![]() |
|
|
#11 |
|
Forum Kalfası
![]() Üyelik Tarihi: Dec 2005
Konum: BeyCoast
Mesajlar: 7,003
Teşekkür Etme: 26 Thanked 333 Times in 269 Posts
Üye No: 4853
İtibar Gücü: 3039
Rep Puanı : 16800
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet : Erkek
|
d. Levinson'un yaşam yapısı kuramı:
Daniel J. Levinson, yetişkin gelişiminin incelenmesinin henüz çok yeni olduğunu belirtmektedir. Yaklaşık 1950'lerden beri konuyla ilgilenilmekle birlikte, genel bir yetişkin gelişimi kuramı oluşturmakta çok az yol alınmıştır. Bu süre içinde psikolojinin birçok alanında bir yetişkin gelişimi yaklaşımına gereksinme duyulduğu gitgide daha fazla farkedilmiştir. Levinson'a göre yetişkin gelişimi, bir disiplin olarak psikoloji için anlamlı bir sorundur ve psikolojiyle sosyoloji, biyoloji, tarih gibi diğer disiplinler arasında önemli bir bağlantı halkasıdır. İlk çalışmalarından yaklaşık on beş yıl sonra yeni bulgularını yayınlayan Levinson'un yetişkin gelişimi kuramı şu ögeleri içermektedir: a) Yetişkin gelişimi alanına temel bir çerçeve sağlayan "yaşam akışı" ve "yaşam döngüsü" kavramları; b) Kişiliğin ve dış dünyanın birçok yönünü içeren, ama bunların hiçbiriyle aynı olmayan ve kendi farklı yolunda gelişen "bireysel yaşam yapısı" kavramı; c) Bireysel yaşam yapısının ilk ve orta yetişkinlikteki gelişimini dile getiren bir "yetişkin gelişimi" anlayışı. Yaşam yapısı gelişimi kişilik gelişiminden, toplumsal rollerden farklıdır ve onlarla karıştırılmamalıdır. Aşağıda bu kavramlar Levinson'un kendi anlatımıyla birer birer açıklanmaktadır. Yaşam akışı (life course). Yaşam akışı yüksek düzeyde bir soyutlama olmayıp betimsel bir terimdir ve bir yaşamın başlangıçtan sona gelişimi içindeki somut özelliğine dayanır. Terimin içindeki her iki sözcüğü de dikkatle kullanmak gerekir. "Akış" sözcüğü sırayı, geçici dalgayı, yaşamın yıllar boyunca açılımını inceleme gereksinmesini belirtmektedir. Bir yaşamın akıcılığının incelenmesi, kararlılığı ve değişimi, sürekliliği ve süreksizliği, düzenli ilerlemeyi ve kaotik dalgalanmayı dikkate almayı gerektirmektedir. Yalnızca belirli bir an üzerinde odaklanmak ya da üç dört anı birbirinden kopuk olarak incelemek yeterli değildir. Yaşamı ilerleyişi içinde incelemek ve geçici sıralar yaşam boyunca ayrıntısıyla izlemek gerekmektedir. "Yaşam" sözcüğü de çok önemlidir. Yaşam akışı konusundaki bir araştırma yaşamın bütün yönlerini içermelidir: İç dilekler ve fantaziler, aşk ilişkileri, aileye, işe, diğer toplumsal sistemlere katılım, beden değişimleri, iyi ve kötü zamanlar, yaşamda anlamı olan her şey. Yaşam akışının incelenmesinde, önce yaşama belirli bir zamandaki bütün karmaşıklığıyla bakmak, bütün ögelerini ve bunların bütüne etkilerini içermek zorunludur. İkinci olarak bu bütünün zaman içindeki evrimini belirlemek gerekmektedir. Yaşam akışının incelenmesi, insan bilimlerinin her biri, kişilik, toplumsal rol ya da biyolojik işleyiş gibi yaşamın bir yönünü ele aldığı, diğerlerini ihmal ettiği için güç olmaktadır. Her disiplin yaşam akışını çocukluk ya da yaşlılık gibi ayrı parçalara bölmektedir. Böylece