Tek Mesajı Görüntüle
Old 03-20-2006, 12:13 AM   #50
CaKaLBoT
ÇaKaL Üye
 
Üyelik Tarihi: Jan 2006
Mesajlar: 1,791
Teşekkür Etme: 0
Thanked 88 Times in 15 Posts
Üye No: 26295
İtibar Gücü: 2587
Rep Puanı : 76884
Rep Derecesi : CaKaLBoT has a reputation beyond reputeCaKaLBoT has a reputation beyond reputeCaKaLBoT has a reputation beyond reputeCaKaLBoT has a reputation beyond reputeCaKaLBoT has a reputation beyond reputeCaKaLBoT has a reputation beyond reputeCaKaLBoT has a reputation beyond reputeCaKaLBoT has a reputation beyond reputeCaKaLBoT has a reputation beyond reputeCaKaLBoT has a reputation beyond reputeCaKaLBoT has a reputation beyond repute
Cinsiyet :
Varsayılan Bir Adam, Bir Işık, Bir Ayrılık...

Bir Adam, Bir Işık, Bir Ayrılık...

O gün erken uyandı Genç Adam. Yarım kalan bir filmin devamını izlermiş gibi, uyumaya çalışırken düşündüğü şeyler geldi aklına yine. Doğruldu, yorgundu hala. Başkalarına göre yeni bir gün başlarken, o ardındaki yarım kalmışlıklarla boğuşacaktı yine. Son haftada hayatı değişmişti Genç Adamın. Olmak istediği kişi değildi hala. Daha da kötüsü olmak istemediği kişiye dönüştüğünü geç anlamıştı. Olağan işlerini tekrarladı. Aynada gördü kendisini. Aynaya farklı bakıyordu artık. “Değişen neydi?” diye düşündü kendi kendine. Aynaya baktığında dudaklarındaki çatlaklardan çok, yaptıklarını görüyordu sanki… Yutkundu, O’na yaptıklarını hatırladı. Dayanamıyordu ve karar vermeliydi.

Yanında olmadığını, kendisini duymadığını bildiği halde; O’nun kızdığı şeyi yaptı yine. “Özür dilerim” dedi kısık sesiyle. Böyle olsun istememişti. Her şey ne kadar da güzel başlamıştı oysa. Tam ihtiyaç duyduğu anda yanında belirmişti “Işığı”. Kendi karanlıklarında kaybolmak üzereyken çıkmıştı genç adamın karşısına. Kör olmak üzereyken, görmüştü o ışığı. İhtiyacı vardı ona. Genç adam ışığa doğru koşmuştu son bir umutla. Işık farklıydı ve gözlerini alamıyordu. Işığın sadece kendisi için yandığını anlaması uzun sürmemişti. Genç adam alışmıştı ışığına ve ışığı da mutluydu genç adamın yanında. Her an yanında olmasını istemişti. Işığın ve genç adamın sevgileri günden güne arttı. Işığını seyretmekten bıkmıyordu, Onu hiç bırakmayacaktı, ışığının da onu bırakmayacağını bilerek.

Gözleri doldu. Nasıl bu hale geldiğini hatırladı bu sefer. Işığına ilk kez dokunmaya çalıştığında başlamıştı kabusu. Acı geçeği, aşkının imkansız ve bir o kadar da bencilce olduğunu o gün anladı. Bakmaya doyamadığı, yere göğe sığdıramadığı ve sadece onun için yanan ışığı bir mumdu. Genç adama baktıkça daha da çok ışık veriyor, daha çok mutlu ediyor ve daha çok eriyordu üstelik. O’nun erimesine daha fazla göz yumamazdı. “Bir şeyler yapmalıyım.” Diye düşündü kendi kendine. Ne kadar da fedakardı ışık. Kendini hiç düşünmezdi. Sonunu bile bile genç adamın yanında kalmak istiyordu. Oysa genç adam artık vermişti kararını.

Işığın kendi kendini tüketmesini seyretmeye dayanmayacağını biliyordu. Giderse, kendisinin tükeneceğini de… Hırçınlaştı genç adam. Vermişti kararını artık. Daha fazla seyirci olmayacaktı, mumun kendisi için erimesine. Gidecekti… Buna alıştırmalıydı kendini. Işığı için yapmalıydı.

Derin bir nefes aldı genç adam. Işığını özlemişti. Koştu tekrar ona, Son kez koştuğunu bilerek. Doya doya seyretti ışığını. Işık biliyordu genç adamın söyleyeceği her harfi ve fikrini değiştirmeyeceğini de. Kendini adamıştı genç adama, ne isterse yapmaya hazırdı. Gitmeye bile… İstenileni yaptı. Gitti…

Genç adamın tek isteği sımsıkı sarmaktı,
Işığın tek suçuysa imkansız olmak…
CaKaLBoT çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla