cevap verir: "Kızdığım zaman indirirdim camı. Edirnekapı'da bir alt komşumuz vardı. Bir öğleden sonra top oynuyoruz. Top balkonlarına kaçtı. Kadın aldı topu, 'kocam uyuyor, oynamayın top' dedi. Ben de topu vermezsen camı kırarım dedim. Vermedi, ben de kırdım." Baba Korkmaz en iyi müşterileridendir mahallenin camcısının.

Gece uykudan kalkıp, yemek yeme alışkanlığı vardır Bülent'in, bir de tatlı sevdası. Bir akşam babası, kalan pasta dilimlerinden sadece birini buzdolabına koymasını söyler Anne Korkmaz'a. Diğer dilimler balkonda bir köşeye saklanır. Sabah kalkıldığında ne buzdolabında pasta vardır ne de balkondaki divanın altında... Geceyarısı operasyonu başarılı geçmiştir Bülent'in. "Sirkeci'deki HacıBekir'in çikolatalı pastası oldu mu dayanamazdım" diye anlatır o günleri...

1984 yılında Galatasaray genç takımı Türkiye Şampiyonası öncesi Almanya'ya turnuvaya gider. Glasgow Rangers, Kızılyıldız gibi güçlü takımlar vardır. Leverkusen ile final oynayan ve penaltılar sonrasında kaybeden kadroda, Bülent Korkmaz da vardır. Leverkusen'in altyapı sorumluları transfer teklif ederler. Yirmisinde, 25'inde, 30'unda da Galatasaray'dan kopamayan Bülent Korkmaz, kariyerinin ilk transfer teklifine "hayır" der. Turnuva dönüşü Galatasaray tarihinde sıkça rastlanan bir durumla karşılaşırlar. Avrupa zaferleri sonrası sürpriz yenilgiler!.. Dönemin en iyi kadrosu ile Kütahya'da oynadığı maçı kaybeder ve elenirler. Çok kızar Bülent Ünder ve Salih Bulgurlu hocaları...

21 yaş altı takımla Balıkesir'deki finallere gittiğinde ateşi 39.5'dur. Bugün halen görevde olan masör Erkan Kazancı, hastaneye götürür ve iğne yaptırır. "Otelde kal" derler durmaz, giyer kat kat eşofmanı, yedek kulübesinde de olsa takımını yalnız bırakmaz. Takım 2-0 mağlup duruma düşer. Bülent Hoca, "Adalı Bülent"i oyuna almak için seslenir. "Adalı" yı duymaz bile Bülent, çıkartır eşofmanları dalar sahaya. 2-0'dan 3-2'ye döner maç, Altay bir gol daha atar, penaltılar sonrasında kazanan Galatasaray'dır...


Bülent-Tugay-Hüseyin-İhsan

"Tugay'dan 6 ay sonra A takıma çıktım, İhsan ve Hüseyin, dört gençtik" diye anlatır profesyonelliğe adım attığı günleri. Tugay'ı bilir ama Hüseyin ve İhsan'ı merak eder Galatasaraylı. "İhsan, Gaziantep'de, Antalyaspor'da oynadı, sonra bıraktı futbolu, Hüseyin de hala 3.Lig'de oynuyor" diye giderir merakımızı.

"Avrupalı Bülent"e çıkar adı A takımdaki ilk yılında. Mustafa Denizli, Bülent'i Lig maçlarından çok Avrupa Kupaları'nda oynatmaktadır. "Raşit Hoca'nın, Öner Abi'nin jübilesinde çok iyi oynamıştım, Beşiktaş'ta o yıl Ferdinand vardı, onu çok iyi tutmuştum" diye anlatır Denizli'nin tercihini. Kendini yetiştiren tüm isimleri tek tek saymayı da ihmal etmez. Öncelikle Salih Bulgurlu, Ahmet Keskinkılıç ve Bülent Ünder. Sonra A takımda beni "Küçük Bülent" olarak tanınmamı sağlayan Mustafa Denizli, çok şeyler öğrendiğim Feldkamp ve kazandığı 28 kupanın 13'ünde teknik adamlığını yapan Fatih Terim...

Stumpf'dan profesyonel futbolcunun nasıl yaşaması gerektiğini öğrenir. Falco ve Stumpf ile, -bugün belki de unutulan- bir sistemin parçasıdır. "İki stoper ve liberolu oyunda, adam markajı yapmaktan yorgun düşerdik. Gölge gibi takip ederdik rakibi" diye anlatır o günlerin taktik anlayışını. Bireysel hata affedilebilir ama pozisyon hatası onu çılgına çevirir. Rambo Yusuf, Falco, Semih, Erhan Önal, kardeşi Mert, Popescu, Emre Aşık. Defansta beraber oynadığı isimleri tek tek saymasını istemek haksızlık olur aradan geçen 14 yıldan sonra...


"Bayrak Adam"

Deplasmandaki derbi maçlarında, Ali Sami Yen'deki büyük maçlarda takım arkadaşlarından beş dakika önce çıkar sahaya. Aslında soyunma odasında da yarım saat önce başlamıştır ısınmaya. Daha da geriye gidersek maç sabahı yaptığı "streching"le. Isınmanın yanında, bir ayrıntı daha vardır. Rakip seyircinin bütün elektriğini çeker üzerine sanki bütün takıma bir kalkan olur o beş dakikada. Sahanın ortasında tek başına, sarı-kırmızı formasıyla "bayrak adam"ın en hasıdır...

Milan'da Baresi ve Maldini, Real Madrid'de Hiero, Arsenal'de Adams ne ifade ediyorsa Galatasaray taraftarının kalbinde de Bülent Korkmaz odur; "bayrak adam"dır, "Büyük Kaptan"dır. Simgedir, formasını derisi yapmış adamdır Bülent Korkmaz. 22 yıldır sarı-kırmızıdan başka renk bilmez. Ezeli rakiplerin tarihleri boyunca oynadıkları Avrupa Kupası maçından daha fazlasında (96) ter dökmüştür. 400'ün üzerinde lig maçında puan savaşı vermiştir. 16 yaşından beri de her transfer döneminde tekliflere "hayır" demiştir. "Kızlarım Florya'da tesislerde büyüdü, burada yürümeye başladılar, benim için herşey bir tarafa, Galatasaray bir tarafa" diye en "baba"ca anlatır Cimbom aşkını. Yurtiçinde aracılar vasıtasıyla transfer teklifleri gelir elbette ama -eden de bilir ki- Bülent Galatasaray'dan kopmaz. "1999 yılında sadece bir problem yaşadım, Amerika'da oynamayı düşündüm, çocuklarımın geleceğini düşünmek zorundaydım. Büyüklerim ve eşim engel oldu. Sabretmesini bildim.


Ben hayatım boyunca hep sabrederek kazandım. Satıştan kaldım, 50-60 bin dolara oynadım o sezon." Taraftarın "3 numaralı formasının birgün müzeye kaldırılması fikrine" ise suskun kalmayı tercih eder. "Benim için Galatasaray'ın zaferleri önemli" der sadece. Kazanılan hiçbir kupayı tek başına kaldırmadı Bülent Korkmaz. "Bütün takım aynı anda kaldırabilsek, yeter ki kazanalım" diye açıklar ortak zaferlerin en keyifli dakikalarını...

17 Mayıs 2000'de, Kopenhag Parken'da kaldırdığı UEFA Kupası'nın müjdesini 8 ay önceden almış Bülent Korkmaz. Yazlığında, yardımcıları Nursel Hanım'ın falından. "Fala da inanmam ama bana 'sen haçlı bir kupa kaldıracaksın' dedi. Kahkahayı basmıştım o gün, ben takımda yoktum o günlerde, kendi başıma antrenman yapıyordum yazlık evimde. Sezon sonunda kaldırdık o kupayı." Kolay değildir elbet UEFA Kupası'nı kazanmak. Maç içinde iki kez çıkan omuzuna rağmen savaşır sahada Bülent. "Tanrı'nın eli" ya da Taffarel'in elini görmemiştir. Henry kafayı vurduğunda gözlerini kapatmıştır. "Açtığımda gözlerimi bu kupa bizim, bu iş bitti" dedim. Popescu topu ağlara gönderdiğinde, ellerini açan ve o inanılmaz kareleri ekrana yansıyan Fatih Terim'in o görüntülerini çok sonra seyreder. "Hala etkilenirim Fatih Hoca'yı öyle gördüğümde. O baskının, medyanın ağır eleştirilerinin yok olup gittiği ve "ohhh" çektiği andır hocanın. İnanılmaz bir sahnedir o." Futboldan sonra gönlü teknik adamlıktadır ama bir çekingesi vardır. "Ben teknik adamlığı yaparım ama Türk futboluna bu kadar emeği, katkısı olan insanların bu kadar acımasızca eleştirildiği bir ortamda bu eleştirileri kaldırabilir miyim?" diye de kendine sormadan edemez...

Bir de bugünden herkesin bilmesini ister. Galatasaray'dan başka takımda zordur çalışması, Cimbom deyince akan sular durur...

Hagi'nin yıllar boyunca oda arkadaşlığını yapar. "İnanılmaz bir adam o" diye başlar söz Hagi'den açılınca: "Kamplarda 2. Lig maçlarını seyrederdik, hangi oyuncu hangi takımdan gelmiş tek tek bilirdi. 2. Lig'i bizden iyi takip ederdi, şaşar kalırdım. Futbol sevgisi kelimelerle anlatılmıyor Hagi'nin. Bir de Kocaelispor maçı var, 2-0 öndeyiz, son dakikalarda bir frikik kazandık, ben atmak istedim. Bana "sen topun üzerinden atla ve git kaleden topu al" dedi. Dediğini de yaptı, ben de kaleden çıkardım topu...."

Yazanın da okuyanın da merakı vardır elbet bu konuda. Yıllardır futbol yorumcuları Avrupa Kupası maçlarında hakemle konuşan Bülent için "hangi dili biliyor da itiraz ediyor?" gibi kompleks dolu yorumlarda bulunurlar. Gülüp geçiyor bunlara Bülent. 15-20 milletten futbolcu ile yıllardır aynı formayı giyen Galatasaray kaptanı "Ortak bir dil var" diyor: "İngilizce. Sanırım o sahada derdimizi anlatacak kadar da İngilizce biliyorum". Yorumcular yorumlayadursun.