araştırmalar aralarındaki etkileşimi pek dikkate almadan, biyolojik yaşlanma, ahlak gelişimi, meslek gelişimi, yetişkin toplumsallaşması, kültürlenme, yitirme ya da strese uyum sağlama gibi çeşitli kuramsal açılardan yapılmaktadır. Değişik kuramsal yaklaşımların birbirinden yalıtılmış birimler değil, tek bir alanın değişik yönleri olduğu görüşü yeni yeni kazanılmaktadır. Levinson'a göre, bireysel yaşam akışının araştırılması insan bilimlerinde çeşitli disiplinleri birleştiren yeni bir çok-disiplinli alan olarak yakın gelecekte ortaya çıkacaktır. Yaşam döngüsü (life cycle). Yaşam döngüsü düşüncesi yaşam akışı düşüncesinin ötesine gitmektedir. "Döngü" imgesi insanın yaşam akışında alttan alta bir düzenin var olduğunu telkin etmektedir; her bireysel yaşam biricik olmakla birlikte, herkes aynı temel sıra içinde yaşar. Yaşam akışı basit, sürekli bir süreç değildir; niteliksel açıdan farklı evreleri ya da mevsimleri vardır. Yıl içinde (örneğin bahar yaşam döngüsünün çiçeklenme mevsimidir) ya da gün içinde (örneğin gündoğumu, öğle vakti, alaca karanlık, karanlık gibi) mevsimler vardır. Aşkta, savaşta, politikada, sanatsal yaratışta ve hastalıkta da mevsimler vardır. Yaşam döngüsü imgesi yaşam akışının belirli bir sıra içinde geliştiğini düşündürmektedir. Bir mevsim toplam döngünün büyük bir parçasıdır; bütünün parçası olsa da her mevsimin kendi zamanı vardır, hiçbiri diğerinden daha iyi ya da önemli değildir, her birinin kendi gerekli yeri ve bütüne özel katkısı vardır. Yaşam döngüsünde önemli mevsimlerin neler olduğu konusunda ne popüler kültür ne de insan bilimleri açık bir yanıt getirebilmiştir. Modern dünya bir bütün olarak ve evreleriyle kurulu bir yaşam döngüsü anlayışına -bilimsel, dinsel, felsefi ya da edebi- sahip değildir. Yaşam döngüsünün çeşitli büyük parçalarını belirten standart bir dil de yoktur. Egemen görüş yaşam döngüsünü üç bölüme ayırmaktadır: a) Çocukluğu ve ergenliği içeren yaklaşık 20 yıllık ilk bölüm (yetişkinlik öncesi); b) 65 yaşında başlayan sonuncu bölüm (yaşlılık); c) bu bölümler arasında yer alan, yetişkinlik olarak bilinen biçimlenmemiş zaman. Bir yüzyıldan beri insan gelişiminde en önemli araştırma alanını oluşturan yetişkinlik öncesi yıllar çok iyi bilinmektedir. Kabul edilen görüşe göre ilk yirmi yıl içinde bütün insanlar aynı dönemleri izlerler: Doğum öncesi, bebeklik, ilk çocukluk, orta çocukluk, önergenlik ve ergenlik. Her ne kadar bütün çocuklar ortak gelişim dönemlerinden geçiyorlarsa da, biyolojik, psikolojik ve toplumsal koşullardaki farklılıkların sonucu olarak tamamen farklı yönlerde büyürler. Somut biçimi içinde her bireysel yaşam akışı tektir. Yetişkinlik öncesi gelişimin incelenmesi evrensel düzeni belirlemeyi ve her insanın yaşamını gitgide bireyselleştiren süreci yöneten genel gelişim ilkelerini saptamayı amaçlar. Çocuk gelişimi araştırmalarının Freud ve Piaget gibi önemli adları gelişimin ergenliğin sonunda büyük ölçüde tamamlandığını ileri sürerler; bu sayıltıya dayanarak yetişkin gelişimiyle ya da bir bütün olarak yaşam döngüsüyle ilgilenmezler. 