![]() |
|
|
#11 |
|
Aşmış Üye
![]() Üyelik Tarihi: Aug 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 281,268
Teşekkür Etme: 98 Thanked 355 Times in 320 Posts
Üye No: 44033
İtibar Gücü: 57947
Rep Puanı : 34658
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet : Erkek
|
Güneş'in sönmekte olan bir kor gibi kızıla boyandığı
saatlerdi,o'na ilk rastlayışım.Her günü noktalayışta sahile gelişi,batan Güneş'e bakan gözlerindeki telaş; azalan umutlarından olmalıydı."Her insan ayrı bir romandır,okumayı bilene"demişti eski bir dostum.Ne kadar çok sevsemde kitap sayfalarının kokusunu,yaşayan hala bitmemiş bu romanlar kitaplardan çok çekerdi beni.O an yani o'nu ilk gördüğüm gün bitiminde içimden;"işte yeni sayfalarla dolu okunmamış bir roman duruyor karşımda"diye düşünmüştüm.Beni farketmemişti yada şimdi düşününce, bana öyle gelmişti o an. Güneş,deniz ve martılar dışında bir şey görmeye niyetli değil gibiydi gözleri.Yüzü bir meleği andırıyordu,tüm bu kızıl-mavi renk deryası içinde;beyazaçalan bir şeyler vardı onda. Gözlerim birer fotoğraf mekinasına dönüşmüştü zamanla, beynimse not defterimdi.Hayattan çalabildiğim her kareyi,her satırı kar sayardım.Bunu bir gün-yazacak cesareti bulursam-bir başka hikayemde anlatacağım,adını bile bilmediğim ve herkezin ona KADIN diye seslendiği;büyükada'da yokluk içinde ama hepimizden çok hayata dahil olarak yaşayan o rum kadınından öğrenmiştim. Çarşaf gibi denize şavkı vuran güneş'in kızılı yaksada yüzünü,gözlerini;birşeyleri hala bembeyaz kılıyordu,içimdeki ilk resminde varlığını.Haklı olup olmadığımı bilemezdim o zamanlar elbette.Oysa şimdi ,yıllardan sonra geçmişteki resminde solmadan kalabilen varlığı ispatlıyor haklı oluşumu bana. Elleri dikkatimi çekmişti.Avuçlarındaki bir yudun kum'u ;sağ elinden sol eline,oradan eski yerine döndürüp dururken,kum saati misali birşeyleri bekliyor yada, kovalıyor olmalı zamanları diye düşünmüştüm.Dudakları martı kanadı gibi kıvrımlıydı.Kirpikleri;balıkçıların denizden yeni çektiği balık ağları gibi ıslak...Bu suskunluğu,bu bedenini terkedip;daldığı ufuklara yol almış ruhuyla,aklıma bir yığın sorunun üşüşmesine sebep olmuştu.Ve yine bu hali değilmiydi ard arda orda onunla günleri devirişime sebep olan?!...Belki o'da biliyordu orda olduğumu,günlerce sahilde zamanı kovalayışı;" Ne zaman bulacaksın beni?" diye bekleyişiydi.Şimdi bunca zamandan sonra,onun bir istiridye olduğunu ve bana içindeki inciyi sunduğunu söylemem kolay.Zor olansa ilk günden daha bunu hissettiğimi sizlere açıklamak.Bu yüzdendir kurgularımda zamansal hatalardan korkuşum ve bazı konuları uzatıp atmosferi dağıtışım.Kendini bildi bileli yazan bu şahıs,hala yetecek doğru kelimeleri bulamamışken,nasılda azimle cebelleşiyor kalemiyle bilseydiniz;yazmak bu denli zor zanaat olmazdı belki.Korkmayın birgün biterse bu öykü ve inanırsam sadece okunmakla kalmayıp anlaşılacak satırlarım,satır aralarında yazarak anlatamadıklarımdan kalanlar;hikayeden kopuk bunca ayrıntı arıtılıp dip not olarak sayfa sonuna yada kitap sonuna ekleneceklerdir.Çoğunuz sadece hikayeye ehemmiyet verip es geçecesenizde bu kısmını yazılanların,mecburum yazmaya.İlgilenme ihtimali bulunan bir avuç insan için! İlk güne dönüp,uzun uzun o günde kalmak isterdim,satırlarımda hiç olmazsa.Ama bilirim takılı kalmış plakları kimse sevmez en güzel şarkıda olsa tekrarlanan.Bu yüzden sizler özetini okuyup geçerken,ben o resimlerle kaplıyor olacağım zihnimin duvarlarını.Zira ancak o güne dönmekle mümkün olurdu değiştirmem hikayemin yazgısını.Mümkün değil farkındayım,işte bu yüzden yazıyorumya;hiç olmazsa sizler geçmişinize takılı kalmayın diye paylaşıyorum hikayemi. Tesadüfmü , yazgımı bilinmez aynı sahilde ve yalnız oluşumuz.Hayatta anlamlandıramadığımız,şu kıt beyinlerimizde yarım kalmaya mahkum sorularınıza ek olarak kalacak bu yanıtsız soruda çaresiz.O oradaydı işte ve bende onun biraz arkasında.Farkedermiydi başkaları olsa derseniz?!...Adım gibi emin bir HAYIR! kopup gelir şu an satırlarıma derinlerimde biryerlerden.Saçları deniz kızlarının saçları gibi belini okşuyordu.Denizin durgunluğuna inat dalga dalgaydı.Kızıl sanmıştım ilk bakışta.Güneşmiş aldatan gözlerimi oysa.Başak sarısı saçları varmış meğer. Unutmamaya and içmişim bir kez ona ait hiçbir şeyi.Bu gün gibi aklımda omuzlarını açıkta bırakan turkuvaz rengi elbisesi.Ayakları çıplaktı.Denizle kumsalın oynaştığı o incecik çizgide sakin dalgalar secde eder gibi ayaklarına kapanıp duruyordu.O'nu izlemeye o kadar dalmıştımki kaçırmıştım güneşin gidişini gözlemeyi.