M. Çulcu ve Kırmızı Kartlar

Hakemler deyince Bülent'e, "ben hayatımda hakemlerle kötü dialoga girmedim, faul olup olmadığını sorarım en fazla" diye açıklar futbolcu-hakem ilişkisini. Kariyerinde gördüğü kırmızı kart sayısı sadece 3'tür. Ne büyük rastlantı ki, 3 kırmızı kartın 2'sini çıkartan Gaziantep maçında Ümit Karan'ın yaka paça indirilişine devam, Ali Sami Yen'de "I Love you" tezahüratına anons, Kadıköy'de yumurta, taş, maytapa "buyrun" diyen Mustafa Çulcu'dur.

İlk seferinde, Antalya'da çift sarı karttan haksız yere atar Bülent'i Mustafa Çulcu. Rize'de son adam diye atıldığı pozisyon hala hatıralardadır. 3. kırmızı kartı ise, Kadıköy'de geçen sezon inanılmaz performansı sebebi ile Kaptan'ın alkışını hak eden Ali Aydın'dandır. Bunların hiçbiri rastlantı değildir ona göre. Geçen sezon umut veren hakem olarak nitelendirdiği Kuddusi Müftüoğlu'nu sorduğumuzda "Sadece Beşiktaş maçında vermediği penaltı değil, Elazığ deplasmanında da berbat bir yönetim gösterdi" der ve ekler: "Futbolun içinden gelen, futbol bilgisi olan insanların hakemlik yapması lazım, illa da futbol oynamış olmaları gerekmiyor ama futbol kültürleri zayıf olmasın".

Beşiktaş ve Gaziantep maçında yaşanan hakem faciaları, onu sezon başından beri "hakem de insan, hata yapar" fikrinden çok ötelere götürmüş. Ümit Karan'ın Antep'deki pozisyonunda "birbirlerini çektiler" diyen hakemde "ben art niyet ararım" deyince de kimse "haksızsın demez, diyemez" Kaptan'a...


"Biz Elendik, Ama..."

Beş-altı yıldır gazetelerin spor sayfalarını okumaz, televizyonda spor programlarını seyretmez. Naklen yayınlanan maçları hiç kaçırmaz ama. Türk futboluna emek vermiş insanların acımasızca eleştiren yorumcuları anlamaz, anlamak da istemez. Roma Olimpiyat Stadı'ndaki olaylarda tüm suçun Romalı oyuncular ve teknik ekibinin olmasına rağmen, İtalyan medyasının ertesi gün Roma'ya destek verdiğini hatırlatır ve sorar "Bizi, bizim medyamız eleştirdi, aynı şeyi Ali Sami Yen'de biz yapsak eminim bizi istenmeyen adam ilan edeceklerdi."

Geçen sezon Şampiyonlar Ligi'ne 2. turda veda edilen Barcelona maçı sonrasında kameralar karşısına geçer, az ve öz konuşur. "Galatasaray elendiğinde -Galatasaraylılar hariç- çok kişi sevindi Türkiye'de. Onlar bu kadar sevinmesinler, üzülsünler. Biz elendik ama Lig Şampiyonluğu'nu kazandık". Bu kez fala inanmamıştır Kaptan. "Ben her zaman bu kadar iddialı ve kesin konuşmam ama o gün bunları söylerken inanmıştım" der bugün. İnancın zaferi, göğsünde parlayan 3. yıldızdır.

Türk futboluna hizmet eden herkese ve tüm taraftarlara bir de mesajı var konuda: "Bu ülkede Avrupa Kupaları'nda mücadele eden tüm takımlar bilmelidir ki, bulundukları yere onları getiren Galatasaray'dır, sadece Galatasaray. Bunu kimse unutmamalı ve artık içimizde kavga etmek yerine mücadelemizi yurtdışındaki rakiplerimize karşı verelim."


"İngiltere'deki Sistemi Getirsinler"

Leeds'de Ellen Road'dan çıkan Galatasaray'ın Kaptanı'nın Kadıköy'de yaşananlar için de söyleyecekleri var. "Ben 500 bin kişinin önünde de oynasam etkilenmem. Küfür edilmesi önemli değil. Ben diyorum ki herkes şapkasını önüne koysun ve gerçekleri görsün. İngiltere'deki sistemi alıp getirsinler buraya, bütün kurallarıyla. Değişmez diyorlar, bal gibi değişir, komple değişir. Ancak Hasan'ın kafasına yumurta atanların, Eser Hoca'nın başını yaranların işine gelmez bu. Ben inanıyorum ki, bu manzara Ali Sami Yen'de yaşansaydı, bizim alacağımız ceza çok daha farklı olurdu."



Bir de merak edilen Dünya Kupası sonrasına net bir yanıt: "Bizler robot değiliz, arabanızı bile belli zamanlarda bakıma götürürsünüz. Bu ülkede ilk kez futbolcular 52 günlük bir kamp yaptı. Kupayı kazanma hırsı, maçların stresi, ligi bitirip kampta bulmuştuk kendimizi. Dünya arenasına çıkmak kolay değil, döndük bir hafta izinde jet-lagı zor attık üzerimizden. Benim gibi arka adalesinden yıllarca sorun yaşamayan futbolcu bile, sezon başında hazırlık kampında adalesinden sakatlandı. Gerisini siz düşünün."

Yıllarca aynı formayı beraberce sırtına geçirdiği kardeşi Mert Korkmaz ya da onun seslendiği şekilde "Gomez" ile gurur duyuyor Kaptan Bülent. "Gittiği her takımda başarılı oldu. Gaziantep'de de mükemmeldi. Memleketimiz Malatya'da da harika oynuyor, takım olarak çok iyi durumdalar".


"Şampiyon olacağız"

Hayatının imzasını 15 Haziran 1990'da atmış Kaptan. Kızları, 10 yaşındaki Selen ve 5 yaşındaki Ezgi, Ali Sami Yen'in müdavimleri. Kaptan'ın giyim zevkinin altında ise eşi Banu Hanım'ın gustosu yatıyor. "Çok dostum, arkadaşım yoktur", bütün boş vakitlerini evde ailesiyle beraber paylaşmayı tercih eder. Bir de, sıkı Ferrari taraftarıdır. Elbet sarı-kırmızının payı vardır bu tutkuda. Çok fazla araba değiştirmemiştir. İlk arabası Renault 11'dir: "Sonra bir Honda CVX aldım, BMW'den sonra da son olarak Mercedes. Benim için arabada önce güvenlik gelir".

Bıyıklarını 10 yıl önce eşinin önerisi ile kesmiş, bir daha da bırakmamış. Antalya'daki tatilde kesilen bıyıklar, Kaptan Bülent'e bir umut olmuş: "Artık kolay tanınmam, rahat bir tatil olur dedik ama otelin animatörü sağolsun mikrofondan seslendi: Bülent Bey bıyıklarını kesmişsiniz ama yine de tanıdık sizi!.."

Geçen sezon ikinci yarının ilk maçı öncesinde taraftara "şampiyonluk için geri saymaya başlayın" diyen Bülent Korkmaz, bu sezon için de farklı konuşmuyor: "2. yarıda fikstür avantajımız var, 10 maçımızı sahamızda oynayacağız, kötü oynadığımız maçlar da oldu. Bazı hedeflerimizi de yitirdik ama taraftarımız unutmasın, Galatasaray'ın, Galatasaray'lının hedefleri bitmez., bu sezon sonunda şampiyonluk yine bizim olacak. Ali Sami Yen'de tek bir boş koltuk görmeyelim. Bizi sonuna kadar destekleyen taraftarlarımızı yine mutlu edeceğiz."

Büyük Kaptan "sezon sonunda şampiyon olacağız" diyor. 8 Lig şampiyonluğu, 5 Türkiye Kupası, 5 Cumhurbaşkanlığı Kupası, 2 Başbakanlık Kupası, 6 TSYD Kupası, 1 UEFA Kupası, 1 Süper Kupa ve Dünya Kupası 3.lüğü.

Büyük Kaptan

--------------------------------------------------------------------------------

O doğuştan Cengaver.. O Doğuştan Cesur..
Gerçekten adı ile doğmuş, adı ile özdeşleşmiş.
Adını futbolunun karakteri yapmış..
Taraflı tarafsız milyonlarca futbolsever O'nun CESUR futbolu karşısında O'na "Cesur", "Cengaver" adını, birer "Nişane" olarak takmışlar..
Kafası yarılsa da, kolu çıksa da, kaşı patlasa da, yüzünden kanlar aksa da O savaşına devam ederek, "cesaretin" sembolü olmuş..
Evet o doğuştan "Cesur" doğmuş..
Baba Osman Korkmaz ve Anne Nevin Korkmaz ikinci erkek evlatlarının adını "Cesur" olarak koymuşlar..
Evet Bülent Korkmaz olarak bildiğimiz Bülent'in gerçek adının "Cesur" olduğunu, doğuştan ona "Cesur" adının verildiğini ve bunun nüfus kağıdı alırken nüfus memuru tarafından "Bülent" olarak yazılarak değiştirildiğini eminiz çoğunuz bilmiyordunuz.
..Evet o "Cesur" doğdu.. Adını yazarken nüfus memuru değiştirdi ama futbol karakteri ile milyonlar adını O'na geri verdi hem de adının doğuştan cesur olduğunu bilmeden..
Sonra bir erkek kardeşi daha doğdu. Baba Osman Korkmaz ve anne Nevin Korkmaz ona da MERT adını verdiler. Ama bu defa Mert'in adını kütüğüne kaydettirdiler..
Onlar doğuştan CESUR ve MERT kardeşlerdi...
Yıllar geçti futbol karakterleri isimleri ile özdeşleşti..
Cesur, Cengaver ve Büyük kaptan Türk futbolunun simge ismi oldu. Gururu oldu..

İŞTE BÜLENT İN ÖZGEÇMİŞİ(Kaptan'ın Ağzından)
24 Kasım 1968 tarihinde İstanbul'da doğdum.
Aslen Malatya Doğanyol Gevheruşağı köyündeniz..
Üç erkek kardeşiz. Abim Recep Korkmaz, kardeşim Mert Korkmaz.. Mert memleketimizin takımı Malatyaspor'un oyuncusu.. Gerçekten başarılı ve çok iyi bir futbolcu..
Annem Nevin Korkmaz, babam Osman Korkmaz doğduğumda adımı CESUR olarak koymuşlar ancak nüfusa yazılırken Bülent olarak değiştirmiş memur.. Çocukluğum Fatih Edirnekapı'da geçti. İlkokulu bugünkü Vefa Stadı'nın arkasında bulunan Hattat Rakım İlkokulunu bitirdim. İlkokul sıralarında okul bahçesinde ve semtimizdeki arsalarda top oynuyorduk..
Edirnekapı'dan Florya'ya taşındık.
Evimiz Galatasaray'ın bugünkü tesislerinin karşısındaydı. ancak o zaman böylesine modern değildi.
Hayatımın her dakikasında "Çocukluğumun aşkı" Galatasaray takımı tam karşımdaydı.
"Galatasaray formasını bir gün giyeceğim" diyordum. Ama daha 11 yaşında giyeceğimi rüyamda görsem inanamazdım.
Bir gün yine her zamanki gibi evimizin önündeki arsada top oynarken, Galatasaray altyapısından Allah rahmet eylesin Salih Bulgurlu ve Ahmet Keskinkılıç hocalarımız beni izlemişler beğenmişler, bana "Gel seni Galatasaray'a alalım, gelir misin" dediler..
İşte o an Galatasaray maceram başladı
O gece sabaha kadar uyuyamadım..
11-12 yaşımda renklerine gönül verdiğim takımın futbolcusu olacaktım.
Ertesi günü iple çektim. Tuttuğum takımın, her gün uzaktan baktığım Galatasaray kulübünün içindeydim artık.
Altyapıda oynarken Şenlikköy orta okulunu bitirdim.
Ahmet Keskinkılıç hocamızla beraber Yıldızlar İstanbul şampiyonu olduk. 14-16 yaş seçildim 14-16 da oynarken Bülent Ünder hocamız, beni genç takıma davet etti. "Artık genç takımla idmanlara çıkacaksın" dedi. Oynadığım her kategoride aynı hırs ve heyecanımla basamakları teker teker çıkmaya başlamıştım. Genç takımla antrenmanlara çıkmaya başladım. Gençler Türkiye şampiyonluğunu yaşadım. Bülent Ünder Hoca'mdan çok şey öğrendim. Sonra U21 Türkiye şampiyonu olduk. O sırada ben hem genç takım, u21 yani PAF takım, amatör ligde, 3.ligde her takımda oynuyordum devamlı maç yapıyordum haftanın üç günü değişik kategorilerde Galatasaray forması altında oynuyordum.
Bülent Ünder hocamla genç takımlar Türkiye şampiyonu olunca, Bülent Ünder Hocam beni, ihsan, Hüseyin ve Tugay'ı A takıma teklif etti. Bu mutlulukların en büyüğüydü. Basamakların en üstüydü. Derwall ve Mustafa Denizli hocalarımız döneminde A takımla idmanlara çıkmaya başladık. İnanılmaz bir duyguydu A takım idmanlarına çıkmak.. Mustafa Denizli Hocam bana güvenerek, lig maçlarından ziyade Avrupa kupalarında görevler verdi. Sanıyorum verilen görevleri en iyi şekilde yerine getirmek için verdiğim mücadele takdir gördü ki A takım formasını daha sık giymeye başladım..
BİR MUTLULUK DAHA.. TRANSFER DEĞİL EVLİLİK KONTRATI
A takımın çiçeği burnunda futbolcusuyken bir aile ortamında eşim Banu ile tanıştım. Yıldırım aşkı bu olsa gerekti.. Bir yanda futbol aşkı ve bir yanda ömür boyu sürecek bir evliliğin kıvılcımlarının atıldığı bir aşk. Profesyonel olarak mukavele imzaladıktan 2 sene sonra kadar 22 yaşında evlendim.. Galatasaray'ıma olan 34 yıllık eşime olan 13 yıllık (11 yılı evlilik) aşk devam ediyor. 9 Yaşında Selen Korkmaz, 4 yaşında Ezgi Korkmaz adında iki kızım var. İnşallah Haziran'ın 15 inde 11. evlilik yıl dönümümüzü kutlayacağız..
A takım.. Evlilik ve bu arada ihmal ettiğim tahsil yaşantımı devam ettirmek istiyordum. Pertevniyal Lisesi gece bölümüne devam ettim. 2. sınıfa geçtim ancak idmanlar, maçlar, deplasmanlar zor olduğundan liseyi dışardan bitirmek zorunda kaldım ve Bakırköy Lisesinden diplomamı aldım.
Çok büyük futbolcularla, çok büyük teknik adamlarla, çok büyük başarılar, heyecanlar yaşadım. Galatasaray benim yaşam sebebimdi.. Hala da öyle..
Bugün düşündüğümde Edirnekapı'dan Florya'ya taşınmamızın benim Galatasaray maceramın başlaması noktasında tam bir "Kader" olduğunu, bunun Allah'ın bir lütfu olduğunu düşünüyorum.
12 yaşında kapısından girdiğim, formasını giydiğim Galatasaray'da 22 yılımı 34 yaşımı geride bıraktım..
Yani yolun yarısı.. Türkiye'de hiç bir futbolcuya nasip olmayan büyük sevinçleri başarıları yaşadım.. Yurt içinden ve dışından bir çok transfer teklifi almama rağmen asla ve asla Galatasaray'dan ayrılmayı düşünmedim.
Sonuçta 21 yıllık bir serüvende Türkiye'den Dünyaya açılan UEFA Kupası Şampiyonu Dünya Devi Galatasaray'a uzanan bir süreç.. Kapısından içeri girdiğimde Avrupa'da adı pek bilinmeyen ama şimdi futbolcuları Avrupa'nın en büyük kulüpleri tarafından paylaşılamayan bir Galatasaray..
Avrupa ve Dünya futbolunda Marka olmuş bir takım..
Ve böylesine büyük bir kulübün kaptanı olmak gururların en büyüğü olsa gerek..
Dünya markası olmamızda elbette yönetimlerin, teknik heyetlerin, kulüp içindeki bütün görevlilerin ve bizlerin payı var, ancak Galatasaray'ı Galatasaray yapan en büyük faktörlerden bir tanesi muhteşem taraftarımız.. Ali Sami Yen'i cehenneme çeviren Avrupa takımlarının yüreğine "Ali Sami Yen Hell" ateşini düşüren, en büyük desteğimiz, sevinçleri ve üzüntüleri birlikte yaşadığımız o büyük taraftarımız alkışların en büyüğünü hak ediyor..
İnşallah Galatasaray'ımızın tek hedefi kaldı o da şampiyonlar ligi şampiyonluğu bu zafer de "Belki yarın, belki yarından da yakın"..