1950'lerden başlayarak gerontoloji konuyla ilgilenmiş, ama bir yaşam döngüsü anlayışı geliştirecek kadar ileri gitmemiştir. Belki bunun bir nedeni yetişkinlik yıllarını incelemeden çocukluktan yaşlılığa atlamasıdır. Levinson'a göre yetişkinlik konusunda daha fazla şey öğrendiğimizde şimdiki yaşlılık anlayışı da değişecektir. Günümüzde yaşam döngüsünün bir mevsimi (ya da mevsimleri olarak) yetişkinlik konusunda çok az kuram ya da araştırma var. Ergenlikten sonraki yaş düzeylerini betimleyen popüler bir dil yok. "Gençlik", "olgunluk", "orta yaş" gibi sözcüklerin anlamı çok belirsiz. Dildeki bu belirsizlik, yetişkinliğin kültürel bir tanımının olmamasından ve insan yaşamının bunun içinde nasıl geliştiğinin bilinmemesinden doğmaktadır. İnsan bilimlerinde de yetişkinliğin doğası konusunda uygun bir anlayışa sahip değiliz. Levinson, yaşam döngüsü kuramının kendi araştırmasından ve Erikson, Jung, Neugarten, Ortega y Gasset gibi yazarların görüşlerinden doğduğunu açıklamaktadır. Yaşam döngüsünü bir çağlar sıralaması olarak kabul eden Levinson'a göre her çağın kendi biyo-psikososyal niteliği vardır ve her biri bütüne farklı katkılarda bulunur. Bir çağdan diğerine yaşamımızda önemli değişimler olur. Çağlar birbiriyle kısmen çakışır, yeni bir çağ bir önceki çağ sonlara yaklaşırken başlar. Genellikle beş yıl süren geçiş çağı önceki çağı bitirir ve sonrakini başlatır. Çağlar ve geçiş dönemleri, her insanın yaşamının altındaki düzeni sağlayan ve bireysel yaşam akışındaki ince farklılıklara izin veren yaşam döngüsünün makro yapısına biçim verir. Her çağ ve gelişim dönemi iyi tanımlanmış bir ortalama yaşta başlar ve biter. Birinci çağ olan Yetişkinlik Öncesi, döllenme ile aşağı yukarı 22 yaş arasında yer alır. Bu "oluşum yılları" sırasında birey yüksek ölçüde bağımlı, farklılaşmamış bebeklikten yola çıkıp, çocukluktan ve ergenlikten geçerek, yetişkin yaşamının daha bağımsız ve sorumlu başlangıcına doğru büyür. Bu, en hızlı biyo-psikososyal büyümenin olduğu çağdır. Yaşamın ilk birkaç yılı çocukluğa geçişi sağlar, bu zaman içinde yenidoğan biyolojik ve psikolojik açıdan anneden ayrılır ve 'ben' ile 'ben-olmayan' arasındaki ilk ayırımı gerçekleştirir, bu da sürekli bireyleşme sürecinde ilk adımdır. Yaklaşık 17-22 yaşları insanın İlk Yetişkinliğe Geçiş dönemini oluşturur, bu gelişim döneminde önyetişkinlik sona erer ve ilk yetişkinlik çağının temelleri atılır. Dolayısıyla bu dönem her iki çağın da parçasıdır, ama tam olarak ikisinin de parçası değildir. Bireyleşmede yeni bir aşama aileyle ilişkilerin değişmesi ve önyetişkinlik dünyasının diğer ögeleri olarak kazanılır ve yetişkine yetişkinler dünyasında bir yer oluşturmaya başlar. Çocuğu merkez alan bakış açısından gelişimin büyük ölçüde tamamlandığı ve çocuğun bir yetişkin olarak olgunluk kazandığı söylenebilir. Gelişim (çocuk) psikolojisi geleneksel olarak bu görüşü benimsemiştir: Levinson'un yaşam döngüsünü bir bütün olarak alan bakış açısı ise ilk çağın gelişimsel kazanımlarının yalnızca bir temel, bir sonraki çağı başlatan bir hareket noktası sağladığını kabul etmektedir. İlk Yetişkinliğe Geçiş hem