Şimdi,Güneş her günün sonunda batıyor ,ama o resmi bir daha çekemem diyorum kendime. Güneş tamamen sönünce ayağa kalkar ,aklanmış gibi huzurlu adımlarla uzaklaşırdı yanına aldığı suskunluğuyla.Bir başka yerde görsem tanımazdım belki ,vazoda koparılmış bir çiçek gibi yavan gelirdi varlığı ban****aç gün izlemekle yetindim onu o günden sonra hiç saymadım.Hatırladığım yağmurlarınyağmaya başladığıdır.Korkmuştum bir daha gelmez diye ama o yine beni şaşırtmış,yine farklılığıyla avutmuştu bilmedende olsa.Alışmanın en kolay,alışkanlıkların terkedilmesinin en zor olduğunu vurmuştu yüzüme.Günlerimi gün batımlarının birkaç dakikalık mahremiyetine sattığım zamanların yokluğuna alışamadığım alışkanlığı hala içimde dipsiz bir kuyudur şimdi.O'nu izlerken en çok gözleri olabilmeyi dilediğimi anımsıyorum. Dalıp gittiği ufuklarda benim göremediğim neleri buluyordu hiç öğrenemedim.ben o'nu izlerken o neleri izliyordu bilmiyorum hala.Bildiğim benim gözlerim,günlerim,düşüncelerim ;melek kanatlı bir denizkızına takılı kalmıştı.O neden takılı kalmıştı gün batımlarına?Nelerden aklıyordu kendini?Beklediği yada kaçtığı neydi?Her yenigün sorularıma soru eklemekten başka ne getiriyorduki o günlerde bana?... Sayısını bilmediğim günlerböylesi tuhaf sarhoşluklar içersinde geçip gitmişti işte.Ta ki soruların altında ezilen ruhum isyan edene kadar.Bir gün anladım,tek başıma bir yere varamayacağımı.Takdir edersiniz ki ne günü,ne ay'ı,ne mevsimi bilir haldeydim.Uzun zamandan sonra mı,yoksa her bir anı bir ömre bedel bulduğumdanmı bana öyle gelmişti bilmem;bir gün adımlarım oyuna gelip yanında buldum kendimi.Ansızın öyle bir baktıki gözleri,gözlerimin ta içine,kendimi tatlı düşlerini bölen davetsiz kabuslardan saydım.Şimdi bunun kendi kendime uydurduğum bir bahane olduğunu söylememin kime -özelliklede bana-ne faydası var.Utanmıştım mahremiyetine yüzsüzce el sürüşümden. O gün gözleriyle mühürleyivermişti dilimi,ben sadece başımı önüme eğip kaçmıştım suçlu gibi.Şimdi o günden kalma utancım farklı. Beni ona götüren ayaklarım kadar yürekli olamayışıma hayıflanıyorum geç kalmış bi halde.... Aklımca kendimi cezalandırmış, ertesi gün gitmemiştim sahile.İşte o günü delirmeden atlattığıma göre çok görmeyin hayata kafa tutuşumu .Tanrım nasıl durmuştu saatler ,hiçbir şey avutmayı bilmiyordu o gün .Bir türlü gelmiyordu yarın.Ne aptalmışım!...Ve yine delirmemek içindi ertesi gün saatler öncesinden gidip onu bekleyişim.Yine zaman oyun oynuyor ,dalga geçiyordu benimle.İşine geldimi dururdu zamanlar duvar gibi ,tıpkı canı istedimi dört nala gidişi gibi !İşte birkaç saat öncesindemi ordaydım,yoksa birkaç ömrümümü orda harcadım hiç sormayın.Saatler geçti,güneş söndü çaresiz denizde.O gelmedi!...Denizin suyu tükenipte,kuruyan güneş hiç bişey olmamış gibi bir daha doğmasın diye ne çok ağlamıştım.Günler gelip geçti herşeye rağmen.Güneş defalarca yandı ,söndü onsuz.Ve ben içimde kalan son bir damla umuda dört elle sarılıp bekledim.Bu kez o beni rüyalarımdan uyandırsın diye bekledim....Olmadı,gelmedi bir daha! Şimdi "hani sana verdiği inci?" diyeceksiniz."Bir tek kelime,bir küçük dokunuş bile vermemiş"diyeceksiniz.Doğrudur,haklısınız belki bu hikayede yabancı olduğunuz için böyle düşünmekte.Ama ben içimde kalan resmine bakarken,o kum saati ellerinde zamanın boşa akıp gidişini izleyenin sadece ben olduğumu farkediyorum yıllardan sonra.Ve bana bunu farkettirdiği için onu hala unutamıyorum.O hala bende sayfalarını merak etmekle yetinmeye kendimi mahkul bıraktığım kalın bir roman.O kum saatini kırıp,birlikte uyanacağı kişiyi bekliyordu besbelli,bense onunla uyumayı seçmiştim .Yaşamak dururken neden merakına kapılmıştım düşlerinin bilmiyorum?Neden günlerce sonsuzmuş gibi avuçlarında ki zamanın akıp gidişine seyirci kalmıştım?Belkide okumadım sandığım romanı bunu anlamamı sağlamıştır kim bilir?!...
__________________
Buraya Kadarmış ..
|
|
|
|
| Konuyu Görüntüleyen Aktif Kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
|
|