GALATASARAY İLK leri ve EN leri



1) En eski geçmişe sahip futbol takımı ve Türkiye'nin ilk kurulan futbol takımı (1905)
2) Herhangi bir lige kabul edilen ilk Türk takımı
(Constantinople Football League) (1905-06)
3) Türkiye'nin ilk futbol hakemi
Ali Sami YEN (Moda-Kadıköy - 1905)
4) İlk Lig maçı oynayan Türk takımı
Galatasaray 1-1 Imogene (1905-06) (Constantinople Football League)
5) İlk Özel maç oynayan Türk takımı
Galatasaray 2-0 Faura Mektebi (1905)
6) Ligde İlk golü atan Türk takımı
Galatasaray 1-1 Imogene (1905-06) (Constantinople Football League)
7) Ligde İlk galibiyeti alan Türk takımı
Galatasaray 4-1 Moda (1907-0 (Constantinople Football League)
İlk İst. şampiyonu olan Türk takımı
(Constantinople Football League)(1908-09)
9) İst.Liginde Üç sene üstüste şampiyon olan ilk takım
(1908-09,1909-10,1910-11)
10) Yenilgisiz,Berabere kalmadan,Gol Yemeden, tüm maçlarını kazanıp Şampiyon olan İLK ve TEK Türk Takımı
(Constantinople Football League)(1908-09)
11) İlk Antrenör çalıştıran Türk takımı
Horace ARMITAGE (1908-09)
12) İlk Kupa kazanan Türk takımı (Şampiyonluk Kupası hariç)
Galatasaray 4-0 Kadıköy (31.01.1909) UNION CLUB KUPASI
13) Yurtdışında maç yapan ilk takım
Klojvar (Macaristan) (1910-11)
14) İlk Yurtdışı galibiyeti
Galatasaray 11-1 Bükreş Karması (1910-11)
15) İlk Yurtdışına Transfer olan Türk Oyuncu
Sabri MAHİR (Galatasaray) (Olimpic Paris - Fransa) (1911)
16) Türkiye'de ilk futbol derneği kurucusu ve başkanı
Ali Sami YEN - Türkiye İdman Cemiyetleri İttifakı (1923)
17) Türkiye'ye Yurtdışından gelen ilk Antrenör
Billy HUNTER (İskoçya) (Galatasaray 1926-27)
1 Türkiye'de futbolu bilimsel olarak kuralları ve diğer ayrıntılarıyla anlatan ilk kitap
Futbolun Kitabın - Ali Sami YEN (29 Haziran 1927)
19) M.Kemal ATATÜRK yaşarken, adına düzenlenen kupayı alan TEK takım
Galatasaray 4-0 Fenerbahçe (31.08.1928 ) GAZİ BÜSTÜ KUPASI
20) İstanbul Kupası'nı ilk kazanan takım (1940-41)
21) İlk futbol menajerliği (1961)
22) İstanbul Kupası'nı 2 kez üstüste kazanan tek takım
23) Tarihinde Fenerbahçe, Beşiktaş ve Trabzonspor arasında en farklı galibiyet alan takım
Galatasaray 20-0 Vefa (Özel maç)
24) Tarihinde Fenerbahçe, Beşiktaş ve Trabzonspor arasında bir maçta en çok gol atan futbolcu
Mehmet Leblebi (14 gol) Galatasaray 20-0 Vefa (Özel maç)
25) Şamiyon Kulüpler Kupası'na ilk katılan takım (1956-57)
26) Şampiyon Kulüpler Kupası'na üç sene üstüste katılan ilk takım
(1971-72,1972-73,1973-74)
27) Şampiyon Kulüpler Kupası'nda ilk golü atan takım
Galatasaray 1-3 Dinamo Bükreş (1956-57) Metin OKTAY (Dk.77)
2 Şampiyon Kulüpler Kupası'nda ilk galibiyet alan takım
Galatasaray 2-1 Dinamo Bükreş (1956-57)
29) Şampiyon Kulüpler Kupası'nda ilk 3.tur oynayan takım (1962-63)
1.tur Dinamo Bükreş (Romanya)
2.tur Pionia Bytom (Polonya)
3.tur Milan (İtalya)
30) Şampiyon Kulüpler Kupası'nda ilk YARI FİNAL oynayan takım (1988-89)
1.tur Rapid Wien (Avusturya)
2.tur Neuchatel Xamax (İsviçre)
3.tur AC.Monaco (Fransa)
YARI FİNAL Steaue Bükreş (Romanya)
31) Şampiyon Kulüpler Kupası'nda en çok maç yapan takım (35 maç)
32) Şampiyon Kulüpler Kupası'nda en çok galibiyet alan takım (26 galibiyet)
33) Şampiyon Kulüpler Kupası'nda en çok golü atan takım (87 gol)
34)Şampiyon Kulüpler Kupası'nda en çok tur atlayan takım (8 tur)
35) Şampiyon Kulüpler Kupası'nda evinde en farklı galibiyet (Türk Takımları arasında)
Galatasaray 5-0 Neuchatel Xamax (1988-89)
36) Şampiyonlar Ligine ilk katılan takım (1993-94)