önyetişkinliğin tam olgunluğunu, hem de yeni bir çağın bebekliğini temsil eder. İkinci çağ olan İlk Yetişkinlik yaklaşık 17-45 yaşlar arasında yer alır ve İlk Yetişkinliğe Geçiş'le başlar. Bu, en büyük enerji ve bolluğun, en büyük çelişki ve stresin yetişkin çağıdır. Biyolojik açıdan 20'li ve 30'lu yaşlar yaşam döngüsünün doruk yıllarıdır. Toplumsal ve psikolojik açıdan ilk yetişkinlik güçlü dileklerin biçimlendirilmesi ve izlenmesi, toplumda uygun bir yer kazanılması, bir aile kurulması ve çağın sonunda yetişkin dünyasında daha saygın bir konuma ulaşılması mevsimidir. Bu çağ, aşk, cinsellik, aile yaşamı, mesleki ilerleme, yaratıcılık ve yaşamın büyük hedeflerinin gerçekleştirilmesi konusunda zengin bir doyum zamanı olabilir. Buna karşılık, ezici stresler de burada yer alabilir. İlk yetişkinlik bizim kendi tutkularımızın ve isteklerimizin darbesini en çok yediğimiz çağdır. Uygun koşullar altında bu çağda yaşamanın ödülleri de çok büyüktür, ama bedel çoğu zaman yarara denktir, hatta onu aşar. Yaklaşık 40-45 yaşlar arasında yer alan Orta Yaş Geçişi ilk yetişkinliği sona erdirir ve orta yetişkinliği başlatır. Bu iki çağ arasındaki ayırım ve onları ayıran ve birleştiren gelişim dönemi olarak Orta Yaş Geçişi kavramı bu şemanın en tartışmalı konuları arasındadır. Bununla birlikte, araştırmalar yaşamın niteliğinin ilk ve orta yetişkinlik arasında farkedilir derecede değiştiğini göstermektedir. Benzer gözlemler Jung'un, Erikson'un, Ortega'nın çalışmalarında da yer almaktadır. Değişim süreci Orta Yaş Geçişi'nde başlamakta ve çağ boyunca sürmektedir. Bu geçişin gelişim görevlerinden biri bireyleşmede yeni bir aşamaya başlamaktır. Bu olgu bizi daha sevecen, daha düşünceli ve tedbirli, iç çatışmalardan ve dış istemlerden daha az etkilenmiş, kendimizi ve başkalarını daha içtenlikle seven biri yapabilir. Bu olmaksızın yaşamımız saçma ve tatsız olur. Üçüncü çağ olan Orta Yetişkinlik yaklaşık 40-65 yaşlar arasında yer alır. Bu çağ boyunca biyolojik kapasitelerimiz ilk yetişkinlikten daha aşağıdır, ama normalde enerjik, kişisel olarak doyum verici ve toplumsal olarak değerli bir yaşam için hala yeterlidir. Biz yalnız kendimizin ve başkalarının işinden sorumlu değiliz, aynı zamanda yakında egemen kuşağa katılacak olan şimdiki genç yetişkinler kuşağının gelişiminden de sorumluyuz. Bir sonraki çağ olan Son Yetişkinlik yaklaşık 60 yaşında başlar. 60-65 yaşlar arasında yer alan Son Yetişkinlik Geçişi orta ve son yetişkinliği birleştirir ve her ikisinin de parçasıdır. Levinson son yetişkinlikle ilgili görüşlerini daha önceki kitabında (1978) tartışmıştı. Yaşam yapısı (life structure). Levinson öncelikle bir kişinin özel bir zamandaki yaşamının doğasıyla ve bu yaşamın yıllar içindeki akışıyla ilgilendiğini belirtmektedir. Araştırmalarının anahtar kavramı olan "yaşam yapısı" kavramı, bir kişinin belirli bir zamandaki yaşamının temelini oluşturan örüntüyü dile getirir. Levinson bu kavramın kendi yetişkin gelişimi anlayışının temel direği olduğunu söylemektedir. Ona göre yetişkin gelişimindeki dönemler yaşam yapısının evrimindeki dönemlerdir. Yaşam