37) Şampiyonlar Liginde ilk puan alan takım (1993-94)
Galatasaray 0-0 FC.Barcelona
3 Şampiyonlar Liginde ilk golü atan takım (1993-94)
Kubilay TÜRKYILMAZ (Dk.27) Galatasaray 2-1 Cork City
39) Şampiyonlar Liginde en çok gol atan futbolcu
Hakn ŞÜKÜR (8 gol)
40) Şampiyonlar Ligine Ön Eleme oynamadan katılan İLK TAKIM (2002-03)
41) Şampiyonlar Ligi Ön Eleme maçlarında ilk galibiyet alan takım (1993-94)
Galatasaray 2-1 Cork City
42) Şampiyonlar Ligi Ön Eleme maçlarında en çok maç yapan takım (18 maç)
43) Şampiyonlar Ligi Ön Eleme maçlarında en çok galibiyet alan takım (14 galibiyet)
44) Şampiyonlar Ligi Ön Eleme maçlarında en çok golü atan takım (45 gol)
45) Şampiyonlar Ligi Ön Eleme maçlarında en çok tur atlayan takım (9 tur)
46) Şampiyonlar Liginde grup maçlarında ilk golü atan takım (1993-94)
Galatasaray 1-2 Spartak Moskova (Cihat - Dk.87 penaltı)
47) Şampiyonlar Liginde grup maçlarında ilk galibiyet alan takım (1994-95)
Galatasaray 2-1 FC.Barcelona
4 Şampiyonlar Ligi'ne en çok katılan takım
(9 kez) (1993-94,1994-95,1997-98,1998-99, 1999-00,2000-01,2001-02,2002-03, 2003-04)
49) Şampiyonlar Ligi'nde en çok maç yapan takım (68 maç)
50) Bir sezonda 19 Avrupa Kupası maçı
51) Bir sezonda EN çok maç yapan
CAPONE 17 maç 1560 dakika + 2 Super Cup maçı
52) Şampiyonlar Ligi'nden gelip UEFA Kupası kazanan TEK takım
53) Şampiyonlar Ligi'nde deplasmanda en çok kazanan takım (3 kez)
54) Şampiyonlar Ligi'nde en çok galibiyet alan takım (18 galibiyet)
55) Şampiyonlar Ligi'nde en çok golü atan takım (66 gol)
56) Şampiyonlar Liginde en çok puan alan takım (71 puan)
57) Şampiyonlar Ligi İLK TUR grubunda en çok puan alan takım (10 puan) (2001-02)
Galatasaray 1-0, 0-0 Nantes (Fransa)
Galatasaray 2-0 PSV Eindhoven (Hollanda)
Galatasaray 1-0 Lazio (İtalya)
5 Şampiyonlar Ligi İKİNCİ TUR grubunda en çok puan alan takım (10 puan)(2000-01)
Galatasaray 2-0, 2-2 AC.Milan (İtalya)
Galatasaray 1-0 Paris Saint Germain (Fransa)
Galatasaray 1-0 Deportivo LaCoruna (İspanya)
59) Şampiyonlar Liginde üst tura çıkan ilk takım (2000-01)
60) Şampiyonlar Liginde ilk 8'e kalan ilk takım
(2 kere)(1993-94)(2000-01)
61) Şampiyonlar Liginde ÇEYREK FİNAL oynayan ilk takım
(2 kere)(1993-94)(2000-01)
62) Şampiyonlar Liginde Evinde en fazla galibiyet serisi (7 maç)
Galatasaray 1-0 Paris Saint Germain (Fransa)
Galatasaray 1-0 Deportivo La Coruna (İspanya)
Galatasaray 2-0 AC.Milan (İtalya)
Galatasaray 3-2 Real Madrid (İspanya)
Galatasaray 2-0 Vlaznia Shokdrea (Arnavutluk)
Galatasaray 2-1 Pfc Levski Sofia (Bulgaristan)
Galatasaray 1-0 Lazio (İtalya)
63) Şampiyonlar Liginde en çok forma giyen oyuncular sıralamasında ilk 3 sıra
(Galatasaray 1-2 Lokomotif Moskova)
Arif ERDEM (46 maç)
Bülent KORKMAZ (42 maç)
Ergün PEMBE (42 maç)
64) Şampiyonlar Liginde bir toplam sezonda en çok puan (Türk takımları arasında)
Galatasaray 21 puan (2000-01)
65) Şampiyonlar Liginde bir toplam sezonda en çok gol (Türk takımları arasında)
Galaasaray 19 gol (2000-01)
66) Şampiyonlar Liginde bir toplam sezonda en çok galibiyet (Türk takımları arasında)
Galatasaray 6 galibiyet (2000-01)
67) Şampiyonlar Liginde bir toplam sezonda en çok maç (Türk takımları arasında)
Galatasaray 14 maç (2000-01)
6 Şampiyonlar Liginde Evinde yenilmezlik (16 maç)
(1999-00)
Galatasaray 3-2 AC.Milan (İtalya)
(2000-01)
Galatasaray 2-2 Saint Gallen (İsviçre)
Galatasaray 3-2 AC.Monaco (Fransa)
Galatasaray 3-2 Glasgow Rangers (İskoçya)
Galatasaray 2-2 Strum Graz (Avusturya)
Galatasaray 1-0 Paris Saint Germain (Fransa)