yapısı teriminin anlamı kişilik terimiyle karşılaştırılarak anlaşılabilir. Bir kişilik yapısı kuramı somut bir "Ben ne tür bir kişiyim?" sorusuna verilen yanıtı kavramlaştırma yoludur. Çeşitli kuramlar bu soruyu, örneğin özellikler, beceriler, dilekler, çatışmalar, savunmalar ya da değerler doğrultusunda düşünme ve birini ya da diğerlerini belirleme yollarını sunarlar. Bir yaşam yapısı kuramı ise daha fazla bir soru olan "Şu anda yaşamım neye benziyor?" sorusuna verilen yanıtı kavramlaştırma yoludur. Bu soruyu düşünmeye başladığımızda başka pek çok soru da aklımıza gelir: Yaşamımın en önemli bölümleri hangileridir ve aralarındaki ilişki nasıldır? Zamanımın ve enerjimin çoğunu nereye harcıyorum? Daha doyumlu ya da anlamlı kılmak istediğim ilişkiler (eş, aşk, aile, meslek, din, boş zaman vb.) var mıdır? Yaşamıma katmak istediğim şeyler var mı? Yaşamımda şu andaki yeri küçük olan, ama daha fazla yer tutmasını istediğim ilgiler, ilişkiler var mı? Bu soruları düşünürken dış dünyanın bizim için en anlamlı olan yönlerini farketmeye başlar, bunların her biriyle ilişkimizi belirler ve çeşitli ilişkilerin müdahalesini değerlendiririz. Kendi ilişkilerimizin bir tek örüntü ya da yapıyla eksik biçimde bütünleştiğini görürüz. Yaşam yapısının birincil ögeleri kişinin dış dünyada başkalarıyla "ilişkiler"idir. Başkası bir kişi, bir grup, kurum ya da kültür, özel bir nesne ya da yer olabilir. Anlamlı bir ilişki, bir benlik yatırımı (istekler, değerler, bağlanma, enerji, beceri), diğer kişinin ya da varlığın karşılıklı yatırımını, ilişkiyi içeren, biçimlendiren ve onun bir parçası olan bir ya da daha fazla toplumsal bağlamı içine alır. Her ilişki zaman içinde hem istikrar, hem değişim gösterir ve yaşam yapısının kendisinin değişmesi nedeniyle kişinin yaşamında değişik işlevleri vardır. Bir bireyin pek çok değişik "başkası" ile anlamlı ilişkileri olabilir. Anlamlı bir başkası bireyin gündelik yaşamındaki güncel bir kişi olabilir. Dostlar, sevgililer, eşler arasındaki, ana baba ve onların değişik yaşlardaki çocukları arasındaki, amirler ve astlar, öğretmenler ve öğrenciler arasındaki kişilerarası ilişkileri incelememiz gerekmektedir. Anlamlı başkası geçmişten biri ya da dinden, mitostan, düş ürünlerinden ya da özel düşlemden alınmış simgesel ya da imgesel bir kişi olabilir. Bir grup, kurum ya da toplumsal hareket gibi bir kollektif varlık da başkası olabilir: Bir bütün olarak doğa ya da okyanus, dağlar, yabanıl yaşam, genel olarak vadiler ya da özel olarak Moby Dick (ünlü balina) gibi bir doğa parçası; bir çiftlik, bir kent, bir ülke, "kişinin kendi odası" ya da bir kitap ya da tablo gibi bir nesne ya da yer. Yaşam yapısı kavramı, bir yetişkinin bütün anlamlı başkalarıyla ilişkilerinin doğasını ve örüntüleşmesini ve bu ilişkilerin yıllar boyunca gösterdiği evrimi incelememizi gerektirir. Bu ilişkiler yaşamımızın örüldüğü kumaşı oluşturur, yaşam akışına biçim verirler, onlar aracılığıyla çevremizdeki dünyaya -iyi ya da kötü biçimde- katılırız. Bir yaşam yapısı herhangi bir zamanda birçok ve çeşitli ögeler içerebilir. Ama sadece bir ya da iki -nadiren üç- ögenin bu yapıda merkezi bir yer tuttuğu görülmektedir. Çoğu zaman evlilik -aile ve meslek bir kişinin yaşamının merkezi ögeleridir- Merkezi ögeler benlik için en anlamlı ve yaşam akışmı geliştiren ögelerdir; bireyin zamanını ve enerjisini en çok bunlar alır ve diğer ögelerin niteliğini güçlü bir biçimde etkilerler. Yan ögelerin değiştirilmesi ya da bırakılması kolaydır, bunlara benliğin yatırımı çok azdır ve kişinin yaşamına az bir etkiyle değiştirilmeleri olanaklıdır. İlk ve orta yetişkinlikte gelişim dönemleri. Levinson erkeklerin ve kadınların yaşamındaki yaşam yapısının evrimini izlerken temel bir değişmez örüntü bulduğunu belirtmektedir: Yaşam yapısı yetişkinlik yılları boyunca yaşa bağlı dönemlerle görece düzenli bir sıra içinde gelişmektedir. Şaşırtıcı olan, böyle bir düzenliliğin yetişkin gelişiminde ortaya çıkması, ego gelişiminde, ahlak gelişiminde, meslek gelişiminde ve yaşamın diğer özel yönlerinde var olmamasıdır. Sıra, bir yapı-kurma ve yapı-değiştirme dizisinden ibarettir. Yapı kurma (structure-building) döneminde ilk görevimiz bir yaşam yapısı oluşturmak ve yaşamımızı onun içine koymaktır. Bazı temel seçimleri yapmak, onların çevresinde bir yapı oluşturmak, değerlerimizi ve amaçlarımızı bu yapının dışında izlemektir. Bir yapı kurmayı başardığımızda yaşamın mutlaka rahat olması gerekmez. Bir yapı kurma görevi çoğu zaman çok zahmetlidir ve umduğumuz kadar doyurucu olmadığını görebiliriz. Yapı-kurma dönemi genellikle 5-7, en fazla 10 yıl sürer. Bir geçiş dönemi varolan yaşam yapısını sona erdirir ve bir yenisi için olanak yaratır. Her geçiş döneminin birincil görevleri, varolan yapıyı yeniden değerlendirmek, benlikte ve dünyada değişim olanaklarını araştırmak ve sonraki dönemdeki yeni bir yaşam yapısına temel oluşturacak önemli seçimleri yapmaya yönelmektir. Geçiş dönemleri genellikle beş yıl sürer. Yetişkinlik yaşamımızın yaklaşık yarısı gelişimsel geçişlere harcanır. Hiçbir yaşam yapısı sürekli değildir, periyodik değişim varoluşumuzun doğasında vardır. Bir geçiş döneminin sonlarında kişi önemli seçimler yapmaya, onlara anlam vermeye ve onların çevresinde bir yaşam yapısı kurmaya başlar. Bu seçimler bir anlamda geçişin en önemli ürünüdür. Geçişin bütün çabaları -işi ve evliliği iyileştirme, seçenek yaşam biçimlerini keşfetme, kendisiyle barışık olma çabaları- gösterildiğinde seçimler yapılmalı ve en iyisine yer verilmelidir. Kişi sonraki aşamaya geçmesine aracı olacak bir yaşam yapısını yaratmaya başlamalıdır. Levinson'un ilk ve orta yetişkinlikteki gelişim dönemleri (Tablo 9) aşağıda sıralanmıştır; her dönem belirli ortalama yaşlarda başlayıp bitmekte, ortalamanın altında ve üstünde en fazla iki yıllık bir farklılık olmaktadır. Tablo 9 Levinson'a göre ilk ve orta yetişkinlikte gelişim dönemleri ONYETİŞKİNLİK ÇAĞI: 0-22 İLK YETİŞKİNLİK ÇAĞI: 17-45 İlk Yetişkinlik Geçişi: 17-22 ORTA YETİŞKİNLİK ÇAĞI: 40-65 İlk yetişkinlik için yaşam yapısına giriş: 22-28 30 yaş geçişi: 28-33 İlk yetişkinliğin yaşam yapısını sonuçlandırma: 33-40 Orta Yaş Geçişi: 40-45 GEÇ YETİŞKİNLİK ÇAĞI: 60-? Orta yetişkinlik için yaşam yapısına giriş: 45-50 50 yaş geçişi: 50-55 Orta yetişkinkinliğin yaşam yapısını sonuçlandırma: 55-60 İleri Yaş Geçişi: 60-65 Kaynak: D.J. Levinson. 1986. 1. İlk Yetişkinliğe Geçiş: 17-22 yaşlar arasında yer alır, yetişkinlik öncesi ile ilk yetişkinlik arasında gelişimsel bir köprü görevi görür. 2. İlk Yetişkinlik İçin Yaşam Yapısı Girişi: 22-28 yaşlar arasında yer alır, yetişkin yaşamının ilk biçimini oluşturma ve sürdürme dönemidir. 3. 30 Yaş Geçişi: 28-33 yaşlar arasındadır. Giriş yapısını yeniden değerlendirme, değiştirme ve sonraki yaşam yapısına temel yaratma olanağı sağlar. 4. İlk Yetişkinliğin Yaşam Yapısını Sonuçlandırma: 33-40 yaşlar. İlk yetişkinlik çağını tamamlama ve gençlik dileklerimizi gerçekleştirme aracıdır. 5. Orta Yaş Geçişi: 40-45 yaşlar. Hem ilk yetişkinliği bitirmeye, hem de orta yetişkinliği başlatmaya yarayan bir başka büyük geçiş çağıdır. 6. Orta Yetişkinlik İçin Yaşam Yapısına Giriş: 45-50 yaşlar. Önceki dönemin benzeridir, yeni bir çağdaki yaşama ilk temellerini sağlar. 7. 50 Yaş Geçişi: 50-55 yaşlar. Yaşam yapısına girişi değiştirmek ve belki iyileştirmek için bir orta yaş olanağı sunar. 8. Orta Yaşın Yaşam Yapısını Sonuçlandırma. 55-60 yaşlar. Orta yetişkinlik çağını sona erdirmemizin çerçevesini oluşturur. 9. Son Yetişkinlik Geçişi. 60-65 yaşlar. Orta ve son yetişkinlik arasında yer alarak iki dönemi ayıran ve bağlayan sınır dönemidir. İlk yetişkinliğin yaklaşık 17-33 yaşlar arasında yer alan baştaki üç dönemi bu çağın 'acemilik evresi'ni oluşturur. Bu dönemler, ergenliğin ötesine geçme, geçici ama zorunlu olarak bir yaşam yapısı girişi oluşturma ve bu yapının sınırlarını öğrenme olanağını sağlar. 33-45 yaşlar arasındaki son iki dönem bu çağın çabalarının getirdiği "sonuçlandırma evresi"dir. Benzer bir sıra orta yetişkinlikte de vardır. Orta yetişkinlik de 40-55 yaşlar arasında üç dönemlik bir acemilik evresiyle başlar. Orta Yaş Geçişi hem sona erme hem de başlamadır. 40 yaşlarımızın başında ilk yetişkinliğimizin olgunluğu ve orta yetişkinliğin bebekliği içindeyizdir. Her çağdaki acemilikleri, bir yaşam yapısı girişini deneme ve bunu orta çağ geçişinde sınama ve değiştirme olanağını buluncaya kadar sürdürürüz. Yalnızca yaşam yapısını sonuçlandırma döneminde ve onu izleyen geçiş çağında bu mevsimin sonucunu almaya ve sonraki basamağa geçmeye başlarız.
__________________
M@D_VIPer Nickten Öte..Bir Markadır... Her Gidişin Bir Dönüşü,Her Bitişin Bir Başlangıcı Vardır..!!! |
|
|
|
| Konuyu Görüntüleyen Aktif Kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Görünüm Modları | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Uyku ve Yaşlılık | BeatLes | Revir | 0 | 04-05-2010 01:05 AM |
| Ölüm | GooD aNd EvıL | Eskiler (Arşiv) | 0 | 10-07-2007 07:40 AM |
| 'Yaşlılık aylığı yükseltilmeli' / 1 ekim | M@D_VIPer | Eskiler (Arşiv) | 0 | 10-01-2006 03:30 PM |
| 'Yaşlılık aylığı yükseltilmeli' / 1 ekim | M@D_VIPer | Eskiler (Arşiv) | 0 | 10-01-2006 03:24 PM |
| Romatizma yaşlılık hastalığı değil | Karizmatix | Eskiler (Arşiv) | 1 | 03-19-2006 03:20 AM |