Galatasaray 1-0 Deportivo La Coruna (İspanya)
Galatasaray 2-0 AC.Milan (İtalya)
Galatasaray 3-2 Real Madrid (İspanya)
(2001-02)
Galatasaray 2-0 Vlaznia Shokdrea (Arnavutluk)
Galatasaray 2-1 Pfc Levski Sofia (Bulgaristan)
Galatasaray 1-0 Lazio (İtalya)
Galatasaray 0-0 Nantes (Fransa)
Galatasaray 2-0 PSV.Eindhoven (Hollanda)
Galatasaray 1-1 AC.Roma (İtalya)
Galatasaray 1-1 Liverpool (İngiltere)
69) Kupa Galipleri Kupası'nda en çok maç yapan takım (32 maç)
70) Kupa Galipleri Kupası'nda en çok galibiyet alan takım (12 galibiyet)
71) Kupa Galipleri Kupası'nda en çok golü atan takım (42 gol)
72) Kupa Galipleri Kupası'nda en çok tur atlayan takım (7 tur)
73) Kupa Galipleri Kupası'nda üç sene üstüste katılan ilk takım
(1964-65,1965-66,1966-67)
74) UEFA Kupası'nda YARI FİNAL oynayan ilk takım
(1999-00) Galatasaray 2-0, 2-2 Leeds United
75) UEFA Kupası'nda FİNAL oynayan ilk takım
(1999-00) Galatasaray 4-1 Arsenal (penaltı)
76) UEFA Kupası'nda ŞAMPİYON olan ilk takım (1999-00)
77) UEFA Kupası'nı YENİLGİSİZ kazanan ilk ŞAMPİYON (1999-00)
Bologna 1-1 Galatasaray
Galatasaray 2-1 Bologna
B.Dortmund 0-2 Galatasaray
Galatasaray 0-0 B.Dortmund
R.Mallorca 1-4 Galatasaray
Galatasaray 2-1 R.Mallorca
Galatasaray 2-0 Leeds United
Leeds United 2-2 Galatasaray
Galatasaray 4-1 Arsenal (penaltı)
7 UEFA Kupası'nda ilk Gol Kralı (Türk takımları arasında)
(1999-00) Hakan ŞÜKÜR 10 gol
79) UEFA Kupası'nda en çok tur atlayan takım (8 tur)
80) İlk kez SuperCup oynayan takım (Türk takımları arasında) (1999-00)
81) İlk kez SuperCup kazanan takım (Türk takımları arasında) (1999-00)
Galatasaray 2-1 Real Madrid (İspanya) (Altın Gol)
82) SuperCup'ta ilk maç yapan takım (Türk takımları arasında) (1999-00)
Galatasaray 2-1 Real Madrid (İspanya) (Altın Gol)
83) SuperCup'ta ilk galibiyet alan takım (Türk takımları arasında) (1999-00)
Galatasaray 2-1 Real Madrid (İspanya) (Altın Gol)
84) SuperCup'ta ilk golü atan takım (Türk takımları arasında) (1999-00)
(Süper Mario JARDEL) Galatasaray 2-1 Real Madrid (İspanya) (Altın Gol)
85) SuperCup'ta en çok maç yapan takım (Türk takımları arasında) (1 maç)
86) SuperCup'ta en çok galibiyet alan takım (Türk takımları arasında) (1 galibiyet)
87) SuperCup'ta en çok golü atan takım (Türk takımları arasında) (2 gol)
8 SuperCup finalinde Man of the Match seçilen TEK Türk futbolcu (Okan BURUK)
89) dünya Kıtalararası Kulüpler Kupası'na çağrılan ilk takım (1999-00)
(UEFA ve SÜPER KUPA Şampiyonu Unvanıyla)
90) Avrupa en çok maç yapan takım (185 maç)
91) Avrupada en çok gol atan takım (238 gol)
92) Avrupada en çok galibiyet alan takım (69 galibiyet)
93) Avrupa en çok tur atlayan takım (33 tur)
8 Şampiyon Kulüpler Kupası
9 Şampiyonlar Ligi Ön Eleme
7 Kupa Galipleri Kupası
8 UEFA Kupası
1 Süper Kupa
94) Türkiye'de Avrupa kupası kazanan ilk takım
(UEFA Kupası 1999-00)
95) Türkiye'de Avrupa kupası kazanan tek takım
(1 UEFA Kupası, 1 Süper Kupa)
96) Türkiye'de en çok Avrupa kupası kazanan takım
(2 Avrupa Kupası) (1 UEFA Kupası, 1 Süper Kupa)
97) UEFA Kupasını 5 Avrupa Ülkesinin Tekelinden Çıkarmayı Başaran İlk Takım
(İngiltere,İtalya,Almanya,Fransa,İspanya)
(TÜRKİYE Galatasaray)
9 Avrupada bir sezonda en çok maç yapan takım
99) Avrupada bir sezonda en çok gol atan takım (35 gol 1999-00)
100) Avrupada bir sezonda en çok puan alan takım
devamı gelecek..
__________________
Alayına İsyan
...Ölümüne Aslan...
Emeğe Saygı
bugrahan çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla